ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI DEĞİLİM…
Ben esasında Anayasa değişikliğine karşı değilim. Bilakis 12 Eylül Anayasası ile 35 yıldır bu ülkenin yönetiliyor oluşunu en derin vahamet olarak görüyorum. 35 yıldır bir darbe anayasası ile ülkenin yönetilmesinin cüretinin sonucudur bugün toplumsal uzlaşıdan uzak, kişiye endeksli bir anayasa hazırlanarak meclis gündemine getiriliyor oluşu… Öyleki 12 Eylül faşizminin yaratmış olduğu toplumsal tahribatın son halkasıdır bu toplumun diğer katmanını yok sayan bir faşizan anayasa taslağının meclise sunulması…
Bu anayasa değişiklik önerisine faşizm anayasası diyor oluşum belki garipsenebilir. Değişiklik önergesinde bulunanlar açısından zaten vatan hainliği olarak görülmekte benim bu hitap şeklim. Zaten onunu için bu teklif tam da bir faşizm anayasası değişikliği teklifidir. Bunun için karşı durulmalıdır. Anayasa bir toplumun uzlaşı metnidir. Eğer ki toplumun bütün katmanlarını kapsayacak bir uzlaşı sağlayamıyorsa, hâkim olan hüküm edenin anayasasıdır bu. Hâkim olanın faşizmidir. Ülke nüfusunun %30 dan fazlasını temsil eden CHP, % 10 Dan fazlasına temsil eden HDP ve yine % 10 dan fazlasını temsil eden MHP nin hatırı sayılır muhalif kanadının yani toplumun % 40 tan fazlasının mutabakatı alınmak biryana karşı durduğu bir anayasa değişikliği faşizm anayasası değildir de nedir. Bugün Hükümetinden, Muhalefetine, toplumun her kesiminin ortak olduğu, toplumun en büyük sorunu olarak gördüğü net meselemiz; Toplumun kutuplaştırıldığı, Bölünmeye çalışıldığı ve ayrıştırıldığıdır. Peki, tamda bu noktada sormak gerekir, Toplumsal bir mutabakat sağlanamamış bir ANAYASA değişikliğini sırf çoğunluk elinde diye meclise getirip dayatmak, toplumu bölmek değildir de nedir? Bölücü olan, kutuplaştırıcı olan acaba kimdir?
12 Eylül Anayasası elbette değişmelidir. Değişimi konusunda çok zaman da kaybedilmiştir de. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda her hafta bir film gösterimi yaparmış. Bu gösterimlere memleketin önde gelen isimleri davet edilirmiş. O zaman sinema salonları oldukça az ve yabancı filmlere ulaşmak oldukça zor. Sarayda gösterilen filmler, genellikle macera, kovboy, korsan vb. filmleri olurmuş. İşte bu seanslardan birine Neyzen Tevfik de Atatürk’ün misafiri olarak davet edilmiş. O gün, Errol Flynn’in başrolde oynadığı bir korsan filmi gösterilmiş. Flynn film boyunca bütün korsanlarla savaşmış ve filmin sonuna doğru ‘esas kız’ı korsanlar kaçırmış. Flynn bütün korsanları kılıcıyla ve tek atımlık tabancasıyla öldürdükten sonra nihayet kızı kurtarmış ve kızla birlikte kumsalda el ele yürürlerken Fin… Işıklar yanarken, izleyiciler coşkuyla alkışlamış. İşte o sırada Atatürk’ün dikkati Neyzen Tevfik’e yönelmiş, çünkü Neyzen alkışlamak yerine hüngür hüngür ağlamaktaymış. Atatürk, Neyzen’in yanına gitmiş ve herkes mutlu son ile memnun olurken onun neden ağladığını sormuş. “Neyzen, bak işte ne güzel adam kızı kurtardı bunda ağlanacak ne var?” Neyzen ise, “Yahu paşam iyi güzel de şimdi o kızı o kurtarıcının elinden kim kurtaracak? İşte ben buna ağlarım” buyurmuş.
Neyzenin hicvettiği üzere 12 Eylül Anayasasından bizi AKP Faşizm Anayasasının kurtaracağı muhakkaktır elbette, lakin AKP Faşizm Anayasasından bizi kim kurtaracak?
Hangi partiye oy verirseniz verin, hangi görüşten, hangi ideolojiden yana olursanız olun, toplumsal uzlaşı hepimizin esas olmazsa olmazıdır. Eğer ki bu toplumda bir uzlaşı sağlayamıyorsak bu bizi Suriye, Irak olmaktan kurtaramayacaktır. Bugün meclise getirilecek Anayasa değişikliği bu toplumu bölmeye yönelik bir “Kalkışma” dır. Gün Ülkeye sahip çıkma bu kalkışmaya karşı koyma günüdür.