DENİZ GEZMİŞ KİMDİR ?

41 views
Skip to first unread message

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 18, 2008, 3:14:20 PM11/18/08
to © ..::CTO..:: ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

Deniz Gezmiş kimdir?


http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/deniz-gezmi-kimdir?hl=tr

 

Özetle birkaçını sayayım;

- 31 Ağustos 1966'da İstanbul - Taksim'de, Çorum'dan İstanbul'a kadar yürüyen adamlarıyla birlikte ayaklanma başlatan ve ortalığı birbirine katan. Bu kargaşada çok vatandaşın yaralanmasına sebep olan

- 19 Ocak 1967'de o zamanki bir öğrenci yurdunun devir edilmesi sırasında adamlarıyla birlikte ayaklanma yapan ve yine çok sayıda vatandaş yaralanmasına sebep olan.

- 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesini adamlarıyla birlikte işgal edip pek çok öğrenciyi öldüren.

- 7 Mart 1968'de İstanbul Üniversitesi'nde yapılan AIESEC Genel Kurul toplantısında adamlarıyla birlikte salonu savaş alanına çeviren.

- 16 Mart 1969'da karşıt görüşlü bir öğrenci hareketinin İstanbul'da bir miting yapması üzerine adamlarıyla birlikte bu miting yapan öğrencilere saldıran...

- 31 Mayıs 1969'da İstanbul Üniversitesi'ni adamlarıyla birlikte işgal eden. Bu işgal sırasında polisle girdikleri çatışmada yaralanan


- Üniversitede yapılan bir aramada dürbünlü tüfekle (suikast tüfeği, bu tüfek türü kesinlikle savunma amaçlı kullanılamaz) yakalanan

- 11 Ocak 1971'de adamlarıyla birlikte İş Bankası, Ankara - Emek Şubesini soyan

Bunların yanı sıra bu çapulcu vatan haini bir dönem Türkiye'den kaçıp, Filistin'deki kamplarda eğitim görerek geri Türkiye'ye döndü.

Nihayet 6 Mayıs 1972'de Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.
İdam sehpasına götürülürken ayakkabılarının askerlere kesinlikle bırakılmamasını özellikle isteyen. Bu derece de ordu ve asker düşmanı bir soysuzdur. Yalan deyin yazdıklarıma, diyemezsiniz hepsi gerçek değil mi?


Deniz gezmiş eline silah alıp kurtarılmış bölge dediği komünist çöplüklerinde bekleyip gelenden geçenden haraç kesen, polis ve jandarma karakollarını bombalayan bir cani değil midir?


Bugün gördüğümüz tinerci, balici sokak çocuklarından farkı var mıdır?.


Davranış olarak da farkı yoktur; onlar gibi önüne gelenden haraç keser, evleri taşlar, kurşunlar, geceleri sabaha kadar sokaklarda bağırarak gezer.

 

Kanunu, yasayı tanımayan ve zorbalığı hak bilen birisi.


Silah zoruyla sistemi değiştirebileceğini sanan ayrıca orduya, polise, millette silah doğrultarak kendini kahraman ilan eden.


Tam bağımsızlık diyerek Türkiye'yi rusyanin kuklası haline getirmek isteyen.


Soygun, yaralama, haraç alma, dövme ve cinayete sebebiyet verme, cinayete teşvik etme, cinayet işleme ve işkence suçlarını isleyen birisi.


Giyimi,kuşamı ve ideolojisi tamamen zorbalık üzerine kurulu.


Bu milleti solcu, sağcı diye bölmeye çalışan, ülkeye, ekonomiye, siyasete kısacası her şeye zarar veren biri.


Yakalanmasaydı şehir eşkiyalığından dağda teröristliğe terfi edecekti.

 

Bu nasıl Atatürk"çülüktür böyle, hangi Atatürk"çünün resimleri pkk sitelerinde ermeni sitelerinde denizden ve hranttan başka; TSK düşmanı, Atatürk düşmanı ve Atatürk"çülük karşıtı sitelerde yayınlanıp bu insan adeta idol olarak lanse ettiriliyor bu nasıl Atatürk"çülük sorarım size?


Bu arada yeni idolünüz hrantınızda hayırlı olsun.


Bu nasıl Atatürk"çülüktür ki son nefesinde bile ayağındaki o lanet botlarını askere vermek istemiyor sen kimin askerinden neyini sakınıyorsun sen kimsin?


işte bu kadar vatan ve asker ordu düşmanı birisi.


Atatürk"çülük bu muydu, kardeşlik bu muydu hangi şehit ailesine gidersen git yine de vatan sağ olsun der üstünde başında ne varsa çıkarır verir bu vatan için bu asker için.

 

Hangi Atatürkçüler deniz gezmiş gibi ölürken dahi son nefesinde "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! der.


 Atatürkçülük ve Leninizm marksizim nasıl aynı cümlede telaffuz edilebilir?


Dehşet içindeyim.

 

 (idamı haklı mıdır değil midir, o ayrı hukuki tartışma konusudur) Abuk subuk demagojilerle hiç bir şeylerin üstünü örtmeye kimse çalışmasın.

 

Son bir söz 6.filoya abd"ye 2 taş atmakla Rusların altına girmekle vatansever olunmuyor, Türkiye'ye Türklüğe bir damla dahi hayrı olmamıştır bu insanın aksine derin yaralar bırakmıştır. Kardeşi kardeşe düşürmüştür, ne çabuk unuttunuz o günleri.


Hadi selametle.


http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/deniz-gezmi-kimdir?hl=tr

--
             ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

--
Özkan BOSTANCI

Dr.Taþkýn Ögel

unread,
Nov 18, 2008, 4:20:36 PM11/18/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Gardaşım,
 
Bu sözlerinize bir de ilave yapayım.
 
SAYGILARIMI SUNARAK.
 
dev-gençli uydurması ile devrimcilik perdesinin arkasında saklanan, ddkd'li
 (doğu devrimçi kürt dernekleri adı altında, şimdiki ermeni uşşağı pkk,itlerinin önde geleniDİR..)
 
1956 doğumluyum,
odtü'de 1969-1974' de vardım.
amatör sporcu olarak, anlatırım,tarihlerini soysuzların.
devrimci benim ATAM'DIR.
 
SOYSUZ ERMENİLER  VE UŞAKLARI DEĞİL.

--- On Tue, 11/18/08, © Özkan BOSTANCI <b.615...@gmail.com> wrote:

emel barış

unread,
Nov 19, 2008, 4:01:12 AM11/19/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Kör ölür badem gözlü olur.
Saygılarımla




Date: Tue, 18 Nov 2008 13:20:36 -0800
From: drtask...@yahoo.com
Subject: ..::CTO::.. Re: DENİZ GEZMİŞ KİMDİR ?deli'den ilave
To: cihan-tu...@googlegroups.com

HAKAN AYDIN

unread,
Nov 19, 2008, 7:39:30 AM11/19/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
ÖHÜÜ ÖHÜÜ
SEVGİLER

emel barış

unread,
Nov 20, 2008, 9:03:36 AM11/20/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Geçmiş olsun Sayın Hakan Bey.
Sözüm meclisden dışarı...
Saygılarımla




Dehşet içindeyim.

</HTML<BR

HAKAN AYDIN

unread,
Nov 20, 2008, 12:35:03 PM11/20/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
teşekkür ederim sadece ortamı umuşatmak adına yapılmış bir espiriden ibaret sorun yok tekrar teşekkürler saygı bizden efendim ....
HAKAN AYDIN
msn :

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 20, 2008, 1:05:55 PM11/20/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Türke, Türklüğe, Türk soyuna hakaret ederlerken ortam yumuşatan mı var Hakan kardeşim, bırak boşver SERT kalsın, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!


20 Kasım 2008 Perşembe 19:35 tarihinde HAKAN AYDIN <hakan...@ymail.com> yazdı:

HAKAN AYDIN

unread,
Nov 20, 2008, 4:10:40 PM11/20/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sn. özkan ağabi türk milletinin ilgilenmesi gereken daha önemli gündem meseleleri varken 60 lı yıllarda hakettiği cezayı bulan bir kansızın iknasını yapmaya çalışmasıda bana dokunuyor sanki denizleri savunanlar bilmiyormu dinizin ve arkadaşlarının ne olduğunu kim olduğunu  ama şuanki mevcut savunanlar bunu bilerek yapıyor  adını hatırlayamadığım pilav gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koyuluyor bende bun dan rahatsızım sen ve senin gibi değerli beyinler enerjinizi sosyalizmin kitabını yazmış fibelin bile kübanın ortasına MUSTAFA KEMAL ATATÜRK heykeli diktirip halkına ben devrim yapmayı devlet adamı olmayı MUSTAFA KEMAL ATATÜRK; DEN öğrendim diye bağıran bir adamın peşinde koşan ki bunu mustafa kemalin kurduğu bu cumhuriyette yapan şahsen benim aklından şüphe ettiğim arkadaşlarımızın peşinden koşmaktan daha ciddi meselelere günümüze dönüp geleceğimizi kurtaracak gençlerimiz dediğiniz bizler için en azından bir alt yapı olması açısından birşeyler için birşeyler yapmak yolunda tüketirseniz hem bizler hem türk soyu için en iyisini yapmış olacaksınız. Bu fikirlerimi HAKAN AYDIN olarak değil geleceğinden kaygılı bir TÜRK GENCİ olarak belirtiğimide ekledikten sonra mesajımı bitiriyorum sonsuz sevgi saygı ve dua
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ATATÜRKÇÜ TÜRK GENÇLİĞİ ADINA :
HAKAN AYDIN
Subject: ...::CTO::.. Re: DENİZ GEZMİŞ KİMDİR ?deli'den ilave

nizamettin aydinoglu

unread,
Nov 21, 2008, 7:44:13 AM11/21/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
ülkemizin bu günkü haline gelmemesi için mücadele başlatış ve çoban
ateşi yakmış bir vatanseverdi deniz gezmi, ülkesinin varlıklarını yok
pahasına peşkeş çekmemiş,yer üstü ve yer altı kaynaklarını heba
etmemiş, rüşvet almamış, yolsuzluk yapmamış, esrar kaçırmamış, vergi
iadesi yolsuzluğu yapmamış, ABD ve diğer emperyalistlere uşaklık
yapmamış, terörüstlerle bir masaya oturmamış...... bir vatan sever bu
gibi yakıştırmalar yapamassınız.


On 18 Kasım, 22:14, "© Özkan BOSTANCI" <b.615.oz...@gmail.com> wrote:
> *Deniz Gezmiş kimdir?
> *
>
> http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/deniz-gezmi-kimdi...
> **
>
> * *
>
> *Özetle birkaçını sayayım;*
>
> - 31 Ağustos 1966'da İstanbul - Taksim'de, Çorum'dan İstanbul'a kadar
> yürüyen adamlarıyla birlikte ayaklanma başlatan ve ortalığı birbirine katan.
> Bu kargaşada çok vatandaşın yaralanmasına sebep olan
>
> - 19 Ocak 1967'de o zamanki bir öğrenci yurdunun devir edilmesi sırasında
> adamlarıyla birlikte ayaklanma yapan ve yine çok sayıda vatandaş
> yaralanmasına sebep olan.
>
> - 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesini adamlarıyla birlikte işgal edip
> pek çok öğrenciyi öldüren.
>
> - 7 Mart 1968'de İstanbul Üniversitesi'nde yapılan AIESEC Genel Kurul
> toplantısında adamlarıyla birlikte salonu savaş alanına çeviren.
>
> - 16 Mart 1969'da karşıt görüşlü bir öğrenci hareketinin İstanbul'da bir
> miting yapması üzerine adamlarıyla birlikte bu miting yapan öğrencilere
> saldıran...
>
> - 31 Mayıs 1969'da İstanbul Üniversitesi'ni adamlarıyla birlikte işgal eden.
> Bu işgal sırasında polisle girdikleri çatışmada yaralanan*
>
> *- Üniversitede yapılan bir aramada dürbünlü tüfekle (*suikast tüfeği, bu
> tüfek türü kesinlikle savunma amaçlı kullanılamaz*) yakalanan*
>
> **- 11 Ocak 1971'de adamlarıyla birlikte İş Bankası, Ankara - Emek Şubesini
> soyan
> **
> *Bunların yanı sıra bu çapulcu vatan haini bir dönem Türkiye'den kaçıp,
> Filistin'deki kamplarda eğitim görerek geri Türkiye'ye döndü.
>
> Nihayet 6 Mayıs 1972'de Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.* **İdam
> sehpasına götürülürken ayakkabılarının askerlere kesinlikle bırakılmamasını
> özellikle isteyen. Bu derece de ordu ve asker düşmanı bir soysuzdur.** **Yalan
> deyin *yazdıklarıma, diyemezsiniz hepsi gerçek değil mi?
>
> Deniz gezmiş eline silah alıp kurtarılmış bölge dediği komünist
> çöplüklerinde bekleyip gelenden geçenden haraç kesen, polis ve jandarma
> karakollarını bombalayan bir cani değil midir?
>
> Bugün gördüğümüz tinerci, balici sokak çocuklarından farkı var mıdır?.
>
> Davranış olarak da farkı yoktur; onlar gibi önüne gelenden haraç keser,
> evleri taşlar, kurşunlar, geceleri sabaha kadar sokaklarda bağırarak gezer.
>
> Kanunu, yasayı tanımayan ve zorbalığı hak bilen birisi.
>
> Silah zoruyla sistemi değiştirebileceğini sanan ayrıca orduya, polise,
> millette silah doğrultarak kendini kahraman ilan eden.
>
> Tam bağımsızlık diyerek Türkiye'yi rusyanin kuklası haline getirmek isteyen.
>
> Soygun, yaralama, haraç alma, dövme ve cinayete sebebiyet verme, cinayete
> teşvik etme, cinayet işleme ve işkence suçlarını isleyen birisi.
>
> Giyimi,kuşamı ve ideolojisi tamamen zorbalık üzerine kurulu.
>
> Bu milleti solcu, sağcı diye bölmeye çalışan, ülkeye, ekonomiye, siyasete
> kısacası her şeye zarar veren biri.
>
> Yakalanmasaydı şehir eşkiyalığından dağda teröristliğe terfi edecekti.
>
> Bu nasıl Atatürk"çülüktür böyle, hangi Atatürk"çünün resimleri pkk
> sitelerinde ermeni sitelerinde denizden ve hranttan başka; TSK düşmanı,
> Atatürk düşmanı ve Atatürk"çülük karşıtı sitelerde yayınlanıp bu insan adeta
> idol olarak lanse ettiriliyor bu nasıl Atatürk"çülük sorarım size?
>
> Bu arada yeni idolünüz hrantınızda hayırlı olsun. *
> *
>
> *
> *
>
> *Bu nasıl Atatürk"çülüktür ki son nefesinde bile ayağındaki o lanet
> botlarını askere vermek istemiyor sen kimin askerinden neyini sakınıyorsun
> sen kimsin?**
> *
>
> *
> *
>
> işte bu kadar vatan ve asker ordu düşmanı birisi.
>
> Atatürk"çülük bu muydu, kardeşlik bu muydu hangi şehit ailesine gidersen git
> yine de vatan sağ olsun der üstünde başında ne varsa çıkarır verir bu vatan
> için bu asker için.
>
> Hangi Atatürkçüler deniz gezmiş gibi ölürken dahi son nefesinde* "Yaşasın
> tam bağımsız Türkiye!** **Yaşasın Marksizm-Leninizm!** Yaşasın Türk ve Kürt
> halklarının kardeşliği!! **der.*
>
> **
>
> * **Atatürkçülük ve Leninizm marksizim nasıl aynı cümlede telaffuz
> edilebilir**?
> *
>
> *
> *
>
> Dehşet içindeyim.
>
>  (idamı haklı mıdır değil midir, o ayrı hukuki tartışma konusudur) Abuk
> subuk demagojilerle hiç bir şeylerin üstünü örtmeye kimse çalışmasın.
>
> Son bir söz 6.filoya abd"ye 2 taş atmakla Rusların altına girmekle
> vatansever olunmuyor, Türkiye'ye Türklüğe bir damla dahi hayrı olmamıştır bu
> insanın aksine derin yaralar bırakmıştır. Kardeşi kardeşe düşürmüştür, ne
> çabuk unuttunuz o günleri.
>
> Hadi selametle.**
>
> http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/deniz-gezmi-kimdi...
> --
> *             ..::CTO::..**
> ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..*http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
> --
> *Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız
> düşmanıyım.
> Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK*
> --
> *Özkan BOSTANCI*

numan karanlık

unread,
Nov 21, 2008, 1:48:02 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
24 yaşında hayatını Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığı için feda etmiştir. kENDİ SESİNDEN DİNLEYEBİLİRSİNZ.BUGÜNKÜ HALİMİZE BAKİP ŞÜKREDİYORSAK_ ÇÖPLÜKTEN KARNINI DOYURUP ŞÜKREDENLERDEN NE FARKIMIZ KALIR YA BAĞIMSIZLIK YA ÖLÜM-PAROLA BUDUR. KURTULUŞUMUZ HEP BERABER- BU GÜNKÜ HALİMİZİ GÖRMEZDEN GELİP ÜLKELERİNE VE HALKINA SADIK OLANLAR ARASINDA BİRBİRİMİZİ ANLAMAMIZI DEĞİL BİRBİRİMİZİ KIRMAMIZI İSTEYENLER VAR. BU OYUNU BOZMAK ZORUNDAYIZ. DEMİRELLE ECEVİT GÖRÜNTÜDE KEDİ KÖPEK GİBİYDİ GERÇEĞİ SONRA GÖRDÜK. BUGÜNDE TAYYİP İKTİDARDYSA EN BÜYÜK DESTEĞİ BAYKAL- BAHÇELİDİR. BU PARTİLERİN YÖNETİMİDİR.  

> Date: Fri, 21 Nov 2008 04:44:13 -0800

> Subject: ..::CTO::.. Re: DENİZ GEZMİŞ KİMDİR ?

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 1:53:20 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ciddimisiniz, aşağıda yazılı olanları kim yapmış peki, deniz gezmişin iki falan mı !


21 Kasım 2008 Cuma 14:44 tarihinde nizamettin aydinoglu <nizametti...@gmail.com> yazdı:

--
             ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
Özkan BOSTANCI

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 1:59:57 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
DENİZ GEZMİŞ GERÇEĞİ!

Son günlerde bir moda tüm Türkiye'yi sardı. Bu modanın adı "Deniz Gezmiş" modasıdır. Herkes elinden geldiğince Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkarak onun yerine kan ve gözyaşı demek olan Marksist-Leninist bir düzen olan Komünizmi getirmeye çalışan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını aklama peşindedir. Üzerinde o kadar konuşuluyor ki hangisi gerçek hangisi yalan anlamak imkânsız. Kimine göre eline hiç silah almamış (!), kimine göre romantik ve isyankâr bir devrimci, kimine göre Türkiye'nin "Che Guevera"sı, kimine göre ise profesyonel bir ihtilalci…

İşin içine son günlerde yazılan kitaplar ve bir de dizi film girince "Denizlerin" suçsuzluğu, boşuna asıldıkları, mahkeme heyetinin bile üzüldüğü, aslında mahkeme heyetine karşı biraz efendi davransalar idam edilmeyecekleri gerçeği (!) birer birer ortaya çıktı!

İbrişim kuşağı kadar meşhur olmasa da 68 kuşağı ve o dönem yaşananların 40.yılı münasebetiyle özel tartışma programları hazırlanmış, "Denizlerin" ağabeyi, arkadaşları vs. televizyonlarda boy göstererek bu kampanyadaki yerlerini aldılar. Yapılan gri propagandadan etkilenen bazı "ülkücü" liderler bile kendilerini kolay kolay çıkarılmadıkları televizyon ekranlarında bulmuş ve "Denizleri" aklama yarışına istemeden (!) ve farkında olmadan katılmışlardır.

Bunun arkası "Denizlere" iade-i itibar isteklerine kadar gider de kimsenin haberi olmaz. Dahası bu 68 kuşağının yaptığı her şey kutsanır haberiniz olsun. Belki Ruhi Kılıçkıran, Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu, Süleyman Özmen ve diğer şehitlerimizin katilleri bile aklanır…

Aslında bu yazıyı yazmayacaktım. Zaten bu kişiler ve bu dönem hakkında yeri gelince yazıyorum. Fakat özellikle gençler arasında bu kişiler hakkında bir "yanlış" anlaşılma olduğunu gördüm. Dahası bu "yanlış" anlaşılmadan ne yazık ki "ülkücüler" de nasibini almıştı. Bazı ülkücüler "Denizleri" savunmaya başlamıştı bile. Üstelik "bizi de kullandılar, onları da..." diyerek…

Sanki o dönemlerde büyük Atatürk'ün de dediği gibi "Türklük âleminin en büyük düşmanı komünizm" değildi…

Bu dönemin en meşhur ismi hiç şüphesiz Deniz Gezmiş'tir. Deniz gezmiş aslen Rizelidir. Sülalesi yıllar önce Erzurum'a göçmüş, Deniz Gezmiş ise babasının işi gereği bulundukları Ayaş'da (Ankara) doğmuştur. Lise yıllarında Marksist-Leninist fikirlerle tanışır ve bu fikirlerin yılmaz savunucusu olur. O yıllarda söylemeye başladığı "yaşasın Marksizm-Leninizm" sloganını ölürken bile ağzından düşürmemiştir. Deniz Gezmiş 1969 yılında Filistin'deki El Fetih gerilla kamplarına gider. Burası bir izcilik kampı değildi. Burada adam öldürme, yaralama, sabotaj, suikast, bomba yapımı gibi korkunç şeyler öğretiliyordu. Deniz Gezmiş de iyi bir öğrenci idi. Hatta Türkiye'ye dönünce bu konuda eğitmenlik bile yapmıştı.

"Denizler" Filistin'de eğitim görüp Türkiye'ye gelmişler ve bugün PKK'nın yaptığı gibi kanlı terör faaliyetleri yürütmek istemişlerdir. Deniz Gezmiş Filistin'den Türkiye'ye döndükten sonra ODTÜ'yü kendisine üs olarak seçmiş ve diğer terörist arkadaşlarıyla burada kandırdıkları gençlere terör dersi vermiştir. Hem teorik hem de pratik eğitim alan Deniz Gezmiş gerilla kamplarında öğrendiği adam öldürme, sabotaj, suikast ve diğer terör çeşitlerini ODTÜ arazisi içinde arkadaşlarına da öğretmiştir.

Beynelmilel komünizmin etkisinde kalarak kandırılan Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türkiye cumhuriyeti devletine olan isyanlarını "Türkiye Amerikan emperyalizminin sermaye, askerî kontrol ve kısmen işgali altındadır" sözleriyle dile getiriyorlardı. Siyasal iktidarı ele geçirmek için "politikleşmiş askerî güç" kullanılması taraftarı olan bu grup aynı zamanda, Türkiye'deki bütün olumsuzlukların sorumlusu olan siyasal iktidarlara karşı legal ve demokratik yollarla mücadele yolunun kapandığını iddia ederek silaha sarılmışlardır.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, uğruna öldükleri Marksist-Leninist düzeni kurmak için silahlı profesyonellerden oluşan bir örgüte ihtiyaç duymaktaydılar. Bu işi kendisi gibi Filistin El-Fetih gerillâ kamplarında eğitim gören Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nahit Töre tarafından kurulan THKO yapacaktır. THKO diğer Marksist-Leninist ihtilâlci sol örgütlerden farklı olarak, bir lider belirlememiş, liderin terörist eylemler esnasında kendiliğinden ortaya çıkmasını benimsemiştir. Kararların ortaklaşa alınmasını ve ortaklaşa uygulanması esasını kabul etmiştir. Şehir ve kır eşkıyalığını aynı anda benimseyerek bir arada yürüten THKO'nun şehirlerde banka soyma, fidye istemek için adam kaçırma gibi eylemleri "Deniz Gezmiş tarafından planlanıyordu." [2] Deniz Gezmiş tarafından planlanan bu hırsızlık olaylarından elde edilecek paralar Nurhak dağları başta olmak üzere kırsaldaki eşkıyaya gönderilecekti.

"Denizlerin" en takdir (!) edilen özellikleri "emperyalizme" (!) karşı olmalarıdır(!). ABD emperyalizmine düşman ancak Marksizm-Leninizm, Sosyalizm ve Komünizme (Rus ve Çin emperyalizmine) dost olmak, emperyalizme düşman olmak anlamına gelmez. Deniz Gezmiş lise yıllarından sonra bir an bile olsun ağzından düşürmediği "kahrolsun ABD emperyalizmi" sloganını "ne ABD, ne Rusya, ne Çin, her şey milliyetçi Türkiye için" sloganı ile taçlandırılabilirdi. Fakat bunu yapmayarak "yaşasın Marksizm-Leninizm, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği…" diyerek son nefeslerini verdiler. Oysa o dönemin en acımasız emperyalist devletleri ABD'yle birlikte Rusya ve Çin'den başkası değildi.

"Türk ve Kürt halklarının" kardeşliğinden dem vuran ve aslında belki de bugünkü bölücülerin temel sloganı sayılan sözleri söyleyen, ABD emperyalizmi altında inim inim inlediğini iddia ettiği Vietnam, Küba, Kore, Kamboçya vs. için ağıtlar yakıp, Rusya ve Çin'i görmezden gelenler böyle yaparak emperyalizme düşman olunmayacağını bilmeliydiler. Eğer bugün kahraman yapılmaya çalışılan "Denizler" o yıllarda insanlık tarihinin gördüğü en barbar, en vahşi, en korkunç, en kanlı, en hayvansal vs. rejimi altında katledilen "esir Türkleri" de savunabilseydi, işte belki o zaman "Denizler" için antiemperyalist düşüncelerin yılmaz savunucularıydı denilebilirdi. Komünizm altında can çekişen Azerbaycan, Kırım, Kazak, Kırgız, Özbek ve tüm Asya Türkleri ile Irak ve Suriye gibi güdümlü ülkelerdeki Türk varlığı ağızlara alınmazken, ülkücüler bunları dile getiriyor ve "Denizler" tarafından "Faşistlikle" suçlanıyorlardı. Çin esareti altında "Çin işkencelerinin" en ölümcülleriyle tanışan Uygur Türkleri yok sayılırken, Sincan Özerk Bölgesi değil "Doğu Türkistan" dediğimizde yine bu kesim tarafından saldırılara uğruyorduk.

Hadi bütün bunları geçelim, oralar uzak, "Denizlerin" siyasi ufku oraları anlamaya yetmezdi diyelim. Peki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen ve 30 Ekim 1968'de Samsun'dan başlatılan "2.Milli Kurtuluş Savaşı" adlı yürüyüşte meydana gelenlere ne diyeceğiz? Samsun'da Atatürk anıtına çelenk konulması ile başlayan bu yürüyüş 10 Kasım'da Anıtkabir'de sona erecekti. Yürüyüş güzergâhı olarak Atatürk'ün kurtuluş savaşında izlediği yol seçilmişti. Yürüyüşe 22 öğrenci ile 2 işçi katılıyordu.

Yürüyüş planlandığı gibi başlamıştı. Eylemciler hiçbir problemle karşılaşmadan Havza'ya kadar gelmişlerdi. Ancak Havza'da dinlenmek için verdikleri molada aralarında bir tartışma çıkıyordu. "Yürüyüşün geri kalan kısmında Türk bayrağı ile mi yoksa bayraksız mı devam edileceği" konusunda çıkan tartışmada antiemperyalist (!), Türkiye sevdalısı (!), Atatürkçü (!) Deniz Gezmiş'in dediği olmuş ve Türk bayrağı yürüyüşten çıkarılmıştı.

İşte size bir "asker kaçağı" da olan antiemperyalist Deniz Gezmiş!

Emperyalizme karşı kazandığımız hürriyetimizin sembolü olan bayrağımıza bile tahammülü yok!

Deniz Gezmiş'in Türk bayrağına karşı takındığı tavır yürüyüşçülerden bir kaçının tepki olarak yürüyüşü terk etmesine neden olmuş ancak yürüyüş buna rağmen devam etmiştir. Bazı yazarlar bu konuda ayrıntıya girmeden (belki de bu bayrak hazımsızlarını korumak ve deşifre etmemek için) "yürüyüşü düzenleyen örgütler arasında anlaşmazlıklar çıktı" diyerek olayı örtbas etmişlerdir. "Denizlerin" bayrağımıza karşı takındıkları bu çirkin tutumu dile getirenler, bunları aklamaya çalışanlarca tepkiyle karşılanmış, reddedilmiştir. Hatta bazıları o yürüyüşte Deniz Gezmiş'in Türk bayrağı ile çekilmiş fotoğrafları olduğunu iddia etmiştir. Eğer bu doğruysa büyük bir ihtimalle yürüyüşün Havza'ya kadar olan kısmında çekilmiştir.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları kaçınılmaz sonlarına doğru hızla yol alırken onları ipe götürecek eylemlerden birini de dava arkadaşlarından Mahir Çayan ve ekibi gerçekleştiriyordu. Emperyalizme (sadece ABD emperyalizmine) düşman Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İş bankası Emek (Ankara) şubesini soymaları THKP-C ve Mahir Çayan'a ilham kaynağı olmuştur. Bundan cesaret ve ilham alan Mahir Çayan ve arkadaşları da hemen bir çalışma yaparak soyabilecekleri korumasız bir banka aramaya koyulurlar. Aranan banka Ziraat Bankası Küçükesat (Ankara) şubesi idi. Yapılan plan gereği bu soygunu Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve özellikle Hüdai Arıkan'dan oluşan terör grubu gerçekleştirecekti. Bu soygunda Deniz Gezmiş'e benzemesi sebebi ile özellikle Hüdai Arıkan yer almıştır. Soygun saatini unutan (!) Mahir Çayan'ın katılmadığı bu eylem başarıyla tamamlanmış ve ertesi günkü gazetelere soyguncuların kimlikleri (!) açık seçik yansımıştı. Banka görevlilerinin ifadelerine göre vezneden parayı alan uzun boylu kişinin Deniz Gezmiş olduğu iddia ediliyordu.

Böylece gazetelere yansıdığı kadarıyla soygun Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının üzerine kalıyordu. Bu soygundan sonra üzerlerindeki baskıyı azaltmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek isteyen Mahir Çayan ve ona bağlı olan terör grubu bu amacına ulaşmış ve boyu posu Deniz Gezmiş'e benzeyen Hüdai Arıkan sayesinde bu soygunu Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaptığına herkes inanmıştı. Böylece bir devrimci (!) yaptığı hırsızlığı bir başka devrimcinin (!) üzerine atarak arkadaşının ipe bir adım daha yaklaşmasına sebep oluyorlardı. Bu durum her iki taraf için de kötü bir durumdur. Yapan ve başkasının üzerine atan grup yani Çayan ve arkadaşları, yaptıkları eylemleri sahiplenecek cesaretten yoksun kişilerdir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise yapmadıkları eylemleri sahiplenerek sahte kahramanlık elde etmişlerdir. Ancak Mahir Çayan ve çetesinin Deniz Gezmiş'in idam edilmesine katkı sağladığı bir gerçektir. Yıllardır devleti ve başka odakları bu idamlarla ilgili olarak sürekli suçlayan ve baskı altında tutan çevreler artık çok sevdikleri (!) Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın katillerini Mahir Çayan ve çetesi içinde aramalıdırlar. Bu konuda Necmettin Hacıeminoğlu bakın neler söylüyor:

"Ulaştırma bakanı Seyfi Öztürk İ.Ü. Fen Fakültesinde bir konuşma yaparken Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından yuhalanır ve hakaret edilir. Olay mahkemeye intikal eder. Ancak bu çocuklar beraat eder. Suç işlenen yer üniversite, suç işleyenler de öğrenci olduğu için üniversite idaresinin ceza vermesi gerekirdi. O da olmadı. Aksine bir kısım öğretim üyesi ve basın mensubu Deniz Gezmiş'i alkışladı.

Daha sonra, İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Orhan Aldıkaçtı'ya makamında tabanca çeken Deniz Gezmiş polisler tarafından suçüstü yakalanmasına rağmen mahkemede beraat ettirildi. Böylece Deniz gazete sütunlarındaki şöhretli yerini alıyor, bazı öğretim üyeleri ondan Denizciğim diye bahsediyorlardı.

Bir başka sefer Deniz, Yıldız'da dürbünlü tüfekle yakalandı. Fakat bu suçtan da ceza almadan kurtuldu.

Ankara'da ÖDTÜ'de karargâh kurdu. Rektör Erdal ile senli benli arkadaş oldu… Artık yüksek tirajlı gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkıyordu… Sosyete kadınları ona âşık olmaya başlamıştı. Binlerce insan Deniz Gezmiş bu gece de bizim evde saklansa diye iç geçiriyordu. Nitekim arandığı zamanlarda geceleri ünlülerin evinde kalıyordu. Bir kısım 12 Martta tutuklanan nice profesör, politikacı, artist ve subay Deniz'i devletin güçlerine karşı aylarca saklamıştı…

Şimdi anlaşıldı mı Deniz'in katilleri."

Deniz Gezmiş o dönemde kendisine gösterilen sahte sevgi ile coşuyor, coştukça şımarıyor ve fevri hareket ediyordu. Marksist-Leninist ideolojinin tek sözcüsü gibiydi. Kendisi gibi öne çıkanlardan hiç hoşlanmıyordu. Bunlar arasında TİKKO'nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya da bulunuyordu. Deniz Gezmiş ile İbrahim Kaypakkaya arasında yaşanan ve bu iki gruba bağlı militanların birbirlerinden nefret etmelerine de neden olan bu olay şöyle gelişmişti.

İbrahim Kaypakkaya, Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda meydana gelen bir olay nedeniyle tutuklanarak Sağmalcılar Cezaevine konur. Deniz Gezmiş de aynı cezaevinde tutukludur. Deniz, Öğrenci hareketleri nedeniyle cezaevine gelen gençlerle sabahları spor, akşamları ise teorik eğitim yapmaktadır. Deniz 1.91 boyunda, İbo ise ondan daha küçüktür. İbrahim Kaypakkaya Fikirlerini belirtir. Fikirlerini belirttiği için karşı taraf rahatsızlıkla karşılar ve uyarı yapar. Uyarılara aldırmaz ve bir kaç kez aynı şekilde Fikirlerini belirtir. Vural Yıldırımoğlu, İbo'nun yanına gelerek, "Bak bunlar dev gibi, bunlarla tartışma. Eşit değilsiniz", der. Devamında Deniz ile İbrahim, "Sosyal emperyalizm konusunda tartışmaya girer. Deniz, "Sosyalizme soldan ihanet ediyorsunuz", der. İbo, "Sosyal emperyalizmi sosyalizm olarak gösterenlerdir sosyalizme asıl ihanet edenler", deyince, Deniz, sinirlenip İbo'ya bir yumruk atar.

Bir başka olay ise Deniz Gezmiş ve Perinçek grubu arasında yaşanır. Olay 5 Haziran 1970'de meydana gelir. PDA yandaşlarının yayım ve tutumlarından hoşlanmayan Deniz Gezmiş, PDA'nın İstanbul'daki bürosunu basarak "devrimci şiddet" uygular. Bunun üzerine PDA bir bildiri yayımlayarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ağır bir dille eleştirir:

"Demokratik güçlerin birbirine karşı zor kullanmasını hiçbir gerekçe ile doğru göremeyiz. Halk içindeki çelişmeleri zorbalıkla çözmeye çabalamak devrimci bir davranış olamaz. Hele bu yolda kullanılan kaba kuvveti 'devrimci şiddet' olarak nitelemek, devrimci şiddet kavramını yozlaştırmak ve ona işçi sınıfı düşmanlarının istediği anlamı vermek olur."

Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Doğu Perinçek ve arkadaşları arasındaki bu husumet "Denizlerin" idamlarına kadar sürer. Hatta "Denizleri" kurtarmak ve idamı engellemek için tüm örgütler seferber olurken Doğu Perinçek ve arkadaşları idamları umursamaz tavırlarla 23 Mart 1971 tarihinde "Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş arkadaşlara Açık Mektup" yazarak onların yaptıklarının ne kadar kötü olduğunu kamuoyuna duyuruyordu. Açık mektupta "(…) Halkla sağlam devrimci bağları olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. Devrimci gençliğin içinde ve önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. Bütün devrimciler gibi, hatalar yaptınız. Son birkaç ay yaptığınız işler ise, büyük hatalar taşımaktadır" denilerek yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmuşlardır.

Yazılacak daha çok şey var…

Bir devir anlatılırken yanlı davranışlardan kaçınmalı ve gerçekçi olunmaya gayret edilmelidir. Hele hele bunu yaparken "ülkücüleri" karalamak ve "yaşasın Marksizm-Leninizm" diye son nefesini verenleri antiemperyalist ilan etmek akıllara ziyandır. Bu dönemin ülkücü mücadelesi film olursa eminim ki birçok kahraman çıkacaktır. Ama kimse "Denizlerden" bir kahraman çıkarmaya kalkmasın…

Çünkü değiller!

Birol CEVİZOĞLU

27.05.2008,
Ankara

[1] Aclan Sayılgan, Türkiyede Sol Hareketler, sh, 544

[2] Emin Demirel, Terör, sh, 129

[3] Nurettin Çalışkan, ODTÜ Tarihçe, sh, 53

[4] Beyaz Kitap, Türkiye Gerçekleri ve Terörizm, Ankara 1973, sh, 30

[5] Alpay Kabacalı, Türkiye'de Gençlik Hareketleri, sh, 213

[6] Necmettin Hacıeminoğlu, Deniz Gezmiş'in Katilleri, Hergün Gazetesi, , 9 Mayıs 1977





21 Kasım 2008 Cuma 20:53 tarihinde © Özkan BOSTANCI <b.615...@gmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 2:18:25 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Numan beğ demişsiniz ki;
-----""24 yaşında hayatını Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığı için feda etmiştir. kENDİ SESİNDEN DİNLEYEBİLİRSİNZ.""-----

İŞTE KENDİ SESİ;
"Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği.

Hangi Atatürkçüler deniz gezmiş gibi ölürken dahi son nefesinde yukarıda ki cümleyi kurar(!)
 Atatürkçülük ve Leninizm marksizim nasıl aynı cümlede telaffuz edilebilir?



21 Kasım 2008 Cuma 20:48 tarihinde numan karanlık <numan...@hotmail.com> yazdı:

--
             ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
Özkan BOSTANCI

numan karanlık

unread,
Nov 21, 2008, 3:10:30 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
LENİN KONUSUNDA DERİN BİR ARAŞTIRMA YAPMADIM. ANCAK SIRADAN BİR İNSAN BİLE BİLRKİ LENİN VE MUSTAFA KEMAL  DAYANIŞMA İÇNDEYDİ İKİ LİDER DE EMPARYAZME KARŞIYDI ÇARLIK RUSYASININ YIKILIŞI ÇOK LEHİMİZE OLMUŞ BAŞ BELAMIZ RUSLAR EN BÜYÜK DESTEKÇİMİZ OLMUŞTUR. MUSTAFA KEMAL'İN ÜNLÜ BİR SÖZÜ VAR. GÖZÜM CEPHEDE KULAĞIM İNEBOLU'DA İNEBOLU'DAN CEPHEYE KAĞNILARLA CEPHANE TAŞINIYOR. CEPHANE DE SSCB'DEN İNEBOLUYA GELİYOR. TAKSİM DEKİ ANITA BAKIN M.KEMAL'İN SIRTINI GÜVENLE DAYDIĞI KİŞİLERDEN BİRİ KİM ?  YA KURTULUŞ MÜCADELESİ VEREN KUVVAYİ MİLLİCİLERE HALKIN DESTEK VERMEMESİ İÇİN OYNANAN OYUN ? DİN O ZAMAN DA İSTİMAR EDİLİYOR. AYDIN VE BİRİKİMLİ OLAN BUNLARI BİLİR. YA ŞİMDİKİ SİSTEMİ BÖYLE KABUL EDECEĞİZ. bÜYÜK ÇOĞUNLUK TA ÖYLE GÖZÜKÜYOR ? YA DA SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEĞİZ. MİLLİYETÇİ Mİ ?İSLAMCI MI ? SOSYALİST Mİ ? ÜLKEMİZE VE HALKIMIZA SADIKSAK BUNU SAYGI ÇERÇEVESİNDE  FİKRİMİZİ RAHATÇA SÖYLEYEBİLMELİYİZ. SONUÇTA DHA GÜZEL- DAHA ADIL DAHA MUTLU BİR ÜLKE İSTİYORSAK. AKSİ DURUMDA  EMPERYALİSTLER VE İŞBİRLİKÇİLERİ YİNE BİZİ BİRER YUMURTA GİBİ TOKUŞTURUR. BEN DİYORUM Kİ BİZİM SÜRÜNMEMİZİ YOK OLMAMIZI İSTEYENLERE KARŞI KAFALARINA İNEN BALYOZ OLALIM. ELLERİNDE BİRER YUMURTA DEĞİL. TÜRK- KÜRT KARDEŞLİĞİNE GELİNCE DE BÖYLE OLUNACAK. ÜSTELİK EN ÇOK KIZ ALIP VERDİKLERİMİZ KÜRTLERDİR.  MELEZ OLMAK TA GÜZELDİR. TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN HARCIDIR. 
 
ÜLKESİNE- HALKINA SADIK OLAN FİKRİMİZ FARKLI DİYE DE KİN GÜTMEYEN-MİLLİYETÇİLERE- İSLAMCİLARA- SOSYALİSTLERE SELAM OLSUN.




Date: Fri, 21 Nov 2008 21:18:25 +0200
From: b.615...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 3:33:35 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
ATATÜRK, SOSYALİZM, LENİN

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/atatrk-sosyalizm-lenin?hl=tr


TBMM gizli celse zabıtları, devre: ı, içtima ı, tarih: 22.1.1921.i, 31, c: 3. sayfa 334...
 
"Komünizmin memleket için, milletimiz için, dinimiz için, kabul edilmez olduğunu anlatmak, yani kamuoyunu aydınlatmak en yararlı çare görülmüştür."
M.Kemal ATATÜRK
 
"Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultan'ı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum."
Vladimir İlyiç Lenin


21 Kasım 2008 Cuma 22:10 tarihinde numan karanlık <numan...@hotmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 3:36:17 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
ATATÜRK EN BÜYÜK LİDER VE TEK AYDIN ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR


http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/atatrk-en-byk-lider-ve-tek-aydin-zgrlkdr?hl=tr

Başka devletlerin bayraklarını sallayıp, başka devletlerin devlet adamlarına biyad edip, başka milletlerin öncü akımcılarını kendilerine idol yapanlara hitaben;
 
EN BÜYÜK LİDER VE TEK ÖZGÜRLÜKÇÜ ATATÜRK'DÜR.
 
Atatürk'ü Atatürk yapan, ileriye dönük doğru sezgileri, tahminleri, stratejileri ve problemleri çözüm yöntemleridir.
 
Aydınlanma çağını başlatan büyük insan Atatürk'tür.

Atatürk'ü Atatürk yapan, ileriye dönük doğru doğru sezgileri, tahminleri, stratejileri ve problemleri çözüm yöntemleridir. Atatürk'ün bu özelliği tarihi, özelliklede Türk ve İslam tarihini çok iyi bilmesinden ve bu bilgiyi zamanı ve ilerisi için değerlendirebilmesinden kaynaklanmaktadır. 500 Yıldır Osmanlıdaki gerilemenin asıl nedenini Atatürk'e kadar hiçbir devlet adamı, bilim adamı ve ya düşünür doğru teşhis edememişler ve hep başka ufak problemlerin Türk Milletini bu gerilemeye ittiğini zannetmişlerdir. İlk defa Atatürk problemin, Maturidi yerine Eşari mezhebine geçilmesi ile ortaya çıktığını tesbit etmiştir. Vede yeniden Maturidiye dönüş için çok köklü çalışamalara girmiş Maturidiyi anlayan İslam Alimleri yetiştirmeye çalışmıştır. Fakat ne yazıkki, vefatından sonra onun yerine geçen İsmet İnönü, Atatürk'ün başlatmış olduğu yeniden aydınlanma hareketine büyük darbe vurmuş ve onun başlattığı bütün devrimleri saptırarak, Türk Milletini yabancılaştırmaya çalışmıştır.
 
Maturidi  = Aydınlıkçı
Eşari        = İtikadi


21 Kasım 2008 Cuma 22:33 tarihinde © Özkan BOSTANCI <b.615...@gmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI

unread,
Nov 21, 2008, 3:42:06 PM11/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
MUSTAFA KEMAL'in TÜRKLÜK, TÜRKÇE ve MİLLİYETÇİLİK konusundaki düşüncelerini o dönemde en iyi dile getirenlerden biri de Mahmut Esat Bozkurt idi.
 

Aşağıda onun değerlendirmelerini bulacaksınız. Bu anlayış bugün için de geçerlidir... ve o zamandan daha daha çok ihtiyaç duyduğumuz hususları ihtiva etmektedir.

 

- Biz TÜRKİYE denen, dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz.

- TÜRK, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir!. Dost ve düşman, hatta dağlar, bu hakikati böyle bilsinler!

- TÜRK'ün en kötüsü, TÜRK olmayanın en iyisinden iyidir!.

- TÜRK DEVLETİ'nin işlerini TÜRKLER'den başkalarına vermeyelim! TÜRK DEVLETİ işlerinin başına ÖZ TÜRKLER'den başkası geçmemelidir. Yeni TÜRK CUMHURİYETİ'nin DEVLET işlerinin başında mutlaka TÜRKLER bulunacaktır!


(19.9.1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan konuşmasından)

Mahmut Esat Bozkurt, MUSTAFA KEMAL'in onayını almadan böyle bir konuşma yapamaz!.. Peki, MUSTAFA KEMAL ve o dönemin yöneticileri neden bu konuda bu kadar kesin bir tavır içindedirler?..

 

Çünkü son 400 yılda, bilhassa son 100 yılda TÜRK DEVLETİ kendi himayesinde yaşayan, hatta baştâcı ettiği azınlıkların ihanetine uğrayarak yıkılıp gitmiştir. Gerek OSMANLI döneminde, gerekse MİLLÎ MÜCADELE sırasında, hatta sonrasında hiç bir devlet kendi ülkesinde yaşayan azınlıkların, hatta dindaşlarının ihanetine TÜRK DEVLETİ kadar uğramamıştır!.. Yeni kurulan devletin aynı duruma düşmemesi için meseleye böyle bakması kaçınılmazdır.

 

Azınlıklar, ÖZ-BE-ÖZ TÜRK olmayanlar, kendini TÜRK saymayanlar hiç bir zaman TÜRK DEVLETİ'nin kademelerinde görev alıp TÜRKLER'e hükmedememelidir!.. Onlar eğer bu ülkede yaşamak istiyorlarsa, TÜRKLER'e tâbi olarak yaşayabilirler.

 

Ülkeyi eskiden olduğu gibi Rumlar'ın, Ermeniler'in, Yahudi ve dönmelerin, bölücü Kürtler'in idare ettiği ve Hıristiyan Emperyalist Batı ülkelerine peşkeş çektiği bir duruma sokmak, ve bunun adına "demokrasi, insan hakları" demek, İHANET'ten başka bir şey değildir!.

 

Bu görüş, bu anlayış ilk ağızda tokat yemiş gibi bazılarını sersemletebilir. Ama dünyanın her ülkesinde, bütün o "medenî, humanist" saydığımız Batı ülkelerinde böyledir.

 

Evet, A.B.D. yönetiminde M. Albright gibi yahudileri, C. Powels gibi zencileri görebilirsiniz, ama bunlar A.B.D.'ye ve Amerikalılara köle gibi hizmet etmekten başka bir şey yapmazlar. Asla A.B.D. aleyhine çalışmazlar ve ancak böyle davrandıkları sürece "adam" sayılırlar! Biz de azınlıklarımızdan bunu bekliyoruz. Bu bizim en tabii hakkımızdır!

 

Yine Mahmut Esat Bozkurt'tan devam edelim:

 

- TEŞKİLÂT-I ESÂSİYE'ye göre, TÜRK vardır, TÜRKLÜK vardır!.. (Başka bir şey yoktur!) Açık(ça) söylemeliyiz!.. Bu yolda açık ve tereddütsüz yürümeliyiz!.

 

- Bu yerlerde (TÜRKİYE'de) ÖZ TÜRK haklarına sahip olmak isteyenler, TÜRK OLMALIDIR!..

 

- TÜRKLÜĞÜ KABUL ETMEZ, onu küçük görür, ONA İHANET EDER, sonra da TÜRK'e tanınan haklardan, hatta ondan fazlasını ister, BU OLMAZ!.. Buna "yağma yok!" derler!..

 

- TÜRK HAKLARI'NDAN İSTİFADE EDEBİLMEK İÇİN TÜRKLÜĞÜ BENİMSEMEK, TÜRK HARSINI (kültürünü) KABUL ETMEK, TÜRKLÜĞÜ DUYMAK, TÜRK MENFAATLERİNİ KENDİ MENFAATİ YAPMAK, ONA HÜRMEK ETMEK, "TÜRK'ÜM" DEMEK, TÜRKLÜĞÜ HARSİYLE, HİSSİYLE KABUL ETMEK LÂZIMDIR!.. BUNLARI SAMİMİYETLE BENİMSEYENLERİ, YAPANLARI TÜRK SAYARIZ!... KİM OLURSA OLSUN!..

 

İşte açık!.. TÜRKİYE'de hâkim unsur ÖZ-BE-ÖZ TÜRKLER'dir!.. Onların sahip olduğu haklara sahip olmak isteyen diğer unsurlar da içinde yaşadığı bu VATAN'ı, ekmeğini yediği bu DEVLET'i ve kendisine bu imkânı sağlayan TÜRK MİLLETİ'ni gönülden benimsediği takdirde TÜRK sayılır. "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYEN"in mutluluğu işte budur!.. Biz onu kendimizden ayırmayız!.. Ancak o kendini bizden ayırırsa, her türlü hakkını kaybeder!

 

"Ben TÜRK değilim, benim kimliğimi tanıyın" diyene yapılacak bir tek şey vardır: Onu TÜRK sayan NÜFUS KÂĞIDI'nı, yani KİMLİK belgesini elinden alıp, "Tamam, şimdi istediğin kimliğe bürün, git kendine başka bir yer bul," demek!..

"Bu devlet benim devletim değil... biz ayrıyız... biz ayrılmalıyız... bize de özel haklar verilsin" diyenlerin hepsi, kendilerine TÜRK KİMLİĞİ bahşeden NÜFUS KÂĞIDI'ndan arındırılmalıdırlar!..

 

Devam edelim ATATÜRK DÖNEMİ TÜRKLÜK ve MİLLİYETÇİLİK anlayışını Mahmut Esat Bozkurt'un dilinden ve kaleminden dökülen kelimelerle anlatmaya:

 

- MİLLİYETÇİLİK, en dürüst mânâsıyla CUMHURİYET'i ifade eder!..

- Niçin MİLLİYETÇİ oluyorsunuz? Sizin kanınızı taşıyan, menâfiinizi ifade eden bir câmianın mukadderatını yükseltmek ve onu mes'ud etmek için MİLLİYETÇİ oluyorsunuz. Bunun en zarurî neticesi, o câmiayı kendi iradesiyle idâme ettirmektir!

 

- TÜRK MİLLETİ'nin yüzde 80'inden fazlası köylü ve işçi olunca, köylü ve işçinin haklarını düşünmek, onları korumak "MİLLİYETÇİ'yim" diyen her TÜRK'ün ilk ödevidir!

 

Bugünlerde en çok kullanılan tâbirlerden biri de REKABET!.. Dünya ekonomik faaliyeti içerisinde yer alabilmek için REKABET gücünüzün olması gerektiği; sanayide, tarımda, turizmde, velhasıl her sahada varlığınızı koruyabilmek için diğer ülkelerin firmalarından daha güçlü ve iyi olmanız gerektiği söylenip duruyor. Yoksa yok olup gidersiniz, yabancı mallar sizinkileri piyasadan siler!..

 

Bu REKABET, MALLAR ve HİZMETLER konusunda olduğu gibi MİLLİYET konusunda da geçerlidir!.. Sizin TÜRK olarak varlığınız TÜRK DİLİ'nin, TÜRK KÜLTÜRÜ'nün, TÜRKLÜK BİLİNCİ'nin diğer milletlerin diliyle, kültürüyle REKABET edebilmesine; TÜRKİYE'de TÜRK DİLİ'nin, TÜRK KÜLTÜRÜ'nün, TÜRK MALI'nın ve TÜRKLÜK BİLİNCİ'nin üstün gelmesine bağlıdır. Yoksa rekabet gücü olmayan firma gibi silinir, gidersiniz!..

 

İşte Mahmut Esat Bozkurt'un dile getirdiği ATATÜRKÇÜ MİLLİYETÇİLİK anlayışı bu yüzden son derece önemlidir. Dünyadaki bütün gerçek devletler kendi insanının menfaatini herşeyden önce korur. Hatta ABD, İNGİLTERE, FRANSA gibi zalim emperyalistler, bu menfaatin bir kısmını dahi kaybetmemek için başka ülkelere saldırmaktan çekinmezler!

 

Devam edelim:

 

- Günün birinde Ernest Levin'in "Umumî Tarih"ini karıştırıyordum. Gözüme "Endülüs Faciaları" ilişti... İspanyollar Endülüslü müslümanları Hıristiyan için önce Arap usülü ziynetleri (takılar) menetmişler (yasaklamışlar)... Sonra Arap mimarîsinde ev yapanları tecziye etmişler (ceezalandırmışlar)... Sonra Arapça mektup yazmak yasak edilmiş... ve en başta bilhassa Arap isimleri memnu sayılmış... Müslümanlar çocuklarına İslâm ismi verememişler ve gitgide tanassur etmişler (hıristiyanlaşmışlar)... Bugün İSPANYA'da MİLLİYETİNİ BİLEN TEK BİR MÜSLÜMAN YOKTUR!.

 

TÜRKLER'den ve MÜSLÜMANLAR'dan aldıkları topraklardaki insanları bu şekilde zorla hıristiyanlaştıran BATILILAR, bizden azınlıklara daha çok hak istiyor. TÜRKİYE'de kilise, havra yapılması için içimizdeki hainlere para yağdırıyor, hükümetteki milliyetsizlere baskı yaparak ANTAKYA'da, ŞANLIURFA'da üçlü sözümona hoşgörü mabedleri inşa ettiriyor!..

Yukarıda dile getirilmiş olan uygulamanın 500 yıl geride kaldığını sanarak, ATATÜRKÇÜ MİLLİYETÇİLİK anlayışı "gerici" bulanlara bir sürprizimiz var.

aşağıdaki cümleler Huntington'un son kitabından alınmıştır:

 

- ABD'deki çok kültürlülük ve çift dillilik ABD'nin ulusal kimliğine zarar verecek hale geldi. (Artık Amerika'da İngilizce değil, hızla çoğalan göçmenler nedeniyle İspanyolca hâkim olmaya başladı.) Özellikle Lâtin Amerika kökenlilere ASİMİLASYON uygulanması gerekiyor!..

- Eğer benzer kültürlere (değerler, gelenekler, dinler) sahip halklar ve ülkeler bir araya geliyorsa; o zaman değişik kültürlerden oluşan ülkeler de parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyadır!..

- ABD ANGLO-PROTESTAN kültür ve inancının bir parçasıdır ve Amerikalılar yeniden sahip çıkmak zorundadırlar!..


(27.5.2005 tarihli Akşam gazetesi, Güler Kömürcü'nün makalesinden)

Sahip çıkmak için ne yapacak?.. Ucuz işçi ve fahişe kaynağı olarak gördüğü Latin Amerikalıları "asimile" edecek!.. Yani onları hâlâ köle olarak kullanacak ama, kendi kültürünü de onlara aşılayacak!..

 

Başkalarının 10-50-100 yıldır kendi ülkelerinde yaşayanları 2. sınıf vatandaş saymasına, köle ve cariye olarak kullanmasına, asimile etmesine ses çıkartmayanların, TÜRK DEVLETİ'nin 500-1000 yıldır bağrında beslediği kişilerin ihanetine uğradıktan sonra aldığı tedbirleri "gerici, ayırımcı" saymaları, gerçekten ibret vericidir!.

 

Bu yazdıklarımızı sadece Mahmut Esat Bozkurt'un düşünceleri olarak görenlere, ATATÜRK'ün daha farklı düşündüğünü zannedenlere, önce TÜRKÇÜLÜK İLKESİ kısmındaki ifadelerini bir kere daha okumalarını tavsiye edelim, sonra ondan bir cümle ile cevap verelim. ATATÜRK diyor ki:

- Muhterem MİLLETİME TAVSİYE EDERİM Kİ, sinesinde yetiştirerek BAŞININ ÜSTÜNE KADAR ÇIKARACAĞI ADAMLARIN KANLARINDA VE VİCDANLARINDAKİ ASİL CEVHERİ TAHLİL ETMEK DİKKATİNDEN BİR AN FERAGAT ETMESİN!

 

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/mahmut-esat-bozkurttan-trklk-ilkesi?hl=tr
___________________
 
 

YARARLANILAN KİTAPLAR

- Şaduman Halıcı, Yeni Türkiye Devleti'nin Yapılanmasında Mahmut Esat Bozkurt

- Atatürk'ün Bütün Eserleri 1-16, Kaynak Yayınları



21 Kasım 2008 Cuma 22:36 tarihinde © Özkan BOSTANCI <b.615...@gmail.com> yazdı:

PaSTAKUŞU

unread,
Nov 23, 2008, 6:02:01 AM11/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
--
Lütfen bu iletiyi (maili) iletirken (forward) , size gönderen kişinin ileti (mail) adresini ve eğer varsa altta birikmiş tüm ileti (mail) adreslerini işaretleyip silin (delete). En fazla 3-4 saniyenizi alacaktir. Ayrıca, göndereceğiniz arkadaşlarınızın ileti (mail) adreslerini kime (To) bölümüne değil, Gizli kopya: (Bcc) bölümüne yazarak adreslerin görünmez olmasını sağlayın. Böylece size ve arkadaşlarınıza VİRÜS lü iletilerin (maillerin) gönderilmesini engellemiş ve ileti (mail) adresi toplayan spam'cilara aracılık etmemiş olursunuz. Bu bilgiyi arkadaşlariniza göndermeyi unutmayın

PaSTAKUŞU

unread,
Nov 23, 2008, 6:03:17 AM11/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
canını sosyalizm için feda etti.

PaSTAKUŞU

unread,
Nov 23, 2008, 6:04:04 AM11/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
canını davası içim (sosyalizm) için feda etti
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages