9 Eylül 2008
Tarihi Yarımada'nın Korunması ve Yenilenmesi Projesi'nin danışmanı olduğunu söyleyerek Eminönü'nde halkın kabusu haline gelen Hamit Çalışır Adalar'da ortaya çıktı. 1995 yılından bu yana Büyükada'da Lalahatun Sokak'ta eski bir Rum'a ait iki katlı ahşap binaya eşiyle birlikte yerleşen Çalışır 23 Temmuz'da Tercüman'da yayımlanan 'Esrarengiz adam' haberinden sonra kayıplara karıştı. AKP'nin 2005 yılında çıkarttığı 5366 sayılı 'Kentsel Dönüşüm Yasası' ile çeşitli oyunlar ortaya çıkmaya başladı. İlk başlarda iyi niyetli bir yasa gibi görünen 'tuzak maddeler' sonucunda özellikle İstanbul'da belediyeler adına, 'komisyoncular' ve 'iş takipçileri' harekete geçti. Belediyelere verilen 'padişah yetkileri' ile yoksul vatandaşların evleri ucuz bedellerle kamulaştırılacağı gibi para verilmeden de intifa hakkı tesis edilerek alınmak isteniyor. Bu çerçevede, Eminönü, Fatih, Beyoğlu ve Zeytinburnu gibi ilçelerde yasa kapsamında bazı çalışmalar yapan Çalışır'ı 'Danışman' sıfatıyla 2005'in Aralık ayında Adalar'a götüren AKP'li Belediye Başkanı Coşkun Özden'in girişimini ANAVATAN'ın İlçe Başkanı Murat Pekin önledi. Başkan Pekin, gazetelere ilan verip, dört partinin ilçe başkanıyla birlikte ortak bir bildiri kaleme alıp halka dağıttı.
http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=43685&baslik=%C4%B0lk%20icraat%20Adalar'daym%C4%B1%C5%9F&katid=1
| 12 Temmuz 2006 |
Adalar 'gasp'tan zor kurtulduAKP iktidarının çıkardığı bir yasa var; 5366 sayılı 'Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun'.... 'Kentsel Dönüşüm' diye bilinen yasa 5.7.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlandı. Kanun ilk başta iyi niyetli gibi gözükse de ancak peşinden de mülkiyet hakkına da 'tuzaklar' getiren hükümler içeriyor. Örneğin, Büyükşehir ve ilçe belediyelerine, yenileme alanlarındaki tüm taşınmazlara el koyabilme, gerçek ya da tüzel kişilere devretme olanağı verebiliyor. Büyükşehir eski Belediye Başkanı Prof. Nurettin Sözen, Meclis'teki görüşmelerde "Bu yasanın Beyoğlu ve Fatih Belediye Başkanlarının 'siparişi' ve isteği üzerine hazırlandığını" söylemiş, "belediyeleri, kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarında yapacakları kamulaştırmalar bakımından oldukça fazla güçlendirdiğini ve mülkiyet hakkını fazlasıyla zorlamaktadır" demişti. PADİŞAH YETKİSİ |
Acaba bu işler böyle mi yürüyor; alınan 'padişah yetkisi' ile bir takım güçlere rant pazarları oluşturulmuyor mu?
Büyükşehir Belediyesi böyle bir yetkiyi eline geçirince, bu işi 'kotarmak' isteyen uyanıklar, Fatih, Eminönü, Beyoğlu ve Zeytinburnu gibi ilçelerde belediyeler çeşitli 'rant pazarları' oluşturmak istiyorlar.
İşte pis kokular da bu noktada başlıyor.
SÜLEYMANİYE'DEKİ ESKİ EVLER
Köşemizde 'Süleymaniye'yi ucuza kapatıyorlar' (15.4.2006) başlıklı yazıda şöyle deniliyordu:
"Büyükşehir ve Eminönü Belediyelerinin birlikte yürüttükleri 'Süleymaniye Projesi' ile bölgede yaşayanların gayrimenkulleri için 'binanızı yıkarız' korkutmaları ile cüzi bedeller vererek almak istiyorlar. Eminönü'nde görevli 'danışman' Hamit Çalışır m2'ye 1200 YTL bedel öneriyor. 3 katlı 70 m2'lik 30 yıllık binamıza 82 bin YTL olur mu? Sonra da 'ya bu paraya razı olursunuz, ya da 25 bin YTL harcayıp bizim istediğimiz gibi onarırsınız' diyorlar. Bu bölge sonra kime satılacak?"
HAMİT ÇALIŞIR İSMİ
Böyle bir 'kuşku'yu o zaman gündeme getirdik; ancak buna yanıt verememiş.
Hamit Çalışır'ın bilindiği kadarıyla hiçbir resmi görevi yok. Eminönü Belediyesi'nde, Belediye Başkanı Nevzat Ak'ın kendi yanında bir oda tahsis ettiği öğreniliyor.
Çalışır bu kez 'Adalar'da ortaya çıkıyor.
Ama olayın biraz gerisi var.
Adalar Vakfı, vakıf yönetim kurulu üyesi Ömer Faruk Berksan'ın ifadesiyle, belediye başkanı Özden'in talebi üzerine 'Adalarda yenilenme bölgelerinin tespiti ile ilgili bir çalışma' yapıyor. Adalıların haberi olmadan yapılan bu çalışma, alelacele Belediye Meclisi'ne gelince, ANAP'lı üyeler itiraz ediyorlar. Önerge, İmar ve Hukuk Komisyonlarına sevkediliyor. Belediye Başkanı Özden, yükselen itirazlar üzerine 'bilgilendirme' toplantısı yapmak zorunda kalıyor. Toplantıda Başkan Özden, Süleymaniye ve Zeyrek'teki 'dönüşüm' projelerinde 'çalışan' Hamit Çalışır isimli kişiyi, Adalar projesinde 'danışmanı' olarak tanımlıyor.
Bu arada toplantıyı izleyen bazı kişiler Hamit Çalışır'ı tanıyor.
"Yahu bu bizim Kozyatağı'nda 'çaycı' olarak bildiğimiz ve emlakçılık yapan Hamit değil mi? Adı bazı olaylara karışmıştı" diyorlar.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN SAKALINI POLİSE SATIYORDU
Adalılardan biri Çalışır'ı bir gazete haberinden hatırlıyor.
Ve Akşam gazetesinin 6.12.1997 tarihli sayısındaki haberi buluyor. Başlığı şöyle:
"Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerif'i bulundu" başlıklı haberin kupürü Adalıların gündemine oturuyor.
Haberde, İstanbul Mali Şube dedektifleri bir ihbar üzerine alıcı kılığına girerek Maltepe'de bir operasyon yapıyorlar. Polis, camiden çalınan 'sakal-ı şerif' için 10 milyar lira isteyen Çalışır (1955, Erzincan) ve yanındaki Zeynep Hale Berker'i, Maltepe'de bir evde yakalıyorlar. Berker, sandukanın dedesinden miras kaldığını savunuyor ama polis bu yalanı yutmuyor.
İşte bu kişi İstanbul'un 'dönüşüm' projelerinde ölçülüp biçilmeden çıkarılan yasa ile fırsatçılık yaratıyor.
TOPBAŞ'IN DANIŞMANI
Kimin adına, belediyelerin mi, belli bazı vakıfların mi yoksa başka birileri adına mı 'komisyonculuk' yapıyor?
Hem bu kişi gerektiğinde 'Kadir Topbaş'ın danışmanı' olarak tanımladığı da biliniyor.
Dün bu olayı yazarken bir Adalı bize "Peygamber Efendimizin sakalını çalıp satan herhalde Adaları satar, İstanbul'u da..." diyor.
Adalar kurtuldu ama bu yasaya sığınan belediyelerin böyle projeler uygularken, tapu namusuna ve en önemlisi de Anayasa'daki haklara saygı göstermesi gerekmiyor mu?
Ey vatandaş uyan; mülkünü belediye veya vakıf adına alınıyor diye rantçılara kaptırma!