24 Temmuz 2026, Cuma |
İnsan, işlerin yaratılmasında vasıtadır |
Sual: Her şeyi yaratan Cenab-ı Hak olunca, burada insanın payı, rolü ne olmaktadır? Cevap: Her şeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, gönderen hep Allahü teâlâdır. Kuvvet ve kudret sahibi yalnız odur. O hatırlatmazsa, kimse, iyilik ve kötülük yapmayı irade, arzu edemez. Kulun iradesinden sonra, o da istemedikçe, kuvvet ve fırsat vermedikçe, hiçbir kimse, hiçbir kimseye, zerre kadar, iyilik ve kötülük yapamaz. Kulun istediği her şeyi, o da irade ederse, dilerse yaratır. Yalnız onun dilediği olur. İyilik ve kötülük yapmayı, çeşitli sebeplerle hatırlatmaktadır. Merhamet ettiği kulları kötülük yapmak irade edince, o irade etmez ve yaratmaz. İyilik yapmak irade ettikleri zaman, O da irade eder ve yaratır. Böyle kullardan hep iyilik meydana gelir. Gazap ettiği düşmanlarının kötü iradelerinin yaratılmasını, o da irade eder ve yaratır. Bu kötü kullar, iyilik yapmak irade etmedikleri için, bunlardan hep fenalık hasıl olur. Demek oluyor ki, insanlar, bir alet, bir vasıtadır. Kâtibin elindeki kalem gibidir. Şu kadar var ki, kendilerine ihsan edilmiş olan irâde-i cüz'iyyelerini kullanarak, iyilik yaratılmasını isteyen, sevap, kötülük yaratılmasını isteyen, günah kazanır. Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların iradeleri ile yaratmasını ezelde dilemiştir. İşlerin insan irâdesi ile yaratılması, ezeldeki ilahi irade ile yaratılması demektir. Sual: Allah’a şükür, sadece elhamdülillah demekle mi olmaktadır? Cevap: Şükür, Allahü teâlânın verdiği bütün nimetleri, Onun bildirdiği yani İslamiyet’e uygun olarak kullanmak demektir. Nimet ise, faydalı şey demektir. Nimetler, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılıdır. Ehl-i sünnet âlimleri, meşhur olan dört mezhebin âlimleridir. Sual: İmamlık şartlarını taşımayan bir imamı, öylece kabullenmek mi yoksa onun yerine uygun olanı getirmek için uğraşmak mı gerekir? Cevap: İmamlık şartları bulunmayan, mezhepsiz, dinde reformcu olduğu bilinen imamın yerine, Ehl-i sünnet itikadında olan imam tayin edilmesi için uğraşmalıdır. Sual: Abdest alırken elleri ve kolları yıkamanın hükmü nedir? Cevap: Abdest alırken elleri, dirseklerle birlikte, bir kere yıkamak farz, bileklerle beraber, üç kere yıkamak ise sünnettir.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Kendini gafletten kurtarmak, zikir olur |
Sual: Çeşitli şekillerde kendini gafletten kurtarmak, zikir olur mu yoksa yalnız kelime-i tevhid söylemek mi zikirdir? Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının ikinci cild 46. Mektupta buyuruyor ki: Zikir demek, kendini gafletten kurtarmak demektir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Zikir, yalnız (Kelime-i tevhidi) söylemek ve tekrar tekrar (Allah) demek değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kendini gafletten kurtarmak, zikir olur. O hâlde, İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak, hep zikirdir. İslâmiyetin emirlerini gözeterek yapılan alış-veriş zikirdir. İslâmiyete uygun olarak yapılan nikâh, talâk [boşanma] zikir olur. Çünkü, bunları yaparken, emirlerin, yasakların sâhibi hep hatırlanmaktadır. Yani gaflet gitmektedir. Şu kadar var ki, Allahü teâlânın isimleri ve sıfatları ile yapılan zikir, çabuk tesir eder ve sevgisini hâsıl eder ve çabuk kavuşturur. Emirlere, yasaklara yapışmakla hâsıl olan zikir, böyle değildir. Bununla beraber, böyle zikirlerden bazısının da, çabuk netice verdiği, pek az olarak görülmüştür. Muhammed Behâeddîn-i Buhârî buyurdu ki, (Mevlânâ Zeyn-üd-dîn-i Taybâdî “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz” ilim ile Allahü teâlâya vâsıl olmuştur). Bundan başka, isim ve sıfat ile yapılan zikir, İslâmiyete uymakla olan zikre sebep olur. Çünkü, dinin sâhibini tam sevmedikçe, her işte İslâmiyeti gözetmek çok güç olur. Tam muhabbeti elde etmek için de, isim ve sıfatla olan zikir lâzımdır. O hâlde, İslâmiyete uyarak zikir ile şereflenmek için, önce isim ve sıfatla olan zikir lâzımdır. Evet, cenâb-ı Hakkın lütfu ve ihsanı ayrıdır. Hiç sebep olmadan, dilediğini, dilediğine ihsan eder. Nitekim Şûrâ sûresinde, onüçüncü âyet-i kerimede mealen, (Allahü teâlâ, dilediğini seçerek kendine kavuşturur) buyruldu. (Tam İlmihal s. 903) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |