ENVER PAŞA

75 views
Skip to first unread message

KADİR USTA

unread,
Dec 3, 2009, 3:32:03 AM12/3/09
to CTO

Bu kutlu marş, Enver paşa Türkistan'a gittiği zaman orada ki Türk'lerin ağzından dökülüp, dalga dalga yayılarak Ortaasya semalarında yıllarca yankılanıp günümüze kadar söylenerek gelen yanık bir ezgidir...

Hoş gelişler ola, kahraman Enver Paşa
Askerin, milletin bayrağınla çok yaşa
Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağın düşman üstüne

           Cephede mitralyöz, ayna gibi parlıyor
           Türkistan Türkleri bayrak açmış bekliyor
           Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
           Sağdan sola, soldan sağa Al'da Bayrağın düşman üstüne


KAHRAMAN ENVER PAŞA

Asıl adı İsmail Enver'dir. İstanbul Divanyolu'nda doğdu, Doğumu ile ilgili olarak Türkçe ve Almanca otobiyografilerinde farklı tarihler verilmektedir (23 Kasım 1881 Çarşamba, 6 Aralık 1882 Çarşamba). Ailesi Manastırlı olup babası, önceleri Nâfıa Nezâreti fen memurluğu yapan, daha sonra surre emini olan sivil paşalık rütbesine yükselen Ahmed Bey, annesi Ayşe Hanım'dır. Küçük yaşta gösterdiği aşırı İstek sebebiyle henüz üç yaşında iken ibtidâi mektebine kaydedildi. Ardından Fâtih Mekteb-i İbtidâisi'ne girdi. Bu okulun ikinci sınıfında iken babasının Manastır vilâyeti Nâfia fen memurluğuna tayini üzerine öğrenimine bu şehirde devam ettikten sonra yine aynı yerde askeri rüşdiye ve askerî idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'ye girdi. Daha o sıralarda, yüksek okullarda yaygın olan II. Abdülhamid aleyhten propagandadan etkilendiği otobiyografisinden anlaşılan Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'yi dokuzuncu olarak bitirip erkânı harp sınıfı için ayrılan kırk beş kişilik kontenjan içerisine girmeyi başardı.

Erkânıharp eğitimi sırasında bir defa Yıldız Sarayına götürülerek sorgulandıysa da hüküm giymedi. Ancak bu dönemdeki İttihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetlerine katılmadığı kesindir. Sınıf ikincisi olarak okuldan mezun olduktan sonra 1903 yılı Ocak ayında erkânıharp yüzbaşısı rütbesiyle Manastır'daki 13. Seyyar Topçu Alayı'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar çetelerinin takip ve tenkili için yapılan harekâta katıldı, 1903 yılı Eylülünde Koçana'da bulunan 20. Piyade Alayı'nın birinci bölüğüne nakledildi. Nisan 1904 tarihinde Üsküp'teki 16, Süvari Alayı'nda görevlendirildi. Aynı yılın Ekim ayında İştip'teki alaya giren Enver Bey iki ay sona "sunûf-i muhtelife" hizmetini tamamlayarak Manastır'daki karargâhına geri döndü. Burada erkânıharp dairesinin birinci ve ikinci şubelerinde yirmi sekiz gün çalıştı. Ardından Manastır Mıntıka-i Askeriyyesİ Ohri ve Kırçova mıntıkaları müfettişliğine tayin edildi. 7 Mart 1905'te kolağası oldu. Bu görev sırasında Bulgar, Rum ve Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî harekâtta üstün başarılar gösterdiğinden dördüncü ve üçüncü Mecidi, dördüncü Osmani nişanlan ve altın liyakat madalyası ile ödüllendirildi: 13 Eylül 1906 tarihinde binbaşılığa yükseltildi. Bulgar çeteleri-ne karşı yürüttüğü faaliyet onun üzerinde Milliyetçilik fikirlerinin etkili olmasında rol oynadı. Bu ay içinde Selanik'te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne on ikinci üye olarak katıldı. Manastır'a dönüşünde cemiyetin buradaki teşkilatım kurma faaliyetinde bulundu. Bu faaliyetleri, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti'nin birleşmesi ve ilk örgütün Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti Dahili Merkez-i Umumisi adını almasından sonra daha yoğun olarak sürdürdü. Terakki ve İttihat Cemiyeti tarafından başlatılan ihtilal girişimlerine katıldı. Faaliyetinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul'a davet edildi. Ancak 24 Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilalde öncü rol oynadı.

Tikveş'teki örgütlenme faaliyetinden sonra 21 Temmuz 1908'de Köprülü'ye geçen Enver Bey, 23 Temmuz 1908 tarihinde II Abdülhamid'in Meclis-i Mebusan'ı yeniden toplantıya çağıran iradesi sonrasında Selanik'e giderek bu şehirdeki kutlamalara katıldı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğundan ve Kolağası Niyazi Bey ile beraber en önemli faaliyeti gerçekleştirdiğinden bir anda "kahraman-ı hürriyet" haline geldi ve bu tarihten itibaren yeniden Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını kullanmaya başlayan örgüt içindeki askeri kanadın önde gelen isimlerinden biri oldu. 23 Ağustos 1908'de Rumeli Vilayeti Müfettişliği refakatine verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuruş maaşla Berlin askeri ataşesi olarak görevlendirildi.

31 Mart Vak'ası üzerine geçici olarak yurda dönen Enver Bey İstanbul'da Hareket Ordu'-suna katıldıktan sonra tekrar Berlin'e gitti. 12 Ekim 1910 tarihinde Birinci ve İkinci Ordu manevralarında hakem olarak görev yapmak üzere yeniden İstanbul'a geldi ve kısa bir şiire sonra geri döndü. Mart 1911'de İstanbul'a gelen Enver Bey, 19 Mart 1911'de Makedonya'daki çete faaliyetlerine karşı alınacak tedbirleri denetlemek ve bu alanda rapor hazırlamak üzere bölgeye gitti. Enver Bey dolaştığı Selanik, Üsküp, Manastır, Köprülü ve Tikveş'te bir yandan çetelere karşı alınacak tedbirler üzerinde çalışırken öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleriyle görüştü. 11 Mayıs 1911 tarihinde İstanbul'a döndü. 15 Mayıs 1911'de Sultan Mehmed Reşad'ın yeğenlerinden Naciye Sultan ile nişanlandı. 27 Temmuz 1911'de Malisör isyanı sebebiyle İşkodra'da toplanan İkinci Kolordu'nun erkânıharp reisi olarak Trieste üzerinden İşkodra'ya gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldı. 29 Temmuz'da ulaştığı İşkodra'da Malisör isyanının bastırılması, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Arnavut üyeleriyle olan meselelerinin hallinde önemli rol oynadı. Daha sonra Berlin'e geçtiyse de İtalyanlar'ın Trablusgarp'a saldırmaları üzerine yurda döndü.

3 Eylül 1911 tarihinde Selanik'te yapılan İttihat ve Terakki Cemiyeti merkez-i umumi toplantısında İtalyanlar'a karşı bir gerilla savaşı yürütmesi fikrini savunan Enver Bey bu görüşünü diğer örgüt üyelerine de kabul ettirdi. 8 Ekim 1911'de padişah ve hükümet yetkilileriyle görüştükten sonra İskenderiye'ye gitmek üzere 10 Ekim 1911'de İstanbul'dan ayrıldı. Mısır'da ileri gelen Arap liderleriyle çeşitli temaslar kurup 22 Ekim'de Bingazi'ye hareket etti. Çölü geçerek 8 Kasımda Tobruk'a ulaştı, l Aralık 1911 'de Aynülmansûr'da askeri karargahını kurdu. İtalyanlar'a karşı yapılan muharebe ve gerilla harekatında büyük başarılar elde etti. 24 Ocak 1912 tarihinde bu görevine ilaveten Bingazi mutaasarrıflığına tayin edildi. 10 Haziran 1912'de kaymakam oldu. Kasım 1912 sonlarında Balkan Savaşı'na katılmak üzere Bingazi'yi terkederek tebdili kıyafetle İskenderiye'ye, oradan de bir İtalyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana üzerinden İstanbul'a dönen Enver Bey, l Ocak 1913'te Nazım Paşa ile görüştü. Harbiye nazırı ile Kamil Paşa'nın istifaya zorlanması ve yerine savaşa devam edecek bir hükümetin kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Daha sonda bu fikri, Kamil Paşa'nın görevde kalmasını isteyen Sultan Mehmed Reşad'a da kabul ettirmeye çalıştı.

Enver Bey ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri 23 Ocak 1913 tarihinde Bâ-biâli Baskını'nı gerçekleştirdiler. Enver Bey öncü rol oynadığı bu hükümet darbesinde Kamil Paşa'ya İstifanamesini imzalattı. Ardından padişahı ziyaret ederek Mahmud Şevket Paşa'nın sadarete getirilmesini sağladı. 12 Haziran 1913'de Mahmud Şevket Paşa'nın vurulmasından sonra ülke yönetimine fiilen el koyan İttihat ve Terakki içindeki askeri kadronun da lideri haline gelen Enver Bey, hayati kararların alınmasında etkili oldu. II Balkan Savaşı sırasında 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girişi toplum nezdindeki prestijini daha da artırdı. 15 Aralık 1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te Mirliva, aynı tarihte Ahmed İzzet Paşa'nın yerine Harbiye nazırı oldu.

8 Ocak 1914 tarihinde aynı zamanda Erkan-i Harbiye-i Umumiyye reisliği görevini üstlenen Enver Paşa yeni görevinde büyük bir gayretle, I. Balkan Savaş'nda bozguna uğrayan Osmanlıordusunun yeniden düzenlenmesine çalıştı. Eski dönemin yaşlı paşalarının tamamına yakın bir kısmı emekli edildi ve genç subaylar orduda önemli göreve getirildi. Enver Paşa'nın mahiyetinde çalışmış olan Rauf bey ve Kazım Karabekir gibi subaylar onun bu çabalarının başarılı olduğunu kabul ederler. Enver Paşa'nın bu düzenlemesi bir anlamda Cumhuriyet'in kuruluşunda önemli rol oynayan o kadronun da Osmanlı ordu teşkilatında yükselmesini sağladı. Enver Paşa, Harbiye nazırlığı sırasında "enverîye" adı verilen askeri ve aynı adla anılan, sesli, sessiz harflerin her harfinin ayrı yazılması ile uygulanan bir yazı gibi yenilikler yaptı. 5 Mart 1914 tarihinde Naciye Sultan ile evlenen Enver Paşa, İttihat i Terakki Cemiyeti tarafından Almanya ile ittifak anlaşması sağlamak İçin girişimlerde bulunmak üzere görevlendirildi. Enver Paşa'nın ilk girişim ve teklifleri Alman İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim tarafından reddedildi.

Daha sonra Avusturya-Maceristan yetkililerin de baskıları ile Wangenheim'ın Şansölye Betmann Hollweg'in itirazlarına neden olan Kayser II. Wilhelm'in şahsi emriyle Ağustos 1914 tarihli ittifak anlaşması ile Genel kanaatin aksine, ittifak anlaşması Almanlar'dan gelmediği gibi bu alanda yanaşmamakta uzun süre direnen de Alman İmparatorluğu olmuştur. Dolayısıyla Enver Paşa'nın Osmanlı Devleti'ni bir oldu bittisi sonucunda Almanlar'la ittifak anlaşması imzalat zorladığı tezi doğru değildir; ayrıca hiç bir büyük Avrupa devleti tarafından ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanlı Devleti'nin Alman ittifakını sağlaması gerektiği konusunda İttihat ve Terakki liderlerinin tamamı aynı kaanati taşıyordu.

10 Ağustos 1914 günü Çanakkale önüne gelen Goeben ve Breslau buharlı Alman savaş gemileri peşlerindeki İngiliz gemilerinden kaçabilmek için giriş izni isteyince kendisiyle görüşen Kress von Kressenstein'in talebiyle Enver Paşa re'sen verdiği bir emirle gemilerin içeri alınmasını ve eğer takip etmek isterlerse İngiliz gemilerine ateş açılmasını emretti. Olayları yaşayan bazı subaylar, 22 Ekim 1914'de Enver Paşa'nın Amiral Souchon'a Karadeniz'deki Rus donanmasına saldırması için şifahi emir verdiğini iddia etmektedirler. Ancak bu konuda yazılı bir emir 25 Ekim 1914'te Enver Paşa tarafından amirale gönderilmişti. 29 Ekim 1914 günü Karadeniz'e manevra gerekçesiyle çıkan Osmanlı donanmasının Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırısı sonrasında Enver Paşa, müttefiklerine tazminat ödeyerek tarafsızlığın korunması fikrini savunan hükümet üyelerine karşı savaşa giriş tezinin en hararetli savunucusu oldu.

Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye nazırı olarak askeri harekatın yönetimini de ele aldı. Ancak kendisinin tamamen bir Alman kuklası olup onların isteklerini yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler doğru değildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Paşa'nın çeşitli hususlarda Alman askeri yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Enver Paşa'nın I. Dünya savaşı sırasındaki fiili tek kumandası Kafkas cephesinde olmuştur. 14 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa kabinesinin istifası ile Enver Paşa'nın da Harbiye nazırlığı sona erdi ve 1-2 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin diğer yedi lideriyle birlikte Ülkeden ayrıldı.

Enver Paşa ülkeden ayrılmadan önce Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'ya yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun Azerbaycan'da müstakil bir Türk hükümeti kurmaya çalışacağı intibasını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım'da Berlin'e giden arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Bey'in denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine ulaşmak üzere oraya hareket etti. Ancak kayalara bindiren takanın batması sonucunda bunu gerçekleştiremediği gibi bölgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek kumanda heyetinin tutuklandığını öğrenince de Berlin'e gitmeye karar verdi.

Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine yerleşti ve Almanya'da yeniden teşkilatlanmaya çalışan İttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol oynadı; ayrıca İngilizler'le de çeşitli pazarlıklarda bulundu, fakat bu alanda bir anlaşma sağlanamadı. Enver Paşa Talat Paşa ile birlikte 1919 Ağustos ayı sonunda Bolşevik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu bulunduğu hücresinde ziyaret etti. Radek İttihat ve Terakki'nin bu iki liderini Moskova'ya davet etti. 10 Ekim 1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma adı ve Rusya'daki Türk Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimliğiyle uçakla Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Paşa, 13 Ekimde Königsberg'e ve 15 Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vardı. Daha sonra Abeli'ye iniş yapan uçak yolcuları Litvanya yetkilileri tarafından göz altına alındılar ve Kaunas'sa gönderildiler.

Enver Paşa Kaunas'taki hapishanede iki ay geçirdikten sonra tekrar Berlin'e döndü. Bu sırada hapisten çıkan Radek'in talebi üzerine bazı İttihat ve Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27 Mayıs 1920 tarihinde burada buluştular. Berlin'de kalan Enver Paşa'da çeşitli temaslardan sonra Alman adına düzenlenmiş sahte belgelerle yola çıktı. Ancak bu uçağı yine zorunlu iniş yapınca tekrar yakalandı ve Riga hapishanesine götürüldü. Burada bir komünist, bir Alman yahudisi olarak muamele gören Enver Paşa tekrar serbest bırakıldı. 1920 Ağustos ayının başında üçüncü defa Berlin'i terk eden Enver Paşa Stettin, Königsberg, Mingskve Somalengk üzerinden 16 Ağustos tarihinde Moskova'ya ulaştı.

Burada gayet iyi karşılandı ve Kremlin'in büyük duvarına bakan Sopiskaia Naberezhnaya semtindeki bir konuk evine yerleştirildi. Enver Paşa eski ittihatçı arkadaşları ve Orta Asya'dan gelen temsilcilerle görüştü. Ayrıca Çiçerin, Radek, Zinoiev ve Lenİn ile görüşmeler yaptı ve Sovyet-Alman temaslarında arabuluculuk görevini üstlendi. Berlin'den Moskova'ya gelmesinde yardımcı olan eski arkadaşı Hans von Seect'e yazdığı 25 ve 26 Ağustos tarihli iki mektuba göre, Troçki ve temsilcisi E.M. Skliansky'le yaptığı görüşmelerde Anadolu hareketine silah yardımında bulunulmasını istedi ve söz dahi aldı. îslâm İhtilal Cemiyetleri İttihadı adında bir örgüt kurdu.

Enver Paşa 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen Doğu Halkları Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katıldı. Ankara hükümeti de kongrede İbrahim Tali (Öngören) tarafından temsil edildi. Ancak bu kongre önemli sonuçlar doğurmadı. Sovyetlerin ihtilalci grupları değil, Mustafa Kemal, Rıza Şah, Çang-Kay-Şek Emanullah Han gibi tarafsız liderlerin yönetimlerini destekleme kararları Enver Paşa'nın işini zorlaştırdı. Ekim 1920 başlarında yeniden Berlin'e döndü ve Lüksgrunewald semtine yerleşti.

Daha sonra İsviçre'ye giden Enver Paşa burada Hakkı Paşa ile görüşerek Rusya'dan Anadolu'ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli teşkilat kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri binbaşı Fischer ve Alman harb bakanlığında askeri teçhizat sorumlusu yüzbaşı Kress'de bulunmaktaydı. Ancak Moskova'dan gerekli maddi yardım sağlanamadı. Halil Paşa'mn Enver Paşa'ya yazdığı 4 Kasım 1920 tarihli mektuba göre bu alandaki yeni taleplerde Karahan tarafından reddedildi. Enver Paşa 1921 Şubat' ı sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada Çiçerin ve yeni Ankara hükümeti temsilcisi Bekir Sami Bey'le çeşitli görüşmeler yaptı. 16 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri hakkındaki şikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma iddialarına karşı çıktı. 30 Temmuz'da Ankara'ya yönelik Yunan saldırısı başladığında Enver Paşa diğer İttihatçı liderlerle birlikte Anadolu'ya geçme fikriyle Batum'a gitti. Bu sırada Trabzon'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu destekliyordu. 5 Eylül'de burada yapılan ve Halk Şuralar Fırkası Toplantısı olarak ilan edilen İttihatçı toplantısında Ankara'daki T.B.M.M.'ne İttihatçı sürgünlerle soğuk ilişkilerin sona erdirilmesi içinde başvuruda bulunması kararlaştırıldı. Ancak Sakarya zaferi Enver Paşa'nın planlarının bir defa daha bütünüyle değişmesine yol açtı. Baku'yu terk eden Enver Paşa Tiflis, Aşkabat ve Merv'e uğradıktan sonda Ekim 1921 tarihinde kendisine refakat eden Teşkilat-ı Mahsusa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer bazı İttihattçılarla birlikte Buhara'ya gitti. 8 Kasımda Türk subaylarla birlikte tekrar yola çıktı ve 19 Kasım'da Akbulağ, 21 Kasım'da Başçardak kışlağında ve 24 Kasım'da Gurgantepe'ye ulaştı. Burada Cedidci Alehytarı Lakay İbrahim Bey'in esiri durumuna geldi. Şubat 1922 sonunda buradan kurtulan Enver Paşa Ruslara karşı savaşan Basmacıları örgütlemek için tekrar Duşanbe ilerisindeki kışlaklara gitti. 24 Temmuz'da Rusların Duşanbe'yi alması üzerine geri çekilerek Satılmış Kışlağına vardı. Buradan Belcuvan bölgesindeki Âbıderyâ köyüne geçti ve son karargahı, burada kurdu. 4 Ağustos 1922'de karargahta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde mahiyetinde kalan askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus baskınına uğradı; yanındaki otuza yakın atlıyla yöneldiği Çegan tepesi mevkiinde giriştiği çarpışmada ön safta vuruşurken şehit oldu.

Enver Paşa'nın eşyaları müfreze kumandanı Kulikof tarafından Taşkent'e gönderildi. Buradan daha sonra Moskova'daki askeri müzeye nakledildi. Cenazesi Âbıderyâ köyünde toprağa verildi.(Aziz na'şı 1996 yılında ülkemize getirilmiştir ve Hürriyet tepesinde tarafımızdan göndere çekilen ve nazlı nazlı dalgalanan şanlı bayrağımızın altında yatmaktadır. ÜLKÜM)

Enver Paşa'nın siyasi ve askeri kariyeri hakkında değişik ve birbiriyle çelişen yorumlar yapılmıştır. 1908 ihtilalinde oynadığı rol, Trablusgarp Harb'indeki başarıları sebebiyle kamuoyunda büyük prestij kazanan Enver Bey'in aleyhine Mondros Mütearekesi'nin ardından bir kampanya başlatılmış, 1922 sonrasında ise yeni rejim Enver Paşa ve arkadaşlarını gereksiz yere l. Dünya Savaşı'na girilmesinden sorumlu tutmuş, mütareke dönemi faaliyetleride bir maceracı olarak yorumlanmıştır. Belirli dönemlerde leyhine ve aleyhine yoğun yayın yapılmalısı, Enver Paşa hakkında ojektif bir değerlendirilme yapılmasını güçleştiren temel sebep olmuştur.

Yetiştirdiği dönemin Osmanlı zabitanı içinde kendini geliştiren Enver Paşa Makedonya'daki çete savaşlarında gösterdiği başarılarla sivrilmiştir. 1908 hareketinde öncü rolü onu halk kahramanı mertebesine getirdiği gibi İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki durumunu da güçlendirmiş, 1913 Babıali Baskınından itibaren gerek bu örgütün askeri kanadının gerekse Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri haline gelmiştir. Bu dönemde kendi kaleminden çıkan mektuplar, Enver Paşa'nın Fransızca ve Almancayı iyi düzeyde kullanabilen ve batı düşünürlerin kitaplarını okuyan bir kişi olduğunu göstermektedir.

Enver Paşa'nın l. Dünya savaşına girilmesindeki sorumluğu ve rolü ise son dönemlerinde yayımlanan Alman ve Avusturya belgelerinden anlaşıldığına göre daha ziyade Goeben ve Bresleu zırhlılarının boğazlardan geçirilmesi ve Rus limanlarının bombardımanı emrinin verilmesi çevresinde şekillenmektedir. Onun Mütareke sırasındaki faaliyetleri ise özellikle son dönemlerde yayımlanan belgelerin ışığı altında şahsi girişimler olmaktan ziyade İttihat ve Terakki kadrosunun faaliyetleri olarak değerlendirilmelidir. Ancak Enver Paşa'nın maceracılık boyutlarına varan hareketleri konusunda yorumda bulunulurken içinde yaşadığı çağın da bir macera çağı olduğu hesaba katılmalıdır.

Prof.Dr.Süleyman ÇELİK

unread,
Dec 4, 2009, 8:06:19 AM12/4/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu marşın sözlerinin Türkistan Türkçesi ile ilgisi  olmayıp Azeri Türkçesidir.
Atatürk'ün Kars'ı ilk ziyaretinde, Karslı bir Azeri halk ozanı tarafından Mustafa Kemal Paşa için özel olarak bestelendiği konusunda belgeler de vardır. 
Bu marşla birlikte oynanan bir de halk oyunu vardır ve bu yıllardır her yerde oynanmakta, söylenmektedir. 
Bunu sizin de şimdiye kadar bin kez dinlemiş olmanız gerekir.
Bu yazıyı hangi amaçla yazmış olduğunuzu anlayamadım.
Sizin yazdığınız ilk satırdaki cümle düşüklüğü, uydurma olduğunun göstergesidir.
"Hoş gelişler ola, Kahraman Enver Paşa". Uyuyor mu?
Oysa, "Hoş gelişler ola, Mustafa Kemal Paşa", tam oturmaktadır.
Enver Paşa'yı sevebilirsiniz, fakat lütfen Atatürk ile mukayese etmeyin.
Saygılar...

Fusun CAGIRGAN

unread,
Dec 11, 2009, 7:43:30 AM12/11/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Kadir bey hakli, bu marsin ilk sekli boyledir. Karsa Enver Pasa Ataturkten cok daha once gitmistir. Bu karsilama once enver pasa icin soylenmistir. Daha sonra Ataturk icin de soylendigini Enver pasa kendisi de isitmistir.�


Sizin bunu bilmiyor olmaniz ironik!


Turkistan Turkleri Ataturku bayrak acip beklemedi ki, cephedeki mitralyoz uzerine yalin kilic giden de Enver pasaydi...


Karsilamanin sozlerinden bile bu anlasiliyor.


Ancak Ataturk de bu mars ile karsilanmistir. Her iki pasamiz icin de soylenmistir.


Her iki milli degerimizi birbiri ile yaristirmaktan vaz gecmek zorundayiz.�


�


Men gale en alimun, fehuve cahilun, cahilun cesura.

�

Kim ben alimim derse o cahildir, cahil cesurdur.

�

Hadis

�

�


From: sce...@omu.edu.tr
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Subject: ..::CTO::.. Re: ENVER PA�A
Date: Fri, 4 Dec 2009 15:06:19 +0200

Bu mar��n s�zlerinin T�rkistan T�rk�esi ile�ilgisi� olmay�p�Azeri T�rk�esidir.
Atat�rk'�n Kars'� ilk ziyaretinde, Karsl� bir Azeri halk ozan� taraf�ndan�Mustafa Kemal Pa�a�i�in �zel olarak bestelendi�i konusunda belgeler de vard�r.�
Bu mar�la birlikte oynanan bir de halk oyunu vard�r ve bu y�llard�r her yerde oynanmakta, s�ylenmektedir.�
Bunu sizin de �imdiye kadar bin kez dinlemi� olman�z gerekir.
Bu yaz�y� hangi ama�la yazm�� oldu�unuzu anlayamad�m.
Sizin yazd���n�z ilk sat�rdaki c�mle d���kl���, uydurma oldu�unun g�stergesidir.
"Ho� geli�ler ola, Kahraman Enver Pa�a". Uyuyor mu?
Oysa, "Ho� geli�ler ola, Mustafa Kemal Pa�a", tam oturmaktad�r.
Enver Pa�a'y� sevebilirsiniz, fakat l�tfen Atat�rk ile mukayese etmeyin.
Sayg�lar...
----- Original Message -----
To: CTO
Sent: Thursday, December 03, 2009 10:32 AM
Subject: ..::CTO::.. ENVER PA�A

Bu kutlu mar�, Enver pa�a T�rkistan'a gitti�i zaman orada ki T�rk'lerin a�z�ndan d�k�l�p, dalga dalga yay�larak Ortaasya semalar�nda y�llarca yank�lan�p g�n�m�ze kadar s�ylenerek gelen yan�k bir ezgidir...

Ho� geli�ler ola, kahraman Enver Pa�a
Askerin, milletin bayra��nla �ok ya�a
Ar� ar� ar� ileri ileri, d�nmez geri, T�rk'�n askeri
Sa�dan sola, soldan sa�a Al da Bayra��n d��man �st�ne

�����������Cephede mitraly�z, ayna gibi parl�yor
�����������T�rkistan T�rkleri bayrak a�m�� bekliyor
�����������Ar� ar� ar� ileri ileri, d�nmez geri, T�rk'�n askeri
�����������Sa�dan sola, soldan sa�a Al'da Bayra��n d��man �st�ne


KAHRAMAN ENVER PA�A

As�l ad� �smail Enver'dir. �stanbul Divanyolu'nda do�du, Do�umu ile ilgili olarak T�rk�e ve Almanca otobiyografilerinde farkl� tarihler verilmektedir (23 Kas�m 1881 �ar�amba, 6 Aral�k 1882 �ar�amba). Ailesi Manast�rl� olup babas�, �nceleri N�f�a Nez�reti fen memurlu�u yapan, daha sonra surre emini olan sivil pa�al�k r�tbesine y�kselen Ahmed Bey, annesi Ay�e Han�m'd�r. K���k ya�ta g�sterdi�i a��r� �stek sebebiyle hen�z �� ya��nda iken ibtid�i mektebine kaydedildi. Ard�ndan F�tih Mekteb-i �btid�isi'ne girdi. Bu okulun ikinci s�n�f�nda iken babas�n�n Manast�r vil�yeti N�fia fen memurlu�una tayini �zerine ��renimine bu �ehirde devam ettikten sonra yine ayn� yerde askeri r��diye ve asker� idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i Harbiyye-i ��h�ne'ye girdi. Daha o s�ralarda, y�ksek okullarda yayg�n olan II. Abd�lhamid aleyhten propagandadan etkilendi�i otobiyografisinden anla��lan Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i ��h�ne'yi dokuzuncu olarak bitirip erk�n� harp s�n�f� i�in ayr�lan k�rk be� ki�ilik kontenjan i�erisine girmeyi ba�ard�.

Erk�n�harp e�itimi s�ras�nda bir defa Y�ld�z Saray�na g�t�r�lerek sorguland�ysa da h�k�m giymedi. Ancak bu d�nemdeki �ttihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetlerine kat�lmad��� kesindir. S�n�f ikincisi olarak okuldan mezun olduktan sonra 1903 y�l� Ocak ay�nda erk�n�harp y�zba��s� r�tbesiyle Manast�r'daki 13. Seyyar Top�u Alay�'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar �etelerinin takip ve tenkili i�in yap�lan harek�ta kat�ld�, 1903 y�l� Eyl�l�nde Ko�ana'da bulunan 20. Piyade Alay�'n�n birinci b�l���ne nakledildi. Nisan 1904 tarihinde �sk�p'teki 16, S�vari Alay�'nda g�revlendirildi. Ayn� y�l�n Ekim ay�nda ��tip'teki alaya giren Enver Bey iki ay sona "sun�f-i muhtelife" hizmetini tamamlayarak Manast�r'daki kararg�h�na geri d�nd�. Burada erk�n�harp dairesinin birinci ve ikinci �ubelerinde yirmi sekiz g�n �al��t�. Ard�ndan Manast�r M�nt�ka-i Askeriyyes� Ohri ve K�r�ova m�nt�kalar� m�fetti�li�ine tayin edildi. 7 Mart 1905'te kola�as� oldu. Bu g�rev s�ras�nda Bulgar, Rum ve Arnavut �etelerine kar�� giri�ilen asker� harek�tta �st�n ba�ar�lar g�sterdi�inden d�rd�nc� ve ���nc� Mecidi, d�rd�nc� Osmani ni�anlan ve alt�n liyakat madalyas� ile �d�llendirildi: 13 Eyl�l 1906 tarihinde binba��l��a y�kseltildi. Bulgar �eteleri-ne kar�� y�r�tt��� faaliyet onun �zerinde Milliyet�ilik fikirlerinin etkili olmas�nda rol oynad�. Bu ay i�inde Selanik'te kurulan Osmanl� H�rriyet Cemiyeti'ne on ikinci �ye olarak kat�ld�. Manast�r'a d�n���nde cemiyetin buradaki te�kilat�m kurma faaliyetinde bulundu. Bu faaliyetleri, Osmanl� H�rriyet Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanl� Terakki ve �ttihat Cemiyeti'nin birle�mesi ve ilk �rg�t�n Osmanl� Terakki ve �ttihat Cemiyeti Dahili Merkez-i Umumisi ad�n� almas�ndan sonra daha yo�un olarak s�rd�rd�. Terakki ve �ttihat Cemiyeti taraf�ndan ba�lat�lan ihtilal giri�imlerine kat�ld�. Faaliyetinin ihbar edilmesi �zerine �stanbul'a davet edildi. Ancak 24 Haziran 1908 ak�am� da�a ��karak ihtilalde �nc� rol oynad�.

Tikve�'teki �rg�tlenme faaliyetinden sonra 21 Temmuz 1908'de K�pr�l�'ye ge�en Enver Bey, 23 Temmuz 1908 tarihinde II Abd�lhamid'in Meclis-i Mebusan'� yeniden toplant�ya �a��ran iradesi sonras�nda Selanik'e giderek bu �ehirdeki kutlamalara kat�ld�. Da�a ��kan subaylar aras�nda en k�demlisi oldu�undan ve Kola�as� Niyazi Bey ile beraber en �nemli faaliyeti ger�ekle�tirdi�inden bir anda "kahraman-� h�rriyet" haline geldi ve bu tarihten itibaren yeniden Osmanl� �ttihat ve Terakki Cemiyeti ad�n� kullanmaya ba�layan �rg�t i�indeki askeri kanad�n �nde gelen isimlerinden biri oldu. 23 A�ustos 1908'de Rumeli Vilayeti M�fetti�li�i refakatine verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuru� maa�la Berlin askeri ata�esi olarak g�revlendirildi.

31 Mart Vak'as� �zerine ge�ici olarak yurda d�nen Enver Bey �stanbul'da Hareket Ordu'-suna kat�ld�ktan sonra tekrar Berlin'e gitti. 12 Ekim 1910 tarihinde Birinci ve �kinci Ordu manevralar�nda hakem olarak g�rev yapmak �zere yeniden �stanbul'a geldi ve k�sa bir �iire sonra geri d�nd�. Mart 1911'de �stanbul'a gelen Enver Bey, 19 Mart 1911'de Makedonya'daki �ete faaliyetlerine kar�� al�nacak tedbirleri denetlemek ve bu alanda rapor haz�rlamak �zere b�lgeye gitti. Enver Bey dola�t��� Selanik, �sk�p, Manast�r, K�pr�l� ve Tikve�'te bir yandan �etelere kar�� al�nacak tedbirler �zerinde �al���rken �te yandan �ttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleriyle g�r��t�. 11 May�s 1911 tarihinde �stanbul'a d�nd�. 15 May�s 1911'de Sultan Mehmed Re�ad'�n ye�enlerinden Naciye Sultan ile ni�anland�. 27 Temmuz 1911'de Malis�r isyan� sebebiyle ��kodra'da toplanan �kinci Kolordu'nun erk�n�harp reisi olarak Trieste �zerinden ��kodra'ya gitmek �zere �stanbul'dan ayr�ld�. 29 Temmuz'da ula�t��� ��kodra'da Malis�r isyan�n�n bast�r�lmas�, �ttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Arnavut �yeleriyle olan meselelerinin hallinde �nemli rol oynad�. Daha sonra Berlin'e ge�tiyse de �talyanlar'�n Trablusgarp'a sald�rmalar� �zerine yurda d�nd�.

3 Eyl�l 1911 tarihinde Selanik'te yap�lan �ttihat ve Terakki Cemiyeti merkez-i umumi toplant�s�nda �talyanlar'a kar�� bir gerilla sava�� y�r�tmesi fikrini savunan Enver Bey bu g�r���n� di�er �rg�t �yelerine de kabul ettirdi. 8 Ekim 1911'de padi�ah ve h�k�met yetkilileriyle g�r��t�kten sonra �skenderiye'ye gitmek �zere 10 Ekim 1911'de �stanbul'dan ayr�ld�. M�s�r'da ileri gelen Arap liderleriyle �e�itli temaslar kurup 22 Ekim'de Bingazi'ye hareket etti. ��l� ge�erek 8 Kas�mda Tobruk'a ula�t�, l Aral�k 1911 'de Ayn�lmans�r'da askeri karargah�n� kurdu. �talyanlar'a kar�� yap�lan muharebe ve gerilla harekat�nda b�y�k ba�ar�lar elde etti. 24 Ocak 1912 tarihinde bu g�revine ilaveten Bingazi mutaasarr�fl���na tayin edildi. 10 Haziran 1912'de kaymakam oldu. Kas�m 1912 sonlar�nda Balkan Sava��'na kat�lmak �zere Bingazi'yi terkederek tebdili k�yafetle �skenderiye'ye, oradan de bir �talyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana �zerinden �stanbul'a d�nen Enver Bey, l Ocak 1913'te Naz�m Pa�a ile g�r��t�. Harbiye naz�r� ile Kamil Pa�a'n�n istifaya zorlanmas� ve yerine sava�a devam edecek bir h�k�metin kurulmas� konusunda anla�maya vard�. Daha sonda bu fikri, Kamil Pa�a'n�n g�revde kalmas�n� isteyen Sultan Mehmed Re�ad'a da kabul ettirmeye �al��t�.

Enver Bey ile �ttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri 23 Ocak 1913 tarihinde B�-bi�li Bask�n�'n� ger�ekle�tirdiler. Enver Bey �nc� rol oynad��� bu h�k�met darbesinde Kamil Pa�a'ya �stifanamesini imzalatt�. Ard�ndan padi�ah� ziyaret ederek Mahmud �evket Pa�a'n�n sadarete getirilmesini sa�lad�. 12 Haziran 1913'de Mahmud �evket Pa�a'n�n vurulmas�ndan sonra �lke y�netimine fiilen el koyan �ttihat ve Terakki i�indeki askeri kadronun da lideri haline gelen Enver Bey, hayati kararlar�n al�nmas�nda etkili oldu. II Balkan Sava�� s�ras�nda 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye giri�i toplum nezdindeki prestijini daha da art�rd�. 15 Aral�k 1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te Mirliva, ayn� tarihte Ahmed �zzet Pa�a'n�n yerine Harbiye naz�r� oldu.

8 Ocak 1914 tarihinde ayn� zamanda Erkan-i Harbiye-i Umumiyye reisli�i g�revini �stlenen Enver Pa�a yeni g�revinde b�y�k bir gayretle, I. Balkan Sava�'nda bozguna u�rayan Osmanl�ordusunun yeniden d�zenlenmesine �al��t�. Eski d�nemin ya�l� pa�alar�n�n tamam�na yak�n bir k�sm� emekli edildi ve gen� subaylar orduda �nemli g�reve getirildi. Enver Pa�a'n�n mahiyetinde �al��m�� olan Rauf bey ve Kaz�m Karabekir gibi subaylar onun bu �abalar�n�n ba�ar�l� oldu�unu kabul ederler. Enver Pa�a'n�n bu d�zenlemesi bir anlamda Cumhuriyet'in kurulu�unda �nemli rol oynayan o kadronun da Osmanl� ordu te�kilat�nda y�kselmesini sa�lad�. Enver Pa�a, Harbiye naz�rl��� s�ras�nda "enver�ye" ad� verilen askeri ve ayn� adla an�lan, sesli, sessiz harflerin her harfinin ayr� yaz�lmas� ile uygulanan bir yaz� gibi yenilikler yapt�. 5 Mart 1914 tarihinde Naciye Sultan ile evlenen Enver Pa�a, �ttihat i Terakki Cemiyeti taraf�ndan Almanya ile ittifak anla�mas� sa�lamak ��in giri�imlerde bulunmak �zere g�revlendirildi. Enver Pa�a'n�n ilk giri�im ve teklifleri Alman �mparatorlu�u'nun �stanbul B�y�kel�isi Hans von Wangenheim taraf�ndan reddedildi.

Daha sonra Avusturya-Maceristan yetkililerin de bask�lar� ile Wangenheim'�n �ans�lye Betmann Hollweg'in itirazlar�na neden olan Kayser II. Wilhelm'in �ahsi emriyle A�ustos 1914 tarihli ittifak anla�mas� ile Genel kanaatin aksine, ittifak anla�mas� Almanlar'dan gelmedi�i gibi bu alanda yana�mamakta uzun s�re direnen de Alman �mparatorlu�u olmu�tur. Dolay�s�yla Enver Pa�a'n�n Osmanl� Devleti'ni bir oldu bittisi sonucunda Almanlar'la ittifak anla�mas� imzalat zorlad��� tezi do�ru de�ildir; ayr�ca hi� bir b�y�k Avrupa devleti taraf�ndan ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanl� Devleti'nin Alman ittifak�n� sa�lamas� gerekti�i konusunda �ttihat ve Terakki liderlerinin tamam� ayn� kaanati ta��yordu.

10 A�ustos 1914 g�n� �anakkale �n�ne gelen Goeben ve Breslau buharl� Alman sava� gemileri pe�lerindeki �ngiliz gemilerinden ka�abilmek i�in giri� izni isteyince kendisiyle g�r��en Kress von Kressenstein'in talebiyle Enver Pa�a re'sen verdi�i bir emirle gemilerin i�eri al�nmas�n� ve e�er takip etmek isterlerse �ngiliz gemilerine ate� a��lmas�n� emretti. Olaylar� ya�ayan baz� subaylar, 22 Ekim 1914'de Enver Pa�a'n�n Amiral Souchon'a Karadeniz'deki Rus donanmas�na sald�rmas� i�in �ifahi emir verdi�ini iddia etmektedirler. Ancak bu konuda yaz�l� bir emir 25 Ekim 1914'te Enver Pa�a taraf�ndan amirale g�nderilmi�ti. 29 Ekim 1914 g�n� Karadeniz'e manevra gerek�esiyle ��kan Osmanl� donanmas�n�n Rus �arl��� liman ve gemilerine sald�r�s� sonras�nda Enver Pa�a, m�ttefiklerine tazminat �deyerek tarafs�zl���n korunmas� fikrini savunan h�k�met �yelerine kar�� sava�a giri� tezinin en hararetli savunucusu oldu.

Sava�a girilmesinden sonra Enver Pa�a Harbiye naz�r� olarak askeri harekat�n y�netimini de ele ald�. Ancak kendisinin tamamen bir Alman kuklas� olup onlar�n isteklerini yerine getirmeye �al��t��� �eklindeki g�r��ler do�ru de�ildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Pa�a'n�n �e�itli hususlarda Alman askeri yetkilileriyle �at��t���n� g�stermektedir. Enver Pa�a'n�n I. D�nya sava�� s�ras�ndaki fiili tek kumandas� Kafkas cephesinde olmu�tur. 14 Ekim 1918 tarihinde Talat Pa�a kabinesinin istifas� ile Enver Pa�a'n�n da Harbiye naz�rl��� sona erdi ve 1-2 Kas�m 1918'de �ttihat ve Terakki'nin di�er yedi lideriyle birlikte �lkeden ayr�ld�.

Enver Pa�a �lkeden ayr�lmadan �nce Sadrazam Ahmed �zzet Pa�a'ya yazd��� mektupta kulland��� ifadeler, onun Azerbaycan'da m�stakil bir T�rk h�k�meti kurmaya �al��aca�� intibas�n� uyand�rmaktayd�. Nitekim K�r�m'da Berlin'e giden arkada�lar�ndan ayr�larak amcas� Halil Pa�a ve karde�i Nuri Bey'in denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine ula�mak �zere oraya hareket etti. Ancak kayalara bindiren takan�n batmas� sonucunda bunu ger�ekle�tiremedi�i gibi b�lgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek kumanda heyetinin tutukland���n� ��renince de Berlin'e gitmeye karar verdi.

Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine yerle�ti ve Almanya'da yeniden te�kilatlanmaya �al��an �ttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol oynad�; ayr�ca �ngilizler'le de �e�itli pazarl�klarda bulundu, fakat bu alanda bir anla�ma sa�lanamad�. Enver Pa�a Talat Pa�a ile birlikte 1919 A�ustos ay� sonunda Bol�evik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu bulundu�u h�cresinde ziyaret etti. Radek �ttihat ve Terakki'nin bu iki liderini Moskova'ya davet etti. 10 Ekim 1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma ad� ve Rusya'daki T�rk Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimli�iyle u�akla Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Pa�a, 13 Ekimde K�nigsberg'e ve 15 Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vard�. Daha sonra Abeli'ye ini� yapan u�ak yolcular� Litvanya yetkilileri taraf�ndan g�z alt�na al�nd�lar ve Kaunas'sa g�nderildiler.

Enver Pa�a Kaunas'taki hapishanede iki ay ge�irdikten sonra tekrar Berlin'e d�nd�. Bu s�rada hapisten ��kan Radek'in talebi �zerine baz� �ttihat ve Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27 May�s 1920 tarihinde burada bulu�tular. Berlin'de kalan Enver Pa�a'da �e�itli temaslardan sonra Alman ad�na d�zenlenmi� sahte belgelerle yola ��kt�. Ancak bu u�a�� yine zorunlu ini� yap�nca tekrar yakaland� ve Riga hapishanesine g�t�r�ld�. Burada bir kom�nist, bir Alman yahudisi olarak muamele g�ren Enver Pa�a tekrar serbest b�rak�ld�. 1920 A�ustos ay�n�n ba��nda ���nc� defa Berlin'i terk eden Enver Pa�a Stettin, K�nigsberg, Mingskve Somalengk �zerinden 16 A�ustos tarihinde Moskova'ya ula�t�.

Burada gayet iyi kar��land� ve Kremlin'in b�y�k duvar�na bakan Sopiskaia Naberezhnaya semtindeki bir konuk evine yerle�tirildi. Enver Pa�a eski ittihat�� arkada�lar� ve Orta Asya'dan gelen temsilcilerle g�r��t�. Ayr�ca �i�erin, Radek, Zinoiev ve Len�n ile g�r��meler yapt� ve Sovyet-Alman temaslar�nda arabuluculuk g�revini �stlendi. Berlin'den Moskova'ya gelmesinde yard�mc� olan eski arkada�� Hans von Seect'e yazd��� 25 ve 26 A�ustos tarihli iki mektuba g�re, Tro�ki ve temsilcisi E.M. Skliansky'le yapt��� g�r��melerde Anadolu hareketine silah yard�m�nda bulunulmas�n� istedi ve s�z dahi ald�. �sl�m �htilal Cemiyetleri �ttihad� ad�nda bir �rg�t kurdu.

Enver Pa�a 1-8 Eyl�l 1920 tarihinde Bak�'de ger�ekle�en Do�u Halklar� Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'� temsilen kat�ld�. Ankara h�k�meti de kongrede �brahim Tali (�ng�ren) taraf�ndan temsil edildi. Ancak bu kongre �nemli sonu�lar do�urmad�. Sovyetlerin ihtilalci gruplar� de�il, Mustafa Kemal, R�za �ah, �ang-Kay-�ek Emanullah Han gibi tarafs�z liderlerin y�netimlerini destekleme kararlar� Enver Pa�a'n�n i�ini zorla�t�rd�. Ekim 1920 ba�lar�nda yeniden Berlin'e d�nd� ve L�ksgrunewald semtine yerle�ti.

Daha sonra �svi�re'ye giden Enver Pa�a burada Hakk� Pa�a ile g�r��erek Rusya'dan Anadolu'ya asker� yard�m g�ndermek �zere bir gizli te�kilat kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri binba�� Fischer ve Alman harb bakanl���nda askeri te�hizat sorumlusu y�zba�� Kress'de bulunmaktayd�. Ancak Moskova'dan gerekli maddi yard�m sa�lanamad�. Halil Pa�a'mn Enver Pa�a'ya yazd��� 4 Kas�m 1920 tarihli mektuba g�re bu alandaki yeni taleplerde Karahan taraf�ndan reddedildi. Enver Pa�a 1921 �ubat' � sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada �i�erin ve yeni Ankara h�k�meti temsilcisi Bekir Sami Bey'le �e�itli g�r��meler yapt�. 16 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal Pa�a'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri hakk�ndaki �ikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma iddialar�na kar�� ��kt�. 30 Temmuz'da Ankara'ya y�nelik Yunan sald�r�s� ba�lad���nda Enver Pa�a di�er �ttihat�� liderlerle birlikte Anadolu'ya ge�me fikriyle Batum'a gitti. Bu s�rada Trabzon'daki M�dafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu destekliyordu. 5 Eyl�l'de burada yap�lan ve Halk �uralar F�rkas� Toplant�s� olarak ilan edilen �ttihat�� toplant�s�nda Ankara'daki T.B.M.M.'ne �ttihat�� s�rg�nlerle so�uk ili�kilerin sona erdirilmesi i�inde ba�vuruda bulunmas� kararla�t�r�ld�. Ancak Sakarya zaferi Enver Pa�a'n�n planlar�n�n bir defa daha b�t�n�yle de�i�mesine yol a�t�. Baku'yu terk eden Enver Pa�a Tiflis, A�kabat ve Merv'e u�rad�ktan sonda Ekim 1921 tarihinde kendisine refakat eden Te�kilat-� Mahsusa eski liderlerinden Ku��uba�� Hac� Sami ve di�er baz� �ttihatt��larla birlikte Buhara'ya gitti. 8 Kas�mda T�rk subaylarla birlikte tekrar yola ��kt� ve 19 Kas�m'da Akbula�, 21 Kas�m'da Ba��ardak k��la��nda ve 24 Kas�m'da Gurgantepe'ye ula�t�. Burada Cedidci Alehytar� Lakay �brahim Bey'in esiri durumuna geldi. �ubat 1922 sonunda buradan kurtulan Enver Pa�a Ruslara kar�� sava�an Basmac�lar� �rg�tlemek i�in tekrar Du�anbe ilerisindeki k��laklara gitti. 24 Temmuz'da Ruslar�n Du�anbe'yi almas� �zerine geri �ekilerek Sat�lm�� K��la��na vard�. Buradan Belcuvan b�lgesindeki �b�dery� k�y�ne ge�ti ve son karargah�, burada kurdu. 4 A�ustos 1922'de karargahta d�zenlenen Kurban Bayram� t�reninde mahiyetinde kalan askerlerle bayramla��rken ani bir Rus bask�n�na u�rad�; yan�ndaki otuza yak�n atl�yla y�neldi�i �egan tepesi mevkiinde giri�ti�i �arp��mada �n safta vuru�urken �ehit oldu.

Enver Pa�a'n�n e�yalar� m�freze kumandan� Kulikof taraf�ndan Ta�kent'e g�nderildi. Buradan daha sonra Moskova'daki askeri m�zeye nakledildi. Cenazesi �b�dery� k�y�nde topra�a verildi.(Aziz na'�� 1996 y�l�nda �lkemize getirilmi�tir ve H�rriyet tepesinde taraf�m�zdan g�ndere �ekilen ve nazl� nazl� dalgalanan �anl� bayra��m�z�n alt�nda yatmaktad�r. �LK�M)

Enver Pa�a'n�n siyasi ve askeri kariyeri hakk�nda de�i�ik ve birbiriyle �eli�en yorumlar yap�lm��t�r. 1908 ihtilalinde oynad��� rol, Trablusgarp Harb'indeki ba�ar�lar� sebebiyle kamuoyunda b�y�k prestij kazanan Enver Bey'in aleyhine Mondros M�tearekesi'nin ard�ndan bir kampanya ba�lat�lm��, 1922 sonras�nda ise yeni rejim Enver Pa�a ve arkada�lar�n� gereksiz yere l. D�nya Sava��'na girilmesinden sorumlu tutmu�, m�tareke d�nemi faaliyetleride bir macerac� olarak yorumlanm��t�r. Belirli d�nemlerde leyhine ve aleyhine yo�un yay�n yap�lmal�s�, Enver Pa�a hakk�nda ojektif bir de�erlendirilme yap�lmas�n� g��le�tiren temel sebep olmu�tur.

Yeti�tirdi�i d�nemin Osmanl� zabitan� i�inde kendini geli�tiren Enver Pa�a Makedonya'daki �ete sava�lar�nda g�sterdi�i ba�ar�larla sivrilmi�tir. 1908 hareketinde �nc� rol� onu halk kahraman� mertebesine getirdi�i gibi �ttihat ve Terakki Cemiyeti i�indeki durumunu da g��lendirmi�, 1913 Bab�ali Bask�n�ndan itibaren gerek bu �rg�t�n askeri kanad�n�n gerekse Te�kilat-� Mahsusa'n�n lideri haline gelmi�tir. Bu d�nemde kendi kaleminden ��kan mektuplar, Enver Pa�a'n�n Frans�zca ve Almancay� iyi d�zeyde kullanabilen ve bat� d���n�rlerin kitaplar�n� okuyan bir ki�i oldu�unu g�stermektedir.

Enver Pa�a'n�n l. D�nya sava��na girilmesindeki sorumlu�u ve rol� ise son d�nemlerinde yay�mlanan Alman ve Avusturya belgelerinden anla��ld���na g�re daha ziyade Goeben ve Bresleu z�rhl�lar�n�n bo�azlardan ge�irilmesi ve Rus limanlar�n�n bombard�man� emrinin verilmesi �evresinde �ekillenmektedir. Onun M�tareke s�ras�ndaki faaliyetleri ise �zellikle son d�nemlerde yay�mlanan belgelerin ����� alt�nda �ahsi giri�imler olmaktan ziyade �ttihat ve Terakki kadrosunun faaliyetleri olarak de�erlendirilmelidir. Ancak Enver Pa�a'n�n macerac�l�k boyutlar�na varan hareketleri konusunda yorumda bulunulurken i�inde ya�ad��� �a��n da bir macera �a�� oldu�u hesaba kat�lmal�d�r.

<BR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan
Y�ce T�RK Milletine aittir.
-
Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine girmeyiz.
Biz T�rk��y�z, sa� veya sol de�il d��ar�dan gelen hi�bir fikre tenezz�l
etmeyecek kadar �uurlu oldu�una inand���m�z
T�rk milletinin tek ger�ek merkezindeyiz.
Do�rudan do�ruya T�RK M�LL�YET��S�Y�Z
-
Saraylarda s�remem, da�larda s�rd���m�.
Bin CiHAN"a de�i�mem, �u �ks�z T�RK"L���M�.
-
Haks�zl�k kar��s�nda susan dilsiz �eytand�r. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale s�r�kleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atat�rk
Ya�am: �l�m� hak etmektir.
NE MUTLU T�RK"�M DiYENE
-
TOPLULU�A POSTA G�NDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK Y�NET�M�: cihan-turk-...@googlegroups.com
�YEL�K �PTAL�: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
�YEL�K: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---



Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayar� bulun. Daha fazla bilgi edinin.

KALPAKLI VATANSEVER

unread,
Dec 14, 2009, 2:26:45 PM12/14/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
ENVER'E PAŞA DEMEYE UTANIYORUM!
 
BU ADAM DEĞİL Mİ SİYASİ HIRSI UĞRUNA BİNLERCE MEHMETÇİĞİ ARABİSTAN ÇÖLLERİNDEN ALIPTA, YALINAYAK, BAĞRI AÇIK, KARNI AÇ BİR ŞEKİLDE SARIKAMIŞ DAĞLARINA SÜREN?
BU ADAM DEĞİL Mİ SEFERBERLİK İLAN EDEREK, ANASININ KOYNUNDAN 15 YAŞINDAKİ SÜPYENLERİ YİNE YALINAYAK, AÇ AÇIK ERZURUMDA, KARS'TA TOPLAYAN VE SARIKAMIŞ DAĞLARINDA DONMALARINA SEBEP OLAN?
O KADAR MEHMETÇİĞİN DONDUĞU SARIKAMIŞ DAĞLARINDA, PAŞA DEDİĞİNİZ ENVER'İN DONMUŞ CESEDİNİ BULDUNUZ MU? BÖYLE BİR TARİHİ KAYIT VAR MI?
AMA BENİM DEDEM, SARIKAMIŞ DAĞLARINDA..
BİR MEZARI BİLE YOK..
NE OLDUĞU HAKKINDA BİR BİLGİDE YOK..
ŞİMDİ KALKMIŞ ENVER DİYE BİRİNİ, MUSTAFA KEMAL İLE KIYASLIYORSUNUZ..
UTANIN BE..
BANA BİR TARİHİ KAYIT GÖSTERİN, MUSTAFA KEMAL MEHMETÇİĞİ SİYASİ HIRSLARI YÜZÜNDEN ÖLÜME ATMIŞ OLSUN..
KUSURA BAKMAYIN AMA..
SİZE SADECE ACIYORUM..
"TURAN" KİM ENVER KİM..
HADİ ORDAN, HADİ ORDAN..
SOLUCAN KILIKLILAR..
KALPAKLI
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun !


04 Aralık 2009 15:06 tarihinde Prof.Dr.Süleyman ÇELİK <sce...@omu.edu.tr> yazdı:
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~

CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-
Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine girmeyiz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---


Alga

unread,
Dec 15, 2009, 9:33:22 AM12/15/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
Enver Paşayı sevenlere alenen yazılmış bir duyuruya doğrudan doğruya
açık bir cevap:

'ENVER PAŞA'dan utanç duyuyorsanız o konu sadece Sizi bağlar,Enver
Paşa ile Mustafa kemali birbirine düşman göstermeniz yada
görmeniz ,kitap yazmadan önce (profiliniz)daha çook araştırma yapmanız
gerektiğinin en güzel delili.

Enver Paşa üzerinden Yusuf Akçura'ya ve Ziya Gökalp'e onun devamında
Gaspıralı İsmail Bey'e ve diğer yakın zamanımızın Türk Büyüklerine
saldırının kapısını açmaya hiç mi hiç niyetim yok,TURAN ve Türkçülüğe
hakaretlere müsamaha göstermeye milliyetçiliğim cevaz vermiyor.
Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa ilişkisinin son şahitleri Allaha
şükür hayattalar,Mustafa Kemal Paşanın YAZILI MUTABAKATLA takdir
ettiği ve güvendiği kişi olan Enver Paşadan utanmanız için ne gerek
var. Bu ifadeden şunu anlayabilirsiniz . Mustafa Kemal Paşaya ve Enver
Paşaya atfedilen çok olayların önüne sıradağlar gibi geçecek delilli
ve ispatlı canlı şahitler var,Allah daha uzun ömürler versin. ben bu
kadar söyledim şimdi Ahmet isminde bir gazetecinin bu şahit ve
şahitlerin kendi ses ve görüntüleriyle yaptığı haberin yayınlanmasını
bekleyiniz,Enveri sevmeyi Siz de öğreneceksiniz

Sizin dolayısından utandığınız şeylerden ben iftihar ediyorum.

Kısaca bu satırların yazarı hakkın da da bilgi
bulacaksınız.Göreceksiniz aslında hiç de birbirimizden uzak değiliz ve
Allah utanacak dert vermesin.

1)Birbirine dünür 2 büyükdedesi şehit
2)Sibiryada doğmuş, Allah rızası ve Türk Vatanı için Çanakkalede Gazi
ama Galiçyada şehit olmuş, mezarları belli değil,
3)Baba askerliğini Sarıkamışta yapmış,
4)Sarıkamışta savaşmış gazilerin anılarıyla büyümüş,
5)Mustafa Kemal Paşa ile bağ Enver Paşa ile olandan çok daha yakın ,
1912/1913 Selanik ve Kayalar Muhaciri olan dede ATA'nın çocukluk
arkadaşı ,102 yaşına kadar yaşayan bu dededen doya doya Mustafa Kemal
Paşayı öğrendi

Sizin kendinize lakap olarak aradığınız 'kalpaklı' ünvanınız aslında
sevecen bir yapınız olduğunu anlatıyor
O Kalpak Galiçya şehidi dedemin Sibiryadan,Urallardan, yeşil vatan
KIRIM'dan getirdiği en değerli hatıra ve Allah bana o hatırayı 4
KITADA başımın üstünde taşımayı nasip
etti,Mekke'de ,Medine'de,KIRIM'da Tonyukukun mezarında,KAZANDA,
Sibiryada, Urumçide,Amerikada, Avrupada ,Afrikada, çok şükür Allah'a.

Allah her şehidimize Rahmet eylesin,

A.Yücesan

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


On 14 Dez., 20:26, KALPAKLI VATANSEVER <vatansevergenct...@gmail.com>
wrote:
> > *From:* KADİR USTA <kadirust...@gmail.com>
> > *To:* CTO <cihan-tu...@googlegroups.com>
> > *Sent:* Thursday, December 03, 2009 10:32 AM
> > *Subject:* ..::CTO::.. ENVER PAŞA
>
> > *Bu kutlu marş, Enver paşa Türkistan'a gittiği zaman orada ki Türk'lerin
> > ağzından dökülüp, dalga dalga yayılarak Ortaasya semalarında yıllarca
> > yankılanıp günümüze kadar söylenerek gelen yanık bir ezgidir...*
>
> > Hoş gelişler ola, kahraman Enver Paşa
> > Askerin, milletin bayrağınla çok yaşa
> > Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
> > Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağın düşman üstüne
>
> >            Cephede mitralyöz, ayna gibi parlıyor
> >            Türkistan Türkleri bayrak açmış bekliyor
> >            Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
> >            Sağdan sola, soldan sağa Al'da Bayrağın düşman üstüne
> > ------------------------------
>
> > *KAHRAMAN ENVER PAŞA*

Nuri BAYRAKTAR

unread,
Dec 15, 2009, 5:48:09 PM12/15/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
ENVER PA�A'ya PA�A DEMEYE UTANMAYINIZ.

O PA�A'l��� S�Z VERMED�N�Z K� UTANASINIZ.

ONA O PA�ALI�I BU M�LLET VERD�. BU M�LLET ATAT�RK'e, FEVZ� �AKMAK'a, kAZIM
KARABEK�R'e PA�ALI�I NASIL VERD� �SE CENNET MEKAN ENVER PA�A'ya DA VERD�.

ENVER PA�A BU M�LLET�N PA�ASIDIR. E�ER BA�ARILI OLAB�LSE �D� ��MD�
KAR�ISINDA OLANLAR B�ZLERDEN EVVEL ETRAFINI SARARLAR �D�.

ENVER PA�A T�RK�� TURANCI �D�. T�RK D�NYASININ B�RL���NDEN YANA VE ONUN ���N
HAYATINI ORTAYA KOYDU. S�YASET�N� BE�ENEL�M BE�ENMEYEL�M O B�R T�RK
PA�ASIDIR.

ONUN PA�A OLMADI�INI S�YLEYEB�LMEK K�MSEN�N HADD�NE DE��LD�R.

HERKES HADD�N� B�LECEK.

ALLAH RAHMET EYLES�N.

Nuri BAYRAKTAR


----- Original Message -----
From: "Alga" <abdu...@yucesan.de>
To: "CiHAN T�RK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Tuesday, December 15, 2009 4:33 PM
Subject: ..::CTO::.. ENVER PA�A'm Allah sana Rahmet eylesin


Enver Pa�ay� sevenlere alenen yaz�lm�� bir duyuruya do�rudan do�ruya
a��k bir cevap:

'ENVER PA�A'dan utan� duyuyorsan�z o konu sadece Sizi ba�lar,Enver
Pa�a ile Mustafa kemali birbirine d��man g�stermeniz yada
g�rmeniz ,kitap yazmadan �nce (profiliniz)daha �ook ara�t�rma yapman�z
gerekti�inin en g�zel delili.

Enver Pa�a �zerinden Yusuf Ak�ura'ya ve Ziya G�kalp'e onun devam�nda
Gasp�ral� �smail Bey'e ve di�er yak�n zaman�m�z�n T�rk B�y�klerine
sald�r�n�n kap�s�n� a�maya hi� mi hi� niyetim yok,TURAN ve T�rk��l��e
hakaretlere m�samaha g�stermeye milliyet�ili�im cevaz vermiyor.
Enver Pa�a ve Mustafa Kemal Pa�a ili�kisinin son �ahitleri Allaha
��k�r hayattalar,Mustafa Kemal Pa�an�n YAZILI MUTABAKATLA takdir
etti�i ve g�vendi�i ki�i olan Enver Pa�adan utanman�z i�in ne gerek
var. Bu ifadeden �unu anlayabilirsiniz . Mustafa Kemal Pa�aya ve Enver
Pa�aya atfedilen �ok olaylar�n �n�ne s�rada�lar gibi ge�ecek delilli
ve ispatl� canl� �ahitler var,Allah daha uzun �m�rler versin. ben bu
kadar s�yledim �imdi Ahmet isminde bir gazetecinin bu �ahit ve
�ahitlerin kendi ses ve g�r�nt�leriyle yapt��� haberin yay�nlanmas�n�
bekleyiniz,Enveri sevmeyi Siz de ��reneceksiniz

Sizin dolay�s�ndan utand���n�z �eylerden ben iftihar ediyorum.

K�saca bu sat�rlar�n yazar� hakk�n da da bilgi
bulacaks�n�z.G�receksiniz asl�nda hi� de birbirimizden uzak de�iliz ve
Allah utanacak dert vermesin.

1)Birbirine d�n�r 2 b�y�kdedesi �ehit
2)Sibiryada do�mu�, Allah r�zas� ve T�rk Vatan� i�in �anakkalede Gazi
ama Gali�yada �ehit olmu�, mezarlar� belli de�il,
3)Baba askerli�ini Sar�kam��ta yapm��,
4)Sar�kam��ta sava�m�� gazilerin an�lar�yla b�y�m��,
5)Mustafa Kemal Pa�a ile ba� Enver Pa�a ile olandan �ok daha yak�n ,
1912/1913 Selanik ve Kayalar Muhaciri olan dede ATA'n�n �ocukluk
arkada�� ,102 ya��na kadar ya�ayan bu dededen doya doya Mustafa Kemal
Pa�ay� ��rendi

Sizin kendinize lakap olarak arad���n�z 'kalpakl�' �nvan�n�z asl�nda
sevecen bir yap�n�z oldu�unu anlat�yor
O Kalpak Gali�ya �ehidi dedemin Sibiryadan,Urallardan, ye�il vatan
KIRIM'dan getirdi�i en de�erli hat�ra ve Allah bana o hat�ray� 4
KITADA ba��m�n �st�nde ta��may� nasip
etti,Mekke'de ,Medine'de,KIRIM'da Tonyukukun mezar�nda,KAZANDA,
Sibiryada, Urum�ide,Amerikada, Avrupada ,Afrikada, �ok ��k�r Allah'a.

Allah her �ehidimize Rahmet eylesin,

A.Y�cesan

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


On 14 Dez., 20:26, KALPAKLI VATANSEVER <vatansevergenct...@gmail.com>
wrote:
> ENVER'E PA�A DEMEYE UTANIYORUM!
>
> BU ADAM DE��L M� S�YAS� HIRSI U�RUNA B�NLERCE MEHMET���� ARAB�STAN
> ��LLER�NDEN ALIPTA, YALINAYAK, BA�RI A�IK, KARNI A� B�R �EK�LDE SARIKAMI�
> DA�LARINA S�REN?
> BU ADAM DE��L M� SEFERBERL�K �LAN EDEREK, ANASININ KOYNUNDAN 15 YA�INDAK�
> S�PYENLER� Y�NE YALINAYAK, A� A�IK ERZURUMDA, KARS'TA TOPLAYAN VE
> SARIKAMI�
> DA�LARINDA DONMALARINA SEBEP OLAN?
> O KADAR MEHMET����N DONDU�U SARIKAMI� DA�LARINDA, PA�A DED���N�Z ENVER'�N
> DONMU� CESED�N� BULDUNUZ MU? B�YLE B�R TAR�H� KAYIT VAR MI?
> AMA BEN�M DEDEM, SARIKAMI� DA�LARINDA..
> B�R MEZARI B�LE YOK..
> NE OLDU�U HAKKINDA B�R B�LG�DE YOK..
> ��MD� KALKMI� ENVER D�YE B�R�N�, MUSTAFA KEMAL �LE KIYASLIYORSUNUZ..
> UTANIN BE..
> BANA B�R TAR�H� KAYIT G�STER�N, MUSTAFA KEMAL MEHMET���� S�YAS� HIRSLARI
> Y�Z�NDEN �L�ME ATMI� OLSUN..
> KUSURA BAKMAYIN AMA..
> S�ZE SADECE ACIYORUM..
> "TURAN" K�M ENVER K�M..
> HAD� ORDAN, HAD� ORDAN..
> SOLUCAN KILIKLILAR..
> KALPAKLI
> Damarlar�nda ASL� CEVHER bulunanlara selam olsun !
>
> 04 Aral�k 2009 15:06 tarihinde Prof.Dr.S�leyman �EL�K
> <sce...@omu.edu.tr>yazd�:> Bu mar��n s�zlerinin T�rkistan T�rk�esi ile
> ilgisi olmay�p Azeri
> > T�rk�esidir.
> > Atat�rk'�n Kars'� ilk ziyaretinde, Karsl� bir Azeri halk ozan�
> > taraf�ndan Mustafa Kemal Pa�a i�in �zel olarak bestelendi�i konusunda
> > belgeler de vard�r.
> > Bu mar�la birlikte oynanan bir de halk oyunu vard�r ve bu y�llard�r her
> > yerde oynanmakta, s�ylenmektedir.
> > Bunu sizin de �imdiye kadar bin kez dinlemi� olman�z gerekir.
> > Bu yaz�y� hangi ama�la yazm�� oldu�unuzu anlayamad�m.
> > Sizin yazd���n�z ilk sat�rdaki c�mle d���kl���, uydurma oldu�unun
> > g�stergesidir.
> > "Ho� geli�ler ola, Kahraman Enver Pa�a". Uyuyor mu?
> > Oysa, "Ho� geli�ler ola, Mustafa Kemal Pa�a", tam oturmaktad�r.
> > Enver Pa�a'y� sevebilirsiniz, fakat l�tfen Atat�rk ile mukayese etmeyin.
> > Sayg�lar...
>
> > ----- Original Message -----
> > *From:* KAD�R USTA <kadirust...@gmail.com>
> > *To:* CTO <cihan-tu...@googlegroups.com>
> > *Sent:* Thursday, December 03, 2009 10:32 AM
> > *Subject:* ..::CTO::.. ENVER PA�A
>
> > *Bu kutlu mar�, Enver pa�a T�rkistan'a gitti�i zaman orada ki T�rk'lerin
> > a�z�ndan d�k�l�p, dalga dalga yay�larak Ortaasya semalar�nda y�llarca
> > yank�lan�p g�n�m�ze kadar s�ylenerek gelen yan�k bir ezgidir...*
>
> > Ho� geli�ler ola, kahraman Enver Pa�a
> > Askerin, milletin bayra��nla �ok ya�a
> > Ar� ar� ar� ileri ileri, d�nmez geri, T�rk'�n askeri
> > Sa�dan sola, soldan sa�a Al da Bayra��n d��man �st�ne
>
> > Cephede mitraly�z, ayna gibi parl�yor
> > T�rkistan T�rkleri bayrak a�m�� bekliyor
> > Ar� ar� ar� ileri ileri, d�nmez geri, T�rk'�n askeri
> > Sa�dan sola, soldan sa�a Al'da Bayra��n d��man �st�ne
> > ------------------------------
>
> > *KAHRAMAN ENVER PA�A*
>
> > As�l ad� �smail Enver'dir. �stanbul Divanyolu'nda do�du, Do�umu ile
> > ilgili
> > olarak T�rk�e ve Almanca otobiyografilerinde farkl� tarihler
> > verilmektedir
> > (23 Kas�m 1881 �ar�amba, 6 Aral�k 1882 �ar�amba). Ailesi Manast�rl� olup
> > babas�, �nceleri N�f�a Nez�reti fen memurlu�u yapan, daha sonra surre
> > emini
> > olan sivil pa�al�k r�tbesine y�kselen Ahmed Bey, annesi Ay�e Han�m'd�r.
> > K���k ya�ta g�sterdi�i a��r� �stek sebebiyle hen�z �� ya��nda iken
> > ibtid�i
> > mektebine kaydedildi. Ard�ndan F�tih Mekteb-i �btid�isi'ne girdi. Bu
> > okulun
> > ikinci s�n�f�nda iken babas�n�n Manast�r vil�yeti N�fia fen memurlu�una
> > tayini �zerine ��renimine bu �ehirde devam ettikten sonra yine ayn�
> > yerde
> > askeri r��diye ve asker� idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i
> > Harbiyye-i
> > ��h�ne'ye girdi. Daha o s�ralarda, y�ksek okullarda yayg�n olan II.
> > Abd�lhamid aleyhten propagandadan etkilendi�i otobiyografisinden
> > anla��lan
> > Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i ��h�ne'yi dokuzuncu olarak bitirip erk�n�
> > harp s�n�f� i�in ayr�lan k�rk be� ki�ilik kontenjan i�erisine girmeyi
> > ba�ard�.
>
> > Erk�n�harp e�itimi s�ras�nda bir defa Y�ld�z Saray�na g�t�r�lerek
> > sorguland�ysa da h�k�m giymedi. Ancak bu d�nemdeki �ttihat ve Terakki
> > Cemiyeti faaliyetlerine kat�lmad��� kesindir. S�n�f ikincisi olarak
> > okuldan
> > mezun olduktan sonra 1903 y�l� Ocak ay�nda erk�n�harp y�zba��s�
> > r�tbesiyle
> > Manast�r'daki 13. Seyyar Top�u Alay�'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar
> > �etelerinin takip ve tenkili i�in yap�lan harek�ta kat�ld�, 1903 y�l�
> > Eyl�l�nde Ko�ana'da bulunan 20. Piyade Alay�'n�n birinci b�l���ne
> > nakledildi. Nisan 1904 tarihinde �sk�p'teki 16, S�vari Alay�'nda
> > g�revlendirildi. Ayn� y�l�n Ekim ay�nda ��tip'teki alaya giren Enver Bey
> > iki
> > kullanmaya ba�layan �rg�t i�indeki askeri kanad�n �nde gelen
> > isimlerinden
> > biri oldu. 23 A�ustos 1908'de Rumeli Vilayeti M�fetti�li�i refakatine
> > verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuru� maa�la Berlin askeri
> > ata�esi
> > olarak g�revlendirildi.
>
> > M�s�r'da
> > ileri gelen Arap liderleriyle �e�itli temaslar kurup 22 Ekim'de
> > Bingazi'ye
> > hareket etti. ��l� ge�erek 8 Kas�mda Tobruk'a ula�t�, l Aral�k 1911 'de
> > Ayn�lmans�r'da askeri karargah�n� kurdu. �talyanlar'a kar�� yap�lan
> > muharebe
> > ve gerilla harekat�nda b�y�k ba�ar�lar elde etti. 24 Ocak 1912 tarihinde
> > bu
> > g�revine ilaveten Bingazi mutaasarr�fl���na tayin edildi. 10 Haziran
> > 1912'de
> > kaymakam oldu. Kas�m 1912 sonlar�nda Balkan Sava��'na kat�lmak �zere
> > Bingazi'yi terkederek tebdili k�yafetle �skenderiye'ye, oradan de bir
> > �talyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana �zerinden �stanbul'a d�nen
> > Enver
> > Bey, l Ocak 1913'te Naz�m Pa�a ile g�r��t�. Harbiye naz�r� ile Kamil
> > Pa�a'n�n istifaya zorlanmas� ve yerine sava�a devam edecek bir h�k�metin
> > kurulmas� konusunda anla�maya vard�. Daha sonda bu fikri, Kamil Pa�a'n�n
> > g�revde kalmas�n� isteyen Sultan Mehmed Re�ad'a da kabul ettirmeye
> > �al��t�.
>
> > Enver Bey ile �ttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri 23 Ocak
> > 1913
> > tarihinde B�-bi�li Bask�n�'n� ger�ekle�tirdiler. Enver Bey �nc� rol
> > oynad���
> > bu h�k�met darbesinde Kamil Pa�a'ya �stifanamesini imzalatt�. Ard�ndan
> > padi�ah� ziyaret ederek Mahmud �evket Pa�a'n�n sadarete getirilmesini
> > sa�lad�. 12 Haziran 1913'de Mahmud �evket Pa�a'n�n vurulmas�ndan sonra
> > �lke
> > y�netimine fiilen el koyan �ttihat ve Terakki i�indeki askeri kadronun
> > da
> > lideri haline gelen Enver Bey, hayati kararlar�n al�nmas�nda etkili
> > oldu. II
> > Balkan Sava�� s�ras�nda 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye giri�i toplum
> > nezdindeki
> > prestijini daha da art�rd�. 15 Aral�k 1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te
> > Mirliva, ayn� tarihte Ahmed �zzet Pa�a'n�n yerine Harbiye naz�r� oldu.
>
> > 8 Ocak 1914 tarihinde ayn� zamanda Erkan-i Harbiye-i Umumiyye reisli�i
> > g�revini �stlenen Enver Pa�a yeni g�revinde b�y�k bir gayretle, I.
> > Balkan
> > Sava�'nda bozguna u�rayan Osmanl�ordusunun yeniden d�zenlenmesine
> > �al��t�.
> > Eski d�nemin ya�l� pa�alar�n�n tamam�na yak�n bir k�sm� emekli edildi ve
> > gen� subaylar orduda �nemli g�reve getirildi. Enver Pa�a'n�n mahiyetinde
> > �al��m�� olan Rauf bey ve Kaz�m Karabekir gibi subaylar onun bu
> > �abalar�n�n
> > ba�ar�l� oldu�unu kabul ederler. Enver Pa�a'n�n bu d�zenlemesi bir
> > anlamda
> > Cumhuriyet'in kurulu�unda �nemli rol oynayan o kadronun da Osmanl� ordu
> > te�kilat�nda y�kselmesini sa�lad�. Enver Pa�a, Harbiye naz�rl���
> > s�ras�nda
> > "enver�ye" ad� verilen askeri ve ayn� adla an�lan, sesli, sessiz
> > harflerin
> > her harfinin ayr� yaz�lmas� ile uygulanan bir yaz� gibi yenilikler
> > yapt�. 5
> > Mart 1914 tarihinde Naciye Sultan ile evlenen Enver Pa�a, �ttihat i
> > Terakki
> > Cemiyeti taraf�ndan Almanya ile ittifak anla�mas� sa�lamak ��in
> > giri�imlerde
> > bulunmak �zere g�revlendirildi. Enver Pa�a'n�n ilk giri�im ve teklifleri
> > Alman �mparatorlu�u'nun �stanbul B�y�kel�isi Hans von Wangenheim
> > taraf�ndan
> > reddedildi.
>
> > Daha sonra Avusturya-Maceristan yetkililerin de bask�lar� ile
> > Wangenheim'�n
> > �ans�lye Betmann Hollweg'in itirazlar�na neden olan Kayser II.
> > Wilhelm'in
> > �ahsi emriyle A�ustos 1914 tarihli ittifak anla�mas� ile Genel kanaatin
> > aksine, ittifak anla�mas� Almanlar'dan gelmedi�i gibi bu alanda
> > yana�mamakta
> > uzun s�re direnen de Alman �mparatorlu�u olmu�tur. Dolay�s�yla Enver
> > Pa�a'n�n Osmanl� Devleti'ni bir oldu bittisi sonucunda Almanlar'la
> > ittifak
> > anla�mas� imzalat zorlad��� tezi do�ru de�ildir; ayr�ca hi� bir b�y�k
> > Avrupa
> > devleti taraf�ndan ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanl� Devleti'nin Alman
> > ittifak�n� sa�lamas� gerekti�i konusunda �ttihat ve Terakki liderlerinin
> > tamam� ayn� kaanati ta��yordu.
>
> > 10 A�ustos 1914 g�n� �anakkale �n�ne gelen Goeben ve Breslau buharl�
> > Alman
> > sava� gemileri pe�lerindeki �ngiliz gemilerinden ka�abilmek i�in giri�
> > izni
> > isteyince kendisiyle g�r��en Kress von Kressenstein'in talebiyle Enver
> > Pa�a
> > re'sen verdi�i bir emirle gemilerin i�eri al�nmas�n� ve e�er takip etmek
> > isterlerse �ngiliz gemilerine ate� a��lmas�n� emretti. Olaylar� ya�ayan
> > baz�
> > subaylar, 22 Ekim 1914'de Enver Pa�a'n�n Amiral Souchon'a Karadeniz'deki
> > Rus
> > donanmas�na sald�rmas� i�in �ifahi emir verdi�ini iddia etmektedirler.
> > Ancak
> > bu konuda yaz�l� bir emir 25 Ekim 1914'te Enver Pa�a taraf�ndan amirale
> > g�nderilmi�ti. 29 Ekim 1914 g�n� Karadeniz'e manevra gerek�esiyle ��kan
> > Osmanl� donanmas�n�n Rus �arl��� liman ve gemilerine sald�r�s�
> > sonras�nda
> > Enver Pa�a, m�ttefiklerine tazminat �deyerek tarafs�zl���n korunmas�
> > fikrini
> > savunan h�k�met �yelerine kar�� sava�a giri� tezinin en hararetli
> > savunucusu
> > oldu.
>
> > Sava�a girilmesinden sonra Enver Pa�a Harbiye naz�r� olarak askeri
> > harekat�n y�netimini de ele ald�. Ancak kendisinin tamamen bir Alman
> > kuklas�
> > olup onlar�n isteklerini yerine getirmeye �al��t��� �eklindeki g�r��ler
> > do�ru de�ildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Pa�a'n�n �e�itli
> > hususlarda
> > Alman askeri yetkilileriyle �at��t���n� g�stermektedir. Enver Pa�a'n�n
> > I.
> > D�nya sava�� s�ras�ndaki fiili tek kumandas� Kafkas cephesinde olmu�tur.
> > 14
> > Ekim 1918 tarihinde Talat Pa�a kabinesinin istifas� ile Enver Pa�a'n�n
> > da
> > Harbiye naz�rl��� sona erdi ve 1-2 Kas�m 1918'de �ttihat ve Terakki'nin
> > di�er yedi lideriyle birlikte �lkeden ayr�ld�.
>
> > Enver Pa�a �lkeden ayr�lmadan �nce Sadrazam Ahmed �zzet Pa�a'ya yazd���
> > mektupta kulland��� ifadeler, onun Azerbaycan'da m�stakil bir T�rk
> > h�k�meti
> > kurmaya �al��aca�� intibas�n� uyand�rmaktayd�. Nitekim K�r�m'da Berlin'e
> > giden arkada�lar�ndan ayr�larak amcas� Halil Pa�a ve karde�i Nuri Bey'in
> > denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine ula�mak �zere oraya
> > hareket etti. Ancak kayalara bindiren takan�n batmas� sonucunda bunu
> > ger�ekle�tiremedi�i gibi b�lgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek
> > kumanda heyetinin tutukland���n� ��renince de Berlin'e gitmeye karar
> > verdi.
>
> > Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine yerle�ti ve Almanya'da
> > yeniden te�kilatlanmaya �al��an �ttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol
> > oynad�; ayr�ca �ngilizler'le de �e�itli pazarl�klarda bulundu, fakat bu
> > alanda bir anla�ma sa�lanamad�. Enver Pa�a Talat Pa�a ile birlikte 1919
> > A�ustos ay� sonunda Bol�evik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu
> > bulundu�u
> > h�cresinde ziyaret etti. Radek �ttihat ve Terakki'nin bu iki liderini
> > Moskova'ya davet etti. 10 Ekim 1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma ad�
> > ve
> > Rusya'daki T�rk Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimli�iyle u�akla
> > Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Pa�a, 13 Ekimde K�nigsberg'e ve
> > 15
> > Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vard�. Daha sonra Abeli'ye ini� yapan
> > u�ak
> > yolcular� Litvanya yetkilileri taraf�ndan g�z alt�na al�nd�lar ve
> > Kaunas'sa
> > g�nderildiler.
>
> > Enver Pa�a Kaunas'taki hapishanede iki ay ge�irdikten sonra tekrar
> > Berlin'e
> > d�nd�. Bu s�rada hapisten ��kan Radek'in talebi �zerine baz� �ttihat ve
> > Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27 May�s 1920 tarihinde
> > burada bulu�tular. Berlin'de kalan Enver Pa�a'da �e�itli temaslardan
> > sonra
> > Alman ad�na d�zenlenmi� sahte belgelerle yola ��kt�. Ancak bu u�a�� yine
> > zorunlu ini� yap�nca tekrar yakaland� ve Riga hapishanesine g�t�r�ld�.
> > Burada bir kom�nist, bir Alman yahudisi olarak muamele g�ren Enver Pa�a
> > tekrar serbest b�rak�ld�. 1920 A�ustos ay�n�n ba��nda ���nc� defa
> > Berlin'i
> > terk eden Enver Pa�a Stettin, K�nigsberg, Mingskve Somalengk �zerinden
> > 16
> > A�ustos tarihinde Moskova'ya ula�t�.
>
> > Burada gayet iyi kar��land� ve Kremlin'in b�y�k duvar�na bakan Sopiskaia
> > Naberezhnaya semtindeki bir konuk evine yerle�tirildi. Enver Pa�a eski
> > ittihat�� arkada�lar� ve Orta Asya'dan gelen temsilcilerle g�r��t�.
> > Ayr�ca
> > �i�erin, Radek, Zinoiev ve Len�n ile g�r��meler yapt� ve Sovyet-Alman
> > temaslar�nda arabuluculuk g�revini �stlendi. Berlin'den Moskova'ya
> > gelmesinde yard�mc� olan eski arkada�� Hans von Seect'e yazd��� 25 ve 26
> > A�ustos tarihli iki mektuba g�re, Tro�ki ve temsilcisi E.M. Skliansky'le
> > yapt��� g�r��melerde Anadolu hareketine silah yard�m�nda bulunulmas�n�
> > istedi ve s�z dahi ald�. �sl�m �htilal Cemiyetleri �ttihad� ad�nda bir
> > �rg�t
> > kurdu.
>
> > Enver Pa�a 1-8 Eyl�l 1920 tarihinde Bak�'de ger�ekle�en Do�u Halklar�
> > Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'� temsilen kat�ld�. Ankara
> > h�k�meti
> > de kongrede �brahim Tali (�ng�ren) taraf�ndan temsil edildi. Ancak bu
> > kongre
> > �nemli sonu�lar do�urmad�. Sovyetlerin ihtilalci gruplar� de�il, Mustafa
> > Kemal, R�za �ah, �ang-Kay-�ek Emanullah Han gibi tarafs�z liderlerin
> > y�netimlerini destekleme kararlar� Enver Pa�a'n�n i�ini zorla�t�rd�.
> > Ekim
> > 1920 ba�lar�nda yeniden Berlin'e d�nd� ve L�ksgrunewald semtine
> > yerle�ti.
>
> > Daha sonra �svi�re'ye giden Enver Pa�a burada Hakk� Pa�a ile g�r��erek
> > Rusya'dan Anadolu'ya asker� yard�m g�ndermek �zere bir gizli te�kilat
> > kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri binba��
> > Fischer ve
> > Alman harb bakanl���nda askeri te�hizat sorumlusu y�zba�� Kress'de
> > bulunmaktayd�. Ancak Moskova'dan gerekli maddi yard�m sa�lanamad�. Halil
> > Pa�a'mn Enver Pa�a'ya yazd��� 4 Kas�m 1920 tarihli mektuba g�re bu
> > alandaki
> > yeni taleplerde Karahan taraf�ndan reddedildi. Enver Pa�a 1921 �ubat' �
> > sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada �i�erin ve yeni Ankara
> > h�k�meti
> > temsilcisi Bekir Sami Bey'le �e�itli g�r��meler yapt�. 16 Temmuz 1921'de
> > Mustafa Kemal Pa�a'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri
> > hakk�ndaki �ikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma iddialar�na kar��
> > ��kt�. 30 Temmuz'da Ankara'ya y�nelik Yunan sald�r�s� ba�lad���nda Enver
> > Pa�a di�er �ttihat�� liderlerle birlikte Anadolu'ya ge�me fikriyle
> > Batum'a
> > gitti. Bu s�rada Trabzon'daki M�dafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu
> > destekliyordu.
> > --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
>
> > CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
> > Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
> > T�RK"L��� onur sayan
> > Y�ce T�RK Milletine aittir.
> > -
> > Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
> > ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine
> > girmeyiz.
> > Biz T�rk��y�z, sa� veya sol de�il d��ar�dan gelen hi�bir fikre tenezz�l
> > etmeyecek kadar �uurlu oldu�una inand���m�z
> > T�rk milletinin tek ger�ek merkezindeyiz.
> > Do�rudan do�ruya T�RK M�LL�YET��S�Y�Z
> > -
> > Saraylarda s�remem, da�larda s�rd���m�.
> > Bin CiHAN"a de�i�mem, �u �ks�z T�RK"L���M�.
> > -
> > Haks�zl�k kar��s�nda susan dilsiz �eytand�r. Hz.Muhammed
> > Vazifeyi ihmale s�r�kleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atat�rk
> > Ya�am: �l�m� hak etmektir.
> > NE MUTLU T�RK"�M DiYENE
> > -
> > TOPLULU�A POSTA G�NDER: cihan-tu...@googlegroups.com
> > TOPLULUK Y�NET�M�: cihan-turk-...@googlegroups.com
> > �YEL�K �PTAL�: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
> > �YEL�K:http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr
> > -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
>
>

--
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan
Y�ce T�RK Milletine aittir.
-
Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine
gireriz.

Tuncay Demirbaş

unread,
Dec 16, 2009, 9:52:25 AM12/16/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
ENVER PAŞA VATANSEVER BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR..ATATÜRK İSE EN BÜYÜK
TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR..BİRİSİNİ TUTUP DİĞERİNİ YERMEK İSE GAFLET VE
DELALETTİR..GEÇMİŞİMİZDEN UTANMAYALIM BEYLER..GEÇMİŞİNDEN UTANMAYACAK
YER YÜZÜNDE SADECE TÜRK MİLLETİ VARDIR..

On 16 Aralık, 00:48, "Nuri BAYRAKTAR" <nuribayrak...@ttmail.com>
wrote:
> ENVER PA A'ya PA A DEMEYE UTANMAYINIZ.
>
> O PA A'l S Z VERMED N Z K UTANASINIZ.
>
> ONA O PA ALI I BU M LLET VERD . BU M LLET ATAT RK'e, FEVZ AKMAK'a, kAZIM
> KARABEK R'e PA ALI I NASIL VERD SE CENNET MEKAN ENVER PA A'ya DA VERD .
>
> ENVER PA A BU M LLET N PA ASIDIR. E ER BA ARILI OLAB LSE D MD
> KAR ISINDA OLANLAR B ZLERDEN EVVEL ETRAFINI SARARLAR D .
>
> ENVER PA A T RK TURANCI D . T RK D NYASININ B RL NDEN YANA VE ONUN N
> HAYATINI ORTAYA KOYDU. S YASET N BE ENEL M BE ENMEYEL M O B R T RK
> PA ASIDIR.
>
> ONUN PA A OLMADI INI S YLEYEB LMEK K MSEN N HADD NE DE LD R.
>
> HERKES HADD N B LECEK.
>
> ALLAH RAHMET EYLES N.


>
> Nuri BAYRAKTAR
>
> ----- Original Message -----
> From: "Alga" <abdul...@yucesan.de>
> To: "CiHAN T RK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
> Sent: Tuesday, December 15, 2009 4:33 PM

> Subject: ..::CTO::.. ENVER PA A'm Allah sana Rahmet eylesin
>
> Enver Pa ay sevenlere alenen yaz lm bir duyuruya do rudan do ruya
> a k bir cevap:
>
>  'ENVER PA A'dan utan duyuyorsan z  o konu sadece Sizi ba lar,Enver
> Pa a ile Mustafa kemali birbirine d man g stermeniz yada
> g rmeniz ,kitap yazmadan nce (profiliniz)daha ook ara t rma yapman z
> gerekti inin en g zel delili.
>
> Enver Pa a zerinden Yusuf Ak ura'ya ve Ziya G kalp'e onun devam nda
> Gasp ral smail Bey'e ve di er yak n zaman m z n T rk B y klerine
> sald r n n kap s n a maya hi mi hi niyetim yok,TURAN ve T rk l e
> hakaretlere m samaha g stermeye milliyet ili im cevaz vermiyor.
> Enver Pa a ve Mustafa Kemal Pa a ili kisinin son ahitleri Allaha
> k r hayattalar,Mustafa Kemal Pa an n YAZILI MUTABAKATLA takdir
> etti i ve g vendi i ki i olan Enver Pa adan utanman z i in ne gerek
> var. Bu ifadeden unu anlayabilirsiniz . Mustafa Kemal Pa aya ve Enver
> Pa aya atfedilen ok olaylar n   n ne s rada lar gibi ge ecek delilli
> ve ispatl canl ahitler var,Allah daha uzun m rler versin. ben bu
> kadar s yledim imdi Ahmet isminde bir gazetecinin bu ahit ve
> ahitlerin kendi ses ve g r nt leriyle yapt haberin yay nlanmas n
> bekleyiniz,Enveri sevmeyi Siz de reneceksiniz
>
> Sizin dolay s ndan utand n z eylerden  ben iftihar ediyorum.
>
> K saca bu sat rlar n yazar hakk n da da bilgi
> bulacaks n z.G receksiniz asl nda hi de birbirimizden uzak de iliz ve
> Allah utanacak dert vermesin.
>
> 1)Birbirine d n r 2 b y kdedesi ehit
> 2)Sibiryada do mu , Allah r zas ve T rk Vatan i in anakkalede Gazi
> ama Gali yada ehit olmu , mezarlar belli de il,
> 3)Baba askerli ini Sar kam ta yapm ,
> 4)Sar kam ta sava m gazilerin an lar yla b y m ,
> 5)Mustafa Kemal Pa a ile ba Enver Pa a ile olandan ok daha yak n ,
> 1912/1913 Selanik ve Kayalar Muhaciri olan dede ATA'n n ocukluk
> arkada ,102 ya na kadar ya ayan bu dededen doya doya Mustafa Kemal
> Pa ay rendi
>
> Sizin kendinize lakap olarak arad n z 'kalpakl ' nvan n z  asl nda
> sevecen bir yap n z oldu unu anlat yor
> O Kalpak Gali ya ehidi dedemin Sibiryadan,Urallardan, ye il vatan
> KIRIM'dan getirdi i en de erli hat ra ve Allah bana o hat ray 4
> KITADA ba m n st nde  ta may nasip
> etti,Mekke'de ,Medine'de,KIRIM'da Tonyukukun mezar nda,KAZANDA,
> Sibiryada, Urum ide,Amerikada, Avrupada ,Afrikada, ok k r Allah'a.
>
> Allah her ehidimize Rahmet eylesin,
>
> A.Y cesan


>
> XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
>
> On 14 Dez., 20:26, KALPAKLI VATANSEVER <vatansevergenct...@gmail.com>
> wrote:

> > ENVER'E PA A DEMEYE UTANIYORUM!
>
> > BU ADAM DE L M S YAS HIRSI U RUNA B NLERCE MEHMET ARAB STAN
> > LLER NDEN ALIPTA, YALINAYAK, BA RI A IK, KARNI A B R EK LDE SARIKAMI
> > DA LARINA S REN?
> > BU ADAM DE L M SEFERBERL K LAN EDEREK, ANASININ KOYNUNDAN 15 YA INDAK
> > S PYENLER Y NE YALINAYAK, A A IK ERZURUMDA, KARS'TA TOPLAYAN VE
> > SARIKAMI
> > DA LARINDA DONMALARINA SEBEP OLAN?
> > O KADAR MEHMET N DONDU U SARIKAMI DA LARINDA, PA A DED N Z ENVER' N
> > DONMU CESED N BULDUNUZ MU? B YLE B R TAR H KAYIT VAR MI?
> > AMA BEN M DEDEM, SARIKAMI DA LARINDA..
> > B R MEZARI B LE YOK..
> > NE OLDU U HAKKINDA B R B LG DE YOK..
> > MD KALKMI ENVER D YE B R N , MUSTAFA KEMAL LE KIYASLIYORSUNUZ..
> > UTANIN BE..
> > BANA B R TAR H KAYIT G STER N, MUSTAFA KEMAL MEHMET S YAS HIRSLARI
> > Y Z NDEN L ME ATMI OLSUN..
> > KUSURA BAKMAYIN AMA..
> > S ZE SADECE ACIYORUM..
> > "TURAN" K M ENVER K M..
> > HAD ORDAN, HAD ORDAN..
> > SOLUCAN KILIKLILAR..
> > KALPAKLI
> > Damarlar nda ASL CEVHER bulunanlara selam olsun !
>
> > 04 Aral k 2009 15:06 tarihinde Prof.Dr.S leyman EL K
> > <sce...@omu.edu.tr>yazd :> Bu mar n s zlerinin T rkistan T rk esi ile
> > ilgisi olmay p Azeri
> > > T rk esidir.
> > > Atat rk' n Kars' ilk ziyaretinde, Karsl bir Azeri halk ozan
> > > taraf ndan Mustafa Kemal Pa a i in zel olarak bestelendi i konusunda
> > > belgeler de vard r.
> > > Bu mar la birlikte oynanan bir de halk oyunu vard r ve bu y llard r her
> > > yerde oynanmakta, s ylenmektedir.
> > > Bunu sizin de imdiye kadar bin kez dinlemi olman z gerekir.
> > > Bu yaz y hangi ama la yazm oldu unuzu anlayamad m.
> > > Sizin yazd n z ilk sat rdaki c mle d kl , uydurma oldu unun
> > > g stergesidir.
> > > "Ho geli ler ola, Kahraman Enver Pa a". Uyuyor mu?
> > > Oysa, "Ho geli ler ola, Mustafa Kemal Pa a", tam oturmaktad r.
> > > Enver Pa a'y sevebilirsiniz, fakat l tfen Atat rk ile mukayese etmeyin.
> > > Sayg lar...
>
> > > ----- Original Message -----
> > > *From:* KAD R USTA <kadirust...@gmail.com>


> > > *To:* CTO <cihan-tu...@googlegroups.com>
> > > *Sent:* Thursday, December 03, 2009 10:32 AM

> > > *Subject:* ..::CTO::.. ENVER PA A
>
> > > *Bu kutlu mar , Enver pa a T rkistan'a gitti i zaman orada ki T rk'lerin
> > > a z ndan d k l p, dalga dalga yay larak Ortaasya semalar nda y llarca
> > > yank lan p g n m ze kadar s ylenerek gelen yan k bir ezgidir...*
>
> > > Ho geli ler ola, kahraman Enver Pa a
> > > Askerin, milletin bayra nla ok ya a
> > > Ar ar ar ileri ileri, d nmez geri, T rk' n askeri
> > > Sa dan sola, soldan sa a Al da Bayra n d man st ne
>
> > > Cephede mitraly z, ayna gibi parl yor
> > > T rkistan T rkleri bayrak a m bekliyor
> > > Ar ar ar ileri ileri, d nmez geri, T rk' n askeri
> > > Sa dan sola, soldan sa a Al'da Bayra n d man st ne
> > > ------------------------------
>
> > > *KAHRAMAN ENVER PA A*
>
> > > As l ad smail Enver'dir. stanbul Divanyolu'nda do du, Do umu ile
> > > ilgili
> > > olarak T rk e ve Almanca otobiyografilerinde farkl tarihler
> > > verilmektedir
> > > (23 Kas m 1881 ar amba, 6 Aral k 1882 ar amba). Ailesi Manast rl olup
> > > babas , nceleri N f a Nez reti fen memurlu u yapan, daha sonra surre
> > > emini
> > > olan sivil pa al k r tbesine y kselen Ahmed Bey, annesi Ay e Han m'd r.
> > > K k ya ta g sterdi i a r stek sebebiyle hen z ya nda iken
> > > ibtid i
> > > mektebine kaydedildi. Ard ndan F tih Mekteb-i btid isi'ne girdi. Bu
> > > okulun
> > > ikinci s n f nda iken babas n n Manast r vil yeti N fia fen memurlu una
> > > tayini zerine renimine bu ehirde devam ettikten sonra yine ayn
> > > yerde
> > > askeri r diye ve asker idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i
> > > Harbiyye-i
> > > h ne'ye girdi. Daha o s ralarda, y ksek okullarda yayg n olan II.
> > > Abd lhamid aleyhten propagandadan etkilendi i otobiyografisinden
> > > anla lan
> > > Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i h ne'yi dokuzuncu olarak bitirip erk n
> > > harp s n f i in ayr lan k rk be ki ilik kontenjan i erisine girmeyi
> > > ba ard .
>
> > > Erk n harp e itimi s ras nda bir defa Y ld z Saray na g t r lerek
> > > sorguland ysa da h k m giymedi. Ancak bu d nemdeki ttihat ve Terakki
> > > Cemiyeti faaliyetlerine kat lmad kesindir. S n f ikincisi olarak
> > > okuldan
> > > mezun olduktan sonra 1903 y l Ocak ay nda erk n harp y zba s
> > > r tbesiyle
> > > Manast r'daki 13. Seyyar Top u Alay 'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar
> > > etelerinin takip ve tenkili i in yap lan harek ta kat ld , 1903 y l
> > > Eyl l nde Ko ana'da bulunan 20. Piyade Alay 'n n birinci b l ne
> > > nakledildi. Nisan 1904 tarihinde sk p'teki 16, S vari Alay 'nda
> > > g revlendirildi. Ayn y l n Ekim ay nda tip'teki alaya giren Enver Bey
> > > iki
> > > ay sona "sun f-i muhtelife" hizmetini tamamlayarak Manast r'daki
> > > kararg h na
> > > geri d nd . Burada erk n harp dairesinin birinci ve ikinci ubelerinde
> > > yirmi
> > > sekiz g n al t . Ard ndan Manast r M nt ka-i Askeriyyes Ohri ve
> > > K r ova
> > > m nt kalar
>
> ...
>
> tamamını oku »

KADİR USTA

unread,
Dec 16, 2009, 5:04:11 AM12/16/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ben bir kez daha bu öbekte kimler gerçekten milliyetçi turancı türkçü gördüm. Kimler ezbere bol keseden laf olsun diye sallayıp duruyor, kim neyi ne kadar biliyor gördüm. Kimler kimlere ben vatan millet sevdalısıyım deyip yuttururken gerçekte nelerin peşinde gördüm. Fisun Hanım da gereken cevabı fazlası ile vermiş zaten.  Abdullah Beğ ve Nuri Beğ de vermiş gereken cevabı. Hepsinden Allah razı olsun. Diyeceğim odur ki sanalda bol keseden atmakla ne milliyetçi olunuyor ne ulusalcı. T.C. vatandaşı olarak gerçek hayatta bu ülkeye ne kazandırdın, yüzyüze kimlerle neyi konusup icraate dönüştürdün o önemli. O yüzdenden sanal kahramanlara fazla takılıp kalmamak lazım. Biz yazacağımızı yazdık göreceğimizi gördük. Bundan gayri laf bilmezlerle tartışmaya oturmak boşa zaman kaybıdır. Nasıl ki vatan sanalda kurulmadı ise sanalda da kurtarılamaz. Bu işler herşeyin başında güven ister. Sanalda işkembeden atan ya da atmayan hiçkimseye güvenecek kadar aptal değiliz şükür. Her zaman her şeyin konuşulmasından yanayım. Bir şeye odaklanıp beyni ona saplayıp bırakmak bir kişinin kendisine ve topluma yapacağı en büyük kötülüktür. Her ne kadar ülke olarak karanlık günler geçirmiş olsakta benim milletime, orduma, devletime güvenim tamdır.
 
Bütün gönüldaşlarıma selam olsun.

 
2009/12/16 Nuri BAYRAKTAR <nuriba...@ttmail.com>
ENVER PAŞA'ya PAŞA DEMEYE UTANMAYINIZ.

O PAŞA'lığı SİZ VERMEDİNİZ Kİ UTANASINIZ.

ONA O PAŞALIĞI BU MİLLET VERDİ. BU MİLLET ATATÜRK'e, FEVZİ ÇAKMAK'a, kAZIM
KARABEKİR'e PAŞALIĞI NASIL VERDİ İSE CENNET MEKAN ENVER PAŞA'ya DA VERDİ.

ENVER PAŞA BU MİLLETİN PAŞASIDIR. EĞER BAŞARILI OLABİLSE İDİ ŞİMDİ
KARŞISINDA OLANLAR BİZLERDEN EVVEL ETRAFINI SARARLAR İDİ.

ENVER PAŞA TÜRKÇÜ TURANCI İDİ. TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİNDEN YANA VE ONUN İÇİN
HAYATINI ORTAYA KOYDU. SİYASETİNİ BEĞENELİM BEĞENMEYELİM O BİR TÜRK
PAŞASIDIR.

ONUN PAŞA OLMADIĞINI SÖYLEYEBİLMEK KİMSENİN HADDİNE DEĞİLDİR.

HERKES HADDİNİ BİLECEK.

ALLAH RAHMET EYLESİN.


Nuri BAYRAKTAR


----- Original Message -----
From: "Alga" <abdu...@yucesan.de>
To: "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Tuesday, December 15, 2009 4:33 PM
Subject: ..::CTO::.. ENVER PAŞA'm Allah sana Rahmet eylesin


Enver Paşayı sevenlere alenen yazılmış bir duyuruya doğrudan doğruya
açık bir cevap:

 'ENVER PAŞA'dan utanç duyuyorsanız  o konu sadece Sizi bağlar,Enver
Paşa ile Mustafa kemali birbirine düşman göstermeniz yada
görmeniz ,kitap yazmadan önce (profiliniz)daha çook araştırma yapmanız
gerektiğinin en güzel delili.

Enver Paşa üzerinden Yusuf Akçura'ya ve Ziya Gökalp'e onun devamında
Gaspıralı İsmail Bey'e ve diğer yakın zamanımızın Türk Büyüklerine
saldırının kapısını açmaya hiç mi hiç niyetim yok,TURAN ve Türkçülüğe
hakaretlere müsamaha göstermeye milliyetçiliğim cevaz vermiyor.
Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa ilişkisinin son şahitleri Allaha
şükür hayattalar,Mustafa Kemal Paşanın YAZILI MUTABAKATLA takdir
ettiği ve güvendiği kişi olan Enver Paşadan utanmanız için ne gerek

var. Bu ifadeden şunu anlayabilirsiniz . Mustafa Kemal Paşaya ve Enver
Paşaya atfedilen çok olayların  önüne sıradağlar gibi geçecek delilli
ve ispatlı canlı şahitler var,Allah daha uzun ömürler versin. ben bu
kadar söyledim şimdi Ahmet isminde bir gazetecinin bu şahit ve
şahitlerin kendi ses ve görüntüleriyle yaptığı haberin yayınlanmasını
bekleyiniz,Enveri sevmeyi Siz de öğreneceksiniz

Sizin dolayısından utandığınız şeylerden  ben iftihar ediyorum.

Kısaca bu satırların yazarı hakkın da da bilgi
bulacaksınız.Göreceksiniz aslında hiç de birbirimizden uzak değiliz ve
Allah utanacak dert vermesin.

1)Birbirine dünür 2 büyükdedesi şehit
2)Sibiryada doğmuş, Allah rızası ve Türk Vatanı için Çanakkalede Gazi
ama Galiçyada şehit olmuş, mezarları belli değil,
3)Baba askerliğini Sarıkamışta yapmış,
4)Sarıkamışta savaşmış gazilerin anılarıyla büyümüş,
5)Mustafa Kemal Paşa ile bağ Enver Paşa ile olandan çok daha yakın ,

1912/1913 Selanik ve Kayalar Muhaciri olan dede ATA'nın çocukluk
arkadaşı ,102 yaşına kadar yaşayan bu dededen doya doya Mustafa Kemal

Paşayı öğrendi

Sizin kendinize lakap olarak aradığınız 'kalpaklı' ünvanınız  aslında
sevecen bir yapınız olduğunu anlatıyor
O Kalpak Galiçya şehidi dedemin Sibiryadan,Urallardan, yeşil vatan
KIRIM'dan getirdiği en değerli hatıra ve Allah bana o hatırayı 4
KITADA başımın üstünde  taşımayı nasip

etti,Mekke'de ,Medine'de,KIRIM'da Tonyukukun mezarında,KAZANDA,
Sibiryada, Urumçide,Amerikada, Avrupada ,Afrikada, çok şükür Allah'a.

Allah her şehidimize Rahmet eylesin,

A.Yücesan

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


On 14 Dez., 20:26, KALPAKLI VATANSEVER <vatansevergenct...@gmail.com>
wrote:
> ENVER'E PAŞA DEMEYE UTANIYORUM!
>
> BU ADAM DEĞİL Mİ SİYASİ HIRSI UĞRUNA BİNLERCE MEHMETÇİĞİ ARABİSTAN
> ÇÖLLERİNDEN ALIPTA, YALINAYAK, BAĞRI AÇIK, KARNI AÇ BİR ŞEKİLDE SARIKAMIŞ
> DAĞLARINA SÜREN?
> BU ADAM DEĞİL Mİ SEFERBERLİK İLAN EDEREK, ANASININ KOYNUNDAN 15 YAŞINDAKİ
> SÜPYENLERİ YİNE YALINAYAK, AÇ AÇIK ERZURUMDA, KARS'TA TOPLAYAN VE
> SARIKAMIŞ
> DAĞLARINDA DONMALARINA SEBEP OLAN?

> O KADAR MEHMETÇİĞİN DONDUĞU SARIKAMIŞ DAĞLARINDA, PAŞA DEDİĞİNİZ ENVER'İN
> DONMUŞ CESEDİNİ BULDUNUZ MU? BÖYLE BİR TARİHİ KAYIT VAR MI?
> AMA BENİM DEDEM, SARIKAMIŞ DAĞLARINDA..
> BİR MEZARI BİLE YOK..
> NE OLDUĞU HAKKINDA BİR BİLGİDE YOK..
> ŞİMDİ KALKMIŞ ENVER DİYE BİRİNİ, MUSTAFA KEMAL İLE KIYASLIYORSUNUZ..
> UTANIN BE..
> BANA BİR TARİHİ KAYIT GÖSTERİN, MUSTAFA KEMAL MEHMETÇİĞİ SİYASİ HIRSLARI
> YÜZÜNDEN ÖLÜME ATMIŞ OLSUN..
> KUSURA BAKMAYIN AMA..
> SİZE SADECE ACIYORUM..
> "TURAN" KİM ENVER KİM..
> HADİ ORDAN, HADİ ORDAN..
> SOLUCAN KILIKLILAR..
> KALPAKLI
> Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun !

>
> 04 Aralık 2009 15:06 tarihinde Prof.Dr.Süleyman ÇELİK
> <sce...@omu.edu.tr>yazdı:> Bu marşın sözlerinin Türkistan Türkçesi ile
> ilgisi olmayıp Azeri
> > Türkçesidir.
> > Atatürk'ün Kars'ı ilk ziyaretinde, Karslı bir Azeri halk ozanı
> > tarafından Mustafa Kemal Paşa için özel olarak bestelendiği konusunda
> > belgeler de vardır.
> > Bu marşla birlikte oynanan bir de halk oyunu vardır ve bu yıllardır her
> > yerde oynanmakta, söylenmektedir.
> > Bunu sizin de şimdiye kadar bin kez dinlemiş olmanız gerekir.
> > Bu yazıyı hangi amaçla yazmış olduğunuzu anlayamadım.
> > Sizin yazdığınız ilk satırdaki cümle düşüklüğü, uydurma olduğunun
> > göstergesidir.
> > "Hoş gelişler ola, Kahraman Enver Paşa". Uyuyor mu?
> > Oysa, "Hoş gelişler ola, Mustafa Kemal Paşa", tam oturmaktadır.
> > Enver Paşa'yı sevebilirsiniz, fakat lütfen Atatürk ile mukayese etmeyin.
> > Saygılar...
>
> > ----- Original Message -----
> > *From:* KADİR USTA <kadirust...@gmail.com>

> > *To:* CTO <cihan-tu...@googlegroups.com>
> > *Sent:* Thursday, December 03, 2009 10:32 AM
> > *Subject:* ..::CTO::.. ENVER PAŞA
>
> > *Bu kutlu marş, Enver paşa Türkistan'a gittiği zaman orada ki Türk'lerin
> > ağzından dökülüp, dalga dalga yayılarak Ortaasya semalarında yıllarca
> > yankılanıp günümüze kadar söylenerek gelen yanık bir ezgidir...*
>
> > Hoş gelişler ola, kahraman Enver Paşa
> > Askerin, milletin bayrağınla çok yaşa
> > Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
> > Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağın düşman üstüne
>
> > Cephede mitralyöz, ayna gibi parlıyor
> > Türkistan Türkleri bayrak açmış bekliyor
> > Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
> > Sağdan sola, soldan sağa Al'da Bayrağın düşman üstüne
> > ------------------------------
>
> > *KAHRAMAN ENVER PAŞA*
>
> > Asıl adı İsmail Enver'dir. İstanbul Divanyolu'nda doğdu, Doğumu ile
> > ilgili
> > olarak Türkçe ve Almanca otobiyografilerinde farklı tarihler
> > verilmektedir
> > (23 Kasım 1881 Çarşamba, 6 Aralık 1882 Çarşamba). Ailesi Manastırlı olup
> > babası, önceleri Nâfıa Nezâreti fen memurluğu yapan, daha sonra surre
> > emini

> > olan sivil paşalık rütbesine yükselen Ahmed Bey, annesi Ayşe Hanım'dır.
> > Küçük yaşta gösterdiği aşırı İstek sebebiyle henüz üç yaşında iken
> > ibtidâi
> > mektebine kaydedildi. Ardından Fâtih Mekteb-i İbtidâisi'ne girdi. Bu
> > okulun

> > ikinci sınıfında iken babasının Manastır vilâyeti Nâfia fen memurluğuna
> > tayini üzerine öğrenimine bu şehirde devam ettikten sonra yine aynı
> > yerde
> > askeri rüşdiye ve askerî idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i
> > Harbiyye-i

> > Şâhâne'ye girdi. Daha o sıralarda, yüksek okullarda yaygın olan II.
> > Abdülhamid aleyhten propagandadan etkilendiği otobiyografisinden
> > anlaşılan
> > Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'yi dokuzuncu olarak bitirip erkânı
> > harp sınıfı için ayrılan kırk beş kişilik kontenjan içerisine girmeyi
> > başardı.
>
> > Erkânıharp eğitimi sırasında bir defa Yıldız Sarayına götürülerek
> > sorgulandıysa da hüküm giymedi. Ancak bu dönemdeki İttihat ve Terakki
> > Cemiyeti faaliyetlerine katılmadığı kesindir. Sınıf ikincisi olarak
> > okuldan

> > mezun olduktan sonra 1903 yılı Ocak ayında erkânıharp yüzbaşısı
> > rütbesiyle
> > Manastır'daki 13. Seyyar Topçu Alayı'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar

> > çetelerinin takip ve tenkili için yapılan harekâta katıldı, 1903 yılı
> > Eylülünde Koçana'da bulunan 20. Piyade Alayı'nın birinci bölüğüne
> > nakledildi. Nisan 1904 tarihinde Üsküp'teki 16, Süvari Alayı'nda
> > görevlendirildi. Aynı yılın Ekim ayında İştip'teki alaya giren Enver Bey
> > iki

> > ay sona "sunûf-i muhtelife" hizmetini tamamlayarak Manastır'daki
> > karargâhına
> > geri döndü. Burada erkânıharp dairesinin birinci ve ikinci şubelerinde
> > yirmi
> > sekiz gün çalıştı. Ardından Manastır Mıntıka-i Askeriyyesİ Ohri ve
> > Kırçova
> > mıntıkaları müfettişliğine tayin edildi. 7 Mart 1905'te kolağası oldu.
> > Bu
> > görev sırasında Bulgar, Rum ve Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî
> > harekâtta üstün başarılar gösterdiğinden dördüncü ve üçüncü Mecidi,
> > dördüncü
> > Osmani nişanlan ve altın liyakat madalyası ile ödüllendirildi: 13 Eylül
> > 1906
> > tarihinde binbaşılığa yükseltildi. Bulgar çeteleri-ne karşı yürüttüğü
> > faaliyet onun üzerinde Milliyetçilik fikirlerinin etkili olmasında rol
> > oynadı. Bu ay içinde Selanik'te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne on
> > ikinci üye olarak katıldı. Manastır'a dönüşünde cemiyetin buradaki
> > teşkilatım kurma faaliyetinde bulundu. Bu faaliyetleri, Osmanlı Hürriyet

> > Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanlı Terakki ve İttihat
> > Cemiyeti'nin
> > birleşmesi ve ilk örgütün Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti Dahili
> > Merkez-i Umumisi adını almasından sonra daha yoğun olarak sürdürdü.
> > Terakki
> > ve İttihat Cemiyeti tarafından başlatılan ihtilal girişimlerine katıldı.
> > Faaliyetinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul'a davet edildi. Ancak 24

> > Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilalde öncü rol oynadı.
>
> > Tikveş'teki örgütlenme faaliyetinden sonra 21 Temmuz 1908'de Köprülü'ye

> > geçen Enver Bey, 23 Temmuz 1908 tarihinde II Abdülhamid'in Meclis-i
> > Mebusan'ı yeniden toplantıya çağıran iradesi sonrasında Selanik'e
> > giderek bu
> > şehirdeki kutlamalara katıldı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi
> > olduğundan ve Kolağası Niyazi Bey ile beraber en önemli faaliyeti
> > gerçekleştirdiğinden bir anda "kahraman-ı hürriyet" haline geldi ve bu

> > tarihten itibaren yeniden Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını
> > kullanmaya başlayan örgüt içindeki askeri kanadın önde gelen
> > isimlerinden
> > biri oldu. 23 Ağustos 1908'de Rumeli Vilayeti Müfettişliği refakatine

> > verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuruş maaşla Berlin askeri
> > ataşesi
> > olarak görevlendirildi.
>
> > 31 Mart Vak'ası üzerine geçici olarak yurda dönen Enver Bey İstanbul'da
> > Hareket Ordu'-suna katıldıktan sonra tekrar Berlin'e gitti. 12 Ekim 1910

> > tarihinde Birinci ve İkinci Ordu manevralarında hakem olarak görev
> > yapmak
> > üzere yeniden İstanbul'a geldi ve kısa bir şiire sonra geri döndü. Mart
> > 1911'de İstanbul'a gelen Enver Bey, 19 Mart 1911'de Makedonya'daki çete
> > faaliyetlerine karşı alınacak tedbirleri denetlemek ve bu alanda rapor

> > hazırlamak üzere bölgeye gitti. Enver Bey dolaştığı Selanik, Üsküp,
> > Manastır, Köprülü ve Tikveş'te bir yandan çetelere karşı alınacak
> > tedbirler
> > üzerinde çalışırken öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri

> > gelenleriyle görüştü. 11 Mayıs 1911 tarihinde İstanbul'a döndü. 15 Mayıs
> > 1911'de Sultan Mehmed Reşad'ın yeğenlerinden Naciye Sultan ile
> > nişanlandı.
> > 27 Temmuz 1911'de Malisör isyanı sebebiyle İşkodra'da toplanan İkinci
> > Kolordu'nun erkânıharp reisi olarak Trieste üzerinden İşkodra'ya gitmek
> > üzere İstanbul'dan ayrıldı. 29 Temmuz'da ulaştığı İşkodra'da Malisör
> > isyanının bastırılması, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Arnavut

> > üyeleriyle
> > olan meselelerinin hallinde önemli rol oynadı. Daha sonra Berlin'e
> > geçtiyse
> > de İtalyanlar'ın Trablusgarp'a saldırmaları üzerine yurda döndü.
>
> > 3 Eylül 1911 tarihinde Selanik'te yapılan İttihat ve Terakki Cemiyeti

> > merkez-i umumi toplantısında İtalyanlar'a karşı bir gerilla savaşı
> > yürütmesi
> > fikrini savunan Enver Bey bu görüşünü diğer örgüt üyelerine de kabul

> > ettirdi. 8 Ekim 1911'de padişah ve hükümet yetkilileriyle görüştükten
> > sonra
> > İskenderiye'ye gitmek üzere 10 Ekim 1911'de İstanbul'dan ayrıldı.
> > Mısır'da
> > ileri gelen Arap liderleriyle çeşitli temaslar kurup 22 Ekim'de
> > Bingazi'ye

> > hareket etti. Çölü geçerek 8 Kasımda Tobruk'a ulaştı, l Aralık 1911 'de
> > Aynülmansûr'da askeri karargahını kurdu. İtalyanlar'a karşı yapılan
> > muharebe
> > ve gerilla harekatında büyük başarılar elde etti. 24 Ocak 1912 tarihinde
> > bu
> > görevine ilaveten Bingazi mutaasarrıflığına tayin edildi. 10 Haziran
> > 1912'de

> > kaymakam oldu. Kasım 1912 sonlarında Balkan Savaşı'na katılmak üzere
> > Bingazi'yi terkederek tebdili kıyafetle İskenderiye'ye, oradan de bir
> > İtalyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana üzerinden İstanbul'a dönen
> > Enver

> > Bey, l Ocak 1913'te Nazım Paşa ile görüştü. Harbiye nazırı ile Kamil
> > Paşa'nın istifaya zorlanması ve yerine savaşa devam edecek bir hükümetin
> > kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Daha sonda bu fikri, Kamil Paşa'nın
> > görevde kalmasını isteyen Sultan Mehmed Reşad'a da kabul ettirmeye
> > çalıştı.
>
> > Enver Bey ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri 23 Ocak
> > 1913

> > tarihinde Bâ-biâli Baskını'nı gerçekleştirdiler. Enver Bey öncü rol
> > oynadığı
> > bu hükümet darbesinde Kamil Paşa'ya İstifanamesini imzalattı. Ardından
> > padişahı ziyaret ederek Mahmud Şevket Paşa'nın sadarete getirilmesini
> > sağladı. 12 Haziran 1913'de Mahmud Şevket Paşa'nın vurulmasından sonra
> > ülke
> > yönetimine fiilen el koyan İttihat ve Terakki içindeki askeri kadronun
> > da

> > lideri haline gelen Enver Bey, hayati kararların alınmasında etkili
> > oldu. II
> > Balkan Savaşı sırasında 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girişi toplum
> > nezdindeki
> > prestijini daha da artırdı. 15 Aralık 1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te
> > Mirliva, aynı tarihte Ahmed İzzet Paşa'nın yerine Harbiye nazırı oldu.

>
> > 8 Ocak 1914 tarihinde aynı zamanda Erkan-i Harbiye-i Umumiyye reisliği
> > görevini üstlenen Enver Paşa yeni görevinde büyük bir gayretle, I.
> > Balkan
> > Savaş'nda bozguna uğrayan Osmanlıordusunun yeniden düzenlenmesine
> > çalıştı.
> > Eski dönemin yaşlı paşalarının tamamına yakın bir kısmı emekli edildi ve
> > genç subaylar orduda önemli göreve getirildi. Enver Paşa'nın mahiyetinde
> > çalışmış olan Rauf bey ve Kazım Karabekir gibi subaylar onun bu

> > çabalarının
> > başarılı olduğunu kabul ederler. Enver Paşa'nın bu düzenlemesi bir
> > anlamda
> > Cumhuriyet'in kuruluşunda önemli rol oynayan o kadronun da Osmanlı ordu
> > teşkilatında yükselmesini sağladı. Enver Paşa, Harbiye nazırlığı
> > sırasında
> > "enverîye" adı verilen askeri ve aynı adla anılan, sesli, sessiz
> > harflerin

> > her harfinin ayrı yazılması ile uygulanan bir yazı gibi yenilikler
> > yaptı. 5

> > Mart 1914 tarihinde Naciye Sultan ile evlenen Enver Paşa, İttihat i
> > Terakki
> > Cemiyeti tarafından Almanya ile ittifak anlaşması sağlamak İçin
> > girişimlerde
> > bulunmak üzere görevlendirildi. Enver Paşa'nın ilk girişim ve teklifleri
> > Alman İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim
> > tarafından
> > reddedildi.
>

> > Daha sonra Avusturya-Maceristan yetkililerin de baskıları ile
> > Wangenheim'ın
> > Şansölye Betmann Hollweg'in itirazlarına neden olan Kayser II.
> > Wilhelm'in
> > şahsi emriyle Ağustos 1914 tarihli ittifak anlaşması ile Genel kanaatin

> > aksine, ittifak anlaşması Almanlar'dan gelmediği gibi bu alanda
> > yanaşmamakta
> > uzun süre direnen de Alman İmparatorluğu olmuştur. Dolayısıyla Enver
> > Paşa'nın Osmanlı Devleti'ni bir oldu bittisi sonucunda Almanlar'la
> > ittifak

> > anlaşması imzalat zorladığı tezi doğru değildir; ayrıca hiç bir büyük
> > Avrupa
> > devleti tarafından ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanlı Devleti'nin Alman
> > ittifakını sağlaması gerektiği konusunda İttihat ve Terakki liderlerinin
> > tamamı aynı kaanati taşıyordu.
>
> > 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale önüne gelen Goeben ve Breslau buharlı
> > Alman
> > savaş gemileri peşlerindeki İngiliz gemilerinden kaçabilmek için giriş
> > izni
> > isteyince kendisiyle görüşen Kress von Kressenstein'in talebiyle Enver

> > Paşa
> > re'sen verdiği bir emirle gemilerin içeri alınmasını ve eğer takip etmek
> > isterlerse İngiliz gemilerine ateş açılmasını emretti. Olayları yaşayan
> > bazı
> > subaylar, 22 Ekim 1914'de Enver Paşa'nın Amiral Souchon'a Karadeniz'deki
> > Rus
> > donanmasına saldırması için şifahi emir verdiğini iddia etmektedirler.
> > Ancak

> > bu konuda yazılı bir emir 25 Ekim 1914'te Enver Paşa tarafından amirale
> > gönderilmişti. 29 Ekim 1914 günü Karadeniz'e manevra gerekçesiyle çıkan
> > Osmanlı donanmasının Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırısı
> > sonrasında
> > Enver Paşa, müttefiklerine tazminat ödeyerek tarafsızlığın korunması
> > fikrini
> > savunan hükümet üyelerine karşı savaşa giriş tezinin en hararetli
> > savunucusu
> > oldu.
>

> > Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye nazırı olarak askeri
> > harekatın yönetimini de ele aldı. Ancak kendisinin tamamen bir Alman

> > kuklası
> > olup onların isteklerini yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler
> > doğru değildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Paşa'nın çeşitli
> > hususlarda
> > Alman askeri yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Enver Paşa'nın
> > I.
> > Dünya savaşı sırasındaki fiili tek kumandası Kafkas cephesinde olmuştur.
> > 14

> > Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa kabinesinin istifası ile Enver Paşa'nın
> > da
> > Harbiye nazırlığı sona erdi ve 1-2 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin
> > diğer yedi lideriyle birlikte Ülkeden ayrıldı.
>
> > Enver Paşa ülkeden ayrılmadan önce Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'ya yazdığı
> > mektupta kullandığı ifadeler, onun Azerbaycan'da müstakil bir Türk
> > hükümeti
> > kurmaya çalışacağı intibasını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım'da Berlin'e
> > giden arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Bey'in
> > denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine ulaşmak üzere oraya

> > hareket etti. Ancak kayalara bindiren takanın batması sonucunda bunu
> > gerçekleştiremediği gibi bölgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek
> > kumanda heyetinin tutuklandığını öğrenince de Berlin'e gitmeye karar
> > verdi.
>

> > Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine yerleşti ve Almanya'da
> > yeniden teşkilatlanmaya çalışan İttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol
> > oynadı; ayrıca İngilizler'le de çeşitli pazarlıklarda bulundu, fakat bu

> > alanda bir anlaşma sağlanamadı. Enver Paşa Talat Paşa ile birlikte 1919
> > Ağustos ayı sonunda Bolşevik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu
> > bulunduğu
> > hücresinde ziyaret etti. Radek İttihat ve Terakki'nin bu iki liderini

> > Moskova'ya davet etti. 10 Ekim 1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma adı
> > ve
> > Rusya'daki Türk Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimliğiyle uçakla
> > Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Paşa, 13 Ekimde Königsberg'e ve
> > 15

> > Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vardı. Daha sonra Abeli'ye iniş yapan
> > uçak
> > yolcuları Litvanya yetkilileri tarafından göz altına alındılar ve
> > Kaunas'sa
> > gönderildiler.
>
> > Enver Paşa Kaunas'taki hapishanede iki ay geçirdikten sonra tekrar
> > Berlin'e
> > döndü. Bu sırada hapisten çıkan Radek'in talebi üzerine bazı İttihat ve

> > Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27 Mayıs 1920 tarihinde
> > burada buluştular. Berlin'de kalan Enver Paşa'da çeşitli temaslardan
> > sonra
> > Alman adına düzenlenmiş sahte belgelerle yola çıktı. Ancak bu uçağı yine
> > zorunlu iniş yapınca tekrar yakalandı ve Riga hapishanesine götürüldü.
> > Burada bir komünist, bir Alman yahudisi olarak muamele gören Enver Paşa
> > tekrar serbest bırakıldı. 1920 Ağustos ayının başında üçüncü defa
> > Berlin'i

> > terk eden Enver Paşa Stettin, Königsberg, Mingskve Somalengk üzerinden
> > 16
> > Ağustos tarihinde Moskova'ya ulaştı.
>
> > Burada gayet iyi karşılandı ve Kremlin'in büyük duvarına bakan Sopiskaia

> > Naberezhnaya semtindeki bir konuk evine yerleştirildi. Enver Paşa eski
> > ittihatçı arkadaşları ve Orta Asya'dan gelen temsilcilerle görüştü.
> > Ayrıca
> > Çiçerin, Radek, Zinoiev ve Lenİn ile görüşmeler yaptı ve Sovyet-Alman
> > temaslarında arabuluculuk görevini üstlendi. Berlin'den Moskova'ya

> > gelmesinde yardımcı olan eski arkadaşı Hans von Seect'e yazdığı 25 ve 26
> > Ağustos tarihli iki mektuba göre, Troçki ve temsilcisi E.M. Skliansky'le

> > yaptığı görüşmelerde Anadolu hareketine silah yardımında bulunulmasını
> > istedi ve söz dahi aldı. îslâm İhtilal Cemiyetleri İttihadı adında bir
> > örgüt
> > kurdu.
>
> > Enver Paşa 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen Doğu Halkları
> > Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katıldı. Ankara
> > hükümeti
> > de kongrede İbrahim Tali (Öngören) tarafından temsil edildi. Ancak bu
> > kongre

> > önemli sonuçlar doğurmadı. Sovyetlerin ihtilalci grupları değil, Mustafa
> > Kemal, Rıza Şah, Çang-Kay-Şek Emanullah Han gibi tarafsız liderlerin
> > yönetimlerini destekleme kararları Enver Paşa'nın işini zorlaştırdı.
> > Ekim
> > 1920 başlarında yeniden Berlin'e döndü ve Lüksgrunewald semtine
> > yerleşti.
>
> > Daha sonra İsviçre'ye giden Enver Paşa burada Hakkı Paşa ile görüşerek
> > Rusya'dan Anadolu'ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli teşkilat
> > kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri binbaşı
> > Fischer ve
> > Alman harb bakanlığında askeri teçhizat sorumlusu yüzbaşı Kress'de
> > bulunmaktaydı. Ancak Moskova'dan gerekli maddi yardım sağlanamadı. Halil
> > Paşa'mn Enver Paşa'ya yazdığı 4 Kasım 1920 tarihli mektuba göre bu
> > alandaki

> > yeni taleplerde Karahan tarafından reddedildi. Enver Paşa 1921 Şubat' ı
> > sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada Çiçerin ve yeni Ankara
> > hükümeti
> > temsilcisi Bekir Sami Bey'le çeşitli görüşmeler yaptı. 16 Temmuz 1921'de
> > Mustafa Kemal Paşa'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri
> > hakkındaki şikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma iddialarına karşı

> > çıktı. 30 Temmuz'da Ankara'ya yönelik Yunan saldırısı başladığında Enver
> > Paşa diğer İttihatçı liderlerle birlikte Anadolu'ya geçme fikriyle
> > Batum'a
> > gitti. Bu sırada Trabzon'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu
> > destekliyordu.

> > 5 Eylül'de burada yapılan ve Halk Şuralar Fırkası Toplantısı olarak ilan
> > edilen İttihatçı toplantısında Ankara'daki T.B.M.M.'ne İttihatçı
> > sürgünlerle
> > soğuk ilişkilerin sona erdirilmesi içinde başvuruda bulunması
> > kararlaştırıldı. Ancak Sakarya zaferi Enver Paşa'nın planlarının bir
> > defa
> > daha bütünüyle değişmesine yol açtı. Baku'yu terk eden Enver Paşa
> > Tiflis,
> > Aşkabat ve Merv'e uğradıktan sonda Ekim 1921 tarihinde kendisine refakat

> > eden Teşkilat-ı Mahsusa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer
> > bazı
> > İttihattçılarla birlikte Buhara'ya gitti. 8 Kasımda Türk subaylarla
> > birlikte
> > tekrar yola çıktı ve 19 Kasım'da Akbulağ, 21 Kasım'da Başçardak
> > kışlağında
> > ve 24 Kasım'da Gurgantepe'ye ulaştı. Burada Cedidci Alehytarı Lakay
> > İbrahim
> > Bey'in esiri durumuna geldi. Şubat 1922 sonunda buradan kurtulan Enver

> > Paşa
> > Ruslara karşı savaşan Basmacıları örgütlemek için tekrar Duşanbe
> > ilerisindeki kışlaklara gitti. 24 Temmuz'da Rusların Duşanbe'yi alması
> > üzerine geri çekilerek Satılmış Kışlağına vardı. Buradan Belcuvan
> > bölgesindeki Âbıderyâ köyüne geçti ve son karargahı, burada kurdu. 4
> > Ağustos
> > 1922'de karargahta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde mahiyetinde kalan
> > askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus baskınına uğradı; yanındaki otuza
> > yakın atlıyla yöneldiği Çegan tepesi mevkiinde giriştiği çarpışmada ön
> > safta
> > vuruşurken şehit oldu.
>
> > Enver Paşa'nın eşyaları müfreze kumandanı Kulikof tarafından Taşkent'e
> > gönderildi. Buradan daha sonra Moskova'daki askeri müzeye nakledildi.
> > Cenazesi Âbıderyâ köyünde toprağa verildi.(Aziz na'şı 1996 yılında
> > ülkemize
> > getirilmiştir ve Hürriyet tepesinde tarafımızdan göndere çekilen ve
> > nazlı
> > nazlı dalgalanan şanlı bayrağımızın altında yatmaktadır. ÜLKÜM)
>
> > Enver Paşa'nın siyasi ve askeri kariyeri hakkında değişik ve birbiriyle
> > çelişen yorumlar yapılmıştır. 1908 ihtilalinde oynadığı rol, Trablusgarp
> > Harb'indeki başarıları sebebiyle kamuoyunda büyük prestij kazanan Enver
> > Paşa'nın maceracılık boyutlarına varan hareketleri konusunda yorumda

> > bulunulurken içinde yaşadığı çağın da bir macera çağı olduğu hesaba
> > katılmalıdır.
> > --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
>
> > CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
> > Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
> > TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
> > Yüce TÜRK Milletine aittir.
> > -

> > Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
> > ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine
> > girmeyiz.
> > Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
> > etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
> > Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
> > Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
> > -
> > Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
> > Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
> > -
> > Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
> > Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
> > Yaşam: Ölümü hak etmektir.
> > NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
> > -
> > TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
> > TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
> > ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
> > -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
>
>

--

CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine
gireriz.

Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr

--

CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.

Nuri BAYRAKTAR

unread,
Dec 17, 2009, 6:08:21 AM12/17/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sevgili Kadir Bey'ciğim,
Size aynen ve tamamen katılıyor ve teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun
Saygılar
TANRI TÜRK'ü KORUSUN

KADİR USTA

unread,
Dec 17, 2009, 2:51:30 AM12/17/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu ülkede insanlar sadece teröre odaklansın, saçla başla, kaşla gözle uğraşmak süretiyle küçücük şeylere hapsolup kalsın, insanların ülküleri ülke sınırlarının dışına kesinlikle taşmasın, Doğu Türkistan, Karabağ, Musul Kerkük ve orada zulüm gören Türkmenler konuşulmasın onlara el uzatılmasın vs. Amaç bu. Amaç beyinleri ülke içine hapsedip bırakmak. Bence her ortamda her ne olursa olsun herşeyi konuşmak irdelemek lazım. Ülküleri büyük tutmak ve bu yolda mücadele etmek lazım. Daha Enver Paşa ne için can vermiş bilmeden onu anlamadan Turancılık yapmak ancak küçük çocukları kadırmaktır. Özellikle geçmiş yani tarih enine boyuna her zaman konuşulmalıdır. Tarihini bilmeyen millet geleceğe yön veremez. Çünkü bu gün ve yarın yaşanan ve yaşanacak herşey aslında geçmişin birer yansımasıdır. Dün İngiliz, Yunan, Rus, Çin ve ABD hangi amaçlar peşinde koşuyor hangi idealleri gerçek kılmak istiyor ise bu günde aynıdır. Milleti tarihi yanlızca bir kişiden ibaretmiş gibi cisimlere ve kişilere hapsetme uğraşları bu millete ihanetten başka bişey değildir. Atatürk ü sevmek Enver Paşa, Abdulhamit Han vs. ye düşman olmak değildir. Bu millet için hepsinin yeri ayrıdır. Herşeyden öte hepside aynı hedefe yürümüşlerdir sadece yürüdükleri yol farklıdır. Şimdi bakıyorumda Turan yolunda can veren Enver Paşa yı anlamadan Türkçülük Turancılık nasıl oluyor diye düşünüyorum. Belkide amaç ne Türkçülük ne de Turancılıktır, amaç insanların enerjisini boşa tüketmek ve ülkülerini ülke sınırlarına hapsedip bırakmaktır.

2009/12/16 Tuncay Demirbaş <tuncayde...@gmail.com>

--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.

ugur ozaltin

unread,
Dec 18, 2009, 3:52:09 AM12/18/09
to cihan-tu...@googlegroups.com

Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa’yı 1908-1914 arası döneme bakarak “1908’in Hürriyet Kahramanı Binbaşı Enver Bey, işte bu kısa devrede Enver Paşa, daha doğrusu imparatorluğun tek söz sahibi olan, genç, inançlı, muhteris, daha doğrusu hem kaderci hem de kaderini yaratan adam olarak sahnededir.” tanımlar.

1908’de Genç Türkler İhtilali ile yıldızı parlayan Enver’in hızlı yükselişi 1913’te Yarbayken yine aynı senenin sonlarında Albaylığa, 19 gün sonra 1 Ocak 1914’te Paşalığa yükselmesi ile başlar. Kabineye Harbiye Nazırı olarak girer; Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir süre sonra da Başkumandan Vekilliği yetkilerini de elinde toplar. Naciye Sultanla evlenip, saraya, Padişaha damat oluşu da bu safhaya rastlar.

Enver Paşa’yı Büyük Kumandan olarak değil, güçlü bir Ordu teşkilatçısı olarak değerlendirirler. 1.Dünya Savaşı ardından, Almanya’nın yenilgisi ve Osmanlı’yı Sevr Antlaşması’na sürükleyen çöküşün ardından Kasım 1918’de Enver Paşa ülkeyi terk ediyordu. 1922 yılının 4 Ağustosu’na kadar yurt dışında çalışmalarını sürdürdü. Ve son gün Orta Asya’nın Pamir eteklerinde Çegan tepesinde vurularak öldürüldüğünde 42 yaşında yenik ve yalnız bir adamdı.
 
KAYNAK : Kimkimdir.gen.tr

17 Aralık 2009 09:51 tarihinde KADİR USTA <kadir...@gmail.com> yazdı:



--
Uğur Özaltın
İnternette makale sitesi en çok ziyaret edilen ve yazıları en çok okunan araştırmacı yazar,siyaset bilimciastrolog,edebiyatçı.

www.ugurozaltinyazilari.tr.cx
www.ugurozaltinmakaleleri.tr.cx

Tuncay Demirbaş

unread,
Dec 18, 2009, 2:33:36 PM12/18/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
Sayın Usta, işte bu durum Türk milliyetçiliği ile ulusalcılığın
anladıkları milliyetçilik anlayışının farklılığıdır..Ulusalcı kesim
buna ulusolcu kesim de denilebilir; Türk tarihini 1923 ten başlayarak
alır ve eski tarihine top yekün tu kaka diye bakar !.. Ulusalcı
kesimin milliyeyçilik anlayışı ise sadece Türkiye sınırları içinde
yaşayan halk ile sınırlıdır, diğer dünya Türkleri ile duyarlılığı söz
konusu bile değildir..Bu sebepleden ötürü kendilerine milliyetçi
yakıştırması yapmaktam imtina ederler, onlar kendilerine "yurtsever"
demeyi daha uygun görürler..

Türk milliyetçiliği anlayışı ise; milliyetçiliğin baş şartı geçmişe ve
ataya saygı şiarı ile tüm Türk tarihini, Hakanlarını, Başbuğlarını,
Padişahlarını ve devlet adamlarını bir birinden ayırt etmeden hepsine
sahip çıkarak, diğer dünya Türklerinin refahı ve selameti içinde
politikalar üretilmesini, en azından dilde, fikirde, ekonomide birlik
arayışı içinde olmalarını temel ideolojilerinde barındırmaları
gereğiyidir...Dolayısı ile ulusalcılık yurtsevercilik anlayışları
köklere inemediği için kalıcı bir doktrin değil geçicidir..Ancak Türk
milliyetçiliği asla sönmeyecek bir ateştir zira gücünü binlerce yıllık
geçmişinden almaktadır..Saygı ve dua ile..

On 17 Aralık, 09:51, KADİR USTA <kadirust...@gmail.com> wrote:
> Bu ülkede insanlar sadece teröre odaklansın, saçla başla, kaşla gözle
> uğraşmak süretiyle küçücük şeylere hapsolup kalsın, insanların ülküleri ülke
> sınırlarının dışına kesinlikle taşmasın, Doğu Türkistan, Karabağ, Musul
> Kerkük ve orada zulüm gören Türkmenler konuşulmasın onlara el uzatılmasın
> vs. Amaç bu. Amaç beyinleri ülke içine hapsedip bırakmak. Bence her ortamda
> her ne olursa olsun herşeyi konuşmak irdelemek lazım. Ülküleri büyük tutmak
> ve bu yolda mücadele etmek lazım. Daha Enver Paşa ne için can vermiş
> bilmeden onu anlamadan Turancılık yapmak ancak küçük çocukları kadırmaktır.
> Özellikle geçmiş yani tarih enine boyuna her zaman konuşulmalıdır. Tarihini
> bilmeyen millet geleceğe yön veremez. Çünkü bu gün ve yarın yaşanan ve
> yaşanacak herşey aslında geçmişin birer yansımasıdır. Dün İngiliz, Yunan,
> Rus, Çin ve ABD hangi amaçlar peşinde koşuyor hangi idealleri gerçek kılmak
> istiyor ise bu günde aynıdır. Milleti tarihi yanlızca bir kişiden ibaretmiş
> gibi cisimlere ve kişilere hapsetme uğraşları bu millete ihanetten başka
> bişey değildir. Atatürk ü sevmek Enver Paşa, Abdulhamit Han vs. ye düşman
> olmak değildir. Bu millet için hepsinin yeri ayrıdır. Herşeyden öte hepside
> aynı hedefe yürümüşlerdir sadece yürüdükleri yol farklıdır. Şimdi
> bakıyorumda Turan yolunda can veren Enver Paşa yı anlamadan Türkçülük
> Turancılık nasıl oluyor diye düşünüyorum. Belkide amaç ne Türkçülük ne de
> Turancılıktır, amaç insanların enerjisini boşa tüketmek ve ülkülerini ülke

> sınırlarına hapsedip bırakmaktır....
>
> tamamını oku »
>
> 2009/12/16 Tuncay Demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>

> > XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX­XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX­XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

> > > > > Erk n harp e itimi s ras nda- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Mehmet Savaş BERK

unread,
Dec 18, 2009, 1:41:59 AM12/18/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
ENVER PAŞA MASON DU VE
CENNETMEKAN SULTAN İKİNCİ ABDULHAMİT HAN'A KARŞI İDİ.
SONRASINDA PİŞMAN OLUP TEVBE ETTİYSE NE ALA,
YOKSA MASOUN İNSANIN GİDECEĞİ YER BELLİ....

17 Aralık 2009 09:51 tarihinde KADİR USTA <kadir...@gmail.com> yazdı:
Bu ülkede insanlar sadece teröre odaklansın, saçla başla, kaşla gözle uğraşmak süretiyle küçücük şeylere hapsolup kalsın, insanların ülküleri ülke sınırlarının dışına kesinlikle taşmasın, Doğu Türkistan, Karabağ, Musul Kerkük ve orada zulüm gören Türkmenler konuşulmasın onlara el uzatılmasın vs. Amaç bu. Amaç beyinleri ülke içine hapsedip bırakmak. Bence her ortamda her ne olursa olsun herşeyi konuşmak irdelemek lazım. Ülküleri büyük tutmak ve bu yolda mücadele etmek lazım. Daha Enver Paşa ne için can vermiş bilmeden onu anlamadan Turancılık yapmak ancak küçük çocukları kadırmaktır. Özellikle geçmiş yani tarih enine boyuna her zaman konuşulmalıdır. Tarihini bilmeyen millet geleceğe yön veremez. Çünkü bu gün ve yarın yaşanan ve yaşanacak herşey aslında geçmişin birer yansımasıdır. Dün İngiliz, Yunan, Rus, Çin ve ABD hangi amaçlar peşinde koşuyor hangi idealleri gerçek kılmak istiyor ise bu günde aynıdır. Milleti tarihi yanlızca bir kişiden ibaretmiş gibi cisimlere ve kişilere hapsetme uğraşları bu millete ihanetten başka bişey değildir. Atatürk ü sevmek Enver Paşa, Abdulhamit Han vs. ye düşman olmak değildir. Bu millet için hepsinin yeri ayrıdır. Herşeyden öte hepside aynı hedefe yürümüşlerdir sadece yürüdükleri yol farklıdır. Şimdi bakıyorumda Turan yolunda can veren Enver Paşa yı anlamadan Türkçülük Turancılık nasıl oluyor diye düşünüyorum. Belkide amaç ne Türkçülük ne de Turancılıktır, amaç insanların enerjisini boşa tüketmek ve ülkülerini ülke sınırlarına hapsedip bırakmaktır.

Hasan Ömer Özdönmez

unread,
Dec 19, 2009, 3:53:25 AM12/19/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
 
K�ML���N�  DAH�  A�IK�A  ORTAYA  KOYMAKTAN  AC�Z  OLANLARIN  SAFSATA  �THAMLARINA  CAVAP  VERMEK  B�LE  BU  YARATIKLARA  KIYMET  VERMEKT�R...!
 
H��  B�R  T�RK  ATASI  BU  YARATIKLARIN  �THAMLARIYLA  K���LMEZ..!
 
HELA  KUBURUNDA  ALTIN  ALTINDIR,  AMA  KUBUR  KUBURLUKTAN  H��  B�R  ZAMAN  KURTULMAZ  ARKADA�LAR..!
 
OKUMA  VE  OKUDU�UNU  ANLAMA  �Z�RL�LERLE  U�RA�MAYALIM,  KIYMETL�LER�M�Z  �ZER�NDEN  BU  KUBURLAR  KIYMET  KAZANMASINLAR..!  VESSELAM..!.........HASAN  �MER
 

Date: Fri, 18 Dec 2009 10:52:09 +0200
Subject: Re: ..::CTO::.. ENVER PA�A'm Allah sana Rahmet eylesin
From: uguro...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com

�evket S�reyya Aydemir, Enver Pa�a�y� 1908-1914 aras� d�neme bakarak �1908�in H�rriyet Kahraman� Binba�� Enver Bey, i�te bu k�sa devrede Enver Pa�a, daha do�rusu imparatorlu�un tek s�z sahibi olan, gen�, inan�l�, muhteris, daha do�rusu hem kaderci hem de kaderini yaratan adam olarak sahnededir.� tan�mlar.
1908�de Gen� T�rkler �htilali ile y�ld�z� parlayan Enver�in h�zl� y�kseli�i 1913�te Yarbayken yine ayn� senenin sonlar�nda Albayl��a, 19 g�n sonra 1 Ocak 1914�te Pa�al��a y�kselmesi ile ba�lar. Kabineye Harbiye Naz�r� olarak girer; Genelkurmay Ba�kanl���ndan bir s�re sonra da Ba�kumandan Vekilli�i yetkilerini de elinde toplar. Naciye Sultanla evlenip, saraya, Padi�aha damat olu�u da bu safhaya rastlar.
Enver Pa�a�y� B�y�k Kumandan olarak de�il, g��l� bir Ordu te�kilat��s� olarak de�erlendirirler. 1.D�nya Sava�� ard�ndan, Almanya�n�n yenilgisi ve Osmanl�y� Sevr Antla�mas�na s�r�kleyen ��k���n ard�ndan Kas�m 1918�de Enver Pa�a �lkeyi terk ediyordu. 1922 y�l�n�n 4 A�ustosu�na kadar yurt d���nda �al��malar�n� s�rd�rd�. Ve son g�n Orta Asya�n�n Pamir eteklerinde �egan tepesinde vurularak �ld�r�ld���nde 42 ya��nda yenik ve yaln�z bir adamd�.
 
KAYNAK : Kimkimdir.gen.tr


17 Aral�k 2009 09:51 tarihinde KAD�R USTA <kadir...@gmail.com> yazd�:
Bu �lkede insanlar sadece ter�re odaklans�n, sa�la ba�la, ka�la g�zle u�ra�mak s�retiyle k���c�k �eylere hapsolup kals�n, insanlar�n �lk�leri �lke s�n�rlar�n�n d���na kesinlikle ta�mas�n, Do�u T�rkistan, Karaba�, Musul Kerk�k ve orada zul�m g�ren T�rkmenler konu�ulmas�n onlara el uzat�lmas�n vs. Ama� bu. Ama� beyinleri �lke i�ine hapsedip b�rakmak. Bence her ortamda her ne olursa olsun her�eyi konu�mak irdelemek laz�m. �lk�leri b�y�k tutmak ve bu yolda m�cadele etmek laz�m. Daha Enver Pa�a ne i�in can vermi� bilmeden onu anlamadan Turanc�l�k yapmak ancak k���k �ocuklar� kad�rmakt�r. �zellikle ge�mi� yani tarih enine boyuna her zaman konu�ulmal�d�r. Tarihini bilmeyen millet gelece�e y�n veremez. ��nk� bu g�n ve yar�n ya�anan ve ya�anacak her�ey asl�nda ge�mi�in birer yans�mas�d�r. D�n �ngiliz, Yunan, Rus, �in ve ABD hangi ama�lar pe�inde ko�uyor hangi idealleri ger�ek k�lmak istiyor ise bu g�nde ayn�d�r. Milleti tarihi yanl�zca bir ki�iden ibaretmi� gibi cisimlere ve ki�ilere hapsetme u�ra�lar� bu millete ihanetten ba�ka bi�ey de�ildir. Atat�rk � sevmek Enver Pa�a, Abdulhamit Han vs. ye d��man olmak de�ildir. Bu millet i�in hepsinin yeri ayr�d�r. Her�eyden �te hepside ayn� hedefe y�r�m��lerdir sadece y�r�d�kleri yol farkl�d�r. �imdi bak�yorumda Turan yolunda can veren Enver Pa�a y� anlamadan T�rk��l�k Turanc�l�k nas�l oluyor diye d���n�yorum. Belkide ama� ne T�rk��l�k ne de Turanc�l�kt�r, ama� insanlar�n enerjisini bo�a t�ketmek ve �lk�lerini �lke s�n�rlar�na hapsedip b�rakmakt�r.

2009/12/16 Tuncay Demirba� <tuncayde...@gmail.com>
ENVER PA�A VATANSEVER B�Y�K T�RK M�LL�YET��S�D�R..ATAT�RK �SE EN B�Y�K
T�RK M�LL�YET��S�D�R..B�R�S�N� TUTUP D��ER�N� YERMEK �SE GAFLET VE
DELALETT�R..GE�M���M�ZDEN UTANMAYALIM BEYLER..GE�M���NDEN UTANMAYACAK
YER Y�Z�NDE SADECE T�RK M�LLET� VARDIR..

On 16 Aral�k, 00:48, "Nuri BAYRAKTAR" <nuribayrak...@ttmail.com>
> tamam�n� oku �


--
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan
Y�ce T�RK Milletine aittir.
-

Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine gireriz.
Biz T�rk��y�z, sa� veya sol de�il d��ar�dan gelen hi�bir fikre tenezz�l
etmeyecek kadar �uurlu oldu�una inand���m�z
T�rk milletinin tek ger�ek merkezindeyiz.
Do�rudan do�ruya T�RK M�LL�YET��S�Y�Z
-
Saraylarda s�remem, da�larda s�rd���m�.
Bin CiHAN"a de�i�mem, �u �ks�z T�RK"L���M�.
-
Haks�zl�k kar��s�nda susan dilsiz �eytand�r. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale s�r�kleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atat�rk
Ya�am: �l�m� hak etmektir.
NE MUTLU T�RK"�M DiYENE
-
TOPLULU�A POSTA G�NDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK Y�NET�M�: cihan-turk-...@googlegroups.com
�YEL�K �PTAL�: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
�YEL�K: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr
--
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan
Y�ce T�RK Milletine aittir.
-

Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine gireriz.
Biz T�rk��y�z, sa� veya sol de�il d��ar�dan gelen hi�bir fikre tenezz�l
etmeyecek kadar �uurlu oldu�una inand���m�z
T�rk milletinin tek ger�ek merkezindeyiz.
Do�rudan do�ruya T�RK M�LL�YET��S�Y�Z
-
Saraylarda s�remem, da�larda s�rd���m�.
Bin CiHAN"a de�i�mem, �u �ks�z T�RK"L���M�.
-
Haks�zl�k kar��s�nda susan dilsiz �eytand�r. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale s�r�kleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atat�rk
Ya�am: �l�m� hak etmektir.
NE MUTLU T�RK"�M DiYENE
-
TOPLULU�A POSTA G�NDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK Y�NET�M�: cihan-turk-...@googlegroups.com
�YEL�K �PTAL�: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
�YEL�K: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr



--
U�ur �zalt�n
�nternette makale sitesi en �ok ziyaret edilen ve yaz�lar� en �ok okunan ara�t�rmac� yazar,siyaset bilimciastrolog,edebiyat��.

www.ugurozaltinyazilari.tr.cx
www.ugurozaltinmakaleleri.tr.cx



--
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan
Y�ce T�RK Milletine aittir.
-

Biz ne i�birlik�i yobazl���n kirletti�i sa�c�l�k,
ne de vatans�z kom�nistlerin kirletti�i solculuk tan�mlamas�n�n i�ine gireriz.
Biz T�rk��y�z, sa� veya sol de�il d��ar�dan gelen hi�bir fikre tenezz�l
etmeyecek kadar �uurlu oldu�una inand���m�z
T�rk milletinin tek ger�ek merkezindeyiz.
Do�rudan do�ruya T�RK M�LL�YET��S�Y�Z
-
Saraylarda s�remem, da�larda s�rd���m�.
Bin CiHAN"a de�i�mem, �u �ks�z T�RK"L���M�.
-
Haks�zl�k kar��s�nda susan dilsiz �eytand�r. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale s�r�kleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atat�rk
Ya�am: �l�m� hak etmektir.
NE MUTLU T�RK"�M DiYENE
-
TOPLULU�A POSTA G�NDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK Y�NET�M�: cihan-turk-...@googlegroups.com
�YEL�K �PTAL�: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
�YEL�K: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr

Windows Live: Arkada�lar�n�z�n �evrimi�i ortamda yapt�klar�n�zdan haberdar olmas�n� sa�lay�n.

Nuri BAYRAKTAR

unread,
Dec 18, 2009, 6:29:29 PM12/18/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Enver Paşa'nın Abdulhamit'e karşı olması onun değer ölçüsü müdür.
Sizin vatanseverliğiniz Abdulhamit'le mi sınırlı.
Siz vatansever değil Abdulhamit seversiniz her halde.
Enver Paşa'nın masonluk mazbatasını sen mi verdin berk efendi. 
Açıklayamaz iseniz müfterisiniz.
N. B. 

KADİR USTA

unread,
Dec 19, 2009, 2:52:09 PM12/19/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
İşte bu yüzden biz hep diyoruz ya; bu dava ne üç yıllık ne beş yıllık ne yüz yıllık bir dava değildir, bu dava Türk yeryüzünde var olduğu günden bu güne kadar var olan ve nice yenilmez Başbuğ lar yetiştiren bir davadır. Türk Milliyetçiliği büyük Türk Millitenin yer yüzü var oldukça yok olmayacak kutlu davasıdır. Yüreğinize sağlık Tuncay Beğ.

18 Aralık 2009 21:33 tarihinde Tuncay Demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

--

bertan onaran

unread,
Dec 19, 2009, 8:03:46 PM12/19/09
to cihan-tu...@googlegroups.com

SEVİL ONARAN'DAN
---------------------------------

Konuşmak / tartışmak çok önemli elbet, tartışılan konu da önemli ; ancak
bir küçük itirazda bulunabilir miyim?
Ülkemiz "hepimizin bildiği gibi" elden gidiyor, satılmadık bir şey kalmadı,
Sevgili Ata'mızın kurduğu "bize okullarda öğretilen, kafamıza çakılan ve asla
unutmadığımız" Alpullu  şeker fabrikaları  da satılıyor... arkasından İstanbul
köprüleri, otobanlar ve gerisi geliyor.
Bu bağlamda Enver Paşa ya da milliyetçilik mi / ulusalcılık mı ?....gibi
tartışmaların önemi var mı? Tüm ülkemizin bağımsızlığını savunmak,
Yugoslavya, Balkanlar v.b. gibi parçalanmasına tüm yüreği, kanı ve
canı gibi karşı çıkmak en önemli / yaşamsal görevken, bu kısır tartışmalar
çok mu  önemli ,  ülke gerçekten elden gidiyor, bakın İmralı'daki katil
TBMM'e girdi, partisi oluşturdu; daha bir kaç yıl önce Apo A'sı söylendiğinde
ortalık ayağa kalkardı... şimdi geldiğimiz yere bakar mısınız?
Bilinen konuları yinelediği biliyorum, bundan da rahatsızlık duyuyorum.
Yazılarını bu siteye gönderenlerin bazıları ile düşünceleri katılmıyorum,
ama saygı duyuyorum.

Bu konuda söylenecek çok şey var... Uzatmak istemiyorum.
Bu yurdu gerçekten seven, ABD-AB'nin karşısında olan, nereden
gelirse gelsin sömürüye, emperyalizme, halkımızın köle olmasına
karşı çıkan, satılmış ne varsa tümünü geri almak isteyen,
geçmişdeki  karşıtlıkların, tutum-düşünce ayrılıklarının, sağ-sol
çekişmelerinin  bir yana bırakılması, bir ve bütün olmaması temeldir.
Bu bağlamda,  Büyük Komutan, Anadolu Kartalı, Sayın Osman Pamukoğlu'nun
öz değişlerinden bazılarını hatırlamanın tam da sırası, Sayın Pamukoğlu
"Vatensaverlik onurdur, onurunu kaybeden ulus hiçtir; vatanseverlik
toprağını bir köylü aşkı ve saflığı ile sevmek demektir. bunun için de
 özveri gerekir // BAŞI DİK DEVLET, ONURLU MİLLET"  diyor.



Yaşasın vatan, yaşasın Türk milleti.

Sevil Onaran

 
 



19 Aralık 2009 21:52 tarihinde KADİR USTA <kadir...@gmail.com> yazdı:

Mehmet Savaş BERK

unread,
Dec 20, 2009, 8:43:57 AM12/20/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bana İttihat ve Terakkide adı geçen paşa olarak her kim varsa onu söyleyin.
Bunların tamamı Osmanlıyı yıkan Türk Milletini esarete sokan insanlar.
Sonra da yıkılıştan kurtardık naraları atanlar.
OSMANLIYI KİM YIKTI.
Ben kendimi Abdulhamitçi olarak görmüyorum.
OSMANLIYI SEVMEYENİ TÜRK OLARAK GÖRMÜYORUM.
Tarafım belli olsun yine de bir tarafta Sultan Abdulhamit Han diğer tarafta bütün dünya olsa (Enver Paşa gibi sahte kahramanlar dahil ki, bunu Necip Fazıl KISAKÜREK Sahte Kahramanlar kitabında böyle isimlendirmiştir.) Benim tarafım Sultan Abdulhamit han tarafı olacaktır. Elbette.
Damarında Türk İslam Ülküsü olmayanları, burada bir kere bile Asrımızın Yesevisi büyük Türk İslam Ülkücüsü Seyid Ahmet ARVASİ Bey'den hiçbir nakil yapmayanları da kınıyorum.
 
 


 
19 Aralık 2009 21:52 tarihinde KADİR USTA <kadir...@gmail.com> yazdı:
İşte bu yüzden biz hep diyoruz ya; bu dava ne üç yıllık ne beş yıllık ne yüz yıllık bir dava değildir, bu dava Türk yeryüzünde var olduğu günden bu güne kadar var olan ve nice yenilmez Başbuğ lar yetiştiren bir davadır. Türk Milliyetçiliği büyük Türk Millitenin yer yüzü var oldukça yok olmayacak kutlu davasıdır. Yüreğinize sağlık Tuncay Beğ.

KALPAKLI VATANSEVER

unread,
Dec 20, 2009, 3:43:02 PM12/20/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bakın beyler,
 
Benim için acı olan şudur:
Sizlerin vatanseverliğinden şüphem yoktur. Kendi adıma,Allah şahidim ki, sizlerin vatanseverliğinden geriye kalmayacak kadar vatanseverim. Vatanseverliğimden hala şüpheniz var ise, sizi Allah'a havale ederim. Vatanseverlerin birbiri ile çatışması ve tartışması kadar acı başka ne olabilir?
 
Enver evet "paşa"dır. Osmanlı Devletine elbette faydaları olmuştur. Ama Osmanlı Ordusuna verdiği zararı saklayacak bir tarihçi ve tarih var mı? Olabilir mi? Enver'in "paşa" oluşu gerçek manada "paşa" oluşundan mıdır yoksa illa ki o rutbenin kendisine verilmesi gerektiğinden midir?
 
Sizlerin Enver sevgisini anlıyorum. TURAN ülküsünü benim kalbimden söküp atabilir misiniz? Kalbimdeki TURAN sevgisini silebilir misiniz? Yok edebilir misiniz?
 
Bana "sen TURANCI değilsin" diyemezsiniz..
 
Lütfden okuyun:
 

TÜRK  BENİM

 

TÜRK GENCİYİM ANNEM BABAM TÜRK BENİM

ORTAASYA BOZKIRINDAN KALKIP GELEN TÜRK BENİM

GÖK TANRININ KULU BENİM MUHAMMEDİN ÜMMETİYİM

ALTAYLARDAN AŞIP GELEN TÜRK BENİM, TÜRK BENİM

KAFKASLARDA OBA KURAN TÜRK BENİM, TÜRK BENİM

 

KAZAKLARLA SAFA DURAN ÖZBEKLERLE NAMAZ KILAN

KIRGIZLARLA BAYRAMLAŞAN TÜRK BENİM TÜRK BENİM

OĞUZ CEDDİM, BİLGE KAĞAN DUASINA UYMAK İÇİN

TÜRKİSTANDA AVUÇ AÇIP AMİN DİYEN TÜRK BENİM

TÜRKMENİSTAN TÜRKLERİYLE KUCAKLAŞAN TÜRK BENİM

 

ANADOLU TÜRKE VATAN OLSUN DİYE OLSUN DİYE

MALAZGİRTTE ALPARSLANA ABDEST VEREN TÜRK BENİM

ERTUĞRULUN OĞLU OSMAN, SÖĞÜT BOYLARINI TUTAN

VATAN İÇİN SECDE DURAN TÜRK BENİM TÜRK BENİM

 

TRAKYADAN AVRUPAYA AYAK BASAN TÜRK BENİM

EFLAK-BOĞDAN OVASINDA DESTAN YAZAN TÜRK BENİM

AL BAYRAĞIM ÜÇ HİLALİM VİYANA KAPILARINDA

ADRİYETİK KUMSALINDA MOLA VEREN TÜRK BENİM

 

BÜYÜK TURAN ÜLKÜSÜYLE YANARIM

TURAN BENİ BEN TURANI ARARIM ARARIM

İŞTE İLAN EDİYORUM DÜNYAYA

ADRİYETİKTEN ÇİNE TURAN BENİM VATANIM

 

TÜRK OĞLUYUM ADIM ALİ, ŞAİRİM

ADRİYETİKTEN ÇİNE TURAN DİYEN TÜRK BENİM

MUSTAFA KEMAL REHBERİM ONDAN GELİR İDEALİM

ADRİYETİKTEN ÇİNE TURAN DİYEN TÜRK BENİM

 

TÜRK BENİM, TÜRK BENİM..

TÜRK BENİM, TÜRK BENİM..

ADRİYETİK'TEN ÇİN'E, TURAN DİYEN TÜRK BENİM

ADRİYETİK'TEN çİN'E, TURAN DİYEN TÜRK BENİM                                             

 
Ne var bunda? Bu bir şiir diyebilirsiniz.. Evet şiirdir.. Peki size göre şiir nedir? Yüreğimden kopup gelen ve kağıt üzerine dökülen duygu değildir şiir..
 
Enver, kurnazlığı ile Hanedanlığa damat olmuştur. Çünkü bu şekilde "gücü" eline geçireceğini bilmektedir. Nitekim öylede olmuştur. Saray'a damat olan Enver, Osmanlı Ordusunun başına geçmiştir.
 
Enver, döneminde yaşayanların tabiri ile "hayalcidir".. Zaten Mustafa Kemal ile anlaşamadıkları konuda budur. Mustafa Kemal hep gerçeklerden yana olmuştur. Mustafa Kemal düşünmeden tek bir adım atmamıştır. Oysa Enver?
 
Beyler?
 
Ben Enver'in düşmanı değilim.. Yazıma istinaden yapılan bir yorumda şöyle deniliyor: "Şayet Enver Paşa muvaffak olsaydı, o zamanda övecektiniz.."
 
Ey damarlarında ASLİ CEVHER bulunan beyler..
 
Yoksa siz benim Türk'lüğümden de mi şüphe ediyorsunuz? Elbette zaferlerimle övünürüm. Ve zaiyetlerimle üzülmekte, üzüntüme sebep olan olayları eleştirmeninde hakkım olduğuna inanıyorum..
 
Beyler,
 
Şu noktayı bir kere daha hatırlattıktan sonra bilginize bir yazı sunacağım. Takdiri vicdanınıza ve kusurlu olmadığına inandığım aklınıza bırakıyorum.
 
Rahmetli Dedemin (rahmetli) babası, Enver'in verdiği seferberlik emri ile köyünden kalkıp cepheye gider. Erzurum'da Birliğine katılır.
Canlı şahitlerin verdiği tarihi bilgilere göre (ki birebir ben yüz yüze dinledim şahit oldum) Erzurum'da Ordunun başında yetkili kimse yokmuş. Seferberlikle silah altına alınan askerler kaçarak köylerine dönmekte imişler. (Şimdi siz bu bilgileri yalanlayacak mısınız?) Rahmetli dedemin rahmetli babası, babasına bir mektup yazıyor ve "burda hava çok soğuk.. Üzerimizde elbise, ayağımızda ayakkabı yok. Elbise ve çarıklarımız yolda parçalandı.(O vakitlerde yolculuk çoğunlukla yaya yapılıyormuş) Yatacak sıcak bir yer yok. Yemek ise kısıtlı veriliyor.. Çoğumuz açız..Perişanız.. Herkes kaçıyor.. Memleketine, anasına, babasına dönüyor. Bana ben ne yapayım?" diye soruyor.
 
El cevap:
"Oğlum.. Herkes kaçsa da bir tek sen kalsan bile, birliğini terketme. Ölecek olsanda orada kal.."
 
Ve..
 
İlk ve son mektuptur bu.. Bir daha haber alınamıyor.. Rahmetli dedem, soğukta dondu mu? Ruslara esir mi düştü? Sibirya'ya sürülenler arasında varmıydı? Nasıl öldü? Mezarı var mı? Var ise, mezarı nerdedir? Cenazesi yıkandı mı? İslami usüllere göre mi gömüldü? Ne oldu? Bu soruların cevabını bir tek Allah biliyor.
 
Bana tarihi kaynak gösterebilir misiniz, o kaynakta rahmetli dedemin akibeti hakkında bilgiler olsun..
 
Bütün bu soruları sormak benim hakkım değil mi? Sormayayım mı?
 
Beyler.. Beni "kalpağımla" itham ediyorsunuz.. Bunu size yakıştıramadım. Ben o kalpağın manasını ve şerefini sizden çok daha iyi biliyor ve kendime hakkıyla yakıştırıyorum. Kalpağım hakkında yorumda bulunmak, düşünce sahibi olmak haddinize değil.
 
Rus arşivlerinden elde edilen belgelerde, Sarıkamış'ta, Allahuekber Dağlarında şehit olan o mübarek askerlerimizin görüntüleri var. Siz o görüntüleri izlediniz mi? Bana o görüntüleri anlata bilir misiniz? (Önceki yazımda bu görüntüleri anlattım)
 
Şimdi beni duygusal olmakla, hissi yaklaşmakla mı suçlayacaksınız?
 
Yapmayın beyler.. Vicdanınızın sesine kulak verin..
 
"Zaten ölmeyecekler miydi" diyen Enver "Paşanız"dır.
 
Bir hayal uğruna civanparelerimizi Allahuekber dağlarında donmuş halde bırakıp İstanbul'a dönen Enver "Paşanız"dır.
 
Benim, Enver "paşanızdan" UTANÇ duymam sizi neden bu kadar gerdi?
 
Şimdi şu yazıyı okuyun.. Bu yazı tarihi bir kayıttır:
 

SARIKAMIS'I BILIR MISINIZ?

        

Tarihimiz ihtisamli zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündügümüz kadar, yasadigimiz hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu yapmadigimiz sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamli olabilir?

Facialardan söz ederken, Sarikamis’i özellikle dikkate almamiz gerekir. Orada, hiç de uzak olmayan bir zamanda 100.000’e yakin yigidimizi karlara gömdük. Üstelik tek kursun atamadan... Üstelik sadece bir hayalperestin kisisel ihtirasi ugruna...

Ihtiras... Bu kavrami iyi düsünmeliyiz. Kimi kendi ebediyyetini bu atesle yakip kül ederken, kimileri de koca memleketi harabeye döndürebiliyor.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “Hatali davrandiniz! Basarili olamadiniz! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarikamis’ta yok edeceksiniz!”

Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa, küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: “Olmaz! Havalari görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakis baslamistir. Bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. Kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.”

Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek su tehdidi savurur: “Eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!”

Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir.

Çöl atesinden Köprüköy ayazina

Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “Sarikamis Faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. O günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:

“Bu yaz, iki alayimizla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan’in cehennemî sicagi Köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. Bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve ilaç yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. Aksam yaklasinca Köprüköy’e civar daglardan tipi bosanir. Kumandanimiz, gelecek cuma Baskumandan Enver Pasa Hazretleri’nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Baskumamandan Pasa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. Safak söktügünde 2059 rakimli Kizkulagi Tepesi’nden Moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastirdiginda, tepelerdeki Moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. Baskumandan Pasa Hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...”

Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip Istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, Karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. Ruslar Osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere bildirmeyen Enver Pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker:

“Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya’ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”

Böylece “Turan Fatihi”, “Sarikamis Fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.

‘Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’

Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?

Sultan Abdülhamid Han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa’da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Sultan Abdülhamit Han’in Avrupa’da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve Ingiltere ve Fransa’nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen Almanya’nin aleti oluruz. Almanlar, Fransiz ve Ingilizlerin yaninda yer alan Ruslara karsi Osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. Bunun için Kayser’in “Alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.

Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler.

Ziya Gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” Enver Pasa’nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile Seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. Ziya Gökalp’in “turancilik” fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur:

“Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!”

Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.

Devlet-i Ebed Müddet’ten Enverland’a

“Turan Fatihi” olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. Padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. Enver Pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak Tahran ve Aksabat’i gösterir. Tahran harekat merkezine 1350 km. Askabat ise 2000 km. uzakliktadir.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve arkadaslari Erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “Turan’a buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi. Alman Von der Goltz Pasa bunlar için söyle demisti. “Kafkasya’da maalesef Napolyon Bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. Bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.”

Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver’den geri kalmayan Hafiz Hakki’ydi. Bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan Enver Pasa’nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: “Daglar üzerindeki yollari kesfettim. Bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. Buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. Bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.”

Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa’ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.

Niçin olmasindi? Orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi Enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? Bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? Ondan neyi eksikti?

Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. Tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak Ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.

Kardan heykeller

22 aralikta Enver Pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. Sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. Yapilan harekât plânina göre 9. Kolordu Sarikamis Daglari’ni, 10. Kolordu ise Allahuekber Daglari’ni asarak Ruslari Sarikamis’ta kusatip imha edecekti.

Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.

90.000 sehit. Tek kursun atmadan...

O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir.

Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. Kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.

Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul’a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: “Kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. Harekâttaki sessizlik bundandir. Kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. Kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. Dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.”

Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis’a yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: “Saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.” Askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. Sonuçta Sarikamis’a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. O da geçici bir süre için.

‘Onlari teslim alamadim. Çünkü...’

Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:

“Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah’ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!..

Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler.

Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...”

Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: “Allahuekber Daglari’ndaki Türk müfrezesini esir alamadim. Bizden çok evvel Allah’larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 Persembe.”

Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: “Bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.”

Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul’a döner. Arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin Sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. Faciayla ilgili bilgiler Ruslar vasitasiyla Avrupa ve Dünya’ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. Bir sohbet sirasinda Harbiye Nezareti Ordu Daire Baskani Behiç Bey’e bu facia için Enver Pasa söyle der: “Bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!”

Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamis’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler:

“Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,

Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.

Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!”

Ihtiras demistik ya! Bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor.

Kaynak: Semerkand dergisi, 12/2000

Ayrıca.. Mustafa Kemal ile Enver paşanızı yanyana getirmeniz ve dost göstermeniz şaşkınlık vericidir. Enver tamamıyla hayalcidir. Tarihi kayıtlar böyle yazıyor. Yoksa siz okumadınız mı?
 
Mustafa Kemal ise hiç bir zaman hayalci olmamış, daima hakikatlerin peşinden koşmuştur. Yoksa siz inkar mı edeceksiniz?
 
Evet ben bir kitap yazdım. Siz masa başında, bilgisayarınızda sanal alemde kitabımı google'da bulmak yerine, zahmet edip kitapçılarda sordunuz ve aldınız mı? geceli gündüzlü, soğuk odalarda sabahlara kadar insanüstü emek verilerek, tamamı belgelere dayanılarak 8 ayda yazılan 855 sayfalık kitabımı okudunuz mu?
 
Eleştirirken kul hakını ihlal ettiğinizi düşünemeyecek kadar gafillerden misiniz yoksa? Bana canlı şahitlerden bahsediyorsunuz.. Allah ömürler versin.. Şimdi o canlı şahitlerinize sorun. Sormazsanız Allah size sorsun..Allah'tan korkuyorsanız, canlı şahitlerinize sorun. Rahmetli dedemi görmüşler mi? Dedem Allahuekber dağlarında donup kalmış mı? Yoksa Ruslara esir mi düşmüş? Sibirya'ya gönderilmiş mi? Mübarek kabri şerifi nerde imiş? Yoksa.. Yoksa.. Rus arşivlerinde ele geçirilen görüntülerde olduğu gibi, mübarek cesetlerini aç köpekler parçalayarak yemiş midir?
 
Ey sanal kahramanlar.. Ey yalancı milliyetçiler.. Ey sahtekar alçaklar.. yalancılar.. Daha ağır konuşmak istemiyorum..
 
Sizin Enveriniz değil midir dedemi akibeti mechul duruma getiren? Enver kahpesi İstanbul'a döndüğünde neden korktu da Sarıkamış faciasının yayılmasını duyulmasını önlemek için sıkı bir sansür uyguladı?
 
Şerefinizden, namusunuzdan, haysiyetinizden, izzetinefsinizden şüphe etmiyorsanız, benim şüphelerime de tercüman olunuz..
 
Tamam.. Dedem rahmetli şehit oldu.. Bana dedemin kabrini bulabilir misiniz?
 
Bulamazsanız size "insan" bile demeyeceğim bilesiniz..

KALPAKLI
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun !


15 Aralık 2009 16:33 tarihinde Alga <abdu...@yucesan.de> yazdı:
>
>

--

CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-
Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.

Tuncay Demirbaş

unread,
Dec 20, 2009, 11:42:10 AM12/20/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
ENVER PAŞA SON DERECEDE İYİ YETİŞTİRİLMİŞ DİNDAR BİR KİŞİLİKTİR.. ART
NİYETSİZ TÜM KAYNAKLAR ENVER PAŞA'NIN ASLA MASON OLMADIĞINI SÖYLER..
1.DÜNYA SAVAŞINDA ARAP YARIMADASINDA 50 DERECE SICAKTA ORUCUNU BİRGÜN
BİLE AKSATMADAN TUTAN BİRİSİ NASIL OLURDA MASON OLUR MUŞ..İFTİRA İLE
KİMSEYİ KARALAMAYIN....

BİR BAŞKA HUSUSTA ŞUDUR..ENVER PAŞADAN NEFRET EDEN SADECE SOLCULAR
DEĞİLDİR, AYNI DERECEDE NEFRETİ DİNCİLER VE CEMAATÇİLERDE DE ENVER
PAŞA YA KARŞI GÖRÜRÜZ..NE HİKMETSE BU İKİ GRUP TÜRKLÜK VE TURANCILIK
DÜŞMANLIĞINDA HER ZAMAN KOL KOLA GİRMİŞLERDİR...

On 18 Aralık, 08:41, Mehmet Savaş BERK <mehmetsavasb...@gmail.com>
wrote:


> ENVER PAŞA MASON DU VE
> CENNETMEKAN SULTAN İKİNCİ ABDULHAMİT HAN'A KARŞI İDİ.
> SONRASINDA PİŞMAN OLUP TEVBE ETTİYSE NE ALA,
> YOKSA MASOUN İNSANIN GİDECEĞİ YER BELLİ....
>

> 17 Aralık 2009 09:51 tarihinde KADİR USTA <kadirust...@gmail.com> yazdı:


>
> > Bu ülkede insanlar sadece teröre odaklansın, saçla başla, kaşla gözle
> > uğraşmak süretiyle küçücük şeylere hapsolup kalsın, insanların ülküleri ülke
> > sınırlarının dışına kesinlikle taşmasın, Doğu Türkistan, Karabağ, Musul
> > Kerkük ve orada zulüm gören Türkmenler konuşulmasın onlara el uzatılmasın
> > vs. Amaç bu. Amaç beyinleri ülke içine hapsedip bırakmak. Bence her ortamda
> > her ne olursa olsun herşeyi konuşmak irdelemek lazım. Ülküleri büyük tutmak
> > ve bu yolda mücadele etmek lazım. Daha Enver Paşa ne için can vermiş
> > bilmeden onu anlamadan Turancılık yapmak ancak küçük çocukları kadırmaktır.
> > Özellikle geçmiş yani tarih enine boyuna her zaman konuşulmalıdır. Tarihini
> > bilmeyen millet geleceğe yön veremez. Çünkü bu gün ve yarın yaşanan ve
> > yaşanacak herşey aslında geçmişin birer yansımasıdır. Dün İngiliz, Yunan,
> > Rus, Çin ve ABD hangi amaçlar peşinde koşuyor hangi idealleri gerçek kılmak
> > istiyor ise bu günde aynıdır. Milleti tarihi yanlızca bir kişiden ibaretmiş
> > gibi cisimlere ve kişilere hapsetme uğraşları bu millete ihanetten başka
> > bişey değildir. Atatürk ü sevmek Enver Paşa, Abdulhamit Han vs. ye düşman
> > olmak değildir. Bu millet için hepsinin yeri ayrıdır. Herşeyden öte hepside
> > aynı hedefe yürümüşlerdir sadece yürüdükleri yol farklıdır. Şimdi
> > bakıyorumda Turan yolunda can veren Enver Paşa yı anlamadan Türkçülük
> > Turancılık nasıl oluyor diye düşünüyorum. Belkide amaç ne Türkçülük ne de
> > Turancılıktır, amaç insanların enerjisini boşa tüketmek ve ülkülerini ülke
> > sınırlarına hapsedip bırakmaktır.
>

> > 2009/12/16 Tuncay Demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>

> ...
>
> tamamını oku »

Nuri BAYRAKTAR

unread,
Dec 20, 2009, 5:38:23 PM12/20/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
 

Osmanlı bizim Atamızdır.

Bunu kimse inkar edemez. Ama Osmanlı'nın her yaptığını da onaylayamayız.

Siz lafı gene Enver Paşa'ya getirmek istiyorsunuz. Enver Paşa bir Paşadır. Hem de Osmanlı Paşasıdır, aynı zamanda Türk Paşasıdır. Siz razı olsanız da, olmasanız da.

Enver Paşa'nın hatalarını da onaylamayız. Nasıl ki Osmanlı'nın hatalar bizim atamız olduğu gerçeğini değiştirmiyor ise. Enver Paşa'nın hataları da onun bir Osmanlı, bir Türk paşası olduğu gerçeğini değiştirmez.

Siz paşa değil dediniz diye o size (ve sizlere) uyarak paşalıktan vaz mı geçecek. Osmanlı tabiki atalarımızdır. Ancak Vahdettin'in İngiliz gemisi ile ülkeyi terk etmesi de bizlerce kabullenmesi mümkün değildir. Bir Osmanlı Padişahı düşman gemisi ile kaçmamalı idi. Bu olay bile bizi Osmanlı'yı inkar etmemizi gerektirmez. Osmanlı bizim atamızdır. Her zaman övünürüz ama eleştirecek isek biz  eleştiririz. Başkasına da müsaade etmeyiz.

Ayrıca, Osmanlı’yı kimse yıkmadı.

Osmanlı’yı kendisi yıktı. "Osmanlı'yı yıkan Türk Milletini esarete sokanlar" falan.

Türk Milleti’ni kim esaret altına soktu Enver Paşa mı hayır. Yok öyle bir şey.

Evet ülke işgal edildi, ülkenin çok büyük bir bölümü işgal altında idi. Gene bir Osmanlı Paşası Cennet mekan Atatürk’ün öncülüğünde bu millet esaretten kurtuldu merak etmeyin.

 

OSMANLIYI SEVMEYENİ TÜRK OLARAK GÖRMÜYORUM. Sözünüzü ben üzerime almıyorum, ama katılmıyorum da.

Osmanlı dışındaki soydaşlarımız Türk değil mi. Kırgız, Kazak, Türkmen, Azeri, Çuvaş (Ki bunlar Ortodokslar), Uygurlar, daha bir çoğu. Bunları Türk kabul etmiyor musunuz. Türklüğü Osmanlı’nın içine hapsediyorsunuz. Buna katılmam mümkün değil.

Saygılar

 
 
----- Original Message -----

Tuncay Demirbaş

unread,
Dec 20, 2009, 5:15:35 PM12/20/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
"Enver Paşa Türk Ordusunun Ruhudur" Tarihin tartışmalı kişiliklerinden
biri olan Enver Paşa'yı son eseri "Şehit enver paşa"da anlatan Nevzat
Kösoğlu röpertajından çarpıcı açıklamalar:

Mustafa Kemal Paşa'ya "Gazi" diye hitap edildiğini biliyoruz. Enver
Paşa'yı
anlattığınız bu kitaba "Şehit" ismini vererek bir nazire mi
yapıyorsunuz?*

Hayır, nazire değil; sadece bir mesaj olduğunu söyleyebilirim. Çünkü
Enver
Paşa şehit olmuştur. Ayrıca diğer bir kısım arkadaşları gibi, Ermeni
komitacıları tarafından şehit edilmemiştir, fiili bir savaş içerisinde
şehit
edilmiştir. Türkistan'ın kurtuluş savaşları içerisinde şehit olmuş bir
insandır. Paşa'nın bu özelliği, bilerek veya bilmeyerek görmezden
gelinmiştir. Bunu vurgulamak istedim. Ayrıca "Şehit" ismi, kitabın
muhtevası
hakkında da bir mesaj sayılabilir. Enver Paşa'ya karşı, alışılagelen
piyasa
ağzıyla yaklaşılmadığını, hakkının verildiğini ve hatta ona sempatiyle
yaklaşıldığını belirtmek bakımından da "Şehit Enver Paşa" ismi
uygundu.

*Enver Paşa'ya bir iade-i itibar diyebilir miyiz?*

Enver Paşa'nın iade-i itibara ihtiyacı yok. Öyle bir durumda değil
Enver
Paşa.

*Resmi tarih yazınımızdaki Enver Paşa imajından dolayı öyle söyledim...*

Hayır, o hep yanlış biliniyor. Ortaokul tarih kitaplarını saymazsanız,
resmi
tarihte de Enver Paşa öyle kötülenmiş, dışlanmış değildir. Ama
ortaokul,
lise kitaplarında yer alan, "Üç kişi devleti savaşa soktular,
imparatorluğu
parçaladılar" gibi laflara karşı bir iade-i itibar kabul edilebilir.

*Resmi tarih yazınımızda Enver Paşa denilince hemen akla iki tane
klişe
geliyor; bir tanesi, devleti Almanlara sattı, ikincisi ise,
Sarıkamış'ta 90
bin askerimizi öldürdü... Önce ilkinden başlayalım; nasıldı Enver
Paşa'nın
Almanlarla ilişkisi?*

Enver Paşa o sıralarda Alman hayranıydı. Alman ordusuna hayrandı.
Henüz genç
bir subayken Berlin'de ataşemiliterlik yaptı. Görevi sırasında Alman
ordusunu çok yakından izledi. O dönemde de Alman ordusu, gerçekten
hayran
olunacak düzeydeydi. Hele bizim Osmanlı ordusunun perişanlığı
karşısında,
Alman ordusunu görüp de hayran olmamak mümkün değildi. Disipliniyle ve
eğitim kalitesiyle, Avrupa'da herkesin birinci sınıf olarak gördüğü
bir
orduydu. Bu hayranlık meselesi, Enver Paşa'nın dönemindeki
subaylarımız
arasında sıradan bir şeydi. Bizimkiler zaten ya Fransız hayranıydı, ya
İngiliz hayranıydı ya da Alman hayranıydı. Kendilerine hayranlık
dönemini
maalesef kaybetmişlerdi. Enver Paşa Almanların çok sevdiği bir isimdi.
Hatta
çok genç yaşına rağmen, Alman İmparatorunun özel ilgi gösterdiği bir
insandı. Peki, Enver Paşa'nın bu hayranlığı, Türkiye'yi Almanlar için
tehlikeye atacak boyutta bir hayranlık mı? Bu çok saçmadır. Vatanını,
devletini bu kadar çok seven bir insan, "Ben Almanları çok seviyorum"
diye
ülkesini tehlikeye atar mı? Bu konuşulmayacak bir şey. Ayrıca Enver
Paşa'nın
mektuplaştığı bir Alman dostu vardır. Mektuplarda ona, "Seninle biz
dostuz,
bu dostluğumuz hep devam edecek" diyor. "Ama devletler arasında
dostluk
olmaz, bunu unutma" diyor. "Devletler arasında menfaat ilişkileri
vardır.
Bugün Almanlarla iyiyiz, yarın kötü olabiliriz. Kötü olduğumuz zaman
da,
bizim kişisel dostluğumuz devam eder ama devletlerimiz arasında bu
olmaz"
diyor. Enver Paşa bu mektubu yazdığı dönemde daha 30 yaşına gelmemiş,
genç
bir insan. O genç yaşında, "Devletler arasında dostluk olmaz, menfaat
ilişkileri olur" diyebilen bir insan. "Siz Almanların hedefi Adana'ya
kadar
gelmek" diye tahliller yapan bir adam.

*Savaşa girmek zorunda mıydı Osmanlı?*

Savaşa girerken bizimkiler iki zorunlulukla karşı karşıyaydılar. Bir,
harbe
girmeden ayakta duramazlardı. Neden; çünkü harbin konusu Osmanlı'nın
paylaşılmasıdır. Böyle bir zamanda Osmanlı'nın savaşa katılmaması söz
konusu
değil. Bu Osmanlı'nın elinde de değil. Onun yanında mısın, bunun
yanında
mısın; artık mesele budur. Bizimkiler önce İngilizlere dayanmak
istediler.
Fakat İngiltere'nin politikası değişmişti. İngiltere, Rusların aşağı
sarkmasını engellemek için, "Ne ölsün, ne olsun" stratejisiyle
Osmanlı'nın
varlığını istiyordu. Sonradan Reval'de anlaşınca, "Osmanlı
paylaşılsın"
dediler. Rumeli toprakları zaten gitmiş. Söz konusu olan, Anadolu
topraklarının paylaşılması. Bu nedenle bizimkiler önce İngilizlere
yaklaştılar. Tabiri caizse İngilizler yanlarına bile yaklaştırmadılar.
Fransızlara yaklaşmak istediler. Onlar da yanlarına yaklaştırmadılar.
Enver
Paşa'nın Almancı tanınması gibi, üç büyüklerden biri olan Cemal Paşa
ise
Fransızlara yakın biri olarak tanınırdı. Cemal Paşa'yı Fransa'ya
yolladılar
müzakere yapmak için. Cemal Paşa 15 gün randevu alamadı. Bir devlet,
bir
devletle görüşmek için ayağa kadar gitmiş ama randevu alamıyor. Yani
bu
kadar aşağılandılar. Öte yandan, Osmanlı parçalanırsa büyük parçayı
kim
alacak? Rusya alacak. İstanbul ve Doğu Anadolu Rusların. Buna rağmen
Sadrazam Talat Paşa, Kırım'a Çar'la görüşmeye gitti. Dışişleri
Bakanına
anlaşma teklif etti. Alay ettiler. Bu kadarını söyleyeyim size.
İngilizlerle
Rusların yazışmaları var; diyorlar ki, "Osmanlı'nın bu gibi
tekliflerine
alayla, tehditle karşılık verin."

*Yani Almanya, Osmanlı için mecburi bir tercih miydi?*

Mecburi tercihti, son tercihti. Onu da millet sanıyor ki, Almanya
elimizin
altındaydı. Hayır, başta Almanlar da kabul etmiyorlar seni. Neden?
Osmanlı,
Balkan Harbi'nden çıkmış bir orduya sahip. Bu Balkan Harbi ordumuzu ve
milletimizi rezil etmiş bir dönemdir. Balkan Harbi'ni bütün dünya
gördü.
Silah atmadan Selanik teslim edildi. Böyle bir orduyla Almanya ne
yapacak?
Gayet açık bir şekilde Alman yetkililer şunu diyor; "Biz savaşa
giriyoruz ve
sırtımızda yük istemiyoruz." Bu haldeyken, Alman İmparatorunun
zorlamasıyla
bizle ittifak kuruyorlar. Daha sonra o dönemi yazanlar çizenler, "Hiç
olmazsa tarafsız kalsaydık" diyorlar. Adamlar seni parçalayacak, nasıl
tarafsız kalıyorsun? Tarafsızlık olur muydu, olurdu. Nasıl olurdu;
kendini
tek başına savunacak gücün varsa tarafsız olursun. Bırak kendini
savunmayı,
Osmanlı ayakta duramıyor.

*Enver Paşa'nın bu noktada Almancılık yaptığı iddiaları var.*

Enver'in Almancılık yaptığı iddiaları falan yanlıştır. Evet, Alman
hayranıydı. Nitekim bizim ordunun eğitimi Almanların elinde oldu. Ve
Balkan
Harbi'nde dökülen, rezil olan o ordu, dünya savaşında harikalar
yarattı. O
orduyu Almanlar eğitti ve Enver Paşa yönetti. "Savaşa Almanlarla
beraber
girdik ama hep Alman komutanların direktifleriyle hareket ettik"
deniyor,
bunlar da yanlış. Harbe beraber girince, bizimkiler ortak karargâh
kurdular.
Dünyanın dört bir yanında ordular çarpışacaksa, ortak bir koordinasyon
merkezi kurulmalı, gayet doğaldır bu. Beraber savaşıyorsun; Almanlar
giderse
sen de gittin. Onlar kurtulursa sen de kurtuldun. Bu noktada Alman
menfaati,
Türk menfaati diye bir şey olabilir mi? Peki savaşta Alman ve Türk
menfaatleri çakışamaz mı? Çakışır ve nitekim çakıştı da. Menfaatler
çakıştığı zaman asıl Enver Paşa'yı göreceksin. Bakü Harekâtı'ndan önce
Almanlar Enver Paşa'ya, "Kesinlikle girmeyeceksin, ordularını güneye
gönder"
dediler. Enver Paşa ise, "Ermenilere karşı Türkleri korumak
zorundayım,
Bakü'ye gireceğim, benim onlara sözüm var" dedi. Bizimkiler hem
Ermenilerle,
hem İngilizlerle, hem de Ruslarla çatışıyor orada. Yakalanan İngiliz
esirlerin içinden Alman subayları çıkıyor. Yani Almanlar, İngiliz
üniforması
giyip, bize karşı savaşmaya başlamışlar, o ölçüde bir çarpışma var.
Bunlar
hep yayımlanmış şeyler. Ve Almanların Türklere karşı yaptığı o fiili
mücadeleye rağmen Bakü'ye girdi Enver Paşa'nın ordusu. Menfaatlerin
çatıştığı yerde Enver Paşa'nın kimden yana olduğu bellidir. Bu bir
kahramanlık da değildir Enver Paşa için, doğaldır, elbette Bakü'ye
girecek,
Enver Paşa Türk'tür, Türkçü'dür. Neden Almancı olsun? Bunlar çok basit
propagandalar. Kendi kahramanlarımızı küçültmek, birtakım insanların
gıdası
olmuş.

*Enver Paşa denilince akla gelen bir diğer klişe de Sarıkamış
Harekâtıdır.
Sarıkamış'taki harekâtı ve binlerce askerin donmasını nasıl
değerlendiriyorsunuz?*

Sarıkamış meselesinde 90 bin, 80 bin diyerek rakam tartışması yapmak
yanlıştır. Sarıkamış hadisesine bakış açısı da yanlıştır. Sarıkamış'ta
bir
vatan müdafaası yapılmıştır; 90 bin veya 10 bin her neyse şehit
verilmiştir.
Biz birçok cephede vatan müdafaası yaptık savaşta ve 250 binin
üzerinde
şehit verdik. Bir vatan mücadelesinde, şehitlerin sayısıyla siyaset
yapmak
alçaklıktır. Şehit sayısıyla siyaset yapılmaz. Vatan için dövüşmüş
müdür,
dövüşmüştür, o şehittir. Çanakkale'de 250 bin şehit verdik. Hiç kimse
soruyor mu neden Çanakkale'de 250 bin şehit verdik diye? Yok. Peki
neden
Sarıkamış'taki şehidi soruyorsun? Askerler bir savaş kazanıldığı zaman
şehit, kaybedildiği zaman ölü mü olurlar?

*Ama askerlerin çarpışarak değil de, donarak ölmelerinden dolayı
yapılan
eleştiriler var.*

Neyle olursa olsun. Şehit, şehittir. Donarak veya vuruşarak olması hiç
fark
etmez. İkinci nokta, 90 bin sayısı abartılmıştır. Sarıkamış'taki
yenilginin
baş sorumlularından biri olan 9. Kolordu Kurmay Başkanı Şerif Bey'in
hatıratında, "90 bin" diye bir rakam geçmiştir. Ondan sonra bu rakam
böyle
devam etmiştir. Bunun aslı esası yoktur. Gerçek rakamlar 30 bin
civarındadır. Rus ve Alman kayıtlarında verilen rakamlar da, 26 bin
civarındadır. Gelelim Sarıkamış Harekâtı'na. Bugüne kadar, Sarıkamış
Harekâtı'na, "Askeri açıdan yanlış bir harekâttır" diyen kimse yoktur.

*Bu harekâttaki amacı neydi Enver Paşa'nın?*

Enver Paşa'nın amacı şuydu: Rus Ordusu, Batı'da Almanlarla kavga
halinde
olduğu için, Ruslar bütün ağırlığını oraya göndermiş. Doğu Cephesi'nde
Rusların çok az adamları var. 100 bin civarında askerleri var Doğu'da.
Onlar
da Sarıkamış çevresinde yanlış cephelenmişler. Yani Ruslar bir
taraflarını
açık bırakmışlar. Enver Paşa bunu görmüş. Bazı tarihçilerin dediğine
göre,
Ruslar orada, "Gel, beni mahvet" der gibi duruyor. "Bir askerin,
Rusların bu
durumunu görüp de gitmemesi olmaz" diyorlar. Enver Paşa, normal
şartlarda
bizim Rusları halledemeyeceğimizi biliyor. Rusların hızlı zamanları.
Burada
Rus Ordusunu yenebilirse ve Doğu Cephesi'ni yıkabilirse, Kafkaslar'a
kadar
önümüz açılıyor. Ve Azerbaycan ile ilişki sağlandıktan sonra da, ikmal
gibi
problemler ortadan kalkıyor. Azerbaycan ile irtibat kurduğun zaman,
bir defa
o petrol kuyuları senin eline geçiyor. Bakü'ye girildikten sonra Halil
Paşa'nın bir mektubu var: "Petrol kuyuları, bizim bütün meselelerimizi
halleder" diyor. Amaç bu. İkmal sorunu var diye harekât yapmayacak
değilsin.
Ruslar Erzurum'a kadar gelmişler. Köprüköy ve Azap Savaşları olmuş ve
bu
savaşlarda, bizimkiler Rusları geri atmışlar. Yani bu başarıdan sonra
Ruslar
Sarıkamış'a çekilmişler. Yoksa Ruslar Erzurum'dalar.

*Aynı zamanda bir savunma harekâtı mıydı Sarıkamış?*

Tabii. Zaten Köprüköy ve Azap Savaşları'nda Hasan İzzet Paşa bir hata
yaptı.
Rusları geri attığı halde, Rusları takip etmedi. Rusları takip
etseydi,
Sarıkamış Harekâtı'na gerek kalmayacaktı. Ruslar geri çekilirken,
bizim
Hasan İzzet Paşa da orduyu 15 kilometre geriye çekti. Savaşı
kazanmışsın,
Ruslar kaçıyor, sen neden geri çekiliyorsun? "Orduda moral kalmadı"
gibi
sebepler sunuluyor. Bunun üzerine Sarıkamış Harekâtı oldu. Bu harekât
başarılabilseydi, Ruslar Doğu Cephesi'nde bitecekti. Bizimde çökmemiz
artık
mümkün olmazdı. Çünkü Azerbaycan ile bütünleşmiş olacaktık. Başka bir
nokta
daha var; askerin psikolojisi. Türk Ordusu, '93'ün intikamını almak
istiyordu. Bu da, askerin harekâta bakışı açısından önemlidir.
Sarıkamış
Harekâtı, plan olarak, Mareşal Fevzi Çakmak dâhil *-ki Cumhuriyet'in
Genelkurmay Başkanlığı'nı yapmış, büyük bir askerimizdir-* hiç kimse
planın
yanlış ve zamansız olduğunu söylemiyor. Efendim mevsim kıştı, hava
soğuktu...
Savaşta bu tür lafları söylemek komiktir. Savaşmak gerekiyorsa
savaşacaksın.
Bunu hiçbir asker söylemez zaten; bunlar sokaktaki adamın dedikodusu.
Sarıkamış Harekâtı başarılı olsaydı, Türkiye'nin birçok meselesi
çözülmüş
olacaktı. Siyasi neticeleri çok büyük olacaktı. Ama başarılamadı.
Başarılamamasının nedenlerine geçmeden önce şunu söyleyeyim: Dediğim
gibi bu
yaz kış meselesi avami bir tenkittir. Soğuktan donanların sayısı,
Ruslarda
bizden fazladır. Bu da akla uygundur. Çünkü Ruslar siperde oturmuş
bekliyor,
bizimkiler hareket halinde. Bizde donanların sayısı, yapılan
propagandaların
aksine çok azdır. Ve daha çok, Hafız Hakkı'nın kolordusu Allahuekber
Dağları'nı aşarken, bir tümenimiz gece tipiye yakalanmıştır. Asıl
kayıp
orada verilmiştir, onun dışında çok da bir kayıp verilmemiştir.
Sarıkamış'ta
Enver Paşa'nın başında bulunduğu kolordu, İhsan Paşa'nın kolordusu,
tam
planlanan saatte Sarıkamış'a inmiştir. Planda bir yanlışlık yok.

*Plan doğruydu ama Enver Paşa'nın emrindeki komutanlar bu plana
uyamadı mı?*

Genel değerlendirmeyi öyle yapabiliriz. Genelkurmay yayınlarındaki
nihai
hüküm de odur. Kumandanlar, Enver Paşa'ya ayak uyduramadılar. Plana
uyamayan
bu komutanlar da, Enver Paşa hakkındaki olumsuz propagandayı yapan
komutanlardır. 9. Kolordu'nun Kurmay Başkanı Şerif Bey, 9. Kolordu'nun
Komutanı İhsan Paşa; bunlar hemen 1920'lerde hatıralarını yayınladılar
ve
veryansın ettiler Enver Paşa'ya. İşte onların o yazdıkları hala devam
edip
gidiyor.

*1920'lerde dönemin önde gelen isimleri anılarını yayımlamaya
başlıyorlar.
Ve bu anılarda, genel olarak, Milli Mücadele yüceltildikçe Enver Paşa
küçültülüyor. Bu propagandayı neye bağlıyorsunuz? Neden hedefte Talat
veya
Cemal Paşa'lar yoktu da, Enver Paşa vardı?*

Bir kere Enver Paşa askerdi, başkomutandı ve ordunun çok sevdiği bir
adamdı.
Temel mesele oradaydı. Fakat bu propagandaları, öyle çok fazla
organize bir
şey gibi düşünmek yanlıştır. Enver Paşa'yla ilgili kötü
propagandaların
çoğu, İhsan Paşa ile Şerif Bey'in hatıralarından kaynaklanıyor. Onlar
da,
bunları hesaplı olarak yapmamışlardır. Kendi sorumluluklarını, Enver
Paşa'nın üzerine atmak için yapmışlardır.

*Hedefteki isim neden Enver Paşa hocam?*

En kısa ifadesiyle, Enver Paşa ordunun ruhu. Balkan Savaşları'ndaki
rezil
orduyu, Çanakkale'de, Kut-ül Amara'da kahramanlık yapacak hale getiren
Enver
Paşa'dır. Ve herkes Enver Paşa'ya bağlı. Ruslar ve Fransızlar
biliyorlar ki,
Enver'e bir şey olursa, bu ordu çöker. Birinci Dünya Savaşı'ndaki
propaganda
çalışmalarını anlatan bir kitap var. Genelkurmay arşivlerine
dayanıyor.
Orada İngilizlerin ve Rusların yayımladığı propaganda broşürleri var.
Broşürlere bakıyorsun, yüzde 90'ı hep Enver Paşa'yla ilgili. Yahu
Sadrazam
var, Padişah var, hiç onlardan laf yok, sadece Enver Paşa hedef. Niye?
Çünkü
ordunun direği Enver Paşa. Enver Paşa'yı çökertirsen, ordu çöker.
Onların
yaklaşımı bu ve çok da yanlış bir yaklaşım değil. Bugün bazı
tarihçilerimizin yazdıklarına bakıyorum, sanki o broşürleri aynen
tekrar
ediyorlar. Bu elbette bir rastlantıdır. Oradan aldıklarını
söyleyemeyiz ama
can sıkıcı bir rastlantıdır. Rus propagandalarında yer alan
ifadelerin,
aynen bizim tarihçilerin çalışmalarında yer alması, kabullenilecek şey
değil. Sonuç olarak, Türkiye'de Enver Paşa'yla ilgili propagandaların
yayılması, kendi hatalarını onun üzerine atmak isteyen askerlerin
iddialarının, İttihatçı düşmanlığını Cumhuriyet döneminde bile
sürdüren
insanlar tarafından kullanılmasıyla olmuştur. Bir de buna Rusların ve
İngilizlerin propagandası eklenmiştir. Şimdi tabii Cumhuriyet'in de
bir
dönem resmen yürüttüğü bir propaganda var. Fakat o propagandayı devam
ettirmemişler. O propaganda, Enver Paşa'nın Türkiye'ye girmesine
karşı, onu
engellemek üzere yapılmıştı. Enver Paşa'nın Anadolu'ya girme fikri
ortadan
kalkınca, bu propaganda sona erer. Nitekim Mustafa Kemal Paşa, Enver
Paşa
hakkında konuşturmuyor kimseyi. Ve Enver Paşa'yla ilgili kullandığı
ifadeler
çok muhteşem. Kullandığı tabire bak; "Enver, bir güneş gibi doğmuş,
bir
gurûb ihtişamıyla batmıştır, arasını tarihe bırakalım." Edebiyat gücü
de
ancak bu kadar olur...

*Anadolu'ya girseydi, birinci adam Enver Paşa mı olurdu?*

Enver Paşa olurdu. Kimin nezdinde olurdu? Ordu nezdinde. Mustafa Kemal
de
bir hareket başlatmış ve yürütüyor. Hiç kimse de, "Buyur, hareketin
başına
geç" demez. Ayrıca Mustafa Kemal de hırslı ve büyük işler yapmak
emelinde
olan biri. Enver'e karşı tedbir alıyor. O propagandalar, tedbirden
dolayı
yapılmıştır.

*Enver Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında bir orta yol bulunamaz
mıydı?
Acaba, daha başka bir sorun veya bir görüş ayrılığı olabilir miydi
aralarında?*

Enver Paşa için bu mümkün olsa da, Mustafa Kemal Paşa davet etmez.
Neden?
Çünkü Enver Paşa'yı tanıyor. Enver Paşa geldiği zaman, Mustafa Kemal
Paşa,
onun arkasında olmak zorundadır. Başka mümkünü yok. Mustafa Kemal Paşa
bunu
elbette istemez, neden istesin? Bu, gayet doğal bir mesele. Enver
Paşa,
Sakarya Savaşı'ndan bir ay önce Batum'a geliyor. Batum'da, Sakarya
Savaşı'nın sonucunu bekliyor. Çünkü bizim Anadolu hareketinin başarılı
olacağı Sakarya'da belli oluyor. O zaman kadar ki İnönü Savaşları
falan çok
mühim değil. Birinci İnönü Zaferi diyorsun, İkinci İnönü Zaferi
diyorsun,
bir bakmışsın düşman gelmiş Sakarya'ya. Bunlar nasıl zaferse? Enver
Paşa'nın
mektuplarında gayet açık olarak var: "Burada Sakarya Savaşı'nın
sonucunu
bekleyeceğiz" diyor. "Eğer milli kuvvetlerimiz hak ettikleri başarıyı
kazanırlarsa, bizim için mesele yoktur, Anadolu'ya gitmenin anlamı
yok, ben
Doğu'ya yöneleceğim" diyor. "Ama Sakarya'da mağlup olunursa, hiç kimse
beni
tutamaz" diyor. Bunu arkadaşlarına da yazıyor. Mustafa Kemal'e de
yazıyor.
Gizli kapaklı bir şey yok ortada. Nitekim Türk Ordusu Sakarya'da
kazanınca,
Enver Doğu'ya yöneliyor. Ondan sonra Mustafa Kemal ve arkadaşları
için,
"Enver" diye bir mesele yok.

*Durumu doğru anlayabilmek için başa dönelim; Jön Türk devriminin
amacı tam
olarak neydi? Abdülhamit'i neden tahttan indirdiler?*

Cevaba sondan başlayayım; Sultan Hamit'in, Talat Paşa ve arkadaşları
için
söylediği bir söz var; "Birbirimizi tanıyamamışız, yazık olmuş" diyor.
Hakikaten, Enver Paşa ve Talat Paşa gibi iki adam, Sultan Hamit'in
yanında
olsaydı, bunlar mümkündür ki devleti ayağa kaldırırlardı. Çok
yetenekli,
birbirini tamamlayan, üstün meziyetli üç insan bunlar. Ama olmamış.
Meşrutiyet dediğin şey, kim açısından bakarsan, ona göre değişiyor.
Batılı
devletler ve gayrimüslimler açısından bakarsanız, Meşrutiyet,
Osmanlı'yı
içinden denetlemek için bir yoldur. 1867 Islahat Fermanı'na kadar,
İmparatorluğun yönetiminde Müslümanlardan başkası olmazdı. 1867'den
sonra
gayrimüslimler Osmanlı yönetimine girmeye başladılar. Yabancı
devletler,
devlet teşkilatına giren yabancılar vasıtasıyla istihbarat yapma
imkânı
buldular. Fakat bununla yetinmediler. "Meşrutiyet olsun ki,
gayrimüslimler
meclise girsin ve onlar vasıtasıyla kanunları yönlendirelim"
istediler.
Gayrimüslimler için ise Meşrutiyet, bağımsızlıklarına ikinci bir
adımdı.
Birinci adımı 1867 Islahat Fermanı'yla Türklerle eşit olarak
atmışlardı.
İkinci adım, devlette eşit olmaktı. Hedefleri çok açıktır ki, milli
bağımsızlıklarına kavuşmaktı. Müslüman Türkler içinse Meşrutiyet,
Osmanlı
Devletini kurtarmaktı. Onlar sanıyordu ki, "Devleti gayrimüslim, Türk,
Müslüman hep birlikte kucaklarsak, kardeşçe bu işi başarırız." Hâlbuki
Tanzimat'tan beri, bu eşitleştirme girişimleri, tam tersine
İmparatorluğun
unsurlarını ayrıştırıyor. Bunu bugün biz görebiliyoruz ama o gün onlar
göremiyorlardı. Osmanlı devleti mali, askeri her bakımdan çaresizlik
içindeydi. Balkanlar'da sürekli komitacılarla savaşılıyordu. Enver
Paşa da
zaten mezun olduğunun ertesi günü komitacılarla kavgaya gitmiş bir
adam.
Düvel-i Muazzama dediğimiz devletler, canlarının istediğini Osmanlı'ya
yaptırıyorlar. O kadar ki artık bir üslup hassasiyeti bile
göstermiyorlar.
Dış politikada bir nezaket vardır ya, onlar bitmişti, yap ulan der
gibi emir
veriyorlar. Peki, devletin bu duruma gelmesinde Abdülhamit'in kabahati
ne?
İşte zaten mesele orada. Bu insanların hepsi çok vatanperver insanlar,
devleti yeniden ayağa kaldırmak istiyorlar ama nasıl yapacakları
konusunda
bir fikirleri yok. Bunlara demişler ki Meşrutiyet gelirse her şey
güzel
olacak. Bunlar da inanmışlar. İnönü'nün sözleri var, "Kanun-i Esasi
gelince
her şey tamam olacak diye inanmıştık" diyor. Günümüzde de hâlâ
böyledir,
insanlar zora düştükleri zaman, kolay çözümler ararlar. Hatta çözüm
değil,
slogan ararlar. 1980 öncesinde de öyleydi durum. Çünkü çözüm çok
zordur. Bir
toplumu durduğu yerden alıp ilerilere götürmek üç beş lafla olacak şey
değildir. Ama sloganlar çabuk sonuç vaat ederler; "İslam gelecek, her
şey
bitecek" veya "Kanun-i Esasi ilan edilecek, dertler bitecek" vesaire...

*Enver Paşa'nın, savaşın başlarında İslamcı, sonlarında Türkçü, hatta
Kafkaslar'dayken sosyalist bir söylem taşıdığını görüyoruz. İdeolojik
anlamda kafası biraz karışık mı?*

Kafası hiç karışık değil. Kafası çok net. Fakat onların ideolojik
tavırları,
bizim bugünkü ideolojik tavırlarımız gibi değil. Neden? Çünkü onlar
aynı
zamanda eylem içindeler. Türkçülükse fiilen Türkçülük yapacaklar,
İslamcılıksa fiilen İslamcılık yapacaklar. Onların bu değişmeleri,
inanç
değişmesi değil, realitelerin değişmesiyle ilgilidir. İttihatçılar,
1910'dan
sonra Gökalp'in de etkisiyle fiilen Türkçülüğe yönelmeye
başlamışlardır.
Fakat resmi siyasetleri daima Osmanlıcılık olarak kalmıştır. Ama
fiilen
Türkçülük yapmışlardır. Çünkü herkes ayrılıp gidiyor Osmanlı'dan.
Osmanlı
dediğin zaman sadece Türkler kalmış. O zaman Osmanlı diyeceğine direkt
Türk
de, bitsin mesele. O dönemdeki insanların ideolojik tercihleri, masa
başındaki hayallerden çok, günün siyasi gelişmeleriyle bağlantılı
olarak
tezahür ediyor. Daha zor ama daha sağlıklı bir durum var. Enver Paşa
politik
gelişmelere göre hem Türkçüdür, hem İslamcıdır, hem Osmanlıcı'dır.
Bunlar
birbiriyle ilgisiz şeyler değildir. Meşhur üç tarz-ı siyasette de,
bunlardan
hangisine ağırlık verilmesi gerektiği tartışılır. Yoksa biri tercih
edildiği
zaman, diğeri reddedilmiş olmaz.

*Enver Paşa'nın adı hiçbir caddeye, meydana verilmemiştir. Bunu neye
bağlıyorsunuz?*

Şerif Bey ve İhsan Paşa'nın hatıraları temel sebeptir. Milli Mücadele
döneminin kendine özgü şartları da Enver hakkındaki olumsuz imajı
artırmıştır. Kazım Paşa'nın başlattığı bir propaganda var daha sonra.
Bütün
bunlara bir de kraldan fazla kralcı olanlar eklenince bu tablo ortaya
çıkmıştır. Nitekim Mustafa Kemal'in sofrasında Enver Paşa hakkında
olumsuz
konuşmak isteyen milletvekili öyledir. Kraldan fazla kralcıdır. Enver
Paşa
hakkında konuşacak ki, Mustafa Kemal'e yağ çekecek. Mustafa Kemal bunu
susturuyor. Bir gün Enver Paşa'nın da ismi bir yere verilir. Çünkü
nedir ki
buradaki hassasiyet? Atatürkçülük mü, cumhuriyet mi? Onlara karşı olan
bir
durum yok ki bu adamda.

*Tarihçi Murat Çulcu'nun şöyle bir sözü var: "İngilizlerin Enver Paşa
ile
olan savaşı bitmemiştir." Nasıl yorumlarsınız bu sözü?*

İslam dünyası ekseninde değerlendirmek mümkün. İngilizler, İslam
dünyasındaki hâkimiyetlerini yitirmemek için, Rusya ve Osmanlı ile
ilişkilerinde ona göre politika ürettiler. Enver Paşa bir İslam
kahramanı
olarak şöhret buldu. En son kurduğu örgütte, İslam dünyasında
ihtilaller
yapan bir örgüttü. Yani mücadelesi İngilizler'e karşıydı. Çulcu'nun
sözünü,
İngilizlerin Ortadoğu'daki emellerinden vazgeçmedikleri şeklinde
yorumluyorum.

*Çok fazla alıntı olmamış mı kitapta?*

Bunu söyleyen başkaları da oldu. "Senin üslubundan okumak istiyoruz"
dediler. Ama kendi üslubum çok fazla uzadıkça bana tatsız geliyor.
(Gülüyor)
İnşallah bu kitap amacına ulaşır. Bu lüzumsuz Enver Paşa düşmanlığı
sona
erer. Gerçi şu ana kadar kitap hakkında yazan çizen pek olmadı. Taha
Akyol
yazdı, ama övmek için birkaç cümle yazmış.

*Türkiye'de kitap okuyan aydın kaldı mı hocam? Taha Akyol'un o yazıyı
yazarken, kitabınızı baştan sona okuduğunu düşünmüyorum.*

Hayır okumamış; ben yazısını okuduğum da zaten, kitabımın ne kadarını
okuduğunu görüyorum. (Gülüyor) Okuyucu bunu fark etmez tabii ama ben
görüyorum. Hatta muhtemelen Şevket Süreyya'yı da eski zamanda okumuş.

*Şöyle bir karıştırıvermiştir.*

Yok, okuduğunu sanıyorum Şevket Süreyya'yı. Taha iyi kitap okur.
Zenginliği
olan biridir ama benim kitabı okumadığı kesin. Şevket Süreyya'yı çok
önce
okumuş ve çok öncesinin kafasında bıraktığı izle bir hüküm veriyor ve
o
verdiği hüküm yanlış.

Enver Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında mizaç farkı vardı

*Kitabınızda, Enver Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında bir mizaç ve
istikamet farkı vardır diyorsunuz. "Mizaç ve istikamet farkı" sözünü
biraz
açar mısınız?*

Enver Paşa son derece dindar bir adam. Sabah namazını hiçbir zaman
vaktinden
sonraya bırakmamış bir adam. Diğer yandan Enver Paşa, Osmanlı
hanedanına son
derece bağlı bir adam. Hilafete son derece bağlı bir adam. Enver Paşa
ile
ilgili çok söz söylemeye gerek yok; İnönü'nün sözleri zaten yeterli.
İnönü
diyor ki; "Enver Paşa, cemiyetimizin kusur saydığı şeylerden, aklın
alamayacağı kadar uzak yaşamış bir insandı." İnönü'nün sözlerindeki
adamlar,
ancak Evliya hikâyelerinde olur. Şimdi Enver'in mizacı bu. Mustafa
Kemal'e
bakıyorsun; bunun tam zıttı. Mustafa Kemal, Enver'in hassas olduğu
konulara
düşman değil ama Enver kadar umursamıyor. Enver Paşa, bizim Türk-İslam
ahlakı diye anlatmaya çalıştığımız ne varsa, onları şahsında cem etmiş
bir
adam. Dediğim gibi, ancak Evliya menkıbelerinde bulunur böyle bir
adam.
Mustafa Kemal hırslı, iyi bir asker, iyi bir komutan. Bunlar,
birbiriyle
tamamen farklı iki mizaçtır. Mustafa Kemal zaten kıdem itibariyle
Enver'den
aşağıda. Okula iki yıl geç gittiği için, kıdemi Enver'den düşük. Kıdem
olarak Enver'le rekabet etmesi mümkün değil. Şevket Süreyya'nın
yazdıklarından da anlıyoruz ki, Enver Paşa ile bir problemi yok ve
hatta
Enver Paşa'yı seviyor. Şevket Süreyya, Enver'den bir mektup falan
geldiğinde, Mustafa Kemal'in ayakları yerden kesiliyordu diyor. Enver
Paşa'yı herkes seviyordu, o da seviyordu. Kendisi rakı içer falan ama
Enver
Paşa'nın o temiz şahsiyetine herkes saygı duyuyor.

*Hatta Enver Paşa'nın hoşuna gidiyor Mustafa Kemal'in bu hırsı ama
siyasete
karışmasından rahatsız oluyor sanırım.*

İşte Enver Paşa'nın kuşkularından biri de oradan geliyor. Mustafa
Kemal'in
bir ayağı orduda, bir ayağı siyasette. Enver bu durumu kesinlikle
istemiyor.
Talat Paşa, Enver Paşa'ya, "Yahu sen cephelere gidip geliyorsun, bir
gün
cephede kalabilirsin, o zaman ne yapacağız biz?" diyor. Enver de,
"Mustafa
Kemal'den başkası bu orduyu idare edemez" diyor. Fakat şahsına
güvenemiyor.
O nedenle çok fazla yakın durmuyor.

*Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Cephesi'nden gönderdiği bir mektupta
Enver
Paşa'ya "Kardeşim" diye hitap ediyor. Aralarındaki resmi hukuku aşan
bir
hitap değil mi?*

İnsani ilişkiler bakımından çok yakınlar. Üstelik aynı yaştalar.
"Kardeşim"
hitabı da Mustafa Kemal'e mahsus değil. O dönemin birçok ismi
birbirine öyle
hitap ederdi. Dediğim gibi, aralarında bir problem yok. O sonradan
uydurulan
bir şeydi. Mustafa Kemal bir mücadeleyi almış yürütüyor. Enver
dışarıda
bekliyor. Gelecek mi, gelmeyecek mi? Gelirse işler karışacak. Problem
orada
başlıyor ve orada bitiyor. Milli Mücadele dönemine özgü bir problem.
Onun
dışında, Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar hiçbir mesele yok.
Yalnız
Mustafa Kemal Paşa'nın ordu komutanlarına gönderdiği bir mektup var,
Enver
ona öfkeleniyor, "Yine siyaset yapıyorsun, rahat durmuyorsun" diye o
kadar.

Röportaj: Emre DEMİR

Yeni Harman Dergisi

On 20 Aralık, 18:42, Tuncay Demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>
wrote:

> ...
>
> tamamını oku >>

KALPAKLI VATANSEVER

unread,
Dec 21, 2009, 1:26:17 PM12/21/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
SEVİL HANIM, YAZDIKLARINIZA TAMAMEN KATILIYORUM. ANCAK, BENİM ENVER PAŞA HAKKINDA VURGULAMAK İSTEDİĞİM ŞUDUR:
 
RAHMETLİ DEDEMİN ŞEHİT BABASI, AKİBETİ MECHUL OLMUŞTUR. SEBEP OLAN ENVER PAŞANIN SİYASİ HIRSIDIR.
 
TARİHİ KAYITLAR GÖSTERİYOR Kİ, ENVER PAŞA MEVSİMİN KIŞ VE SARIKAMIŞ BÖLGESİNİN ÇOK ÇETİN KIŞ ŞARTLARINA SAHİP OLDUĞU YÖNÜNDEDİR. ENVER PAŞA'DAN KIŞ MEVSİMİNİN GEÇMESİ, BAHARIN GELMESİ İLE ASKERİ HAREKATIN GERÇEKLEŞRİRİLMESİNİN DOĞRU OLACAĞI AÇIK VE NET OLARAK BİLDİRİLMİŞ ANCAK ENVER PAŞA, ANADOLU'DA KENDİNİ İSPAT EDEMEYİNCE, KENDİNİ İSPAT ETMEK İÇİN ASKERİ SARIKAMIŞ'A RUS'LARIN ÜZERİNE SÜRMÜŞTÜR. ASKER SOĞUKTA, KARLA KAPLI DAĞLARDA ÖLÜM KALIM SAVAŞI VERİRKEN.. AÇ AÇIK..ENVER PAŞA NEREDEDİR?
 
YA.. İSTEDİĞİM; RAHMETLİ DEDEMİN HAK ETTİĞİ SAYGIYI BULMASIDIR. KABRİNİN NEREDE OLDUĞU BİLE BELLİ DEĞİLDİR. AZİZ NAAŞI TOPRAĞA GÖMÜLMÜŞ MÜDÜR, YOKSA KÖPEKLER Mİ YEMİŞTİR?
 
BUNLAR ÇOK ACIDIR  SEVİL HANIM..DAYANILAMAYACAK KADAR ACI..
 
SELAMLARIMLA..
KALPAKLI
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun !


2009/12/20 bertan onaran <onaran...@gmail.com>

Alga

unread,
Dec 21, 2009, 11:55:01 PM12/21/09
to CiHAN TÜRK OLSUN

KOCAMAN 3 IFTIRA DAHA....
1 cümle içinde 3 BÜYÜK YALAN

90. yılına yaklaşırken Enver Paşamıza atılan iftiralar halkımızın
büyük kesimini öyle etki altına almış ki ,bu gün bir parti ve onun
yandaşları malum ETÖ iddianamesini neredeyse Enver Paşaya mal
edecek..

Ya bizimkiler , ya bizim ki olması gerekenler nerede?

Yolcu, arabayı bu yerde eğle
O mezar önünde sen tazim eyle
El aç, dua eyle onun ruhuna
Ayak bastığın yer borçludur ona

Bahtiyar Vahabzade

Şiirin devamı <http://www.kalemlervekiliclar.com/kafkas-islam-
ordusunun-bakuyu-fethi-t-13218.html>


Sayın Tuncay Bey zahmet edip bir çok soruya güzelce cevap
yetiştirmiş , ben de ilaveten,çok atılıp da az cevaplandığını sandığım
bazı iftiralara ve iddialara cevap vermek istiyorum.

Bugün iki kısım ve tekmili birden;

1-) Sarıkamışın batan gemileri !!
2-) Kendi ikbal ve hırsı için Saraydan bir kızla evlenmesi!!


Bir cümlede 3 yalan 'sarıkamışın batan gemileri

A-)Rus savaş gemileri tesadüfen bu 3 gemiyi gördüler ve batırdılar!!!
ENVER ,donanmaya bile haber vermemişti !!!!!!
B-) Sarıkamışa giden kışlık üniforma ve 3 bin Asker ve mühimmat
yerine ulaş(a)madığı için Sarıkamış harekatı başarısız oldu!!!!
Tarihin seyri değişti 1.Dünya savaşını bu yüzden kaybettik !!!!!
C-) 3 gemi batırıldı bunlar basına duyurulmadı !kayıda geçirilmediği
için askerin haberi olmadı ,Tarihin karanlığında kaldı bugün(2007)
yeni keşfedildi!!!!

Biraz alt kısımda küçük harflerle yazılmış olan yazıyı çoğumuz
hatırlarız, Enver karşıtlığını kendine şiar edinmiş ,propaganda esiri
olmuş beyinlere kazılırcasına işlenen haber, bu haberi hatırlamak
için, isterseniz önce haberi okuyunuz.


VUKUATIN DOĞRUSU ve Sıralanışı

A-)
29 Ekim 1914 Rus limanları ve askeri üslerinin Osmanlı donanması
tarafından bombalandığı tarihtir .
2 Kasım 1914 Rus,İngiltere,Fransa, Sırbistan,Karabağ ve Japonya
Osmanlıyla siyasi ilişkilerini kestiler
3 Kasım 1914 İngiliz gemilerinin çanakkaleye kısa bombardımanı

4 Kasım 1914 Midilli ve Hamidiyenin Karadenizde ilk konvoy himayesi

5 Kasım 1914 İngilz ve Fransızların Osmanlıya Harp ilanı ve
İngilterenin elinde'ki Kıbrısı ilhak ettişini açıklaması

5/ 6 Kasım 1914 refakatsiz olan 3 geminin Zonguldak önlerinde
batırılması,

Kaynak: Erol Mütercimler destanlaşan gemiler .1987

24 ARALIK 1914 / 4 Ocak 1915 Sarıkamış harekatının yapılışı, 5 Kasım
ile 24 Aralık tarihinin arasında tam bir buçuk ay var, bu süreyi
lütfen hatırınızda tutun ve aşağıda ki kaynaktan gelen bilgiyi
inceleyiniz
......................................................
''Çok sabır ve sürekli dikkat gerektiriyor bu emniyet seyri
seferlerleri.Anadolunun küçücük limanları yetersiz tahliye araçlarına
sahip, bütün nakliye hizmetleri bu nedenle çok yavaş
tamamlanabiliyor.''

''Ama bunlarda olmak zorunda ,kötü tecrübeden sonra,.Samsuna giden ilk
buharlı vapurlar
Hiç koruma refakati olmaksızın vukuatsız olarak gidip gelmişlerdi,
koruma refakati olmayan 3 yük gemisi , Anadolu kıyısında ki korumasız
bir kömür yatağı olan yoksul Zonguldak'ı bütün gücüyle bombardıman
yapan Rus donanmasının kucağına yürümüş ve batırılmışlar.
Bu vukuat 5 Kasım 1914 de oldu, İngilizlerin ilk defa Çanakkale
boğazında ki istihkamlara ateş açtıkları gün.''

''O halde Rusların Karadeniz Donanması , bizim Sivastopolu
bombardımanımızdan sonra ilk defa kendi savaş limanlarından
(üslerinden) ayrılabilmişlerdi.''

''YAVUZ ve MİDİLLİ bundan sonra DOĞUYA gidecek konvoylara korunma
(refakati) verecek.''
..........................................................
Georg Kop ''Dr.Phill. Hans v. Malottki tarafından yazılmış'' (Yavuz
gemisinin telsizcisi) Das Teufelschiff und seıne kleıne Schwester,
Erlebnisse des Goebensfunker- Leipzig 1931) sayfa 120


Georg Kop"un hatirasini burada kesip,

ŞİMDİ ŞİFRELERİ KIRALIM:

A-)
5 Kasım 1914 ile 24 Aralık 1914 tarihinin arasında tam bir buçuk ay
var, bu bir buçuk ay içerisinde Sarıkamışa mümkün olan bütün
teçhizat , mühimmat ve üniforma yetiştirilmesi için yeterli zaman
vardır.
Georg Kop'un hatıralarından ve bu yığınağın ve nakliyenin yapıldığını
bu hizmete YAVUZ ve Midillinin yanı sıra Hamidiye ile diğer
gemilerimizin katıldığını öğreniyoruz.

B-) Osmanlının zaten elinde ne kadar malzeme vardı ,kaldı ki bazı
komutanların verilen emre aykırı olarak hareket ettikleri ve hedeften
çıktıkları , işi yavaştan aldıkları sabittir ki daha sonra ki dönemde
Enver Paşayı suçlayanların arasında ilk sırada bizzat bunlar da
vardır.
MİSAL ; Tarih 10 ARALIK 1914 YAVUZ zırhlımızında arasında olduğu
donanmamız tarafından BATUM şehri ateş altına alınmış ama plan gereği
eşzamanlı yapılması gereken kara harekatı için görevlendirilen askeri
birliğimiz savaş mahalline gelmemiş, ( Georg Kop ag e sayfa 138)
<http://www.enverpasadergisi.com/index.php?
option=com_content&view=article&id=152:on-soruda-enver-
paa&catid=1:makaleler&Itemid=4>
ve 19 ayrı kaynaktan derlenmiş bilgiler ,siyasi yorumlarına katılmak
zorunda değilsiniz
<http://www.milligazete.com.tr/haber/enver-pasa-ve-birinci-dunya-
savasi-141236.htm>

C-) Basına duyurulmadı,askere duyurulmadı martavalı;

Hangi Genel Kurmay askerin moralini bozar? Hangi GK Basına haber verir
biz başlamadan savaşı bitirdik diye , oysa Yavuz gemisinde ki
telsizci'nin bile haberi vardır ve anılarına kayıt eder, yetkili ve
gerekli olan kişilerin vukuattan haberi vardır ,ASKERİ KAYITLARDA bu
gemilerin batırılışı mevcuttur 90 yıl sonra keşfedilmiş bir olay
değil, Enver Paşanın , dürüstce kayıt altına aldığı ,ya da aldırdığı
DONANMANIN da bilgisinde ki seyru seferdir. Erol Mütercimler beyin
1987 de yazdığı ve yukarıda anılan 'Destanlaşan gemiler adlı eserınde
bu gemiler belirtilmiştir sayfa no 254.


Şehidi AZAM ENVER PAŞA'nın hakkında başka bir İftira

'--- Siyasi çıkarı için saraya damat girdi, başka türlü rütbe alması
mümkün değildi ' İDDİASI

Enver PAŞA'nın kendisi saraya damat olmak gibi düşünceye sahip olmamış
tam tersi ,
gelecek vaad eden bu subayın damat olması saray tarafından ona telkin
edilmiştir.
Şimdi tarih olarak 1909 da rütbe alan Enver Paşa, Berline ATAŞE
olarak gönderilmiş ,orada kendine Bir Alman prensesinin yakınlık
göstermesinin ardından ,bilinen bir mısırlı prensesin izdivaçına
yaklaşırken bu telkin ona yapılmıştr.
Sıralamayı bozmamak için devam ediyorum Enver Paşa 1911 yılında
Türkiyeye gelmiş ve buradan Trablusgarba gitmiş I .Balkan savaşının
başlaması üzerine ,bu cephede görev almak için İstanbula dönmüş
sonrası II. Balkan savaşı ve nihayet 1914 yılında NACİYE SULTAN İLE
evlenmiştir.

İNGİLİZ arşivlerinden ENVER PAŞANIN EVLİLİĞİ

<http://www.ksef.gazi.edu.tr/dergi/pdf/Cilt13-No1-2005Mart/
dmehmet.pdf>

----Bu yazı tam bitmişken bir yeni iddia daha geldi, varsa dahasını da
göndersinler
GÜYA KENDİNİ İSPAT ETMEK İÇİN


ASKERİ SARIKAMIŞ'A RUS'LARIN ÜZERİNE SÜRMÜŞTÜR.

Cevap :
1-) ANADOLUDA İSPAT EDECEK NE DURUM VARDI Kİ Sarıkamışa sürme gereği
olsun
2-)Sarıkamışa yani genel olarak bizim kafkas cephemize saldıran Rusu
bıraksında onlar turistik gezi yapar gibi elini kolunu sallayarak
Basra körfezine kadar mitselerdi daha mı iyi olurdu?
3-) 1 Dünya savaşının başlangıcı 01.08.1914 dür ve Osmanlı 05.11.1914
de savaşa bilfiil girmiştir yani 3 ay 5 gün sonra
4-)Sarıkamış harekatı ,doğu cephemize saldıran Rus ordularına karşı 22
Aralık 1914 ile 5 Ocak 1915 arasında yani savaşa girmemizden tam 45
gün sonra yapılmıştır.
5-)Enver Paşa Nerededir mi? Enver Paşa Askerinin başında en ön safta
ve onlarla beraber aç ve açıktır, 19 ayrı kaynaktan Enver Paşa...
<http://www.milligazete.com.tr/haber/enver-pasa-ve-birinci-dunya-
savasi-141236.htm>
Çırpınırdı Karadeniz MARŞ'ı olarak bildiğimiz marşın yazarının GENCE
ye gelen KAFKAS MÜSLÜMAN ORDUNU karşılarken okuduğu başka bir şiir.

Ey şanlı ülkenin şanlı ordusu
Unutma Kafkas'a geldiğin günü
Gelirken kovmaya Turan'dan Rus'u
Ayağını Karadeniz öptü mü?
İlk atarken eski burca adımı
Kars Kalesi selam topu attı mı?
Sen yaparken orada zafer şenliği
Mağlup düşman kaşlarını çattı mı?
Ahmet Cevad

İDDİALAR ve İftiralar çok

---Sultan Abdulhamidi tahtından eden İTTİHAT ve TERAKKİ'yi Enver Paşa
kurdu!!!
---Yavuz ve Midiliyi Çanakkaleden içeri aldık İngilizleri kızdırdık!!!
---Enver Paşa padişahtan habersiz olarak devleti savaşa soktu: Yavuz
ve midilli Padişahtan habersiz Karadenize açıldı ve Almanların ayak
oyunuyla savaşa girdik!!!
---Enver Paşa Alman hayranı idi ,o yüzden bizi Almanların yanında
savaşa soktu
(El insaf , biz Almanların yanında değil aynı zamanda Avusturya-
Macaristan İmper. Yanında girdik savaşa ,hani daha 5 - 6 yıl önce
elimizden Bosna Herseki koparan 1-2 yıl öncesinde bize karşı yunanı
destekleyen ne çabuk unutur bunu Enver Paşa, olur mu öyle şey)
---ATATÜRK ve Enver PAŞA birbirlerine karşı hasımdılar!!!
.... Enver Mason'du !!! Tövbe tövbe her ıttıhatcı masonmuydu ?
--- Enver Komitacıydı !! ( ne olmalıydı ?)
----Enver İttihatçı ve terakkici idi ( olmayan kim vardı ki)
---Sarıkamış facisının müsebbibi
---Turancılık hayalperest ( o hayaller olmasaydı AZERBAYCAN bugün
olurmuydu?


Yukarıda yazılmış ve yazılmamış iddiları gerektiğinde
cevaplayabilmek üzere
Benim de bir sorum var sahii bu günkü zamanın bir şahsı var hani ETÖ
nün fakir kasası vardı ya iöerde kanserden çlünceye kadar kaldı da
cenazesini fakir ilmuhaberiyle belediye kaldırdı. Hah işte o ADAMI
TANIYAN VAR MI?


İşte batan gemilerle ilgili iddia ya da iftira

""""""XXX'nın özel haberi...

1914'te Sarıkamış'ta donarak şehit olan 90 bin askere kışlık giysi,
erzak ve mühimmat götürmek için İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola
çıkan, içinde 3 bin de asker bulunan 3 gemiyi Ruslar 7 Kasım'da
Karadeniz'de batırır. Enver Paşa'nın emriyle kayıtlara geçirilmeyen bu
faciayı Prof. Dr. Bingür Sönmez ortaya çıkardı. 'Sarıkamış'ın Deniz
Şehitleri' 93 yıl sonra dün ilk kez törenle anıldı.

3 yıl süren bir araştırmayla bulundu

'Sarıkamış Dayanışma Derneği'nin kurucusu ve başkanı Prof. Bingür
Sönmez 3 yıllık bir araştırma sonunda 'Sarıkamış Faciası'yla ilgili
tarihçileri bile şoke eden belgelere ulaştı: Dönemin Genelkurmay
Başkanı Enver Paşa, Donanma Komutanı'na bile haber vermeden
Sarıkamış'taki askerlere kışlık üniforma, erzak, mühimmat yollamak
için sivil yük gemileri Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa'yı
İstanbul'dan 6 Kasım 1914'te yola çıkardı. Gemilerde Sarıkamış'ta
savaşacak 3 bin de asker vardı.

Bundan böyle her yıl anılacaklar

Gemiler Trabzon'a yanaşacak malzeme ve 3 bin asker karadan Sarıkamış'a
gidecekti. Enver Paşa yine büyük hata yapmış bu sivil gemileri
koruması için Donanma'dan yardım istememişti. 3 gemiyi Karadeniz
Ereğli açığında 7 Kasım 1914 saat 7.45'te Ruslar tesadüfen gördü ve
batırdı. Facia Enver Paşa'nın emriyle kayıtlara geçmedi, basına
duyurulmadı. Prof. Dr. Bingür Sönmez'in sayesinde Sarıkamış'ın
unutulmuş deniz şehitleri 93 yıl sonra dün Karadeniz Ereğli'de ilk kez
anıldı. 16. sayfada

TARİHİN SEYRİ DEĞİŞTİ

1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı İmparatorluğu
Rusya'ya karşı savaşmıştı. Osmanlı ordusu bu savaşın en ağır
mağlubiyetlerinden birini Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış'ta almıştı.
Tarihe 'Sarıkamış Faciası' olarak geçen olayda dönemin Genelkurmay
Başkanı Enver Paşa'nın emri ile bölgeye yazlık üniforma ve ayaklarında
çarıklarıyla gönderilen 90 bin askerimiz kara kışın aniden
bastırmasıyla Allahuekber Dağları'nda donup şehit olmuştu

1914'te 90 bin askerimizin donarak şehit olduğu 'Sarıkamış Faciası'
ile ilgili bugüne kadar hiç bilinmeyen bir gerçeği Prof. Dr. Bingür
Sönmez ortaya çıkardı. İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan,
Sarıkamış'taki askerlere erzak ve kışlık üniforma götüren 3 gemiyi
Ruslar Karadeniz'de batırmış. Bu olay 'Sarıkamış Faciası'na neden
olduğu gibi Enver Paşa'nın da sonunu hazırlamış
Rusya'da isyan çıkaracak ajanlar da gemideydi""""""""

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

> civarındadır. Gelelim...
>
> Erfahren Sie mehr >>

Mehmet Savaş BERK

unread,
Dec 23, 2009, 10:06:40 AM12/23/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu mason Enver sevgisi nereden ateşlendi birden bire
onca dürüst insan varken Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Enver niye sahipleniliyor onu anlamış değilim. İttihat ve Terakki ile bu cemiyetteki tüm paşaların Osmanlı'yı yıkmaktan başka amaçları neydi, Türk tarihine ne faydaları oldu acaba.

22 Aralık 2009 06:55 tarihinde Alga <abdu...@yucesan.de> yazdı:

KADİR USTA

unread,
Dec 24, 2009, 3:17:30 AM12/24/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ezbere klasik cümleler ile çamur atmak yerine diğer insanlar nasıl tarihi gerçeklerin ışığında tezlerini savunuyor ve tektek anlatıyor ise sizede aynını yapmayı tavsiye ederim. Aksi durumda fazlası ile gülünç duruma düşüyorsunuz.

23 Aralık 2009 17:06 tarihinde Mehmet Savaş BERK <mehmets...@gmail.com> yazdı:

Alga

unread,
Dec 23, 2009, 7:29:31 PM12/23/09
to CiHAN TÜRK OLSUN
Pes Doğrusu,
Allahın Şehitlik rütbesini verdiğine hakaret etmeyi fazilet
sayar ,kuru iftirayla mason da yaparsınız,dinsiz de, varsa elinizde
bir delil ya ortaya koyun o nun üzerine karşı delillerle konuşalım
yoksa ilelebet susun iftiradan korkun

Enver de bizim Abdulhamit de Bizim

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

On 23 Dez., 16:06, Mehmet Savaş BERK <mehmetsavasb...@gmail.com>
wrote:


> Bu mason Enver sevgisi nereden ateşlendi birden bire
> onca dürüst insan varken Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Enver
> niye sahipleniliyor onu anlamış değilim. İttihat ve Terakki ile bu
> cemiyetteki tüm paşaların Osmanlı'yı yıkmaktan başka amaçları neydi, Türk
> tarihine ne faydaları oldu acaba.
>

> 22 Aralık 2009 06:55 tarihinde Alga <abdul...@yucesan.de> yazdı:

> ...
>
> Erfahren Sie mehr »

KADİR USTA

unread,
Dec 24, 2009, 4:53:12 AM12/24/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ne Selçuklu ne de Osmanlı yıkılmadı sadece milletin devamı için devletin ismi ile değişmesi gereken yerleri değişti. Ne Türklük ne de İslamiyet Selçuklu ve Osmanlıdan ibaret değil. Kimileri Türk tarihini sadece Cumhuriyet dönemine ve bir kişiye kimileri de sadece Osmanlıya hapsedip bırakma derdinde. Çocuklarımızın okuduğu okullara kitap yardımı olarak giden ve zamanında hürriyet gazetesinin verdiği bir ansiklopedi geldi aklıma, orada Peygamber Efendimiz ve müslümanlar ılıman barbar olarak anlatılırken Türk tarihi sadece Osmanlıdan ibaret Osmanlıda barbar moğolların devamı diye yazıyordu. Selçuklu arap devleti deniyordu. Yani barbar moğollar gelip Selçukluyu tarumar etmiş sonra Anadoluda kalan barbar ataları Osmanlıyı kurmuş. İşte bu ansiklopedide yazanlar bundan ibaret. Belli ki bu ve bunun gibi kitap ve ansiklopedileri okuyup inanan bir hayli insan mevcut bu ülkede. Kimsenin Türk tarihini kırpıp kafasına göre küçültmeye gücü yetmez. Osmanlıda Selçukluda Türktü. İslamiyette sadece onlardan ibaret değildi. İslameyetten öncede Türklük vardı. İdeolojilere hapsolmuş kısır bakış açıları ile ancak Türklük ve İslamiyet bu kadar anlaşılabiliyor işte.

 
2009/12/21 Nuri BAYRAKTAR <nuriba...@ttmail.com>

KALPAKLI VATANSEVER

unread,
Dec 24, 2009, 2:04:52 PM12/24/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
YANİ, FİZİKİ GÜCÜNÜZLE CESARET EDEMEDİNİZ DE, YÜZÜNE SÖYLEYEMEDİĞİNİZİ ARKASINDAN SÖYLEYEREK TATMİN Mİ OLUYORSUNUZ HASAN ÖMER?
 
KALDIKİ BİR DE MİLLİYETÇİSİNİZ HA? ŞU KADAR SÖYLEYEYİM Kİ MİLLİYETÇİLİĞİ HENÜZ TADANLARDAN OLSANIZ SİZE SAYGI DUYACAĞIM. ANCAK KENDİNİZİ PROFESYÖNEL YERİNE KOYUNCA.. "YARATIK" DİYEREK AYNAYA BAKTIĞINIZI MI SÖYLEMEK İSTİYORSUNUZ?
AYNAYA HER BAKTIĞINIZDA NASIL BİR YARATIK OLDUĞUNUZU KENDİNİZE SORARSANIZ, ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA NASIL BİR "YARATIK" OLDUĞUNUZA YİNE SİZ KARAR VERECEKSİNİZ..
BİZ BU GÜNAHA GİREMEYİZ..
KALPAKLI
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun !


19 Aralık 2009 10:53 tarihinde Hasan Ömer Özdönmez <home...@hotmail.com> yazdı:
 
KİMLİĞİNİ  DAHİ  AÇIKÇA  ORTAYA  KOYMAKTAN  ACİZ  OLANLARIN  SAFSATA  İTHAMLARINA  CAVAP  VERMEK  BİLE  BU  YARATIKLARA  KIYMET  VERMEKTİR...!
 
HİÇ  BİR  TÜRK  ATASI  BU  YARATIKLARIN  İTHAMLARIYLA  KÜÇÜLMEZ..!
 
HELA  KUBURUNDA  ALTIN  ALTINDIR,  AMA  KUBUR  KUBURLUKTAN  HİÇ  BİR  ZAMAN  KURTULMAZ  ARKADAŞLAR..!
 
OKUMA  VE  OKUDUĞUNU  ANLAMA  ÖZÜRLÜLERLE  UĞRAŞMAYALIM,  KIYMETLİLERİMİZ  ÜZERİNDEN  BU  KUBURLAR  KIYMET  KAZANMASINLAR..!  VESSELAM..!.........HASAN  ÖMER

 

Date: Fri, 18 Dec 2009 10:52:09 +0200
Subject: Re: ..::CTO::.. ENVER PAŞA'm Allah sana Rahmet eylesin
From: uguro...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com


Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa’yı 1908-1914 arası döneme bakarak “1908’in Hürriyet Kahramanı Binbaşı Enver Bey, işte bu kısa devrede Enver Paşa, daha doğrusu imparatorluğun tek söz sahibi olan, genç, inançlı, muhteris, daha doğrusu hem kaderci hem de kaderini yaratan adam olarak sahnededir.” tanımlar.
1908’de Genç Türkler İhtilali ile yıldızı parlayan Enver’in hızlı yükselişi 1913’te Yarbayken yine aynı senenin sonlarında Albaylığa, 19 gün sonra 1 Ocak 1914’te Paşalığa yükselmesi ile başlar. Kabineye Harbiye Nazırı olarak girer; Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir süre sonra da Başkumandan Vekilliği yetkilerini de elinde toplar. Naciye Sultanla evlenip, saraya, Padişaha damat oluşu da bu safhaya rastlar.
Enver Paşa’yı Büyük Kumandan olarak değil, güçlü bir Ordu teşkilatçısı olarak değerlendirirler. 1.Dünya Savaşı ardından, Almanya’nın yenilgisi ve Osmanlı’yı Sevr Antlaşması’na sürükleyen çöküşün ardından Kasım 1918’de Enver Paşa ülkeyi terk ediyordu. 1922 yılının 4 Ağustosu’na kadar yurt dışında çalışmalarını sürdürdü. Ve son gün Orta Asya’nın Pamir eteklerinde Çegan tepesinde vurularak öldürüldüğünde 42 yaşında yenik ve yalnız bir adamdı.
 
KAYNAK : Kimkimdir.gen.tr


17 Aralık 2009 09:51 tarihinde KADİR USTA <kadir...@gmail.com> yazdı:
Bu ülkede insanlar sadece teröre odaklansın, saçla başla, kaşla gözle uğraşmak süretiyle küçücük şeylere hapsolup kalsın, insanların ülküleri ülke sınırlarının dışına kesinlikle taşmasın, Doğu Türkistan, Karabağ, Musul Kerkük ve orada zulüm gören Türkmenler konuşulmasın onlara el uzatılmasın vs. Amaç bu. Amaç beyinleri ülke içine hapsedip bırakmak. Bence her ortamda her ne olursa olsun herşeyi konuşmak irdelemek lazım. Ülküleri büyük tutmak ve bu yolda mücadele etmek lazım. Daha Enver Paşa ne için can vermiş bilmeden onu anlamadan Turancılık yapmak ancak küçük çocukları kadırmaktır. Özellikle geçmiş yani tarih enine boyuna her zaman konuşulmalıdır. Tarihini bilmeyen millet geleceğe yön veremez. Çünkü bu gün ve yarın yaşanan ve yaşanacak herşey aslında geçmişin birer yansımasıdır. Dün İngiliz, Yunan, Rus, Çin ve ABD hangi amaçlar peşinde koşuyor hangi idealleri gerçek kılmak istiyor ise bu günde aynıdır. Milleti tarihi yanlızca bir kişiden ibaretmiş gibi cisimlere ve kişilere hapsetme uğraşları bu millete ihanetten başka bişey değildir. Atatürk ü sevmek Enver Paşa, Abdulhamit Han vs. ye düşman olmak değildir. Bu millet için hepsinin yeri ayrıdır. Herşeyden öte hepside aynı hedefe yürümüşlerdir sadece yürüdükleri yol farklıdır. Şimdi bakıyorumda Turan yolunda can veren Enver Paşa yı anlamadan Türkçülük Turancılık nasıl oluyor diye düşünüyorum. Belkide amaç ne Türkçülük ne de Turancılıktır, amaç insanların enerjisini boşa tüketmek ve ülkülerini ülke sınırlarına hapsedip bırakmaktır.

2009/12/16 Tuncay Demirbaş <tuncayde...@gmail.com>
ENVER PAŞA VATANSEVER BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR..ATATÜRK İSE EN BÜYÜK
TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR..BİRİSİNİ TUTUP DİĞERİNİ YERMEK İSE GAFLET VE
DELALETTİR..GEÇMİŞİMİZDEN UTANMAYALIM BEYLER..GEÇMİŞİNDEN UTANMAYACAK
YER YÜZÜNDE SADECE TÜRK MİLLETİ VARDIR..

On 16 Aralık, 00:48, "Nuri BAYRAKTAR" <nuribayrak...@ttmail.com>
> tamamını oku »


--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr


--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr



--
Uğur Özaltın
İnternette makale sitesi en çok ziyaret edilen ve yazıları en çok okunan araştırmacı yazar,siyaset bilimciastrolog,edebiyatçı.

www.ugurozaltinyazilari.tr.cx
www.ugurozaltinmakaleleri.tr.cx


--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com

Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.

--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-

Nuri BAYRAKTAR

unread,
Dec 25, 2009, 3:00:36 PM12/25/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
TE�EKK�R EDER�M. A�ZINIZA, EL�N�ZE SA�LIK.
N. B.

----- Original Message -----
From: "Alga" <abdu...@yucesan.de>
To: "CiHAN T�RK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>

Sent: Thursday, December 24, 2009 2:29 AM
Subject: Re: ..::CTO::.. ENVER PA�A'm Allah sana Rahmet eylesin


Pes Do�rusu,
Allah�n �ehitlik r�tbesini verdi�ine hakaret etmeyi fazilet
sayar ,kuru iftirayla mason da yapars�n�z,dinsiz de, varsa elinizde
bir delil ya ortaya koyun o nun �zerine kar�� delillerle konu�al�m


yoksa ilelebet susun iftiradan korkun

Enver de bizim Abdulhamit de Bizim

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

On 23 Dez., 16:06, Mehmet Sava� BERK <mehmetsavasb...@gmail.com>
wrote:
> Bu mason Enver sevgisi nereden ate�lendi birden bire
> onca d�r�st insan varken �zellikle �ttihat ve Terakki Cemiyeti ile Enver
> niye sahipleniliyor onu anlam�� de�ilim. �ttihat ve Terakki ile bu
> cemiyetteki t�m pa�alar�n Osmanl�'y� y�kmaktan ba�ka ama�lar� neydi, T�rk
> tarihine ne faydalar� oldu acaba.
>
> 22 Aral�k 2009 06:55 tarihinde Alga <abdul...@yucesan.de> yazd�:
>
>
>
> > KOCAMAN 3 IFTIRA DAHA....
> > 1 c�mle i�inde 3 B�Y�K YALAN
>
> > 90. y�l�na yakla��rken Enver Pa�am�za at�lan iftiralar halk�m�z�n
> > b�y�k kesimini �yle etki alt�na alm�� ki ,bu g�n bir parti ve onun
> > yanda�lar� malum ET� iddianamesini neredeyse Enver Pa�aya mal
> > edecek..
>
> > Ya bizimkiler , ya bizim ki olmas� gerekenler nerede?
>
> > Yolcu, arabay� bu yerde e�le
> > O mezar �n�nde sen tazim eyle
> > El a�, dua eyle onun ruhuna
> > Ayak bast���n yer bor�ludur ona
>
> > Bahtiyar Vahabzade
>
> > �iirin devam� <http://www.kalemlervekiliclar.com/kafkas-islam-
> > ordusunun-bakuyu-fethi-t-13218.html>
>
> > Say�n Tuncay Bey zahmet edip bir �ok soruya g�zelce cevap
> > yeti�tirmi� , ben de ilaveten,�ok at�l�p da az cevapland���n� sand���m
> > baz� iftiralara ve iddialara cevap vermek istiyorum.
>
> > Bug�n iki k�s�m ve tekmili birden;
>
> > 1-) Sar�kam���n batan gemileri !!
> > 2-) Kendi ikbal ve h�rs� i�in Saraydan bir k�zla evlenmesi!!
>
> > Bir c�mlede 3 yalan 'sar�kam���n batan gemileri
>
> > A-)Rus sava� gemileri tesad�fen bu 3 gemiyi g�rd�ler ve bat�rd�lar!!!
> > ENVER ,donanmaya bile haber vermemi�ti !!!!!!
> > B-) Sar�kam��a giden k��l�k �niforma ve 3 bin Asker ve m�himmat
> > yerine ula�(a)mad��� i�in Sar�kam�� harekat� ba�ar�s�z oldu!!!!
> > Tarihin seyri de�i�ti 1.D�nya sava��n� bu y�zden kaybettik !!!!!
> > C-) 3 gemi bat�r�ld� bunlar bas�na duyurulmad� !kay�da ge�irilmedi�i
> > i�in askerin haberi olmad� ,Tarihin karanl���nda kald� bug�n(2007)
> > yeni ke�fedildi!!!!
>
> > Biraz alt k�s�mda k���k harflerle yaz�lm�� olan yaz�y� �o�umuz
> > hat�rlar�z, Enver kar��tl���n� kendine �iar edinmi� ,propaganda esiri
> > olmu� beyinlere kaz�l�rcas�na i�lenen haber, bu haberi hat�rlamak
> > i�in, isterseniz �nce haberi okuyunuz.
>
> > VUKUATIN DO�RUSU ve S�ralan���
>
> > A-)
> > 29 Ekim 1914 Rus limanlar� ve askeri �slerinin Osmanl� donanmas�
> > taraf�ndan bombaland��� tarihtir .
> > 2 Kas�m 1914 Rus,�ngiltere,Fransa, S�rbistan,Karaba� ve Japonya
> > Osmanl�yla siyasi ili�kilerini kestiler
> > 3 Kas�m 1914 �ngiliz gemilerinin �anakkaleye k�sa bombard�man�
>
> > 4 Kas�m 1914 Midilli ve Hamidiyenin Karadenizde ilk konvoy himayesi
>
> > 5 Kas�m 1914 �ngilz ve Frans�zlar�n Osmanl�ya Harp ilan� ve
> > �ngilterenin elinde'ki K�br�s� ilhak etti�ini a��klamas�
>
> > 5/ 6 Kas�m 1914 refakatsiz olan 3 geminin Zonguldak �nlerinde
> > bat�r�lmas�,
>
> > Kaynak: Erol M�tercimler destanla�an gemiler .1987
>
> > 24 ARALIK 1914 / 4 Ocak 1915 Sar�kam�� harekat�n�n yap�l���, 5 Kas�m
> > ile 24 Aral�k tarihinin aras�nda tam bir bu�uk ay var, bu s�reyi
> > l�tfen hat�r�n�zda tutun ve a�a��da ki kaynaktan gelen bilgiyi
> > inceleyiniz
> > ......................................................
> > ''�ok sab�r ve s�rekli dikkat gerektiriyor bu emniyet seyri
> > seferlerleri.Anadolunun k���c�k limanlar� yetersiz tahliye ara�lar�na
> > sahip, b�t�n nakliye hizmetleri bu nedenle �ok yava�
> > tamamlanabiliyor.''
>
> > ''Ama bunlarda olmak zorunda ,k�t� tecr�beden sonra,.Samsuna giden ilk
> > buharl� vapurlar
> > Hi� koruma refakati olmaks�z�n vukuats�z olarak gidip gelmi�lerdi,
> > koruma refakati olmayan 3 y�k gemisi , Anadolu k�y�s�nda ki korumas�z
> > bir k�m�r yata�� olan yoksul Zonguldak'� b�t�n g�c�yle bombard�man
> > yapan Rus donanmas�n�n kuca��na y�r�m�� ve bat�r�lm��lar.
> > Bu vukuat 5 Kas�m 1914 de oldu, �ngilizlerin ilk defa �anakkale
> > bo�az�nda ki istihkamlara ate� a�t�klar� g�n.''
>
> > ''O halde Ruslar�n Karadeniz Donanmas� , bizim Sivastopolu
> > bombard�man�m�zdan sonra ilk defa kendi sava� limanlar�ndan
> > (�slerinden) ayr�labilmi�lerdi.''
>
> > ''YAVUZ ve M�D�LL� bundan sonra DO�UYA gidecek konvoylara korunma
> > (refakati) verecek.''
> > ..........................................................
> > Georg Kop ''Dr.Phill. Hans v. Malottki taraf�ndan yaz�lm��'' (Yavuz
> > gemisinin telsizcisi) Das Teufelschiff und se�ne kle�ne Schwester,


> > Erlebnisse des Goebensfunker- Leipzig 1931) sayfa 120
>
> > Georg Kop"un hatirasini burada kesip,
>

> > ��MD� ��FRELER� KIRALIM:
>
> > A-)
> > 5 Kas�m 1914 ile 24 Aral�k 1914 tarihinin aras�nda tam bir bu�uk ay
> > var, bu bir bu�uk ay i�erisinde Sar�kam��a m�mk�n olan b�t�n
> > te�hizat , m�himmat ve �niforma yeti�tirilmesi i�in yeterli zaman
> > vard�r.
> > Georg Kop'un hat�ralar�ndan ve bu y���na��n ve nakliyenin yap�ld���n�
> > bu hizmete YAVUZ ve Midillinin yan� s�ra Hamidiye ile di�er
> > gemilerimizin kat�ld���n� ��reniyoruz.
>
> > B-) Osmanl�n�n zaten elinde ne kadar malzeme vard� ,kald� ki baz�
> > komutanlar�n verilen emre ayk�r� olarak hareket ettikleri ve hedeften
> > ��kt�klar� , i�i yava�tan ald�klar� sabittir ki daha sonra ki d�nemde
> > Enver Pa�ay� su�layanlar�n aras�nda ilk s�rada bizzat bunlar da
> > vard�r.
> > M�SAL ; Tarih 10 ARALIK 1914 YAVUZ z�rhl�m�z�nda aras�nda oldu�u
> > donanmam�z taraf�ndan BATUM �ehri ate� alt�na al�nm�� ama plan gere�i
> > e�zamanl� yap�lmas� gereken kara harekat� i�in g�revlendirilen askeri
> > birli�imiz sava� mahalline gelmemi�, ( Georg Kop ag e sayfa 138)


> > <http://www.enverpasadergisi.com/index.php?
> > option=com_content&view=article&id=152:on-soruda-enver-
> > paa&catid=1:makaleler&Itemid=4>

> > ve 19 ayr� kaynaktan derlenmi� bilgiler ,siyasi yorumlar�na kat�lmak
> > zorunda de�ilsiniz
> > <http://www.milligazete.com.tr/haber/enver-pasa-ve-birinci-dunya-
> > savasi-141236.htm>
>
> > C-) Bas�na duyurulmad�,askere duyurulmad� martaval�;
>
> > Hangi Genel Kurmay askerin moralini bozar? Hangi GK Bas�na haber verir
> > biz ba�lamadan sava�� bitirdik diye , oysa Yavuz gemisinde ki
> > telsizci'nin bile haberi vard�r ve an�lar�na kay�t eder, yetkili ve
> > gerekli olan ki�ilerin vukuattan haberi vard�r ,ASKER� KAYITLARDA bu
> > gemilerin bat�r�l��� mevcuttur 90 y�l sonra ke�fedilmi� bir olay
> > de�il, Enver Pa�an�n , d�r�stce kay�t alt�na ald��� ,ya da ald�rd���
> > DONANMANIN da bilgisinde ki seyru seferdir. Erol M�tercimler beyin
> > 1987 de yazd��� ve yukar�da an�lan 'Destanla�an gemiler adl� eser�nde
> > bu gemiler belirtilmi�tir sayfa no 254.
>
> > �ehidi AZAM ENVER PA�A'n�n hakk�nda ba�ka bir �ftira
>
> > '--- Siyasi ��kar� i�in saraya damat girdi, ba�ka t�rl� r�tbe almas�
> > m�mk�n de�ildi ' �DD�ASI
>
> > Enver PA�A'n�n kendisi saraya damat olmak gibi d���nceye sahip olmam��
> > tam tersi ,
> > gelecek vaad eden bu subay�n damat olmas� saray taraf�ndan ona telkin
> > edilmi�tir.
> > �imdi tarih olarak 1909 da r�tbe alan Enver Pa�a, Berline ATA�E
> > olarak g�nderilmi� ,orada kendine Bir Alman prensesinin yak�nl�k
> > g�stermesinin ard�ndan ,bilinen bir m�s�rl� prensesin izdiva��na
> > yakla��rken bu telkin ona yap�lm��tr.
> > S�ralamay� bozmamak i�in devam ediyorum Enver Pa�a 1911 y�l�nda
> > T�rkiyeye gelmi� ve buradan Trablusgarba gitmi� I .Balkan sava��n�n
> > ba�lamas� �zerine ,bu cephede g�rev almak i�in �stanbula d�nm��
> > sonras� II. Balkan sava�� ve nihayet 1914 y�l�nda NAC�YE SULTAN �LE
> > evlenmi�tir.
>
> > �NG�L�Z ar�ivlerinden ENVER PA�ANIN EVL�L���
>
> > <http://www.ksef.gazi.edu.tr/dergi/pdf/Cilt13-No1-2005Mart/
> > dmehmet.pdf>
>
> > ----Bu yaz� tam bitmi�ken bir yeni iddia daha geldi, varsa dahas�n� da
> > g�ndersinler
> > G�YA KEND�N� �SPAT ETMEK ���N
> > ASKER� SARIKAMI�'A RUS'LARIN �ZER�NE S�RM��T�R.
> > Cevap :
> > 1-) ANADOLUDA �SPAT EDECEK NE DURUM VARDI K� Sar�kam��a s�rme gere�i
> > olsun
> > 2-)Sar�kam��a yani genel olarak bizim kafkas cephemize sald�ran Rusu
> > b�raks�nda onlar turistik gezi yapar gibi elini kolunu sallayarak
> > Basra k�rfezine kadar mitselerdi daha m� iyi olurdu?
> > 3-) 1 D�nya sava��n�n ba�lang�c� 01.08.1914 d�r ve Osmanl� 05.11.1914
> > de sava�a bilfiil girmi�tir yani 3 ay 5 g�n sonra
> > 4-)Sar�kam�� harekat� ,do�u cephemize sald�ran Rus ordular�na kar�� 22
> > Aral�k 1914 ile 5 Ocak 1915 aras�nda yani sava�a girmemizden tam 45
> > g�n sonra yap�lm��t�r.
> > 5-)Enver Pa�a Nerededir mi? Enver Pa�a Askerinin ba��nda en �n safta
> > ve onlarla beraber a� ve a��kt�r, 19 ayr� kaynaktan Enver Pa�a...
> > <http://www.milligazete.com.tr/haber/enver-pasa-ve-birinci-dunya-
> > savasi-141236.htm>
> > ��rp�n�rd� Karadeniz MAR�'� olarak bildi�imiz mar��n yazar�n�n GENCE
> > ye gelen KAFKAS M�SL�MAN ORDUNU kar��larken okudu�u ba�ka bir �iir.
>
> > Ey �anl� �lkenin �anl� ordusu
> > Unutma Kafkas'a geldi�in g�n�


> > Gelirken kovmaya Turan'dan Rus'u

> > Aya��n� Karadeniz �pt� m�?
> > �lk atarken eski burca ad�m�
> > Kars Kalesi selam topu att� m�?
> > Sen yaparken orada zafer �enli�i
> > Ma�lup d��man ka�lar�n� �att� m�?
> > Ahmet Cevad
>
> > �DD�ALAR ve �ftiralar �ok
>
> > ---Sultan Abdulhamidi taht�ndan eden �TT�HAT ve TERAKK�'yi Enver Pa�a
> > kurdu!!!
> > ---Yavuz ve Midiliyi �anakkaleden i�eri ald�k �ngilizleri k�zd�rd�k!!!
> > ---Enver Pa�a padi�ahtan habersiz olarak devleti sava�a soktu: Yavuz
> > ve midilli Padi�ahtan habersiz Karadenize a��ld� ve Almanlar�n ayak
> > oyunuyla sava�a girdik!!!
> > ---Enver Pa�a Alman hayran� idi ,o y�zden bizi Almanlar�n yan�nda
>
> ...
>
> Erfahren Sie mehr �

--
CiHAN T�RK OLSUN TOPLULU�U
Y�re�i ALLAH ve VATAN a�k�yla yanan,
T�RK"L��� onur sayan

Y�ce T�RK Milletine aittir.
-

Niyaz Yagublu

unread,
Dec 26, 2009, 2:47:59 AM12/26/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Osmanlı tabii ki Türk'ün kurduğu, zamanla O'nun elinden alınması için içdeki devşirme ve dışardaki düşman güçlerin belirli başarı elde ettiği, son dönemlerinde Enver Paşa da dahil bir çok devlet adamlarının Türk'e güvenen ve kaynağını Türklük'ten almaya yönelik girişimlerde bulunduğu devletimiz.

Osmanlı Türklerin elinden alındığı sürece Türk düşmanlarının elinde kendimize karşı kullanılmış bir kuruma çevrilmiş. Bunun sonucunda da Türkmenlerin çoğunluğu kürtleşmiştir.

Bu bakımdan her bir Türk kendi devletini sevmelidir. Bu sevgi bir Türk Devleti olan Safeviler'i, onlardan sonraki dönemlerde şimdilik iran adlanan devlete hakim olmuş Avşarlar ve Kacarları da içine almalıdır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

TANRI TÜRKÜ KORUSUN!

Niyaz Karaöyneli


--- On Thu, 12/24/09, KADİR USTA <kadir...@gmail.com> wrote:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages