Nur deryasından damlalar (08.05.2026)

2 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 8, 2026, 9:00:45 AM (4 days ago) May 8
to

İman-ı tahkiki ilmelyakinden hakkalyakine yakınlaştıkça daha selbedilmeyeceğine ehl-i keşf ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şübheler verip tereddüde düşürebilir. Bu nevi iman-ı tahkiki ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letaife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor; öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor. Bu iman-ı tahkikinin vusulüne vesile olan bir yolu, velayet-i kamile ile keşf ve şuhud ile hakikata yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, iman-ı şuhudidir.

            İkinci Yol: İman-ı bilgayb cihetinde sırr-ı vahyin feyziyle bürhani ve Kur'ani bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla hakkalyakin derecesinde bir kuvvet ile, zaruret ve bedahet derecesine gelen bir ilmelyakin ile hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir. Bu ikinci yol; Risalet-in Nur'un esası, mayesi, temeli, ruhu, hakikatı olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, Risalet-in Nur hakaik-i imaniyeye muhalif olan yolları gayr-ı mümkin ve muhal ve mümteni' derecesinde gösterdiğini görecekler.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - Kastamonu Lahikası'ndan)

 

Lügatler

Bedahet :açıklık, aşikarlıkbelli olmak

Bürhan :delil, ispat vasıtası

Cihet : taraf, yön, yan

Ehass-ı havas :en halisin halisi, en hasatsan daha hassas, en uyanık olan

Ehl-i keşf ve tahkik :en gizli sırları araştıran ve onlara vakıf olan kimseler

Feyz :ilim, irfan, bereket, bolluk

Gayr-ı mümkin :imkansız, mümkün olmayan

Hakaik-i imaniye :iman hakikatleri

Hakikat: gerçek

Hakkalyakin :en apaçık bir şekilde hakikati görmek

Has :saf, en seçkin, en kıymetli

Hükmetmek :idare etmek, hakim olmak,yönetmek

İlmelyakin :sağlam ve kesin bilgiyle bilmek

İman-ı bilgayb :gayba-görünmeyene-gizli sırlara inanmak

İman-ı şuhudi :görür gibi inanmak

İman-ı tahkiki :hakikatleri tam arştırarak ve ikna olarak inanmak

İmtizac :uyuşmak, karışmak, bağdaşmak, iyi geçinmek

İnsaf :hakikatı kabul ve itiraf

Keşf :gizli kalmış bir şeye vakıf olmak ve ortaya çıkarmak

Kur’anî :Kur’an’la ilgili

 

Lâhika :mektup, ilave

Letaif :güzel latif duygular

Mahfuz :muhafaza edilmiş, korunmuş, korunan

Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel

Maye :esas, temel

Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan

Muhalif :zıt, birbirine uymayan, karşı duran, karşı

Mümtenî :imkansız, mümkün olmayan, kaçınılması gereken

Nev’ :çeşit, sınıf, cins

Sekerat :sarhoşluk, mest olma, ölüm öncesi hal, can çekişme

Selbedilmek :inkar edilmek

Sırr :gizli hakikat, aklın ermediği şey

Sırr-ı vahiy :vahiydeki gizli sır ve hakikatlar

Sirayet :yayılmak, bulaşmak

Şuhud :görmek, müşahede etmek

Tarz :usul, şekil, metod, yol

Tasdik :doğrulamak, kabul etmek

Tereddüd :kararsızlık, şüphede kalmak

Velayet-i kamile :tam velilik, tam sadakat ve bağlılık

Vesile :sebeb, fırsat, bahane

Vesvese :tereddüd, kuruntu, şüphe

Vusul :ulaşmak, erişmek, kavuşmak, varmak

Zaruret :çaresizlik, muhtaçlık, sıkıntı, yoksulluk

zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages