İman-ı tahkiki ilmelyakinden hakkalyakine yakınlaştıkça daha selbedilmeyeceğine ehl-i keşf ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şübheler verip tereddüde düşürebilir. Bu nevi iman-ı tahkiki ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letaife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor; öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor. Bu iman-ı tahkikinin vusulüne vesile olan bir yolu, velayet-i kamile ile keşf ve şuhud ile hakikata yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, iman-ı şuhudidir.
İkinci Yol: İman-ı bilgayb cihetinde sırr-ı vahyin feyziyle bürhani ve Kur'ani bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla hakkalyakin derecesinde bir kuvvet ile, zaruret ve bedahet derecesine gelen bir ilmelyakin ile hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir. Bu ikinci yol; Risalet-in Nur'un esası, mayesi, temeli, ruhu, hakikatı olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, Risalet-in Nur hakaik-i imaniyeye muhalif olan yolları gayr-ı mümkin ve muhal ve mümteni' derecesinde gösterdiğini görecekler.
(Bediüzzaman Said Nursi - Kastamonu Lahikası'ndan)
Lügatler
|
Bedahet :açıklık, aşikarlıkbelli olmak Bürhan :delil, ispat vasıtası Cihet : taraf, yön, yan Ehass-ı havas :en halisin halisi, en hasatsan daha hassas, en uyanık olan Ehl-i keşf ve tahkik :en gizli sırları araştıran ve onlara vakıf olan kimseler Feyz :ilim, irfan, bereket, bolluk Gayr-ı mümkin :imkansız, mümkün olmayan Hakaik-i imaniye :iman hakikatleri Hakikat: gerçek Hakkalyakin :en apaçık bir şekilde hakikati görmek Has :saf, en seçkin, en kıymetli Hükmetmek :idare etmek, hakim olmak,yönetmek İlmelyakin :sağlam ve kesin bilgiyle bilmek İman-ı bilgayb :gayba-görünmeyene-gizli sırlara inanmak İman-ı şuhudi :görür gibi inanmak İman-ı tahkiki :hakikatleri tam arştırarak ve ikna olarak inanmak İmtizac :uyuşmak, karışmak, bağdaşmak, iyi geçinmek İnsaf :hakikatı kabul ve itiraf Keşf :gizli kalmış bir şeye vakıf olmak ve ortaya çıkarmak Kur’anî :Kur’an’la ilgili
|
Lâhika :mektup, ilave Letaif :güzel latif duygular Mahfuz :muhafaza edilmiş, korunmuş, korunan Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel Maye :esas, temel Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan Muhalif :zıt, birbirine uymayan, karşı duran, karşı Mümtenî :imkansız, mümkün olmayan, kaçınılması gereken Nev’ :çeşit, sınıf, cins Sekerat :sarhoşluk, mest olma, ölüm öncesi hal, can çekişme Selbedilmek :inkar edilmek Sırr :gizli hakikat, aklın ermediği şey Sırr-ı vahiy :vahiydeki gizli sır ve hakikatlar Sirayet :yayılmak, bulaşmak Şuhud :görmek, müşahede etmek Tarz :usul, şekil, metod, yol Tasdik :doğrulamak, kabul etmek Tereddüd :kararsızlık, şüphede kalmak Velayet-i kamile :tam velilik, tam sadakat ve bağlılık Vesile :sebeb, fırsat, bahane Vesvese :tereddüd, kuruntu, şüphe Vusul :ulaşmak, erişmek, kavuşmak, varmak Zaruret :çaresizlik, muhtaçlık, sıkıntı, yoksulluk zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek
|