ROJİN'İN ŞARKISI NE DİYOR ?

785 views
Skip to first unread message

Arzu Kaya Özok

unread,
Mar 2, 2010, 4:09:04 PM3/2/10
to





ROJİN'İN ŞARKISI NE DİYOR ?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, demokratik açılım projesi kapsamında birer hafta arayla sanatçılar, yazarlar ve sinemacılarla yapacağı toplantılardan ilkinin 20 Şubat 2010’da, Başbakan’ın İstanbul’daki çalışma ofisinde gerçekleştirileceği açıklandı.
 
İlk toplantıya katılacak sanatçılar arasında; Ajda Pekkan, Rojin, Sibel Can, Sezen Aksu, Mahsun Kırmızıgül, Ferhat Göçer, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Sertap Erener, Demet Akalın, Selda Bağcan ve Edip Akbayram yer alıyor.

Daha önce “Rojda” adlı şarkıcının da toplantıya davet edildiği, ancak anılanın PKK’lı bir militan için yazılan “Heval Kamuran” (Yoldaş Kamuran) adlı yasaklı bir şarkıyı örgüt etkinliklerinde okuduğunun ortaya çıkmasına duyulan tepkiler üzerine isminin listeden çıkarıldığı öğrenildi.

PKK’nın Avrupa’da gerçekleştirdiği etkinliklerin vazgeçilmez ismi olan ve şarkılarının büyük çoğunluğu Türkiye aleyhine ifadeler içeren Şivan Perwer’in de AKP milletvekillerince Türkiye’ye getirilmesi için yoğun gayret gösterildiği biliniyor. Bu hususu bir önceki yazımda irdelemiştim.

Toplantıya çağrılan sanatçılar arasında yer alan Ajda Pekkan, bir yıl önce Fransızca, İngilizce, Türkçe repertuarına bir de Kürtçe şarkı eklemek için, sıradan bir parça yerine neden illa da Şivan Perwer’e ait “Keça Kurdan” (Kürt Kızı) adlı yasaklı bir şarkıyı seçme gereğini duydu? Ajda Pekkan birilerinin oyununa mı geldi, yoksa reklamın iyisi kötüsü olmaz deyip gündeme gelmek için mi bu yolu seçti? Bu ayrı bir konu.

“Güldünya” adlı bir kadının töre cinayetine kurban gitmesinin ardından, kadına yönelik şiddetin son bulması amacıyla 10 Mart 2009 günü İstanbul’da düzenlenen ve birçok sanatçının katıldığı “Güldünya Şarkıları” konserinde sahneye çıkan Ajda Pekkan’ın, Kürt şarkıcı Aynur Doğan ile birlikte Kürtçe okuduğu Şivan Perwer’e ait “Keça Kurdan” (Kürt Kızı) adlı şarkının sözleri neydi ve neden yasaklanmıştı? İşte o şarkının çevirisinden bazı bölümler:

“Kızlar, istiyoruz ki bizimle görüşmeye gelin,
Kızlar, istiyoruz ki
bizimle savaşa gelin,
Hey hey biz Kürt kızlarıyız,
Savaşta arslanız, mertlerin umuduyuz,
Hey hey biz Kürtlerin gülleriyiz,
Başkaldırının setiyiz,
Kürt kızı, kaldır başını!
Hani vatan, hani özgürlük?
Hani biz yetimlerin anası?”


Konserin ardından, bu şarkı, içeriğine ve sözlerine dikkat edilmeden, Ajda Pekkan’ın sesi ve görüntüsüyle tüm ulusal televizyon kanallarında yayınlandı. Oysa Şarkıcı Aynur Doğan’ın “Keça Kurdan” adı ile 2004’te çıkardığı kaset, sözlerinden dolayı, 26 Şubat 2005 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından; “Kürt kızlarının savaşmaya davet edildiği, yasadışı silahlı örgüt propagandasının yapıldığı” gerekçesiyle toplatılmış ve yasaklanmıştı. Anlaşılıyor ki, şarkı Kürtçe olduğu için değil, içeriğinin yasalara aykırı olmasından dolayı toplatılmış. Ama o dönemde basın nedense bu ayrıntıyı görmek istememiş, “Kürtçe şarkı yasaklandı” diye manşet atmıştı.

Davetli listesinde adı geçen Rojin’i uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Şivan Perwer’in siyasi içerikli çoğu şarkılarını seslendiren biri.
TRT-6(Şeş)’in yayına başladığı günlerde Şivan Perwer’in yasaklı olan “Mihemedo” şarkısını devletin televizyonunda bile herkesin gözünün içine baka baka defalarca okuyan bir kişi.

“Mihemedo” (Muhammed) adlı bir gencin öldürülmesi olayını konu alan Kürtçe şarkıda geçen “Romî” sözcüğü, Kürtler arasında öteden beri “Türk” anlamında kullanılmaktadır. Şarkıda geçen “Eskerê Romî” ifadesi, “Türk Askeri” demektir. Yine şarkıda geçen; “Agir bikeve mala van Romîyan” ifadesi, “Ateş düşsün bu Türklerin evine!” anlamındadır.

İşte, Rojin’in TRT-6(Şeş)’te okuduğu şarkının bazı sözlerinin çevirisi:

“Loy loy... Muhammed yoldaş,
Muhammedimin bedeni dağların zirvesindeki simgedir anacığım,
Sevgilimin bedeni dağların zirvesindeki simge.
Hey ateş düşsün bu Romilerin (Türklerin) evine.
Muhammedimin bedenini darbelediler bu vahşiler.
Diyorlar ki, Romi (Türk) askerleri Muhammedimin yolunu kesmiş.
Haber verelim Diyarbakır'a ve Siverek'e,
Muhammedimizin intikamını alsınlar!”

Kürtlerin “Romi” kelimesini “Türk” anlamında kullandığını, şu anda TRT-6(Şeş)’te program yapan Kürt yazar Muhsin Kızılkaya da, TRT-1’de katıldığı bir programda bizzat ifade etmiştir.

Ajda ve Rojin’den, demokratik açılım projesine katkı bağlamında nasıl istifade edileceği bilinmiyor. Ancak, her iki sanatçının seslendirdiği Şivan Perwer’in örnek verdiğimiz siyasi amaçlı, halk arasında kin ve nefret hislerini uyandıran şarkılarının, vicdanları rahatsız etmesinin yanı sıra, toplumsal dayanışmayı da zedeleyeceği inancındayım.

Sinan Sungur


 




 


 



 
 
.

__,_._,___
 

--
NE MUTLU, "TÜRK'ÜM" DİYENE!



--
     -Hiçbir savunma aracına sahip olmasak bile, dişimiz tırnağımızla zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu korumayı kaçınılmaz görüyorum.  Tarih, bize vatan uğrunda canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini göstermektedir. Ben hayatımı, hiçbir zaman milletimizden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an memleketim için şerefimle ölmeye hazırım.’      

     Mustafa Kemal Ataürk...            

© Özkan BOSTANCI

unread,
Mar 2, 2010, 6:05:26 PM3/2/10
to cihan-tu...@googlegroups.com
PİÇLEŞMEK VE HİÇLEŞMEK ÜZERİNE

ÇAKAL ÇAKALDIR, BOZKURT OLAMAZ Kİ ! 

Piç, sadece babası belli olmayan ve bu yüzden de nüfus cüzdanına yazacak soyadı bulamayan mıdır?.. 

Tabii ki hayır… 

Babası belli ne piçler vardır!.. 

Bunlarla birçok yerde karşılaşırsınız. 

Bazen örtübağda bir yazışma topluluğunda...

Bazen bir haber veya forum sitesinde...

Bazen bir dernek portalinde...

Bazen bir gazete sayfasının köşesinde...

Bazen bir televizyon ekranında...

Bazen bir üniversite kürsüsünde...

Bazen boğaza nazır bir yalıda...

Bazense ceylan derisi koltuklarda görürsünüz bunları… 

Görürsünüz ve acımakla tiksinmek karışımı duygular hisseder veya lanet okuyup o kösele derisinden yılışık suratlarına tükürmek istersiniz.

Sonra tükürüğünüze acır, geri yutarsınız. 

İşte bunlar babasından bihaber olan değil, milli kimliğinden, milli kültüründen, milli tarihinden, daha doğrusu milliyetiyle ilgili her şeyden bihaber olan zavallı mahluklardır. 

Sorarım size; hangisi daha piçtir?.. 

Babası belli olmayan mı?!!

Yoksa bu bahsettiklerimiz mi?!!

Cevap ortada aslında…

Bir insanın babasının belli olmaması, kendi arzusu dışında olan bir şeydir.

O yüzden bu zavallıyı, “piçlik”le suçlayabilir misiniz? 

Bu haksızlık olur. 

Çünkü dünyaya gelmek veya gelmemek, insanoğlunun elinde olan bir şey değildir.

Ama bir de işte bu yukarıda bahsettiğimiz “gönüllü piçler” vardır. 

Bunlar tamamen kendi arzularıyla piçleşmişlerdir. 

Dünyaya babaları belli olarak gelmişlerdir belki ama sonradan milli kimlikleri ve milli şuurları bulanmış ve belirsizleşmiştir.

Kendilerine bile yabancılaşmışlardır. 

Türk olarak dünyaya gelse bile Türk milli kimliği yerine başka bir kimliğin gururunu gönlünde taşıyan, kendini “Avrupalı”, “Akdenizli” veya “Batılı” olarak tanımlama çabası içinde olan, başka kimliklere bürünmeye özenen ne idüğü belirsiz yaratıklardır bunlar! 

Bunlar ya Avrupa’nın, Amerika’nın; ya da azınlıkların sözcüsü ve yardakçısı olurlar.

Birçoğu geçmişin komünisti, bugünün liboşu veya dincisidir.

Gerekirse deve, gerekirse kuş olurlar.

Ama ne olurlarsa olsunlar, değişmeyen şudur;

Her zaman Türk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısında, Türk'lük düşmanlarının ise yanındadırlar. 

Bunlar, o derece bir piçleşmedir ki;

Tüm değerlerini yitirmiş, onursuzlaşmış, zerre kadar gururu olmayan, şerefsizleşmiş ve kimliksizleşmiş bir ruhsuz beden haline gelmişlerdir.

“Biz kendi başımıza adam olmayız, bizi ancak AB adam eder” veya “Küçük Amerika olacağız” gibi böğürtüleri, bunların ağzından sık sık duyarsınız.

Aslında bu böğürtüler dışında pek bir şey de söylemezler.

Çünkü kapasiteleri bununla sınırlıdır.

Bir de bu böğürtüleri biraz süslemek için aralara “demokrasi”, “insan hakları”, “özgürlük”, “küreselleşme” gibi , tam olarak anlamını bile kavrayamadıkları emperyalist uydurması kavramları sıkıştırırlar. 

Böyleleri “Türk” diyemezler, “Türkiyeli” derler...

“Millet”, diyemezler, “halklar” derler...

“Vatan” diyemezler, “toprak” derler… 

Çünkü milli şuurdan yoksundurlar...

Türk olmanın bir övünç olduğunun farkında değildirler.

Bu vatanın ne zorluklar içerisinde, ne fedakarlıklarla ve ne kahramanlıklarla kurtarıldığını bilmezler.

Böylesine “şanlı bir tarihin çocuğu” olduklarından habersizdirler.

İşte bu yüzden “piç”tirler… 

“Milli ruhun ışıklarından mahrum kalmış” zavallılardır.

“Zavallı” diyorum, çünkü bunlar acınası mahluklardır!

Tarihini yazmaya kalksanız, her satırda “soykırım”, “vahşilik” ve “barbarlık” kelimeleri geçecek olan Batı’yı, “çağdaş”, “medeni” ve “demokrasi cenneti” olarak görürlerken; Türk olmaktan ise haya duyarlar ve bu yüzden aşağılık kompleksi içerisindedirler.

Oysa ki aşağılıklıkları, Türk olamamalarından kaynaklanmaktadır. 

Onlara sorsanız, “dünya vatandaşı”dırlar veya “Avrupalı”dırlar.

Aslında kendilerini bu şekilde tanımlamaları, kendilerine bile yabancılaştıklarının ve dolayısıyla piçleştiklerinin bir itirafıdır.

Öyle ya, “Ben dünya vatandaşıyım” demek, “Benim ne idüğüm belirsiz” demek değildir de nedir?.. 

Her şeyleriyle Batılı efendilerine sadık olmak, batı kavramlarıyla düşünmek ve konuşmak, her şeye batılıların gözüyle bakmak, yabancılar için fikir ya da proje üretmek, sipariş üzerine düşünmek ve Batı’dan “aferin” almak için hareket etmek, piçleşmiş bir mahlukun kendine has davranışlarıdır.

Bu davranışlar, beraberinde bir “hiç” olmayı da getirir.

Hiçleşmek ise daha da piçleştirecektir.

Yani “piçleşmek” ve “hiçleşmek” bir kısır döngü içerisinde sürekli birbirini besleyecek ve piçleştikçe hiçleşecek, hiçleştikçe de piçleşecektirler. 

Bu piçleşmişler sadece, küresel hegemonyalarını sağlamak için ulus devletleri ortadan kaldırmayı hedef bellemiş küresel sömürgecilerin işine yararlar.

Çünkü sömürgeciler, işbirlikçilerini, böyleleri arasından seçerler.

Zaten onlar da doğaları gereği, boyunduruk altına girmeye pek meraklıdırlar.

Batılı efendilerinden duyacakları bir “aferin” veya banka hesaplarına yatacak birkaç bin dolarla beslenir ve ukalaca tavırlar takınarak, her ortamda çok bilmişlik yapmaktan ve pişmiş kelle gibi pis pis sırıtmaktan geri durmazlar. 

Piçleşmek öyle kötü bir şeydir ki;

Mesela, amcasının katillerini besleyen bir Avrupa ülkesine bile şirin görünmeye çalışır...

Onlardan geçer not alabilmek için yırtınırlar.

Yeri gelir, bu uğurda şebek bile olurlar!.. 

Her devrin piçleri, içinde bulundukları devrin şartlarına göre söylemler belirlerler.

Geçmiş zamanınkiler, Amerikan veya İngiliz mandası altına girmeyi dillerine dolamışken; günümüzün zamane piçleri ise Avrupalı olmayı veya Büyük Ortadoğu Projesinin yıldızı olmayı amaç bellemişlerdir.

Zaten piçleşmiş birinin de himaye altına girmek veya başkalarına benzemek ya da başkalarının amaçları için araç olmaktan başka hedefi olamaz. 

Ayrıca, ülkenin ve milletin içinde bulunduğu tehlikeleri dile getirenleri ve emperyalist planlara karşı toplumu uyaranları “paranoyaklık”la veya “komplo teorisyenliği”yle suçlama gereği hissetmek, piçleşmiş birinin tipik davranışlarındandır.

Piçleşmenin, piçleşmiş yazılı ve görsel basın vasıtasıyla geniş kitlelere bulaşma niteliği taşıması ise en büyük tehlikedir.

Ve işin en acı tarafı şu ki;

Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi, bugün de “TÜRK'LERİ BAĞLAMIŞLAR, PİÇLERİ SALMIŞLAR”dır.


BU MİĞDE BULANDIRICI PİÇLEŞMİŞLERE KARŞI...

TEPEDEN TIRNAĞA TÜRK'LEŞMEK GEREK!.. 

Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/

02 Mart 2010 23:09 tarihinde Arzu Kaya Özok <arzuka...@gmail.com> yazdı:
--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-
Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-tu...@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-...@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-ols...@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr



--
       Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages