Risale-i Nur saçmalıklarının belli başlı olanları

0 views
Skip to first unread message

Yılmaz Arslan

unread,
Oct 11, 2009, 3:19:16 PM10/11/09
to

 

                  Risale-i Nur saçmalıklarının belli başlı olanlarını sizlere

                  sunuyoruz.

                  İlk önce o saçma kitaptaki ana temadan başlık attık.

                  Ardından ilgili kitabın sayfa ve madde no'sunu yazdık...

 

                  Ve daha sonra ilgili yazıdan bir paragrafı sunduktan sonra,

                  paragrafın altında internetten de kolayca tastik edebilmeniz

                  için ilgili sayfanın bağlantı yolunu (link) ekledik.

 

                  YAZILARI ARŞİVLEYİNİZ,ÇEVRENİZLE PAYLAŞINIZ,BÜTÜN BU

                  KEPAZELİKLERİ  ANLATINIZ..

                   (Hiç kimse,"bunlar yalan" diyemeyecek,çünkü hepsini kendi

                  kitap ve sitelerinden belgeledik.)

                  ************

                  İŞTE GERÇEKLER.

                  Mustafa Kemal'e deccal dedigi yer...

                  Şualar - Sayfa 361  -

 

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=361

 

                  65: Süfyan ve bir İslâm deccalı, Mustafa Kemâl olduğu Beşinci

                  Şuada anlaşılıyor.

                  66: Şapka fes gibidir. İman ile hiç alâkası yoktur

                  67-68: Şapkanın küfür alâmeti ve devam-ı ısrarı da dinsizlik

                  olması üzerinde çok durmaktadır.

                  Şapkanın giyilmemesi için propagandaya ve kendi tabirlerince

                  mücadele ve mücahedeye giriştikleri görülmektedir.

                  69: Nur talebelerinin şapka giymeyerek bere giydikleri

                  müşahede edilmiştir.

                  70: Şapkanın küfür alâmeti olması ve sayılması bir iman haline

                  geldiği gibi......

                  ---------------------------------------------------------------

                  Mustafa Kemal'e katıksız kafir diyor!!!!!!!!!!!!!

                  Şualar, Sayfa 313

 

                  -Ezcümle, bir hadiste, "âhir zamanda dehşetli bir şahıs sabah

                  kalkar,alnında 'Hâzâ kâfirün' (katıksız kafir) yazılmış

                  bulunur" diye hadis var deyip benden sordular.

                   Dedim: "Bir acîp şahıs bu milletin başına geçer ve sabah

                  kalkar,başına şapka giyer ve giydirir."

                  Bu cevaptan sonra bunu sordular: "Acaba o zaman onu giyen

                  kâfir olmaz mı?"

                  Dedim: "Şapka başa gelecek, secdeye gitme diyecek. Fakat,

                  baştaki iman o şapkayı da secdeye getirecek, inşaallah

                  Müslüman edecek."

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=313

                  ------------------------------------------------------------------------

                  Mustafa Kemal'e karşı Nurun tokadı ......dediği yer;

                  Şualar, Sayfa 334

 

                  İkinci esas: Neşriyatı gizlemesi - gizli düşmanlar yanlış mânâ

                  verdirmesin.

                   Yoksa siyasete ve dünya âsâyişine temas cihetiyle değildir.

                  Hem eski harfle teksir makinesini bir bahane bulmasınlar.

                  Mustafa Kemal'e karşı Nurun tokadı ise HAŞİYE altı mahkeme ve

                  Ankara makamatı bilmiş, ilişmemişler ve bize beraat verdiler

                  ve Beşinci Şua ile beraber bütün kitaplarımızı iade ettiler.

                  Hem onun

                   fenalığını göstermek, ordunun kıymetini muhafaza etmek

                  içindir. Bir şahsı sevmemesi,orduyu muhabbetkârane senâ

                  içindir.

                  

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=334

                  ---------------------------------------------

                  Şapkaya itiraz ediyor,sarhoş kıyafeti diyor!

                  Şualar, Sayfa 259

 

                  Sonra o zâlim, dünyaca büyük makamlarda bulunan bedbahtlar

                  dediler:

                  "Sen, yirmi senedir bir tek defa takkemizi başına koymadın.

                  Eski ve yeni mahkemelerin huzurunda başını açmadın, eski

                  kıyafetinle bulundun. Halbuki on yedi milyon bu kıyafete

                  girdi."

                  Ben de dedim: On yedi milyon değil, belki yedi milyon da

                  değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin

                  Avrupa-perest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer'iye ve

                  cebr-i kanunî cihetiyle girmektense, azîmet-i şer'iye ve takvâ

                  cihetiyle, yedi milyar zatların kıyafetlerine girmeyi tercih

                  ederim. Benim gibi yirmi beş

                  seneden beri hayat-ı içtimaiyeyi terkeden adama "inat

                  ediyor,bize muhaliftir" denilmez. Haydi, inat dahi olsa, madem

                  Mustafa Kemal o inadı kıramadı ve iki mahkeme kırmadı ve üç

                  vilâyetin hükûmetleri onu bozmadı; siz neci oluyorsunuz ki,

                  beyhude hem milletin, hem hükümetin zararına, o inadın

                  kırılmasına çabalıyorsunuz?

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=259

                  -----------------------------------------------

                  Dehşetli adam rakı müptelası,başkalarını da alıştıracak

                  diyor!!!!

                  Şualar, Sayfa 314

 

                  Sonra dediler:

                  "Aynı şahıs bir su içecek, onun eli delinecek ve bu hadise ile

                  'Süfyan' olduğu bilinecek."

                  Ben de cevaben dedim: "Bir darb-ı mesel var. Çok israflı adama

                  eli deliktir denilir. Yani elinde mal durmuyor,

                  akıyor, zâyi oluyor deniliyor. İşte o dehşetli adam bir su

                  olan rakıya müptelâ olup, onunla hasta olacak ve kendisi

                  hadsiz israfata girecek, başkalarını da alıştıracak."

                  Sonra birisi sordu ki: "O öldüğü zaman İstanbul'da dikili

                  taşta şeytan dünyaya bağıracak ki, filân öldü."

                  O vakit ben dedim: "Telgrafla haber verilecek." Fakat bir

                  zaman sonra,radyo çıkmış işittim. Eski cevabım

                  tam değilmiş bildim. Sekiz sene sonra Dârü'l-Hikmette iken

                  dedim:

                  "Şeytan gibi radyoyla dünyaya işittirecek."

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=314

                  ----------------------------------------------------------

                  Ve yine Mustafa Kemal'e söylüyor!!!!!

 

                  Kahraman ordunun zaferi ve şerefi ona verilmez, Çünkü bütün

                  şerefi ve mânevî ganimeti o dostuna verip, orduyu şerefsiz

                  bırakıyor.

                  Şualar sayfa 315

                  Beşinci Şuada sen hiç kalben nedamet etmedin mi ki, onu

                  rakıdan ve şaraptan su tulumbası gibi tâbirlerle tezyif

                  etmişsin?"

                  Ben onun bütün bütün mânâsız ve yanlış ve dostluk taassubuna

                  mukabil derim: Kahraman ordunun zaferi ve şerefi ona

                  verilmez,yalnız onun bir hissesi olabilir. Nasıl ki ordunun

                  ganimeti, malları,erzakları bir kumandana verilse zulümdür,

                  dehşetli bir haksızlıktır.

                  Evet nasıl o insafsız, o çok kusurlu adamı sevmemekle beni

                  itham etti,âdeta vatan hâini yaptı. Ben de onu, orduyu

                  sevmemekle itham ediyorum. . Hakikat ise, müsbet şeyler,

                  haseneler, iyilikler cemaate,orduya tevzi edilir ve menfîler

                  ve tahribat ve kusurlar başa verilir.Eski Harb-i Umumîden

                  biraz evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zatlar

                  yanıma geldiler.

                  Dediler ki: "Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel, bize

                  iştirak et.Biz bu reislere isyan edeceğiz."

                  Ben de dedim: "O fenalıklar ve o dinsizlikler,o gibi

                  kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mes'ul olmaz.

                  Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya

                  karşı kılıç çekmem ve size iştirak etmem."

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sualar&Page=315

                  ----------------------------------------------------------------------------------------

                  İngilizler, islamı kendi elinizle bitirin diyor..

                  Bugün kü F.G' de aynı yolda ilerliyor!!!!! Eski Amerikan Cia

                  şefi, Ronald  Kessler'in "Cia at War"  kitabında da aynısı

var!

                  Fetullah Gülen(ya da Fethullah), Dinlerarası diyalog ve ılımlı

                  islama öncülük ediyor.

                  Yabancılar , aramızdaki dostluğun tek engeli islam diyorlar,

                  yahudi ve hristiyanlar hakkındaki sert ayetler diyorlar.

                  İslam'ı kendi ellerinizle bitirin diyorlar.

 

                  İşte İngilizlere hizmet eden din simsarı said nursi, işte

                  amerikanlara hizmet eden din simsarı fetto!!!! İkisi de

                  aynı.... Aşağıdaki sözlerini okuyunuz...

 

                  Emirdağ Lahikası, Sayfa 277

 

                  Büyük Doğu'nun yirmi dokuzuncu sayısında; "Lozan'ın İçyüzü"

                  diye yazılan makaleden.

                  İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, nihayet en mânidar

                  sözünü söyledi.

                   Dedi ki:

                  "Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle

                  çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve

                   Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de

                  kendisine dilediğini veririz."

                  Lozan'da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî

                  kasıtları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hıristiyan

                  emellerinin Türkiye'yi mazisindeki ruh ve mukaddesat kökünden

                  ayırmak

                  olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve

                  diyor ki:

                  "Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden, yani an'ane-i

                  İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri-yâni İsmet'in 

                  beslediği-azmin, inkâr edilmez delilidir."

                  Sonra Ankara gizli meclis toplantıları... Fakat esas

                  meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet beraber

                  içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir."

                  Lozan Konferansının ikinci sayfası: "..... Artık herşey

                  Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dini terk ile herşey

                  yapılacak.

                  Yeni hizbin (Kemalizm ve İsmet hükûmeti) bundan böyle, bu

                  millette,İslâmiyeti katletmek prensibiyle hareket

                  etmekte,hasım dünyanın kumandanlarından, yani düşman ehl-i

                  salip kumandanlarından, dini vurmakta daha hevesli olduğu ve

                  örnekler vereceği ve bilhassa hudut dışı değil de,hudut içi ve

                  millî irade yaftası altında çalışacağı şüpheden varestedir."

                  Nihaî Vesika Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam

                  Kamarasında,"Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye

                  yükselen itirazlara,Lord Gürzon'un verdiği cevap:

                  "İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve

                  şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, mâneviyat

                  ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=EmirdagLahikasi&Page=277

                  ------------------

                  Mustafa Kemal ve İsmet islamiyeti öldürüyor diyor!!!!

                  Emirdağ Lahikası, Sayfa 278

 

                  Yani Mustafa Kemal ve İsmet'in verdikleri karar, Türk

                  milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır."

                  Artık bunun üzerine herşey ap açık anlaşılıyor, değil mi?

                  Gizli anlaşmanın entrikası

                  Türklere dinlerini ve din temsilciliğini feda ettirmek

                  şartıyla, sun'î istiklâl işinde gizli anlaşmanın müessiri, tek

                  kelime ile,Yahudiliktir. Buna memur-u müşahhas kimse de, şimdi

                  Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum'dur. Bu Hayim Naum, bu

                  korkunç teşebbüse evvelâ Amerika'da Türkler lehinde bir seri

                  konferans vermek ve emperyalizma şeflerine, Türkün maddesini

                  serbest bırakmaları, buna mukabil ruhunu,tâ içinden ve kendi

                  öz adamlarına yıktırmaları fikrini telkin etmek suretiyle

                  başlamıştır. Yani, masonluk hasebiyle Kur'ân'ın ahkâmını

                  kaldırmak, milleti dinsiz yapmak. Hayim Naum müthiş plânının

                  zeminini Amerika'da hazırladıktan sonra İngiltere'ye geçmiş ve

                  hâlis Yahudi olan Lord Gürzon ile temas ederek şu teklifte

                  bulunmuştur:

                  "Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben

                  İslâmiyeti ve İslâmî temsilciliklerini ayaklar altında

                  çiğnetmeyi taahhüt ediyorum."

                  Aynı Hayim Naum Türk murahhaslar heyetine müşavir sıfatıyla

                  sokulmanın da yolunu bulmuş, yani Mustafa Kemal ve İsmet'i

                  kendine dost bulmuş.

                  Onun için üçü birleşmiş. Ve artık arada santralın intizamla

                  işlemesine hiçbir mâni kalmamıştır.

                  Hayim Naum o sırada Ankara'ya kadar da uzanarak plânın

                  muvaffakiyeti için gereken en mühim ve merkezî şahıs

                  nezdinde-yani Mustafa Kemal yanında-emin bulunduğu tesirinin

                  derecesini ölçmek istemiştir.

                  Öyle ki, bu tesir, mahut mevzuda Hayim Naum'dan daha heveskâr

                  ve gayretli bir İslâmiyet düşmanına tesadüf etmekle muradına

                  ermiş ve artık Türkü içinden vurmanın plânını gerçekleştirmek

                  için her unsur

                  tamamlanmıştır.

                  İşte bu ehemmiyetli vesika, tam tamına Risale-i Nur

                  tercümanının kırk küsur sene evvel hadis-i şerifin ihbarına

                  dair beyan ettiği hadiseyi tasdik ettiği gibi; ve Şeriat-ı

                  Ahmediyeye ihanet eden o dehşetli

                  şahsın mühim bir kuvveti Yahudi olduğu, Yahudi olan Lord

                  Gürzon ile Hayim Naum o ihbarın hakikatını gösterdiklerini ve

                  yirmi beş seneden beri Nurcuların imhasına keyfî kanunlarla

                  dehşetli zulümlerin hikmetini tam gösteriyor.

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=EmirdagLahikasi&Page=278

                  ---------------

                  Kur'an a zararlı, ölmüş gitmiş adam, Mustafa Kemal

diyor!!!!!!!

                  Emirdağ Lahikası, Sayfa 247

 

                  Bana hücum eden garazkarların en esaslı sebebi, Mustafa Kemal

                  in dostluğu ve tarafgirliği vesilesiyle beni eziyorlar.

                  Ben de o garazkarlara derim ki:

                  Ölmüş gitmiş ve dünyadan ve hükumetten alakası kesilmiş bir

                  adam hakkında otuz sene evvel bir hadis-i şerifin ihbarıyla

                  Kur'ân a zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra

                  Mustafa Kemal o adam olduğunu zaman gösterdi.

                  Ben de beş yüz seneden beri kahramanlığıyla ve

                  hakperestliğiyle dünyaya meydan okuyan kahraman bir ordunun

                  şerefini ve zaferini hilaf-ı hakikat olarak M. Kemal e

                  vermediğim için,garazkar dostları, beni yirmi senedir

                  bahanelerle tazip ediyorlar.

                  Evet, mahkemede ispat ettiğim gibi, "şerefler, müsbet

                  hayırlar,maddi-manevi ganimetler orduya, cemaate verilir,

                  tevzi edilir; kusurlar, menfi icraatlar başa, reise verilir"

                  diye bir kaide-i hakikatle, "Kahraman ordunun ve bilfiil asker

                  ve asker başında çalışan cesur zabitlerin zaferleri ve

                  şerefleri Mustafa Kemal e verilmez;

                  belki kusurlar, hatalar yalnız ona verilir" diye, beni onu

                  sevmemekle itham edenleri, kahraman orduyu sevmemekle ve

                  şereflerini kırmakla itham edip, onlara hain-i millet

                  nazarıyla bakıyorum.

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=EmirdagLahikasi&Page=247

                  ------------

                  Sözde bir hadis-i şerif'te islamiyetin zararına çalışacak

                  birinden bahsediliyormuş ve bu kişiyi Mustafa Kemal olarak

                  kendine göre tefsir etmiş!!!!

                  Emirdağ Lahikası, Sayfa 248

 

                  O, beni taltif etmek ve bütün vilayat-ı şarkıyeye vaiz-i umumi

                  yapmak için, Ankara ya istedi.

                  Ben oraya gittim. Bu gelen üç madde, beni, onun dostluğundan

                  vazgeçirdi. Yirmi sene inzivada azap çektim, dünyalarına

                  karışmadım.

                  Birinci madde : Bir hadis-i şerifin, ahir zamanda an anat-ı

                  İslamiyenin zararına çalışacak diye haber verdiği adam bu

                  olduğunu ef aliyle göstermesidir. Ben, otuz altı sene evvel o

                  hadisi tefsir etmiştim.

                   Aynen bu adama manası çıkmış. Mahkemedeki müdafaatımın üçüncü

                  esasında izahı var.

                  http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=EmirdagLahikasi&Page=248

                  --------

                  Reis-i Cumhura Gönderilen İstidanın Zeylidir Ki Mecbur Oldum .

                  "Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam

                  hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif'in ihbariyle

                  Kur'an'a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa

                  Kemal'in o adam olduğunu zaman gösterdi.

                  Emirdağ Lâhikası

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3669&a

                  -----------------

                  Risale-i nur'u herkes okuyabilir ve kimse itiraz etmez

                  diyor!!!!

                  Haşiye O muhakkiklerden tek birisi Risale-i Nur'dur. Yirmi

                  senedir en muannid filozofları ve mütemerrid

                  zındıkları susturan eczaları meydandadır. Herkes okuyabilir ve

                  kimse itiraz etmez.

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1817

                  (sayfanın en altında yazıyor.)

                  --------------------------

                  Bir kepazelik olan Risale'nin,askerlikten ve kutsal savaştan

                  üstün olduğunu söylüyor!!!

                  Nur' cular askere gitmiyorlar,kaçıyorlar!Gidenler ise o

                  gözbebeğimiz TSK'yı yıkmak için ellerinden geleni

                  yapıyorlar!!!!!!

                  Bakın aynen şöyle diyor;

 

                   Risale-i nur öyle değerli bir kitaptır ki ,kuranın onda

                  yansıyan nurlarına hizmet etmek ,askerlikten ve kutsal

                  savaştan daha üstündür.benim elimde fırsat ve param olsa,

                  Risale –i nur hizmetinde olan değerli kardeşlerimi askerlikten

                  kurtarmak için; bin lira karşılığında bile olsa bedeli öder ve

                  kurtarırım onları.

                  Lemalar | On Altıncı Lem´a | 156

 

                  Ve ayrıca yine Atatürk'e atıfta bulunarak "başların çoğu

                  sarhoş,okumaz. Okusa da anlamaz" diyor!!!

                  Diyorlar ki:

                  "Madem sizin elinizdeki nurdur, topuz değildir. Nura karşı

                  muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz ve

                   nurun izharından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyatı

                  tavsiye ediyorsunuz, çok nurlu risaleleri halklara

                  gösterilmesini men ediyorsunuz?"

                  Bu suale karşı cevabın muhtasar meâli şudur ki:

                  Baştaki başların çoğu sarhoş, okumaz. Okusa da anlamaz, yanlış

                  mânâ verip ilişir. İlişmemesi için, aklı başına gelinceye

                  kadar göstermemek lâzım geliyor. Hem çok vicdansız insanlar

                  var ki,garaz veya tamah veyahut havf cihetiyle nuru inkâr eder

                  veya gözünü kapar. Onun için, kardeşlerime de tavsiye ediyorum

                  ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin eline hakikatleri

                  vermesinler.

                  Hem ehl-i dünyanın evhâmını tahrik edecek işlerde

                  bulunmasınlar. Haşiye

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1330&

                  --------------------------------------------------------------------

                  "Risale-i nur,kalbi,ruhu,duyguları aydınlatan ve insanların

                  her derdine ilaç olan bir kitaptır. " !!!!!! diyor!!

 

                  Lemalar | Fihrist | 365

 

                  bütün musîbetzedelere mânevî bir tiryak ve gâyet nâfi bir ilâç

                  hükmünde bir risâledir.

                  Bu risâle, maddî musîbetleri, ehl-i îman için musîbetlikten

                  çıkarıyor.

                  Asıl ehemmiyetli musîbet, kalbe ve rûha gelen dalâlet 

                  musîbetleri olduğunu beyân ettiği gibi, musîbetzedelerin ömür

                  dakikaları ehl-i sabır ve şükür hakkında ibâdet saatleri

                  hükmüne geçip, şekvâ kapısını kapar, dâimâ şükür kapısını açar

                  bir risâledir.

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1586&a

                  -----------------------------------------------------

                  Kuranı kerimin ruhu risale-i nurun cesedine

girmiştir.diyor!!!!

 

                  Emirdağ Lâhikası | Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli |

                  74

                   O nurcunun sözünü aşırı bir şeymişl gibi düşündüğüm zaman ,

                  kuranın hakikatı bana bana manen şöyle seslendi:

                  cesede elbiseye bakma ; bana bak.O , benim hakkımda

                  konuşturuyor.Doğru söylemiş! Kuran böyle söyleyince bende

                  artık itiraz etmedim.

                  Bu zat, doğrudan doğruya hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeyi bir

                  şahs-ı manevi mahiyetinde, Risale-i Nur şahs-ı manevisinin

                  cesedine girmiş ve eczalarının libasını giymiş bir tarzda,

                  fevkalade bir sena ile ona hitap ediyor. Ben, baktıkça, birden

                  itirazkarane hüsn-ü zannı pek ziyadedir tahattur ettiğim

                  dakikada, hakikat-ı Kur'âniye manen dedi: "Cesede, libasa

                  bakma; bana bak: O, benim hakkımda konuşuyor.

                  Doğru söylemiş." Ben daha ilişmedim.

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3515&a

                  ---------------------------------------------------

                  Risale-i nur, Kuran'ın bir mucizesi  imiş... miş... miş!!!

                  Mesnevi-i Nuriye | Katre | 71

 

                  Risale-i nur kuranın bir mucizesi olduğu için , her şeyde bir

                  marifet penceresi açmıştır.Bu kitap kurana mahsus bir sırrı

                  çözerek,bir yıllık işi bir saatte görecek duruma ulaşmıştır..

                  Risale-i nur,peygamberin asası gibi , nereye vurmuşsa su

                  çıkarmıştır.

                  Kur'ân ise, bize asâ-yı Mûsâ gibi bir hakikat vermiştir ki,

                  nerede olsam, hattâ taş üzerinde de bulunsam, asâyı vuruyorum,

                  mâ-i hayat fışkırıyor.

                  Âlemin haricine giderek uzun seferlere ve su borularının

                  kırılmaması ve parçalanmaması için muhafazaya muhtaç olmuyorum

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=2355

                  ------------

                  Kur'ân ise, bize asâ-yı Mûsâ gibi bir hakikat vermiştir ki,

                  nerede olsam, hattâ taş üzerinde de bulunsam, asâyı vuruyorum,

                  mâ-i hayat fışkırıyor.

                   Âlemin haricine giderek uzun seferlere ve su borularının

                  kırılmaması ve parçalanmaması için muhafazaya muhtaç olmuyorum

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=2356

                  ----------

                  Çekirgeler, kuşlar bile Risale ile ilgileniyorlarmış!!!

                  Emirdağ Lâhikası | İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi | 61

 

                   Diğer yaratıklar nasıl risale-i nurla

                  ilgileniyorlarsa,kuşlarda ,ilgilenirler elbette onunla …

                  kuşlar risale-i nuru , başarılarından dolayı tebrik edip

                  alkışlarlar.

                  risale-i nura çekirgeler , kuşlar bile ihtiyaç duyarlar .onun

                  için risale-i nur okunurken gelir;onu dinlerler.hatta yalnızca

                  risale-i nuru değil ;nur şakirtlerinin gelen mektupları bile

                  dinledikleri olur bunların.

                  Marangoz Ahmed in gönderdiğimiz mektupları arkadaşlara gecede

                  okumak zamanında, iki çekirge mektubun başına gelip ta

                  bitinceye kadar dinlemelerini gördüm. Birkaç gün evvel biz

                  mektubu yazarken,iki güvercin, mektubun makbuliyetini ve

                  müjdeci serçe ve kuddüs kuşlarının müjdelerini tasdik

                  ettikleri gibi, marangozun iki çekirgeleri de güvercinleri ve

                  müjdeci kuşları tasdik ederek, "Biz dahi Risale-i Nur u

                  tanıyoruz diye" lisan-ı halleri ifade ediyor diye latif ve

                  manidar tevafuk olmuş.

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3483&a

                  ----------------------------------------------------

                  Yağmur ve şimşek meleği,risale-i nuru alkışlıyor.

                  Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve

                  Bir Kısım

                  Güzel Mektuplar | 183

 

                  Risale-i nuru sadece kuşlar değil,gökte ve kuşlar bulunan her

                  şey de alkışlıyor.Bu kitabın kerameti,yalnızca insanlar

                  da,hayvanlarda,uçan kuşlarda değil,cansız cisimlerde bile

                  kendini gösteriyor.Bu keramet karşı koyuyorsa yağmur

                  yağmıyor.Ayrıca kuraklık oluyor.Gerekli kılıyorsa yağmur

                  yağıyor.Yağmur ve şimşek

                  meleği,risale-i nuru alkışlıyor.Ona saygısızlık

                  gösterildiği,aleyhine bir iş yapıldığı zaman yeryüzü itiraz

                  ediyor.Bu yüzden deprem oluyor.Kainat,risale-i nurun serbest

                  bırakılmasına sevinirken onun mahkum edilmesi toplattırılması

                  karşısında hiddetle şidetini gösteriyor öfkeleniyor.(sikke-i

                  tasdiki gaybi)

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3941&a

                  ----------------------------------------------------------

                  2.Dünya savaşına katılmamızı Risalei nur engellemiş!!!!

                  Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve

                  Bir Kısım Güzel Mektuplar | 180

 

                  "dünya savaşına katılmamızı önleyende risale-i nur olmuştur.

                   Risale-i nur kerametiyle bela ve felaketleri önlüyor.böylece

                  risale-i nurun kerameti sadece yaratıklarda değil olaylarda da

                   etkisini gösteriyor.anadoluya gelecek bela ve felaketlerin

                  önüne geçmekte risale-i nuır en önemli bir rol oynuyor.

                  http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3938&a

                  ------------------------------------------------------

                  Değerli Tepki Grubu,

                  Sizleri,bu saçmalık,kepazelik ve şaklabanlıklarla daha fazla

                  sıkmamak için buradan itibaren kısa kısa geçiyorum...

 

                  Risale-i nur düşmanları teslim almak zorunda bırakan elmas bir

                  kılıçtır.(sikke-i tasdiki gaybi  Ölüm hakikatının muammasını

                  yalnızca Risale-i nur çözmüştür.(meyve risalesi)  Risale-i nur

                  said nursiye Allah tarafından verilmiş.( bediüzzaman 1960

                  cevap veriyor)

 

                  risale-i nurun kerameti öldürücü zehirlerin 9 kat daha

                  tesirlisini yutan adamı bile ölümden kurtarıyor.risale-i nurun

                  kerametiyle bu kadar tesirli ve öldürücü zehir üstada

                  yutturulmuş ama ona tesir etmemiş.( (sikke-i tasdiki gaybi)

                  risale-i nurun kerameti kendisine önem vermekte kusur edenlere

                  tokat vurmak biçimindede kendini gösterir.bu tokatlardan

                  kimileri zecr ve ceza tokatıdırlar.kimileride şefkat

                  tokatıdırlar.Risale-i nur

                  tarafından vurulan tokat olaylarının sayısı 100 den

                  fazladır.Vurulan tokatlarla bazı kimselerin işleri bozulmuş

                  durumalrı sarsılmıştır.Bazı kimselerin sağlıkları bozulmuş

                  hatta kalem tutan elinin parmakları kırılmıştır.Bazı

                  kimselerin malları hatta hayatları ellerinden

                  gitmiştir.(lemalar risalesi)

 

                  Ekmek ve suya ne kadar ihtiyaç varsa,risale-i nura da o kadar

                  ihtiyaç vardır. .(Emirdağ lahikası)

                   peygamberimiz nasıl sadece kuran kerimin tercumanı idiyse

                  üstatda risale-i nurun bir tercumanı durumundadır.( hizmet

                  risalesi)

                  risale-i nur peygamberimizin risaletinin bir mirasını verir

                  üstada.(iman hakikatlaeri)

                  risale-i ur bu çağda , bu tarihte bir urvetil vuska kopmayan

                  kulptur.Kopmaz bir zincirdir.Bir Allah ipidir.Bu Allahın

                  ipinei elinei alıp tutunan kurtulur.(meyve risalesi)

                   şeraite nüfuz etmenin en kısa , en hatasız en zevkli yolu ;

                  risale-i nura bağlanmaktır.( meyve risalesi)

                  risale-i nur kendisine hizmet edenleri , başta talebelerini

                  mutlaka cennete götürecek.(sikke-i tastiki gaybi)

                  risale-i nur , herkese ,abı hayat=hayat suyunu , yani ölmezlik

                  suyunu içiriyor.Musa peygamberin asası,nasıl bir taştan 12

                  çeşme akıttıysa ve gerek musayı , gerek beraberindekileri

                  nasıl susuzluktan kurtardıysa,risale-i nurda öyledir.bir kuran

                  asasıdır.(miftahül imam)

 

                   Risale-i nur ve talebelerinin uğraştıkları,yeryüzündeki bütün

                  önemli görevlerden daha önemlidir.(hizmet rehberi) risale-i

                  nuru okumak , ona hizmet etmek bir ibadettir.Ona hizmet üç

                  aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilir.( meyve risalesi)

                  risale-i nur u okumak ve yazmak , alim olmak için

                  yeterlidir.Başka bir şey istemez. meyve risalesi) fazla değil

                  yalnızca 1 yıl bu risaleleri ve onun verdiği dersleri okuyan

                  kimse,bu zamanın en önemli en gerçek alimi olur.

                  Hatta hiç anlamasa bile,değil miki,risale-i nur talebelerinin

                  manevi bir kişilikleri vardır.Öyleyse bu zamanın

                  alimidir.Sizin kalemlerinizde,o manevi kişinin

                  parmaklarıdır.Öyleyse hadiste gösterilen sevabı alırsınız.(nur

                  meyveleri)

 

                   Risale-i nur bir elektiriğe benzer .Son derece yüksek ve

                  derin bir ilimdir o.Öyleyken,ne tahsile,ne ders

                  çalışmağa,hacet kalmadan,zahmet bile çekmeden herkes onu

                  anlayabilir.(sikkeyi tasdiki gaybi)

 

                   Nur medreseleri eski medreselerden farklıdır.Eski

                  medreselerde 5-10 yıl okumaya karşılık,risale-i nur okutulan

                  yerlerde 5-10 hafta okumak yeter.Çünkü risale-i nur , 5-10

                  haftada 5-10 yıllık sonucu

                  verebiir. (sikkeyi tasdiki gaybi)

 

                   Risale-i nura itiraz edilemez.yapılacak bir itiraz,en ulu

                  kişilerden kutubu azamdan da gelse aldırış

                  edilmemelidir.(hizmet rehberi)

                   Risale-i nur günahlara kefarettir. (sikkeyi tasdiki gaybi)

 

                   Risale-i nur,herhangi bir günahın terk edilmesinden doğacak

                  günahı bağışlattırır.(taryak)

 

                   Risale-i nur tek başına bir ordu kadar güçlüdür.( sikkeyi

                  tasdiki gaybi)

 

                   Risale-i nurdaki güç hiçbir cemiyette , hiçbir komitede

                  yoktur.(sözler risalesi)

                  Biz Kaç Kişiyiz Tepki grubu.

 

                         Logged

 

 

                  http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?board=80.0

 

                  Bilginin arşivlendiği yer.

 

 

 

 

                  ahmetdursun

                  GÖZLEMCİ

 

                   Offline

 

                  Cinsiyet:

                  Mesaj Sayısı: 4.329

 

 

                   Yorumlar.

                        « Yanıtla #1 : Haziran 05, 2008, 10:59:01 ÖÖ »

 

 

                  YORUMLARDAN:Rezale-ti Nar küfriyatta ayyaş atatürke deccal

                  kafir diyorsa doğru diyor.irfanmektebi grubundan.

                  Haslet Mahir                        

                  ----------

                  selamün aleyküm. RİSALE-İ NUR gibi bir ilim deryası kitaba bu

                  sözleri sarfedemezsiniz.bu kitabın aynı bölümünü okuyupta hep

                  yeni şeyler çıkarmak mümkündür. insanı derinlere daha fazla

                  düşünmeye iter.o dediginiz  bölüm her neresiyse kişinin ruh

                  hali o yanlış yorumu yapmayı getirmiştir.ben külliyatı her 

                  okudgumda degişik haz alıyorum.ATATÜRKE  hürmetim sonsuzdur 

                  bu arada. haklıya hakkını veririm. ama haşa ATATÜRKÜ 

                  RASÜLÜMÜN(SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEM ) yerine koymaya çalışan

                  insanlardan olmayın ALLAH(C.C) RIZASI İÇİN.esvetnur       

                  ----------

                  ve aleyküm selam.

                  Atatürk'ü hiç kimse resul yerine koymaz,koyamaz,buna imkan da

                  yoktur.

                  Tabii ki samimi inanç sahipleri için bu geçerlidir.

                  Öyle ise şüpheye sevk olduğunuz durum nedir ki bu yazıyı

                  kaleme alma zorunluluğu hissetiniz?

                  Risale-i Nur sizce ilim deraysımıdır?

                  Öyle ise nasıl olur da hürmetim sonusz dediğiniz Atatürk'e

                  deccal yakıştırması yapmasını eleştirmiyorsunuz?

                  Yoksa ben mi yanlış anladım?

                  Allah(cc)rızası için,allah(cc)aşkına doğru neyse söyleyiniz.

                  Ben yanılgı içindemiyim dersiniz?

                  Saygı ile...

                  Ahmet Dursun

                  ----------

                  Lozan'da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî

                  kasıtları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hıristiyan

                  emellerinin Türkiye'yi mazisindeki ruh ve mukaddesat kökünden

                  ayırmak

                  olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve

                  teminatı veriyor ve diyor ki:"Eskiden beri kökleşmiş ve köhne

                  engellerden, yani an'ane-i İslâmiyetten kurtulmak hususunda

                  besledikleri-yâni İsmet'in  beslediği-azmin, inkâr edilmez

                  delilidir."

                  Sonra Ankara gizli meclis toplantıları...

                  Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet

                  beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir."

                  H.Seyyidoğlu

                  ----------

                  İsmet inönü.

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/5415101/

                  ----------

                  İnönü hilafeti savunuyor.

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/4088939/

                  ----------

                  Atatürk'ün bilinmeyen yönleri.

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/3648935/

                  ---------

                  Amerikan mandası.

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/1415196/

                  ----------

                  İnönü:Bütün memleketi parçalanmadan ancak bir Amerikan

                  mandasina tevdi etmek, yasayabilmek için yegane ehven çare

                  gibidir.

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/1721553/

 

                         Logged

 

 

                  http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?board=80.0

 

                  Bilginin arşivlendiği yer.

 

 

 

 

                  ahmetdursun

                  GÖZLEMCİ

 

                   Offline

 

                  Cinsiyet:

                  Mesaj Sayısı: 4.329

 

 

                   "RUMİ FORUM" NABIZ YOKLADI!

                        « Yanıtla #2 : Haziran 05, 2008, 11:04:35 ÖÖ »

 

 

                  "RUMİ FORUM" NABIZ YOKLADI!

 

                  ABD'de yaşayan Fethullah Gülen'in onursal başkanlığını

                  yaptığı,Rumi Forum Fonu, ABD Kongresi'nden parlamenterlerin

                  danışmanlarını Ankara'ya getirdi.

 

                  Danışmanlar Çankaya Köşkü'nden TBMM'ye kadar pek çok yerde

                  siyasetin önde gelen isimleriyle buluştu. Devlet Bakanı Şimşek

                  "Kapatma ekonomiyi etkiler'" derken, AKP'li Kınıklıoğlu

                  "Kapatılsak da bağımsız olarak yola devam edeceğiz'" dedi.

 

                  Fethullah Gülen'in onursal başkanlığını yaptığı, merkezi

                  Washington'da bulunan Rumi Forum Fonu, ABD Kongresi'nden

                  parlamenterlerin danışmanlarını Türkiye'ye getirdi.

                  Danışmanlar Çankaya Köşkü'nden TBMM'ye kadar pek çok yeri

                  ziyaret etti.

                  Ziyaretlerde"AKP kapatılacak mı?"sorusuna yanıt arandı.Heyette

                  ABD Kongresi'nde görevli 12 parlamenterin danışmanı ile bazı

                  yazar ve sanatçılar da yer aldı.

 

                  "HER DURUMDA…"

                  Grubun merak konularının başında AKP hakkında açılan kapatma

                  davası yer aldı.Kongre üyelerinin danışmanlarından oluşan grup

                  TBMM'de temaslarda bulundu.AKP Çankırı Milletvekili ve

                  Dışişleri Komisyonu

                  Sözcüsü Suat Kınıklıoğlu ile görüşen danışman heyeti,

                  Kınıkoğlu'na kapatma davası konusunda sorular sordu.

                  Danışmanların "Partiniz kapatılacak mı?" sorusuna Kınıkoğlu,

                  "Ya kapatılmayacak, ya kapatılacak ama kimse ceza almayacak,

                  ya da kapatılacak ve ceza alanlar olacak. Biz her durumda

                  bağımsız milletvekili olacağız, yola devam edeceğiz" diyerek

                  mesaj verdi.

 

                  "EKONOMİYİ ETKİLER"

                  Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ile de görüşen

                  heyet,Şimşek'e de aynı soruyu sordu. 5 yılda yakalanan

                  ekonomik istikrarın önemini anlatan Bakan Şimşek, "Anayasa

                  Mahkemesi'nin kapatma kararı ekonomik istikrarı olumsuz

                  etkileyeceği açık. Son verilere bakıldığında enflasyondaki

                  artış da dünyadaki artışa paralel olarak istikrarsızlığın

                  sonucu" değerlendirmesini yaptı.

 

                  Grup daha sonra MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş ile

                  buluştu. Bu görüşmede daha çok Ermeni soykırım iddiaları ve

                  Ortadoğu politikasına yönelik sorular yönelten danışmanlar,

                  Türkeş'ten Ermeni soykırımı olmadığını, ancak ABD'nin bu

                  yalanı kabul etmeye çalışmasının süper güç olma konumuna

                  yakışmadığı yanıtını aldı. Türkeş, "1915'te üzücü olaylar

                  yaşandı,ancak bu asla soykırım değildi" dedi. Türkeş, ABD'li

                  danışmanlara, ABD'nin son yıllarda bölge politikaları

nedeniyle

                  sokaktaki vatandaşta "ABD düşmanlığı" oluştuğunu, ancak

                  Türkiye'de partiler arasında böyle bir şey olmadığını anlattı.

                  ASAM'ı da ziyaret eden ve brifingler alan danışman heyeti,

                  İstanbul'da da çeşitli

                  ziyaretler gerçekleştirdi. İstanbul'un tarihi ve turistik

                  yerlerini gezen ve yetkililerden bilgi alan heyet, Yazarlar

                  Vakfı'nı da ziyaret etti.

 

                  "GÜLEN'DEN TAVSİYE ALIRIZ"

                  Rumi Forum, 1999 yılından bu yana ABD'de yüksek profilli

                  dinler ve kültürlerarası diyalog etkinlikleri

                  gerçekleştiriyor. Forum, geçen yıl ilk kez düzenlediği "Rumi

                  Barış ve Diyalog Ödülleri" kapsamında

                  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İspanya Başbakanı José Luis

                  Zapatero'yu "Medeniyetler İttifakı" projesinden dolayı ödül

                  verdi. Bu yıl İKÖ Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu da ödül

                  verilecek isimler arasında yer alıyor. Rumi Forum ayrıca

                  Amerikan Kongresi'nde düzenlediği iftar yemekleri ile her yıl

                  Washington'da politikacı,bürokrat, büyükelçi ve din adamlarını

                  bir araya getiriyor.

 

                  Rumi Forum Başkanı Dr. Ali Yurtsever, GazetePort'a yaptığı

                  açıklamada, "Her sene 5-6 gezi yapıyoruz. Kanaat önderleri ve

                  akademisyenleri Türkiye'ye getirip her gezide Türkiye hakkında

                  yanlış kanaatleri kırmak, düzeltmek kültürlerarası köprü

                  kurmak istiyoruz.

                  Her gelen Türkiye ve tarihi doğal güzellikleri ve diğer

                  özelliklerini beğenip ayrılıyor. Bugüne kadar 150 civarında

                  kişi geldii" dedi.

                  Yurtsever, Fethullah Gülen ile ilgili olarak da "Sayın Gülen,

                  onursal başkanımızdır. Tavsiyeleri oluyor. Bu doğrultuda,

                  dünya barışına ulaşmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

                  GazetePort

                  *********

                  ABD'DE, DECCAL'A KARŞI DURAN MEHDİ,BAŞBAKANA BARIŞ ÖDÜLÜ

                  VERDİ!!!

 

                  http://ahmetdursun374.blogcu.com/2294624/

                  ***********

                  GULEN INSTITUTE . . .

                  http://guleninstitute.org/

 

                         Logged

 

 

                  http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?board=80.0

 

                  Bilginin arşivlendiği yer.

 

 

 

 

 

      Sayfa: [1]   Yukarı gitBu Konuyu Gönder | Yazdır

 

      T O G E Ç | GENEL BİLGİ PAYLAŞIMI | AYDINLARIMIZDAN | Düşünürler | Ahmet

      Dursun | FGÖ (Fetullah Gülen Örgütü) (Moderatör: ahmetdursun) | Konu:

      Risale-i Nur denen kepazelik.« önceki sonraki »

 

 

Gitmek istediğiniz yer:  Gitmek istediğiniz yer: -----------------------------

  GÜNÜN KONUSU ----------------------------- => H A T I R L A T M A L A R =>

  POLİTİK => TOPLUMSAL => BİLİMSEL => YASAL -----------------------------

  TOPLUMSAL BİLİNCİ KORUMA VE GELİŞTİRME ÇATISI (TOGEÇ) TÜZÜĞÜ

  ----------------------------- => Amacımız => Yol ve Yöntemlerimiz => Çalışma

  İlkelerimiz => Görevlerimiz => Kim Dostumuz? Kim Düşmanımız ? => Kullanıcı

  Sözleşmesi => Site Kullanım Klavuzu => Kullanıcı Olma süreci

  ----------------------------- ÖZEL ARAŞTIRMA DOSYALARI

  ----------------------------- => ERGENEKON KOMEDİSİ ===> YARGI kararları ===>

  KAVRAMLAR ===> BASIN HABERLERİ =====> Destek yazıları, yorumları =====> Karşıt

  yazılar, yorumlar ===> GELİŞMELER ===> DAVA SÜRECİ =====> RESMİ İDDİALAR

  =====> SANIK SAVUNMALARI => DENİZ FENERİ ve DİĞER DİNİ SÖMÜRÜ ORGANLARI =>

  EMPERYALİZM ===> TANIMLAR ===> CANAVARIN KOLLARI (Organları) =====> George

  SOROS ve Açık Toplum Enstitüsü =======> ARKASINDAKİ EMPERYALİST GÜÇLER

  =======> TÜRKİYE'deki rolü =======> KAFKASLAR'daki rolü =======> Diğer

  ülkelerdeki rolü => UYUŞTURUCU ve SİLAH KAÇAKÇILIĞI ===> SUSURLUK KAZASI ve

  DAVASI => ERMENİ İDDİALARI ve KONUNUN ULUSLARARASI TEZGAHI ===> ERMENİ

  MESELESİ ve ARŞİVLER => GÜNEYDOĞU ANADOLU SORUNU - TERÖRİZM ve ANARŞİZM ===>

  ANALİZLER ===> BASINDAN HABERLER ===> TERÖR ÖRGÜTLERİ =====> PKK Terör Örgütü

  ----------------------------- BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

  ----------------------------- => UYGARLIKLAR TARİHİ ===> Amerika Kıtası

  Uygarlıkları =====> Mayalar ===> Asya Kıtası Uygarlıkları =====> Çin ===>

  Afkira Kıtası Uygarlıkları ===> Avrupa Kıtası Uygarlıkları ===> Avustralya

  Kıtası Uygarlıkları => TÜRK TARİHİNDEN => DÜNYA TARİHİNDEN => EKONOMİK VERİLER

  => SİYASET ve SİYASETÇİLER => HUKUK => BİLİM-TEKNİK-SAĞLIK ===> Felsefe ===>

  Metafizik - Kurgusal konular ===> Sosyoloji ===> Psikoloji ===> Teoloji ===>

  Pozitif Bilimler =====> Fizik =====> Elektrik-Elektronik =====> Genetik =====>

  Biyoloji ve çevre =====> Zooloji =====> Jeoloji-Doğal Kaynaklar =====>

  Astronomi ===> TEKNOLOJİ ve ENDÜSTRİ =====> UZAY BİLİMLERİ, SAVUNMA SANAYİ ve

  SİLAHLAR => DİN (Teoloji) ===> Din Emperyalizmi -----------------------------

  KULLANICI BÖLÜMÜ ----------------------------- => Kullanıcılara Duyurular =>

  Öneriler-Dilekler-İstekler ----------------------------- KONU AYRIMI BELİRSİZ

  PAYLAŞIMLAR ----------------------------- => Güncel Haberler => Gündemin Sıcak

  Konuları => Kendi Yazdıklarımız ----------------------------- ATATÜRK KÖŞESİ

  ----------------------------- => BÜYÜK SÖYLEV (NUTUK) Tümü => Kemalizm ve

  Atatürkçülük ----------------------------- GENEL BİLGİ PAYLAŞIMI

  ----------------------------- => Kim Kimdir? (Biyografiler) => AYDINLARIMIZDAN

  ===> Düşünürler =====> Özkan Özgür =====> Ahmet Dursun =======> Din Üzerine

  paylaşımlar =======> FGÖ (Fetullah Gülen Örgütü) =====> Kilimanjaro =====>

  Habip Hamza Erdem =====> Muhlis ALTUNCUOĞLU =====> Prof. Dr. D. Ali ERCAN

  =====> Mehmet Necati GÜNGÖR ===> Hukukçular ===> Yazarlar ===> Gazeteciler

  ===> Sanatçılar ===> Siyasetçiler =====> Recep Tayyip Erdoğan (AKP) =====>

  Deniz Baykal (CHP) =====> Devlet Bahçeli (MHP) =====> Recai Kutan/N. Erbakan

  (Saadet Partisi) =====> Nurettin Demirtaş (DTP) =====> Mehmet Ağar (DP) =====>

  Erkan Mumcu (ANAP) =====> Yaşar Nuri ÖZTÜRK (Halkın Yükselişi Partisi) =====>

  Doğu Perinçek =====> Haydar Baş (BTP) =====> Muhsin Yazıcıoğlu =====> Yaşar

  Okuyan (Hür Parti) =====> Turhan ÇÖMEZ (Eski AKP m.v.) =====> Abdulatif Şener

  (Eski AKP m.v.) =====> Tuncay Özkan (?) =====> Mesut Yılmaz (Bağımsız) =====>

  Osman Pamukoğlu (HEPAR) => Gündem Paylaşımı ===> Dünya Gündeminden Haberler

  ===> Türkiye Gündeminden Haberler ===> Durum Analizleri =====> Çevre ve İnsan

  Sağlığı =====> Piskolojik Analizler =====> Tarihsel Analizler =====> Sosyal ve

  Kültürel Analizler =====> Ekonomik Analizler =====> Siyasi Analizler => Sivil

  Toplum Kuruluşları ( STK ) ===> Desteklediklerimiz ===> Sendikalar ===>

  Dernekler ===> Vakıflar ===> Platformlar (Düzlemler) ===> Meslek Odaları =>

  Eğitim ve Kültür ===> Özlü Sözler - Güzel Deyimler => TARİH ===> Dünya Tarihi

  ===> Türk ve Osmanlı Tarihi =====> HAZAR TÜRK İMPARATORLUĞU ===> Cumhuriyet

  Tarihi =====> 1 MAYIS 1977 Katliamı =====> MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ => Hukuksal

  Konular ve Yasa metinleri ===> İç Hukuk (ulusal hukuk ve yorumlar) =====>

  ANAYASA =====> Tali Yasalar =====> Örnek yargı kararları =====> Yasama

  Önergeleri ve görüşler =====> İHANET YASALARI ===> Dış hukuk (Uluslararası

  hukuk ve yorumlar) =====> Mevcut yasalar ve protokoller =====> Uygulamalar ve

  Örnek uluslararası mahkeme kararları =====> Türkiyenin Taraf olduğu

  anlaşmalar/Sözleşmeler/Protokoller =======> Uluslararası hukukun Türkiye

  üzerindeki Bağlayıcılığı =======> İç hukuk kararları karşısında dış hukuk

  hükümleri (Örnek davalar) ===> EVRENSEL ÖRGÜTLER - HUKUK DİVANLARI => BİLİM -

  TEKNİK - SAĞLIK ===> SAĞLIK ----------------------------- İzlence

  ----------------------------- => Politik => Güncel => Bilinçlendirme =>

  Bilgilendirme => Belgesel => Atatürk ----------------------------- ARŞİV

  ----------------------------- => AKP KAPATMA DAVASI ===> YARGITAY Açıklamaları

  ===> Hukukçıların Açıklamaları ===> AKP Açıklamaları ===> Siyasi Muhalefet

  açıklamaları ===> Yerel Basında yansımalar ===> Dış Basında yansımalar ===>

  KULLANICI YORUMLARI => PPS SUNUMLARI ----------------------------- Silinmiş

  Konular ve İletiler ----------------------------- => Silinmiş Konular ve

  mesajlar =====> yehovanınşahidi  

 

 

Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Theme Fire By Fussilet

Bu Sayfa 0.688 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

Yükleniyor...

ugur ozaltin

unread,
Oct 12, 2009, 1:21:16 AM10/12/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Yıllar önce bir yazıda okumuştum fakat hatırlayamıyorum ve sonradan bulamadım da. Said Nursi nin<< kürtler ve araplar hakkında söylediği sözlerdi <<kürtler ve araplar asla devlet kuramazlar çünkü Türklerde olan bu özellik kürtlerde ve araplarda yoktur. Türklerin hakimiyetinde mutlu olurlar>> manasında sözleriydi.
 
Siz bu konuda ne dersiniz ?
Said Nursi kürtler ve araplar hakkında neler söylemiş yazar mısınız ?

11 Ekim 2009 22:19 tarihinde Yılmaz Arslan <y.ars...@gmail.com> yazdı:



--
Uğur Özaltın
İnternette makale sitesi en çok ziyaret edilen ve yazıları en çok okunan araştırmacı yazar,siyaset bilimciastrolog,edebiyatçı.

www.ugurozaltinyazilari.tr.cx
www.ugurozaltinmakaleleri.tr.cx

© Özkan BOSTANCI

unread,
Oct 12, 2009, 1:28:25 PM10/12/09
to cihan-tu...@googlegroups.com
Uğur Özaltın, bu sözü daha önce bir makalende kullandın o makaleni yayınlamadım, şimdide yorumunda kullanıyorsun, ne yani şimdi, saidi kürdi cimi, nurcumu olmamız gerekiyor, vay be ne büyük adammış mı dememiz gerekiyor ki, böyle bir sözüde mevcut değildir saidi kürdinin.

, Şeyh Said maiyetiyle birlikte yakalanıp. 45 kişilik İstiklal Mahkemesi tarafından idama mâhkum edildi. Karar, 29 Haziran 1925'te Diyarbakır'da Siverek kapısında yerine getirildikten bir müddet sonra yürüttüğü kürtçülük faliyetlerine. 
"Şeyh Said ve Rüfakası Hakiki şehiddirler, Ben Onun intikamını almışım."” Bediüzzaman Said Nursi ( Said-i Kürdi)

Sözünü ifade etmiştir ve bu söz yazılı olarak belgelidir.

Burada saidi kürdicilik, nurculuk yapma, varsa böyle bir eğilimin öbek ile iletişimini kes veya ben keserim.

12 Ekim 2009 08:21 tarihinde ugur ozaltin <uguro...@gmail.com> yazdı:



--
--
      Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
              ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

Yılmaz Arslan

unread,
Oct 12, 2009, 5:32:20 PM10/12/09
to cihan-tu...@googlegroups.com

Said-i Nursi"nin Türk düşmanlığı

..11.kasım 1938 gününden itibaren,TÜRK Milleti ATA sına ağlarken,işte anglo-sakson işbirlikçisi TÜRK düşmanları sinsi sinsi geliştiler ve bugün ABD de deki çiftlikte "yan gelip yatıyor"lar..

"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu?

Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk"ün savaşması zor olmaz.

Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi"dir.

Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için "devrim şehidi" ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır.

Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye"nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır. Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.

1876 yılında Bitlis"in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit"e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede

3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen  fark eder. Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekteyse de, Türk toprağını kendi eliyle teslim edecek kadar Vahdettinleşmemiştir. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi"yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır.

 

Said, "Zalimler için yaşasın cehennem!" sözünü Abdülhamit için söyler.

31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs"ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar.

İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan içinİngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok

Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal"in kurmay

başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta"ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal"i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti"ne karşı tüm kinini kusacaktır.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı"ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti"ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. "Uyan ey Selahattin Eyyübi"nin torunları Kürtler!" diyerek  Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919"da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye"ye destek

vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.

Cumhuriyet"in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder.

 

 

Said-i Nursi de bu isyanlara katılır.

 

 

 

 "Biraderi azamım" dediği Şeyh Sait"in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür" sözü Said-i Nursi"nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu"na karşı bu

hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder. Said-i Nursi bunu asla unutmaz. Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat"a "Biraderi azamım Şeyh Sait"in öcünü alacağım." der. Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk"ü sırtından vurmakla

geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük"ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti"ni parçalayarak bir  Kürdistan kurma düşü olan kişidir.

Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi"nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir. Emirdağ Lahikası"ndaki "Ulusal Kurtuluş Savaşı"nın kahramanlığını Mustafa Kemal"e vermediğim için bana hücüm  ediyorlar." sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.

 

Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. "Biraderi azamım" dediği Şeyh Sait"in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür" sözü Said-i Nursi"nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize

gösterir...

şeyh sait'in torunlarından bazıları:

Beş dönem milletvekilliği yapan, eski DYP'li, eski Meclis Başkanı Ali Rıza Septioğlu

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat AKP Diyarbakır Merkez İlçe Yöneticisi Muhammed Akar Hak-Par Genel Başkanı Abdülmelik Fırat Erzurum DEHAP İl Başkanı Biyadin Fırat RP ve ANAP"ta milletvekilliği yapan Suat Fırat ve Abdülvillah Fırat

Tarihçi Murat Bardakçı, 1925 ilkbaharında çıkan şeyh sait ayaklanması esnasında isyancıların dağıttıkları bildiriyi kısaltarak, günümüz Türkçesi ile yayınlamış:

"Din yolunda şehid düşen, namus için can veren ve aşiretinin şerefi uğrunda kan döken şanlı dedelerimizin mukaddes ruhları göklerden size bakıyor. Emanet ve yadigár olarak terkettikleri Allah"ın kitabını, Muhammed"in şeriatını yakan Ankara mürtedlerine ve onların icra vasıtası olan hükümet memurlarına karşı ne yapacağınızı görmek istiyorlar.

...Milli namus ve dinin kutsal kabul ettikleri uğrunda tüfeğe sarılarak çarpışanları takdir; hayatını muhafaza için fişekliğini belinden açan, tüfeğini Türk"e teslim eden, karısını zorla boşamaya ...rıza gösteren ve  hudud haricine çekildiği halde içerideki millettaşlarının imdadına koşmayan haysiyetsiz ve mayası kötü olanları da lánetliyorlar.

...Sağda-solda kanlı çarpışmalar devam ediyor, hükümet sizden saklıyor. Hiç beklemeyin, birbirinizle haberleşerek civarınızdaki askerleri teslim alın. Arslan gibi harbeden Kürt kardeşlerinizin imdadına yetişin. Lázistan, aylardan beri kan ve ateş içindedir.

Dindar Türk neferleri din kardeşlerine kurşun atmıyor, teslim oluyorlar. Dinine bağlı Türk ahalisi, fikren ve kalben sizinle beraberdir.

... Zaptedeceğiniz Türk topları, Türk tüfenkleri, Türk mühimmatı,size káfidir. Rehberiniz Muhammed, yardımcınız Allah"tır.Kuvvetiniz, hükümet kuvvetinin kat kat üstündedir. Cesaretiniz ve yiğitliğiniz, bütün dünyada bilinmektedir. Gafletten kurtulun, elele vererek mukaddesatınızı kurtarın, ...kurtaracağınız İslámi mukaddesat ve milli haklar ile peygamberin ruhunu

ve ...dedelerinizin ruhlarını şádedecek, onların soyundan gelmiş olduğunuzu isbat etmiş olacaksınız."

Muharrem Cetin

unread,
Oct 12, 2009, 9:18:35 PM10/12/09
to cihan-tu...@googlegroups.com


 

  Risale-i Nur saçmalıklarının belli başlı olanları
 



Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages