11 Haziran 2026, Perşembe |
Cimrinin malı, kendine yâr olmaz |
Sual: Halk arasında, "cimrinin malı kendine yâr olmaz" diye bir söz vardır. Bu sözün aslı var mıdır? Cevap: Cimri diye, malının zekâtını, tarlasından kaldırdığı mahsulünün uşrunu, ramazan ayında sadakayı fıtrını vermeyen, vacip olduğu hâlde kurbanını kesmeyen ve çoluk çocuğunun nafakasını kazancına göre yapmayan kimseye denir. Böyle olan kimseler hakkında hazret-i Ebu Bekir buyuruyor ki: “Cimrilerin malı, yedi beladan birine uğrar. Miras yiyen bir vârisi, malını israf eder, onu Allahü teâlânın taatinden başka yerde harcar. Veya Allahü teâlâ o cimrinin üzerine bir zalimi musallat eder ve onun malını, onu hor ve zelil ettikten sonra alır. O cimriyi bir şehvet, arzu harekete getirir ki, o şehvet ile uygunsuz işler yaparak malını telef eder. Onda bir düşünce meydana gelir, öğünmek için bir bina yapar veya faydasız bir harabeyi tamir eder, malını onlara sarf eder. Ya da dünya afetlerinden bir afet peyda olur. Malı suda gark olur, hırsız çalar veya ona daimi bir dert erişir, malını doktorlara yedirir. Yahut da, malını bir mekânda, bir yerde saklar ve sonra da unutur.” Sual: Bazı kimseler, gökten ağır, zehirden acı olan nedir diye sorular sorarak, karşısındakini mahcup etmek istemektedirler. Gerçekten böyle sorular sorulmuş mu ve bunların cevapları var mıdır? Cevap: Bu tip sorular, Hazreti Ali'ye de sorulmuş. Hatta Hazreti Ali'ye daha fazlası da sorularak; “Gökten ağır, yerden geniş, denizden engin, ateşten sıcak, taştan katı, zemherirden soğuk ve zehirden acı olan nedir” diye sorulmuş. Hazreti Ali de cevaben; “Gökten ağır olan, temiz bir kimseye iftira etmektir. Yerden geniş olan; Hak, doğru olan şeydir. Denizden engin olan, kanaat eden kalbdir. Ateşten sıcak olan, zulmeden sultandır. Taştan katı olan, münafıkın kalbidir. Zemherirden soğuk olan; levm eden, kınayan kimseye ihtiyacını arz etmektir. Zehirden acı olan da, sabretmektir” buyurmuşlardır. Sual: Din bilgilerinden herkes için lazım olanları öğrenmemenin, dinimiz açısından hükmü nedir? Cevap: İman edilecek şeyleri ve farzlardan, haramlardan meşhur olanları, lüzumu kadar öğrenmek, her Müslümana farzdır. Bunları öğrenmemek haramdır. Bu bilgileri işitip de, öğrenmeye ehemmiyet, önem vermemek ise küfür olur, imanı giderir.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Zengine sadaka diyerek verilen şey hediye olur |
Sual: Hediye etmek nedir ve nasıl yapılmalıdır? Sadaka ile hediyenin farkı var mıdır? Cevap: İbni Âbidîn (Hibe)yi anlatırken diyor ki, (Hibe, yani teberru ve hediye, karşılık beklemeden, ayn olan malını, zengine vermektir. Menfaat hediye edilmez. İare edilir. Deyn, yani alacak, ancak borçluya veya bundan almasını emir etmek şartı ile, başkalarına hediye edilebilir. Verdiği malın, kendi malı ile meşgul olmaması ve hisse-i şâyıalı (hisseli, ortak) olmayacak surette ayrı olarak kabzolunması lâzımdır. Verenin, hediye ettim, hibe ettim gibi âdet olan sözü söylemesi, alanın kabul ettim demesi veya kabzetmesi ile temam olur. Kabzedince, mülkü olur. Tabağı, hayvanı, evi hediye ve teslim edip de, yemeğini, semerini, evdeki eşyayı hediye etmez ise, caiz olmaz. Bunların aksi caiz olur. Çünkü, yemek, semer ve eşya, verenin mülkü ile meşgul değil, şâgildirler. Kısaca, şâgil hediye edilir. Meşgul hediye edilmez. Yalnız, tarladaki ekin, ağaç şâgil oldukları hâlde, hibe edilemezler. Sadakanın ve rehinin kabzedilmeleri de böyledir. İki kimse, ortak oldukları bir evi birine hediye etseler, caiz olur. Bir kimse, evini iki kişiye hediye etse, caiz olmaz. Çünkü, taksimi mümkün olan şeyi, hisse-i şâyıalı olarak vermek caiz değildir. On lirayı iki fakire sadaka veya hediye etmek caiz olur. Çünkü, fakire hediye olarak verilen şey sadaka olur. Yani, sadaka ahkâmına uymak lâzım olur. Sadakanın hisse-i şâyıalı verilmesi caizdir ve sadakayı geri almak caiz değildir. On lirayı iki zengine sadaka veya hediye etmek caiz değildir. Çünkü zengine sadaka diyerek verilen şey hediye olur ve hediye ahkâmına uymak lâzım olur. Şüyu olmaması için, on lirayı ikiye ayırıp, her birine beşer lira vermek lâzımdır. Hediye verirken belli olmayan bir şey karşılık isterse, bu şart bâtıl olur. Belli bir şey isterse, ikisinin de birlikte kabzetmesi lâzım olur. Kabzdan evvel hibe ahkâmı, kabzdan sonra bey’ ahkâmı cari olur. Bunun için, kabzdan sonra, yalnız birisi vazgeçemez. Birisi kabzetmezse, her biri vazgeçebilir). (Tam İlmihal s. 838) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |