28 Temmuz 2026, Salı |
Namaz, kalbi hasta olmaktan korur |
Sual: Bazı kimselere, Müslüman olduklarını söyledikleri hâlde namaz kılmak kendilerine ağır gelmektedir. Bunun sebebi ne olabilir? Cevap: İnsanda iki türlü kalp vardır. Birisi, herkes tarafından bilinen göğsümüzdeki et parçasıdır ki buna yürek denir. İkincisi ise, bu et parçasında bulunan bir kuvvettir ki buna gönül denir. Din kitaplarında bildirilen kalp, bu gönüldür. İnanmak ve inanmamak, muhabbet yani sevgi ve düşmanlık bu kalpte yani gönülde olur. İnsanın azaları, organları bu kalbin emrindedir. Temiz kalbin sahibi akla uyar, hep iyi işler yapar. Kalbi bozuk, hasta olan, nefse uyar, hep zararlı işler yapar. İhlas ile yapılan ibadetler, bilhassa namaz kılmak ise, kalbi temizler. Allahü teâlâ, kalbi bozan, hasta yapan şeyleri haram etmiştir. Günah işleyenin kalbi hasta olur. Günahın büyüklüğüne göre, hastalık hafif veya ağır olur. Kalp hasta olunca, ibadet yapmak güç olur. Kalp hastalığının birinci ilacı, tövbe ve istiğfardır. Tövbenin kabul olması için, günahı terk etmek ve ibadet yapmak lazımdır. Kalp hastalığının ilacı olan tövbenin kabul olması için, en faydalı ibadet, namaz kılmaktır. Her gün bir kere namaz kılmak, çok kolaydır. Her gün beş kere namaz kılmak, kalbi hasta olanlara güç gelir. Hâlbuki, namaz çok kılınırsa, kalpte Allah sevgisi hasıl olur. Allah sevgisi zamanla kalbi doldurur. Saadetlerin en büyüğü, kalbe Allah sevgisini yerleştirmektir. Dünya işleri ile uğraşanların ve geçici olan dünya nimetlerine ve lezzetlerine kavuşmayı düşünenlerin kalplerinde Allah sevgisi kalmaz. İnsanı bu felaketten kurtaran en kuvvetli ilaç, kelime-i tevhit okumaktır. Bunun için, Allahü teâlâ, sonsuz merhametinden dolayı, her gün bir vakit değil, beş vakit namaz kılmayı emir buyurmuştur. Allahü teâlânın bu emri, insanlara sıkıntı vermek için değil, onları kalp hastalığından kurtarmak içindir. Sual: Ölmüş tavuktan çıkan yumurtayı yemekte ve ölmüş olan koyundan alınan sütü içmekte, dinen bir mahzur var mıdır? Cevap: Ölü tavuktan çıkan yumurta temizdir ve yenir. Şâfii’de, kabuğu sertleşmemiş ise, necstir, yenmez. Ölü koyundan gelen süt de temizdir, içilir. Şâfii’de ise necistir. Ölü koyundan çıkan ölü kuzu necistir. Bunun işkembesinden yapılan peynir mayası temizdir.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Uşur vermek |
Sual: Uşur vermek nedir ve ne kadar vermelidir? Borcu olanın da uşur vermesi gerekir mi? Cevap: Uşur vermek de farzdır. Topraktan alınan mahsulün zekâtına (Uşur) denir. Borcu olanın da uşur vermesi lâzımdır. İmâm-ı a’zam buyuruyor ki: (Her sebze ve meyve, az olsun, çok olsun, mahsul topraktan alındığı zaman, onda birini veya kıymeti kadar altın veya gümüşü, Müslüman fakirlere vermek farzdır). Hayvan gücü ile veya dolap, motor ile sulanan yerdeki mahsul elde edilince, yirmide biri verilir. İster onda bir, ister yirmide bir olsun, hayvan, tohum, alet, gübre, ilaç ve işçi masraflarını düşmeden evvel, vermek lâzımdır. Bir sâ’dan az mahsulün uşru verilmez. Toprağın sahibi çocuk, deli, köle olsa da, uşru verilir. Uşru vermeyenden hükümet zorla alır. Ne kadar olursa olsun, ev bahçesindeki meyve ve sebzeler için ve odun ve ot ve saman için uşur verilmez. Balın [fenni tesisat ve masraflar yapılsa dahi], pamuğun, çayın, tütünün, dağdaki ağaç meyvelerinin [meselâ zeytinlerin, üzümlerin] onda biri, uşur verilir. Zift, petrol ve tuz için uşur yoktur. Uşru verilmeyen mahsulü yemek haramdır. Yedikten sonra da, vermek lâzımdır. Çift sürmekle hâsıl olsun, bağdan hâsıl olsun, mahsulün onda birini fakir Müslümana vermeden önce yemek haramdır. Eğer ölçü ile çıkarıp, ölçü ile yedikten sonra, yediğinin de uşrunu hesap edip verirse, önce yemiş olduğu helal olur. (Tam İlmihâl s. 303) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |