TESETTÜR RİSALESİ 24.LEM'A-1-BİRİNCİ HİKMET

29 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Oct 23, 2020, 4:18:13 AM10/23/20
to Risale-i Nur, Nur Şakirtleri, Nur Penceresi, Nur Denizi, Kur'an ve Sünnet, Kıbrıs Nur, İslam ve Tasavvuf, Huzur Rüzgarı, Huzur Kapısı, Hammadun, Gönül Bahçesi, Gönül Bahçem, Dirmil İslam, Cihad Yolu, Risale Forum

                     TESETTÜR RİSALESİ-YİRMİ DÖRDÜNCÜ LEM’A

1.1.BİRİNCİ HİKMET

Tesettür hakkındadır

On Beşinci Notanın İkinci ve Üçüncü Meseleleri iken, ehemmiyetine binaen Yirmi Dördüncü Lem’a olmuştur.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ ِلاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاۤءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنيِنَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلاَبِيبِهِنَّ 1

(ilâ âhir) âyeti, tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefihe ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor. (HAŞİYE)

Elcevap: Kur’ân-ı Hakîmin bu hükmü tam fıtrî olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden yalnız dört hikmetini beyan ederiz.

BİRİNCİ HİKMET

Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.

Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın.

Malûmdur ki, insan sevmediği ve istiskal ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık saçıklık kıyafetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskal eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîütteessür olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen, belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz, açık saçıklık yeri olan Avrupa’da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, “Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar” diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek, medeniyetin ref-i tesettürü hilâf-ı fıtrattır. Kur’ân’ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve mânevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor.

Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştihasını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, (evlerinden çıktıklarında) dış örtülerini üzerlerine alsınlar.” Ahzâb Sûresi, 33:59.
(HAŞİYE) : HAŞİYE Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan Lâyiha-i Temyizin müdafaatından bir parça: “Ben de Adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üç yüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların hayat-ı içtimaiyesinde en kudsî ve hakikî ve hakikatlı bir düstûr-u İlâhîyi, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına istinaden ve bin üçyüz elli sene zarfından geçmiş ecdadımızın itikadlarına iktidâen tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette rûy-i zeminde adalet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir.”

 

Lügatler :

âdi : basit, sıradan

ahali : halk

aleyhinde : karşısında

asır : yüzyıl
âyet : Kur’ân’da yer alan her bir cümle

belâ : büyük sıkıntı
beyan etmek : açıklamak, anlatmak

bilfiil : fiilen, uygulamaya koyarak
binaen : dayanarak
cibilliyet : yaratılıştan gelen huy, karakter
cidden : gerçekten

delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek

dikkat-i nazar : dikkatle bakmak
düstûr-u İlâhî : İlâhi kural, kanun
ecdad : atalar, dedeler

ecnebî : yabancı
ehemmiyet : önem
esaret : esirlik, tutsaklık
fıtrat : yaratılış, mizaç
fıtraten : yaratılış açısından
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
gayr-ı fıtrî : yaratılışa uygun olmayan
gayr-ı meşru : helâl olmayan, dine aykırı

hakikatli : gerçek

hâmisiz : koruyucusuz

hayâsız : utanmaz
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat

hıyanet : ihanet, hainlik
hikmet : fayda, gaye

hilâf-ı fıtrat : yaratılışa ters
hilkat : yaratılış
hilkaten : yaratılış gereği

himaye : koruma
hüküm : kural
ihtar etmek : uyarmak

iktidâen : uyarak
iktiza etmek : gerektirmek
ilâ âhir : sonuna kadar
istinaden : dayanarak

istiskal : hoşlanmama, yüz vermeme, küçümseme
itikad : inanç
ittifak : birleşme, fikir birliği
ittiham : suçlama
kesretle : çoklukla
kıymettar : değerli

kudsî : kutsal
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân

Lâyiha-i Temyiz : mahkemelerce verilen bir kararın kanun ve usul yönünden incelenmesi için verilen dilekçe
lem’a : parıltı
maddeten : maddî olarak
maden-i şefkat : şefkat kaynağı
malûm : bilinen
mâruz : bir şeyin karşısında ve tesiri altında kalma

medeniyet-i sefihe : insanları zevk ve eğlenceye yönelten medeniyet; Batı medeniyeti

mesmûât : işitilenler, duyulanlar
meyil : eğilim, istek

muhalif : karşıt, zıt
müdafaat : savunmalar
müteessir olmak : üzülmek, etkilenmek
müttehem : suçlanan
nâmahrem : nikahlanmanın haram olmadığı kişi, yabancı

nakzetmek : bozmak
nazik : ince, zarif
nisbeten : kıyasla

nota : bildiri

payitaht-ı hükûmet : başkent
ref-i tesettür : tesettürün kaldırılması
refika-i ebediye : sonsuz hayatta hayat arkadaşı olacak kadın

rûy-i zemin : yeryüzü

rütbeten : rütbece
sefalet : perişanlık, yoksulluk
semlendiren : zehirleyen, kirleten
serîütteessür : çabuk üzülen, çabuk ve kolay etkilenen
sukut : alçalma, düşüş

şamar : tokat
şekvâ etmek : şikâyet etmek
taarruz : saldırı
tahavvüf : korkuya düşme, korkma

tasdik : kabul etme, onaylama
tecavüz : saldırı, sataşma
tecrübe etmek : denemek
tefahhuş : fuhşa girme, ahlâksızlık
tefessüh etmek : bozulmak

tefsir : yorumlama; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
tesettür : örtünme
vâki olmak : meydana gelmek
veled : evlat, çocuk

zarfında : içinde
zillet : hor ve hakir duruma düşme
ziyade : çok, fazla

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages