30 Mayıs 2026, Cumartesi |
İşlenen günahlara tövbe etmelidir |
Sual: Mübarek ay ve günlerde, işlenen günahlar için de tövbe etmek bir fırsat değil midir? Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki: “Kıymetli ömrümüz, günah işlemekle, kusur, kabahat yapmakla, yanılmakla, faydasız, lüzumsuz konuşmakla geçip gidiyor. Bunun için; tövbeden, Allahü teâlâya boyun bükmekten söyleşmemiz, vera ve takvadan konuşmamız hoş olur. Nûr sûresi, 31. âyet-i kerimesinde meâlen; (Ey müminler! Hepiniz, Allahü teâlâya tövbe ediniz! Tövbe etmekle kurtulabilirsiniz) buyurmuştur. Tahrîm suresi, 8. âyet-i kerimesinde meâlen; (Ey iman eden seçilmişler! Allahü teâlâya dönünüz! Halis tövbe edin! Yani tövbenizi bozmayın! Böyle tövbe edince, Rabbiniz, sizi belki affeder ve ağaçlarının, köşklerinin altından, önünden sular akan Cennetlere sokar) buyurmuştur. En'âm suresi, 120. âyet-i kerimesinde meâlen; (Açık olsun, gizli olsun günahlardan sakınınız!) buyurmuştur. Günahlarına tövbe etmek, herkese farz-ı ayındır. Hiç kimse tövbeden kurtulamaz. Nasıl kurtulur ki, Peygamberlerin hepsi tövbe ederdi. Peygamberlerin sonuncusu ve en yükseği olan Muhammed aleyhisselam buyuruyor ki: (Kalbimde envâr-ı ilâhiyyenin gelmesine engel olan perde hasıl oluyor. Bunun için her gün, yetmiş kerre istiğfar ediyorum.) Yapılan günahda, kul hakkı bulunmayıp, alkollü içki içmek, çalgı dinlemek, yabancı kadınlara bakmak, Kur’ân-ı kerimi abdestsiz tutmak ve yanlış inanışlara saplanmak gibi, yalnız Allahü teâlâ ile kendi arasında olursa, böyle günahlara tövbe etmek, pişman olmakla, istiğfar okumakla, Allahü teâlâdan utanıp, sıkılıp, Ondan af dilemekle olur. Farzlardan birini özürsüz terk etti ise, tövbe için, bunlarla birlikte, o farzı da yapmak lazımdır. Günahda kul hakkı da varsa, buna tövbe için, kul hakkını hemen ödemek, onunla helalleşmek, ona iyilik ve dua etmek de lazımdır. Mal sahibi, hakkı olan ölmüş ise, ona dua, istiğfar edip çocuklarına, vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalıdır. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, mal ve parayı fakirlere sadaka verip, sevabını hak sahibine ve eziyet yapılana niyet etmelidir. Bir hadis-i şerifte; (Müsevvifler helak oldu) buyuruldu. Yani, ileride tövbe ederim diyenler, tövbeyi geciktirenler ziyan etti.”
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız... |
Ödünç verirken, Maliki mezhebini taklit etmek |
Sual: Ödünç verirken alacağını belli tarihte alabilmek için maliki mezhebi taklit edilebilir mi? Cevap: (Eşbâh)da diyor ki: (Ödünç verirken, senede ödeme tarihi koyabilmek yollarından biri de, Maliki mezhebini taklit etmektir. Maliki mezhebinde, ödünç verirken, ödeme zamanının bildirilmesi lâzımdır). (Mîzân-ül-kübrâ)da diyor ki: (Maliki mezhebinde, ödünç verilen malı ve satış semenini, ödeme zamanından önce veya sonra isteyemez. Zamanında istemesi lâzımdır). Fakat, başka mezhebi taklit etmek, ancak, sıkışık durumlarda caiz olur. Taklit edilen mezhebin bütün şartlarını öğrenip bunlara uymak lâzım olur. (Beydâvî)nin (Şeyhzâde) haşiyesi, birinci cilt, 590.cı sahifesinde diyor ki, (Âyet-i kerimedeki müdayene yani borçlanma kelimesi, muamele yani bey’ ve şira demektir. Bu da, dört şekilde olabilir: Ayn’ı ayn’a satmak (ayn; hazır bulunan veya belli bir mal), müdayene değildir. Deyn’i deyn’e satmak da, bâtıldır (deyn; hazır ve mevcut olmayan mal). Ayn’ı dey’n karşılığı satmak, bildiğimiz veresiye satıştır. Deyn’i ay’n karşılığı satmak, (selem)dir. Bu iki satışta, deynin belli vakitte ödenmesi için senet yazılır. Ödünç vermek, bu iki satışa dahil değildir. Ödünç vermekte, belli vakit bildirmek, Hanefide caiz değildir.) Vakit bildirilirse, faiz olur. Bir vakte kadar ödünç vermek caiz olmadığı gibi, bu vakti beklemeden, alacağını istemesi caizdir. (Tam İlmihal s. 825) | |
| |
| |
| |
Dini sualler için
| |