l>>> ÖDÜLLENDİRİLME TAKTİKLERİ

2 views
Skip to first unread message

© Özkan BOSTANCI

unread,
Oct 31, 2009, 8:01:54 PM10/31/09
to CTO-CiHAN TÜRK OLSUN
“Vatan sevgisi nedir ki? Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin”
Çetin Altan (Ahmet Altan'ın babası)

“Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO Türklere Allahın bir lütfüdür. İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir”
Ahmet Altan

“Atatürk öldüğünden beri hala zenginlik ve özgürlük üretemiyorsak, sebebi Kemalizm’dir”
Ahmet Altan

“Memleketi bir çift kadın memesine satarım”
Ahmet Altan

Almanya'nın "Leipzig Medya Vakfı" 2009 yılı "Medyanın özgürlüğü ve geleceği" ödülünü Taraf gazetesi genel yayın müdürü ve başyazarı Ahmet Altan'a verdi.
*******************************************************

"Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim.Türkiye'de 1 milyon ermeniyle 30 bin kürt katledildi" 
Orhan Pamuk

2006 Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk`a verildi. İsveç Kraliyet Akademisi: Ödül kentinin melankolik ruhunu ararken kültürler arası çatışma ve birleşmenin yeni simgelerini keşfeden Pamuk`a verildi.
*******************************************************

"Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir
Leyla Zana

Avrupa Parlamentosu Başkanı, eski DEP'li Leyla Zana'yı yere göğe sığdıramadı. 1995 yılında AP tarafından Saharov ödülüne layık görülen Leyla Zana'yı kabul etti. Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Hans Gert Pöttering, 1995 yılında AP tarafından Saharov ödülüne layık görülen Leyla Zana'yı kabul etti.
******************************************************

“Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir”
M.Ali Birand

İngiltere Middlesex Üniversitesi, ünlü gazeteci yazar Mehmet Ali Birand'a fahri doktora unvanı verdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, cüppe giyen Birand'ı telefonla arayarak kutladı. 
İstanbul'daki İngiltere Konsolosluğu'nda gerçekleşen yemekte Anglo-Türk eğitim ortaklığının 20 yıllık başarısı kutlamak ve Avrupa ve milletler arasında Türkiye'nin davasını teşvik edici uğraşları sebebiyle ünlü gazeteci-yazar Mehmet Ali Birand fahri doktora unvanıyla şereflendirildi.
******************************************************

"Sen ne mutlu Türküm dersen oda ne mutlu Kürdüm der.Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir"
Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan Tayyip Erdoğan, Almanya`nın en prestijli ödüllerinden `Quadriga`yı almaya layık görüldü.
Erdoğan ödüle, Türkiye`deki demokratikleşme alanında atılan adımlardan dolayı layık görüldü
******************************************************

"Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sırtımızı Amerika'ya dönmeliyiz" 
Fettullah Gülen 

Evet, artık, “Türk Milleti” diyen, “vatan, ülke, ülkü, bayrak” sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta “din, iman, Kur’an” fedaisiymiş gibi arz–ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar “millî ruh” diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, ‘ruh kökü’nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalbsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar.” (Aksiyon 16 Nisan 2007)
FETULLAH GÜLEN İNGİLİZ KÜLTÜRÜNE KATKI ÖDÜLÜ ALMIŞTIR
*****************************************************

“Boğazlar milletler arası bir komisyona devredilmelidir”
Rahmi Koç

Dünyanın en saygın hayırseverlik ödüllerinden biri olan ''Carnegie Hayırseverlik Madalyası'' (Carnegie Medal of Philanthropy) ile onurlandırılan Koç ailesine ödülü New York'ta düzenlenen bir törenle verildi.
****************************************************

"Cumhuriyetin ilanı İstanbul'un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür" 
Kadir Topbaş 
VERİLECEK ÖDÜLÜ MUHTEMELEN SABIRSIZLIKLA BEKLEMEKTEDİR. ÖDÜL GELMEZSE GELMESİ İÇİN HER TÜRLÜ FEDAKARLIĞI YAPACAĞI KANAATİNDEYİZ.
***************************************************

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ÇALIŞANI EMPERYALİSTLER ÖDÜLLENDİRİYOR AMA KENDİLERİNE ÇALIŞANI. KENDİLERİNE ÇALIŞMAYANLARINDA HİÇBİR DEĞERİ YOKTUR. 
EMPERYALİST KÖPEKLERİNİN İŞLERİ BİTTİKTEN SONRA HAYVAN KADAR DEĞERİ YOKTUR.... TARİH BUNU İSPATLAMIŞTIR.

*******

Eğer memleketin felakete sürüklenmesini istemiyorsak derhal harekete geçmek zorundayız.Süphesiz Türkiye'yi Türklere teslim etmek gerekir ama SATILMIŞ TÜRKLERE DEĞİL..
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Hazırlayan: Ahmet EFEOĞLU

necati tüysüzoglu

unread,
Nov 1, 2009, 3:38:29 AM11/1/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Hasan DEMİR
hasand...@hotmail.com
Yazy Tarihi: 26/10/2009
2011'de iç savaş hazırlığı!
1970 yılında Paris’te Sevr’in 50. yıl dönümü nedeniyle “Sevr’i Canlandırma Toplantısı” adı altında bir toplantı yapılmıştır.
“Sevr’in ölü bir anlaşma olmadığı ve canlandırılması gerektiği” nin dile getirildiği bu toplantıyı Paris’in uluslararası sorunlarda ağırlığı olan Congere Internationaux tertiplemiş, toplantıya 600 dinleyici katılmıştır. Katılanlar arasında Paris valisi ve bölge kaymakamları da vardır.
Siz ister paranoya deyin ister komplo teorisi.
Elin oğlu boş durmuyor.
Batı, Sevr’de o kadar ısrarcı ki kararı bu topraklarda yaşayan Türk ve Kürde de bırakmış değil, o öylesine “İlle de Sevr” diyor ki, Amerika’sı ile Avrupa’sı ile bu topraklarda bir “iç savaş” çıkartmayı bile göze almış durumda.
Ey millet uyanınız, bunlar bir iddia değil, elle tutulur gözle görülür gerçekler.
Ortalıkta dolaşan haritaları bir tarafa bırakalım, bugünkü DTP’nin geçmişi olan DEHAP’ın o zamanki Batman İl Başkanı Mehdi Öztürk’ün, Amerikalıları kastederek, “Bize gelen heyetler, ’Farklılıklarınızı ön plana çıkarın, milliyetçiliği körükleyin’telkininde bulunuyorlardı” dedikten sonra kendisinde oluşan kanaati şu kelimelerle özetlememiş miydi:
 “-Irak’ta oynanan oyunun benzeri Türkiye için oynanıyor. Yıllardır yaratılmaya çalışılan bir Türk-Kürt kavgasıdır.” Üzülerek ifade edelim ki Amerika bu konuda yalnız değildir. Avrupa da bu tezgâhın içersindedir.
Paris’lerde bir yandan “Sevr’i Canlandırma” platformları oluşturulurken diğer yandan da kardeşi kardeşe kırdıracak bir “iç savaşın” gayreti de yine Avrupa’dan neşet etmektedir. Yine AB metinlerinde bir yandan Türkiye’ye, “Yerel ve bölgesel özerkliğin geliştirilip yaygınlaştırılması” telkin edilirken diğer yandan da “2011 yılında iç savaş” için düğmeye basılmış bulunmaktadır.
Örnek çok da biz bir tane verelim anlayan anlar.
Bakınız Muharrem Bayraktar 24 Mayıs 2005 tarihinde Yeni Mesaj gazetesinde kaleme aldığı, “Türkiye’de iç savaş çıkarmak istiyorlar” başlığı altındaki yazıda bizi hangi gerçeklerle yüz yüze getiriyor:
“Sefa Yüksel Norveç’te yaşıyor. İskandinavya Türk Dili Konuşan Ülkeler Enstitüsü Direktörlüğü yapıyor. Üç hafta önce, Meltem TV’de yaptığım Diyalog Programının konuğu idi. Programda ’Batılı dostlarımızın’dehşet verici bir tezgâhına nasıl şahit olduğunu anlattı:
‘- Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda görevli bir uzmanı dün ziyaret ettim. Yakinen tanışıyorduk. Bana kalın bir dosya getirdi. -Bunu oku- dedi. Dosyayı karıştırmaya başladım. Türkiye’de çıkarılması planlanan bir iç savaşın nasıl tetikleneceğine dair senaryolar yer alıyordu. İç savaşın çıkması için öngörülen tarih 2011 yılı idi.”
Bu satırların üzerinden 5 yıl geçti..
Şunun şurasında 2011’e ne kaldı?
Birileri Sevr demekle Sevr mi olacak, birileri Sürgünde Kürt Parlamentosu kurdularsa bu Kürtlerin ayrı bir devlet isteği anlamına mı gelir, Diyarbakır’ı başkent ilan etmekle Diyarbakır başkent mi olur diyenler olabileceği gibi Belçikalı bir uzman 2011’de Türkiye’de iç savaş çıkartılacak demekle iç savaş mı çıkar diyenler de çıkabilir, ama durunuz, Safa Yüksel’in sözleri henüz bitmiş değil.
Safa Bey diyor ki:
 “- İşin daha vahim boyutu, bu dosyanın Avrupa Başkentleri’nde ilgili birimler tarafından değerlendirmeye tabi tutulduğu idi...”
Sözün özü. Ortalıkta Sevr haritaları dolaşıyor.
Avrupa Başkentlerinde Sevr toplantıları yapılıyor.
ABD’li diplomatlar Türkiye’de ayrılıkçı gördükleri Kürtleri, “Türklere düşman olun”  diye körüklüyor, Avrupa başkentleri 2011’de Türkiye’de çıkartılması düşünülen bir iç savaşın nasıl tetikleneceği üzerinde en az beş yıldır kafa yoruyor...
Bütün bunlar geçmişte olmuşsa ve biz “Yine deniyorlar, yine olabilir” dediğimizde, niye elinde devlete dayattığı şartlar ve üstünde üniformayla Kandil’den inen teröristten daha kötü oluyoruz, sahi niye?


So gehst du mir nicht vor die Tür! Herbsttrends entdecken
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages