5 Ağustos 2015
Twitter: hsoneryalcin
E-mail: sya...@sozcu.com.tr
Sabah gazetesinin sahibi kim?
Bence, enişte!..
Parayı "havuz"dan mı bulmuştur bilmem…
Bir gün ayrıntılarını yazarım; bugün yazı konum farklı.
Önceki gün Sabah’ın haberi şuydu:
"Vefat eden Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Salih Özcan, Şanlıurfa Halilurrahman Döşeme Camiine defnedilecek…"
Bir dönem yazıişleri müdürlüğü yaptığım Sabah, Said Nursi’den "Bediüzzaman Hazretleri" diye bahsediyordu!
Vay… Vay.. Vay… Hayır!..
Ne Sabah’ın bu derece gericileşmesini, ne de Said Nursi tartışmasına gireceğim.
Merakım şu:
Kim bu Salih Özcan?
Kim ki…
Eyyübiler tarafından, Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yerde 1211 yılında yapılan külliyede toprağa veriliyor?
Bu "kutsiyet"
Salih Özcan’ın Said Nursi’nin talebesi olmasından mı
kaynaklanıyor?
Çocuk olmayınız; makalenin başlığına dikkatinizi çekerim!
Yazayım…
Salih Özcan 1929 Şanlıurfa/ Şahinalan Köyü’nde dünyaya geldi.
"Bediüzzaman’ın Hariciye Vekili" adlı kitapta yaşam öyküsünü anlatırken, çocukluğunda Kur’an-ı Kerim yasak olduğundan (!) gizli gizli okuduğunu söyler!
Bu yalanını iki sayfa sonra tekzip eder;
Urfa Askerlik Şubesi Başkanı Albay Hulusi Yahyagil’i üniformasıyla sık sık Yusuf Paşa Camii’nde gördüğünü ve Said Nursi ile onun vasıtasıyla tanıştığını anlatır!..
Yaşamında bu tür "ilginç" isimler hep olacaktır.
Örneğin…
Seyyid Kutub’u bilirsiniz:
Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerindendi.
1949’de ABD’ye davet edildi.
O yıl solculara karşı, "İslam’da Sosyal Adalet" adlı eserini yazdı.
Salih Özcan 1955’te Hilal Yayınları’nı kurduğunda ilk bu kitabı yayınlandı.
Türkçe’ye çeviren Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür idi.
Kitabın çevrilmesini isteyen kimdi;
MİT (MAH) Başkanı Kurmay Yarbay Fuat Doğu!
229 kitap çıkardılar.
Said Nursi Risaleler’i ilk kez Latin harfleriyle bastılar.
Hepsi maksatlıydı…
Said Nursi, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler kazansın diye dua etti.
Hitler’in İslam dünyasındaki bir numaralı adamı;
Kudüs Müftüsü Hacı Emin el Hüseyin idi.
"Arap halkı, Führer’in zaferine dek kanının son damlasına kadar birlikte olmaya kararlıdır." Bu amaçla..
Nazi yanlısı müftü, Raşid Ali el Geylani ile birlikte Irak’ta 1941’te darbe yaptı.
Doğu Avrupa ve Balkanlar’da "Müslüman SS Birlikleri"nin kurulmasında önderlik etti.
Nazi propagandasının Arap dünyasındaki sesi bu müftü, savaş sonrası Nürnberg Savaş Suçluları Mahkemesi’nde yargılanması gerekirken "görünmez eller" tarafından kurtarıldı.
Niye?
Çünkü; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Arap dünyasında da solcu/ulusalcı/Baas hareketi sömürgecilere karşı mücadele bayrağını açtı.
Örneğin…
Bizim Cemal Paşa’dan dolayı "Cemal" adı konan Cemal Abdül Nasır, 1952’de Mısır’da darbe yaptı;
Kral Faruk’u tahtan indirdi.
Hür Subaylar Hareketi içinde yer alan Abdülkerim Saad, Nasır’la ters düştü ve Mısır’dan kaçtı.
Kimin yanına gitti dersiniz;
Lübnan’daki eski Kudüs Müftüsü Hacı Emin el Hüseyin!
Ardından damadı oldu.
Ve…
1956’da müftü, damadı Abdülkerim Saad’ı, Said Nursi’nin yanına gönderdi.
(Damadın getirdiği hediyelerden biri de kayınpederinin cübbesi ve sarığı idi.)
Müftü Emin el Hüseyin ile Said Nursi ilişkisi kuruldu; aracılar Abdülkerim Saad ile Salih Özcan idi!
Said Nursi, Salih Özcan için "Hariciye Vekilim" diyordu…
Örneğin…
Salih Özcan Pakistan Büyükelçiliği’yle ilişkiler kurdu.
Eğitim Bakan Yardımcısı Ali Ekber Şah gibi devlet yöneticilerini Said Nursi’ye götürdü.
Ve bu ilişkiler sonucu…
Suud Kralı Faysal başkanlığında Mekke’de toplantı yapıldı.
Toplantıda; müftü Emin el-Hüseyin, Salih Özcan ve Pakistanlı Mevdudi gibi konuklar vardı.
O gün sarayda; Râbıtatü’l-âlemi’l-İslâmî (Dünya İslâm Birliği) RABITA kuruldu.
Amaçları;
"İslam coğrafyasını tehdit eden solculara karşı Müslüman halkı korumak;
ve o yıllarda İslâm ülkelerinde aşırı boyutlara ulaşmış olan milliyetçilik hareketlerini frenlemek" idi!
Kolları sıvadılar…
Örneğin…
Salih Özcan, Kral Faysal’dan aldığı izinle haftalık "İttihad" dergisini Türkiye’de ve Suudi Arabistan’da çıkardı.
Bitmedi…
Suud finans temsilcisi
Salih Özcan aslında kimin "Hariciye Vekili"?..
1970’lerde MSP milletvekili oldu.
12 Eylül askeri darbesinden sonra, rahmetli Erbakan ve arkadaşları cezaevinde iken ne yaptı dersiniz? Kral Faysal’ın oğlu Muhammed Faysal’ı, Tevfik Belen’in evinde darbeci Kenan Evren ve arkadaşlarıyla buluşturdu!
Başbakan Bülent Ulusu’yu ziyarete gittiler ve Turgut Özal’ın çıkardığı yasayla Faysal Finans’ı kurdular.
Salih Özcan yönetim kurulu başkan yardımcısı oldu; başkan ise Kral Faysal’ın oğluydu!
Salih Özcan darbecilerin göz bebeğiydi.
1982-84 yılları arasında yurt dışındaki imamların 1100 dolar tutarındaki maaşını RABITA’ya ödetti!
O imamlar bugün iktidardadır.
Ve onlar yıllardır "Sünnilik" diye Selefili/Vehhabiliği yutturuyorlar!
Tabii ki yeni kuşaklar IŞİD gibi Selefi örgütlere sempati duyar!
Tabii ki Suud kralı ölünce yas ilan ederler!
(İran devrimi yanlısı Müslüman lider gençlerin nasıl yok edilip, Suud sempatizanı Tayyiplerin, Güllerin önünün açıldığını "Kayıp Sicil" kitabımda ayrıntılarıyla yazdım.
Geçiyorum…)
Evet…
İşte tüm bu nedenlerle Salih Özcan, Hz. İbrahim Külliyesi’ne defnedilir.
(Bıraktığı görevi -Suudi Arabistan’da yetişmiş- yeğeni AKP Şanlıurfa milletvekili Halil Özcan sürdürür…)
Yani…
Bu devran sürüp gider!
Peki..
Ya sen?
IŞİD’miyorsun ki?
Aksi halde…
Salih Özcanların yakın dostu Ekmel Bey’i destekler miydin?
Ah!..Ah!..
Tmuttefik
. . . . . .
Bize ihtiyaci olan
LEHCET UL HAKAYIK (GERCEKLERIN DILI)
Fakat dini olmayan musibetler, hakikat noktasinda musibet
degildirler.
Bunlarin bir kismi Allah in bir ikazi ve uyarisidir; bir kismi
gunahlara kefarettir; hastalik gibi bir kismi ise, Allah in bir
iltifatidir, bir temizliktir.
(bk.Buhari, Îman: 39, Muslim, Birr: 52)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi
ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis
cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak
yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme
anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde
kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar,
duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik,
genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi
sebeplerden kaynaklanir.
---
Duygu Somurusu (Argument to Pity Argumentum Ad Misericordiam) :
Argumani karsisindakine kabul ettirebilmek icin, onun acima
hissinden yararlanma durumu.
Ornek 1:
Hakim bey lutfen, beni adam oldurmekten hapse atmayin!
Beni hapse atarsaniz cocuklarim ac kalacak.
Ornek 2:
Umarim onerimi kabul edersiniz.
Son uc ayimi bunun uzerine calisarak gecirdim.
Ornek 3:
Hocam, bu dersten A almak zorundayim.
Eger alamazsam bursum kesilecek.
Guncel Ornek 1:
O ahvalde de polis pislik yaparsa, adam dovmeye, iskence yapmaya
baslar ve hala rusvete bulasirsa, o zaman biz onun yakasina
yapisacagiz, gorecek hanyayi konyayi...
Yanlis mi konusuyorum Sayin Icisleri Bakanim!..
Bu soylediklerimde, toz zerresi kadar yanlislik veya ek$iklik
var mi?
Yok ama hani hareket?..
Evde bebeler sut beklerken, bu adamlar daha ne yapsin?..
(Ilker Sarier, 19.8.2000, Sabah)
Yazar polisin yeterince iyi calistigi iddiasini daha ikna edici
hale getirebilmek icin evdeki sut bekleyen bebeklerden
bahsediyor.
Guncel Ornek 2:
Evet, boyle derim...
Ama bir turlu aramiyor!..
Herhalde, Erdal Bilallar in basinda oldugu Istanbul Konseyi nde
olmadigimiz icin!
Oysa biz, sadece Istanbul la sinirli degiliz...
Ufkumuz genis...
Biz, tum Turkiye yi icine alan Anadolu Konseyi nin icindeyiz.
Itilen, horlanan, asagilanan, gariban Anadolu insani nin yaninda
ve onlarin sesiyiz!
(Hasan Karakaya, 2.9.2000, Akit)
Yazar, Istanbul Konseyine uye olmadigi icin birileri tarafindan
aranmadigini soyluyor.
Kendisinin Anadolu Konseyi icinde yer aldigi ifadesini
kuvvetlendirmek icin bazi acindirici sifatlar kullaniyor.
Guncel Ornek 3:
Belediye otobuslerini kullanan soforler bitmis durumda!
Bilmiyor olamazsiniz ki, bu insanlar 1997 den beri sozlesme
yapmadilar ve zam alamiyorlar...
150-200 milyon lira arasinda maaslarla, surunme noktasindalar,
borc icinde yuzuyorlar...
Ruhsal olarak felc olmus durumdalar.
Bu insanlar, koca koca otobuslerle vatandasi tasiyorlar, trafige
cikiyorlar...
Istanbul un belki de en agir isini yapiyorlar...
Ayiptir, gunahtir, yaziktir.
Bir anlasmazlik varsa, baskan gibi araya girin ve sorunu cozun!
Cunku bu insanlar, binlerce can tasiyorlar, cakil tasi degil...
Durum kritik, soyluyorum!
Sonra, cok caniniz $ikilir...
Uzulursunuz!..
(Ilker Sarier, 19.8.2000, Sabah)
Yazar belediye baskanini belediye otobus soforleriyle sozlesme
yapmaya zorlamak amaciyla onlari acindirmak gibi bir metot
izliyor.
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_...@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gunde...@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem...@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gun...@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |