14 Temmuz 2026, Salı |
Hayırlı işlere sağdan başlamak |
Sual: İyi, hayırlı işlere başlarken, hep sağdan mı başlamak gerekir? Cevap: Konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki: “İmâm-ı Nevevî Müslim şerhinde buyuruyor ki: Mübarek, şerefli ve temiz işleri yaparken sağdan başlamak müstehaptır. Ayakkabı, don, gömlek giyerken, baş tıraş ederken ve tararken, bıyık kırkarken, misvak kullanırken, tırnak keserken, el, ayak yıkarken, mescide, Müslümanın evine, odasına girerken, heladan çıkarken, sadaka verirken, yemek yerken, su içerken sağdan başlanır. Bunların zıddı olanları yaparken, mesela ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, camiden ve Müslümanın evinden, odasından çıkarken, helaya girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehaptır. Bunları tersine yapmak, tenzihi mekruh olur. Çünkü şekilde olan sünneti terk etmek olur.” Sual: Camiye rastgele mi girip çıkılır veya nasıl girmeli ve çıkmalıdır? Cevap: Camiye sağ ayak ile girilir, çıkarken sol ayak ile çıkılır. Uyûn-ül-besâirde deniyor ki: “Camiye girerken, girmeden evvel, önce sol, sonra sağ ayakkabı çıkarılır. Bundan sonra, önce sağ ayakla camiye girilir. Önce sol ayakla çıktıktan sonra veya çıkmadan evvel, önce sağ ayakkabı giyilir.” Sual: Cin veya şeytan şerrinden korunmak, kurtulmak için belli bir dua veya dualar var mıdır? Cevap: Cin, şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına, sihre, büyüye karşı Teshîl-ül-menâfi kitabının sonundaki âyât-ı hırzı yedi gün okumalı ve yazıp, üzerinde taşımalıdır. Celâleddîn-i Süyûtî hazretleri Kitâbürrahme fittıbb-i velhikme kitabında buyuruyor ki: “Şeytanın vesvesesinden, sıkıntıdan kurtulmak için, her gün bu duayı okumalıdır: (Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül'azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!) Hiltit veya şeytan tersi adındaki zamkı yanında taşıyan kimseye cin gelmez. Sara hastası, bunu koklarsa, iyi olur.” Asa Foetide denilen bu zamk, esmer, pis kokulu, reçine olup, antispasmodique yani sinirleri teskin edici olarak Avrupa'da, toz, hap, ihtikan şeklinde adale ve sinir gerginliğini gidermek için, kullanılmaktadır. Ütrüc yani ağaçkavunu bulunan eve cin girmeyeceği, Hayât-ül-hayvân’da ve Kâmûs’da yazılıdır.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Dördüncü asırdan sonra, ictihad edebilecek bir âlim yetişemez oldu |
Sual: Kitaplarda (Hicri dördüncü asırdan sonra, ictihad edebilecek bir âlim yetişemez oldu) diye yazılıdır. Bu ne demektir? Cevap: Eshâb-ı kiramdan sonra “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” meşhur dört imam ve bunların mezheplerine göre ictihad eden imâm-ı Ebû Yûsüf, imâm-ı Muhammed, imâm-ı Züfer, ibni Nüceym, imâm-ı Râfi’î, imâm-ı Nevevî, imâm-ı Gazâlî ve benzerleri “rahime-hümullahü teâlâ” gibi yüksek âlimler yetişti. Asr-ı saadet uzaklaştıkça, hadîs-i şerifleri nakil ve rivayet eden oniki silsilenin, yani haber verme zincirinin halkaları arttı. Hadîs-i şeriflerin hangi silsileden ve hangi kimselerden alınacağı, düşünülecek bir mesele oldu ve çok güç ve belki imkânsız oldu. Bundan dolayı, dördüncü asırdan sonra, ictihad edebilecek bir âlim yetişemez oldu. Bütün Müslümanlar, bu dört imamdan birine tâbi olup, o imamın mezhebine uymağa mecbur oldu. Dîn-i islâmı yıkmak için uğraşanlardan bir kısmı, o kadar kurnaz oldukları hâlde, İslâmiyetin inceliklerini kavrayamadıklarından, kitaplarında ve konferanslarında (ictihad kapısı kapandı) sözüne saldırıyor. Fakat kürsülerden saçtıkları rakı kokuları ile beraber, çürük ve boş kafalarından, ağızlarına sızan hezeyanları, dinleyicilere gülünç olmaktan başka tesir yapamıyor. Elhamdülillah, İslâm semasını kaplayan korkunç irtidad bulutlarının karartmakta olduğu gençliğin saf ve berrak ruh deryası, hakikat güneşinin beliren tek tük şuaları ile ışıldamağa başlamaktadır. (Eshâb-ı Kirâm s. 53) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |