9/TEVBE-5:
Allah’ın savaşı haram kıldığı aylar çıkınca,
ilâhlığında, otoritesinde,
mülkünde, tasarruflarında, Allah’a
ortak koşan müşrikleri nerede bulursanız
öldürün, yakalayın,
hapsedin, bütün geçit başlarını tutun.
Eğer tevbe ederler, isyandan vazgeçerek Allah’a
itaate yönelirler,
namazı âdâbına riayet ederek, aksatmadan âşikâre
kılarlar,
vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini
arındıran, berekete
vesile olan zekâtı verirlerse onları serbest
bırakın.
Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
http://www.kurantefsiri.com/kuran/tevbe-suresi-ayet-5-kuran-tefsiri.asp
|
Büyük öfke ve üzüntü içindeyim.
Bu kadar saçma sapan cümleler kurabilen insanların koca bir
ülkenin, milyonlara varan sayıda insan kalabalığına lider
olabilmesi iç acıtıcı.
Başka milletleri gerçekten kıskanıyor, kendimi de ciddi şekilde
ümitsizlik içinde buluyorum.
İslam barış diniymiş, ismi barıştan gelirmiş.
PALAVRA, KOCAMAN BİR PALAVRADIR.
SAFSATADIR, UYDURMADIR, BİR KENT EFSANESİDİR.
MEGALOMANİK BİR İÇ GÖRÜ EKSİKLİĞİDİR.
Çok kesin, açık ayetler vardır. Onlarca diyebiliriz. Yüzlerce de
hadis vardır.
Bunlardan onlarcasını makalenin sonunda listeledim.
Uydurmadım, İslamın kendi kaynaklarından derledim.
Şüpheniz varsa siz de gidin bakın.
Söylenen ayetleri ve hadisleri siz de kontrol edin.
Halep oradaysa arşın burada.
Bilimsel yöntemin en güzel yanı da budur işte.
http://www.ihvanlar.net/2012/05/16/cihad-hakkinda-ayet-ve-hadisler/
Bunca ayet ve hadisi ise inkar etmek küfürdür, şirktir. Dinden
çıkarsınız.
Ve doğrusu ben de tam olarak bunu yaptım, şükürler olsun beş on
yıldır Müslüman değilim.
Kendi içinde tutarlı, bilinen gerçeklere, insanın ve evrenin
doğasına uyumlu olmanın huzurunu yaşıyorum.
İslamiyet kafirlerin canlarını, kanlarını, ırzlarını inananlara
helal kılmıştır. Müslümanlar kafirlerin mallarını diledikleri gibi
yağmalayabilir, karılarını ve kızlarını cariye yapabilir.
Kafirlerin bu kötü sondan kurtulmaları için Müslüman olmaları,
kelime-i şahadet getirmelerinden başka hemen hiçbir kısıt ve sınır
yoktur. Kafirlerle yapılan barışlar her zaman geçicidir.
Hunhar, totalider, despot, dayatmacı, zorba bir dindir İslam.
İslamın kabul ettiği tek barış vardır.
Kafirlerin bütünüyle Müslüman oldukları ya da yok oldukları İSLAM
BARIŞI.
Çok açık, net ve kesindir, Ortadoğuyu
kana bulayanlar kesinlikle her türden Müslümandır.
Öncelikle kendi evlatlarını yiyebilen yamyam bir
düzendir.
Buna karşılık kendini alternatif saydığı diğer medeniyetlere karış
savunamayacak derecede aciz bırakmıştır.
Düşmandan çok kendi inananlarına zarar vermiş bir din olarak
tarihe geçecektir.
Sırf mezhep farkında dolayı aslında
ateist olan terör örgütlerini dahi destekleyenler varmış.
Bunlar beyinsel bir şaşılığın, gerçekle bağını yitirmiş bir ruh
halinin ürettiği cümleler.
ORTADOĞUDA ATEİST OLDUĞUNU DÜŞÜNEN, İMA EDEN, KENDİNİ ÖYLE
ZANNEDEN YA DA SUNAN TEK BİR ATEİST TERÖR ÖRGÜTÜ YOKTUR.
Dangalakça kurulmuş bir cümledir.
Bu cümleyi kurabilen bir cumhurbaşkanı, böyle bir ülke gerçekten
büyük bahtsızlıktır.
Ve keşke Ortadoğu halkları ateizmle şereflenmiş olsaydı.
Böylesi bir şans, Ortadoğuyu bir refah, huzur, güzellik, sanat
bölgesi yapardı.
Doğrusu ben ateist değil, Deistim.
Benim tanrım insanların işlerinde taraf olmadığından Müslümanlık
döneminden gelen ağız alışkanlığıyla Yüce Dei sizi kahretsin
diyemiyorum.
Ama, Yüce Deinin mükemmel düzeni içinde Müslümanların zaten
gereken cezayı çektiğini, her gün kendi yarattığı cehenneminde
yandığını görmekten hem üzülüyor, hem de ilahi adaletin
tecellisini gördüğümden yaradan karşı saygım ve sevgim daha da çok
pekişiyor.
Evet, gerçekten de ayrıca cennete, cehenneme, sırat köprüsüne,
arafa, zebanilere, hurilere, nurilere, gılmanlara, meleklere falan
gerek yok.
Olması gereken zaten oluyor.
Müslümanlar kendi iplerini zaten kendileri çekiyorlar.
Oraj POYRAZ(
cim...@neomailbox.net /
oraj....@openmail.cc)
L2fSIJNoA0xfSNxA
"Ateist
olanları
savunanlara karşı uyanık olmak zorundayız"
31.07.2015 09:33
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,
Uzakdoğu gezisinin ikinci ayağında Endonezya'nın başkenti
Cakarta'da konuştu. Erdoğan Bizim tek derdimiz var: İslam,
İslam,
İslam." dedi.
Erdoğan'ın konuşmasından satır
başları :
"İslam
dünyasının
en önemli sorunu mezhepçilik. İslam adına veya
Müslüman kisvesiyle nefret uyandıran suçlar işleyen
teröristler
en çok bu sorundan nemalanıyor. Bizim tek derdimiz var:
İslam,
İslam, İslam. İslam'a gölge düşürülmesini kabul etmemiz
mümkün değil."
-- Suriyeli mültecilerin
ülkemize
faturası 6 milyar doları aşmış durumda.
-- Rejim bombalarla terör
örgütleriyle kendi insanına zulmetmeye devam ediyor.
-- Tüm bu terör örgütleri
ülkemizle karşı karşıya. DEAŞ böyle bir terör örgütüdür.
-- Bu örgütün yaptıklarının
dinimizde yeri yoktur. Bizim dinimiz Arapça barış kelimesinden
türemiştir.
DAEŞ İSLAM'IN İMAJINA ZARAR
VERİYOR
-- Bu örgüt eliyle dünyaya
servis
edilen görüntüler, dünyadaki İslam ve Müslüman algısına çok
büyük zarar veriyor.
-- Buna karşı hep birlikte
karşı
koymamız lazım. Türkiye buna karşı koyuyor.
-- Ama bazı karanlık odaklar
var.
Bu odaklar Türkiye’nin bu örgüte destek verdiği propagandası
yapıyor. Asla Türkiye bu desteğin içinde olmamıştır.
200 BİN KİŞİYİ MİSAFİR
EDEMİYORLAR
-- Ne Batı ülkeleri ne dünya bu
konuda gösterdiğimiz hassasiyeti göstermemiştir.
-- 2 milyon mülteciyi ülkesinde
barındıran bir Türkiye var. Fakat Avrupa’nın tamamına bakınız
onlar 200 bin kişiyi bile ülkelerinde misafir edemiyor.
-- Hatta Ege’den Avrupa’ya
gidenlerin denizde boğulmaları için imkan hazırlıyor.
TEK DERDİMİZ VAR: İSLAM, İSLAM,
İSLAM
-- Dünya beşten büyüktür dedik.
-- Çin Halk Cumhuriyeti’nden
geliyorum. Bu konuları orada da görüştük. BM’de bir reform
olması gerektiğini Sayın Şi de (Çin Cumhurbaşkanı) kabul
ediyor. Sistemin değişmesi gerekir.
-- Bölgedeki tabloya
baktığımızda
İslam dünyasının önemli bir dönüm noktasında olduğunu
görüyoruz. Bunların başında mezhepçilik sorunu geliyor.
-- İslam adına veya Müslüman
kisvesiyle nefret uyandıran suçlar işleyen teröristler en çok
bu
sorundan nemalanıyorlar.
-- Halbuki bizim inancımız
haksız
yere masum bir insanı öldürmeyi tüm insanlığı öldürmek
olarak gören bir barış ve merhamet dinidir. Bu anlayışı
yeniden
ihya edip mezhep taassuplarının üzerine çıkarmadıkça
yaşadığımız sorunların üstesinden gelebilmemiz zordur.
-- Bizim Sünnilik noktasında,
Şia
noktasında veya farklı mezhepler noktasında böyle bir derimiz
yok.
-- Bizim tek derdimiz var:
İslam,
İslam, İslam. İslam’a gölge düşürülmesini kabul etmemiz
mümkün değil. Şu anda tüm yapılanlardan İslam zarar
görmektedir.
-- Terörü kaynağına ve
kimliğine
bakmaksızın hiçbir sebeple meşrulaştırmadan kategorik olarak
reddetme iradesini hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz.
"MEZHEP
FARKLILIĞINDAN
DOLAYI ATEİST OLANLARI DAHİ SAVUNANLARI GÖRÜYORUZ"
-- Bakıyorsunuz şu anda,
Müslüman
olduğunu söyleyen, fakat farklı mezhepten olduğu için,
ülkemdeki
terör mücadelesinde ateist olanları dahi savunanların olduğunu
gördüğümüz bir dünya var. Böyle bir yaklaşım tarzını
görüyoruz.
--Ama lafa geldiği zaman
"Müslümanız"
diyorlar. Ama öbür tarafta terörist, aynı zamanda ateist olan
örgütleri bu mezhep farklılığından dolayı savunanları
görüyoruz. Öyleyse bunlara karşı uyanık olmak zorundayız.
(Hürriyet)
http://www.radikal.com.tr/politika/erdogan_ulkemde_mezhep_farkindan_ateist_teror_orgutlerini_destekleyenler_var-1406866.
Cihad, kafirlerin katliyle ilgili çeşitli ayet ve hadisler.
“Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki
hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz
bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah
bilir”(Bakara 216)
“Allah yolunda muharebe edin. Bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla
işitici, kemaliyle bilicidir.” (Bakara 244)
“(Ey müminler!) sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak
elbirlik (savaşa) çıkın. Allah yolunda mallarınızla,canlarınızla
cihad edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için çok hayırlıdır.”(Tevbe
41)
“Allah’a ve Peygamberine iman edip mallarınızla, canlarınızla
Allah yolunda mücahede edersiniz. Bu sizin için çok hayırlıdır;
eğer bilirseniz.” (Saf 11)
Kur’an-ı Kerimde cihad ile ilgili daha bir çok ayeti kerime
bulunmaktadır.
Savaş hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz
kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır
ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de
siz bilmezsiniz. (2/216)
Şüphesiz iman edenler hicret edenler ve Allah yolunda cihad
edenler; işte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah
bağışlayandır esirgeyendir. (2/218)
Andolsun eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz Allah’tan
olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta
olduklarından daha hayırlıdır. (3/157)
Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın (sınırlarda)
nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (3/200)
Öyleyse dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar Allah
yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken öldürülür ya da
galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. (4/74)
Mü’minlerden özür olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda
mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah
mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece
olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir;
ancak Allah cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün
kılmıştır. (4/95)
Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman
onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın). (8/15)
“Onlarla çarpışınız. Allah onları sizin ellerinizle (onları)
azablandırsın hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer
versin mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. “ (9/14)
“Ey Peygamber kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara
karşı ‘sert ve caydırıcı’ davran. Onların barınma yeri
cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.” (66/9)
“Allah’a ve Resûlü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde
bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları
ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları)
yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette
onlar için büyük bir azab vardır.” (5/33)
“Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman,
onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın). (8/15)
“Allah’a ve ahiret gününe iman edenler mallarıyla ve canlarıyla
cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva
sahiplerini bilendir.” (9/44)
Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet size bir
musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah bana nimet verdi, çünkü
onlarla birlikte olmadım” der. (4/72)
Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azabla
azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip
değiştirecektir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah,
herşeye güç yetirendir. (9/39)
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar
oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve
canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa)
çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşinin sıcaklığı daha
şiddetlidir.” Bir kavrayıp-anlasalardı.” (9/81)
“Mü’minlerden özür olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda
mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah
mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece
olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir;
ancak Allah cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün
kılmıştır.” (4/95)
“Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız O sizi pek acı bir azabla
azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip
değiştirecektir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah
herşeye güç yetirendir.” (9/39)
“Kim savaş için niyet etmeden ve savaşmadan ölürse, savaştan
kaçan veya geri kalan münafıklar gibi ölmüş olur.” (Sünen-i Nesei,
C.7 H.No: 3083)
“Kim harbe çıkmadan veya harbi nefsinde niyet edemden ölürse,
münafıklıktan bir şube üzerine ölmüş olur.” (Sünen-i Ebi Davud,
C.3 N:No 2502)
a45UyF587661-150731155953
Oraj Poyraz <oraj....@openmail.cc>
2015/07/31
21:50 6 64 1 undefined kemal...@googlegroups.com