Bayramda akraba ziyareti (Osman Ünlü Hoca - 28.05.2026) | Ödünç vermek, çok sevabdır (Tam İlmihal s. 325)

8 views
Skip to first unread message

Dinimizislam.com

unread,
May 28, 2026, 7:06:37 AMMay 28
to dinimi...@googlegroups.com

28 Mayıs 2026, Perşembe

Bayramda akraba ziyareti

Sual: Akraba ziyareti, bayram günleri daha çok ön plana çıkmaktadır. Bu ziyaretlerde nasıl hareket etmeli ve öncelik sırası nasıldır?

Cevap: Konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki:

“Anayı, babayı ve mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak ve telefon ederek bu günahlardan kurtulmalıdır. Selamın, mektubun ve sözle, para ile yardımın miktarı ve zamanı yoktur. Lüzum ve imkânı kadar yapılır. Zî-rahm-i mahrem olmayanlara bunlar vacip değildir. Bunlar önce anaya, sonra babaya, sonra evlada, sonra ecdada, dedelere, sonra ceddada, ninelere, sonra erkek ve kız kardeşlere, amcalara, halalara, dayılara ve teyzelere yapılır. Bunlardan sonra, zî-rahm-i mahrem olmayan amca oğluna, amca kızına ve hala, dayı ve teyze çocuklarına, sonra nikâh sebebi ile akraba olanlara, sonra komşulara yardım ve ihsan etmek çok sevaptır.”

Görülüyor ki, Müslüman olan ve İslamiyet'e uygun akrabayı ziyaret etmelidir. Hiç olmazsa haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir. Uzak memlekette ise, mektupla ve telefonla gönlünü almalıdır. Dargın, kinli ise de, vazgeçmemelidir. Akrabası gelmezse, cevap vermezse de, giderek veya hediye, selam göndererek, yahut mektupla ve telefonla yoklamaktan vazgeçmemelidir. Allahü teâlâ, Müslüman olan ve salih olan akrabayı ziyareti emrediyor. Berîka ve Hadîka kitaplarında deniyor ki:

“Akraba ile ilişiği kesmek büyük günahtır. Erkek olsun, kadın olsun zî rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmıyan zî rahm akrabayı ve zî rahm olmıyan akrabayı ziyaret vacip değildir. Fakat bunlara da hediye, selam yollamak müstehaptır.”

Sual: Birbirine dargın olanları barıştırmanın da sevabı olur mu?

Cevap: Dargın olanları barıştırmak sünnettir, sevaptır. Davut aleyhisselamın yanına iki kişi gelip, birbirini şikâyet ettiler. Dinleyip karar verip giderken, Azrâîl aleyhisselam gelip;

-Bu iki kişiden, birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti, fakat ölmedi dedi. Davut aleyhisselam hayret edip, sebebini sorunca;

-İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi. Bu gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı, Allahü teâlâ, buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu, dedi.

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

Ödünç vermek, çok sevabdır

Sual: Ödünç vermek ne demektir? Ariyet vermek ile ödünç vermenin farkı nedir?

Cevap: Ödünç vermek, yani (Karz-ı hasen) çok sevabdır. Çarşıda misli, yani benzeri bulunan her şeyi, belirsiz bir zaman sonra, misli geri verilmek üzere vermeğe, (Karz-ı hasen) denir. Ödünç vermek, icap ve kabul ile [aldım, verdim gibi sözleşme ile] sahih olur. Bir altın ödünç alan, bir altını öder. Değeri değişti diyerek önceki veya sonraki değerde gümüş veya kağıt lira veremez. Bunlar yerine altın da veremez. Alacaklı kabul ederse caiz olur. Bir kimse gücü var iken borcunu ödemezse, alacaklı veya başkası, bundan zor ile alabilir. Borç ödenince, senet, borç verenin mülkü ise, ödendiğini bildiren vesika verir. Ölüm hastasının çok alacaklısı varsa, hepsine taksim eder. Borçlu, yüz liralık senedimi ver, sana doksan lira vereyim dese, alacaklı senedi istemeyerek verse, on lira daha isteyebilir. Züyuf, yani altın ve gümüşten başka para, mesela kağıt lira ödünç verdikten sonra, o kağıtların kıymeti kalmasa, İmameyne göre, teslim ettiği zamandaki kıymetinde altın veya bu kadar altın karşılığı geçer akça ile ödenir. Kıymeti değişirse, Ebû Yûsüfe göre, yine böyle olduğuna fetva verildiği, sarf kısmında yazılıdır. Hacim (ölçek) ile, vezin (tartı) ile ölçülen her şeyin kıymetlerinin değişmeleri de böyledir. Bir kimse, birindeki alacağını, buna borcu olan başkasından isteyemez. Ev, dükkân, hayvan, elbise gibi kıyemi olan, yani misli bulunmayan şeyleri ödünç vermek fasittir ve hemen geri vermek lâzımdır. Kullanılması haram olur. Satması, haram ise de, sahih olur. Çünkü, kabzetmekle mülkü olmuştur. Ödünç alınan kıyemi şeyin kıymetini ödemek lâzımdır. Ahmet’e yüz lira borcum var diyenin borçlu olduğu anlaşılmaz. Ne sebeple, nasıl borçlandığını da bildirmesi lâzımdır. Ariyet diyerek verilen mal, ödünç verilmiş olur. Zaten ödünç vermek, ariyet vermek demektir. Ariyet, bir malı, kullanmak için vermektir. Malın kendi geri alınır. Ödünç verilen mal ise, geri alınırken, misli satılmış olup, semen alınmış olur. [(Mecelle)de diyor ki, (Ariyet), ücretsiz olarak kullanmak için verilen mala denir.] Al, sarf et diye verilip, hediye olduğu söylenmeyen para, teslim edilince, ödünç verilmiş olur. Al, giy diyerek verilen elbise, hediye olur. (Tam İlmihal s. 824)

 

 















 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için 
|  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

image001.png
image010.jpg
image011.png
image012.png
image013.png
image002.png
image003.jpg
image004.jpg
image005.png
image006.png
image007.jpg
image008.jpg
image009.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages