ADALET VE TEVAZU

0 views
Skip to first unread message

yakup çetin

unread,
Feb 17, 2009, 7:49:33 AM2/17/09
to Bozkır & Derekasabası
Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet
başkanlığı
sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı.


Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı.
Bunlardan
birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü
ise
devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife,
birden
fazla
gömleği olmayan, varlıksız biriydi.


Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti.
O da
elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri
götüren
görevliye şöyle dedi:


- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.


Fakat görevli itiraz edecek oldu:


- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi.
Bu
elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.


Halife cevap verdi:


- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince,
bize
verilen hediyeler rüşvet olur.


Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:


- Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa,
kendilerini halkın işlerine vakfederler.


Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı
tükenmişti.
Misafir dedi ki:


- Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.


- Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.


- Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.


- Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.


Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:


- Ben kalkıp iş yaparken de Ömer'dim; gelip oturdum, yine aynı
Ömer'im.


İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim
kılmıştı.
Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz
kırk
yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para
karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu
itiraf
ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet
hazinesine
koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de
kaçmasını söylemişti.


--
Kalbinde insanlara merhamet duygusu olmayan (Allah'ın kalbine
insanlara
karşı merhamet duygusu koymadığı) kimse haybet ve hüsran (yani en
büyük
kayıp) içindedir. (Acluni, Keşfu'l-Hafâ, 1/372)


--
GERÇEK ŞU Kİ ; İNSAN KENDİNİ , KENDİNE YETERLİ GÖREREK AZAR.
(el-ALAK 6,7 )


SAKIN ŞEYTAN SİZİ YOLDAN ÇEVİRMESİN.ÇÜNKÜ ; O , SİZİN İÇİN APAÇIK BİR
DÜŞMANDIR. (ez-ZUHRUF 62 )
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages