30 Haziran 2026, Salı |
Aşırı değil orta hâlde olmalı |
Sual: Müslümanlardan bazısı, dinin emirlerini yapma konusunda çok aşırı gitmekte ve etrafındakilere de sıkıntı vermektedir. Böyle yapmak, davranmak dinimiz açısından doğru olur mu? Cevap: Bu konuda Muhammed Ma’sûm hazretleri, Mektûbât kitabında buyuruyor ki: “İşlerinizi, sözlerinizi ve ahlakınızı, dinini bilen ve seven, dindar âlimlerin sözlerine ve kitaplarına uydurmalısınız. Salih kullar gibi olmalısınız ve onları sevmelisiniz. Uykuda, yemekte ve söylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalısınız. Seher vakti yani gecelerin sonunda kalkmaya gayret etmelisiniz. Bu vakitlerde istiğfar etmeyi, ağlamayı, Allahü teâlâya yalvarmayı ganimet bilmelisiniz. Salihlerle düşüp kalkmayı aramalısınız. (İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) hadis-i şerifini unutmayınız! Şunu, iyi biliniz ki, ahıreti istiyenlerin dünya lezzetlerine düşkün olmaması lazımdır. Mubah olan lezzetleri bırakamazsanız, hiç olmazsa, haramlardan ve şüphelilerden kaçınınız ki, ahırette kurtulmak umulsun. Fakat, her türlü altın ve gümüş eşyanın ve çayırda otlayan hayvanların ve ticaret eşyasının zekâtını ve topraktan, tarladan, ağaçtan alınan mahsullerin uşrunu da herhâlde vermek lazımdır. Bunların verilecek miktarları, fıkıh kitaplarında bildirilmiştir. Zekâtı ve fıtraları, İslamiyetin emrettiği kimselere seve seve vermelidir. Akrabayı ziyaret etmeli, mektupla gönüllerini almalıdır. Komşuların haklarını gözetmelidir. Fakirlere ve borç isteyenlere merhamet etmelidir. Malı, parayı, İslamiyetin izin vermediği yerlere harcamamalı, izin verilen yere de, israf etmemelidir. Faizden, kumarlı ve kumarsız oyunlardan sakınmalıdır. Parayı oyunlara, haramlara, çalgılara, süslenmeye, gösteriş yapmaya, övünmeye, mal toplamaya kullanmamalıdır. Bunlara dikkat edince, mal, zarardan kurtulur ve dünyalıklar, ahiretlik hâlini alır.” Sual: Herhangi bir konuda münakaşa etmek, tartışmak, insanlar arasındaki dostluğu, samimiyeti giderir mi? Cevap: Hiç kimseyle münakaşa etmemelidir. Çünkü münakaşa, dostluğu giderir, düşmanlığı arttırır. Hiç kimseye kızmamalıdır. Hadis-i şerifte; (Gadab etme, kızma!) buyuruldu. Fitne, fesat zamanında, ineğe tapanları görünce, ineğin ağzına saman vermeli, onları kızdırmamalıdır.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Kişi, sevdiği ile beraber olur |
Sual: Hadîs-i şerifte, (Kişi, sevdiği ile beraber olur) buyruluyor? Sevmekten maksat nedir, ölçüsü var mıdır? Cevap: (Hadîka) ikinci cild, yüzonüçüncü sahifede diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Kişi, sevdiği ile beraber olur) buyurdu. (Müslim) kitabında bildirildiği üzere, bir kimse, Resûlullaha kıyameti sorunca, (Kıyamet için ne hazırlık yaptın?) buyurdu. Allahın ve Resûlünün sevgisini hazırladım dedi. (Sevdiklerinle beraber olursun) buyurdu. İmâm-ı Nevevî, bu hadîs-i şerifi açıklarken, (Bu hadîs-i şerif, Allahü teâlâyı ve Onun Resûlünü ve salihlerin ve hayır sahiplerinin dirilerini ve ölülerini sevmenin kıymetini, faydasını bildiriyor) dedi. Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek demek, emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, bunlara karşı edepli, saygılı olmak demektir. Salihleri severek onlardan faydalanmak için, onların yaptıklarını yapmak lâzım değildir. Çünkü, onların yaptıklarını yaparsa, o da, onlardan olur. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki, (Bir kimse, bir cemaati sever. Fakat onlardan olmaz). Onlarla beraber olmak, onların derecesine yükselmek demek değildir. Hadîs-i şerifte, (Bir cemaati seven kimse, onların arasında haşr olunur) buyuruldu. (Kıyâmet ve Âhiret s. 320) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |