11 Temmuz 2026, Cumartesi |
İslam dininde felsefe var mıdır? |
Sual: Felsefe ne demektir, İslam dini bir felsefe midir daha doğrusu, İslam dininde felsefe var mıdır? Cevap: Felsefe, herhangi bir konu üzerinde insanların akıl ve mantık yolu ile incelemeler ve araştırmalarla elde ettikleri neticelere verilen isimdir. Kısaca; “Her şeyin aslını arama ve ne için var olduğunun sebebini bulma” manasına gelir. Felsefe, Yunanca 'filozofiya', 'hikmet sevgisi' demektir ve derin düşünme, arama, kıyaslama ve tetkik esaslarına dayanır. Felsefe ile meşgul olanların, hem ruh, hem de fen bilgilerinde çok derin bilgi sahibi olması gerekir. Fakat, bir insan ne kadar ilmi olursa olsun, yanlış düşünebilir veya yaptığı araştırmalardan yanlış neticeler çıkarabilir. İşte bunun içindir ki, felsefe, hiçbir zaman kesin neticeler vermez. Ayrıca her felsefenin bir de zıddı vardır. Onun için, bu karşılığı zıt görüşü de incelemek, her iki düşünceyi karşılaştırmak lazım olur. Birçok felsefi düşüncelerin zamanla değişebileceği unutulmamalıdır. O hâlde, felsefi düşünceler, hiçbir zaman kesinlik taşımaz. Yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip, aklın ermediği şeylerde yanılan kimse, felsefecidir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği, yanıldığı yerlerde, Kur’ân-ı kerimin ışığı altında akla doğruyu gösteren yüksek insanlar da, İslam âlimleridir. O hâlde, İslamiyette felsefe yoktur, 'İslam felsefesi', 'İslam filozofu' yoktur. Felsefenin üstünde olan İslam ilimleri ve felsefecilerin üstünde olan İslam âlimleri vardır. İslam alimleri, zamanlarına kadar olan fen bilgilerini okuyup ve seksen ilmi iyi öğrendikten sonra, İslamiyetin gösterdiği yolda, kalplerini açarak, nefislerini temizleyerek, aklın erişemediği bilgilerde de, âyet ve hadislerle doğruyu bulmuşlar, hakikate varmışlardır. İslam âlimlerine filozof demek, bunları küçültmek olur. İslam âlimlerinin hiçbiri filozof değildir. Zaten filozof, İslam âlimi olamaz ve 'İslam filozofu' diye de bir şey yoktur. Çünkü İslamiyette felsefe yoktur. Ehl-i sünnet âlimlerinin felsefe ile hiç alakaları yoktur. Çünkü onlar, felsefecilerden çok yüksektirler. Ehl-i sünnet âlimlerine göre, İslam bilgilerinin ölçüsü, sadece insan aklı, insanın düşüncesi değil, muhkem olan yani manaları açık olan âyet-i kerimeler ve hadis-i şeriflerdir.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Kur’ân-ı kerimi ve ezanı hoparlör ile okumak bidattir |
Sual: Kur’ân-ı kerimi ve ezanı hoparlör ile okumak bidat midir? Gök gürlemesi ve hayvanların çıkardığı sesler ile çalgı aletlerden çıkan sesler dini bakımdan aynı mıdır? Cevap: Kur’ân-ı kerimi ve ezanı hoparlör ile okumak bidattir. Çünkü, ses çıkarmak için kullanılan cansız cisimlere (Mizmar), çalgı denir. Gök gürlemesi, top, tüfek, baykuş, papağan, ses çıkarıyorlar ise de, çalgı değildirler. Ses çıkaran eğlence âletleri, davul, dümbelek, zilli maşa, ney, kaval, hoparlör, hep çalgı âletidir. Çalgı, kendiliğinden ses çıkarmaz. Ses çıkarmaları için, yani kullanılmaları için, davul tokmağını gergin deriye vurmak, neyi üflemek, kavala ve hoparlöre söylemek lâzımdır. Bunlardan çıkan ses, bu çalgıların hâsıl ettiği sestir. Üfleyen ve söyleyen insanın sesi değildir. Hoparlörden işitilen Kur’ân-ı kerim ve ezan sesleri, hep hoparlörün hâsıl ettiği seslerdir. İmam ve müezzin efendilerin sesleri değildir. Müezzin efendinin sesi ezandır. Hoparlör denilen çalgıdan çıkan ses ilim ve fen bakımından ve din ve ahkâm-ı İslâmiyye bakımlarından müezzin efendinin sesi, yani ezan değildir. Ezana benzediği için, ezan zan edilmektedir. Ezan, müezzin efendinin, salih Müslüman erkeğin sesine denir. Bu sese benzeyen kadının, çocuğun ve hoparlörün sesi ezan değildir. Başka sestir. Muhtelif çalgıların sesleri başkadır. Hoparlörün sesi, insan sesine çok benzediği hâlde, insan sesi değildir. Kitaptaki, televizyondaki, imam resmi gibidir. O imama çok benziyor ise de, imamın kendisi değildir. Televizyondaki hareketlerini görse, sesini duysa da, bunun arkasında namaz kılınmaz. (Fâideli Bilgiler s. 439) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |