Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşuboşuna gitmez. Bir dar-ı mükafat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fani dünyana bedel, baki bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdığın Halık-ı Zülcelal'in va'dine iman ve itimad et. Ona va'dinde hulfetmek muhaldir. Kudretinde hiçbir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine, acz müdahale edemez. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana va'd etmiş. Ve va'dettiği için, elbette seni onun içine alacak.
(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan)
Lügatler
Acz: âcizlik, güçsüzlük
Bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
Bedel: karşılık
Cihet :yön, taraf
Dar-ı mükâfat :mükafat yurdu
Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan
Halık-ı Zül celal :celal ve büyüklük sahibi yaratıcı
Halk: yaratma
Hulfetmek :sözünde durmamak
İhzar :hazırlamak, huzura getirmek
İtimad etmek :inanmak, güvenmek
Kudret : güç, kuvvet, iktidar
Mahall-i saadet :mutluluk yeri
Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan
Müdahale :araya girme, sokulma, karışma
Noksaniyet :noksanlık, eksiklik
Ubudiyet: kulluk
Va’d :söz vermek