23 Temmuz 2026, Perşembe |
Dinimizde istişarenin önemi |
Sual: "İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır" buyuruluyor. Peki, kimlerle istişare yapılır? Cevap: Maalesef toplumumuzun hangi kesimine bakarsanız bakın -iş adamlarımız, idarecilerimiz, din görevlilerimiz, sade Müslümanlarımız- "En iyisini ben bilirim, benden başka bu işi bilen yoktur. En güzelini ben yaparım" zihniyetini görürsünüz. Herkeste, kendisinden başkasını aşağılama, küçük görme fikri hâkim. Batıda ise, tam tersine; başkasına saygı, insan haklarına riayet, aşağılamama gibi insani değerler zirvede. Son yıllarda çok yaygınlaşan, "Başarılı olma" üzerine yazılmış, Batı menşeyli kitapların ortak ifadesi şu: "İşinizde ne kadar tecrübeli olursanız olun, başkasından fikir almayı unutmayın! Fikir aldığınız kimseler ne kadar çok olursa o kadar başarıyı yakalama şansınız olur." Ne garip ki, bizim yapmamız gereken şeyleri onlar yapıyor ve bize de tavsiye ediyorlar. Danışmayı prensip edindikleri gibi, bir yanlışından dolayı birisi kendisini ikaz etmişse, ona kızmak yerine, teşekkür ediyorlar. Bir toplum bu kadar nasıl değişir, değerlerinden nasıl uzak kalır anlaşılır gibi değil. Halbuki, İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır. Dinimizde danışmak sünnettir. Danışmak insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir. Bir iş yaparken ehline sormaya "meşveret" veya "istişare" denir. Kur'ân-ı kerimde "Yapacağın işi önce meşveret et!" buyuruluyor. (Al-i İmran 159) Yine Kur''an-ı kerimde, iyi kimseler, büyük zatlar övülürken de "İstişare ederek iş yaparlar" buyuruluyor. (Şûrâ 38) İstişarenin önemi hadis-i şeriflerde de şöyle bildirildi: "İstişare etmek, pişmanlığa karşı kaledir." "İstihare eden kimse, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz. İktisad eden darlık çekmez." "Danışan pişman olmaz. İnsanı pişman eden, kendi görüşündeki ısrardır." Peki, kimlerle istişare yapılır? Herkesle istişare edilmez. İstişare edilecek kimsede şu vasıflar bulunmalıdır: İstişare edilen kimse akıllı olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur." Dost olsa da cahille istişare etmekten sakınmalı, kendini beğenenden de uzak durmalıdır! Tecrübeli, işinin ehli olmalıdır! Çünkü, her şey akla, akıl da tecrübeye muhtaçtır. Hikmet ehli buyuruyor ki: " İşlerinde güçlükle karşılaşırsan akıllı kişilerin görüşlerine müracaat et. İstişareden kaçınma! Kendi görüşünle baş başa kalıp pişmanlık duymaktan elbette daha çok iyidir. İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi görüşünü beğenip başkası ile istişareye muhtaç olmadığını düşünse ve müşavereye lüzum görmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir.."
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Âkıl baliğ oldukta imanı ve İslâmı bilmek |
Sual: Âkıl baliğ oldukta imanı ve İslâmı bilmeyenlerin durum ne olur? Mekruhu önemsiz saymak küfür olur mu? Küfre sebep olan söz ve işlerden bazıları nelerdir? Cevap: Bir kız ile bir oğlan, âkıl ve baliğ olsalar ve onları nikâh etseler ve onlara, imanın sıfatlarını sorduklarında, bilmeseler, onlar Müslüman değildir. Onlara iman edilecek şeyleri öğretip, sonra nikâhlarını yeniden kıyarlar ise, nikâhları sahih olur Bir kimse bıyıklarını kırktıkta, yanındaki, bir şeye yaramadı dese, o diyenin küfründen korkulur. Zira, bıyıkları kısaltmak sünnettir. Sünneti hafif görmüş olur. Bir kimse, -baştan ayağa- harir giyinse, başka birisi bu hâline, mübarek olsun dese, küfründen korkulur. Bir kimse, kıbleye karşı ayağını uzatıp yatmak veya tükürmek veya kıbleye karşı bevl etmek gibi bir mekruhu işlese, o kimseye bu yaptıkların mekruhtur, işleme deseler, o âdem, ona, her günahımız bu kadar olsa dese, küfründen korkulur. Yani, mekruhu önemsiz bir şey saydığı için. Ve dahi, bir kimsenin hizmetkârı, kapıdan içeriye girse, efendisine selâm verse, efendisinin yanında bir kimse olsa da, sus edepsiz, efendisine selâm vermek olur mu? dese, o diyen kimse, kâfir olur. Amma muradı, muaşeret adabını öğretmek ise ve selâmı kalben vermek gerekti, demek ise, küfür olmaması zahirdir. Bir kimse, birinin gıyabında bir şey söylese, yanındaki de, gıybet etme dese, buna karşı o kimse de, bu bir şey midir dese, kâfir olur demişler. Bu hareketiyle, haramı istihsân ettiği, kötülemediği için. (İslâm Ahlâkı s. 201) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |