H.N. ATSIZ'a söz edenlere (Sn. Murat Bülent Hattatoğlu)

120 views
Skip to first unread message

Murat BAYRAM

unread,
Sep 21, 2008, 8:28:43 AM9/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
''Şeriat solun yerini aldı'' yazısına Sn. Murat Bülent Hattatoğlu H.N. ATSIZ BEĞ için<<emperyalizme alet oldu>> yorumu yapmış.
Neye göre konuşmuş anlayamadım?
Hayatı, kitapları, öğütleri göz önünde iken Nihal ATSIZ BEĞ nasıl emperyalistler alet olabiliyor?
Şimdi bakalım ve karşılaştıralım:

-Nihal ATSIZ BEĞ Ulusunu ''bazılarına göre'' lüzumundan fazla seviyor diye vatanperverlikten yargılanmıştır.

-Kendine sol isimler takanlar ise yüksek  oranlarda vatana ihanet ve terör suçundan yargılanarak hüküm giymişler; vatan haini ilan edilmişlerdir, başka ülkelerde ölmüşlerdir.
-Bugün şu terim vardır: Yasadışı sol örgüt! Türkiye'de yasadışı sağ örgüt terimi duyan var mı? '' TİT diyerek güldürmeyiniz''
-Kendine dini alet ederek ''dini yanlış göstererek''  siyaset yapanlardan kimisi bugün hırsızlık suçlarından hükümlü ya da dokunulmazlık zırhının ardındadır. Allah adı ile örgüt kuranlar teröristlikten hüküm alarak içeridedir. Global terörle dinimizin adı anılarak Müslümanların temiz yüzümüz kirletilmektedir.

-Nihal ATSIZ BEĞ düşünce, kuram adamıdır; kızıl militanı, ab-d liberali değil!

-İllede, herşeyde önce TÜRKLÜK diyene saldırmasak?


-EFENDİLER; BİZLER TÜRK'üz! ANLAMAYAN, İŞİTMEYEN, GÖREMEYEN ya da OKUMA PROBLEMİ OLAN MI VAR?
-HANIMLAR, BAYLAR; HİÇ GAZİ HAZRETLERİNİN ADINI ANIP, DAHA SONRA TÜRKÇÜLERE DİL UZATMAYIN. EN BÜYÜK TÜRKÇÜ ATATÜRK'tür!

<<BİZ DOĞRUDAN VATANPERVERİZ VE TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ. CUMHURİYETİMİZİN DAYANAĞI TÜRK MİLLETİDİR>> GAZİ - bu söz de bu yazının kapağıdır!-


Saygılarımla(MB).

--
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar(veliler) edinmeyin; Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır(Allah'ımız, Maide 51).
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır(Peygamberimiz).
Vazifeyi ihmale götüren merhamet vatana ihanettir(Gazi).

Kül TİGİN

Av.MBH

unread,
Sep 21, 2008, 6:21:49 PM9/21/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
    Sayın adaşım Murat Bayram, dünyayı tahlil edemeyen bakış açısının emperyalizme âlet olmaktan kurtulamayacağına dair görüşüme Nihal Atsız'ı da katmama karşı çıkmış.
 
    Demek ki daha bir açıklık getirmek gerek.
 
    En başta, Nihal Atsız övüne övüne yazdığı üzere, bir ırkçıdır. Irkçılık Türkçü'lükle bağdaşmayacağı gibi, Türk tarihini anlayamamak demektir. Türkçülük akımının kurucuları İsmail Gaspıralı, Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura ırkçı mıydı? Atatürk, ırkçı mıydı? "Irkçı" ne demektir? Irkı nasıl belirlersiniz? Nihal Atsız gibi, mezura ile kafatası ölçerek mi? Türk'ün ırkı yoktur, Türklük ırk ile, kan-deri-kemik-saç-göz ile belirli bir kavram değildir. Tarihten beri hiç ırkçılık olmamıştır Türk'lerde. Aksi düşünülemezdi, çünkü o koskoca imparatorluklar ırkçılıkla kurulup yönetilemezdi. Nitekim öyle de olmamıştır.
 
    Türk ulusu tarihten beri Türk kültürü içinde meydana gelen karışımlarla oluşup evrilmiştir, uygarlığa katkıda bulunan diğer her ulus gibi. Atatürk'ün Türk ulusu tanımına da dikkat çekerim : "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir."
 
    Atatürk bu tanımı ırk üzerine yapmayı bilmiyor muydu, eğer doğrusu öyle olsaydı? Halkı uluslaştırmak, devletin görevi ve işidir. Uluslar devletleri yapmaz, devletler ulusları yapar. Tarihe bakın, devlet çöktüğünde ulusumuz da dağılmış ve budunlara parçalanıp dağılmıştır. Devlet kurulup güçlü olabildiğinde ise, yalnızca Türk budunlarını değil, Türk olmayan kavimleri de Türk kültürü çerçevesinde birleştirip Türk'leştirmiştir.
 
    Eğer Nihal Atsız'ın görüşleri uygulansaydı bugün bir Türk ulusundan sözedilmezdi. Onun soyuna bak, şunun sopuna bak (bu arada Nihal Atsız'ın kendi soyu hakkında da epey rivayet var), onu Türk sayma, bunu Türklük'ten tard et... Bu zihniyetin, "Türk ulusu diye bir varlık yoktur, Türk ulusu Kemalizm'in uydurmasıdır, Türkiye'de Türk yoktur" diye propaganda yapagelen Alman Şarkiyat Enstitüsü Başkanı BND ajanı Udo Steinbach'tan ve onun çömezleri Tessa Hoffmann-Peter Heine-Taner Akçam takımından farkı nedir? Türk ulusunu böyle pinçik pinçik bölmek, emperyalizme hizmet değil midir? Türk ulusunun bireylerinde köken-soy-ırk-din-mezhep vs. her temelde ayrışma duygusu yaratarak, yukarıdaki emperyalist iddianın bizzat bu bireyler tarafından ileri sürülmesini sağlamaya yıllardır çalışmıyor mu emperyalizm? Sömürge valilikleri sayesinde bu yolda epeyce mesafe de katetmedi mi? Eğer bir bağımsız Türk devletimiz olsaydı, bu devletin önlemeye çalışması ve tam tersini (insanlarımızı bir Türk kimliği altında birleştirmek) yapması gereken şey değil miydi bu süreç?
 
    Nihal Atsız, bir yandan Türkçülük iddia ederdi, diğer yandan şiddetli bir Osmanlıcı'ydı. Abdülhamit de Abdülhamit diye tutturmuştu, iflâh olmaz bir İttihatçı düşmanıydı. Uzatmayalım, Türkçülük ile Osmanlıcılık'ın nasıl bağdaştığını sormakla yetiniyorum. Bu tavrın devamı olarak, Rıza Nur'u idol derecesinde severdi, nitekim sanıyorum 1940'ta, onun manevî oğlu da olmuştur. Pekiyi, kimdir Rıza Nur? Atatürk aleyhinde emperyalistlerin dahî atmadığı iftiraları atmaktan çekinmemiş azılı bir Atatürk düşmanı. Nedir Nihal Atsız'ın yolunu onunla birleştiren?
 
    Bunları da bırakalım. Nihal Atsız, sol ve sağ kavramlarını, kapitalizm-sosyalizm-komünizm-liberalizm-merkantilizm gibi temel akımları ve kavramları bilmeyen, bu yüzden tarihi tahlil edemeyen bir kimse idi. Yetiştiği yıllarda Avrupa'da "yükselen değer" gösterilen Mussolini'ye ve Hitler'e hayranlık duyan, bunu da gizlemek şöyle dursun, "Eğer düşüncelerimiz benziyorsa ben Hitler'den aldığımdan değildir, milliyetçi ve ırkçılar aynı şeyleri düşünüyorlar demek ki!" diye savunan bir kişi idi. Tarihi-felsefeyi-ekonomiyi-materyalizmi/idealizmi bilmediğinden, doğru dürüst gerekçesini dahî ortaya koyamadığı ve metafiziğe başvurduğu şekilde bir sol düşmanlığına dûçar olmuş ve buralara savrulabilmişti. Bu yapı, emperyalizmin istediği yapıdır. Şahsî niyet olarak ne kadar vatansever olunursa olunsun, farkında olunmayarak bile fiiliyatta emperyalizme hizmet edilmiş olur, nitekim olmaktadır.
 
    Şiirleri güzeldir diye, her görüşü de doğru olacak değildir. Sonuçta, Nihal Atsız'ın dünya görüşünün konumlanışı, ekseni, cephesini döndüğü yer maalesef yanlıştı. Ne kadar iddia edilirse edilsin, Nihal Atsız'ın savundukları, Türkçülük değildi.
 
    Sevgili adaşım, Türk kimliğini savunanlara saldırmak diye bir yönelişimin asla olmadığını, herhalde bugüne dek yazdığım düşüncelerim göstermiş olsa gerektir. Türk kimliğini, Türklük bilincini, Türklük'ü, onurla, kıvançla taşıyanlardan biriyim ben. Atatürk'ün düşünceleri ve eylemleri ile Nihal Atsız'ınkiler arasında dağlar kadar fark bulunduğunu ise lütfen siz de gözden kaçırmayınız.
 
    Bizlere düşen, Türk tarihini gayet iyi bilmek, dünya tarihini idealist değil materyalist açıdan tahlil edebilmek, Türk ulusunun oluşumuna-emperyalist boyunduruktan kurtulup Türk devletinin yeniden kurulması çabalarına ket vuracak ögeleri bilmek, bu çabada (bazan kendileri istemese dahî) nesnel düzlemde işimize yarayacak ögeleri de bilmek, bu stratejiye uygun taktikler üretmek, bunları gerçekleştirecek örgütlü halkı yaratmaya çalışmak, başarıya ulaşacak programı oluşturup ardına kuvvet yığmaktır. Bu saydıklarımı ırkçılıkla, sol düşmanlığıyla yapmak mümkün olsaydı o zaman zaten şimdi çoktan kurtulmuş olurduk ve bunları tartışmazdık. Bu noktada, "sol" denildiğinde lütfen Altan'lar gibi, yok bilmemkimler gibi birtakım mandacı zevatı algılamayınız; felsefî kavram olarak soldan bahsediyorum.
 
    İşimiz zor Murat bey, duygular değil bilgi ve mantık ulaştıracak bizi başarıya. Düşüncelerimi bu açıdan değerlendirmenizi istirham ederim.
 
    Saygılarımla,
    Av.Murat

Murat BAYRAM

unread,
Sep 22, 2008, 2:22:37 PM9/22/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sn. Murat HATTATOĞLU,
 
Öncelikle açıklamalarınıza teşekkür ederim. Yazdığınız metni baz alaracağım.
Nihal Atsız Beğ'i o konu içinde Türkçülüğü ile algılayarak içeriğe dahil etmiştim. Siz ise Atsız Beğ'in ırkçılık düşüncelerini de yazınıza dahil etmişsiniz. Haklısınız O'nun bir dönem şiddet ile savunduğu fakat sonradan ılımanlaştırdığı ırkçılık fikirleri vardır. Bu fikirler kendisinden çıktığı için elbette yazınızda yer vereceksiniz. Emperyal emellere alet olduğu tezinizi ise paylaşamayacağım çünkü Atsız Beğ'in hayatının geri kalan bölümü bunu ispatlamaktadır. Soyu hakkında söylenen rivayetler ise, her birey hakkında güttüğüm tavır gibi bende masaldan ve belgesiz iftiradan öte şimdilik geçemeyecektir. Aksi takdirde Eruygur ve Tolon Paşa (haşa) terörcü, Doğu Perinçek pkk'lı ermeni, Eşref Bitlis Paşa kürtçü falan olmak zorunda!
 
Türkleri ırkçılık ile birleştiremeyeceğimiz gerçeği noktasında size tamamen katılıyorum.
 
Şu an size şunu açık olarak söyleyebilirim ki bende İttihatçıları onaylamıyorum; bugün dönem tarihine elimizde olan donelerle dönüp bakacak olursak, Abdülhamit Han İttihatçılara göre devlet siyasetini daha başarılı yönetmiştir. Usulde sert olması iyi bir duru görü sahibi olduğu gerçeğini değiştirmez sanırım?
 
Devlet ve birey ilişkileri kavramında sizden tam aksi yönde düşünüyorum: Millet çatı olarak devleti oluşturur! Zira insan yapısı gereği kudretli, ekonomisi kuvvetli, eşit muamele edilir ve güvende olmak ister. Devlet ise Egemen Milletine ve diğer tebası olan halkına birbirinden ayırmadan tüm bunları sağlamalıdır. Egemen milleti diğer halklarla uluslaştırmak adına harmanlayabileceğini düşünmek onları asimile etmeye çalışmakla eşdeğerdir . Aldığı tavizlerle art niyetleri beslenebilecek olan diğer teba ''alt kültürünü üst kültürden öne koyarsa'' devletin yaşam kanı olan devlet kültürü örseler. Sonrası içinde yaşadığımız durum.
 
Rıza Nur ile ilişkisini araştıracağım ve sonucundan sizide haberdar edeceğim.
 
Sağ - sol kavramlar ve saydığınız diğer kavramları bilmemek satırları bence yazınızı konu olarak daraltan eklemeler olmuş. Fikriyatını söylemek konusunda size şunu diyebilirim ki <<BÜTÜN IRKÇILAR KENDİ IRKI İÇİN AYNI ŞEYİ DÜŞÜNÜR>> çünkü hepsi ırkçıdır, sadece siyasetlerindeki milletin adı farklıdır.
 
Merak buyurmayın siyasette sağ ve sol diye bir kavramı ''en azından ben'' tanımıyorum. Devlet siyasetçisi ya da uşaklar vardır. Toplumu örgütleyerek oluşturulacak programın ardına kuvvet yığmak fikrine katılamayacağım. Oldu olacak mao yu diriltip yürüyüşe de başlayalım; öle öle Ankara'ya varırız! Şaka bir yana, toplum; eğitim, bilgi ve vatan sevgisi ile örülmelidir. Devlet yönetimine özgürleştirilmiş iradelerin ivmesi ile geçilebilir ve yine aynı irade ile devletin yönetimi bırakılabilinir.  Aksi durum başkalarının emanetçiliğidir, taklitçiliğidir, diktatörlüktür.
 
Saygılarımla(MB).
 
.

22 Eylül 2008 Pazartesi 01:21 tarihinde Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 22, 2008, 9:20:46 PM9/22/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Atatürk'çü geçinen Türk ve Türkçü düşmanı bazı kesimler tarafından, Nihal Atsız'ın Rıza Nur ile ilgili görüşlerini temel alarak Nihal Atsız'a Atatürk düşmanlığı isnad etmektedirler.
 
Bu konu çok tartışıldı. Tartışılanlara bakarak bir yorum yapmaya kalkarsak şüphesiz yanılacağız. Çünkü iki ağızın tek şey söylemediği bir dönemde yaşıyoruz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Bakanlık yapanlar, cumhuriyetin kuruluşu esnasında Ulu Önder Atatürk ile birlikte omuz omuza çarpışıp cumhuriyetin kurulmasına destek verenlerdir. Buna örnek Mahmut Esat BOZKURT'tur. Hukukçu olan Mahmut Esat BOZKURT, cumhuriyeti kurmak ve milli bağımsızlığı sağlamak için çarpışmış, cumhuriyetin ilanından sonra da mesleğiyle alakalı olarak Adalet Bakanlığı görevini üstlenmiştir. Bu yönde verilebilecek daha pek çok örnek bulunmaktadır.
 
Dr. Rıza NUR iki dönem milletvekilliği yaptı, iki defa hükümette görev aldı,  24.12.1921 - 27.10.1923 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı yapmıştır. (http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGos...57CB4DF4A46466) 
Lozan Konferansı'na katılarak Türkiye adına imza attı. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yazdığı 14 ciltlik "Türk Tarihi" adlı eserinde Kurtuluş Savaşı'nı çok başarılı şekilde anlatmış ve Atatürk'ü de bir hayli övmüştü... 1926 yılında Türkiye'den ayrılarak Fransa'ya yerleşti ve 1928 yılında "Hayatım ve Hatıralarım" isimli anılarını yazmaya başladı. Anılarını, 1935 yılında British Museum'a "1960 yılına kadar kimsenin okumaması ve herhangi bir yerde yayınlanmaması" koşuluyla gönderdi. Bu anılar, 1967-1968 yılında 4 cilt halinde Türkiye'de yayınlandı.

Cumhuriyete ve Atatürk'e muhalif bir kişinin cumhuriyetin ilk yıllarında Bakanlık yapması mümkün değildir. Rıza NUR Bakanlık yaptığına göre demektir ki Ulu Önder Mustafa Kemal'in yanında olmuş ve cumhuriyetin kuruluşunda uğraş vermiştir. Fakat daha sonra, yurtdışına çıktıktan sonra yazdığı bir kitapta Ulu Önder aleyhinde de yazılara yer vermiştir. Zaten bundan sonra da Atsız Ata ile hiç görüşmemişlerdir. Bu kitabı yazdığı dönemde de Rıza NUR'un akıl sağlığının yerinde olmadığı bilinmektedir.

Anıları haricinde Rıza Nur'un Atatürk hakkında olumsuz ifadeler içeren bir kitabı veya makalesi yoktur, ters söylemlerde bulunduğunu da duyan olmamıştır. Şartlar gereği, anılar yayınlanmadan önce ne Nihâl Atsız, ne de başka bir kişi, anıların içeriğinden haberdardı. Fakat Nihâl Atsız bu anıları okuduktan sonra bir daha Rıza Nur'un adını anmamıştır.
Belki de yayınlanan anılar Rıza Nur'un kendisi tarafından yazılan anılar değildi, birisi (veya birileri) bir sahtekarlık yaptı...
Sözün özünede gelmek gerekirse, Mahmut Esat BOZKURT'un ağzından dökülenler;

- TÜRK HAKLARI'NDAN İSTİFADE EDEBİLMEK İÇİN TÜRKLÜĞÜ BENİMSEMEK, TÜRK HARSINI (kültürünü) KABUL ETMEK, TÜRKLÜĞÜ DUYMAK, TÜRK MENFAATLERİNİ KENDİ MENFAATİ YAPMAK, ONA HÜRMEK ETMEK, "TÜRK'ÜM" DEMEK, TÜRKLÜĞÜ HARSİYLE, HİSSİYLE KABUL ETMEK LÂZIMDIR!.. BUNLARI SAMİMİYETLE BENİMSEYENLERİ, YAPANLARI TÜRK SAYARIZ!... KİM OLURSA OLSUN!..

İşte açık!.. TÜRKİYE'de hâkim unsur ÖZ-BE-ÖZ TÜRKLER'dir!.. Onların sahip olduğu haklara sahip olmak isteyen diğer unsurlar da içinde yaşadığı bu VATAN'ı, ekmeğini yediği bu DEVLET'i ve kendisine bu imkânı sağlayan TÜRK MİLLETİ'ni gönülden benimsediği takdirde TÜRK sayılır. "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYEN"in mutluluğu işte budur!.. Biz onu kendimizden ayırmayız!.. Ancak o kendini bizden ayırırsa, her türlü hakkını kaybeder!

"Ben TÜRK değilim, benim kimliğimi tanıyın" diyene yapılacak bir tek şey vardır: Onu TÜRK sayan NÜFUS KÂĞIDI'nı, yani KİMLİK belgesini elinden alıp, "Tamam, şimdi istediğin kimliğe bürün, git kendine başka bir yer bul," demek!..

"Bu devlet benim devletim değil... biz ayrıyız... biz ayrılmalıyız... bize de özel haklar verilsin" diyenlerin hepsi, kendilerine TÜRK KİMLİĞİ bahşeden NÜFUS KÂĞIDI'ndan arındırılmalıdırlar!..

22 Eylül 2008 Pazartesi 21:22 tarihinde Murat BAYRAM <gemil...@gmail.com> yazdı:
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
Özkan BOSTANCI

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 22, 2008, 9:45:26 PM9/22/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
 BU KONUYA NOKTA (.) KOYAN SON SÖZDÜR DİKKATLİ OKUYUNUZ!

Türk Milliyetçiliği demek olan Türkçülük saf ve kutsal bir dava olduğu için ona çamur atmak, Türkiye'deki bazı kendilerini aydın olarak tanıtan bilhassa eski tüfek sosyalistler ve komünistlerden mürekkep 68 kuşağı döküntüsü ve özentisi çevreler için adeta bir alışkanlık olmuştur. Aslında bu yeni bir olay değildir. Eskiden beri sadece TÜRK IRKI'NIN üstünlüğünü ve bekaasını savunan onun haricinde fikirleri karşısına almaktan çekinmeyen TÜRKÇÜLÜK neden hor görülmekte ve TÜRK MİLLETİ'NE kökü dışarıda dayanaksız bir fikirmiş gibi gösterilmek istenmektedir?.. Dünyada nasıl bazı akımlar belli kısa süreler zaafında moda olmuşsa mesela hippilik, kürtçülük, komünistlik, sosyalistlik, kapitalistlik vs. ya da ağızlara pelesenk edilmişse zaman zaman da böyle Anti-Türkçülük modası olacaktır. Bu modaya uyan aydınlar (!) kervanına Günay Göksu Özdoğan (Turan'dan Bozkurt'a) ve Rıdvan Akar (Bir Irkçının İhaneti)'dan sonra Çetin Yetkin de Otopsi yayınlarından çıkan "Karşıdevrim" adlı kitabıyla katıldı. Kitabı genel olarak eleştirmekten ziyade bizi asıl alakadar eden "Ekler" bölümündeki "Nihal Atsız ve Türklük" bölümünü irdelemeye çalışacağım.

Nihal Atsız ve Türklük bölümünde genel olarak kanıtlanmak istenen Atsız'ın fikirlerinin çelişkili ve çürük olduğunu kanıtlama ihtiyacıdır. Bunun yanındaki suçlamalar ise şöyle:

1. Atsız'ın Atatürk karşıtlığı
2. Atsız ve Osmanlı hakkındaki düşünceleri
3. Atsız ve Türklerin Dini İnancı
4. Atsız'ın Yahudilerle alakalı çelişkili görüşleri
5. Dr. Rıza Nur konusu

Atsız'ın Atatürk karşıtlığı iddiasını ortaya atanlar genelde sahte rozet Atatürkçüleriyle, zamanında Lenin'e, Mao'ya, Tito'ya, Stalin'e hatta Türk düşmanı Bulgar komünist dikatatör Jivkov'a tapan hayranlık duyan fakat sonradan gördükleri sert tepkiler üzerine birden Atatürkçü kesilen militan anarşistler ve komünistlerdir. Atsız Atatürk'e tarafsız bir şekilde dalkavukluk etmeden değerlendirme taraftarıydı. Ancak bu kesinlikle onun karşıtı olduğu ve Atatürk'e düşman olduğu manasına gelmemelidir. "Çanakkale'ye Yürüyüş" adlı eserinde Atatürk'e hitap olarak:

Asırlar bize yaştır,

Kemal ülküye baştır,

Bize yol göster Kemal,

Anayurda ulaştır.
 

"Toprak ve Mazi" adlı şiirinde de:

Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi,

Bu milletten çıkar mıydı bir büyük "GAZİ"?

dizeleri Atsız'ın Atatürk için düşüncelerini apaçık göstermektedir. Öte yandan Atatürk'ün Tarih Tezi denilen 4 ciltlik okullarda okutulan "Türk Tarihinin Ana Hatları" adlı eserin ilmi yanlışlarından dolayı tenkit ettiği ve bu teze karşı çıkan Zeki Velidi Togan'a destek olduğu için ona gene Atatürk karşıtlığı damgası gene yapıştırılmaktadır. Halbuki bu tarih kitabı daha sonra kaldırılmıştır. Demek ki yanlış yapılan bir işten dönülmüş ve de Atsız haklı bir eleştiride bulunmuştur. Atatürk'ün dış politika anlayışını pasiflik olarak gören zihniyet o günün icabı olarak söylenen politik manevra olarak nitelenebilecek "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünü dayatmayı marifet saymaktadırlar. Ancak şu unutulmamalıdır ki ülkemiz o zaman savaş yaralarını sarmakta ve hem ekonomik hemde sosyal bakımdan toparlanmaya çalışıyordu. Ancak Atatürk sayesinden bu kriz dönemi çabuk atlatılmış ve Türkiye bölgede büyük bir güce ve etkinliğe erişmişti. Balkan Antantı ve Sadabad Paktı bu gücün zirveye ulaştığı noktalardı. Görüldüğü gibi Türkiye içine kapanan pasif bir devlet değil aksine bölgnin lideri olan ve oradaki ülkeleride etkisi altına alan o zamanın süper güçleri olan İngiltere ve Fransa'ya kafa tutan bir konumagelmiş. Tutsak vatan toprağı Hatay'da yurdumuza katılmıştı. Hatta Atatürk manevi kızı Afet İnan'a Kerkük ve Musul'u da Türk Vatanın sınırları içerisine dahil etmek arzusunda olduğunu açıklamıştı. Atsız'ın "Milli Siyaset" adlı makalesindeki:

"Türkiye, Atatürk'ün ölümünden beri pasif bir devlet siyaseti gütmektedir. Atatürk'ün zemin ve zaman icabı olarak, sırf o devir için söylediği " yurtta sulh, cihanda sulh" sözlerini, edebi düsturmuş gibi benimsemiş görünerek siyasetini bu esas üzerinde yoğunlaştırmıştır.

Barış uğruna kimseyi gücendirmemek zihniyeti hakim olmuş ve bu zihniyet, siyasi sınırlar dışındaki Türkler'in ihmalini doğurmuştur. Herhangi bir devlette yaşayan Türkler'le ilgilenmek o devleti gücendirir, tedirgin eder, kızdırır diye âdeta cihan Türklüğü inkar olunmuştur."

cümleleriyle düşüncelerini açıkça ifade etmiştir. Atsız ve Atatürk'ün fikirlerinin tamamen birbirine paralel olduğunu Atsız 3 Mayıs 1944 olayları sonrasındaki polis sorgusundan anlıyoruz:

"Emniyet amiri Atsız'a sorar: "Cumhuriyete taraftar mısınız?

Atsız: Tabiî, hiç taraftar olmaz olur muyum.

E A : Halkçı mısınız?

Atsız: Elbette

E. A : Laik misiniz?

Atsız: Şüphesiz

E. A : Devletçi misiniz?

Atsız: Evet

E. A :İnkılâpçı mısınız?


Atsız: Hayır. Belki bir fikir sonsuz olarak devam edebilir ve mahiyeti bozulamaz. Fakat inkılâpçılık ebediyyen devam edemez. Çünkü mevcut olan düzeni değiştirmek demek olan inkılâpçılık devam edecek olursa ortalıkta değiştirilecek birşey kalmadıktan sonra evvelce değiştirilmiş olanları da yeniden değiştirmek icap eder ki bu da inkılâbı bozmaktan başka birşey olamaz. Onun için inkılâp artık durmalıdır. Artık değiştirilecek bir şey kalmamıştır".

Atatürk ile alakalı bir diğer makalesinde:

"Şunu da unutmamalı ki O Sakarya ve Dumlupınar Meydan Savaşları'nı kazanmış bir kumandan, mahvoldu sanılan bir milleti kalkındıran devlet adamıydı. Tehlike anlarında ülkesini bırakıp gitmiş ve ünvanını durup dururken almış değildi" demektedir. Sonuç olarak Atsız'ın Atatürk düşmanı olduğu iddiasının ne kadar çürük ve temelsiz olduğu ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir eleştiri konusu ise Atsız'ın ırkçı bir yaklaşımda olmasına rağmen başka milletten kadınlarla evlenen Osmanlı hanedanına sahip çıkmasıdır. Atsız TÜRK tarihini bir bütün olarak kabul ediyordu. Şimdiki bazı yobazların İslam'dan önce ya da Atatürk'ün arkasına sığınan bazı sahtekarların Cumhuriyet önceki Türklüğü şanla ve kahramanlıkla dolu tarihini inkar etmelerine karşı çıkması gayet doğaldır. Osmanlı padişahlarının çoğunun yabancı kadınlarla evlenmiş olması Osmanlının bir Türk hanedanı olduğu gerçeğini değiştiremez. Avrupa'daki bir çok hanedanda tarihte farklı milletlerden evlilikler yapmıştır. Mesela Rusya'da Komünizm öncesi hüküm süren Romanov Hanedanından pek çok Çar Alman prenseslerle (mesela I.Katerina ve II.Katerina) evlenmiştir ve de bu prensesler ya Alman prensliklerinden ya da Avusturya Macaristan İmparatorluğu hanedanı olan Habsburglara mensuptular. Bunun haricinde Avusturyalı Habsburg hanedanı Fransa'daki Bourbon Hanedanına (Fransız İhtilalinde Fransa Kraliçesi olan Marie Antoinette Habsburg Hanedanından olup Avusturyalıdır) kız vermiştir ya da kız almıştır. Şimdi hal böyle iken bu milletlere mensup hiçbir tarihçi mesela Ne bir Rus kalkıp Romanovlar Rus değildir, Fransızlar Bourbonlar Fransız değildir veyahut Avusturyalılar Habsburglar Avusturyalı değildir diye gülünç iddialarda bulunmamışlardır. Osmanlı hatalarıyla sevaplarıyla bizimdir , TÜRK Milletine aittir. Çünkü o muhteşem uygarlığı yaratanda Öz TÜRK unsurudur. Ecdadımızın hamam tellaklığını, dalkavukluğunu, soytarılığını, halayıklığını, cariyeliğini, kapatmalığını, iç oğlanlığını kısacası köpekliğini yapan; mensubu oldukları topluluklar tarih boyunca herkesin ayakları altında çiğnenmeye alışmış; devlet kuramayan, medeniyet yaratamayan kanı bozuk kırma devşirmelerin değildir; yalnızca bizimdir. Zaten Çetin Yetkin bu konuda referans kaynaklarından biri Ali Kemal Meram adlı şahsın yazdığı"Padişah Anaları" adlı ilim dünyasında kibarca porno kitabı olarak görülen hiçbir değeri olmayan gayrı ciddi bir eserdir.

Türklerin Din inancı konusunda da Atsız'ın bir makalesinde alıntı yapılarak çarpıtılmış. Atsız Türk-İslam sentezcisi gibi gösterilmeye çalışılmış. Söz konusu makalede de Atsız eğer zorlama olmazsa dış Türklerinde bir gün Müslümanlığı kabul edeceğini yazmış. Fakat Çetin Yetkin bunu değiştirerek bütün Türklerin Müslüman olmasının bir zorunluluk olarak yazmış ve de dolayısıyla çarpıtmıştır. Atsız'ın hiçbir zaman din ile ilgili önyargılı yazıları yoktur. O sadece Cumhuriyet Düşmanı ve Türkler arasında din ayrıca da mezhep kavgasını körükleyenlerin karşısına dikilmiştir. Kürtçü bölücülere karşı "Bağımsız Kürt Devleti Propagandası" makalesinde de şöyle yazıyor: "Bizim burada Doğan Kılıç'tan öğrendiğimiz en önemli husus Şafii, Şii ve Hristiyan Kürtlerin birlikte çalışıp mücadele etmeleridir. Bunu bizim yobazlara ithaf ediyorum. Şamani, Musevi ve Hristiyan Türkler şöyle dursun, Şii Kürtleri bile reddeden bu kaba softaların nasıl bir gaflet, cehalet ve hamakat içinde bulundukları bir kere daha ortaya çıkmış bulunuyor." Ayrıca Çetin Yetkin sadece bununlada kalmıyor Atsız'ın yobazlara askeri okullara ve mülkiyeye girmeleri konusunda ilham verdiğini iddia edecek kadar alçalıyor. Atsız bunu Türkçü gençlere tavsiye etmiştir. Türkçü gençlerde yobazlar yada komünistler gibi TÜRK Devletinin ve Milletinin düşmanı değil aksine onu her türlü davadan üstün tutan insanlardır. Türkçüden anarşist, terörist ya da yobaz çıktığı görülmemiştir. Ama solcuların, yobazların ve etnik özürlülerin bu konuda bayağı bir sabıkası mevcuttur.

Çetin Yetkin yazısının bir yerinde de Atsız'ın Yahudiler hakkındaki görüşlerine yer vermiş ve bunların çarpık gene çelişkili olduğunu öne sürmüş. Atsız'ın önceki makalelerinde Yahudilere ve Siyonizme karşı çıktığını fakat daha sonra Arapları yenip İsrail'i kuran Yahudileri övdüğünü iddia etmiş. Atsız'ın Yahudiler,Siyonizm ve Masonluk konusundaki görüşleri açıktır ki bunlar olumsuzdur ve karşıttır. Ancak Yahudilerin koskoca Arap dünyasını karşılarına alarak yenmeleri, İsrail'i kurarak ekonomik açıdan dünyanın ekonomik güçlerinden biri haline getirmeleri, ondan da önemlisi yok olmuş olan kültürlerini ve dillerini yeniden diriltmeleri takdire şayan bir olaydır. Her dürüst insan bu kadar imkansız işi başaranlara saygı duyar ve takdir eder. Atsız sadece bunu yapmıştır. Yahudilere ve vasiyetinde belirttiği diğer milletlere düşmandır. Fakat bu onların iyi yanlarını da görmesine engel teşkil etmemektedir.

Dr. Rıza Nur ise Atsız için yöneltilen sıradan suçlamalardan biridir. Dr. Rıza Nur, Kurtuluş Savaşında TBMM'de Sinop Milletvekili olarak daha sonra da Maarif ve Sıhhiye Bakanlıklarında görev yapmış ayrıca Lozan Barış Konferansında Türkiye'yi temsil eden heyette İsmet İnönü ve Hasan Saka ile beraber ikinci üye olarak katılmıştır. Daha sonra İsmet İnönü ile anlaşmazlığa düşerek yurtdışına gitmiş ve bir süre Paris'te yaşamış daha sonra Mısır'a geçerek İskenderiye şehrine yerleşerek "Türk Bilik Revüsü" adlı bir mecmua çıkarmış. Bu mecmuada Türk tarihi ve diliyle ilgili makaleler yazmıştır.1940'ta Türkiye'ye dönerek Fakat Paris'te iken yazdığı "Hayat ve Hatıratım" adlı eserinde bilhassa Atatürk'e ve Kurtuluş Savaşına katılmış diğer kişilere içerisinde küfür, hakaret barındıran ağıza alınmayacak iftiralarda bulunmuştur. Bu eseri British Museum'e teslim ederek 1960 yılına kadar açılmaması şartını koşmuştur. Türkiye'ye döndüğü zaman kimse bu eserden haberdar değildi. Döndüğü vakit çıkarmaya başladığı Tanrıdağı adlı dergide de Atatürk'e yönelik bir iftirası ya da ithamı olmamıştır. Dolayısıyla kendisine itibar edilmiş ve öldüğü zamanda onu övücü makaleleri yazılmıştır. Eser Hatıratı ortaya çıkarıp Türkiye'de yayınlatan kişi İslamcı yazar Kadir Mısıroğlu'dur. Atsız'da bu eseri gördükten sonra Rıza Nur'dan kesinlikle bahsetmemiş ve adınıda anmamıştır. Atatürk'e sövenleri Atsız hiç savunmamıştır. Aksine onlarla da polemiklere girmiştir. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet bunlara en iyi misallerdir. Nedense günümüzde kendilerini Atatürkçü olarak ifade belli bir kesim tarafından durmadan yüceltilmişler halanda yüceltilmektedirler.

Türk insanına Atsız dendiği zaman sanki korkunç, ya da gerilim filmlerindeki katillere benzer bir izlenim verilmeye çalışılmaktadır. Basın yayın yoluyla bizlere dayatılmaya çalışan başını eski kızıllar ya da yobazlar şimdinin Liberalcileri, Atatürkçüleri ve Demokrasi Savaşçılarının propagandalarıdır. Atsız'ı en iyi öğrenmenin yolu onun eserlerini okumaktır. Biz Türkçüler de Atsız'ı her yerde tanıtmalı ve ona yönelik iftiralara karşı sessiz kalmamalıyız. Çünkü biz sessiz kaldıkça muarızlarımız gittikçe küstahlaşmakta ve diğer Türkleri de etkileri altına almaktadırlar.



23 Eylül 2008 Salı 04:20 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:
--
..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr

Murat BAYRAM

unread,
Sep 23, 2008, 5:48:56 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Teşekkürler Özkan BEĞ.
Nokta, esasen nokta! Rıza Nur ve d-ingiliz bağlantıları... çok tatmin edici. Murat Bey! Özkan BEĞ benden evvel davranmış.


23 Eylül 2008 Salı 04:45 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:

Cihan Sultan

unread,
Sep 23, 2008, 5:57:59 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Türk insanına Atsız dendiği zaman sanki korkunç, ya da gerilim filmlerindeki katillere benzer bir izlenim verilmeye çalışılmaktadır. Basın yayın yoluyla bizlere dayatılmaya çalışan başını eski kızıllar ya da yobazlar şimdinin Liberalcileri, Atatürkçüleri ve Demokrasi Savaşçılarının propagandalarıdır. Atsız'ı en iyi öğrenmenin yolu onun eserlerini okumaktır. Biz Türkçüler de Atsız'ı her yerde tanıtmalı ve ona yönelik iftiralara karşı sessiz kalmamalıyız. Çünkü biz sessiz kaldıkça muarızlarımız gittikçe küstahlaşmakta ve diğer Türkleri de etkileri altına almaktadırlar.!!!!!

23 Eylül 2008 Salı 12:48 tarihinde Murat BAYRAM <gemil...@gmail.com> yazdı:

İstiklal, istikbal, hürriyet her şey adaletle kaimdir!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Av.MBH.

unread,
Sep 23, 2008, 8:38:21 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
    Sevgili arkadaşlar,
    Biliyorum ve anlıyorum, hepiniz şiddetle Atsız'cısınız.
    Ancak bunun mantığınızı köreltmesine ve hele hele de bu düşüncenizi paylaşmayanlara bazan hakaretlarle-bazan en azından nâhoş sözlerle karşılık vermenize veya onları böyle zikretmenize sebebp olmamalı, bu bir.
    Benim yazdıklarıma yanıt olabilecek, onları çürütebilecek birşey yazılmış olmadığını görüyorum. Böyle bir tartışmayı sürdürmek gerçekten anlamsız, ancak, muhatabının görüşlerine yanıt veremeyip (polemik anlamında yanıttan bahsetmediğim açıktır), yazılanlarla çok da ilgili olmayan birtakım metinler yazdıktan sonra, buna bir de "bu tartışma burada bitmiştir, söylenesi başka birşey yoktur, bizim dediğimiz doğrudur, tartışılmaz!" anlamı verircesine "nokta" koymayı, fikrine güvenemeyenlerin yapabileceği bir davranış olarak gördüğümü ve bu sebeple de Özkan beye pek uygun düşürmediğimi belirtmeksizin de geçemeyeceğim.
    Bir diğerinizin dediğini tasdikten başka birşey istemiyorsanız, fikir tartışması yapmayalım hiç.
    Saygılarımla, 

turkmen turaneli

unread,
Sep 23, 2008, 8:28:33 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

SELAM,
 
ÖZÜR DILERIM MUHTEREM ÜSTADLAR...............
AKLIMIN ALMADIGI BIR NOKTA VAR.....................
 
CÖZÜMLENECEK KONU BIR BUMU BU KADAR ÖNEMLIMI......
 
BIRDE  RAHMETLI NIHAL ATSIZ NEDEN RAHMETLI TÜRKES ILE ARALARI SOGUKDU......
HER IKISIDE TÜRKCÜ IDILER
NOT GÜNÜN ESPIRISI::::
 
YOKSA BIRI ERGENEKONCU DIGERIDE MALAZGIRTCIMI IDI BUNDAN DOLAYIMI:-)))
 
BÜYÜK TÜRKELI





Date: Tue, 23 Sep 2008 12:48:56 +0300
From: gemil...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Subject: ..::CTO::.. Re: H.N. ATSIZ'a söz edenlere (Sn. Murat Bülent Hattatoğlu)

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 23, 2008, 9:55:39 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Murat Bülent HATTATOĞLU merhaba.
 
Öncelikle bizler Atsız'cı, o cu, şu cu, bu cu değiliz.
Bizler adaletçi ve hakçıyız, yiğidi öldürsek de hakkını verenleriz.
Sözün özü Türk'çüyüz.
 
Sayın Hattatoğlu, şükürler olsun ki, akıl sağlığımız tam, yine şükürler olsun ki körelmiş bir yönü yok, sebebi sürekli çalışmasıdır, takdir edersiniz ki işleyen ve işlenen demir parıldar.
 
Size karşı hakaret içeren veya nahoş bir söz kullanmış değilim, konu içinde de görmedim, arzu ederseniz tekrar göz atın, yazı içinde tarafımdan agresiflik sezdi iseniz o bu konuda ki bıkkınlığımdır!
 
Benim kafama takılan sizin kendi görüşünüze göre muallak gördüğünüz konuları kati imiş gibi kanıtsal, kanıtlı gibi öne sürüp, bazı çevrelerin özellikle öne sürdüğü bu konular tarafınızdan zikredilip çürütüldüğünde hep aşağıda kurduğunuz tarz (-----"bazan hakaretlarle-bazan en azından nâhoş sözlerle karşılık vermeniz"-----) cümleler kurmanız. Acaba neden..!
 
Gerekli açıklamalar önceki eklemelerimde gayet açık ve net bir şekilde tarihleri ile verilmiş olmasına rağmen çürütülmediğinden bahsedebiliyorsunuz, ilgili olmadığından bahsediyorsunuz buna da şaşıyorum! Gerçekten hayret verici bir durum (!)
 
Nokta koymak fikrine güvenemeyenlerin tarzı demişsiniz, fikre güvenemeyenler değil açık ve net gerçeği ortaya koyanlar noktayı koyar, kendilerince ortaya mesnetsiz tez atıp içinden çıkamayanlar tezini ispatlayamayanlar bu nokta koyanlara bir şekilde tabiri caizse tam olarak sizin takındığınız tavırla biraz kalınlaştırılmış ironi yaparlar, suçlamak, bir suç isnat etmek insanların genel olarak savunma mekanizması olarak kullandığı bir tarz olduğu psikologlar tarafından da kanıtlanmış bir durumdur. Murat beğ ve Cihan hanımda gayet doğal olarak açık ve net olaylar ve tarihler itibarıyla ortaya konmuş bir durumu aklı selim olarak onaylamışlar, bunda neden bir art niyet seziyorsunuz veya sezebiliyorsunuz bunu da anlamak mümkün değil!
 
Amacımız fikir tartışması olmasa bizlerle aynı fikri benimsemeyen o kadar çok arkadaşımız var gurupta hepsiyle fikir alışverişi yapıyoruz kimi zaman bizler onları, kimi zaman onlar bizleri onaylıyor bir şekilde aklı selim olarak bir noktada buluşabiliyoruz, (uç noktadakiler hariç) Önemli olan aklı selim olarak egolarımıza yenik düşmeden adaletten ve haktan ayrılmadan doğru kararlar verebilmek, Bizler insanlara tapmaz, başka ülkelerin bayraklarını sallamaz, başka devletlerin devlet adamlarına biyad etmeyiz.
 
Şayet bir kişi bir şeyi anlayamıyorsa değil, anlamak istemiyorsa, zaman makinasına binip o tarihi birebir yaşatsanız da ikna olmaz, çünkü ikna olmak istemez, anlamak istemez, sözüm meclisten dışarı (!) bu birazda ego meselesi!
 
O zaman davet ediyorum buyrun tarihi bir şekilde, olaylar ve tarihleri ile siz ispat ediniz iddianızı! Bekliyorum!


 
23 Eylül 2008 Salı 15:38 tarihinde Av.MBH. <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

Cihan Sultan

unread,
Sep 23, 2008, 10:12:27 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ancak bunun mantığınızı köreltmesine ve hele hele de bu düşüncenizi paylaşmayanlara bazan hakaretlarle-bazan en azından nâhoş sözlerle karşılık vermenize veya onları böyle zikretmenize sebebp olmamalı, bu bir.
!!!!
Nerede hakaret, nerede nahoş sözler! Görmek isterim doğrusu.
Esenlikler

23 Eylül 2008 Salı 16:55 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:
--

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 23, 2008, 10:18:22 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Vallahi güldürdünüz beni Sayın Büyük Türkeli, Allah da sizi güldürsün, güzel espriydi :)))))))))))


23 Eylül 2008 Salı 15:28 tarihinde turkmen turaneli <buyuk-...@hotmail.com> yazdı:


SELAM,
 
ÖZÜR DILERIM MUHTEREM ÜSTADLAR...............
AKLIMIN ALMADIGI BIR NOKTA VAR.....................
 
CÖZÜMLENECEK KONU BIR BUMU BU KADAR ÖNEMLIMI......
 
BIRDE  RAHMETLI NIHAL ATSIZ NEDEN RAHMETLI TÜRKES ILE ARALARI SOGUKDU......
HER IKISIDE TÜRKCÜ IDILER
NOT GÜNÜN ESPIRISI::::
 
YOKSA BIRI ERGENEKONCU DIGERIDE MALAZGIRTCIMI IDI BUNDAN DOLAYIMI:-)))
 
BÜYÜK TÜRKELI

23 Eylül 2008 Salı 17:12 tarihinde Cihan Sultan <ccihans...@gmail.com> yazdı:

Cihan Sultan

unread,
Sep 23, 2008, 10:21:34 AM9/23/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
:)))))

23 Eylül 2008 Salı 17:18 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages