Kılıç Ali’nin oğlu babasının cinayetlerini itiraf etti.

3,339 views
Skip to first unread message

ahmet dursun

unread,
Sep 29, 2008, 6:10:28 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
 
Konu hakkındaki yorumum yazının sonundadır.

Bir makale :

"Kılıç Ali'nin oğlu babasının cinayetlerini itiraf etti

Tarih 7 Mart 2003. Günlerden Cuma. Yer Kanal 7 stüdyosu. İskele-Sancak programında Türkiye'nin, ABD'nin cinayetine yardım ve yataklık edip etmeyeceği tartışılıyor.

Sıra, programa konuk olarak katılan Abdurrahman Dilipak'ta. Dilipak, bir ara sözü 'Kurtuluş Savaşı'ndaki (demek ki kurtulmamışız, halimize baksanıza 80 yıl sonra hâlâ başladığımız yerdeyiz) "Amerikan mandacılığını" gündeme getirdi.

Programın konukları arasında Kılıç Ali'nin oğlu da yer alıyor.
Sanırım onu bir yerlerden hepiniz hatırlarsınız. Hani şu ünlü İstiklâl Mahkemeleri celladı Kılıç Ali canım! İşte onun oğlu, uyuklamadığı sıralarda, Abdurrahman Bey'e iki de bir kılçık atıyor. Bazen mütedeyyin insanlara hakarete yelteniyor.

Derken, Abdurrahman Bey sözü "Kurtuluş Savaşı"na getirerek "Sizin babanız da Kurtuluş Savaşı'nda yer aldı..." diye devam ediyordu ki, tarihî itiraf işte tam o zaman gerçekleşti.

Kılıç Ali'nin oğlu, Abdurrahman Bey'in sözünün "Sizin babanız da..." kısmında lafa girdi. Muhatabının ne dediğini dahi anlayıp dinlemeden "bilinçaltı" ona öyle tarihî bir itiraf yaptırdı ki, o itirafı ona babasının üyesi olduğu İstiklâl Mahkemesi bile yaptıramazdı.

Daha "babanız" lafızı duyunca patlayan Kılıç Ali'nin oğlu ne dese beğenirsiniz:

"Babam az bile yapmış ki, sizin gibiler hâlâ ortalıkta dolaşıyor!"

Programın yöneticisi, mütedeyyin insanlara bilinçaltındaki kinini boşaltan Kılıç Ali'nin oğluna "Abdurrahman Bey babanız hakkında kötü bir şey demedi ki! O babanızın Kurtuluş Savaşı'na katıldığına atıf yaptı!" deyince, Kılıç Ali'nin oğlunun yüzünü bir görmeliydiniz.

Fakat, ok yaydan çıkmıştı bir kez. Tarihî itiraf gerçekleşmişti. Adam bilinçaltında ne kadar kin varsa onu bir cümlede boşaltmıştı. Ama bu bir cümle, aynı zamanda İstiklâl Mahkemeleri'nin tarihî misyonunu da ele veriyordu: "Muhaliflerin kökünü kazımak."

Kılıç Ali'nin itirafçı oğluna göre, İstiklâl Mahkemesi cellatlarından olan babası işini tamamladığını sanmış, fakat tamamlayamamıştı. Bunun en büyük delili, hâlâ İslâmî bir hayatı savunan insanların varlığıydı.

Onun babası,kökünü kazıyalım diye binlerce insanın kanına girmişdi.

Bu "binlerce" sözü, lafın gelişi söylenmiş bir söz değil. Yukarıdaki itirafa benzer tarihî bir itirafı kaynağıyla vereyim de, işin vahametini kavrayın: 3 Mart 1931 tarihli Son Posta gazetesi, İstiklâl Mahkemesi cellatlarından biri olan Cellat Kara Ali'yle bir röportaj yapar. Orada Kara Ali, "İstiklâl Mahkemesi'nin kararına istinaden astığı insanların toplam sayısının 5216 olduğunu, bunlardan 3.000 küsurunu yalnızca Konya ve civarında astığını" dile getirir.

Değil mi ama, bu kadar kanı boşuna mı akıtmışlardı? Şimdi Abdurrahman Dilipak gibiler nereden çıkmıştı?

Adam resmen bunu söylemek istiyordu. Hem de onbinlerce TV seyircisinin önünde.

Kılıç Ali'nin oğlu, kendisini zor durumda bırakan bilinçaltının kendisine oynadığı oyun sayesinde de olsa, samimi bir itirafda bulunmuştu.

Keşke onun kafadarlarından olan herkes bu gerçeği itiraf edecek kadar yürekli ve dürüst olabilseydi.

Merhum şehid Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi'yi hatırlar mısınız? Bu büyük zat, Kılıç Ali'nin darağacına gönderdiği sayısız insandan biridir. 3 Şubat 1926 gecesi Allah'a yürümüştür.

Osmanlı'nın son büyük âlimlerinden İskilipli Âtıf Hoca'nın kanında da onun elleri vardır. Oğlu yalan söylemiyor; Abdurrahman Bey gibi manevi değerlere önem veren insanlar eline geçseydi, gözünü kırpmadan darağacında sallandırırdı. "Aradan bunca yıl geçti, bunca haksızlıklardan sonra kinleri hâlâ dinmedi mi?" diyecekseniz, cevabı Kur'an versin:

"Onların ağızlarından kin taşmaktadır, içlerinde gizledikleriyse daha büyüktür." (Alu İmran, 118)
03/09/2005 Arif Çevikel "


*********

YORUM:
Babaeski müftüsü Ali Rıza Efendi ile Atıf Hoca yanyana Ankara Hapishanesinde kurulan sehpaya çıkarılır.
Şimdi daha evveline dönelim ve birkaç detaya girelim.
Atıf hoca da savunmasını yazarken bir aralık uyuya kalır,Necip Fazıl şöyle anlatır.
Atıf hocanın uykusu uzun sürüyor.Tahir hoca müdafasını yazmakta devam ederken,Atıf hoca birden bire gözlerini açıyor.Yüzünde harikulade derin ve ince bir tebessüm.Tahiru'l-Mevlevî'nin gözleri hayretle alabildiğince açık,24 saat içine sığacak büyük kerameti şimdiden sezmişti." "Ne o hocam çabucak uyanıverdin?" "Uykuda murad hasıl oldu" " Yani?" "Yani beklediğim rüyayı gördüm." Tahirü'l-Mevlevî haşyet ve dehşetle soruyor: "Ne gördün?" Atıf hoca yatağında doğrulmuş ve müdafasını karaladığı kağıtları elinde büzmüştü. " KAİNATIN FAHRİ ni gördüm,bana; yanıma gelmek dururken ne diye müdafa karalamakla uğraşıyorsun dedi."

Başka bir yerde ise Atıf hoca için Japonya büyükelçisi Baron Uşida'nın şöyle fikir beyan ettiği söylenir.
" Sizin gibi bir kaç hoca daha olsaydı İslamiyet bütün doğuyu,bu arada Japonya'yı da fethederdi."
Aslında bu bir vasiyet niteliğinde olup,şimdilerde Japonya'yı müslümanlaştırma projeleri devreye sokulmuştur.
Bunu önceki yazılarımda da belirtmiş idim.


"Taâli-i İslam cemiyeti" ni kumasını ise bazı çevreler şöyle nakleder.
Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamak,İslam düşmanlarına,İslami bir şuurla karşı koymak amacıyla "Taâli-i İslam cemiyeti" ni kurdu.

Oysa ki,1925'te neşrettiği "Frenk Mukallidliği" isimli eseriyle şapka devrimine şiddetli muhalefet ettiği,halkı isyana teşvik ettiği iddiası ile İSTİKLAL MAHKEMELERİ tarafından tutuklandı,yargılama sonucu "Babaeski Müftüsü Ali Rıza ile müderrislerinden İskilipli Atıf Hoca' nın idamına karar verildi.
O zamanki bazı gazeteler"şapka için işlenen bu cinayet"deyimini kullanacaklardır.
Başka gazeteler ise şöyle demektedir: "İrtica kitapları müellifi olup İstiklal mahkemesince idama mahkum olan İskilipli atıf Hoca ile Babaeski müftüsü Ali Rıza Hoca hakkındaki idam kararı bu sabah infaz edilmiştir."
(4 şubat 1926 tarihli gazeteler.)

Araştırmacı yazar Hüsnü Aktaş'ın bu konuda yanlı yazıları da mevcuttur.
Ayrıca Bolu'lu Nizamettin Saraç isimli bir şahsın Sebil Dergisinde yer bulan anlatımlarından bir bölümü de sizlere sunayım.

Muhakemeyi reis sıfatıyla Kel Ali adıyla maruf Ali Çetinkaya yürütüyordu.Büyük bir hışımla hocaya dönerek: "Sen şapka aleyhinde bulunmuşsun!"dedi. Hoca sakin ve vakur bir tavırla: "Evet efendim.Şapka kanunu çıkmadan iki sene önce şapkanın bir müslüman kisvesi olmadığına dair bir risale yazmıştım."dedi. Kel Ali: "Şimdi ne yapıyorsun?" diye sordu. Hoca : "Kanunlara itaat ediyorum" cevabını verdi.Bunun üzerine Kel Ali hiddetle bağırarak: Sen bilmiyor musun ki şapka da bezdir, fes de bezdir deyince hoca sukunetle: "Evet biliyorum,ancak hey'et-i hakimin arkasındaki bayrakta bezdir,lütfen o bezi kaldırınız da yerine bir İngiliz bayrağı asınız."karşılığını verdi.

Burada bir not edelim.
Şu Humeyni'yi sevipte Atatürk'ü sevmeyen beyni yıkanmış kızın ifadeleri ile bir benzerlik görüyormusunuz?

HUMEYNİ-Risalesi,kadın kullanma el kitabı.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1486.msg2004#msg2004

---------

Kel Ali hiddetlenmişti."Ne diyorsun ?"diye bağırdı.Hoca: "Şapka bir alamettir, adet ile alamet arasındaki farkı düşünerek o risaleyi yazmıştım." Dedi. Bunun üzerine celse tatil olundu ve savunmasını yapmak için mahkeme bir gün sonrasına ertelendi.Hakikaten İskilipli Atıf Hoca merhum şapka kanunun kabulünden iki sene evvel Frenk Mukallitliği adıyla bir risale yazmış ve bunda şapkanın bir küfür belirtisi olduğunu beyan etmişti.Celse ertelendikten sonra hapishanede savunmasını yazan merhum, o gece Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i rüyasında görmüş ve kendisine: Bana gelmek istemiyor musun ki müdafaa hazırlıyorsun? buyurulmuş.Bunun üzerine yazdığı müdafaayı yırtan hoca mahkemede hiçbir diyeceği olmadığını beyan etmiş.Çünkü gördüğü rüyadan mutlak idam edileceğini anlamış.Ben bunları sonradan öğrendim.Fakat garip bir tesadüf ki hocanın muhakemesinin bittiği günün ertesi günü onu asılmış vaziyette eski Meclis'in avlusunda iri yarı gövdeleriyle ve normal ebattan daha uzun bir darağacında hocanın sallandığına şahit oldum. Tesadüfen oradan geçiyordum.Hoca pırıl prırıl parlayan sakallı ve nurani yüzüyle sanki hiçbirşey yokmuş gibi sallanıyordu demektedir.

Bir not daha alalım.

O gece Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i rüyasında görmüş sözü sizlere birini hatırlatıyor mu?Mesela sık sık rüyasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i gördüğünü ifade eden birini?
Ben söyleyim. M.Fetullah(sonradan Fethullah)olan bir ismi hatırlatıyor mu?

Yarıgalamada bulunan kişiler hakkında yapılacak yorumlar ise belkide olayın değişik boyutlarını ortaya koyması bakımından farklı görüşler olması için sebep olabilirdi. Çünkü, Ankara İstiklal mahkemesi azalarından sadece Rize mebusu Ali Bey ile, savcı Necip Ali Bey hukuk öğrenimi görmüştü. Reis Kel Ali(Çetinkaya) ve diğer azalar Kılıç Ali ile Reşid Galip beyler asker kökenli idiler. Bu nedenle yargılamanın hukuk usulüne aykırılığını iddia edenler belki de bir devrim yaşandığını unutmuş olmalılardır.

İstiklal Mahkemeleri konusunda Uğur Mumcu'nun tasbiti şöyledir.
 "Devrim bir şiddet olayıdır! Devrim, şiddet ile gelir… her devrim idam sehpalarıyla, giyotinlerle ile başlar; sonra evrim sürecine dönüşüp barışçı yöntemlerle gelişir. Hangi devrim kansız yapılmıştır? Hangi devrim toplumsal gerilimler yaşatmamıştır?....

Ömer Rıza Doğrul ise(Mehmed Akif'in damadı,Aslen Burdur'lu olup Mısır'da doğmuştur) şöyle demektedir.
"Ne olursan ol! Türk vatanında, Türk vatandaşları arasında yaşamaya hakkın yok.Sana daha açık söyleyeyim mi? Kendimizden başkasının bu toprakta oturmasını istemiyoruz." "Bu Gürcülüğü, Araplığı, Çerkezliği ruhunuzdan ne vakit çıkaracaksınız bilmiyorum ki? Türkiye'de doğar, Türkiye'de büyür, burada yer,içersiniz. Niye yok Gürcüyüm, Çerkezim bilmem neyim dersiniz?"

Prof.Dr.Ergün Aybars'ın "İstiklal Mahkemeleri" adlı kitabında ise,İstiklal mahkemeleri zabıtlarını inceleme açısından bazı tesbitleri de mevcuttur. Ayrıca,mahkeme heyetinin  hitap tarzına eleştirel açılardan yaklaşımlarda tesbitler vardır.
Ör:".......İnkâr filan edeyim deme! Temyizsiz,istinafsız bir mahkeme karşısında bulunuyorsun. Ufak bir yalan söylersen okkanın altına gidersin."
"Hocam ruhun karanlık."gibi ifadelerin bu mahkemenin ön yargılı,kanunlarına biraz daha şiddet destekçisi,acilen hüküm sonuçlanırmaya yönelik gibi eleştiriler yapılmıştır.

Bu konuda son olarak Muharrem Bayraktar'ın "Said–i Nursi Kuvvacılara neden karşı çıktı?"başlıklı yazısını okumanızı öneririm.
O yazıdan kısa bir bölüm sanırım ki konuyu bağlayıcı olacaktır.
Bakınız ne diyor sayın Bayraktar.
 "Buradaki kişi Molla Said olmasın" diyenlere deriz ki maalesef hayır! Ben Said–i Kürd–i, yani Said–i Nursi'den bahsediyorum. Said Molla,Babaeski Müftüsü Ali Rıza, Ömer Fevzi Efendi gibi Kuva–yı Milliyeye karşı olan, milli mücadele aleyhine çalışan pek çok kişi ve grup olmuştur. Said Molla da bu gruplardan birisinde, Ali Rıza Efendi ile birlikte idi! Yani İkdam gazetesindeki Said–i Kürdi, Molla Said değil,bildiğimiz, tanıdığımız Said–i Nursi'dir!
Devamı ve tamamı için bakınız...
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=5004423&tarih=2005-05-06
Böylece başta sunduğum yazıya sanıyorum ki bir nebze dahi olsa yanıtını vermiş olmaktayım.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

30 Eylül 2008 Salı 00:50 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

SULTAN VAHiDEDDiN HAiN Mi?YOKSA ALiM Mi?
KIMINE GIRE ALIM KIMINE GORE ZALIM KABUL EDILEN VAHIDEDDIN HANI'IN
GELIN TARAFLI TARAFSIZ TARIHCILERIN SOZLERINI DERLEYEREK YAPTIGIMIZ
ACIKLAMADAN DINLEYELIM VE KARARIMIZI KENDIMIZ AKLIMIZLA VERELIM!
TARIHIMIZIN EN BUYUK SORU iSARETi!!!ATATURK iLE VAHiDEDDiN HAN
ARASINDAKi DiALOG

SULTAN MEHMED VAHiDEDDiN HAN KiMiLERiNE GORE iSTiKLAL SAVASIMIZIN
GERCEK ORGANiZATORU,KiMiLERiNE GOREYSE ISTIKLAL SAVASIMIZI ENGELLEMEK
ICIN KURULAN YESIL ORDU DUSUNCESININ MIMARI!

ANLAYACAGINIZ IKI ARADA BIR DEREDE KALMIS BIR PADISAHTIR.BUDA COK
NORMAL CUNKI YAKIN TARIHIMIZ TARIHLE DEGIL SIYASI MENFAATLERLE
YAZILIYOR NE YAZIKKI...OYLE BIR IZLENIM VERILMISKI BUGUNE DEK SANKI
SULTAN VAHIDEDDIN HAN HAKLI CIKARSA MUSTAFA KEMAL ATATURK HAKSIZ TERSI
OLURSA ISE VAHIDEDDIN HAKSIZ CIKACAK.BU ANLAYIS ICINDE KITLELER
VAHIDEDDINCI-ATATURKCU BUNA BAGLI OLARAK LAIKLIKCI-
SERIATCI,CUMHURIYETCILER-HILAFETCILER,CAGDASLAR-MURTECILER vs,vs...BU
TARTISMALAR ARASINDA BIZ BIR CAGI KAPATIP YENI BIR CAGI ACAN BIR
MILLETKEN YASADIGIMIZ CAGI BILE KACIRIP GERISINDE KALAN BIR MILLET
HALINE GELDIK...

SULTAN VAHIDEDDIN 4 TEMMUZ 1918 TARIHINDE TAHTA CIKTI.DAHA TAHTA
OTURDUGU GUN I.DUNYA SAVASININ KORKUNC SONUCLARIYLA YUZLESTi,ARADAN 4
AY BiLE GECEMEDEN UGURSUZ MONDROS MUTREKESi iMZALANDI.30 EKiM 1918
TARiHiNDE OSMANLI iTiLAF DEVLETLERi TARAFINDAN iSGAL EDiLMEYE BASLANDI.
1920 YILI 16 MARTINDA MUTTEFIK DONANMASI ISTANBULA GIRDI VE ULKENIN
DORT BIR YANINA DUSMAN ASKERLERi GiRDi.TUM ORDU SiLAHSIZLANDIRILIRKEN
SADECE PADiSAHIN GUVENLiGi iCiN 700 ASKERLiK BiR TABUR SiLAHLI OLARAK
PADiSAHIN EMRiNDE KALDI.VAHiDEDDiN HAN iSE DUSMAN ASKERLERi ARASINDA
CIKAN AYASOFYA'YA CAN TAKILACAGI SOYLENTILERI UZERINE KENDISI
DOLMABAHCE SARAYINDA IKAMET EDERKEN EMRINE VERILEN 700 ASKERI AYASOFYA
CEVRESINE MEVZILENDIREREK DEDESi FATiH SULTAN MEHMED HANI'IN
VASiYETiNE SAHiP CIKTI.VE KENDiNDEN ONCE HALK VE MUSLUMANLAR iCiN
MANEVi DEGERi COK YUKSEK OLAN AYASOFYAYI KORUMALARINI
SAGLADI...VAHiDEDDiN HAN DURDUGU YERDE BiSEY YAPAMAYACAGININ
FARKINDAYDI VE ANADOLUYA GECEREK HALKLA BIR DIRILIS HAREKETi
BASLATMAYI PLANLADI ANCAK INGILIZLER ISTANBUL'U TERK EDERSE
ISTANBUL'UN YONETIMINI RUMLARA VERECEGINI SOYLEYEREK BUNDAN
VAZGECMSEINI SAGLADILAR.

VAHiDEDDiN HAN VAZGECMEDi ALMANYA'YA YAPTIGI YOLCULUKLAR SIRASINDA
KENDiSiNE ESLiK EDEN VE COK GUVENDiGi YAVERLERiNDEN MUSTAFA KEMAL
PASA'YI SARAYA DAVET ETTi;ve dediki;

"PASA PASA!!!SIMDIYE KADAR DEVLETE COK HIZMET ETTINIZ BUNLARI TARIH
YAZACAKTIR AMA ASIL SIMDI YAPACAGINIZ HIZMET HEPSINDEN MUHIM
OLABILIR;SIZ DEVLETI KURTARABILIRSINIZ CENAB-I ALLAH MUVAFFAK ETSIN"

"OSMANLI ARSIVLERINDEN BASKA KENDISIDE ATATURKCU BIR YAZAR OLAN
ARASTIRMACI MURAT BARDAKCI YAYINLADIGI (SAH BABA) ISIMLI ESERINDE
KONUYU BU SEKILDE AKTARIYOR"

MASRAFLARI ICIN BIR MIKTAR PARA VERDI ISGAL KUVVETLERINDEN IZIN
ALDI(CURUKMUYDU SAGLAMMIYDI TARTISMALARIYLA KAVGALAR URETTIGIMIZ
MESHUR"BANDIRMA VAPURUYLA"ANADOLUYA(SAMSUN'A)GONDERDI,BOYLECE ISTIKLAL
MUCADELESININ TEMELI ATILMIS OLDU...

KISACASI BIRLIKTE DEVLETIN BEKASI ICIN MUCADELE EDEN IKI KAHRAMANI
BIRBIRLERINE DUSMAN GOSTERECEK KADAR SIYASETE DAYALI BIR TARIH
GORUSUNU BEYINLERIMIZ EMPOZE EDIYORLAR.OYSA VAHiDEDDiN HANDA ATATURKTE
BU ULKENIN IYILIGINI ISTIYORLARDI.

SULTAN VAHIDEDDIN HAN ANKARANIN SALTANATA SICAK BAKMADIGINI BILIYORDU
SALTANATIN VE HALIFELIGIN KALDDIRILACAGINI SEZEN VAHIDEDDIN HAN HEM
HALK ARASINDA KURULACAK CUMHURIYETE KARSI IKILIK YARATMAMAK HEMDE OC
ALMA SENDROMUNA DUSENLERIN ELINDEN HALIFELIGI KURTARMAK ICIN 17 KASIM
1922 DE "MALAYA" ISIMLI BI INGILIZ ZIRHLISIYLA ISTANBULU TERK
ETTi.ZATEN 5 KASIMDA SALTANAT 101 PARE TOP ATISIYLA SALTANAT
KALDIRILMISTI PADISAHLIK SONA ERMIS SULTAN VAHIDEDDIN VATANDAS
VAHIDEDDIN OLMUSTU.YANI YURT DISINA CIKAN SULTAN DEGIL VATANDASTI
ARTIK VE ELINDE YAPACAK BISEY KALMAMISTI.MALTA,MEKKE VE HiCAZ'IN
ARDINDAN ITALYANIN SAN REMO KENTINE YERLESTI VE BIR VILLA TUTTU.

ESKI DOSTU OLAN ITALYA KRALI EMANUEL BOS OLAN SARAYLARDAN BIRINE
YERLESMESINI RICA ETSEDE VAHIDEDDIN BUNU REDDETMISTIR.ISTANBULU
TERKEDERKEN DEVLET HAZINESINDEN AILE YADIGARI HANEDAN ARMASINDAN BASKA
HICBIRSEY ALMADIGINDAN FAZLA ZAMAN GECEMEDEN DARA DUSMUS VE ARMANIN
UZERINDEKI ELMAS VE YAKUTLARI SATARAK BIR SURE DAHA IDARE ETMISTIR.

YAVERI BIR GUN;

"KILERIMIZDE BIR KURU SOGAN BILE KALMADIGINI BILMEZMISINIZ HALA GELEN
TEKLIFLERI REDDEDIYORSUNUZ?"

DEMESI UZERINE VAHIDEDDIN HAN;

"FAHRI BEY!MAIYET-I SANIYEMDE BULUNMAYA MECBUR DEGILSINIZ BU HAYAT
SIZE ZOR GELIYORSA AYRILINIZ!BEN MUSLUMANLARIN HALIFESI SIFATIYLA BIR
GAYRI MUSLIM HUKUMDARIN IHSANINI KABUL EDEMEM"

VAHIDEDDIN ANADOLUDAN GELENLERE HEP ULKENIN DURUMUNU SORAR
CUMHURIYETIN KURUCULARI ALEYHINDE KONUSMAYA YELTENENLERI SERT BIR
HUKUMDA BAKISYLA SUSTURUR VE PESINDEN;

"ONLAR BIZIM PASALARIMIZDIR!GIYAPLARINDA KONUSULMASINI ARZU ETMEYIZ!
SALTANAT VE SARAYIN YIKILMASI ONEMLI DEGILDIR!ONEMLI OLAN MILLETIN
KURTULMUS OLMASIDIR!SEKLINDE KONUSUP SUKREDIYORDU...

KOSKOCA OSMANLI SULTANI YOKLUK ICINDE YASADIGI YERDEKI ESNAFA BORCLU
OLARAK OLMUS VE OLDUGUNDE ORADAKI ESNAF NAASINI ESIR ALMISTI
(BORCLARINA KARSILIK)YAVERLERI PARA BULAMAYINCA ITALYAN KRALININ
VERMEK ISTEMESINI VASIYETE IHANET ETMEMEK ADINA KABUL ETMEMIS VE NAASI
GIZLICE MISIRA KACIRMISLARDIR .VASIYETINDE SELAHATTIN EYYUBI TURBESINE
GOMULMEYI ISTEYEN VAHIDEDDIN HAN TURBEDE YER KALMAMASI UZERINE YAVUZ
SULTAN SELIM HAN'IN TURBESINE DEFNEDILDI.ORADAKI MUSLUMAN HALKTAN
TOPLANAN PARALARLA ESNAFA OLAN BORCLARI ODENDI VE HUZUR ICINDE YATMASI
SAGLANDI...

SIMDI TEKRAR DUSUNUN ATATURK MU?YOKSA VAHIDEDDINMI DIYECEKSINIZ ?YOKSA
ONLAR ZATEN AYNI DAVA UGRUNDA YASAMISLARMI?BU KARARI ARTIK KENDINIZ
VERIN....

ALINTIDIR

On 29 Eylül, 21:47, tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>
wrote:
> N. Kemal Zeybek
>
> Hainmi?
> 21.07.2005 - 02:02 .
>      "Halka ve Olaylara TERCÜMAN" gazetesinin 10 Nisan 1976 günkü
> sayisinda "Maresal Fevzi Çakmak in Anilari"ndan bir bölümü birlikte
> okuyalimmi?..
>       Vahdettin, Fevzi Pasa ya Pasa durumu görüyorsun. Bu isler ancak
> Anadolu da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu da teskilat
> kuracak pasalarin listesini yapip getirin der.
>      Fevzi Pasa ertesi Cuma listeyi takdim eder. Vahdettin dikkatle
> inceledikten sonra sorar:
>      - Pasa, Mustafa Kemal hirsizmi?
>      - Hayir Padisahim.
>      - Bir namussuzlugu, ahlaksizligi var midir?
>      - Hayir Padisahim.
>      - Beceriksiz ve kabiliyetsizmi?
>      - Hayir efendim.
>      - O halde bu listeye niçin onun adini almadiniz?
>      - Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilikçi, öteden beri cumhuriyet
> taraftaridir, der.
>      Bunun üzerine Vahdettin, elindeki kâgidi masanin üzerine birakir,
> ayaga kalkar, pencereye yönelir, limandaki gemileri göstererek der ki:
>      - Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket
> kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine selamlarimla birlikte
> teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa yi görecegim.
> SAHBABA
>      Murat Bardakçi nin Sahbaba adli eserinden de bir bölümle bu
> konuyu gelistirelimmi?..
>       Ordunun önde gelenleri 1919 Mart inda bir gece Erenköy de bir
> köskte toplanirlar ve geç saatlere kadar tartisirlar. Direnisin Nuri
> Pasa liderliginde yürütülmesine karar verirler. Toplanti dagilmak
> üzere iken köske Rafet Pasa gelir ve Nuri Pasa nin liderligine itiraz
> eder. O ise geçmisinde Çanakkale gibi bir basarisi olan Mustafa Kemal
> Pasa nin liderligini savunur. Toplanti sil bastan tekrar baslar ve
> sonunda Mustafa Kemal Pasa nin liderliginde karar kilinir. Toplantinin
> kararlari yazili olarak Sadrazam Ferit e, o da Vahdettin e Askerler
> Mustafa Kemal Pasa yi istiyorlar diye sunar.
>      Vahdettin listeyi yegeni Sami Bey´le istisare eder o da:
>      ´Cumhuriyetçi oldugu söyleniyor, hanedaninizi düsünün´ der.
>      Vahdettin;
>      ´Nerede hanedan? Hepsi hanendegân oldu. Madem ki en iyi
> askerimizdir, diyorlar onun gitmesi lazim. Eski pasalar kiskaniyorlar
> onu. Bu adam bir is yapacak´ demistir."
>       Iki Kader Iki Lider adiyla Harun Özdemir in yazdigi kitabi bu
> günlerde okudum. Bu bilgileri de o kitaptan aldim.
>      Vahdettin'in Nerede hanedan? sözüne dikkat etmeli. Akilli bir
> adamin akilci bir yaklasimidir.
> NE HAINI?
>      Evet Osmanli hanedani için dünya tarihinde en uzun süre hüküm
> süren hanedan derler... Ama artik bitmisti, tükenmisti, yozlasmisti,
> gücü mecali kalmamisti.
>      Vahdettin, Türk için bir sonu temsil ediyordu.
>      Mustafa Kemal Pasa ise taze bir baslangiçti. Gelecekteki Türk ün
> yeniden dogusuydu.
>      Mustafa Kemal Pasa o adamdi ki, karar vermisti ve kurtulusu
> basaracakti. Yeniden kurulusu da...
>      Ama yine de Servet Kabakli dostumun sordugu soruyu da sormak
> gerekir. Tarihin tanikligi ortada iken, son padisahimizahaindemek
> dogru mudur, bilgiye, bilime, akla ve insafa uygun mudur?
>      Mustafa Kemal Atatürk ün yüceligini belirtmek için de böylesine
> haksizliklara gerek var midir?
>       Hayir yoktur diyorum.
>      Tarih gerçekleri ile bilinmelidir.
>
> On 29 Eylül, 21:43, tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>
> wrote:
>
> > İstanbul hükümeti Sevres'e niçin imza koydu?
>
> > Telaş içindeki Ferit Paşa duyduğu korku yüzünden antlaşmanın imzasını
> > kaçınılmaz hisseti, " Ne kurtarabilirsem kardır" diye düşündü. Hem çev
> > resine , hem Patişaha bunun telkin etti ve delegeler porselen
> > fabrikasının
> > salonunda metni imzaladılar. Kurtuluşu sadece İngiltere'den
> > geleçeğine
> > İnanan Ferit Paşa antlaşmayı imzalamakta Türkiye'nin takdir edileceği
> > ne inanmakta yapması istenilen her işi yerine getirmiş uslu bir çocuk
> > eda
> > sıyla Londranın lütuflarını beklemekte ve Hükümdarı de antlaşmayı tas
> > dike zorlamaktaydı.
>
> > Sultan Vahideddin ise eski saray politikasını devreye sokmuştu
> > bekleyecekti.
> > Bir yandan Sadrazımına inanmış görünüp müttefik tarafının daha ileri
> > git
> > mesini, mesela işgallerin devamını önlemeye çalışırken öbür taraftan
> > sevres
> > İn sorumluluğunu hükümetin üzerinde bırakarak kendi tasdikini
> > geciktiriyor
> > du. Zaman her derdin devasıydı ve günlerin geçişi hayır getirebilirdi.
>
> > Sevr Antlaşması 1920'nin 10 Ağustos günü imzalandı. Sultan Vahidedin
> > metni ilk okuduğunda kesin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettiğini
> > söyle
> > yecek sevresten bahsedişinde mecelle-i mesaib yani musubetler mecması
> > İfadesini kullanacaktı. İleriki haftalarda bir başka ortama, hakkında
> > bugüne
> > kadar çok az şeyin yazılıp söylenmiş olduğu bir döneme girildi. Sultan
> > Va
> > hideddin anylaşmayı tastik etmedi. Dolayısı ile sevres bir antlaşma
> > değil
> > antlaşma taslağı olarak kaldı, hiçbir zaman resmiyet kazanmadı ve
> > uygulan
> > madı. Şahbaba geleneksel politikasını burada da uygulamış, zaman
> > kazanmak
> > İçin beklemiş ve antlaşmayı imzalamamıştı. Sonraları "anlaşmayı tasdik
> > etmek
> > tense tahttan feragata kararlıydım" diyecekti.
>
> > Sevres'in uygulanmamasının temelinde tabii ki onaylanmamış
> > olmamasından
> > doğan hukuki geçersizlik değil, Anadolu hareketinin antlaşma metnini
> > silah
> > ve kanla yırtmış olması yatar. Ama çok bilinmeyen bu tastik
> > ayrıntısının, yani
> > Sevres'in yürürlüğe girmemiş olması hususunun üzerinde biraz durmak ve
> > ko
> > nunun hukuki yönünü gözden geçirmek gerekiyor.
>
> > Milletler arası bir antlaşmanın imzalanmış olması, yürülüğe girmesi
> > için kafi
> > değildir. " Hazırlanmış ve üzerinde uyuşulmuş antlaşma metni
> > temsilcilere
> > imzalanır. Bununla birlikte, antlaşma kuar olarak henüz yürülüğe
> > girmiş değildir.
> > Antlaşmanın imzalanması, görüşmelerde varılan uyuşmanın belgelenmesi
> > içindir.
> > İmzalanmış olsada, Devletlerin anayasalarına göre yetkili organlarınca
> > onaylanma
> > mış bir antlaşma tarafları henüz bağlamamaktadır" Antlaşmanın
> > geçerlilik kazanması
> > ancak bundan sonra yapılacak bir başka işlemle, tasdikle mümkündür.
>
> > "Devletler hukukuna göre antlaşmalar, ilke olarak ancak onayla
> > (tasdikle) bağla
> > yıcı güç kazanırlar. Antlaşmaların onaylanması, Devleti uluslar arası
> > bakımdan
> > yüküm altına koymaya yetkili devlet organlarını Anayasaya uygun olarak
> > imza
> > lanmış bir antlaşmayı resmen uygun bulmaları ve kabul etmeleridir.
> > Antlaşmanın
> > Devletler hukuku bakımından geçerli sayılması, taraflar arasında
> > haklar ve hükümler
> > ilişkisi yaratması için taraflarca iç hukuklarındaki kurallara ve
> > yönteme göre onay
> > lanmış olmasını gerektirmektedir".
>
> > Sevres'in hukuki geçerlilikle ilgili maddesi böyle diyor...Peki,
> > antlaşmaları onay
> > lamaya yetkisi o dönemde kime aitti? Zamanın kanun-ı esasi'sine,yani
> > anayasa
> > sına göre önce hükümdara sonrada meclise. Buna göre antlaşmayı meclisi
> > mebusan
> > onaylıyacak, metin sonra Vahideddin'in imzasına sunuşacak ve sevres
> > ancak bu
> > tasdiklerin yapılmasıyla geçerlilik kazanacaktı.Ama bunların hiçbiri
> > yapılmadı.
> > Meclis yoktu, zira 4 ay öncesinden, yani 11 Nisandan beri kapalıydı ve
> > Vahided
> > din de metni zaten hiçbir zaman imzalamadı.
>
> > Şahbaba sevr'i tasdik etmediğini ve maksadının sadece kazanmak
> > olduğunu sonra
> > ları çeşitli vesilelerle söyleyecek mesala Avni Paşaya hatıralarında
> > böyle demişti.
> > Bu oyalama kararını sevr antlaşmasını kabul etmememi söylemek için bir
> > delege
> > gönderen Hindistan Hilafet komitesine bildirmişti.Hadiselerin
> > gelişmesini tercih
> > etmişti.Eğer işler kötü gider ve bu oyalamayı başaramazsa antlaşmayı
> > imzalamaktan
> > ise feragata kararlıydım demişti. Hükümdarın bu ifadelerini damadı da
> > doğrulamaktadır.
> > İsmail Hakkı Beye Sultan Vahidedtin, sevresin geçici olarak
> > imzalanmasına bile karşıydı
> > ve Ferit Paşa sadece Padişahı değil, sevres öncesi toplanan saltanat
> > şurasını da aldatmıştı.
>
> > ŞAHBABA-Kitabından alıntı
>
> > On 29 Eylül, 20:45, Grbuz Guvendag <gurbuz1...@yahoo.com> wrote:
>
> > > Sayın Arkadaslar,Kitabın icinden bir cümle cıkarıp,ha ne ya burda bu söylenmis tamam fizik kanunu buldum demenin ne anlamı  var?
>
> > > Bakın ,Kazım Karabekir ,Saraydan Emir alır fakat M.Kemal e yardım eder.Dogu Cephesini kontrol eder.Ve kendisi,TC kurulunca  ,idamdan zor kurtulur.
> > > Hayatı boyunca göz hapsinde yasar.
> > > Bu olayı nasıl acıklıyorsunuz.
>
> > > Istanbul Isgal altında,ve Sultan,yardım yapıyor gibi görünmek istemiyor.
>
> > > Osmanlıyı ,I. Dünya  savasına sokan,daglara cıkan,Mahfil destekli,Ittihadcılarhainolmuyorda,Vahdettinmihainoluyor?
>
> > > Ortodoks Patrigi,Haham Bası,Ermeni Patrigi Istanbulda kalıyor.Halife sürülüyor.
>
> > > Demekki o gün kü sartlarda lüzum görülmüs.Ne söyliyebiliriz?
>
> > > Cok cabuk karar vermeyelim.Düsünelim,analiz yapalım,yorumlıyalım.
>
> > > Burası asiret düzeni degil.TC ülkesi.
>
> > > Gurbuz
>
> > > ----- Original Message ----
> > > From: Korgun MAVİ <korgun.m...@gmail.com>
> > > To: cihan-tu...@googlegroups.com
> > > Sent: Monday, September 29, 2008 4:36:31 PM
> > > Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.
>
> > > Sayın Güvendağ;
> > > Size tarihi tarafsız yazarlardan okumanızı ve ona göre karar vermenizi salık veririm.
> > > Sonuçta aynı Vahidettin Mustafa Kemal'in idam fermanına da imza koymuştur.
> > > Kendi gönderdiyse neden böyle bir şey yapsın öyle değilmi?
>
> > > Saygıyla...
>
> ...
>
> tamamını oku »
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?board=80.0
----------
http://dursuna.tr.gg/
--------------
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages