Zaifin kaviye karşı izzet-i nefsi, kavide tekebbür olur; kavinin zaife karşı tevazu'u, zaifte tezellül olur. Bir ulü-l emrin makamındaki ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir.. hanesindeki ciddiyeti, kibirdir; mahviyeti tevazu'dur. Ferd mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakarlığı amel-i salihtir; mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanettir, amel-i talihtir. Bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefs edemez.
(Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 94)
Lügatler
Amel-i salih :Allah rızasına uyan hayırlı amel
Amel-i talih : faydasız, yararsız iş; makbul olmayan amel
Fedakârlık : her türlü zahmetlere göğüs gererek davasına sahip çıkmak
Ferd :biri,teki, kişi
Hakikat: gerçek
Hane :ev, yuva
Hazm-ı nefs :nefsini kırmak, tahammül etmek
Hıyanet :hainlik, vefasızlık
İzzet-i nefis :vakar, onur, zillete düşmeyerek şeref ve haysiyeti muhafaza etmek
Kavi :sağlam, kuvvetli, güçlü
Kibir :kendini büyük gösterme, büyüklenme
Mahviyet: alçakgönüllülük, tevazu
Makam :yer, netice, durum, durulacak yer, rütbeli yer, derece, mevki
Müsamaha :hoşgörülülük, kusurlara göz yummak
Mütekellim-i maal gayr :birinci çoğul şahıs, biz
Mütekellim-i vahde :birinci tekil şahıs, ben
Nam :isim, ad, lakap
Tefahur :iftihar etmek, gurur duymak
Tekebbür : kibirlenme, büyüklenme
Tevazu :alçakgönüllülük
Tezellül :alçalmak
Ulü-l emr : emir veren, idareci
Vakar :ağırbaşlılık
Zaif : zayıf, dayanıksız
Zillet :alçaklık, aşağılık