13 Haziran 2026, Cumartesi |
Abdest uzuvları yoksa veya yaralı ise |
Sual: Bir kimsenin eli, ayağı kopmuş veya felçli ise, yahut abdest uzuvları mesela yüzü tamamen yaralı olup yıkamak mümkün olmuyorsa, böyle bir kimse nasıl abdest alabilir? Cevap: Merâk-ıl-felâhın Tahtâvî hâşiyesinde deniyor ki: “Abdest ve gusül azasının yarıdan fazlası yara ise, bu kimse teyemmüm eder. Yarısı yara ise, sağlam yerleri yıkar. Yaraları mesh eder, yaraya mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Bu da zarar verirse, hiç mesh etmez. Başında hastalık olup, mesh zarar verirse, mesh sakıt olur, yapmaz. İki elinin ve iki ayağının yıkaması farz olan yerleri kesik olanın yüzü de yara ise, teyemmüm edemeyeceğinden abdestsiz kılar ve namazı iade etmez. Yüzü sağlam ise, yüzünü yıkatır. Yardımcısı yoksa, yüzünü toprağa sürer. Sağlam kimsenin bir eli felçli, yaralı, kesik, çolak ise, diğer eli ile abdest alır. İki eli de böyle ise, elini, yüzünü toprağa sürer. Yaranın, çıbanın, kırığın üstüne, bunları tedavi ve zarardan korumak için zaruri olarak sarılan sargı veya tahta, merhem, alçı açılıp yara yıkanamaz ve mesh edilemezse, bunların yüzeylerinin ekserisine ve arada kalan sağlam cilt üzerine mesh edilir. İmkân olursa, bunlar çıkarılıp yara üzerine mesh etmek ve sağlam cildi yıkamak lazım olur. Bunların abdestli olarak sarılması ve belli müddeti yoktur. Sağlam ayağı yıkayıp diğerindeki sargıya mesh caizdir. Yara iyi olmadan, üzerindeki şey düşerse, abdest bozulmaz. Mesh ettikten sonra, mesh olunan şey değiştirilirse de bozulmaz. Tırnak kırılır veya yara olursa, üzerine veya ayaktaki çatlağa konan merhemi kaldırmak zarar verirse, bu hâl zaruret olacağından, merhemin üstü yıkanır. Yıkamak zarar verirse mesh eder. Bu da zarar verirse mesh de etmez. Diğer üç mezhebde, böyle olduğu için başka mezhebi taklide imkân yoktur. Bu merhemin, cebîre gibi olduğu, İbni Âbidînde yazılıdır. Fakat, diş dolgusu ve kaplaması böyle değildir. Çünkü, Maliki veya Şafii mezhebini taklid mümkündür. Kendi sebep olmayarak aklı giden veya bayılan üzerinden altı namaz vakti geçerse, aklı gelinceye kadar kılamadığı namazları kaza etmez. Hasta kimse ise, ima ile de kılamadığı namazların sayısı ne olursa olsun, bunların iskâtı için vasiyet etmez. İyi olursa, hepsini kaza eder.”
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Çocuğa verilen hediyeler |
Sual: Küçük çocuğa verilen hediyeyi kim alır? Hediye vermekte evlatlar arasında ayırım yapmak uygun mudur? Çocuğun yaptığı iyiliklerin sevabı ana, babasına da verilir mi? Cevap: Küçük çocuğa verilen hediyeyi babası kabzeder. Babası yok ise, babanın vasisi, o da yoksa, dedesi kabul eder. Dedesi de yoksa, dedesinin vasiyet ettiği kabul eder. Bu dördünden biri varken, çocuğa bakan akrabası bile alamaz. Bu dördünden biri yoksa, çocuğa evinde bakan kabul eder. Aklı başında çocuğun kendisi kabul edebilir. Salih olan oğlan ve kızlarına hediyeyi, müsavi miktarda vermek efdaldir. Ölüm hastası olmayanın malının hepsini oğluna hediye etmek caiz olur ise de günahtır. Çocuğun mülkü olur ise de babaya günah olur [Hindiyye]. Reşit ve salih veya ilim tahsilinde olan çocuklarına daha çok vermek caizdir. Salâhları müsavi ise, müsavi dağıtmalıdır. Çocukları fasık olanın miras bırakmayıp, salihlere, hayrata vermesi efdaldir. Çünkü, günaha yardım etmemiş olur. Fasık çocuğa nafakadan fazla yardım yapmamalıdır. Çocuğa gelen hediyeden ananın babanın yemesi caizdir. Çocuğun yaptığı iyiliklerin sevabı kendisinedir. Anasına babasına, öğretmek ve yaptırmak sevabı verilir. Satılan malı teslim etmek, hediye olunanın ise kabzolunması da lâzımdır). (Tam İlmihal s. 839) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |