Erkek, kadını çalışmaya zorlayamaz! (Osman Ünlü Hoca - 02.06.2026) | Ödünç vermede borçlunun alacaklıdan mal satın alması (Tam İlmihal s. 826)

11 views
Skip to first unread message

Dinimizislam.com

unread,
Jun 2, 2026, 1:41:10 PM (12 days ago) Jun 2
to dinimi...@googlegroups.com

2 Haziran 2026, Salı

Erkek, kadını çalışmaya zorlayamaz!

Sual: Zamanımızda boşanmalar, gün geçtikçe artıyor. Hayat müşterektir diyerek, kadınlar her işte çalışmaya zorlanıyor ve bunun neticesinde de evlilik hayatı bitiyor. Bütün bunların sebebi ne olabilir?

Cevap: Zaruret olmadan boşayarak evini barkını, yuvayı yıkmak, huzuru, saadeti kaçırmak ve boşadığı kadına mehir parasını ödemek, bir erkek için kolay şey değildir. Kadın, kocasına yemek hazırlayarak, çamaşırını yıkayarak, çocuklara din ve ahlak bilgisi vererek, kocasının rahat ve mesut yaşamasını sağlar. Tatlı sözleri ile kocasını neşelendirir. Hanımını boşayan erkek, bu nimetlerden mahrum kalır. Boşanılan kadının nafakasını vermek, babasına, babası yoksa, zengin akrabasına farz olur.

Görülüyor ki, İslam dininde, kadın değil, erkek acınacak hâldedir. Kız olsun, dul olsun, evli olmayan fakir kadına babası bakmaya mecburdur. Babası yoksa veya fakirse, zengin akrabası bakacaktır. Müslüman kadının çalışıp kazanmaya ihtiyacı yoktur. İslam dini, kadının bütün ihtiyaçlarını erkeğin sırtına yüklemiştir. Erkeğin bu ağır yüküne karşılık, mirasın hepsinin yalnız erkeğe verilmesi lazım iken, Allahü teâlâ, kadınlara burada da ihsanda bulunarak, erkek kardeşlerinin yarısı kadar da miras almalarını emir buyurmuştur.

Erkek, hanımını, evin içinde veya dışında çalışmaya zorlayamaz. Kadın arzu ederse ve kocası izin verirse, haram işlemeden çalışması caiz ise de, kazandığı kendi mülkü olur. Hiç kimse, bunları ve mirastan eline geçeni, kadından zorla alamaz. Kendisinin, çocukların ve evin herhangi bir ihtiyacına sarf etmesi için de zorlanamaz. Bunların hepsini erkeğin alıp getirmesi farzdır.

Zamanımızda bazı memleketlerde, kadın da, erkeklerle birlikte, boğaz tokluğuna, en ağır işlerde zorla çalıştırılıyor. Hayat müşterektir denilerek, kadınlar da, fabrikalarda, tarlalarda, ticarette, erkekler gibi çalışıyorlar. Çoğunun evlendiklerine pişman oldukları, mahkemelerin boşanma davaları ile dolu olduğu, günlük gazetelerde sık sık görülmektedir. Kadınlar, İslam dininin kendilerine verdiği kıymeti, rahatı, huzuru, hürriyeti ve boşanma hakkına malik olduklarını bilmiş olsalar, bütün dünya kadınları, hemen Müslüman olurlar ve İslamiyetin her memlekete yayılması için çalışırlar.

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

Ödünç vermede borçlunun alacaklıdan mal satın alması

Sual: Ödünç verirken şart edilmediği hâlde, borçlunun, sonradan yüksek fiyatla, alacaklıdan mal satın alması caiz midir?

Cevap: Ödünç verirken şart edilmediği hâlde, borçlunun, sonradan yüksek fiyatla, alacaklıdan mal satın alması caiz ise de, mekruhtur. Şems-ül-eimme Hulvânî haram olur dedi. Fakat, ödünç verme sözleşmesi olmadan önce, mesela bin lira değerindeki kumaşı binbeşyüz liraya satın alsa, ayrıldıktan sonra, tekrar gelip dörtbin lira da ödünç alsa, caiz olur ve satana beşbinbeşyüz lira borcu olur. Hâlbuki borcu beşbin olmak lâzımdır. (Dürr-ül-muhtâr)da diyor ki, böyle muameleye yüzde beşden fazla olmamak şartı ile caiz olur denildi. Yüzde beşden fazla farklı ödünç verirse, yani ödünç vermeden önce, (Muamele) ile, satacağı malın fiyatı, ödünç verdiği paranın, yüzde beşinden fazla olursa, haram olur ve böyle ödünç veren hapis olunur. İbni Âbidîn “rahmetullahi aleyh” (Dürr-ül-muhtâr)ın bu satırlarını geniş açıklıyor. Sultanın emri ile, yüzde onbeşe kadar muamele ile satış fetvası verildiğini, buna caiz diyen âlimleri ve büyük fıkıh kitaplarını bildiriyor. (Bezzâziyye) fetvasında, sarf bahsinde diyor ki, (Ribh ile ödünç isteyen muhtaç kimse, buna bir malı on liraya satsa ve teslim etse, ödünç verecek olan da, bu malı, sonra o kimseye on iki liraya satsa caiz olur. Satışı, ödünç verildikten sonra yapmak iyi olur. Mal, ödünç verenin ise, bunu ödünç isteyene, dilediği bir müddetle, mesela oniki liraya, veresiye satar. Malı teslim alınca, üçüncü kimseye on liraya satıp teslim eder. Bu kimse, ödünç verene on liraya peşin satıp, malı buna verir. Aldığı on lirayı, ödünç isteyene vererek borcunu öder. (Bahr)de diyor ki, (On lira alacağı olan bir kimse, belli zaman sonra onüç lira almak isterse, borçlusundan bir malı bu on lira karşılığı satın alıp, malı kabzettikten sonra, belli zaman sonra ödemek üzere, ona onüç liraya satar). (Tam İlmihal s. 826)

 

 





















 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için 
|  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

image001.png
image010.jpg
image011.jpg
image012.jpg
image013.jpg
image014.png
image015.png
image016.png
image002.png
image003.jpg
image004.jpg
image005.png
image006.jpg
image007.png
image008.jpg
image009.png
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages