22 Haziran 2026, Pazartesi |
Alkol kullananın yaptığı ibadet |
Sual: Alkol kullananın yaptığı ibadetler, kıldığı namazlar kabul olmaz mı? Cevap: Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde; (Bir yudum şarap içene, Allahü teâlâ üç gün gadab eder) buyurmuşlardır. Yani, buna tövbe etmedikçe, üç gün içindeki iyiliklerine sevap verilmez ve günahları affedilmez. Üç gün içinde ölürse, imansız gitmesinden korkulur. Bir kadeh içene, Allahü teâlâ kırk gün gadab eder. Sarhoş olarak kılınan namaz sahih olmaz. Sarhoş olmayacak kadar az içkili olarak kılmak da mekruhtur. Çünkü, alkollü içkilerden herhangi birini keyif için bir damla bile içmek haramdır. Midesinde, elbisesinde azıcık haram bulunan kimsenin namazı mekruh olur. Gasbedilen yerde namaz kılmak da böyledir. Sual: Afyon, esrar gibi şeyleri kullanmanın dinimizce hükmü nedir? Cevap: Esrar otu ve afyon gibi katı cisimlerin akla zarar veren çok miktarları haramdır. İlaç için kullanmanın caiz olduğu ibni Âbidînde yazılıdır. Bunların fazlasına helal diyen, kâfir olmazsa da bidat sahibi olur. Sual: Dinimizde, taştan yapılmış heykellere ve duvarlara çizilen resimlere tapınmanın hükmü aynı mıdır? Cevap: Bu konuda Tahtâvînin, İmdâd şerhinde deniyor ki: “Odundan, altından, gümüşten yapılmış insan heykeline, Sanem denir. Taştan yapılan insan heykeline, Vesen denir. Kumaşa, duvara ve başka yerlere yapılmış canlı ve cansız resimlerine, Suret veya Tasvir denir. Yalnız canlı resimlerine, Timsâl denir. Saneme, vesene, surete ve timsâle tapınmak, onların fayda ve zarar yapacaklarına inanmak, şirk çeşitlerinden biri olur. Böyle tapınanlara, Putperest ve Müşrik denir.” Sual: Evinde namaz kılacak olan bir kimse, ezan okuyacak ve kamet getirecek midir? Cevap: Evinde yalnız veya cemaat ile vakit namazı kılan, ezan ve ikamet okumaz. Çünkü, camide okunan ezan ve ikamet evlerde de okunmuş sayılır. Fakat, okumaları efdal olur. Müezzinin sesini evden duymak lazım değildir. Camide ezan okunmazsa veya şartlarına uygun olmazsa, evde yalnız kılan ezan ve ikamet okur. Sual: Bir mağazanın yanına ikinci bir mağaza açılırsa, birinci mağaza sahibi buna mâni olabilir mi? Cevap: Mecellenin 1288. Maddesinde deniyor ki: “Bir kimsenin dükkânı yanına, başkası dükkân açarak, birincinin işi bozulsa, ikinci dükkân kapattırılamaz.”
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
İyi din adamları |
Sual: Hakiki din alimleri, ahiret adamlarının vasıfları nelerdir? Cevap: Hakiki din adamlarında üç sıfat bulunur: Akıl sahibi, ilim sahibi, din sahibi. Bu üç sıfatı da birlikte taşıyan din adamına (Din âlimi) denir. Bir sıfatı noksan olursa, onun sözüne güvenilmez. İlim sahibi olmak için, akil ve nakil ilimlerinde mütehassıs olmak lâzımdır. Dünyaya gönül kaptırmayan, mal, mevki, şöhret kazanmak, başa geçmek sevdasında olmayan din âlimleri, ahiret adamlarıdır. Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” vârisleri, vekilleridir. Mahlûkların en iyisi bunlardır. Kıyamet günü, bunların mürekkebi, Allahü teâlâ için canını veren şehitlerin kanı ile tartılacak ve mürekkep, daha ağır gelecektir. (Âlimlerin uykusu ibadettir) hadîs-i şerifinde methedilenler, bunlardır. Ahiretteki sonsuz nimetlerin güzelliğini anlayan, dünyanın çirkinliğini ve kötülüğünü gören, ahiretin ebedî, dünyanın ise fâni, geçip tükenici olduğunu bilen onlardır. Bunun için kalıcı olmayan, çabuk değişen ve biten şeylere bakmayıp, bâkî olana, hiç bozulmayan ve bitmeyen güzelliklere sarılmışlardır. Ahiretin büyüklüğünü anlayabilmek, Allahü teâlânın sonsuz büyüklüğünü görebilmekle olur. Ahiretin büyüklüğünü anlayan da, dünyaya hiç kıymet vermez. Çünkü, dünya ile ahiret birbirinin zıddıdır. Birini sevindirirsen öteki incinir. Dünyaya kıymet veren, ahireti gücendirir. Dünyayı beğenmeyen de, ahirete kıymet vermiş olur. Her ikisine birden kıymet vermek veya her ikisini aşağılamak olamaz. İki zıt şey bir araya getirilemez. [Ateş ile su bir arada bulundurulamaz.] Tasavvuf büyüklerinden bazısı, kendilerini ve dünyayı tamamen unuttuktan sonra, birçok sebepler, faydalar için, dünya adamı şeklinde görünürler. Dünyayı seviyor, istiyorlar sanılır. Hâlbuki, içlerinde hiç dünya sevgisi, arzusu yoktur. Sûre-i Nûrun otuzyedinci âyetinde mealen bildirdiği gibi, (Bunların ticaretleri, alışverişleri, Allahü teâlâyı hatırlamalarına hiç mâni olmaz.) Dünyaya bağlı görünürler. Halbuki, hiç bağlılıkları yoktur. Hâce Behâüddîn-i Nakşibend Buhârî “kuddise sirruh” buyuruyor ki, (Mekke-i mükerremede Mina pazarında, genç bir tacir, aşağı yukarı, ellibin altın değerinde alış-veriş yapıyordu. O esnada, kalbi, Allahü teâlâyı bir an unutmuyordu). (Herkese Lâzım Olan İman s. 126) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |