6 Haziran 2026, Cumartesi |
Kıyamet kopacağı zaman… |
Sual: Kıyametin kopacağı, göklerin parçalanacağı, yıldızların dağılacağı hususu Kur’ân-ı kerimde var mıdır ve bunlara inanmak da imandan mıdır? Cevap: Konu hakkında İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Kıyamet kopacağı zaman, yıldızlar yerlerinden ayrılıp dağılacak, gökler parçalanacak, yeryüzü ve dağlar da parça parça olacak, hepsi yok olacaklardır. Böyle olacaklarını Kur’ân-ı kerim açıkça bildirmektedir. Müslümanların bütün fırkaları, bunu söz birliği ile haber vermiştir. El-hâkka suresinde, bir âyet-i kerimede meâlen; (Sûra bir kerre üfürülünce, yeryüzü ve dağlar, yerlerinden kaldırılıp silkilecektir. O gün kıyamet kopacak, gök yarılacak ve dağılacaktır) ve Tekvîr sûresinde, bir âyet-i kerimede meâlen; (Güneşin karardığı, yıldızların yerlerinden ayrılıp döküldükleri ve dağların dağılıp saçıldıkları zamana... ) ve İnfitâr sûresinde, bir âyet-i kerimede meâlen; (Göğün yarıldığı ve yıldızların dağılıp yok oldukları zaman... ) ve Kasas suresinin son âyetinde meâlen; (Her şey yok olacaktır. Yalnız O kalacaktır!) buyurulmuştur. Kur’ân-ı kerimde, bunlar gibi, daha nice âyetler vardır. Bunların yok olacaklarına inanmamak, cahillik olur. Yahut, Kur’ân-ı kerime inanmayan felsefecilerin, yaldızlı yalanlarına aldanmaktır. Görülüyor ki, mahlukların yok olacaklarına inanmak, yoktan var edildiklerine inanmak gibi, imanın şartıdır. İnanmak elbet lazımdır.” Sual: Eşya veya insan taşımak için bir araba kiralandığında, araba arıza yaparsa, yolda kalırsa, araba sahibi ve müşteri nasıl hareket eder, ne yapılması gerek? Cevap: Bir yerden, bir yere gitmek üzere belli bir hayvan, araba, motor, kamyon kiralandığı gibi, belli insanın veya eşyanın götürülmesi de sözleşilebilir. Vasıta, yolda kalırsa, müşteri muhayyer olup, dilerse, araba tamir oluncaya kadar bekler, dilerse, vazgeçip oraya kadar olan parayı verir. Yahut, vasıta sahibi, başka vasıta ile hemen götürmeye mecburdur. Vasıtadan eşyayı indirmek de ona ait olur. Yol tehlikeli olup geri dönülürse, hiç ücret verilmez. Sual: Altını ıslatabilecek olan küçük çocukların camiye götürülmesinin dinimizce bir mahzuru olur mu? Cevap: Necaset bulaştıracak olan deliyi ve küçük çocukları camiye sokmak haramdır. Necaset tehlikesi olmazsa, mekruh olur.
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Borçları takas etmek |
Sual: Birbirine başka cinsten mal borçlu olanlar, bu borçlarının karşılıklı olarak takas edebilirler mi? Alacaklı borçlunun malını görünce onun rızası olmadan alabilir mi? Borçlunun kendine emanet bıraktığı malı, alacaklı onun rızası olmadan borcuna sayabilir mi? Cevap: (Mecmû’a-i cedîde)de, (Kâdîhân)dan alarak diyor ki, (Ödünç almakla, gasp etmekle veya mal satın almakla yüz lira borçlanan kimse, alacaklısına bir altın ödünç verse, bu alacaklarını [yani yüz lira ile bir altını] birbirlerine satmaları caiz olur. Başka cinsten olan böyle borçlarını birbirlerine satmaları, bu mallar ellerinde imiş de birbirlerine satıyorlarmış gibidir. Yüz lirayı ve bir altını birbirlerine teslim etmiş gibi olurlar. Borçlarını takas etmeleri, ellerindekilerini mübadele gibidir. Bunun gibi, bir teneke dolusu buğday borcu olan kimse, alacaklısına bir teneke dolusu arpa ödünç verse, sonra bu buğday ile arpa borçlarını birbirlerine satmaları caiz olur). Eti tartarak, ekmeği tartarak veya sayarak ödünç vermek caizdir. Alacaklı, borçlunun malını görünce, borcun benzeri mal ise, onun rızası olmadan alabilir. Başka bir kimse de alıp, alacaklıya verebilir. Bir kimsenin, birisinde elli altın alacağı varken, borçlu, alacaklıya elli altın emanet bırakırsa, her ikisi razı olmadıkça borca sayılmaz. (Tam İlmihal s. 827) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |