mustafa ulusoy
unread,Sep 14, 2009, 2:44:42 AM9/14/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to
ULUKIŞLA’DA SİYANÜRLÜ ALTIN MADENCİLİĞİ’NE KARŞI MİTİNGE DAVET
Niğde’de 12 Ağustosta yapılan kitlesel basın açıklaması ile Porsuk Göleti arazisinin altıncılara satışı engellenmişti.12 Ağustostaki ihalenin ertelenmesi ardından Niğde İl Encümeni 2 Eylül tarihli toplantısında, , satış için ihalenin yenilemesi ve ihalenin16 Eylül 2009 tarihinde yapılaması kararı aldı. Bu karara karşı maden havzası köy meclisleri ise, “halkız sattırmayız, sokaktayız” diyerek mitinge hazırlanıyor. Köy meclisleri, halkı 16 eylül 2009 saat 10.30’da Niğde İl Özel İdaresi önüne davet ediyor.
Ulukışla Maden Köyü’ndeyiz. 30 Mayıs 2009. Bahar kiraz dallarına vurmuş. Bolkar Dağları Platformu siyanürlü altıncılara karşı miting düzenliyor. Köylerden akın akın insan geliyor. Köyün iki gelişini Jandarma kesmiş, kimlik kontrolü yapıyor. Bolkarların zirvesinde asayiş berkemal. Miting için kortej sıralanıyor, tam bu sırada kır saçlı bir adam kortejin önüne atlıyor, kendini altın madeni şirketinin müdürü olarak tanıtan kişi, hızlı bir biçimde derdini muhtarlara anlatmaya başlıyor. Maden Köyü’nde altın arama işletmesi kurmayacaklarını hızlıca açıklıyor. Şirket yetkilisi kır saçlı, köylülere bu konuda yazılı taahhütte bulunuyor. Ancak şirketin bu açıklamasının arkasında, altın madeni girişiminden vazgeçmesi değil; Maden köyünde işletmenin kurulmasının, jeoteknik bulgulara göre, mümkün olmadığı gerçeği taahhütte yazıyor. İşletmeyi başka yere kuracaklarmış.
Şirketin bu açıklamayı daha önce neden yapmadığı ise kuşkuları arttırıyordu. Köylüler, “Şirket, 3 nisan 2009 tarihinde, bizi ikna etmek için, halkın katılımı toplantısı yapmak istiyordu. Ama biz bu toplantıyla ikna olmayacağımızı, toplantıya katılmayarak gösterdik. Peki o gün bu gerçekler neden açıklanmamıştı, neden bize siyanürlü altını dayatmışlardı diye soruyor.” Yanıtları ise şuydu köylüler adına Maden Köyü muhtarının, “Ne zaman ki mücadele ve bölgedeki kararlılık yükseldi, o zaman burada bir yaşam olduğunu gördüler, bilgilerini kamuoyu ile paylaşmak zorunda kaldılar” Mitingin coşkusu altında köy muhtarları siyanürlü altın madenciliğine karşı kararlılığını açıklıyor.
Ama bu coşkunun ardından, maden köyünden havalanan siyanürlü altın madenciliği işletmesi kendine yer arıyor ve buluyor. Bu kez yeni yer, porsuk ve hasangazi köylerinin kesişme noktasında. Porsuk Köyü göleti de yeni siyanür havuzu olarak düşünülüyor. Bölgede hızlı bir biçimde arazi arayışları başlıyor. Ardından Niğde İl Özel İdaresi, Porsuk Göleti’nin tamamlanması için kamulaştırılan arazinin satışına karar veriyor. Satışın yapılabilmesi için il genel meclisi karar alıyor. İhale öncesinde il genel meclisi üyeleri hasangazi ve porsuk köylerine gelip tespit yapmak istiyorlar. Ama yine aynı sıkıntı: satıcılar giremez. Buna rağmen Niğde İl Özel İdaresi İl Encümeni 12 ağustosta ihale kararı alıyor. Satış yapılacak. Porsuk ve Hasangazi köylüleri başta olmak üzere havzadaki tüm köylerden yüzlerce kişi ihalenin yapılacağı gün Niğde’ye akıyor. Yol boyunca yine asayiş berkemal.
İhale saati geldiğinde, atılan sloganlar arasında satışa kimse iştirak edemiyor, ama Niğde İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Muhittin Şahin ''bu ihale her Türk Vatandaşına açıktır. İhaleye, altın arama firması da herhangi bir Vatandaşımız da girebilir.” Açıklaması basın yoluyla tarihe geçmeyi başarıyor. Toplanan yüzlerce kişi Niğde uyuma toprağına sahip çık diyerek meydana yürüyor. Maden Havzası Köy Meclisleri adına Ahmet Kiper basın açıklaması yapıyor, ve soruyor “Sizler köylerimize su sağlamak için istimlak edilen alanları nasıl oluyordu, şirket taşeronlarına satmaya kalkıyorsunuz? Biz topraklarımızı siyanürlü suyla mı sulayacağız, biz siyanürlü su mu içeceğiz, bitkiler, hayvanlar, biz insanlar ne yiyeceğiz ne içeceğiz? Sizler, Niğde ili çevre düzeni planlarında orman ve mera olarak görülen alanların satılmayacağını bile bile bu topraklarımızı neden satmak istiyorsunuz? Hasangazi, Porsuk, Gümüş, ilhan, köşkönü, beyağıl köylülerinin canı ve doğası, şirketlerin karlarından daha mı değerlidir, buna yanıt verin? Eğer yanıt veremiyorsanız, bu ihaleyi derhal iptal edin. Yaşamlarımız, toprağımız için bugün buradayız. Bu yolun sonunda da biz kazanacağız.”
Ama ihale iptal olmuyor. Köyler bir soluk alıp, direnç kazansa da bir kere topraklara göz dikilmiş. Mayıs ayında köy muhtarları ve ziraat odası, altın madeninin ruhsatının iptali için Valiliğe başvurmuştu. Köylerin sıkıntısından valilik ve il genel meclisi haberdar. Buna karşın altın madenine ısrarla yer aranıyor. Tamam diyor hasangazi ve porsuk köylüleri, illa göletimizin arazilerinden vazgeçeceksiniz, köylerimize devredin, biz kullanalım diye bin imzalı bir dilekçe veriyorlar. Tam bu sırada Niğde İl Encümeni arazilerin satışı için yeni bir ihale kararı alıyor. Hayır illa satacağız, kararına karşı maden havzası köy meclislerinin kararı ise, “halkız sattırmayız, sokaktayız” oluyor. Köy meclisleri, halkı 16 eylül 2009 saat 10.30’da Niğde İl Özel İdaresi önüne davet ediyor.
Bu kez ise yakasına siyanür bulaşmış cin fikirliler halkın kararlılığını kırmak için yeni gölge oyunları icat ediyor. Maden havzasındaki köy muhtarlarından bazılarını ve kimi köylüleri Bergama’daki altın işletmesine gezmeye götürüyorlar, beş eylül hafta sonunda. Böylece, siyanür havuzunda yüzen ördeklerin mutlu resimleri önünde çekilen fotoğraflar, albümle girsin isteniyor. Giden muhtarlara köylüler “havuzdaki suyun dadına bakıver muhtar” diyor. Köylerde bu gezinin valilik emri olduğu yönünde propaganda yapılıyor. Bu konuda valiliğin bir talimatı olup olmadığını, kamu kaynakları ile bir şirket işletmesini gezmeye götürmenin ne anlama geldiğini araştırırken, 7 eylül 2009 tarihli Niğde İl Genel Meclisi çıkışında İl genel meclisi üyesi Ali Uğurlu övünerek, kendilerinin masraflarını Ulukışla’da altın aramak isteyen şirket tarafından karşılandığını açıklayıveriyor. Altıncıların parasıyla Bergama’da yeniliyor içiliyor. Gezinin valilik emri olduğu hikayesi birden unutuluyor. Hafızaı beşer nisyan ile malul.
Gezi sırasında Bergama kozak yaylası muhtarları, gelin görüşelim, belediye başkanımız da sizi bekliyor diye telefon ediyor. Bizim muhtarlardan kimileri mahçup gelemeyiz, diyorlar. Doğru o arabayı sen tutmadın ki. Bergama gezisinden sonra giden köy muhtarları ile maden havzası köy meclisleri toplantı yapıyor. Anlatın, ne gördünüz diye soruyor köylüler. Kimlerle görüştünüz, tarım ve hayvancılığa etkisi için meslek odalarını, muhtarları, belediye başkanını ziyaret ettiniz mi? Yanıt hayır. Sizi arayan muhtarlara geri döndünüz mü, yanıt yine hayır. Şirketteki brifing dışında,, görüştüğünüz bir kurum ve kişi var mı? Mahçup hayır devam ediyor. Köy meclisleri muhtarlarına, altın madenciliği konusunda saflarını belirlemesi için bir günlük süre veriyor. Sürenin ardından geziye katılan Hasangazi ve Porsuk muhtarı, köy meclisi ve halkla birlikte siyanüre karşı mücadele edeceğini açıklıyor. Sıra Beyağıl köyünün muhtarında.
Altıncılar muhtarlarımızı gezdiriyor, yediriyor, içiriyor ikna odalarında kimine bir duble rakı kimine de zemzem suyu ikram ediyor dedirtmeyeceğiz diyor köy meclisleri. Muhtarlarımız halkın yanında yer alacak, diyor hasangazi ve porsuk köy meclisleri başkanları. Porsuk ve Hasangazi Köy meclisleri ihalenin iptali için davasını açtı bile. Köy meclisleri, doğanın ve emeğin gücü adına, güç bende diyor. 16 Eylül 2009 tarihinde bu ihale sokakta yapılacak. Faustinapolis’in şehri, bağbozumuna hazırlanıyor. Bu üzümleri sineklendirmeye hiç niyetleri yok, bolkar dağlarındaki güleç çocukların.
8.9.2009 Ekolojistler.org haber (AET)
Ahmet Ekin Taş.