Ey şikem-perver nefsim! Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Madem vermiyor; çünki ihtiyaç tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun. Öyle ise: Hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun ab-ı hayatı ve latife-i Rabbaniyemin hava-yı nesimini cezb ve celbeden namaz dahi, seni usandırmamak gerektir. Evet nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve mübtela ve nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti; her şeye kadir bir Rahim-i Kerim'in kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 21. Söz'den)
Lügatler
âb-ı hayat : hayat suyu
cezb ve celb etmek : çekmek
Elem :keder, üzüntü, acı
emel : arzu, istek
hane-i cisim : beden, cisim evi
havâ-yı nesîm : hoş ve hafif rüzgar havası
kadîr : her şeye gücü yeten
kut : gıda
lâtife-i Rabbaniye : İlâhî hakikatleri hisseden ve mânevî zevkleri alan his, duygu
maruz : tesiri altında kalmak
meftun : düşkün, tutkun, bağımlı
Mübtela :dertli, hasta, belaya uğramış, başı sıkıntılı, bağımlı, tutulmuş, imtihana tabi tutulmuş
nefis :insanın kendisi
Nihayetsiz: sonsuz
niyaz : dua, yalvarma
pürsevda : sevgiyle dolu
Rahîm-i Kerîm : rahmet ve ikram sahibi Allah
şikemperver : boğazına düşkün
teessürat : üzüntüler
tekerrür : tekrarlanma
telezzüz : lezzet alma, lezzetlenme
telezzüzât : lezzetlenmeler
teneffüs :soluma, nefeslenme, soluk alıp verme