İ'lem Eyyühel-Aziz! Kalbin umur-u dünyeviye ile kasden iştigal etmek için yaratılmış olmadığı şöylece izah edilebilir:
Görüyoruz ki, kalb hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimam ile eline alır, kucaklar. Ve ebedi bir devamla onun ile beraber kalmak istiyor. Ve onun hakkında tam manasıyla fena olur. Ve en büyük ve en devamlı şeylerin peşindedir, talebindedir. Halbuki umur-u dünyeviyeden herhangi bir emir olursa, kalbin istek ve amaline nazaran bir kıl kadardır. Demek kalb, ebed-ül abada müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fani dünyaya razı değildir.
(Bediüzzaman Said Nursi - Mesnevi-i Nuriye'den)
Lügatler
Âmâl :emeller, arzular, gayeler
Ebed ül âbâd :sonsuzluk, tükenmez hayat
Ebedi: sonsuz
Emir :iş, husus, şey, hadise, madde
Eyyühel Aziz :Ey Aziz, sevgili kardeşim
Fânî :gelip geçici, kaybolan, devamlı olmayan, ölümlü
Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm
İ’lem : Bil ki
İhtimam :özenmek, fazla dikkat etmek
İştigal :uğraşmak, meşgul olmak
İzah :açıklama, anlaşılır hale getirme
Kasden :bilerek ve isteyerek yapmak, niyet etmek
Müteveccih :yönelmiş, dönmüş
Nazaran :göre, kıyasla, bakınca
Taleb: istek
Umur-u dünyeviye :dünya işleri