NUR ÇEŞMESİ
11.5.RİSÂLE-İ NUR’UN ŞİMDİ VUKU BULAN BİR İNKÂRA KIRK SENE EVVEL VERDİĞİ KAT’İ CEVAP(DEVAMI)

Aziz, sıddık kardeşlerim!
Evvelâ: Hem geçmiş, hem gelecek, hem maddî, hem ma’nevî bayramlarınızı ve mübârek gecelerinizi bütün ruh-u canımla tebrik ve ettiğiniz ibâdet ve duâların makbûliyetini RAHMET-İ İLÂHÎYE’den bütün ruh-u canımızla niyâz edip, isteyip, o mübârek duâlara âmîn deriz.
Sâniyen: Hem çok def’a ma’nevî, hem çok cihetlerden ehemmiyetli iki suâllerine mahrem cevab vermeye mecbûr oldum.
Birinci Suâlleri: Ne için eskiden hürriyetin başında siyasetle hararetle meşgul oluyordun? Bu kırk seneye yakındır ki, bütün bütün terk ettin?
Elcevab: Siyaset-i beşeriyenin en esaslı bir kanun-u esasîsi olan: “Selâmet-i millet için ferdler feda edilir. Cemâatin selâmeti için eşhas kurban edilir. Vatan için herşey feda edilir.” diye; bütün nev’-i beşerdeki şimdiye kadar dehşetli cinâyetler bu kanunun sû-i isti’malinden neş’et ettiğini kat’iyyen bildim. Bu kanun-u esasî-i beşeriye, bir hadd-i muayyenesi olmadığı için çok sû-i isti’male yol açmış. İki harb-i umûmî, bu gaddar kanun-u esasînin sû-i isti’malinden çıkıp bin sene beşerin terakkiyatını zîr ü zeber ettiği gibi, on cani yüzünden doksan ma’sûmun mahvına fetva verdi. Bir menfaat-i umûmî perdesi altında şahsî garazlar, bir cani yüzünden bir kasabayı harab etti. RİSÂLE-İ NUR bu hakîkatı ba’zı mecmûa ve müdafaatda isbat ettiği için onlara havale ediyorum.
İşte beşeriyet siyasetlerinin bu gaddar kanun-u esasîsine karşı Arş-ı Â’zamdan gelen Kur’ân-ı Mu’ciz-ül Beyân’daki bu gelen kanun-u esasîyi buldum. O kanunu da şu âyet ifade ediyor:

![]()
Yâni: Bu iki âyet bu esası ders veriyor ki: “Bir adamın cinâyetiyle başkalar mes’ul olmaz. Hem bir ma’sûm, rızası olmadan, bütün insana da feda edilmez. Kendi ihtiyariyle, kendi rızasiyle kendini feda etse, o fedakârlık bir şehâdettir ki, o başka mes’ eledir.” diye hakîki adâlet-i beşeriyeyi tesis ediyor. Bunun tafsilâtını da Risâle-i Nur’a havale ediyorum.