Arabuluculuk Kanunu

3 views
Skip to first unread message

Ahmet Dokucu

unread,
Dec 24, 2011, 9:55:35 AM12/24/11
to deu-hukuk...@googlegroups.com, 9eylulhuk...@yahoogroups.com

 
Değerli Meslektaşlarımız,
 
“Yargı siyasal iktidarın güdümüne girdi” söylemi artık önemini tümüyle yitirmiştir.
Siyasal iktidar, kendi dar çıkarları, eğilimleri ve dünya görüşü ile özdeş yeni bir yargı ve adalet anlayışı inşa etmektedir.
“ İktidara kim gelse yargıya müdahale ediyor, şimdikinin farkı ne?” sözü artık aymazlık değil, düpedüz yandaşlıktır.
Siyasal iktidar elinde yargı, görece hiçbir mesafe tanımayan dolaysız bir araca indirgenmekte, gücün çıplak egemenliği ile toplumun adalet duygusu hızla köreltilmektedir.
Bertolt Brecht’in deyimiyle “halkın ekmeği” olan adalet; bizim işimiz, mesleğimiz,  varlık nedenimizdir. Yargının kurucu unsuru olan savunma ve avukatlık mesleği bu vahim tablonun orta yerinde ne güven taşıyabilir, ne de bu tabloya kayıtsız kalabilir.
1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe sokulan HMK ile, yurttaşların hak arama özgürlüğü yüklü bir gider avansına bağlanıp ödeme gücüyle sınırlanırken biz kendimizi güvende mi hissedeceğiz ?
Savunma bağımsızlığının sözcüsü olması beklenen TBB, hükümet temsilcileriyle eşgüdüm halinde, Baroları yürütme erkinin yörüngesine oturtmaya yönelik ‘nispi temsil’ sistemini de içeren, avukatlara rağmen bir Avukatlık Kanunu taslağını tartışmaya açarken biz kayıtsız mı kalacağız ?
Avukatlık mesleğinin bugünü ve geleceği, toplumun adalet gereksinimi ile aynı yazgıyı paylaşmaktadır; bir o kadar yakıcı ve somut bir tehdit altındadır. Küresel sermaye odaklarının yönlendirmesi ile siyasal iktidar tarafından tasarı haline getirilmiş olan “Arabuluculuk Kanunu” bu tehdidin en güncel ve yalın ifadesidir.
Arabulucuk Kanunu tasarısı, temel olarak, hukuksal uyuşmazlıkların çözümünde yargıya başvurmak yerine, hukukçu olması gerekmeyen, toplamda 100 saatlik eğitimden geçirilmiş bir ‘arabulucu’ya başvurmayı ve bunun sonucunda tutulacak tutanağın ilam hükmünde sayılarak icra edilmesini düzenlemektedir. Hedeflenen Arabuluculuk Kanunu ile:
-       Yargı yetkisi, “Ulus Adına” karar veren bağımsız yargı organlarından alınmakta, belirli kişi ve çıkar çevrelerine bırakılmaktadır.
-        Hukuk eğitimi almamış kişilere hukuku uygulama yetkisi verilmekte, başka bir deyişle “kadılık” kurumuna iktidar eliyle zemin hazırlanmaktadır.
- TBB tarafından gündeme getirilen Avukatlık Kanunu taslağı ile bütünlük içinde düşünüldüğünde, ‘yargıda özelleştirme’nin önü açılmaktadır.
-       Avukatlık meslek tekeli kırılmakta, etkinlik alanı daraltılmaktadır; avukatların  ‘işsizler ordusu’na katılması öngörülebilir bir sonuçtur.
Arabuluculuk Kanunu tasarısı “uyuşmazlıkların yargıya başvurmadan azaltılması ve böylelikle mahkemelerin yargı yükünün azaltılması “gibi tanıdık bir bahaneyle meşru kılıfa büründürülmeye çalışılmaktadır.  Eğer sunulan bu gerekçe haklı olsaydı, yürürlükteki Avukatlık Kanunu’nun aynı ihtiyaca göre düzenlenmiş 35/A maddesini işler kılarak amaca ulaşmak çok daha anlaşılır ve hukuka uygun bir yol olabilirdi.
Ne var ki, bir kez daha tercih edilen, hukuk alanını kadrolaşmaya ve piyasaya alabildiğine açmak olmuştur.
Gerçekçi olmak gerekirse, başta Arabuluculuk Kanunu tasarısı olmak üzere, avukatlık mesleğine ağır darbe indirecek, hak arama özgürlüğünü yurttaşlar için ‘lüks’ haline getirecek tüm bu girişimlere karşı -birkaç Baro dışında- yeterli tepki hukukçular tarafından şimdiye dek gösterilememiştir. Bu birkaç Baro arasında meslek örgütümüz olan İzmir Barosu’nun bulunduğunu söylemek ise -ne yazık ki- mümkün değildir.
Bir parçası olmaktan onur duyduğumuz İzmir Barosu’nun daha fazla gecikmeden,  tarihine ve öncü rolüne uygun davranmasını bekliyor, tüm meslektaşlarımızı “halkın ekmeğine” ve “kendi ekmeğine” yönelmiş Arabuluculuk Kanunu tasarısına karşı meşru, demokratik her türlü yolla direnmeye çağırıyoruz.  
 
                                                                                     Bağımsız Savunma
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages