Başbakanlık Divanı Kürsüsü'ne saplanan mermi yolu hesaplandığında 15.13 metre bulunduğu,
2- Mikrofon ayağındaki mermi çekirdeği isabet noktası bulunduğu zeminden 86 cm. Yükseklikte olduğu, kürsüdeki mermi çekirdeğinin yüksekliği ise 82 cm bulunduğu, bu ikisinin arasındaki uzaklık 20 cm. Olduğuna göre, çekirdeğin 20 cm. Mesafe içindeki 4 cm.lik bir yükseliş kaydettiği için mikrofon ayağı ile Başbakan arasında 50 cm.lik bir mesafe bulunduğu, bu mesafe arası içersinde mermi çekirdeğinin 10 cm.lik bir yükseliş kazanacağı saptandığı,
Sayın Başbakanın üzerine çıktığı standın aynı zeminden yüksekliği ise 25 cm.’dir
Bu durumda mermi çekirdeği mikrofon ayağına isabet etmemiş olsa idi Sayın Başbakanın ayağından itibaren 71 cm. Yükseklikteki vucut bölgelerine isabet edeceği, Sayın Başbakanın eline isabet eden mermi çekirdeği ise elin hafif yukarıya kalkmış durumu ve baş parmak kısmı dikkate alındığında yükseklik olarak Başbakan’ın üst göğüs bölgesine hizasına geleceği,
3- Sanık tarafından yapılan iki adet atışın isabet ettiği yerler dikkate alındığında, atış merkezi olan göğüs ve karın bölgesi gibi öldürücü nahiyeler seçildiği, dolayısıyla bu durumun doğrudan doğruya Sayın Başbakana yönelik ve hedef ittihaz edilerek eylemin o şekilde tasarlandığı.
Ateş anında, sanık ile Sayın Başbakan arasındaki mesafe dikkate alındığında, isabet kaydedebilmek için gez ve arpacığın hassas bir şekilde nişan hattı üzerinde ayarlanmasına dahi ihtiyaç bulunmadığı, tabancanın göz hizasına kaldırılarak yapılacak bir yönlendirme ile sözü edilen öldürücü bölgelere isabet ettirilmesinin imkan dahilinde bulunduğunu, Bildirmiştir. (Karton 6)
J- Ayrıca sanık Kartal DEMİRAĞ’ın olay günü yakalandığında hastaneye götürülüp üzeri arandığında 18.6.1988 tarihli tutanakta üzerinde çıkan eşyalar arasında takvim yaprağına yazılmış, Sayın Semra ÖZAL’a posta ile gönderilmiş iki adet mektubun yazıları ele alınıp tetkikinde;
1- Sanık Kartal DEMİRAĞ’ın olay günü yakalandığında üzerinde elde edilen takvim yaprağında yazılmış kendi el yazısı ile,
''Özal ya sen öleceksin ya ben.
Sen ki Türklüğü ve İslamı öldürdün, hapishaneleri ortaçağ zindanlarına çevirdin.
Kader kurbanlarına bir af dahi vermedin.
Türk Yurdunda, senin sayende açlık, yokluk, zina, fuhuş ve imansızlık çoğaldı.
(Çağ atlıyoruz) dedin evet Türk Yurdunda çağı atlattın ama ileriye değil geriye çağ atlattın.
Hep Türk Yurdunda diyorum, Türkiye demiyorum neden?
Çünkü İngilizce de Türkiye (Hindi) demekmiş, biz ki Büyük Türk Milleti Yüce Allah’ın askerleri, hiç hindi olabilir miyiz?
Atatürk Türkiye İsmi verirken Türkleri acaba Türkiye'nin İngilizce'de Hindi olduğunu biliyor muydu?
Ey Özal sen ki hastalandığın zaman soluğu hemen Amerika’da alıyorsun, ya biz hastalandığımız zaman soluğu nerede alıyoruz? SOLUK ALABİLİRSEK TABİ.
SANA OY VERENLER SENİ SEVENLER ÖLMESİN, GEBERSİN.
Ya ben öleceğim ya sen.
Türk Milletinin kurtuluşu ancak Yüce Allah’ın kitabı Kuran’a uymakla gerçekleşir.
Bize yıllarca hiç bir işe yaramayan kitaplar okuttunuz ve günahkar olduk.
Neden mi?
Kuran’ı okumadığım için onun emirlerini bilmediğim için, Yüce Allah’ın huzuruna varmaya utanıyorum.
Ki o merhamet edenlerin bağışlayanların en ulusudur, en yücesidir.
Kısacası, Türklük kanımız islam canımız dedik çıktık yola bu dünyanın yaşantısı geçicidir sizleri aldatmasın her can ölümü tadıcıdır...''
Şeklinde cümleler yazdığı, (Karton 3B)
2- Olaydan önce ve Ankara’ya gelmeden sanık Kartal DEMİRAĞ, “Sayın Semra Özal Türk Kadınını Koruma ve Yüceltme Vakfı Genel Başkanı Ankara” adresine Gönderdiği mektupta;
''Sayın Semra Hanım,
Bu mektubu sonuna kadar okuyun.
Sizin ve aileniz ,için büyük önem taşımaktadır.
Sizi çok takdir ediyoruz, yaptığınız olumlu çalışmalar ve iyilikler hep gündemde.
Sayın Yeğinmen Semra.
Bizler yıllarca bu vatan için çalışan Atatürk Milliyetçileriyiz.
Şimdiki durumu kısaca özetlersek Milliyetçi mukaddesatçıların bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı yurt dışında, bir kısmı hapishanelerde, bir kısmı da mezarda..
Milliyetçiler Tanrıdan başka hiçbir şeyden korkmaz, tertemiz kanlarını bu vatan için akıttılar.
Komünizme karşı set oldular.
Eğer bizler olmasaydık, siz de olmayacaktınız.
Güzel arabalarınız, evleriniz, tatlı rüya gibi yaşantınız olmayacaktı.
Ve biz Özal’ı destekledik iktidara geldi.
ANAP içinde 70-75 arası milletvekilimiz var!
Bizden mezara giden kurtuldu.
Ya hapishanedekiler?
Ortaçağ yaşantısının her türlü işkencesinin sürdüğü hapishaneler adeta cehennem misali, bizleri buradan yani arkadaşlarımızı buradan kurtaracak olan sensin.
(LÜTFEN OKUMAYA DEVAM EDİN SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ.)
Şu anda dışarıda milliyetçiler büyük bir teşkilat içinde, (Her türlü silahlı eylem için) bütün istediğimiz bir af.
Bütün dünya devletleri af verdi.
Sovyet Rusya, Doğu Almanya, Filipinler, İran, Afganistan, Polonya, Libya gibi.
Biz sizden hırsızların, fiili yaratıcıların, ırz düşmanlarının, uyuşturucu kaçakçılarının affını istemiyoruz.
Bizim istediğimiz sadece kader kurbanları, mert, yiğit, milliyetçilerin affedilmesi.
Özal’a baskı yapın.
Biz biliyoruz ki eğer af olmassa, af yoksa siz de yoksunuz. Örgütümüz sizi ve ailenizi yok etmeyi amaçlıyor.
1- önce çocuklarınız yok edilecek.
2- Sonra sen ve Özal sülalesi.
Bu imkansız diyeceksiniz.
Belki ben diyorum ki (Zafer benimdir diyenindir) K. Atatürk.
O güzel çocuklarınız; Efe, Ahmet, Zeynep Amerika’da da okusa, İngiltere’de okusa peşindeyiz.
Evlat acısının ne demek olduğunu bilirmisiniz?
Yeryüzünde en büyük acıdır.
Size yemin ediyorum bu acıyı tattırırız.
Bizim fidan gibi yiğit gençlerimiz komünist kurşunuyla toprağın kara bağrına girerlerken, anaları, babaları, evlat acısını tattılar.
Ansızın en mutlu anınızda bu acıyı, size tattırabiliriz!
Azrail sizi bulmadan kara haberin almadan, gel af için Özal’ı ikna et!
Eğer af yoksa (Gök girsin kızıl çıksın) yeminimiz kutsaldır.
Kurban bayramına kadar size müsaade; af varsa güzel günler senin, yoksa siz de yok olacaksınız.
T. Özal diyecek ki korkma hiçbir şey yapamazlar o her şeyi bildiğini sanıyor.
Ama onun son siyasi hayatı 4,5 yıl sonra Başbakanlığı kaybedecek, bir tek koruma polisi ile kalacak, o zaman onun en karanlık günleri olacak.
Son sözümüz:
AF; MİLLİYETÇİLER İÇİN YA ÖZGÜRLÜK ÇİÇEKLERİ GİBİ AÇACAK, YA DA ÖLÜM SİZLERİ YAKALAYACAK.
Sen Sayın, hapishanelerde birkaç gün yaşasaydın intihar ederdin. Hapishaneler cehennemden farksız.
Cehennem nedir bilir misin sen?
Bilmiyorsan öğren!''
(Sürecek...)
Nusret DEMİRAL
DGM
Onursal CUMHURİYET BaşSavcısı
--
Bizler;
''Gözünde Vatanını,
Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen,
Vicdanında dinini saklayabilen
Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız..''
Nusret DEMİRAL
--
''Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, HAYAT'tır!''
Nusret DEMİRAL