Re: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de.

149 views
Skip to first unread message

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 28, 2008, 3:00:50 PM9/28/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, bostan...@gmail.com
Sömürge Düzenin de Medya,
 
Sömürgeci düzennde,parayla beslenen Medya,Laiklik düzeni derken ,her türlü ahlaksızlıgın icine girmistir.
 
Medya da Fuhus Batagındaki insanlar,''Ünlü '' dür.
Sahte Kadınlar ,Kadın Görünümlü az sayıda insan hep Medyanın  ilk sıralarındadır.
 
Bir Belediye doktoru anlatmıstı.
Pek kimseye söyleme demisti.

Erkek iken amelitla kadın olan insanlar,sürekli  cinsel  faaliyette olmaları gerekir demist.Yoksa ,ameliyat la degisen bölgeler kapanır demisti.
 
Dogal ile  ,anti-dogal arasındaki fark bu demisti.
Iste ,her an genc sevgili  degistiren sahte Kadın ,televizyonlarda geziyor.Askerlikten kacan bu  garip kisi,Mehmetcigi elestiriyor.
 
Bu   Insancıklar Rusyada olsa ve bu konusmayı yapsalar,Rus Gizli servis bu  kisiye nasıl bir cea verirdi?
vahdettin nicin Hain?
Ingiliz Gemisine bindigi  icin.Bugün Yabancı ucaga ve Gemiye binen,insan yokmu?
Yabancı müzk dinlenmiyormu.
 
Ermeni ickis  Rakı yı icmyorlarmı?
 
Modada  Yabancı   modalar takip edilmiyormu?
 
Bu insan yurt  dısına cıkınca ,Türkiye aleyhine mi calıstı?
Istanbulda ,Inglizler le ortak bir devlet mi kurdu?
 
Medya yargımı?
 
Türkiye mahkemelerinde  ,Osmanlı Hanedanı hakkında  bir yargılamam yapıldıda Hainlik kararımı alındı?
 
Bugün Türkiyede ,Türkiyenin gelismesini engelliyen o kadar cok
insan varki?
Bunlar niye hainn olmuyor.
 
Bnlerce  Mehmedin Kanına giren Kanlı Ceteyi destekliyenler bile hain ilan edilmiyor.
 
Aslında Türkiye de   Ihanet sucu olmalı.
Milli Güvenlik Mahkemeleri kurulmalı.
 
Hainler ve Millet severler burda belirlenmeli.
 
Gurbuz

----- Original Message ----
From: © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com>
To: ..::CTO::.. ..::CiHAN TÜRK OLSUN::.. <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Sunday, September 28, 2008 9:35:33 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de.

Hz. MUHAMMED, "Ben de sizin gibi bir insanım. Yerim, içerim, uyurum," der; kendisinin kusursuz ve insanüstü gösterilmesini, putlaştırılmasını önlemeye çalışırdı!

Bütün peygamberler, bütün veliler, bütün tarikat şeyhleri, bütün padişahlar ve bütün önderler İNSAN'dır. Daha uygun tabirle BEŞER'dir. Yani iyi işler de yaparlar, hata da yaparlar... Günah ve sevaplarının hesabını ancak ALLAH bilir, O dahi KIYAMET GÜNÜ gelmeden mizân kurmaz, hesap sormaz!..

Bir kişi öldüğünde, artık tarihe gömülmüştür. Artık onu her türlü dalkavukluktan veya dedikodudan uzak değerlendirmek, bir ibret vesilesi saymak gerekir.

Maalesef biz bunu hiç yapamıyoruz. Ölmüş büyüklerimizi ya göklere çıkarıyor, putlaştırıyoruz; ya da yerin dibine batırıyor, lânetliyoruz.

"Biz" derken tarihçilerimizi, politikacılarımızı, aydınlarımızı kastediyoruz. Çünkü çocuklarımızı eğiten, halkı yönlendiren onlar!.. Onlar bu işi doğru-dürüst yapamayınca; iş Yalçın Küçük'lere, Doğu Perinçek'lere, kendilerini Ulusalcı olarak adlandıranlara kalıyor! Ve yargısız infaz başlıyor (!)

Meselâ Sultan 2. ABDÜLHAMİD... Yıllarca bu zâtı, ülkede isyan çıkaran, Türk ve Müslüman öldüren Ermeni çetecilerin ağzıyla "Kızıl Sultan" diye anmadık mı?.. Yahudiler'e Filistin'i vermedi diye, Yahudi tarihçilere uyup yerden yere vurmadık mı? Onun "istibdat" denilen 33 yıllık saltanat döneminde ayakta duran OSMANLI DEVLETİ, onun tahttan indirilmesinden 10 yıl sonra çöküp gitmedi mi? Onu tahttan indiren ENVER PAŞA, cenazesinde hüngür hüngür ağlamadı mı?.. Yine İttihatçılar'dan SEVR Antlaşması'na imza koyan RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI, onun için:

TARİHLER İSMİNİ ANDIĞI ZAMAN,
SANA HAK VERECEK, HEY KOCA SULTAN!
BİZDİK UTANMADAN İFTİRA ATAN,
ASRIN EN SİYÂSÎ PÂDİŞÂHINA!

DİVÂNE SEN DEĞİL, MEĞER BİZMİŞİZ!
BİR ÇÜRÜK İPLİĞE HAYÂL DİZMİŞİZ!
SÂDE DELİ DEĞİL, EDEPSİZMİŞİZ!
TÜKÜRDÜK ATALAR KABRİGÂHINA!
 

diyerek pişmanlığını dile getirmedi mi?.. Niye ders almıyoruz?

Maalesef MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK te, hep söylediğimiz gibi, bu akıbetten kurtulamamıştır. Dönmeler, yani dışı "türk" ve "müslüman", ama içi Yahudi veya Hıristiyan, Ermeni veya Rum, veya bölücü Kürt olanlar, hep sahte Atatürkçülük yapmışlar, ATATÜRK'ün kendine has özelliklerini ve gerçek devrimlerini bırakıp; Hıristiyan emperyalist BATI'ya hayran bir uyduruk "atatürk" icat etmişlerdir. Bu "atatürk", sadece "demokrat" ve "lâik"tir!.. Ne MİLLİYETÇİ, ne TÜRKÇÜ, ne TAM-İSTİKLÂLCİ, ne MAZLUM-MİLLETÇİ, ne CUMHURİYETÇİ, ne DEVLETÇİ, ne HALKÇI, ne de İNKILÂBÇI'dır!.. Onun ağzından lâf uydururlar!.. Onu dinsiz, imansız, kitapsız tanıtırlar!.. Ve onu kullanarak birilerini "gerici" ilân ederler; öldürmeye niyetlendiği birisini de, "İkinci Adam" sayıp, her yere heykelini dikerler!

İşte bu uygulamanın bir parcası olarak, Sultan ABDÜLHAMİD'in kardeşi Sultan VAHDEDDİN de, yarım yamalak bilgilerle "aptal, geri zekâlı, hain" diye damgalanmıştır... Öyle mi, değil mi, bunu tesbite çalışacağız. Yalnız bunu yaparken, bazı gözden kaçırılmış hususları da ortaya dökmek mecburiyetinde kalacağız (!)


28 Eylül 2008 Pazar 21:10 tarihinde ahmet dursun <ahmetdu...@gmail.com> yazdı:
Okunamiyor ise bakiniz....
 
KÖŞKÜ VE SURİYE'DEKİ MEZARI AKP TARAFINDAN RESTORE ETTİRİLEN...
Vahdettin okullara girdi  



Mustafa Kemal hakkında idam fermanı çıkaran Vahdettin'in fotoğrafı ilköğretim okuluna 'Türk büyüğü' olarak asıldı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahı olan ve Milli Mücadele başladıktan sonra İstanbul işgal orduları Başkomutanı Harrington'a başvurararak bir İngiliz savaş gemisiyle yurdu terk eden Sultan Vahdettin'in fotoğrafı, Burdur'un Çavdır İlçesine bağlı Dengere İlköğretim Okulu'na "Türk büyüğü" olarak asıldı. Tartışmalı padişahın fotoğrafı Eğitim-İş Burdur Şube Başkanı Hasan Cengiz ve sendika yönetimi tarafından okul ziyareti sırasında tesadüfen görüldü. Cengiz ve arkadaşları sendikal faaliyet için gittikleri Dengere İlköğretim Okulu'nun duvarlarında Türk büyüklerinin fotoğraflarının ve yaşam öykülerinin yazılı olduğunu ve bunlar arasında Vahdettin'in de teşhir edildiğini gördüler. Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Burdur Eğitim-İş Şube Başkanı Hasan Cengiz olaya tepki göstererek, "Vahdettin, İngiliz ordusunu hilafet ordusu ilan etmiş, Yunan ordusuna direniş gösterilmemesini halife olarak buyurmuştur.. İngiliz mandasını istemiştir. Sevr antlaşmasını kabul etmiş, Mustafa Kemal'in idamını onaylamış, Milli Mücadeleye karşı ayaklanmaları kışkırtmış ve desteklemiştir. 1922 yılında da bir İngiliz gemisiyle yurttan kaçmıştır. Üstelik Kasım 1922'de TBMM'nin Vahdettin hakkında kararı vardır. Vahdettin'i kahraman göstermenin tek bir amacı var. Bunu bizim insanımız hala anlamadı. Atatürk'ün başarılarına gölge düşürüp onu karalamak" dedi.

Tekil bir olay değil
TBMM Milli Eğitim Komisyonu eski üyesi Mustafa Gazalcı, olayın tekil bir olay olmadığını birçok okulda bunun benzeri olayların yaşandığını söyledi. Okullara Vahdettin'in fotoğrafının asılmasının AKP iktidarı tarafından hazırlanan bir ortam sonucu olduğunu ifade eden Gazalcı, "Okullardaki kadrolaşma, ders kitaplarının ve kaynak kitaplarının içeriklerinin değiştirilmesi, milli eğitim ilkelerinden uzaklaşma, bunu doğurdu. Kimi okullarda köşelerde, kimi okullarda da okulların kurduğu internet sitelerinde Vahdettin övülüyor. Hatta Devrim Tarihi kitabının içeriğini değiştirerek bunlar yapılıyor. Yani balık baştan kokuyor" dedi.

Tüm masrafları Türkiye karşılıyor
Mimar Sinan'ın eseri olan Süleymaniye Külliyesi'ndeki mezar için Suriye ve Türkiye arasında
protokol imzalanmıştı.

Osmanlı imparatorluğu'nun son padişahı Sultan Vahdettin'in Suriye'de bulunan mezarı Türkiye tarafından restore ediliyor. Türkiye ile Suriye arasında 19 Nisan 2007 günü bir protokol imzalanmış ve Vahdettin'in mezarının da bulunduğu Şam'daki Süleymaniye külliyesinin restorasyonu kararlaştırılmıştı. Restorasyon için tüm masraflar ve çalışmalar Türkiye tarafından yapılıyor. Bu çerçevede, medresenin girişindeki üç kubbe ile kolon ve duvarlar da onarılacak.  Şam'daki mezarı düzenlemek için hareket geçen hükümet bir adım daha atarak vefa örneği göstermişti. Vahdettin'in Çengelköy'deki köşkünü gezen Başbakan Erdoğan,  bir an önce restore edilmesi talimatını vermişti. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü ve yardımcısı ile bu yılın başlarında incelemelerde bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yap-işlet-devret modeliyle restorasyonu yapılarak kiralanması planlanan köşk için ihalenin bir an önce yapılmasını istemişti. yenicaggazetesi
**************


HAİN Mİ DEĞİL Mİ?
Osmanlı İmparatorluğunun belki de en tartışmalı ve son padişahı olan Vahdettin kimileri tarafından hain ilan edilirken kimileri tarafından da Atatürk'ü Anadolu'ya göndererek milli mücadeleyi başlattığı ileri sürülüyor. En son eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in başlattığı tartışmada tarihçiler ve siyasetçiler ikiye bölündü.
8sutun.com
************
Vahdettin hain mi değil mi?

ATATÜRK;NUTUK,YRD.DOÇ.DR.ORHAN ÇEKİÇ'TEN
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=340.msg457#msg457
****************
NUTUK'TAN KISA BİR BÖLÜM ÖZETİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=853.msg1155#msg1155
*******************
ABD'nin Lozan Antlaşması Raporu.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1523.msg2061#msg2061
****************
TÜRKLERLE SAVAŞ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2134.msg3333#msg3333
*************
VAHDETTİN İNGİLİZLERE NASIL CASUSLUK YAPTI?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1741.msg2605#msg2605
**************
Atatürk'e vurmak,Sabancı Üniversitesi'nin üstün vasfı.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2145.msg3349#msg3349
**************
ERMENİ:EMPERYALİSTLER VE ERMENİLER.Soykırım"ın Öteki Gerçeği.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3052.msg5231#msg5231
*****************
ANADOLU'DA MANDA İDARESİ KURMAK.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1518.msg2055#msg2055
***************
VAHİDETTİN NE DEMEK İSTEMİŞTİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1486.msg2005#msg2005
***************
MUSTAFA KEMAL NASIL YANILDI? 
http://ahmetdursun374.blogcu.com/atataurk-mustafa-kemal-nasil-yanildi_1968301.html
**************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-1
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-1_3423108.html
*************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-2
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-2_3423301.html
**********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-3
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-3_4596809.html
*************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-4
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-4_4620227.html
**********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-6 
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-6_4647857.html
***********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-7
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-7_4676566.html
**********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-8
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-8_4676595.html
**********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-9
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-9_4693934.html
***************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-10
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-10_4739341.html
************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-11(SON GÜNLERİ)
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-11-son-gunleri_4831131.html
***********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-12
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-12_4866292.html
************
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ-13
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-13_5564031.html
*********
VAHDETTİN:HAİNMİYDİ YAZISINA GELEN YORUM.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vahdettin-hainmiydi-yazisina-gelen-yorum_3294516.html
**************

--
Bilginin arşivlendiği adresler.

http://www.akilcagi.com/
-----------
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?board=80.0
----------
http://dursuna.tr.gg/
--------------
http://ahmetdursun374.blogcu.com/




--
..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
Özkan BOSTANCI



Levent Kalem

unread,
Sep 28, 2008, 3:32:25 PM9/28/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Arkadaşlar Vahdettinin hain olması değil mesele.
Konu AKP,bunuda kendine siyasi malzeme etmesidir.Vahdettin Milli Mücadeleyi anlayamamış,başarı olabileceğini görememiş,kurtuluşu mandacılık ve teslimiyette bulmuştur.
Dolayısıyla Atatürk hakkında idam kararı vermiştir ve normaldir.
Emin olun şu anda Atatürk'te Vahdettinde sağ olsalar Atatürk onu af ederdi.
Mese AKP nin kendi politikalrına bunuda malzeme yapma çabasıdır.Okullara resimleri koydurma çabası bundandır.Yoksa Vahdettin umurlarında değil.
Adamlar herşeyi siyasi malzeme yapıyor ve Türk halkını uyutuyor.
Başörtüsü yasağını ve Osmanlı padişahlarını hain ve ya kahrama yapmak gibi oyunları Türkiyenin laik,üniter,sosyal,hukuk devlet yapısını savunan bir partinin düzeltmesi gereklidir.
Böylece din koxunu kullanamayacaklardı.
Fatih Sultan Mehmet (Cihan Padişahı) in İstanbulunda adı konulmamış Bizansı kurduran(Vakıflar yasası budur),tecavüz adasında ermeni klisesini bizim cebimizden restore ettirip,ermeniler güneşlensin diye taril köyü açan tayip mi vahdettini düşünecek.
 
İyisiyle kötüsüyle bunlar bizim tarihimiz atalarımz.Tarihten hesap sorulmaz,ders alınır.

 

KÖŞKÜ VE SURİYE'DEKİ MEZARI AKP TARAFINDAN RESTORE ETTİRİLEN....

Vahdettin okullara girdi  



Mustafa Kemal hakkında idam fermanı çıkaran Vahdettin'in fotoğrafı ilköğretim okuluna 'Türk büyüğü' olarak asıldı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahı olan ve Milli Mücadele başladıktan sonra İstanbul işgal orduları Başkomutanı Harrington'a başvurararak bir İngiliz savaş gemisiyle yurdu terk eden Sultan Vahdettin'in fotoğrafı, Burdur'un Çavdır İlçesine bağlı Dengere İlköğretim Okulu'na "Türk büyüğü" olarak asıldı. Tartışmalı padişahın fotoğrafı Eğitim-İş Burdur Şube Başkanı Hasan Cengiz ve sendika yönetimi tarafından okul ziyareti sırasında tesadüfen görüldü. Cengiz ve arkadaşları sendikal faaliyet için gittikleri Dengere İlköğretim Okulu'nun duvarlarında Türk büyüklerinin fotoğraflarının ve yaşam öykülerinin yazılı olduğunu ve bunlar arasında Vahdettin'in de teşhir edildiğini gördüler. Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Burdur Eğitim-İş Şube Başkanı Hasan Cengiz olaya tepki göstererek, "Vahdettin, İngiliz ordusunu hilafet ordusu ilan etmiş, Yunan ordusuna direniş gösterilmemesini halife olarak buyurmuştur.. İngiliz mandasını istemiştir. Sevr antlaşmasını kabul etmiş, Mustafa Kemal'in idamını onaylamış, Milli Mücadeleye karşı ayaklanmaları kışkırtmış ve desteklemiştir. 1922 yılında da bir İngiliz gemisiyle yurttan kaçmıştır. Üstelik Kasım 1922'de TBMM'nin Vahdettin hakkında kararı vardır. Vahdettin'i kahraman göstermenin tek bir amacı var. Bunu bizim insanımız hala anlamadı. Atatürk'ün başarılarına gölge düşürüp onu karalamak" dedi.

Tekil bir olay değil
TBMM Milli Eğitim Komisyonu eski üyesi Mustafa Gazalcı, olayın tekil bir olay olmadığını birçok okulda bunun benzeri olayların yaşandığını söyledi. Okullara Vahdettin'in fotoğrafının asılmasının AKP iktidarı tarafından hazırlanan bir ortam sonucu olduğunu ifade eden Gazalcı, "Okullardaki kadrolaşma, ders kitaplarının ve kaynak kitaplarının içeriklerinin değiştirilmesi, milli eğitim ilkelerinden uzaklaşma, bunu doğurdu. Kimi okullarda köşelerde, kimi okullarda da okulların kurduğu internet sitelerinde Vahdettin övülüyor. Hatta Devrim Tarihi kitabının içeriğini değiştirerek bunlar yapılıyor. Yani balık baştan kokuyor" dedi.

Tüm masrafları Türkiye karşılıyor
Mimar Sinan'ın eseri olan Süleymaniye Külliyesi'ndeki mezar için Suriye ve Türkiye arasında
protokol imzalanmıştı.

Osmanlı imparatorluğu'nun son padişahı Sultan Vahdettin'in Suriye'de bulunan mezarı Türkiye tarafından restore ediliyor. Türkiye ile Suriye arasında 19 Nisan 2007 günü bir protokol imzalanmış ve Vahdettin'in mezarının da bulunduğu Şam'daki Süleymaniye külliyesinin restorasyonu kararlaştırılmıştı. Restorasyon için tüm masraflar ve çalışmalar Türkiye tarafından yapılıyor. Bu çerçevede, medresenin girişindeki üç kubbe ile kolon ve duvarlar da onarılacak.  Şam'daki mezarı düzenlemek için hareket geçen hükümet bir adım daha atarak vefa örneği göstermişti. Vahdettin'in Çengelköy'deki köşkünü gezen Başbakan Erdoğan,  bir an önce restore edilmesi talimatını vermişti. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü ve yardımcısı ile bu yılın başlarında incelemelerde bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yap-işlet-devret modeliyle restorasyonu yapılarak kiralanması planlanan köşk için ihalenin bir an önce yapılmasını istemişti. yenicaggazetesi
**************


HAİN Mİ DEĞİL Mİ?
Osmanlı İmparatorluğunun belki de en tartışmalı ve son padişahı olan Vahdettin kimileri tarafından hain ilan edilirken kimileri tarafından da Atatürk'ü Anadolu'ya göndererek milli mücadeleyi başlattığı ileri sürülüyor. En son eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in başlattığı tartışmada tarihçiler ve siyasetçiler ikiye bölündü.
8sutun.com
************
Vahdettin hain mi değil mi?

ATATÜRK;NUTUK,YRD.DOÇ.DR.ORHAN ÇEKİÇ'TEN

turkmen turaneli

unread,
Sep 28, 2008, 7:05:21 PM9/28/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
SELAM,
 
NEREYE KADAR............
 
SIZLERE YAZILAN BIR TARIH UNUTTURDULAR ASLINI INKAR ETTIRMEYE.......
SORUYORUM..
 
BASBUG MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü ISTANBULDAN ÖNCE LÜBNANA LÜBNAN HALKININ ISTEMEDIGINI TELGRÁF ILE BILDIREN RAHMETLI BASBUG YATTIGI KABIR NUR OLSUN VAHTEDDIN HAZRETLERINE BENI BURDAN ALDIRIN PATISAHIM DIYEREK VE PATISAHIN YAGVERI OLAN BASBUG ATTÜRK'ü ISTANBULA GIZLI YOLLARDAN GETIREN PATISAH BU KEZDE SAMSUNA GÖNDEREN KIMDI.....
 
BILIYORMUSUNUZ ATATÜRK ILK DEFASAMSUNA TEKNE ILE GITTIGINDE SAMSUN HALKI ATATÜRKÜ ISTEMEDILER BIR KAC OLAY CEYRAN ETTIGINIDE BILIYORMUSUNUZ.......????
 
BASBUG ATATÜRK'ü TEKRARINDA ISTANBULA GERI DÖNEREK PATISAH HAZRETLERI VAHTEDDIN'in SÖYLEDIGI SÖZ SÖYLE HATT FERMAN YAZARAK TEKRAR IKINCI KEZ SAMSUNA GIZLI KANALLARDAN GECE KARANLIGINDA YOLA CIKARTANDA VAHTEDDIN HAZRETLERIDIR............
 
BU VATAN SENI BEKLIYOR BU TÜRK MILLETININ ILELEBET HAYATTA KALMASI SENIN ELINDE DIYEREK YAGVERI OLAN BASBUG ATATÜRKÜ FERMANI ILE SAMSUNA GÖNDEREREK ORDAKI OSMANLI YETKILILERINE SUNUYOR ISTE O ZAMAN MUSTAFA KEMAL ATATÜR'ü ANADOLU BAGRINA BASIYOR........
 
EGER BASBUG ATATRÜK MUSTAFA KEMAL IKEN ATATÜRK NISANINI NASIL ALDI BILIYORMUSUNUZ
VAHDETTIN HAZRETLERININ SAYESIINDE........
 
UYANIN BEYLER UYANIN ASLINIZA GÖRE YASAYIN......
 
EL LEREREDIR BIZLER ISE BIZLEREYIZ UNUTMAYIN........
 
BÜYÜK TÜRKELI
 
BÜYÜK TÜRK MILLETI






Date: Sun, 28 Sep 2008 12:32:25 -0700
From: canak...@yahoo.com

Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de.

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 28, 2008, 10:11:36 PM9/28/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, canak...@yahoo.com
Sayın Levent Bey,
 
Siyasetle Bilimi Karıstırmamak Gerekir,
 
M.Kemal  döneminde,belki de gerekli oldugu icin,Kuvayii Milliyenin bütün komutanları etkisiz hale getirlmistir.
 
Burda  Tek Lider olmak belkide gerekliydi.Osmanlı da bunu yaptı.Sulatan tek di,diger Türk Beylikleri cökertildi.Anadolu Birligi saglandı.
Dogu ve Güneydoguda asiret lere müsade edilmesi bugün bizim icin sorunlar olusturuyor.
Osmanlı Hırsız ve  Hain olamaz.
Hainligi,Ittihad Terakki cindeki bazı unsurlar yaptı.Enver Pas bir Kahramandı.Ama maceracı idi.
 
M.Kemal,Batının gücünü biliyordu.Onları kıskırtmadan,ülke yi yönetti.
1929krizi gelince ,Gümrükleri ihdas etti ve Milli Sanayii kurmaya kalktı.
1950 yılında ,kovboy Ülke nin MKE  yı,ucak sanaayini etkisiz hale getirmesi  bosa degildir.
DP,ancak pacayı  Koreye asker göndermeke   kurtardı.
 
Vahdettin,yurt dısına cıkmalıydı.Cıkarıldı.
M.Kemal in Anadoluya gecmesi,Saraydan planlanmıstır.
Osmanlı,asiret devleti degildi.Devletin bir politikası vardı.Fakat büyük saldırı icindeydi.
 
Hep Batıya gitmek yanlsıtı.
Arka destegi almadan Batıya gitmek,yanlızlıga sebeb oldu.
 
Futbolda hep saldırır sanız,kaleniz bosa cıkar ve cok gol yersiniz.
 
Osmanlı,Iranla,Arablarla,Hindistanla ,Orat Asyayla ,sürekli isbirligi icinde Batıya gitmeliydi.Kırım yalnız bırakılmamalıydı.
 
Bu olmadı
Anadoluya gecme planı vardı.
Osmanlı Hazineleri,Nigde de saklanmıstır.
 
Bu konuyu Bagımsız bilim kurullarına bırakmalıdır.
Resmi tarih,yanlıstır.
tarihi,bagımsız kurullar yazar.

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 28, 2008, 10:47:36 PM9/28/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, buyuk-...@hotmail.com
M.kemal Komutan dır.
Komutan ne demektir?Strateji yapan ve  orduyu yönetendir.
Komutan bütün sartları zaferi kazanamıya yönelik yapar.
TC nin kurulusunda,M.Kemal maceracı olmamıstır.
TC nin Osmanlıyla bir baglantısı görülmemelidir.
Bütün Dünya Osmanlı dan rahatsızdır.
Eger TC. Osmanlı nın devamı görülse,Emperyalistler üzerimize cullanacaktır.
Bir sekilde yeni devleti yıkacaklardır.

Saray bunu bilmektedir. Ve gereken yapılmıstır.
Sultan,Türkiye den  ayrılmıstır.
 
Kızımızı evlendirdik.Artık ,Damadın evine karısamayız.Ben bazen kızımı elestirirm.Hanım yapma diyor.Aslında oyun oynuyorum.Kız bize güvenip,esine saygısızlık yapmasın diyorum.Mutlu   olsunlar.
Vahdettin de gitmistir.O ,devlet adamıdır.Saltanat,önemli degildir.TC nin Türk devletinin kurtulması önemlidir.
 
Bu aile dısarda  siyaset yapmamıstır.
 
M.Kemal,istese,Vahdettini dısarda öldürtürdü.Rahatsız olmadıki ,niye öldürtsün.TC nin o gücü vardı.
 
Istiklal Mahkemeleri kitabında,Izmir Suikastı dolayısı ile bütün Kuvayi Milliye Komutanları yargılanır ve idam edilecektir.Izmirde kıpırdanma baslar,M.Kemal cesaret edemez.Bu bir oyundur.Fakat göz altına alınırlar.
 
Rauf Orbay Kanser olur.Inönü,kendisini,yurt dısına gönderme teklifi yapar,Orbay Hayır der.Ben bu ülkenin parasını,yurt dısında harcatmam der.Bunlar asılacak adammıdır?
Enver Pasa Anadoluya  alınmaz.Enver Pasa Hainmiydi?Maceraperestti,Rusyayı kızdırmamak icin alımamalıydı.
 
M.Kemal,mahfil Üyesi,Dr.Nazım ve Cavit Beyleri astırmıstır.Cünki Ermeni   sürgününü bunlar yönetmisti.
 
Batıyı teskin etmek gerekiyordu.
 
Mustafa Kemal basbug uydu.Fakat bilim adamı degil.TC yi kurdu.Biz yasatacagız.Siyasi manevra icin birtakım seyler söylemis olabilir.Dünyayı oyuna getirmek istemistir.
 
Varmı Dünyada ,Türkiyede    demiyorum.Kovboy,Komsu ülkeye ,petrol icin girdi ,1 milyon kisiyi de planlı öldürdü diyecek yigit kisi.Putin bile diyemiyor.Fakat Gercek.Ama konusamıyorsun.
 
Pers Cumhurbaskanı bile,ben Musacılara degil onların kurdugu devlete   karsıyım diyor.
 
Ne oldu,Konya da ,Ankara Sincanda  ,Islamın Ikinci mukaddes sehri icin toplantı yapanlara.
1980 Ihtilalinin sebeblerinden biriydi.Sincan a tanklarla yüründü.
 
Müslümanız ama Islamın Ikinci sehrini savunamıyoruz.Ne acı degilmi?
 
Vahdettin Hain degil,aslında alkıslanacak kisidir.
 
Gurbuz

----- Original Message ----
From: turkmen turaneli <buyuk-...@hotmail.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Sent: Monday, September 29, 2008 2:05:21 AM
Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de.

SELAM,
 
NEREYE KADAR............
 
SIZLERE YAZILAN BIR TARIH UNUTTURDULAR ASLINI INKAR ETTIRMEYE.......
SORUYORUM..
 
BASBUG MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü ISTANBULDAN ÖNCE LÜBNANA LÜBNAN HALKININ ISTEMEDIGINI TELGRÁF ILE BILDIREN RAHMETLI BASBUG YATTIGI KABIR NUR OLSUN VAHTEDDIN HAZRETLERINE BENI BURDAN ALDIRIN PATISAHIM DIYEREK VE PATISAHIN YAGVERI OLAN BASBUG ATTÜRK'ü ISTANBULA GIZLI YOLLARDAN GETIREN PATISAH BU KEZDE SAMSUNA GÖNDEREN KIMDI.....
 
BILIYORMUSUNUZ ATATÜRK ILK DEFASAMSUNA TEKNE ILE GITTIGINDE SAMSUN HALKI ATATÜRKÜ ISTEMEDILER BIR KAC OLAY CEYRAN ETTIGINIDE BILIYORMUSUNUZ.......????
 
BASBUG ATATÜRK'ü TEKRARINDA ISTANBULA GERI DÖNEREK PATISAH HAZRETLERI VAHTEDDIN'in SÖYLEDIGI SÖZ SÖYLE HATT FERMAN YAZARAK TEKRAR IKINCI KEZ SAMSUNA GIZLI KANALLARDAN GECE KARANLIGINDA YOLA CIKARTANDA VAHTEDDIN HAZRETLERIDIR............
 
BU VATAN SENI BEKLIYOR BU TÜRK MILLETININ ILELEBET HAYATTA KALMASI SENIN ELINDE DIYEREK YAGVERI OLAN BASBUG ATATÜRKÜ FERMANI ILE SAMSUNA GÖNDEREREK ORDAKI OSMANLI YETKILILERINE SUNUYOR ISTE O ZAMAN MUSTAFA KEMAL ATATÜR'ü ANADOLU BAGRINA BASIYOR........
 
EGER BASBUG ATATRÜK MUSTAFA KEMAL IKEN ATATÜRK NISANINI NASIL ALDI BILIYORMUSUNUZ
VAHDETTIN HAZRETLERININ SAYESIINDE........
 
UYANIN BEYLER UYANIN ASLINIZA GÖRE YASAYIN......
 
EL LEREREDIR BIZLER ISE BIZLEREYIZ UNUTMAYIN........
 
BÜYÜK TÜRKELI
 
BÜYÜK TÜRK MILLETI






Date: Sun, 28 Sep 2008 12:32:25 -0700
From: canak...@yahoo.com
Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim’de.

Cem ERCIN

unread,
Sep 29, 2008, 4:44:42 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Tarihe tarih olarak bakmalidir.
Vahdettin'i alkislarim demissiniz. Iyi guzel de Istanbul'u Ingiliz'e, Anadolu'yu isgalcilere emanet veya teslim ettigi icin mi?
 
" O ,devlet adamıdır.Saltanat,önemli degildir." cumlesinden kasit Vahdettin'e Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulusunda payi varmis izlenimi mi edinilmesi gerekiyor?
 
Iflas eden is adami veya basarisiz olan insanlarin yapabildikleri seylerin en basinda yanlislari sonradan kavrayabilmeleri degil midir? Sonucta Trablusgarp'indan, Yemenine, en son da Canakkale'ye getiren gercek nedir?
 
Ya Vatan savunmasi ugruna cirpinan kahramanlar icin olum fermanlari cikartmak? Ordularini yabanci subaylarin komutasina vermek?
 
Alkis mi? 
 
Osmanli gecmisimizdir ancak gecmisi oldugu gibi gormek ve algilamak disinda egilimler ne derecede dogrudur? Osmanli'nin en parlak donemleri de bizimdir en kotu donemleri de. Bir Imparatorlugun kullerinden dogan Turkiye Cumhuriyeti bir basari ve zaferden otesidir ve Vahdettin'in fermanlari ile bunun gerceklesmedigini de gormek gerekir.
 
Bu gorusun ucu dine ulasacak olursa orada biraz durmak lazim. Islam dunyasi Osmanli'nin zayiflama emarelerinin goruldugu zamandan beridir zaten musluman olmayan devletlerin yorungesi konumundadir. Ve Osmanli sevdalisi ic insanlarimiz Osmanli sahsinda hilafet veya daha (!) musluman devlet anlayisini savunmaktadirlar. Ancak bu da musluman olmayan devletlerin pompalamasidir. Turkiye'de din adina laf soyleyen, seyh vs gorulen kisilere bakildigi zaman derinlemesine bakinca ipin ucunun nerede oldugu gorulur.
 
Butun bunlarin yanisira bir de din adina yapildigi soylenen her bir davranis dine de zarar vermekte. Aslinda olmasi gereken dini kisinin ozeline terktir. Nedeni adamin haci'ligi cevresinde Haci diye anilmasina neden olur ve yanlis yaptigi zaman sahsi degil "bak haci ne yapti" dir. Benzeri ornekten baksak hic kimse Hitler'in hiristiyanligindan bahsetmez.
 
Ozetle din konusu siyasete alet olmamali ve dunya isine bulastirilarak kirletilmemelidir. Aksi takdirde insanoglu, herkeste olmasi gereken insani vasiflari sergilediginde nitelik sayiliyorsa bu konu oldukca iyi dusunulmeli.
 
Bu vesile ile herkese saglik esenlik dolu bir bayram dilerim. Bayraminiz mubarek olsun.
Herkese saygilar,
                 
      

--- On Mon, 9/29/08, Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> wrote:

Yilmaz ORMECI

unread,
Sep 29, 2008, 5:19:32 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Saygıdeğer arkadaşlar;
 
Sultan 2. Abdülhamid ile Sultan Vahdettin'i lütfen aynı kefeye koymayınız.
 
Sultan 2. Abdülhamid hakkında Atatürk'ün tek bir (aleyhte) sözü yoktur. Hatta iki gencin kendi aralarındaki konuşmalarında yersizce ve haksızca Abdülhamid'i eleştirmeleri üzerine yanlarına gelerek: "Sevme Abdülhamid'i, sevme... Ama aziz hatırasına da hakaret edeyim deme!..." diyerek O büyük siyasetçi ve dehanın hakkını teslim etmiştir.
 
Nutuk'un daha ilk sayfalarında ise açıkça Vahdettin'den düpedüz "İngiliz işbirlikçisi hain" olarak bahseder ve Atatürk ölene kadar da; "Aslında böyle değildi, yeni bir rejim kurduk, eskiyi kötülemek zorundaydık" dememiştir.
 
ŞİMDİ:
- Hal böyleyken Vahdettin'i; "aslında iyi insandı" diyerek övmek, ATATÜRKÇÜLÜĞE yakışmaz, Ata'mıza hakarettir, O'na yalancı demektir.
- İngiliz işbirlikçisi olduğu son dönemlerinden ve İngiliz gemilerine binip kaçmasından AÇIKÇA anlaşılan bu son padişahı masum, iyi niyetli gibi göstermek AKIL VE FİKİR ile bağdaşmaz.
- Bu aynı zamanda İngiliz işbirlikçiliğinin de açıkça sergilenişidir.
- Vahdettin'i masum ve iyi niyetli, Atatürk'e gizliden yardım eden bir kişi olarak göstermek; sonraki yıllarda o HAİN'in torunları geldiğinde HİLAFET ve SALTANAT'ı tekrar onların (dolayısıyla İngilizlerin) emrine vermek için zemin hazırlamak anlamına gelmektedir. Bunun başkaca bir izahı da yoktur.
 
LÜTFEN aklınızı başınıza devşiriniz.
 
Bu vesileyle ŞEKER BAYRAMI'nızı kutlar, sağlıklı ve YARINLARDAN UMUTLU günler dilerim.
 
Yılmaz ÖRMECİ
 


 
29 Eylül 2008 Pazartesi 02:05 tarihinde turkmen turaneli <buyuk-...@hotmail.com> yazdı:

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 29, 2008, 8:34:02 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, yilmaz...@gmail.com
Tesekkür ederim,
Peki,Bu zat  kötü niyetli olsaydı,Ingilizlere veya Rumlara ,Trakyayı ben yönetiyim,sizde askerlerinizle bana yardı edin deseydi,ne olurdu acaba?
 
Yani bu kisi,gelin ben size yardımcı olayım,Ben Sulatan olayım sizde beni Zırhlılarınızla destekleyin,Bogazların Kontrolunu size vereyimmi demistir?
 
Ingiliz  Gizli belgeleri yayınlandı,Ingilizlerle bir görüsmemi yapmıs.
Sizzin gözden kacırdıgınız.Atatürk gerek Samsun a cıktıgında ve Gerekse  Ankara ya geldiginde ,Ingiliz Askeri bilikleri vardır.
Ataürk,TC nin kurulusu sırasında ve daha sonra Ingiliz düsmanlıgı yapmamıstır ve gayet iyi gecinmistir.
Ingiliz Elciligi Cankaya ya en yakın yerdedir.Ingiliz Kralı,Türkiye de agırlanmıstır.
Türkiye de Ingilizce okutulan okullar vardır.
Türkiye de TC hic bir zaman Ingiliz düsmanlıgı yapmamıstır.
 
Osmanlı,Dünyanın en uzun süren hanedanıdır.Ve hain cıkmaz.
Eger Vahdettin Hain derseniz,kendi kazdıgınız kuyuya düsersiniz.Gercek Türk ve Müslüman hain olmaz.
Güvenligini sahglıyan ,Ingiliz gemisine binmis ve gitmistir.
 
Bu ailenin ,TC ye karsı bir yanlıs hareketi olmusmudur.
 
TC. Raauf Orbay ı bir kalemde silmistir.
O,kisiki Canakkale Zaferinde önemli bir yeri olan kahraman kisidir.
 
Niye olmıus ,nasıl olmus,bu siyasettir.Bilemeyiz.
Atatürk,Basbugdur.Komutandır.O gün öyle konusmusdur.Bugün yasasaydı belki baska bir sey söyliyecekti.
 
Su anda  M.Kemal yasasaydı,demokrasi icinde sözleri tartısılırdı.Kimse konustu diye  Idam sehpasına gitmezdi.
O gün Baska ,Bugün Baska.
 
saygılar.

----- Original Message ----
From: Yilmaz ORMECI <yilmaz...@gmail.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com

ahmet dursun

unread,
Sep 29, 2008, 8:46:39 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Değerli okurlar,
Atatürk'ün ingilizlere vali olmak istediği yönünde bazı yazılar ne yazık ki gruplarda paylaşıma sunulmuştur.Konuya gereken bilgi ve belgeler ışığında yanıtlar vermekteyiz.
İşte e-postamdaki arkadaşlarımın yazısından alıntıları sizlerle de paylaşacağım.Ahmet Dursun
-------------
Anti-Kemalist Cephe'nin "hula hula dansı" ve 11 Ekim 1918 -13 Kasım 1918 arası Atatürk  Günlüğü...
Zaman ZAMAN, zaman ve zemine  uygun olarak Atatürk'e saldırılar iftiralar saptırmalar yoğunlaşır: İşte bu zamanlar da öylesi zamanlardan ; hem  ZAMAN hem zemin uygun olduğundan zaman geçirmeden 84 yıldır çiğnene çiğnene artık pelteye dönüşmüş, her çiğneyenin ağız kokusu sinmiş sakızlar yeniden ağızlarda...

Şimdi bu zamane fırsatçılarının en son ve en "yeni" "ŞOK (!)"ları da 
"14 Kasım 1918 tarihinde Atatürk'ün İngilizlere Vali olmak teklifi" imiş.
Yani sömürge valisi.
Kim ? : "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen insan :
Oysa "Sömürge valiliğine 14 Kasım'da talip olan(!)"  YILDIRIM ORDULARI KOMUTANI Mustafa Kemal Paşa 5 Kasım'da yani sadece 9 gün önce "İskenderun'a çıkacak olan İngilizlere ateş emri" veriyor askerlerine: Hem de Saray'ın "Mütareke hükümlerine sonuna kadar riayetkâr davranılacak" buyruğuna ve de Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'nın işgalciler için; "...Toros tünellerinin İtilaf Devletlerince işgali yalnız bir koruma niteliğindedir.." demesine rağmen.

Ve Atatürk'ün 6 Kasımda "Ateş Emrini İstanbula  bildirmesinden bir gün sonra, yani 7 Kasım'da Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı ile VII. Ordu Karargahı'ı Padişah iradesiyle kaldırılarak Mustafa Kemal Paşa Harbiye Nezareti emrine veriliyor... 

Ve 13 Kasım'da İstanbula döndüğünde Boğaz'da demirli İngiliz Donanmasına bakıp "Geldikleri gibi giderler" diyor.

Ve yine aynı Paşa sadece bir gün sonra da bir İngiliz gazeteciye "Ben İngilizlere Vali olmak istiyorum(!)" diyor...

"Belge"si de İngiliz gazetecinin (herhalde) yıllar sonra yazdığı anıları.

Gazetecinin bunu haber olarak gazetesine gönderip göndermediği, o tarihlerde haber veya makale olarak yayınlanıp yayınlanmadığı  da meçhul. 
Söz konusu "Kim Kahraman Kim Hain" başlıklı yazıdan o bölümü buraya alıyorum
"Bir başka belge ise gerçekten şaşırtıcı.
14 Kasım 1918 günü, bir gün önce İstanbul'a gelip Pera Palas'ta ikamete başlamış olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin Daily Mail Gazetesi'nin muhabiri G. Ward Price'ı aracı yaparak General Harrington'la görüşmek ister. Price, Pera Palas'ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor: "Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini" bildirmemi rica etti. "Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik... Biliyoruz, partiyi kaybettik... Anadolu'nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum... Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir." 
Peki sonra ne olmuş ?
Madem Atatürk o gün iki yıl önce tozunu attırdığı İngiliz Ordusu'nun bir Generali olan Harrington'la nasıl irtibat kuracağını bilmiyordu; İngiliz resmi makamlarının adreslerinden de bihaberdi, sana  sordu, senden yardım istedi; peki sen ne yaptın mister ?
* Generalle bağlantı kurup buluşturdun mu? Yok !
* Yetkili sorumlu makamların adresini verdin mi bari ? O da yok
* Bu "Muhabbeti" haber  veya makale yapıp gazetene gönderdin mi  yayınlandı mı? Yok!
* "Evet" diyorsan belgeler nerede ?
Yani hepsi "No" mu ?
Bu kadar "yok"tan sonra ortaya çıkacak sonuçun da ne olacağına siz karar verin.
......
Artık Mr.Price anılarını o yıllarda yazmış da bizimkilerin eline geçmesi  mi bu kadar  s ürmüş  (nerdeyse 90 yıl); yoksa adam 1918'den 1957'ye kadar 39 yıl bekledikten sonra mı eli değmiş anılarını yazmaya onu da bilmiyoru/m/z.
Ehh öyle olsa bile 1957'den 2007'ye 50 yıl, yine de uzun bir süre.
Aslında hayatta olsa Mr.Price'ye;
* Anılarını Atatürk sağken mi o öldükten sonra mı yazdığını ?
* Eğer 5o'li yıllarda yazdıysa niye bu kadar beklediğini ?
* Atatürk hayattayken neden yazmadığını ?sormak isterdim..
****
Neyse sonuç olarak ben İngiliz gazeteciyi anlıyorum; İngiliz Ordusunun Çanakkale'de  yediği kazığın acısını yıllar sonra "hatıra" yazarak çıkaracak aklı sıra.
Ama bizim "Zaman Gazetesi köşe yazarı" tarihçinin buna "belge" diye sarılmasını anlamakta zorlanıyorum.
Yani ortada "şokluk" bir durum varsa o da  bir tarihçinin Mustafa Kemal'e dokunduran bir  "varak"a "vesika" diye sahip çıkması...
****
Bu "camia"nın duayenlerinden Mehmet Şevket EYGİ'nin  geçenlerde "Bu Ülke Bu Kadar Yalanla Nasıl Ayakta Duruyor" başlıklı bir yazısı vardı. Öteki yazıları gibi onu da okudum: Artık yarım yüzyila yakın "batı"da yaşamamamızdan mı nedir, her ne kadar kızsam da, "hemfikir" olmasam da "ehh o kadar da olacak, o da onun fikri" diyenlerden olduğum için yazıları elime geçtiğinde "delete" etmem okur(d)um.Yalnız bu yazı okuduğum okuyacağım son yazısı oldu: Sıraladığı yalanların arasında "Şeyh Sait İsyanı" ile "Menemen"i de sayınca bende ki tolerans sigortası atıverdi.

Mehmet Şevket EYGi''nin  dosyaladığım yazısının üstüne şöyle bir not ekledim:
"Bu  zatın görüşlerinin karşıtı olmama rağmen yine de  "bozuk saatın bile günde 2 kere doğruyu göstermesi" olgusundan çıkarak özelime gönderilenleri okuyor, "göndermeyin" falan demiyordum.

Ta ki   "Şeyh Said" ve "Menemen" olaylarını da yalanlayan, "Kurtuluş yalanı" diye,  bir yalan da kendisi yumurtlayan bu yazısını okuyuncaya kadar..

Hem ilgimi, hem herşeye rağmen bir insan olarak duyduğum saygımı yitirdim.

O zaman anladımki bunların en doğrucu geçineninin bile derdi hiç bir zaman "doğrular, gerçekler" olmadı; tek hedefleri vardı "herşeyi kullanarak hedeflerine  ulaşmak" yani "laik Cumhuriyeti ve Kemalizm'i ortadan kaldırmak".

Bunlar 84 yıllık dinmeyen kinin bitmeyen dışavurumuydular..

Hem de o kinlendikleri sistem bunlara ve torunlarına iktidarı teslim edecek kadar hoşgörülü ve lakayt  davranmış olsa da ..
****.
Neyse aşağıdaki ATATÜRK GÜNLÜĞÜ'nden yaptığım alıntıları okuyup değerlendirmenizi kendiniz yapınız. Bir yanda resmi yazışmalara telgraflara dayanan bilgiler ve bir İngiliz gazetecisinin kişisel algılamalarının tahminlerinin 39 yıl sonra (1957)  kağıda dökülmüşüne dayanak olarak sarılan zihniyet  öbür yanda.
A. K. 02.12.2007 
------------
11 Ekim 1918 -13 Kasım 1918 arası Atatürk Günlüğü...
 
Tamamını görmek için üstteki yazıyı tıkılayınız....Ya da...
 
**************************
 

 

YILLARIN YORGUNLUĞU

Hatay Meselesi
1936 senesi ve 1937 başı, olayların gittikçe birikerek yorgunluk ve gerginliğin artmış olması devridir. Türlü meselelerden Atatürk ile aramızda münakaşa çıkmıştır. Bunların büyüğü Hatay meselesinde oldu. Hatay meselesinde, Hatay'da Türklerin içinde bulunduğu hayatın tahammülsüzlüğü ve Fransızların, Suriyelilerin Hatay meselesinde gösterdikleri olumsuz siyaset Atatürk'ü daima meşgul ediyordu. Fakat bir anda patlama şeklinde günün acil meselesi oldu. Muhitinde, yakınlarında, hatta hemşiresinde bile örneğini gösteren büyük bir hassasiyet başlamıştı. Hatay'da vaziyetin devamı artık mümkün olamayacağı kanaati yayılıyordu ve akşama sabaha bir büyük hareket olacakmış gibi bir hava yayılmıştı.

Hatay meselesindeki bu her an patlama havası ve her an büyük bir hareketin başlayacağı intibaı, Atatürk'ten geliyordu.

Suriye hududunda münasebetlerimiz daima şikâyet konusuydu. Hatay'da Fransız idaresinden son zamanlarda şikâyetler çok artmıştı. Atatürk bütün bu hadiseler bir araya gelince Hatay meselesini artık halletmek zamanı geldiğine hükmediyor ve birdenbire büyük tezahürat şeklinde bu mesele ortaya atılıyor. Dışişleri gece gündüz Hatay meselesi ile meşgul oluyor ve nihayet Fransa hükümeti nezdinde teşebbüse geçerek bu meselenin biran evvel halledilmesinin, iki memleket ve halk arasında huzurun tesisi için acele bir mahiyet taşıdığı bildiriliyor. Bu şartlar altında Hatay meselesinden Fransızlarla aramız açıldı. Tabiatıyla açıldığından itibaren uzun bir müzakere devri başladı. Hatay'da bir neticeye varmak ve uzun müzakere devrini kısaltmak için Atatürk, her gün sabırsızlanıyor, hadiseyi yakından takip ediyordu. Bu esnada (36-37 seneleri), Hitler'in Avrupa'da artık tutumu tamamıyla belli olmuş bir durumdaydı. Avrupa'da herkes ittifaklar peşinde, gelecek büyük hadiselere karşı tedbirler aramakla meşgul bulunuyordu. Yine bu esnada Fransızlarla Ruslar arasında münasebetlerin çok yakınlaştığı ve evvelce olduğu gibi bir ittifaka doğru süratle ilerledikleri ve belki de tahakkuk ettirdikleri söyleniyordu. Umumi siyasi ortamın bu durumunda, biz de Hatay meselesini ele almıştık. Bir aralık Atatürk'ün halinden bir askeri müdahale ile emrivaki yapmak fikri geçtiğini fark ettim. Kendisi ile bu meseleyi görüştüğüm gibi, Erkânıharbiyeyi Umumiye Reisi Fevzi Paşa ile de görüştüm. Hatay'daki meselede haklarımızı tatbik sahasına koymak için bir netice alabilirdik, almak için çalışabilirdik, fakat her siyasi teşebbüsü bir tarafa bırakarak bir askeri hareketle emrivaki yapmak şeklini mahzurlu buluyordum. Kesin olarak vaziyet aldım. Ne yapabilir Fransızlar? Hiçbir şey yapacak halde değiller fikri ileri sürülüyordu. Evet. Fransızlar Suriye'deki mevcutları itibarıyla hiçbir şey yapacak halde değiller, fakat sadece harp ilan edilmesi bile, bizim memleketimizi büsbütün yeni bir siyasi ortam içine atardı. Avrupa'da gelişmekte olan büyük siyasi olaylar sebebiyle, kendi imkânlarımızı, durumumuzu birdenbire muayyen bir meseleye bağlamış oluruz ihtimalini, ciddi bir sakınca olarak görüyordum. Fevzi Paşa'dan rica ettim, bana yardım etmesini söyledim.

Tamamını görmek için yazının başlığını tıkılayınız...Ya da..
 

 
29 Eylül 2008 Pazartesi 15:34 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> yazdı:

Eyup YALCIN

unread,
Sep 29, 2008, 9:14:10 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
             Arkadaşlar ekli dosyada gizli kalmış meclis tutanakları vardır. Burada 5 ve 6. sayfayı okursanız Vahdettin'in Vatan Haini olduğunu ve aşağıda taşıdığım emri kendisinin verdiğini okuyabilirsiniz!!!
 

Sadrazam Ferit Paşa’nın emriyle, Mustafa Kemal Paşa’nın hemen yakalanıp İstanbul’a gönderilmesi istenir.

 

Padişah Vahdettin’in Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öldürülmesi için 10 Nisan 1920 tarihinde fetva yayınlar.

 

4 Mayıs 1920 tarihinde İstanbul Birinci Sıkıyönetim Harp Divanı verdiği kararla Mustafa Kemal Paşa’nın resmi rütbe ve nişanlarının alınıp idamla cezalandırılmasını kararlaştırır. İdam kararı 24 Mayıs 1920 tarihinde padişah Vahdettin tarafından onaylanır.


Saygılarımla,
E.YALÇIN

 
 

--- On Mon, 9/29/08, Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> wrote:

Atatürkün konuştuğu Gizli Kalmış Meclis Tutatanakları..doc

Korgun MAVİ

unread,
Sep 29, 2008, 9:36:31 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Güvendağ;
Size tarihi tarafsız yazarlardan okumanızı ve ona göre karar vermenizi salık veririm.
Sonuçta aynı Vahidettin Mustafa Kemal'in idam fermanına da imza koymuştur.
Kendi gönderdiyse neden böyle bir şey yapsın öyle değil mi?
 
Saygıyla...

29 Eylül 2008 Pazartesi 15:34 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> yazdı:
Tesekkür ederim,

Korgun MAVİ

unread,
Sep 29, 2008, 9:39:23 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Elinize sağlık, ben de aynı şeyden bahsediyorum. Durup dururken, her dönem olduğu gibi bu dönemde de vatan hainlerini parlatıp yeni bir ambalajla milletin huzuruna sunmak isteyenlere ibret olsun
 
Saygıyla..

29 Eylül 2008 Pazartesi 16:14 tarihinde Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com> yazdı:



--
Korgun MAVİ

Eyup YALCIN

unread,
Sep 29, 2008, 9:43:06 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Arkadaşlar ekli dosyada gizli kalmış meclis tutanakları vardır. Burada 5 ve 6. sayfayı okursanız Vahdettin'in Vatan Haini olduğunu ve aşağıda taşıdığım emri kendisinin verdiğini okuyabilirsiniz!!!
 

Sadrazam Ferit Paşa’nın emriyle, Mustafa Kemal Paşa’nın hemen yakalanıp İstanbul’a gönderilmesi istenir.

Padişah Vahdettin’in Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öldürülmesi için 10 Nisan 1920 tarihinde fetva yayınlar.

4 Mayıs 1920 tarihinde İstanbul Birinci Sıkıyönetim Harp Divanı verdiği kararla Mustafa Kemal Paşa’nın resmi rütbe ve nişanlarının alınıp idamla cezalandırılmasını kararlaştırır. İdam kararı 24 Mayıs 1920 tarihinde padişah Vahdettin tarafından onaylanır.


Saygılarımla,
E.YALÇIN
 

 

--- On Mon, 9/29/08, Korgun MAVİ <korgu...@gmail.com> wrote:

Atatürkün konuştuğu Gizli Kalmış Meclis Tutatanakları..doc

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 29, 2008, 9:46:55 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Mübarek Ramazan ayının son günü, orucum bozulacak, tövbe estağfurulallah, siyasetmeydanı, adaletvekalkınma, cumhuriyetçihalkpartisi, herseykonusulacaksa, yahoo topluluklarının sahibi barış emre bari...@gmail.com , abu deyam, münir kebir, ve bu yahoo topluluklardaki diğer güruhların işi bu  birde akıllara zarar cıaturk topluluğu ve cıaturk g.mert aydoğdu var tabiki, bu beyinsizlerden başkasının işi değil bir de chemist diye birzatı muhterem var ki tam zatı muhterem (!) bir yerlerden nemalanıp saldırıyorlar heryere, bunların haramileride var tabiki olmaz olurmu, kambersiz düğün olur mu, sevim82, öylesine.bakiyom, w__gist_guas, vb. bu bu güruhların işi bu zaten, bu zatı muhteremlere (!) ne anlatacaksınız kurulmuş saat bunlar , kukla ne denirse onu yapıyorlar, aslolan işimiz kuklacılarla ama aradığında kuklaya ulaşamıyorsunuz ki kuklacıya ulaşasınız.


 
29 Eylül 2008 Pazartesi 15:46 tarihinde ahmet dursun <ahmetdu...@gmail.com> yazdı:

Korgun MAVİ

unread,
Sep 29, 2008, 10:09:08 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Osmanlı ailesi Türk değildir. Kanıt isterseniz sultan analarına bakınız, Taaa  Orhangaziden itibaren bütün sultan anneleri yabancıdır. Vahidettine kadar kanlarında Türklük kalmamıştır. Türk olan Anadolu'dur, osmanlı ailesinde Türk, en son dönemde yok gibidir. Bu biiiir.
 
Sultan İngilizle pazarlık yapacak durumda mıdır? ben sana şunu yapayım sen beni böyle taltif et diyecek güçte bile değildir. Aynı şimdi hüküm sürenler gibi kendisin ne dense yerine getirecek zavallı bir durumdadır.
 
Gerçek Türkler İngilizlerin ve onların kanını taşıyanların her zaman TARİHİ VE EBEDİ DÜŞMAN olduklarını adlarını bildikleri gibi bilirler. Hasmane tutum takınmamaları onların asaletinden gelir.
 
ve son olarak Atatürk, Sözleri bu gün bile tam anlaşılamamış ve her kesim tarafından çarptırılarak kendi istedikleri istikamete çekilmiş önderimizdir. O ne dediyse öyledir, dün öyle bugün böyle gibi zırvalıklarla, Atatürk'ü kendi oportunist yapınızla özdeşleştiremezsiniz.
 
Sonuç olarak Vahdettin denen sahıs, tıpkı günüzüdeki olan gibi VATAN HAİNİNİN DANİSKASIDIR.
 
Saygıyla..

29 Eylül 2008 Pazartesi 15:34 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> yazdı:
Tesekkür ederim,

Mehmet lebiderya

unread,
Sep 29, 2008, 10:25:01 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
ALLAHIN SELAMI USTUNUZE OLSUN
 
KADİR DURAK IN "YÜCE TÜRK MİLLETİNE SESLENİŞ "
 
BAŞLIKLI MAKALESNİ ZAMAN AYIRIP OKUR ISENIZ MESELENIN OZU YAZILDIIR
 
VAHİDDEDDİN HAIN DEGILDIR
 
ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
 
LEBİDERYA

 

murat kayadelen

unread,
Sep 29, 2008, 10:09:56 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
MERHABA ARKADAŞLAR BURADAN YAZAN HERKESİN ELİNE SAĞLIK DİYORUM ANCAK BAZI KONULARIN ÇOK SPESİFİK OLMASI KAFA KARIŞTIRABİLİYOR YA DA KASRŞI GÖRÜŞLER KONUSUNDA TEREDDÜTLER HASIL OLABİLİYOR, SİZLERDEN RİCAM LÜTFEN YAZILARINIDA ALINTI YAPTIĞINIZ KİŞİ VE KURUMLAR İLE KAYNAKLARI BELİRTİRSENİZ DAHA BİR ANLAMLI OLACAKTIR O ZAMAN BAZI HUSUSLAR DAHA NET TARTIŞILABİLİR VE İNANDIRICI HALE GELECEKTİR.

SAYGILAR SUNUYOR TÜM TÜRK İSLAM ALEMİNİN RAMAZAN BAYRAMININ KUTLU OLMASINI ZULÜMLERİN DURMASINI BARIŞ VE MUTLULUK İÇİNDE YAŞANAN BİR GELECEKTE ŞANLI BAYRAĞIMIZIN DALGALANMASINI YÜCE ALLAH'TAN NİYAZ EDİYORUM.





29 Eylül 2008 Pazartesi 16:43 tarihinde Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com> yazdı:



--
freem@n

Bediş Has

unread,
Sep 29, 2008, 10:43:08 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Mehmet beğin bahsettiği makaleyi merak ettim nette aradım buldum, okudum sizleride zahmetten kurtarayım dedim, tümüyle tarafsız bir gözle bahsedilen makaleyi buraya ekliyorum.
BEDİSHAS


Yüce Türk Milletine Sesleniş
 
KAYNAKTAN DERYAYA

LEBİDERYA

YÜCE TÜRK MİLLETİNE SESLENİŞ

Milli reflekslerin bitmesi, milletin yok olmasıdır.

Milli değerlerden kopulup, en iyisini onlar bilir denilerek, düşünceleri bile başkalarına ihale etmek, nemelazımcı olmak, yalakalık yapmak, rüşvet almak, rüşvet vermek, zehir, uyuştucuru, beyaz kadın ticari, silah kaçakçığı, gümrük kaçakçılığı, kalpazanlık, kaçak işçi çalıştırmak, konumu ve durumu uygun halde vergi kaçırmak, askerden kaçmak, yalan ve gereksiz yere yemin etmek, zan altında bırakacak davranış yapmak, zan ile birini suçlamak, ekmeğini yediği ülkesinin aleyhine çalışmak, sır'ları ifşa etmek, insanları kendi şahsi ihtirasları için kullanmak, iftira atmak, haddini aşarak davranış göstermek, başkasının maddi ve manevi haklarına göz dikmek, iki yüzlülük ve riyakârlık yapmak, tacizcilik, kapkaç, hırsızlık, çepçilip, tırnakçılık, sahte ürün üreticiliği, tarihi eser kaçakçılığı, bu ülkede maaşlı imamın ardından namaz kılınmaz demek, milli değerlerimiz olan; tarih, ilim, kültür, bayrak, toprak, vatan ve manevi değerlerimiz olan; Ezan, Kur'an, Peygamber, Ecdad gibi mukaddes nitelikteki olmazsa olmazlarımızın üzerine oyun oynamak bu değerlerimizi tartışma konusu yapmak vb. olan bilimum ahlaksız davranışları yapmak ve yapılmasına cevaz vermek, göz yumma, yardım ve yataklık yapmak; ŞEREFSİZLİK'dir.


Türk insanını; öfr ve adetlerinden hızla koparmak için özellikle 12 Eylül 1980 Tarihinden sonra;

Kontrolsüz yayınlar, egzotik ve pronografik yayınlar, magazin haberleri, özümüze uygun olmayan hal hareket ve davranışlar önce yavaş yavaş başladı.

BİR ÖRNEK VEREYİM;

HOMOSEKSÜELLİKLE İLGİLİ OLARAK GAZETELERİN MAGAZİN SAYFALARINDA KÜÇÜK BİR BÖLÜME "BU KADAR DA OLMAZ Kİ CANIM GÖZ GÖRE" BAŞLIKLARI İLE ÖNCE HABERE YÖNLENDİRİLDİ VE GERÇEKLERİN YERİNE BU VE BENZERİ AHLAKSIZLIKLAR ÖYLE ZAMAN GELDİ Kİ NEREDE İSE GÜNLÜK KONUŞULAN KONU HALİNDE OLDU. O ZAMANLAR GAZETEYİ OKUYAN KİŞİ; "YA GAZETECİ NE YAPSIN ŞİMDİ BAKSANA O BİLE KARŞI ÇIKARAK YAZMİŞ, YADIRGAMIŞ." DİYE DEĞERLENDİRDİ.
O YAZIYI AHLAK DERSİ SANDI. HALBU Kİ; AHLAKSIZLIK İŞLENİYORDU.

12 EYLÜL ZALİMLERİ

FAHRİ KAİNAT'A (SAV) KARA SEVDALI OLAN; TÜRKİYE SEVDALILARINI İMHA PLANINI DEVREYE ALMIŞLARDI...

BU FİDANLARIN; ANNE VE BABALARIN DA;

EVDEKİ KÜÇÜK ÇOÇUKLARINA BAKIP AMAN AMAN ÖTEKİNİ KAYBETTİK MİLLİ DİYE DİYE GÖZ GÖRE GÖRE ELİMİZDEN ALDILAR. BARİ BU EVLADIMIZ BU İŞLERE KARIŞMASIN. BOŞVER VATANI MİLLETİ O DA NE İMİŞ, BİZE NE SAHİP ÇIKSINLAR, BU ÜLKE BATMAZ ONUN İÇİN OĞLANI KIZI AZ DA SERBEST BIRAKALIM.... DÜŞÜNCESİ OLUŞTU.
TUZAK TUTMUŞTU İSTENEN DE BU İDİ ZATEN.
TAM BU NOKTADA;

BİRLERİ ÇIKIP; "TÜRK'ÜM DEMEK DİNSİZLİKTİR." DEMEYE BAŞLADILAR.
OYUNUN İKİNCİ PERDESİ DE SAHNEYE KONULMUŞTU.

MİLLET YAVAŞ YAVAŞ DEĞERLERİNDEN KOPUYORDU.
12 EYLÜL ZULMÜNE UĞRAMIŞ OLANLAR GENELLİKLE 1991 DE MEDRESE-İ YUSUFİYE'DEN DIŞARI ÇIKTIKLARINDA; SANKİ ASIRLAR GEÇMİŞ; İNSANLAR BİR GARİP OLMUŞLARDI.... NEMELAZIMCILIK HAD SAFHAYA ULAŞMIŞ, AHLAKSIZLIK DİZGİNLENEMEYECEK BOYUTLARA VARMIŞTI. KİMİZİ BU DÜZENE KARŞI ÇIKTI. ÇÜNKÜ BU TEHLİKE; KENDİLERİNİ FEDA ETTİKLERİ İDEOLOJİK, DIŞ KAYNAKLI TEHDİTLERDEN ÇOK DAHA TEHLİKELİ İDİ.
NE YAZIK Kİ; KİMİSİ BU TEHLİKELİ GİDİŞATIN ÇARKINA KAPILDI.
AŞAMA AŞAMA GELİŞMELER OLUYORDU;
İHANET BOŞ DURMUYORDU, FAKAT YÜCE MİLLET UYUTULUYORDU...
FUTBOL VE MAGAZİN HAYATIN PARÇASI HALİNE GETİRİLMİŞTİ. EN İYİ UYUTMA TAKTİĞİ MAALESEF TUTTU.
TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI CAİZ'DİR DEDİLER.
BU DEVLETE VERGİ VERİLMEZ DEDİLER.

DEVLET MÜSLÜMAN DEĞİL CUMA NAMAZI FARZ DEĞİLDİR DEDİLER
FAİZ HARAM DEĞİL DEDİLER.

KENDİ DÜZENİMİZİ GETİRENE KADAR DA HER TÜRLÜ ÖRGÜT İLE İŞBİRLİĞİ YAPINIZ DEDİLER....
BU KISMI DİKKATLE İNCELEYİNİZ.
BURADA BELİRTTİĞİM GELİŞMELER İLE ALT PARAGRAFTAKİ GELİŞMELER AYNI KAYNAKLIDIR.
BUARADAN HAREKETLE SAMİMİYETSİZLİKLERİ NET GÖRELİM LÜTFEN...
HER KARIŞINDA ŞEHİTİN KANI OLAN BU TOPRAKLARDA "DOMUZ BESİCİLİĞİ TEŞVİK EDİLDİ"
"ALLAH İNDİNDE TEK DİN İSLAMDIR" AYET'İNİN HUTBELERDE OKUNMASI YASAKLANDI.

BU AYET'E RAĞMEN ; "DİNLERARASI DİYALOG" SOYTARILIĞI DA BAŞLATILDI.

KİLİSE VE HAVRALAR HIZLA RESTORE EDİLDİ.
BUNUN ADINA DA HERKESE SAYGI GÖSTERMEK DENİLDİ.
AMA DIŞARIDAKİ ECDAD YADİGARLARI YER BİR EDİLİRKEN SES EDİLEMEDİ.

ONLAR HEP GİZLENDİ

MİLLET GEÇİM DERDİNE DÜŞÜRÜLDÜ.
TAM O NOKTADA İNTERNET HIZLA HAYATIMIZA GİRDİ.

FARKLI DÜNYA İDİ;
ÖNCE "KAFAMI DAĞITAYIM, ŞU KÖROALSI STRESİMİ ATAYIM DİYE NORMAL HAYAT İÇİNDE OLMASI MÜMKÜN OLMAYAN DAVRANIŞLAR KÜÇÜK KÜÇÜK HAYATA GİRMEYE BAŞLADI.
OKEY TAVLA SOHBET KANALLARI HIZLA YAYILDI.

BELLİ KONTRÖLÜ YOKTU;
KONROL ETMEK İSTEYEN HİÇ YOKTU.

İNTERNETİN GETİRDİĞİ İYİ YÖNLERE PEK BAKAN OLMADI; İYİ YANLARDA DURUYORMUŞ GİBİ YAPANLARDA GİZLİDEN AÇIKTAN AHLAKİ EREZYONUN SON HALKASI OLAN SİTELERE BAKTILAR.

ARTIK MİHENK TAŞLARI YAN YANA KONULMUŞ, MERDİVENLER OLUŞTURULMUŞTU.

MİLLET KENDİ ÖZÜNDEN UZAKLAŞTIĞINA GÖRE
TARİHİ DEĞERLERE KARŞI DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE; SALDIRILAR BAŞLATILABİLİRDİ.

ÖYLE OLMALIYDI Kİ;

BİR TÜRK;
TANRI DAĞI LAFINI DUYUNCA O LAFTAN KORKAR KAÇAR HALE HALE GELMELİYDİ.
ÖYLE OLMALIYDI Kİ; ŞEYH ŞAMİL DENİLDİĞİ ZAMAN MİLLET; AMAN AMAN SİZ ORDA MISINIZ? DÜNYA AYA GİDİYOR GİDİYOR DİYECEKTİ.

MEDENİYET İLE; ADABI
UYGARLIK İLE EDEBİ
SANAYİİ İLE DE; ECDADI UNUTTURMA ÇALIŞMALARI YAPILDI.

AYA GİTMEK İLE ŞEYH ŞAMİL'İ KARŞILAŞTIRACAK KADAR CAHİL BİR UCUBE MEYDANA GETİRİLDİ.

TEKNOLOJİ İLE KÜLTÜR KARIŞTIRILDI. KÜLTÜRÜN NE OLDUĞU UNUTTURULDU.

EDEBİYAT SÖYLEMİ ADI ALTINDA KALEME ALINAN EDEPSİZ SÖYLEMLERE EDEBİYATIN BİR PARÇASI DENİLDİ.
O EDEPSİZLİĞİ YAPANA DA YAZAR, ROMANCI, EDEBİYATÇI, ŞAİR DENİLDİ.

YA ÖTEKİLER;
ONLAR DÜNÜNÜ HİÇ UNUTMADI. HER SENE EFES'E GELDİLER. ARAPGİR'E GELDİLER. AKDAMAR'A, AGORA'YA, ASPENDOS'A, PERGE'YE, MİLATES'E GELDİLER.

BİZ GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİ HAZRETİ FATİH'N KABİRNE BİLE GİTMEDİK.

AHLAKSIZLIKLARA KILIF DA BULDULAR...

ONUN YERİ BAŞKA ÖTEKİNİN YERİ BAŞKA DENİLDİ...

ŞİMDİ OPERASYON ZAMANI DEDİLER..

ADI NE OLSUN...

ÖYLE YA;

OYUN SAHNELECEK; ÖYLE İSİMLER BULMALIYIZ Kİ; BU MLLET TÜRK'ÜM DEMESİN. TÜRK LAFINI DUYMASIN , SOYLEMESİN

ADINI NE DİYELİM;

ERGENEKON LA BAŞLADILAR, OPERASYON ADI BULMAKTA ZORLANIRSA YARDIMCI OLALIM...


BOZKIR YAYLASI,
SAKARYA TÜRKÜSÜ OLSUN
DAĞISTAN OLSUN
ŞAMİLİN EVLATLARI OLSUN
HAZRETİ FATİH TORUNLARI
ÇALDIRAN OLSUN, ŞİRPENCE OLSUN, MEHMET AKİF OLSUN, KIZIL SULTAN DA DEYİN, OĞUZ BOYU, SELÇUK SOYU OLSUN, SULTAN ALPARSLAN OLSUN, KILIŞARSLAN OLSUN, MALKOÇOĞLU OLSUN, AKŞEMSEDDİN OLSUN, YUNUS EMRE OLSUN...HACİ BEKTAŞ OLSUN, HACI BAYRAM VELİ OLSUN, SÜTÇÜ İMAM OLSUN, SOMUNCU BABA OLSUN, YAYHA ÇAVUŞ OLSUN, KOCA SEYİT OLSUN, EDİNCİKLİ MEHMET OLSUN, DİYARBAKIRLI EMİN ONBAŞI OLSUN, MİRALAY MUSTAFA KEMAL OLSUN, ARAPGİRLİ TEVFİK ÇAVUŞ OLSUN, HAYME ANA OLSUN............. OLSUN.... OLSUN........... OLSUN.............

NE DERSİNİZ

BU İSİMLER ADI ALTINDA YAPILACAK OPERASYONLARA NE DERSİNİZ BEYLER.....

YÜCE TÜRK MİLLETİ

UYAN

SEN Kİ;
OĞUZ'DAN GELİRSİN
ALPARSLAN'DIR SENİN NESLİN
HAZRETİ FATİH YAZAR KÜNYEN
HAYME ANA
ANAN
ERTUĞRUL GAZİ ATANDIR
ATACAĞIN HER ADIMA
ŞAHİTLİK EDECEK OLAN
BU TOPRAĞIN ALTINDA
BU TOPRAK İÇİN YATANDIR
ONLAR
BU TOPRAKLARDA
DOMUZ ÇİFTLİKLERİ KURULSUN DİYE
CANLARINI VERMEDİLER..

UYAN EY TÜRK MİLLETİ

DÜZEN BERİZGANLARI

TÜRK İSLAMI
ALT ÜST ETMEKTE
YÜZYILLAR BOYU
HAÇLI SEREFLERİNİN ÖNÜNDE
SARSILMAZ SET OLAN
ECDADINI UNUTMA
FATİH DİYOR Kİ;

...
KOSTANTİNEYİ
ALIP;
ADINA İSTANBUL DEDİM
DÜNYANIN PAYİTAHTI YAPTIM
BÜTÜN DÜNYANIN
GÖZÜ İSTANBULDA'DIR
İSTANBUL
İSTANBUL SİZE
PEYGAMBERDEN EMANETTİR.
...
UYAN EY MİLLETİM
UYAN ECDADININ
ATANIN SÖZÜNE KULAN VER
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
DİYOR BU ÜLKENİN KURUCUSU.
BAYRAK BİR, EZAN BİR, TOPRAK BİR
KUR'AN BAŞ UCUMUZDA
RESULU EKREM KANIMIZDA
ŞEYH EDEBALİ UFUKLARIMIZDA..
UYAN EY TÜK MİLLETİ.
.....
HADİSİ ŞEFİRLER;

HUBBUL VATAN MİNEL İMANDIR

GAYRİMÜSLİMİ DOST TUTAN BİZDEN DEĞİLDİR.

ASLINI İNKAR EDEN BİZDEN DEĞİLDİR.
BEN GÜZEL AHLAKI TAMAMLAMAK ÜZERE GÖNDERİLDİM,

NE MUTLU İSTANBULU ALAN KOMUTANA VE ONUN ASKERLERİNE...
....

ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN

LEBİDERYA

Yazar: Kadir DURAK


29 Eylül 2008 Pazartesi 17:09 tarihinde murat kayadelen <head...@gmail.com> yazdı:

fulya turkoglu

unread,
Sep 29, 2008, 11:08:02 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Korgun mümkünse 36 Osmanlı padişahınında kendisini doğuran annelerinin ismini ve nereden cariye olarak alındığını belrtebilirmisiniz, bunu merak ettiğim için soruyorum teşekkür ederim.


2008/9/29 Bediş Has <bedi...@gmail.com>

Korgun MAVİ

unread,
Sep 29, 2008, 11:12:17 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

I.Murat'In annesi Bizanslı Horofira, yani Nilüfer hatun...
Yıldırım Bayezid'in annesi Bulgar Marya, yani Gülçiçek hatun...
Çelebi Mehmet'in annesi Bulgar Olga hatun...
II.Murat'ın annesi Veronika,
Fatih sultan'ın annesi Sırp Despina, yani Hüma hatun,
II.Bayezid'in annesi Kornelya,
Yavuz Selim'in annesi; Ayşe takma adlı Pontuslu bir Rum.
Kanuni'nin annesi; Polonya yahudisi Helga, yani Hafza sultan,
II. Selim'in annesi Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem sultan;
III. Murat'ın annesi Yahudi Raşel, yani Nurbanu sultan,
III. Mehmet'in annesi Venedikli Bafo, yani Safiye sultan;
I. Ahmet'in annesi Yunan Helen, yani Handan sultan;
Genç Osman'ın annesi Sırp Evdoksiya, yani Mahfiruz sultan,
IV. Murat'ın annesi Sırp Anastasya, yani Mahpeyker sultan,
IV. Mehmet'in annesi Rus Nadya, yani Turhan sultan,
II. Süleyman'ın annesi Sırp Katrin, yani Dilaşüb hatun,
II. Ahmet'in annesi Polonya Yahudisi Eva, yani Hatice sultan,
II. Mustafa'nın annesi Rum Evemia, yani Emetullah sultan,
III. Ahmet'in annesi de aynı, yani II. Mustafa ile aynı anneden,
I. Mahmut'un annesi Aleksandra, yani Saliha sultan,
II. Osman'ın annesi Sırp Mari, yani Þehsüvar sultan,
III. Mustafa'nın annesi Fransız Janet, yani Mihrişah sultan,
I. Abdülhamit'in annesi Fransız İda, yani Þermi sultan;
III. Selim'in annesi Cenevizli Agnes, yani Mihrişah sultan,
IV. Mustafa'nın annesi Bulgar Sonya, yani Sineperver sultan,
II. Mahmut'un annesi Fransız Rivery, yani Nakşidil sultan,
I. Abdülmecit'in annesi Rus yahudisi Suzi, yani Bezm-i Alem valide sultan,
Abdülaziz'in annesi Roman Besime, yani Pertevniyal sultan,
V. Murat'ın annesi Fransız Vilma, yani Şevkefza sultan,
II. Abdülhamit'in annesi Ermeni Virjin, yani Tirimüjgan sultan,
Mehmet Reşat'ın annesi Arnavut Sofi, yani Gülcemal sultan;
Mehmet Vahdettin'in annesi Çerkes Henriet, yani Gülistan sultan...




2008/9/29 fulya turkoglu <fulya....@gmail.com>



--
Korgun MAVİ

Korgun MAVİ

unread,
Sep 29, 2008, 11:20:45 AM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Gördüğünüz gibi bu listede Türk, Türkmen, Uygur Türkü, Azeri, Özbek kandaşlarımızdan bir tane bile yok, acaba neden?
Ha sahi, osmanlı ailesi acaba Türk değil miydi? değilse neydi?
 
Saygıyla..

2008/9/29 Korgun MAVİ <korgu...@gmail.com>

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 29, 2008, 1:31:57 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, korgu...@gmail.com
Anneleri ,Yabancı oldu ise ne oldu,
 
Osmanlı,bir milli devlet degil.
Cesitli Irklardan meydana gelmistir.
Sultanlar  Yerli Türklerden kız alamamıslardır bunun sebebide,Iktidar kavgasıdır.
 
Cengiz ve Diger Türk devletleri hızlı parcalanmıstır.
Bugün Istanbulda,Arnavut ,Cerkez,Bosnak bir cok farklı toplum yapısı var.
Fakat tek bir nokta da    birlesilmistir.O da Islam ve Türklüktür.
 
Cem Sulatan la ,Beyazıt arasındaki kavga  ,Osmanlı devletine cok zarar vermistir.
 
Timur Ankara ya geldiginde ,ona Pecenekler ihanet etmistir.Ve Yıldırım yenilmistir.
 
Ankara da Bey Pazarı,devsirme yetistirme bölgesidir.Ayas daha cok ,Devsirmelerin yerlestigi bölgedir.
Ben Osmanlı yı her yönü ile övmüyorum.
Fakat Gercekleri de   söylemek gerekir.

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 29, 2008, 1:45:45 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, korgu...@gmail.com
Sayın Arkadaslar,Kitabın icinden bir cümle cıkarıp,ha ne ya burda bu söylenmis tamam fizik kanunu buldum demenin ne anlamı  var?
 
Bakın ,Kazım Karabekir ,Saraydan Emir alır fakat M.Kemal e yardım eder.Dogu Cephesini kontrol eder.Ve kendisi,TC kurulunca  ,idamdan zor kurtulur.
Hayatı boyunca göz hapsinde yasar.
Bu olayı nasıl acıklıyorsunuz.
 
Istanbul Isgal altında,ve Sultan,yardım yapıyor gibi görünmek istemiyor.
 
Osmanlıyı ,I. Dünya  savasına sokan,daglara cıkan,Mahfil destekli,Ittihadcılar hain olmuyorda,Vahdettin mi hain oluyor?
 
Ortodoks Patrigi,Haham Bası,Ermeni Patrigi Istanbulda kalıyor.Halife sürülüyor.
 
Demekki o gün kü sartlarda lüzum görülmüs.Ne söyliyebiliriz?
 
Cok cabuk karar vermeyelim.Düsünelim,analiz yapalım,yorumlıyalım.
 
Burası asiret düzeni degil.TC ülkesi.

tuncay demirbaş

unread,
Sep 29, 2008, 2:43:07 PM9/29/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
İstanbul hükümeti Sevres'e niçin imza koydu?

Telaş içindeki Ferit Paşa duyduğu korku yüzünden antlaşmanın imzasını
kaçınılmaz hisseti, " Ne kurtarabilirsem kardır" diye düşündü. Hem çev
resine , hem Patişaha bunun telkin etti ve delegeler porselen
fabrikasının
salonunda metni imzaladılar. Kurtuluşu sadece İngiltere'den
geleçeğine
İnanan Ferit Paşa antlaşmayı imzalamakta Türkiye'nin takdir edileceği
ne inanmakta yapması istenilen her işi yerine getirmiş uslu bir çocuk
eda
sıyla Londranın lütuflarını beklemekte ve Hükümdarı de antlaşmayı tas
dike zorlamaktaydı.

Sultan Vahideddin ise eski saray politikasını devreye sokmuştu
bekleyecekti.
Bir yandan Sadrazımına inanmış görünüp müttefik tarafının daha ileri
git
mesini, mesela işgallerin devamını önlemeye çalışırken öbür taraftan
sevres
İn sorumluluğunu hükümetin üzerinde bırakarak kendi tasdikini
geciktiriyor
du. Zaman her derdin devasıydı ve günlerin geçişi hayır getirebilirdi.

Sevr Antlaşması 1920'nin 10 Ağustos günü imzalandı. Sultan Vahidedin
metni ilk okuduğunda kesin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettiğini
söyle
yecek sevresten bahsedişinde mecelle-i mesaib yani musubetler mecması
İfadesini kullanacaktı. İleriki haftalarda bir başka ortama, hakkında
bugüne
kadar çok az şeyin yazılıp söylenmiş olduğu bir döneme girildi. Sultan
Va
hideddin anylaşmayı tastik etmedi. Dolayısı ile sevres bir antlaşma
değil
antlaşma taslağı olarak kaldı, hiçbir zaman resmiyet kazanmadı ve
uygulan
madı. Şahbaba geleneksel politikasını burada da uygulamış, zaman
kazanmak
İçin beklemiş ve antlaşmayı imzalamamıştı. Sonraları "anlaşmayı tasdik
etmek
tense tahttan feragata kararlıydım" diyecekti.

Sevres'in uygulanmamasının temelinde tabii ki onaylanmamış
olmamasından
doğan hukuki geçersizlik değil, Anadolu hareketinin antlaşma metnini
silah
ve kanla yırtmış olması yatar. Ama çok bilinmeyen bu tastik
ayrıntısının, yani
Sevres'in yürürlüğe girmemiş olması hususunun üzerinde biraz durmak ve
ko
nunun hukuki yönünü gözden geçirmek gerekiyor.

Milletler arası bir antlaşmanın imzalanmış olması, yürülüğe girmesi
için kafi
değildir. " Hazırlanmış ve üzerinde uyuşulmuş antlaşma metni
temsilcilere
imzalanır. Bununla birlikte, antlaşma kuar olarak henüz yürülüğe
girmiş değildir.
Antlaşmanın imzalanması, görüşmelerde varılan uyuşmanın belgelenmesi
içindir.
İmzalanmış olsada, Devletlerin anayasalarına göre yetkili organlarınca
onaylanma
mış bir antlaşma tarafları henüz bağlamamaktadır" Antlaşmanın
geçerlilik kazanması
ancak bundan sonra yapılacak bir başka işlemle, tasdikle mümkündür.

"Devletler hukukuna göre antlaşmalar, ilke olarak ancak onayla
(tasdikle) bağla
yıcı güç kazanırlar. Antlaşmaların onaylanması, Devleti uluslar arası
bakımdan
yüküm altına koymaya yetkili devlet organlarını Anayasaya uygun olarak
imza
lanmış bir antlaşmayı resmen uygun bulmaları ve kabul etmeleridir.
Antlaşmanın
Devletler hukuku bakımından geçerli sayılması, taraflar arasında
haklar ve hükümler
ilişkisi yaratması için taraflarca iç hukuklarındaki kurallara ve
yönteme göre onay
lanmış olmasını gerektirmektedir".

Sevres'in hukuki geçerlilikle ilgili maddesi böyle diyor...Peki,
antlaşmaları onay
lamaya yetkisi o dönemde kime aitti? Zamanın kanun-ı esasi'sine,yani
anayasa
sına göre önce hükümdara sonrada meclise. Buna göre antlaşmayı meclisi
mebusan
onaylıyacak, metin sonra Vahideddin'in imzasına sunuşacak ve sevres
ancak bu
tasdiklerin yapılmasıyla geçerlilik kazanacaktı.Ama bunların hiçbiri
yapılmadı.
Meclis yoktu, zira 4 ay öncesinden, yani 11 Nisandan beri kapalıydı ve
Vahided
din de metni zaten hiçbir zaman imzalamadı.

Şahbaba sevr'i tasdik etmediğini ve maksadının sadece kazanmak
olduğunu sonra
ları çeşitli vesilelerle söyleyecek mesala Avni Paşaya hatıralarında
böyle demişti.
Bu oyalama kararını sevr antlaşmasını kabul etmememi söylemek için bir
delege
gönderen Hindistan Hilafet komitesine bildirmişti.Hadiselerin
gelişmesini tercih
etmişti.Eğer işler kötü gider ve bu oyalamayı başaramazsa antlaşmayı
imzalamaktan
ise feragata kararlıydım demişti. Hükümdarın bu ifadelerini damadı da
doğrulamaktadır.
İsmail Hakkı Beye Sultan Vahidedtin, sevresin geçici olarak
imzalanmasına bile karşıydı
ve Ferit Paşa sadece Padişahı değil, sevres öncesi toplanan saltanat
şurasını da aldatmıştı.

ŞAHBABA-Kitabından alıntı



On 29 Eylül, 20:45, Grbuz Guvendag <gurbuz1...@yahoo.com> wrote:
> Sayın Arkadaslar,Kitabın icinden bir cümle cıkarıp,ha ne ya burda bu söylenmis tamam fizik kanunu buldum demenin ne anlamı var?
>
> Bakın ,Kazım Karabekir ,Saraydan Emir alır fakat M.Kemal e yardım eder.Dogu Cephesini kontrol eder.Ve kendisi,TC kurulunca ,idamdan zor kurtulur.
> Hayatı boyunca göz hapsinde yasar.
> Bu olayı nasıl acıklıyorsunuz.
>
> Istanbul Isgal altında,ve Sultan,yardım yapıyor gibi görünmek istemiyor.
>
> Osmanlıyı ,I. Dünya savasına sokan,daglara cıkan,Mahfil destekli,Ittihadcılar hain olmuyorda,Vahdettin mi hain oluyor?
>
> Ortodoks Patrigi,Haham Bası,Ermeni Patrigi Istanbulda kalıyor.Halife sürülüyor.
>
> Demekki o gün kü sartlarda lüzum görülmüs.Ne söyliyebiliriz?
>
> Cok cabuk karar vermeyelim.Düsünelim,analiz yapalım,yorumlıyalım.
>
> Burası asiret düzeni degil.TC ülkesi.
>
> Gurbuz
>
> ----- Original Message ----
> From: Korgun MAVİ <korgun.m...@gmail.com>
> To: cihan-tu...@googlegroups.com
> Sent: Monday, September 29, 2008 4:36:31 PM
> Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.
>
> Sayın Güvendağ;
> Size tarihi tarafsız yazarlardan okumanızı ve ona göre karar vermenizi salık veririm.
> Sonuçta aynı Vahidettin Mustafa Kemal'in idam fermanına da imza koymuştur.
> Kendi gönderdiyse neden böyle bir şey yapsın öyle değil mi?
>
> Saygıyla...
>
> 29 Eylül 2008 Pazartesi 15:34 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbuz1...@yahoo.com> yazdı:
> 29 Eylül 2008 Pazartesi 02:05 tarihinde turkmen turaneli <buyuk-turk...@hotmail.com> yazdı:
>
> SELAM,
>
> NEREYE KADAR............
>
> SIZLERE YAZILAN BIR TARIH UNUTTURDULAR ASLINI INKAR ETTIRMEYE.......
> SORUYORUM..
>
> BASBUG MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü ISTANBULDAN ÖNCE LÜBNANA LÜBNAN HALKININ ISTEMEDIGINI TELGRÁF ILE BILDIREN RAHMETLI BASBUG YATTIGI KABIR NUR OLSUN VAHTEDDIN HAZRETLERINE BENI BURDAN ALDIRIN PATISAHIM DIYEREK VE PATISAHIN YAGVERI OLAN BASBUG ATTÜRK'ü ISTANBULA GIZLI YOLLARDAN GETIREN PATISAH BU KEZDE SAMSUNA GÖNDEREN KIMDI.....
>
> BILIYORMUSUNUZ ATATÜRK ILK DEFASAMSUNA TEKNE ILE GITTIGINDE SAMSUN HALKI ATATÜRKÜ ISTEMEDILER BIR KAC OLAY CEYRAN ETTIGINIDE BILIYORMUSUNUZ.......????
>
> BASBUG ATATÜRK'ü TEKRARINDA ISTANBULA GERI DÖNEREK PATISAH HAZRETLERI VAHTEDDIN'in SÖYLEDIGI SÖZ SÖYLE HATT FERMAN YAZARAK TEKRAR IKINCI KEZ SAMSUNA GIZLI KANALLARDAN GECE KARANLIGINDA YOLA CIKARTANDA VAHTEDDIN HAZRETLERIDIR............
>
> BU VATAN SENI BEKLIYOR BU TÜRK MILLETININ ILELEBET HAYATTA KALMASI SENIN ELINDE DIYEREK YAGVERI OLAN BASBUG ATATÜRKÜ FERMANI ILE SAMSUNA GÖNDEREREK ORDAKI OSMANLI YETKILILERINE SUNUYOR ISTE O ZAMAN MUSTAFA KEMAL ATATÜR'ü ANADOLU BAGRINA BASIYOR........
>
> EGER BASBUG ATATRÜK MUSTAFA KEMAL IKEN ATATÜRK NISANINI NASIL ALDI BILIYORMUSUNUZ
> VAHDETTIN HAZRETLERININ SAYESIINDE........
>
> UYANIN BEYLER UYANIN ASLINIZA GÖRE YASAYIN......
>
> EL LEREREDIR BIZLER ISE BIZLEREYIZ UNUTMAYIN........
>
> BÜYÜK TÜRKELI
>
> BÜYÜK TÜRK MILLETI
>
> ________________________________
>
> Date: Sun, 28 Sep 2008 12:32:25 -0700
> From: canak_ka...@yahoo.com
> ...
>
> tamamını oku >>

tuncay demirbaş

unread,
Sep 29, 2008, 2:47:09 PM9/29/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
N. Kemal Zeybek


Hain mi?
21.07.2005 - 02:02 .
"Halka ve Olaylara TERCÜMAN" gazetesinin 10 Nisan 1976 günkü
sayisinda "Maresal Fevzi Çakmak�in Anilari"ndan bir bölümü birlikte
okuyalim mi?..
�Vahdettin, Fevzi Pasa�ya �Pasa durumu görüyorsun. Bu isler ancak
Anadolu�da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu�da teskilat
kuracak pasalarin listesini yapip getirin� der.
Fevzi Pasa ertesi Cuma listeyi takdim eder. Vahdettin dikkatle
inceledikten sonra sorar:
- Pasa, Mustafa Kemal hirsiz mi?
- Hayir Padisahim.
- Bir namussuzlugu, ahlaksizligi var midir?
- Hayir Padisahim.
- Beceriksiz ve kabiliyetsiz mi?
- Hayir efendim.
- O halde bu listeye niçin onun adini almadiniz?
- Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilikçi, öteden beri cumhuriyet
taraftaridir, der.
Bunun üzerine Vahdettin, elindeki kâgidi masanin üzerine birakir,
ayaga kalkar, pencereye yönelir, limandaki gemileri göstererek der ki:
- Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket
kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine selamlarimla birlikte
teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa�yi görecegim.�
SAHBABA
Murat Bardakçi�nin �Sahbaba� adli eserinden de bir bölümle bu
konuyu gelistirelim mi?..
�Ordunun önde gelenleri 1919 Mart�inda bir gece Erenköy�de bir
köskte toplanirlar ve geç saatlere kadar tartisirlar. Direnisin Nuri
Pasa liderliginde yürütülmesine karar verirler. Toplanti dagilmak
üzere iken köske Rafet Pasa gelir ve Nuri Pasa�nin liderligine itiraz
eder. O ise geçmisinde Çanakkale gibi bir basarisi olan Mustafa Kemal
Pasa�nin liderligini savunur. Toplanti sil bastan tekrar baslar ve
sonunda Mustafa Kemal Pasa�nin liderliginde karar kilinir. Toplantinin
kararlari yazili olarak Sadrazam Ferit�e, o da Vahdettin�e �Askerler
Mustafa Kemal Pasa�yi istiyorlar� diye sunar.
Vahdettin listeyi yegeni Sami Bey´le istisare eder o da:
´Cumhuriyetçi oldugu söyleniyor, hanedaninizi düsünün´ der.
Vahdettin;
´Nerede hanedan? Hepsi hanendegân oldu. Madem ki en iyi
askerimizdir, diyorlar onun gitmesi lazim. Eski pasalar kiskaniyorlar
onu. Bu adam bir is yapacak´ demistir."
�Iki Kader Iki Lider� adiyla Harun Özdemir�in yazdigi kitabi bu
günlerde okudum. Bu bilgileri de o kitaptan aldim.
Vahdettin'in Nerede hanedan? sözüne dikkat etmeli. Akilli bir
adamin akilci bir yaklasimidir.
NE HAINI?
Evet Osmanli hanedani için dünya tarihinde en uzun süre hüküm
süren hanedan derler... Ama artik bitmisti, tükenmisti, yozlasmisti,
gücü mecali kalmamisti.
Vahdettin, Türk için bir sonu temsil ediyordu.
Mustafa Kemal Pasa ise taze bir baslangiçti. Gelecekteki Türk�ün
yeniden dogusuydu.
Mustafa Kemal Pasa o adamdi ki, karar vermisti ve kurtulusu
basaracakti. Yeniden kurulusu da...
Ama yine de Servet Kabakli dostumun sordugu soruyu da sormak
gerekir. Tarihin tanikligi ortada iken, son padisahimiza hain demek
dogru mudur, bilgiye, bilime, akla ve insafa uygun mudur?
Mustafa Kemal Atatürk�ün yüceligini belirtmek için de böylesine
haksizliklara gerek var midir?
�Hayir yoktur� diyorum.
Tarih gerçekleri ile bilinmelidir.


On 29 Eylül, 21:43, tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>
wrote:
> ...
>
> tamamını oku »

Füsun orhan

unread,
Sep 29, 2008, 2:52:30 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
osmanlida cuna gunleri hafta sonu tatiliydi.
 
cuma namazi torenleini bir ara okuyalim. nasil liste sunulabilir ki?

 
29 Eylül 2008 Pazartesi 21:47 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

tuncay demirbaş

unread,
Sep 29, 2008, 5:50:04 PM9/29/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
SULTAN VAHiDEDDiN HAiN Mi?YOKSA ALiM Mi?
KIMINE GIRE ALIM KIMINE GORE ZALIM KABUL EDILEN VAHIDEDDIN HANI'IN
GELIN TARAFLI TARAFSIZ TARIHCILERIN SOZLERINI DERLEYEREK YAPTIGIMIZ
ACIKLAMADAN DINLEYELIM VE KARARIMIZI KENDIMIZ AKLIMIZLA VERELIM!
TARIHIMIZIN EN BUYUK SORU iSARETi!!!ATATURK iLE VAHiDEDDiN HAN
ARASINDAKi DiALOG

SULTAN MEHMED VAHiDEDDiN HAN KiMiLERiNE GORE iSTiKLAL SAVASIMIZIN
GERCEK ORGANiZATORU,KiMiLERiNE GOREYSE ISTIKLAL SAVASIMIZI ENGELLEMEK
ICIN KURULAN YESIL ORDU DUSUNCESININ MIMARI!

ANLAYACAGINIZ IKI ARADA BIR DEREDE KALMIS BIR PADISAHTIR.BUDA COK
NORMAL CUNKI YAKIN TARIHIMIZ TARIHLE DEGIL SIYASI MENFAATLERLE
YAZILIYOR NE YAZIKKI...OYLE BIR IZLENIM VERILMISKI BUGUNE DEK SANKI
SULTAN VAHIDEDDIN HAN HAKLI CIKARSA MUSTAFA KEMAL ATATURK HAKSIZ TERSI
OLURSA ISE VAHIDEDDIN HAKSIZ CIKACAK.BU ANLAYIS ICINDE KITLELER
VAHIDEDDINCI-ATATURKCU BUNA BAGLI OLARAK LAIKLIKCI-
SERIATCI,CUMHURIYETCILER-HILAFETCILER,CAGDASLAR-MURTECILER vs,vs...BU
TARTISMALAR ARASINDA BIZ BIR CAGI KAPATIP YENI BIR CAGI ACAN BIR
MILLETKEN YASADIGIMIZ CAGI BILE KACIRIP GERISINDE KALAN BIR MILLET
HALINE GELDIK...

SULTAN VAHIDEDDIN 4 TEMMUZ 1918 TARIHINDE TAHTA CIKTI.DAHA TAHTA
OTURDUGU GUN I.DUNYA SAVASININ KORKUNC SONUCLARIYLA YUZLESTi,ARADAN 4
AY BiLE GECEMEDEN UGURSUZ MONDROS MUTREKESi iMZALANDI.30 EKiM 1918
TARiHiNDE OSMANLI iTiLAF DEVLETLERi TARAFINDAN iSGAL EDiLMEYE BASLANDI.
1920 YILI 16 MARTINDA MUTTEFIK DONANMASI ISTANBULA GIRDI VE ULKENIN
DORT BIR YANINA DUSMAN ASKERLERi GiRDi.TUM ORDU SiLAHSIZLANDIRILIRKEN
SADECE PADiSAHIN GUVENLiGi iCiN 700 ASKERLiK BiR TABUR SiLAHLI OLARAK
PADiSAHIN EMRiNDE KALDI.VAHiDEDDiN HAN iSE DUSMAN ASKERLERi ARASINDA
CIKAN AYASOFYA'YA CAN TAKILACAGI SOYLENTILERI UZERINE KENDISI
DOLMABAHCE SARAYINDA IKAMET EDERKEN EMRINE VERILEN 700 ASKERI AYASOFYA
CEVRESINE MEVZILENDIREREK DEDESi FATiH SULTAN MEHMED HANI'IN
VASiYETiNE SAHiP CIKTI.VE KENDiNDEN ONCE HALK VE MUSLUMANLAR iCiN
MANEVi DEGERi COK YUKSEK OLAN AYASOFYAYI KORUMALARINI
SAGLADI...VAHiDEDDiN HAN DURDUGU YERDE BiSEY YAPAMAYACAGININ
FARKINDAYDI VE ANADOLUYA GECEREK HALKLA BIR DIRILIS HAREKETi
BASLATMAYI PLANLADI ANCAK INGILIZLER ISTANBUL'U TERK EDERSE
ISTANBUL'UN YONETIMINI RUMLARA VERECEGINI SOYLEYEREK BUNDAN
VAZGECMSEINI SAGLADILAR.

VAHiDEDDiN HAN VAZGECMEDi ALMANYA'YA YAPTIGI YOLCULUKLAR SIRASINDA
KENDiSiNE ESLiK EDEN VE COK GUVENDiGi YAVERLERiNDEN MUSTAFA KEMAL
PASA'YI SARAYA DAVET ETTi;ve dediki;

"PASA PASA!!!SIMDIYE KADAR DEVLETE COK HIZMET ETTINIZ BUNLARI TARIH
YAZACAKTIR AMA ASIL SIMDI YAPACAGINIZ HIZMET HEPSINDEN MUHIM
OLABILIR;SIZ DEVLETI KURTARABILIRSINIZ CENAB-I ALLAH MUVAFFAK ETSIN"

"OSMANLI ARSIVLERINDEN BASKA KENDISIDE ATATURKCU BIR YAZAR OLAN
ARASTIRMACI MURAT BARDAKCI YAYINLADIGI (SAH BABA) ISIMLI ESERINDE
KONUYU BU SEKILDE AKTARIYOR"

MASRAFLARI ICIN BIR MIKTAR PARA VERDI ISGAL KUVVETLERINDEN IZIN
ALDI(CURUKMUYDU SAGLAMMIYDI TARTISMALARIYLA KAVGALAR URETTIGIMIZ
MESHUR"BANDIRMA VAPURUYLA"ANADOLUYA(SAMSUN'A)GONDERDI,BOYLECE ISTIKLAL
MUCADELESININ TEMELI ATILMIS OLDU...

KISACASI BIRLIKTE DEVLETIN BEKASI ICIN MUCADELE EDEN IKI KAHRAMANI
BIRBIRLERINE DUSMAN GOSTERECEK KADAR SIYASETE DAYALI BIR TARIH
GORUSUNU BEYINLERIMIZ EMPOZE EDIYORLAR.OYSA VAHiDEDDiN HANDA ATATURKTE
BU ULKENIN IYILIGINI ISTIYORLARDI.

SULTAN VAHIDEDDIN HAN ANKARANIN SALTANATA SICAK BAKMADIGINI BILIYORDU
SALTANATIN VE HALIFELIGIN KALDDIRILACAGINI SEZEN VAHIDEDDIN HAN HEM
HALK ARASINDA KURULACAK CUMHURIYETE KARSI IKILIK YARATMAMAK HEMDE OC
ALMA SENDROMUNA DUSENLERIN ELINDEN HALIFELIGI KURTARMAK ICIN 17 KASIM
1922 DE "MALAYA" ISIMLI BI INGILIZ ZIRHLISIYLA ISTANBULU TERK
ETTi.ZATEN 5 KASIMDA SALTANAT 101 PARE TOP ATISIYLA SALTANAT
KALDIRILMISTI PADISAHLIK SONA ERMIS SULTAN VAHIDEDDIN VATANDAS
VAHIDEDDIN OLMUSTU.YANI YURT DISINA CIKAN SULTAN DEGIL VATANDASTI
ARTIK VE ELINDE YAPACAK BISEY KALMAMISTI.MALTA,MEKKE VE HiCAZ'IN
ARDINDAN ITALYANIN SAN REMO KENTINE YERLESTI VE BIR VILLA TUTTU.

ESKI DOSTU OLAN ITALYA KRALI EMANUEL BOS OLAN SARAYLARDAN BIRINE
YERLESMESINI RICA ETSEDE VAHIDEDDIN BUNU REDDETMISTIR.ISTANBULU
TERKEDERKEN DEVLET HAZINESINDEN AILE YADIGARI HANEDAN ARMASINDAN BASKA
HICBIRSEY ALMADIGINDAN FAZLA ZAMAN GECEMEDEN DARA DUSMUS VE ARMANIN
UZERINDEKI ELMAS VE YAKUTLARI SATARAK BIR SURE DAHA IDARE ETMISTIR.

YAVERI BIR GUN;

"KILERIMIZDE BIR KURU SOGAN BILE KALMADIGINI BILMEZMISINIZ HALA GELEN
TEKLIFLERI REDDEDIYORSUNUZ?"

DEMESI UZERINE VAHIDEDDIN HAN;

"FAHRI BEY!MAIYET-I SANIYEMDE BULUNMAYA MECBUR DEGILSINIZ BU HAYAT
SIZE ZOR GELIYORSA AYRILINIZ!BEN MUSLUMANLARIN HALIFESI SIFATIYLA BIR
GAYRI MUSLIM HUKUMDARIN IHSANINI KABUL EDEMEM"

VAHIDEDDIN ANADOLUDAN GELENLERE HEP ULKENIN DURUMUNU SORAR
CUMHURIYETIN KURUCULARI ALEYHINDE KONUSMAYA YELTENENLERI SERT BIR
HUKUMDA BAKISYLA SUSTURUR VE PESINDEN;

"ONLAR BIZIM PASALARIMIZDIR!GIYAPLARINDA KONUSULMASINI ARZU ETMEYIZ!
SALTANAT VE SARAYIN YIKILMASI ONEMLI DEGILDIR!ONEMLI OLAN MILLETIN
KURTULMUS OLMASIDIR!SEKLINDE KONUSUP SUKREDIYORDU...

KOSKOCA OSMANLI SULTANI YOKLUK ICINDE YASADIGI YERDEKI ESNAFA BORCLU
OLARAK OLMUS VE OLDUGUNDE ORADAKI ESNAF NAASINI ESIR ALMISTI
(BORCLARINA KARSILIK)YAVERLERI PARA BULAMAYINCA ITALYAN KRALININ
VERMEK ISTEMESINI VASIYETE IHANET ETMEMEK ADINA KABUL ETMEMIS VE NAASI
GIZLICE MISIRA KACIRMISLARDIR .VASIYETINDE SELAHATTIN EYYUBI TURBESINE
GOMULMEYI ISTEYEN VAHIDEDDIN HAN TURBEDE YER KALMAMASI UZERINE YAVUZ
SULTAN SELIM HAN'IN TURBESINE DEFNEDILDI.ORADAKI MUSLUMAN HALKTAN
TOPLANAN PARALARLA ESNAFA OLAN BORCLARI ODENDI VE HUZUR ICINDE YATMASI
SAGLANDI...

SIMDI TEKRAR DUSUNUN ATATURK MU?YOKSA VAHIDEDDINMI DIYECEKSINIZ ?YOKSA
ONLAR ZATEN AYNI DAVA UGRUNDA YASAMISLARMI?BU KARARI ARTIK KENDINIZ
VERIN....

ALINTIDIR

On 29 Eylül, 21:47, tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>
wrote:
> N. Kemal Zeybek
>
> Hainmi?
> 21.07.2005 - 02:02 .
>      "Halka ve Olaylara TERCÜMAN" gazetesinin 10 Nisan 1976 günkü
> sayisinda "Maresal Fevzi Çakmak in Anilari"ndan bir bölümü birlikte
> okuyalimmi?..
>       Vahdettin, Fevzi Pasa ya Pasa durumu görüyorsun. Bu isler ancak
> Anadolu da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu da teskilat
> kuracak pasalarin listesini yapip getirin der.
>      Fevzi Pasa ertesi Cuma listeyi takdim eder. Vahdettin dikkatle
> inceledikten sonra sorar:
>      - Pasa, Mustafa Kemal hirsizmi?
>      - Hayir Padisahim.
>      - Bir namussuzlugu, ahlaksizligi var midir?
>      - Hayir Padisahim.
>      - Beceriksiz ve kabiliyetsizmi?
>      - Hayir efendim.
>      - O halde bu listeye niçin onun adini almadiniz?
>      - Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilikçi, öteden beri cumhuriyet
> taraftaridir, der.
>      Bunun üzerine Vahdettin, elindeki kâgidi masanin üzerine birakir,
> ayaga kalkar, pencereye yönelir, limandaki gemileri göstererek der ki:
>      - Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket
> kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine selamlarimla birlikte
> teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa yi görecegim.
> SAHBABA
>      Murat Bardakçi nin Sahbaba adli eserinden de bir bölümle bu
> konuyu gelistirelimmi?..
> ...
>
> tamamını oku »

ahmet dursun

unread,
Sep 29, 2008, 6:06:07 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Siz herhalde paylaştığım yazıları okumadan yorumlar yapıyorsunuz.
Dikkatinizi çeksin diye özellikle bazı kelimeleri renklendiriyorum ki belki anlam kazanır.
 

Vahdettin Hain miydi?-1

Vahdettin Atatürk'e kaç para verdi?
Önümde 13 Haziran 1995 tarihli Sabah gazetesinin 26. sayfasının fotokopisi var. Sayfanın manşeti "Vahdettin hain değildi"...
O tarihlerde Sabah'ta çalışan Nuriye Akman, 11 ila 14 Haziran 1995 tarihlerinde "Milli Mücadelenin iki yüzü" başlıklı birkaç günlük bir röportaj yayınlıyor. Röportajın konukları "damarlarımı kesseniz Atatürk diye akar" diyen Cemal Kutay ile gene "sıkı Atatürkçü" İsmet Bozdağ... İki Atatürkçü Kurtuluş Savaşı'nı, Vahdettin'i, 19 Mayıs'ı, Nutuk'u çok farklı değerlendiriyor.
Ben o tarihlerde de bu değerlendirmelerin üzerinde uzun uzun durmuştum. Sonra da o yorumları "Birinci Cumhuriyet Üzerine Notlar" adlı kitaba aldım.

Nuriye Akman Cemal Kutay'a soruyor:
"Siz bugün Vahdettin'i vatan haini kategorisine sokmuyorsunuz?"
Kutay cevap veriyor: "Elbette hain değildi. Dünyanın en namuslu adamlarından biriydi. Ölürken yastığının altından parasızlıktan alamadığı ilaçlarının reçeteleri çıktı. Bunu Tarık Mümtaz Göztepe anlatıyor. Ve cenazesini rehin ettiler San Remo'da. Akrabaları, arkadaşları cenazeyi kaçırdılar da gömüldü. Bunlar hakkında hüküm verebilmek için önce bilgili olmak lazım. Bakın Hazine-i Hassa Reisi Refik Bey'i çağırıp sayım yaptırdı gitmeden evvel. Nuriye Hanım, oradan kaşıkçı elmasını alıp gidebilirdi. Hakkıydı, ailesinin çünkü. Kesinlikle bunlar namusu müeccem.
Daha sonra şöyle devam ediyor: "Kafanız hiç karışmasın devrimlerin kaderi budur. Evet, Atatürk, Vahdettin'e 'vatan haini' dedi ama bence hata etti. Ama o günkü şartlara göre onu demesi aşağı yukarı bir çaresiz savunmaydı. Atatürk, Cevat Üstün isimli bir büyükelçinin İkinci Viyana Muhasarası kitabının yeniden tetkikini Türk Tarih Kurumu ilk başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu'ndan istemiş. Çünkü Üstün'ün gördükleri ile herkesin zannettikleri arasında bir aykırılık bulmuş. Bu vesileyle 'Ben de Milli Mücadele'de sarayın hareketini o günün şartlarına göre değerlendirdim ama şimdi elbette başka düşünüyorum' demiş."
Son Padişah Vahdettin'in Atatürk'ü Samsun'a göndermeden kendisine ne kadar para verdiği de, gene bu röportajda gündeme geliyor.
Kutay'ın cevabı şu:
********
Rahmetli Kutay'ın itiraflarını ve
Cemal Kutay hakkında detaylar ve diğer konuları yazının devamında bulacaksınız....
Devamı:
**********

30 Eylül 2008 Salı 00:50 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

Av.MBH

unread,
Sep 29, 2008, 7:38:28 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
    Yahu "Dilekçelerim var yazılacak, uğraşmayayım şu gerici propagandasıyla, nasıl olsa insanlar yutmaz" diyorum, duramadım.
 
    Bayanlar, beyler, hain Kadir Mısırlıoğlu'nun Sebil yayınlarının hain yazarı Tarık Mümtaz Göztepe ("Neden hainmiş?" diyenleriniz de çıkar şimdi: Kuvva-i İnzibatiye Mitralyöz Kumandanı idi, yeter mi?)'nin rezilane yalanlarına ve propagandasına âlet olmak, bir vakitlerin RP.'sinin Hasan Hüseyin Ceylan'ının dillendirdiği ABD yâvelerini tekrarlamak yakışıyor mu sizlere?
 
    Bu lainin ihanetleri liste tutuyor, ben en sonuncularından bir tanesini yazmakla yetineceğim :
 
    Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk Londra Konferansı'na hazırlık olarak Roma-Paris ve Londra'ya gider. İstanbul'a da uğrar, 21.Şubat.1922'de Vahideddin'le görüşür. Meclis'i tanıması isteğine yanıt dahî vermez herif. Yusuf Kemal'in kâtibi Kemal bey, kayınpederinin evinde kalmaktadır, çantasını o evde bıraktığı bir gün özel ajanları marifetiyle çantayı gizlice açtırır, 6 adet gizli belgenin fotoğraflarını çeker, saraydaki beslemelerinden biriyle Rumbold'a verir. (İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold'un 7 Mart 1922 gün ve 232 sy. gizli yazısındaki rapordandır). Bunu Rumbold dahî beklememektedir, padişahın bu köpekçe bağlılığına şaşırır. Kuşkulandığından mıdır, dengeleri gözettiğinden midir, ziyaretine gitmez. 25 Mart 1922 günü Tevfik paşayı ona yollar Vahideddin. İngiltere'yi Hilâfet'in hamisi olarak tanıyan ve ilan eden, Boğazlar'ı da ona veren bir özel anlaşmayı teklif olarak sunar.
 
    Bu işe (düşman lehine casusluk) vatan hainliği denmezse ne denir? Sevgili Halife'niz "İslam'ın Hilafeti'ni" bir paspas gibi İngiltere'nin önüne sermekten çekinmiyorsa, bu herif-i nâşerifi hâlâ daha savunanlar aleyhinde "ulusal bilinç ve duyarlılığı zayıflatmak için kasden propaganda yapmak" suçlamasını ileri sürmek hak olmuyor mu?
 
    Lâfı uzatacak değilim, Turgut Özakman'ın "Vahideddin, M.Kemal ve Millî Mücadele" adlı eserinin 250.sayfasından itibaren okuyun. Bunun 399.sayfasında da, kendi beyannâmesi vardır; bizzat kendisi, 16.Nisan.1923'te El Ahram'da yayımlanmış olan bu beyannâmesinde, Atatürk'ü ulusal mücadele yapması için Anadolu'ya gönderdiği iddiasını reddetmişti. Vahideddin'ciler (aslında Vahideddin'ci değil onlar, Atatürk düşmanı, şeriatçı-mandacı/emperyalist uşağı takımı) Vahideddin'den de Vahideddin'ci!!
 
    ABD/AB'nin tuzaklarına düşmeyin, dindarsanız dindarlığınız sizi şeriatçılığa sürüklemesin, arada çok büyük fark olduğunu gözden kaçırmayın. Pusula bellidir : Bilimsel düşünce ve akılcılık, tarihe nesnel ve materyalist bakışın verdiği bilinç, Atatürk'çülük. O kadar...
 
    Saygılarımla,
    Av.Murat

ahmet dursun

unread,
Sep 29, 2008, 6:35:16 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Alman Doğu Enstitüsü Müdürü Udo Steinbach
 
- Sorun, Atatürk'ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur...
 
***
 
Prof. Dr. Ergun Özbudun!.. Hani şu AKP'nin yeni anayasa tasarısını hazırlayan komisyonun başkanı!.. Aynı zamanda Türk Demokrasi Vakfı'nın kurucu başkanı :
 
- Olan şey, Mustafa Kemal'in var olmayan, farazi bir varlığı, Türk milletini ayağa kaldırarak ona hayat vermesiydi. Onun girişmiş olduğu projenin gerçek boyutlarını bize veren ve düşüncesinin ütopyacı niteliğini ortaya çıkaran, olmayan bir şey için sanki varmış gibi çalışması ve onu var etme yolundaki kabiliyetidir

 
***
 
Yeni Mandacılar
 
Ümit Zileli
umitz...@gmail.com
 
24 Temmuz 2008 00:00
 
Son günlerde Alev Coşkun'un "Yeni Mandacılar" isimli kitabını okuyorum...
 
Sonunda söyleyeceğimi, başında söyleyeyim; içinde yaşadığımız kepazeliği gayet açık, gayet net özetliyor!.. Sevgili Coşkun, 1919'da dedelerinin başaramadığı "ülkeyi emperyalizme peşkeş çekme" görevini, torunların nasıl son aşamalara dek getirmeyi becerdiklerini belgeleriyle ortaya koyuyor...
 
Önce terimlere açıklık getirelim: Uluslararası hukuk literatüründe manda, "kendilerini yönetebilecek derecede örgütlenme düzeyine erişmemiş ülke ya da sömürgelere uygulanan güdüm yönetimi" olarak açıklanıyor. İyice basitleştirecek olursak; manda, geri kalmış, kendini idare etmekten aciz bir ülkenin, gelişmiş bir Batı ülkesinin vesayeti altına girmesidir.
 
İşte, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı aydınlarının tartıştığı "zillet" buydu, "İngilizlere mi sığınalım, ABD'nin şefaatini mi dilenelim!.." Halide Edip Adıvar, Mustafa Kemal'e yazdığı ünlü mektubunda şöyle diyordu:
 
"... Biz kendimiz için Amerika mandasını ehveni şer görüyoruz. Filipin gibi vahşi bir memleketi bugün kendi kendini idareye kadir modern bir makine haline koyan Amerika, bu hususta çok işimize geliyor... Amerika da tabii mahzursuz değildir.. izzetinefsimizden(onurumuzdan) epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz..."
 
Tarihte 15 devlet kurmuş, yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş Osmanlı'nın bir aydınının kendisini Filipinler'le eş tutma utancına ve diğer tüm mandacı isteklere Mustafa Kemal hep şu sözcüklerle yanıt verdi:
 
- Ya istiklal ya ölüm!..
 
O zamanın mandacıları, sonrasının işbirlikçileri, kapısına bağlandıkları emperyalistler kaybedince sindiler, yeraltına çekildiler... Ama hiç vazgeçmediler!.. Büyük devrimcinin ölümünden sonra başlattıkları devrimi çökertme atağının üzerinden tam 60 yıl geçti...
 
- Bugün 1919 koşullarından çok daha ağır bir süreci yaşıyoruz!..
 
Alev Coşkun'un kitabını okurken, yıllar önce yazdığım "İşbirlikçiler" dizisinde yer verdiğim bir konuşmaya rastladım. Alman Doğu Enstitüsü Müdürü Udo Steinbach'ın bir konuşmasının şu bölümünü birlikte okuyalım:
 
- Sorun, Atatürk'ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur... Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yok ettiler, sonra da Rumları...
 
Bu konuşma beni hiç şaşırtmamıştı!.. Türkiye'ye diz çökertmek üzere görevlendirilmiş aşağılık bir ajanın söyledikleriydi ve gayet de uyarıcıydı!.. Ama "Yeni Mandacılar" kitabında birkaç sayfa sonra gördüğüm şu satırlar, aslında hem içeriden hem dışarıdan nasıl bir geleceğe mahkûm edilmek istendiğimizi olanca çıplaklığı ile gösteriyordu:
 
- Olan şey, Mustafa Kemal'in var olmayan, farazi bir varlığı, Türk milletini ayağa kaldırarak ona hayat vermesiydi. Onun girişmiş olduğu projenin gerçek boyutlarını bize veren ve düşüncesinin ütopyacı niteliğini ortaya çıkaran, olmayan bir şey için sanki varmış gibi çalışması ve onu var etme yolundaki kabiliyetidir...
 
Yazarken utandığım, Udo Steinbach'ın söylediklerine rahmet okutacak bu satırların sahibi Prof. Dr. Ergun Özbudun!.. Hani şu AKP'nin yeni anayasa tasarısını hazırlayan komisyonun başkanı!.. Aynı zamanda Türk Demokrasi Vakfı'nın kurucu başkanı!..
 
Son olarak, daha birkaç gün önce bir Kanada gazetesine demeç veren AKP'li Suat Kınıkoğlu'nun söylediklerini paylaşalım:
 
- Siyah Türkleri temsil etmekten gurur duyuyoruz. Her değişimin kaybedeni olur. Bu değişimin kaybedeni de askerler, rektörler, hâkimler...
 
Ne kadar açık değil mi?!.. Şimdi, başta asker olmak üzere bu üç kuruma yapılan akıl almaz saldırıları yukarıdaki açıklamalarla birleştirin, ne türden bir kadere mahkûm edilmek istendiğimizi göreceksiniz. Yıllar önce üstü kapalı bir şekilde, "Türkiye yalnızca Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir" diyorlardı. Artık "Türkler zaten yoktu"ya kadar geldiler...
 
- Eğer bu denli ucuzsa, çekin ipini gitsin!..
N.K paylaşımından...

30 Eylül 2008 Salı 00:50 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

Dr.Taþkýn Ögel

unread,
Sep 29, 2008, 5:49:29 PM9/29/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Değerli kardeş,
 
bu güzel ülkemizin hiç bir lideri, hain olamaz.
 
mecburiyetleri olabilir.
 
Ammaa,
 
Son ,imparator, tarihini bilenler için konuşuyorum,TARİHİNİ OKUYANLARA,kitap okuyanlara konuşuyorum.VAHTDEDDİN BEY de,ABDULHAMİT BEY de,BİRİNCİ SıNIF- BİRER insandılar.
 
- (yalan- palavra bir makale okumuş) - enteller için yazılmıştır.).Onlara hain diyenler.
 tarihini bilmeyen,cahillerdir.
 
 kurtuluş hareka^atının,sponsorudurler.
 
bu görev abdulhamit döneminde verilmişti.
ve,son imparator.
göreve devam emri verdi
 
 ve great britain oyalandı.
aynı oyunu ecevit yapmıştı.
1972'de


--- On Mon, 9/29/08, Füsun orhan <fuso...@gmail.com> wrote:
From: Füsun orhan <fuso...@gmail.com>
Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

turkmen turaneli

unread,
Sep 30, 2008, 3:59:46 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
SELAM,
 
BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK EDEN OLMAMISDIR SANIRIM

EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI( ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK GITMEZDI....
 
YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI.......
 
HAIN DIYE MHÜRLÜYENLER TÜRKIYEYE SIMDIYE KADAR NE YAPTILAR.
 
1: KARPUZCULUK
 
2: MILLI SOLCULUK
3: BATI JÖN ÜRKCÜLÜK
4: TÜRK BAYRAGI YERINE ............
5: SEVDALARI TÜRK'e GIBI GÖRÜNDÜLER MÜNAFIKLAR.
6: TÜRK MILLETINI 1950 YILINDAN BERI SOYMAYA BASADILAR ALA BITIREEDILER YAGMACILAR
DAHA SAYABILIRIM...
 
ALLAHA EMANED OLUN
 
RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN NE MUTLU TÜRKÜM DIYEBILECEK VE DIYE BILEN CESUR ve CESARETLI YÜREKLERE
 
BÜYÜK TÜRKELI
 
BÜYÜK TÜRK MILLETI ADINA





> Date: Mon, 29 Sep 2008 14:50:04 -0700

> Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

Korgun MAVİ

unread,
Sep 30, 2008, 8:40:13 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bence düşünmeden yazanlar kadar sığ fikirli olunmaz. Türk milletine hainliğe gelince, şu anda iktidarda olanlar buna doğrudan örnektir.
Vahdettin kaçırabilse kaçırırdı o mücevheratı merak etme. Talat paşa mantığı anlaşılıyor ki hala ölmemiş. Ülkeyi gavura teslim eden adam mı vatan haini değil. Geçiniz efendim. O patişah yani başkomutan idi. Tüm osmanlı padişahları gibi ordusunun başına geçip ülkeyi savunmak yerine kendine güvenli ingiliz limanını layık gördü. Şehit olma mertebesinden bile uzak kaldı ve sefil bir hayat sürerek öldü. Şimdi kimse bana Vahdettini savunarak kendi kalbimdeki yerini değiştirmesin lütfen. Ve de bırakın bu osmanlı hayranlığını artık. O kadar süre hüküm sürmüş bir devletin sonunda elimizde kalan avuç içi kadar toprağa bakarak, sonuçta  hiçbir şeyde başarılı olamadığı gerçeğini de görün.
Çok dirayetli ve uhuletli ve dahi suhuletli bi devletlu olsaydı geçer ordusunun başına şehitlik mertebesine kadar yurdu savunurdu. Ölse bile şimdi onu şahadeti nedeniyle saygı ile anardık.
Herkesi aynı kefeye koyan zihniyeti de lanetliyorum. Vahdettini sevmiyoruz ve vatan haini olarak görüyoruz diye memleket mi soymuşuz. Hangi ihaleye fesat karıştırmışız. Hangi kamu toprağını yabancıya peşkeş çekmişiz. Memleketi mi pazarlamışız. Geçiniz efendi geçiniz. Benim bir dedemin babası Çanakkalede şehit olmuş. diğer dedem kurtuluş savaşından gazi Allah rahmet eylesin. Siz kime ne söyleyeceğinizi bile tartamaz duruma gelmişsiniz. O soyguncularla beni aynı kefeye koyamazsınız.
Hadi efendi hadi, sen git kendi akranlarında sığ bilginle kumda oyna.
 
Saygıyla...


30 Eylül 2008 Salı 10:59 tarihinde turkmen turaneli <buyuk-...@hotmail.com> yazdı:

Füsun orhan

unread,
Sep 30, 2008, 9:02:06 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
vahidettin hakkinda konusurken kactigi tarihe de bakmak gerekiyor.
 
kactigi tarih dikkate deger, istanbula ordu girmis, ingilizler cekilmeye baslamirlar, vahidettine saltanatin kaldirildigi bildirilmis. hala istanbulda, bundan 20 gun sonra istanbulda hayat normale dondukten sonra, ambulans ile ingiliz himayesinde kaciyor. gidiyor demiyorum kaciyor. giden alenen ben gidiyorum derdi. oysa o ambulans ile ingiliz askerlerinin korumasinda kaciyor.
 
vahidettini kaciran askerlerin anilarini okuyunuz. bir cogu ingilizceden Turkceye tercume edilmis durumda.
 
saniyorum fetosun kacisini da bu sekilde masumane hale getirmeye calisiyorlar. nede olsa halife ilan etmeye hazirlaniyorlar, kara papazi
 
vahidettin haindir.
 
Ataturke para verdigi hikayesi asilsizdir. ingiliz bankasindan alinan para goreve gonderdigi, subaylarin harcirahidir. ote yandan maliye bakanligi mufettislerince yapilan "kurtulus savasinin mali kaynaklari" isimli arastirmada da saray kaynakli paraya rastlanilmiyor. ayrica gerek bandirma vapurundan indirilen esyalarin, gerekse karakol harekati iel gelen kolilerin mahiyeti ve hacimleri ile birlikte yapilan degerlemede iddia edilen miktar paranin sigacagi koliye ratlanilamamistir.
 
bundan daha buyuk delil olamaz.
 
ote yandan fevzi cakmagin anlattigi iddia edilen hikaye de ihtimal dahilinde degil. dun dedim cuma gunu resmi tatil ne gorusmesi. cakmak da guya cuma gunu gorusmus. yalan.
 
birinci dunya savasinda ne yapiyormus, vahidettinciler birde o gunlere baksinlar. kendisi tahtin varisi olacak, ulke savasta, savas kotu gidiyor, peki padisah ve halefi olacak vahidettin bu gunleri nasil gecirmisler?
 
padisahini seven arastirsin !

30 Eylül 2008 Salı 15:40 tarihinde Korgun MAVİ <korgu...@gmail.com> yazdı:

tuncay demirbaş

unread,
Sep 30, 2008, 9:34:05 AM9/30/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
NİHAL ATSIZ'IN VAHİDEDDİN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ VE SÖYLEDİKLERİ

Osmanlı Padişahlarının en talihsizidir..Bu yüzden kendisine hain
damgası vurulmuştur. Fakat hain değil, bütün Osmanlı Padişahları gibi
vatanseverdir. Velihat iken Almanya'ya gittiği zaman, batı cephesinde
ateş hattı siperlerini gezmiş, her hangi bir umulmadık tehlikeye karşı
başını eğmesi söylendiği zaman "Türk başı düşman karşısında eğilmez"
demiştir.

Neden İstanbul'u terkedip te Anadolu daki milli hareketin geçmediği
sorulabilir.

Sultan Vahideddin bunu yapamazdı. İstanbul'u bıraktığı takdirde,
düşmanlar bu şehri bir daha Türklere vermezlerdi.. Şehzadeleri de
milli harekatın başına yollayamazdı. İngilizlerin, bunu bahane ederek
kendisini atmaları ve askeri işgal altındaki İstanbul'u siyasi ve
ebedi olarak işgal etmeleri de mümkündü.. İstanbul'u ve hanedanı
kurtarmak için baskılara katlanarak oturmuş ve Anadolu'da harekata
başlamaları için güvendiği kumandanları göndermiştir..Kazım Karabekir
Paşa'yı kabul edip de bütün ümitlerin genç Paşalarda olduğunu
söyledikten sonra, Anadolu'ya daha kimlerin gönderilmesini tavsiye
edebileceğini sormuş; Kazım Karabekir Mustafa Kemal Paşa'nın adını
söyleyince, bunu memnunlukla karşılamış, zaten kendi yaveri olan
Mustafa Kemal Paşa'ya büyük güveni olduğu için onu huzuruna çağırıp
konuşmuş..Anadoluya gidip teşkilat kurması için kendisine 40.000 altın
vermiştir. Bu paranın büyük bir kısmı, eskiden beri beslediği yarış
atlarını satmak suretiyle elde edilmiştir.

Daha sonra milli harekata karşı olduğu gibi tavırlar, hep İngilizlerin
baskısı altında olmuştur..Bunun hiçbir fiili değeri olmadığı ve
İngilizleri yatıştırmak için başka çare bulamadığını, gurbet
yıllarında, büyük kızı Ulviye Sultan'a söylemiştir.

Gurbet felaketine büyük bir metanetle dayanan Vahideddin, Mustafa
Kemal Paşa hakkında hiçbir söz söylemediği gibi kimseyede
söyletmemiştir. Son günlerinde Ülviye Sultan'a artık vatana
dönemeyeceğini söyledikten sonra "Siz dönünce benim vatan haini
olmadığımı" anlatın demiştir.

Vahideddin han'ını iki yanlışı vardır: Biri Damad Feridi birkaç defa
sadrazamlığa getirmesidir..Bunu anlamak güçtür. Çünkü Damad Ferid'den
nefret ettiği malümdür. Onu İngilizlerin baskısı ile sadrazam yapmış
olması mümkündür. Bu Damad Ferid Paşa, zekasının kıtlığı ve şahsi
kinlerini öne atması yüzünden devletin işlerini çıkmaza sokmuş; Sultan
Vahideddin'in de felaketini hazırlamıştır.

İkinci yanlışı İngilizlere sığınmasıdır. Hayatını tehlikede gördüğü
için böyle yaptığı muhakkaktır..Hayatı tehlikede olan insanların her
çareye başvurması tabiidir...Fakat Osmanoğulları gibi yüzlerce yıldan
beri ölümle kaynaşmış ve onu bir sevgili gibi bağrına basmaya alışmış
bir hanedan temsilcisi olarak Vahideddin'in ölümden korkması kendisine
yakışmamıştır. Bununla beraber bu meseleler, henüz objektif bir tarih
görüşüyle incelenmediği için, bugünlük daha kesin bir hüküm verilemez.
Şimdiden varacağımız sonuç şudur: Yanlışları ne olursa olsun, Sultan
Vahideddin, bir hain değil ve olamazda...Çünkü o bir Osmanoğludur.

Vahideddin, henüz tarih olmamıştır. İngilizlerle iş birliği yaptığı
hakkındaki sözler doğru değildir. Doğru olsa bile İngilizleri Türkiye
işlerine karışmaya çağıran Mithat Paşa büyük bir vatansever
sayılırken, Vahideddin'in ihanetle suçlanması garip bir haksızlıktır.
Onun hakkındaki hüküm, yakınları tarafından kesin savunulması
yapıldıktan sonra verilecektir.

Osmanlı Hanedanı, Türk tarihindeki ailerin en büyüğüdür. Tarihi
vazifesini şerefle yapıp çekilmiştir. Şüphesiz onlarında kusurları
vardır. Fakat Osmanlı Padişahlarını top yekün küçük görmek ve
göstermeye çalışmak, nihayet, kendi tarihimize ve geçmişimize karşı
nankörlük olur. Hele okul kitaplarında bu gibi düşüncelerin yer
alması, milli terbiye bakımından büyük bir tehliledir.

Artık, tarihimizi nasıl ele alacağımızı öğrenmeli, bu işi yola
koymalıyız. Milletimizin tarihinin nereden başladığını, devletimizin
kurulduğu yılı, büyük bayram günlerini tespit etmeliyiz..

Geçmişin değerlerine saygı... işte milliyetçiliğin ve ahlakın baş
şartı... ne kadar inkilapçı olsak, yine geçmişe bağlıyız. Çünkü: Kökü
mazide olan atiyiz.

NİHAL ATSIZ

(Kaynak..Tanrıdağı, 10. ve 11. sayı, 10 ve 17 temmuz 1942)


On 30 Eylül, 10:59, turkmen turaneli <buyuk-turk...@hotmail.com>
wrote:
> SELAM,
>
> BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK EDEN OLMAMISDIR SANIRIM
> EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI( ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK GITMEZDI....
>
> YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI.......
>
> HAIN DIYE MHÜRLÜYENLER TÜRKIYEYE SIMDIYE KADAR NE YAPTILAR.
>
> 1: KARPUZCULUK
>
> 2: MILLI SOLCULUK
> 3: BATI JÖN ÜRKCÜLÜK
> 4: TÜRK BAYRAGI YERINE ............
> 5: SEVDALARI TÜRK'e GIBI GÖRÜNDÜLER MÜNAFIKLAR.
> 6: TÜRK MILLETINI 1950 YILINDAN BERI SOYMAYA BASADILAR ALA BITIREEDILER YAGMACILAR
> DAHA SAYABILIRIM...
>
> ALLAHA EMANED OLUN
>
> RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN NE MUTLU TÜRKÜM DIYEBILECEK VE DIYE BILEN CESUR ve CESARETLI YÜREKLERE
>
> BÜYÜK TÜRKELI
>
> BÜYÜK TÜRK MILLETI ADINA
>
> > Date: Mon, 29 Sep 2008 14:50:04 -0700> Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.> From: tuncaydemirba...@gmail.com> To: cihan-tu...@googlegroups.com> > > SULTAN VAHiDEDDiN HAiN Mi?YOKSA ALiM Mi?> KIMINE GIRE ALIM KIMINE GORE ZALIM KABUL EDILEN VAHIDEDDIN HANI'IN> GELIN TARAFLI TARAFSIZ TARIHCILERIN SOZLERINI DERLEYEREK YAPTIGIMIZ> ACIKLAMADAN DINLEYELIM VE KARARIMIZI KENDIMIZ AKLIMIZLA VERELIM!> TARIHIMIZIN EN BUYUK SORU iSARETi!!!ATATURK iLE VAHiDEDDiN HAN> ARASINDAKi DiALOG> > SULTAN MEHMED VAHiDEDDiN HAN KiMiLERiNE GORE iSTiKLAL SAVASIMIZIN> GERCEK ORGANiZATORU,KiMiLERiNE GOREYSE ISTIKLAL SAVASIMIZI ENGELLEMEK> ICIN KURULAN YESIL ORDU DUSUNCESININ MIMARI!> > ANLAYACAGINIZ IKI ARADA BIR DEREDE KALMIS BIR PADISAHTIR.BUDA COK> NORMAL CUNKI YAKIN TARIHIMIZ TARIHLE DEGIL SIYASI MENFAATLERLE> YAZILIYOR NE YAZIKKI...OYLE BIR IZLENIM VERILMISKI BUGUNE DEK SANKI> SULTAN VAHIDEDDIN HAN HAKLI CIKARSA MUSTAFA KEMAL ATATURK HAKSIZ TERSI> OLURSA ISE VAHIDEDDIN HAKSIZ CIKACAK.BU ANLAYIS ICINDE KITLELER> VAHIDEDDINCI-ATATURKCU BUNA BAGLI OLARAK LAIKLIKCI-> SERIATCI,CUMHURIYETCILER-HILAFETCILER,CAGDASLAR-MURTECILER vs,vs...BU> TARTISMALAR ARASINDA BIZ BIR CAGI KAPATIP YENI BIR CAGI ACAN BIR> MILLETKEN YASADIGIMIZ CAGI BILE KACIRIP GERISINDE KALAN BIR MILLET> HALINE GELDIK...> > SULTAN VAHIDEDDIN 4 TEMMUZ 1918 TARIHINDE TAHTA CIKTI.DAHA TAHTA> OTURDUGU GUN I.DUNYA SAVASININ KORKUNC SONUCLARIYLA YUZLESTi,ARADAN 4> AY BiLE GECEMEDEN UGURSUZ MONDROS MUTREKESi iMZALANDI.30 EKiM 1918> TARiHiNDE OSMANLI iTiLAF DEVLETLERi TARAFINDAN iSGAL EDiLMEYE BASLANDI.> 1920 YILI 16 MARTINDA MUTTEFIK DONANMASI ISTANBULA GIRDI VE ULKENIN> DORT BIR YANINA DUSMAN ASKERLERi GiRDi.TUM ORDU SiLAHSIZLANDIRILIRKEN> SADECE PADiSAHIN GUVENLiGi iCiN 700 ASKERLiK BiR TABUR SiLAHLI OLARAK> PADiSAHIN EMRiNDE KALDI.VAHiDEDDiN HAN iSE DUSMAN ASKERLERi ARASINDA> CIKAN AYASOFYA'YA CAN TAKILACAGI SOYLENTILERI UZERINE KENDISI> DOLMABAHCE SARAYINDA IKAMET EDERKEN EMRINE VERILEN 700 ASKERI AYASOFYA> CEVRESINE MEVZILENDIREREK DEDESi FATiH SULTAN MEHMED HANI'IN> VASiYETiNE SAHiP CIKTI.VE KENDiNDEN ONCE HALK VE MUSLUMANLAR iCiN> MANEVi DEGERi COK YUKSEK OLAN AYASOFYAYI KORUMALARINI> SAGLADI...VAHiDEDDiN HAN DURDUGU YERDE BiSEY YAPAMAYACAGININ> FARKINDAYDI VE ANADOLUYA GECEREK HALKLA BIR DIRILIS HAREKETi> BASLATMAYI PLANLADI ANCAK INGILIZLER ISTANBUL'U TERK EDERSE> ISTANBUL'UN YONETIMINI RUMLARA VERECEGINI SOYLEYEREK BUNDAN> VAZGECMSEINI SAGLADILAR.> > VAHiDEDDiN HAN VAZGECMEDi ALMANYA'YA YAPTIGI YOLCULUKLAR SIRASINDA> KENDiSiNE ESLiK EDEN VE COK GUVENDiGi YAVERLERiNDEN MUSTAFA KEMAL> PASA'YI SARAYA DAVET ETTi;ve dediki;> > "PASA PASA!!!SIMDIYE KADAR DEVLETE COK HIZMET ETTINIZ BUNLARI TARIH> YAZACAKTIR AMA ASIL SIMDI YAPACAGINIZ HIZMET HEPSINDEN MUHIM> OLABILIR;SIZ DEVLETI KURTARABILIRSINIZ CENAB-I ALLAH MUVAFFAK ETSIN"> > "OSMANLI ARSIVLERINDEN BASKA KENDISIDE ATATURKCU BIR YAZAR OLAN> ARASTIRMACI MURAT BARDAKCI YAYINLADIGI (SAH BABA) ISIMLI ESERINDE> KONUYU BU SEKILDE AKTARIYOR"> > MASRAFLARI ICIN BIR MIKTAR PARA VERDI ISGAL KUVVETLERINDEN IZIN> ALDI(CURUKMUYDU SAGLAMMIYDI TARTISMALARIYLA KAVGALAR URETTIGIMIZ> MESHUR"BANDIRMA VAPURUYLA"ANADOLUYA(SAMSUN'A)GONDERDI,BOYLECE ISTIKLAL> MUCADELESININ TEMELI ATILMIS OLDU...> > KISACASI BIRLIKTE DEVLETIN BEKASI ICIN MUCADELE EDEN IKI KAHRAMANI> BIRBIRLERINE DUSMAN GOSTERECEK KADAR SIYASETE DAYALI BIR TARIH> GORUSUNU BEYINLERIMIZ EMPOZE EDIYORLAR.OYSA VAHiDEDDiN HANDA ATATURKTE> BU ULKENIN IYILIGINI ISTIYORLARDI.> > SULTAN VAHIDEDDIN HAN ANKARANIN SALTANATA SICAK BAKMADIGINI BILIYORDU> SALTANATIN VE HALIFELIGIN KALDDIRILACAGINI SEZEN VAHIDEDDIN HAN HEM> HALK ARASINDA KURULACAK CUMHURIYETE KARSI IKILIK YARATMAMAK HEMDE OC> ALMA SENDROMUNA DUSENLERIN ELINDEN HALIFELIGI KURTARMAK ICIN 17 KASIM> 1922 DE "MALAYA" ISIMLI BI INGILIZ ZIRHLISIYLA ISTANBULU TERK> ETTi.ZATEN 5 KASIMDA SALTANAT 101 PARE TOP ATISIYLA SALTANAT> KALDIRILMISTI PADISAHLIK SONA ERMIS SULTAN VAHIDEDDIN VATANDAS> VAHIDEDDIN OLMUSTU.YANI YURT DISINA CIKAN SULTAN DEGIL VATANDASTI> ARTIK VE ELINDE YAPACAK BISEY KALMAMISTI.MALTA,MEKKE VE HiCAZ'IN> ARDINDAN ITALYANIN SAN REMO KENTINE YERLESTI VE BIR VILLA TUTTU.> > ESKI DOSTU OLAN ITALYA KRALI EMANUEL BOS OLAN SARAYLARDAN BIRINE> YERLESMESINI RICA ETSEDE VAHIDEDDIN BUNU REDDETMISTIR.ISTANBULU> TERKEDERKEN DEVLET HAZINESINDEN AILE YADIGARI HANEDAN ARMASINDAN BASKA> HICBIRSEY ALMADIGINDAN FAZLA ZAMAN GECEMEDEN DARA DUSMUS VE ARMANIN> UZERINDEKI ELMAS VE YAKUTLARI SATARAK BIR SURE DAHA IDARE ETMISTIR.> > YAVERI BIR GUN;> > "KILERIMIZDE BIR KURU SOGAN BILE KALMADIGINI BILMEZMISINIZ HALA GELEN> TEKLIFLERI REDDEDIYORSUNUZ?"> > DEMESI UZERINE VAHIDEDDIN HAN;> > "FAHRI BEY!MAIYET-I SANIYEMDE BULUNMAYA MECBUR DEGILSINIZ BU HAYAT> SIZE ZOR GELIYORSA AYRILINIZ!BEN MUSLUMANLARIN HALIFESI SIFATIYLA BIR> GAYRI MUSLIM HUKUMDARIN IHSANINI KABUL EDEMEM"> > VAHIDEDDIN ANADOLUDAN GELENLERE HEP ULKENIN DURUMUNU SORAR> CUMHURIYETIN KURUCULARI ALEYHINDE KONUSMAYA YELTENENLERI SERT BIR> HUKUMDA BAKISYLA SUSTURUR VE PESINDEN;> > "ONLAR BIZIM PASALARIMIZDIR!GIYAPLARINDA KONUSULMASINI ARZU ETMEYIZ!> SALTANAT VE SARAYIN YIKILMASI ONEMLI DEGILDIR!ONEMLI OLAN MILLETIN> KURTULMUS OLMASIDIR!SEKLINDE KONUSUP SUKREDIYORDU...> > KOSKOCA OSMANLI SULTANI YOKLUK ICINDE YASADIGI YERDEKI ESNAFA BORCLU> OLARAK OLMUS VE OLDUGUNDE ORADAKI ESNAF NAASINI ESIR ALMISTI> (BORCLARINA KARSILIK)YAVERLERI PARA BULAMAYINCA ITALYAN KRALININ> VERMEK ISTEMESINI VASIYETE IHANET ETMEMEK ADINA KABUL ETMEMIS VE NAASI> GIZLICE MISIRA KACIRMISLARDIR .VASIYETINDE SELAHATTIN EYYUBI TURBESINE> GOMULMEYI ISTEYEN VAHIDEDDIN HAN TURBEDE YER KALMAMASI UZERINE YAVUZ> SULTAN SELIM HAN'IN TURBESINE DEFNEDILDI.ORADAKI MUSLUMAN HALKTAN> TOPLANAN PARALARLA ESNAFA OLAN BORCLARI ODENDI VE HUZUR ICINDE YATMASI> SAGLANDI...> > SIMDI TEKRAR DUSUNUN ATATURK MU?YOKSA VAHIDEDDINMI DIYECEKSINIZ ?YOKSA> ONLAR ZATEN AYNI DAVA UGRUNDA YASAMISLARMI?BU KARARI ARTIK KENDINIZ> VERIN....> > ALINTIDIR> > On 29 Eylül, 21:47, tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com>> wrote:> > N. Kemal Zeybek> >> > Hainmi?> > 21.07.2005 - 02:02 .> >      "Halka ve Olaylara TERCÜMAN" gazetesinin 10 Nisan 1976 günkü> > sayisinda "Maresal Fevzi Çakmak in Anilari"ndan bir bölümü birlikte> > okuyalimmi?..> >       Vahdettin, Fevzi Pasa ya Pasa durumu görüyorsun. Bu isler ancak> > Anadolu da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu da teskilat> > kuracak pasalarin listesini yapip getirin der.> >      Fevzi Pasa ertesi Cuma listeyi takdim eder. Vahdettin dikkatle> > inceledikten sonra sorar:> >      - Pasa, Mustafa Kemal hirsizmi?> >      - Hayir Padisahim.> >      - Bir namussuzlugu, ahlaksizligi var midir?> >      - Hayir Padisahim.> >      - Beceriksiz ve kabiliyetsizmi?> >      - Hayir efendim.> >      - O halde bu listeye niçin onun adini almadiniz?> >      - Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilikçi, öteden beri cumhuriyet> > taraftaridir, der.> >      Bunun üzerine Vahdettin, elindeki kâgidi masanin üzerine birakir,> > ayaga kalkar, pencereye yönelir, limandaki gemileri göstererek der ki:> >      - Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket> > kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine selamlarimla birlikte> > teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa yi görecegim.> > SAHBABA> >      Murat Bardakçi nin Sahbaba adli eserinden de bir bölümle bu> > konuyu gelistirelimmi?..> >       Ordunun önde gelenleri 1919 Mart inda bir gece Erenköy de bir> > köskte toplanirlar ve geç saatlere kadar tartisirlar. Direnisin Nuri> > Pasa liderliginde yürütülmesine karar verirler. Toplanti dagilmak> > üzere iken köske Rafet Pasa gelir ve Nuri Pasa nin liderligine itiraz> > eder. O ise geçmisinde Çanakkale gibi bir basarisi olan Mustafa Kemal> > Pasa nin liderligini savunur. Toplanti sil bastan tekrar baslar ve> > sonunda Mustafa Kemal Pasa nin liderliginde karar kilinir. Toplantinin> > kararlari yazili olarak Sadrazam Ferit e, o da Vahdettin e Askerler> > Mustafa Kemal Pasa yi istiyorlar diye sunar.> >      Vahdettin listeyi yegeni Sami Bey´le istisare eder o da:> >      ´Cumhuriyetçi oldugu söyleniyor, hanedaninizi düsünün´ der.> >      Vahdettin;> >      ´Nerede hanedan? Hepsi hanendegân oldu. Madem ki en iyi> > askerimizdir, diyorlar onun gitmesi lazim. Eski pasalar kiskaniyorlar> > onu. Bu adam bir is yapacak´ demistir."> >       Iki Kader Iki Lider adiyla Harun Özdemir in yazdigi kitabi bu> > günlerde okudum. Bu bilgileri de o kitaptan aldim.> >      Vahdettin'in Nerede hanedan? sözüne dikkat etmeli. Akilli bir> > adamin akilci bir yaklasimidir.> > NE HAINI?> >      Evet Osmanli hanedani için dünya tarihinde en uzun süre hüküm> > süren hanedan derler... Ama artik bitmisti, tükenmisti, yozlasmisti,> > gücü mecali kalmamisti.> >      Vahdettin, Türk için bir sonu temsil ediyordu.> >      Mustafa Kemal Pasa ise taze bir baslangiçti. Gelecekteki Türk ün> > yeniden dogusuydu.> >      Mustafa Kemal Pasa o adamdi ki, karar vermisti ve kurtulusu> > basaracakti. Yeniden kurulusu da...> >      Ama yine de Servet Kabakli dostumun sordugu soruyu da
>
> ...
>
> tamamını oku »

Eyup YALCIN

unread,
Sep 30, 2008, 8:47:32 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Daha önceki maillerimde attım ama tekrar atayım. Okumadan yorum yapan arkadaşlarımız var demekki. Ya da bilinçli olarak yapıyorlar bunu.Atatürk'ü ( Ülkesini kurtarmak için savaşan birisinin idam fermanını imzalayan tabiki haindir. ) Ekli dosyayı lütfen okuyunuz....
 
              Ekli dosyada gizli kalmış meclis tutanakları vardır. Burada 5 ve 6. sayfayı okursanız Vahdettin'in Vatan Haini olduğunu ve aşağıda taşıdığım emri kendisinin verdiğini okuyabilirsiniz!!!
 
 

Sadrazam Ferit Paşa’nın emriyle, Mustafa Kemal Paşa’nın hemen yakalanıp İstanbul’a gönderilmesi istenir.

Padişah Vahdettin’in Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öldürülmesi için 10 Nisan 1920 tarihinde fetva yayınlar.

4 Mayıs 1920 tarihinde İstanbul Birinci Sıkıyönetim Harp Divanı verdiği kararla Mustafa Kemal Paşa’nın resmi rütbe ve nişanlarının alınıp idamla cezalandırılmasını kararlaştırır. İdam kararı 24 Mayıs 1920 tarihinde padişah Vahdettin tarafından onaylanır.


Saygılarımla,
E.YALÇIN

 
--- On Tue, 9/30/08, Korgun MAVİ <korgu...@gmail.com> wrote:

Atatürkün konuştuğu Gizli Kalmış Meclis Tutatanakları..doc

Eyup YALCIN

unread,
Sep 30, 2008, 9:12:20 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sn Dursun;
 
              Atatürk'ün çok zeki bir kişi olduğunu bazıları kabul etmese bile dünyada bir çok alim ve siyasetçi bunu kabul ediyor. Siz kendinizde alıntı yaptığınız yerde ifade etmişsiniz:
 
             ''Evet, Atatürk, Vahdettin'e 'vatan haini' dedi ama bence hata etti. Ama o günkü şartlara göre onu demesi aşağı yukarı bir çaresiz savunmaydı. ''
 
              Yani bu kadar değerli bir kişi olan Atatürk, gerçekleri görememiş ve Kutay'ın yorumuna göre hata etmiş !!!
           
             Kutay'ın bunu söylemesi Atatürk'ün bu görüşünü, tespitini değiştirmez. Çünki Atatürk olayları birebir yaşamıştır. Kutay'ınki sadece yorum...
 
             Vahdettin daha öncede naklettiğim gibi Atatürk için idam fermanı çıkartmış mıdır ?
 
Saygılarımla,
E.YALÇIN
 
 

--- On Mon, 9/29/08, ahmet dursun <ahmetdu...@gmail.com> wrote:
From: ahmet dursun <ahmetdu...@gmail.com>
Subject: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

Eyup YALCIN

unread,
Sep 30, 2008, 9:15:08 AM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
              Tarih bize öyle söylemiyor, her toplumdan milletten hainler çıkar. Bunlar ya çıkar karşılığı, ya da başka nedenden dolayı ülkelerine ihanet etmişlerdir. Neden önemli değildir, sonuç önemlidir.
 
Saygılarımla,
E.YALÇIN

--- On Mon, 9/29/08, Dr.Taþkýn Ögel <drtask...@yahoo.com> wrote:

Av.MBH

unread,
Sep 30, 2008, 12:46:48 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu görüşler Vahideddin'in hain olmadığını değil, Nihal Atsız'ın (haydi
"hainliğini" demeyeyim) Atatürk düşmanlığını gösterir.
----- Original Message -----
From: "tuncay demirbaş" <tuncayde...@gmail.com>
To: "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 30, 2008, 1:02:29 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın HATTATOĞLU merhaba, bu konuyu daha öncede yazışmıştık, lütfen okuyunuz.

Atatürk'çü geçinen Türk ve Türkçü düşmanı bazı kesimler tarafından, Nihal Atsız'ın Rıza Nur ile ilgili görüşlerini temel alarak Nihal Atsız'a Atatürk düşmanlığı isnad etmektedirler.
 
Bu konu çok tartışıldı. Tartışılanlara bakarak bir yorum yapmaya kalkarsak şüphesiz yanılacağız. Çünkü iki ağızın tek şey söylemediği bir dönemde yaşıyoruz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Bakanlık yapanlar, cumhuriyetin kuruluşu esnasında Ulu Önder Atatürk ile birlikte omuz omuza çarpışıp cumhuriyetin kurulmasına destek verenlerdir. Buna örnek Mahmut Esat BOZKURT'tur. Hukukçu olan Mahmut Esat BOZKURT, cumhuriyeti kurmak ve milli bağımsızlığı sağlamak için çarpışmış, cumhuriyetin ilanından sonra da mesleğiyle alakalı olarak Adalet Bakanlığı görevini üstlenmiştir. Bu yönde verilebilecek daha pek çok örnek bulunmaktadır.
 
Dr. Rıza NUR iki dönem milletvekilliği yaptı, iki defa hükümette görev aldı,  24.12.1921 - 27.10.1923 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı yapmıştır. (http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGos...57CB4DF4A46466) 
Lozan Konferansı'na katılarak Türkiye adına imza attı. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yazdığı 14 ciltlik "Türk Tarihi" adlı eserinde Kurtuluş Savaşı'nı çok başarılı şekilde anlatmış ve Atatürk'ü de bir hayli övmüştü... 1926 yılında Türkiye'den ayrılarak Fransa'ya yerleşti ve 1928 yılında "Hayatım ve Hatıralarım" isimli anılarını yazmaya başladı. Anılarını, 1935 yılında British Museum'a "1960 yılına kadar kimsenin okumaması ve herhangi bir yerde yayınlanmaması" koşuluyla gönderdi. Bu anılar, 1967-1968 yılında 4 cilt halinde Türkiye'de yayınlandı.

Cumhuriyete ve Atatürk'e muhalif bir kişinin cumhuriyetin ilk yıllarında Bakanlık yapması mümkün değildir. Rıza NUR Bakanlık yaptığına göre demektir ki Ulu Önder Mustafa Kemal'in yanında olmuş ve cumhuriyetin kuruluşunda uğraş vermiştir. Fakat daha sonra, yurtdışına çıktıktan sonra yazdığı bir kitapta Ulu Önder aleyhinde de yazılara yer vermiştir. Zaten bundan sonra da Atsız Ata ile hiç görüşmemişlerdir. Bu kitabı yazdığı dönemde de Rıza NUR'un akıl sağlığının yerinde olmadığı bilinmektedir.

Anıları haricinde Rıza Nur'un Atatürk hakkında olumsuz ifadeler içeren bir kitabı veya makalesi yoktur, ters söylemlerde bulunduğunu da duyan olmamıştır. Şartlar gereği, anılar yayınlanmadan önce ne Nihâl Atsız, ne de başka bir kişi, anıların içeriğinden haberdardı. Fakat Nihâl Atsız bu anıları okuduktan sonra bir daha Rıza Nur'un adını anmamıştır.
Belki de yayınlanan anılar Rıza Nur'un kendisi tarafından yazılan anılar değildi, birisi (veya birileri) bir sahtekarlık yaptı...
Sözün özünede gelmek gerekirse, Mahmut Esat BOZKURT'un ağzından dökülenler;

- TÜRK HAKLARI'NDAN İSTİFADE EDEBİLMEK İÇİN TÜRKLÜĞÜ BENİMSEMEK, TÜRK HARSINI (kültürünü) KABUL ETMEK, TÜRKLÜĞÜ DUYMAK, TÜRK MENFAATLERİNİ KENDİ MENFAATİ YAPMAK, ONA HÜRMEK ETMEK, "TÜRK'ÜM" DEMEK, TÜRKLÜĞÜ HARSİYLE, HİSSİYLE KABUL ETMEK LÂZIMDIR!.. BUNLARI SAMİMİYETLE BENİMSEYENLERİ, YAPANLARI TÜRK SAYARIZ!... KİM OLURSA OLSUN!..

İşte açık!.. TÜRKİYE'de hâkim unsur ÖZ-BE-ÖZ TÜRKLER'dir!.. Onların sahip olduğu haklara sahip olmak isteyen diğer unsurlar da içinde yaşadığı bu VATAN'ı, ekmeğini yediği bu DEVLET'i ve kendisine bu imkânı sağlayan TÜRK MİLLETİ'ni gönülden benimsediği takdirde TÜRK sayılır. "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYEN"in mutluluğu işte budur!.. Biz onu kendimizden ayırmayız!.. Ancak o kendini bizden ayırırsa, her türlü hakkını kaybeder!

"Ben TÜRK değilim, benim kimliğimi tanıyın" diyene yapılacak bir tek şey vardır: Onu TÜRK sayan NÜFUS KÂĞIDI'nı, yani KİMLİK belgesini elinden alıp, "Tamam, şimdi istediğin kimliğe bürün, git kendine başka bir yer bul," demek!..

"Bu devlet benim devletim değil... biz ayrıyız... biz ayrılmalıyız... bize de özel haklar verilsin" diyenlerin hepsi, kendilerine TÜRK KİMLİĞİ bahşeden NÜFUS KÂĞIDI'ndan arındırılmalıdırlar!..

Türk Milliyetçiliği demek olan Türkçülük saf ve kutsal bir dava olduğu için ona çamur atmak, Türkiye'deki bazı kendilerini aydın olarak tanıtan bilhassa eski tüfek sosyalistler ve komünistlerden mürekkep 68 kuşağı döküntüsü ve özentisi çevreler için adeta bir alışkanlık olmuştur. Aslında bu yeni bir olay değildir. Eskiden beri sadece TÜRK IRKI'NIN üstünlüğünü ve bekaasını savunan onun haricinde fikirleri karşısına almaktan çekinmeyen TÜRKÇÜLÜK neden hor görülmekte ve TÜRK MİLLETİ'NE kökü dışarıda dayanaksız bir fikirmiş gibi gösterilmek istenmektedir?.. Dünyada nasıl bazı akımlar belli kısa süreler zaafında moda olmuşsa mesela hippilik, kürtçülük, komünistlik, sosyalistlik, kapitalistlik vs. ya da ağızlara pelesenk edilmişse zaman zaman da böyle Anti-Türkçülük modası olacaktır. Bu modaya uyan aydınlar (!) kervanına Günay Göksu Özdoğan (Turan'dan Bozkurt'a) ve Rıdvan Akar (Bir Irkçının İhaneti)'dan sonra Çetin Yetkin de Otopsi yayınlarından çıkan "Karşıdevrim" adlı kitabıyla katıldı. Kitabı genel olarak eleştirmekten ziyade bizi asıl alakadar eden "Ekler" bölümündeki "Nihal Atsız ve Türklük" bölümünü irdelemeye çalışacağım.

Nihal Atsız ve Türklük bölümünde genel olarak kanıtlanmak istenen Atsız'ın fikirlerinin çelişkili ve çürük olduğunu kanıtlama ihtiyacıdır. Bunun yanındaki suçlamalar ise şöyle:

1. Atsız'ın Atatürk karşıtlığı
2. Atsız ve Osmanlı hakkındaki düşünceleri
3. Atsız ve Türklerin Dini İnancı
4. Atsız'ın Yahudilerle alakalı çelişkili görüşleri
5. Dr. Rıza Nur konusu

Atsız'ın Atatürk karşıtlığı iddiasını ortaya atanlar genelde sahte rozet Atatürkçüleriyle, zamanında Lenin'e, Mao'ya, Tito'ya, Stalin'e hatta Türk düşmanı Bulgar komünist dikatatör Jivkov'a tapan hayranlık duyan fakat sonradan gördükleri sert tepkiler üzerine birden Atatürkçü kesilen militan anarşistler ve komünistlerdir. Atsız Atatürk'e tarafsız bir şekilde dalkavukluk etmeden değerlendirme taraftarıydı. Ancak bu kesinlikle onun karşıtı olduğu ve Atatürk'e düşman olduğu manasına gelmemelidir. "Çanakkale'ye Yürüyüş" adlı eserinde Atatürk'e hitap olarak:

Asırlar bize yaştır,

Kemal ülküye baştır,

Bize yol göster Kemal,

Anayurda ulaştır.
 

"Toprak ve Mazi" adlı şiirinde de:

Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi,

Bu milletten çıkar mıydı bir büyük "GAZİ"?

dizeleri Atsız'ın Atatürk için düşüncelerini apaçık göstermektedir. Öte yandan Atatürk'ün Tarih Tezi denilen 4 ciltlik okullarda okutulan "Türk Tarihinin Ana Hatları" adlı eserin ilmi yanlışlarından dolayı tenkit ettiği ve bu teze karşı çıkan Zeki Velidi Togan'a destek olduğu için ona gene Atatürk karşıtlığı damgası gene yapıştırılmaktadır. Halbuki bu tarih kitabı daha sonra kaldırılmıştır. Demek ki yanlış yapılan bir işten dönülmüş ve de Atsız haklı bir eleştiride bulunmuştur. Atatürk'ün dış politika anlayışını pasiflik olarak gören zihniyet o günün icabı olarak söylenen politik manevra olarak nitelenebilecek "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünü dayatmayı marifet saymaktadırlar. Ancak şu unutulmamalıdır ki ülkemiz o zaman savaş yaralarını sarmakta ve hem ekonomik hemde sosyal bakımdan toparlanmaya çalışıyordu. Ancak Atatürk sayesinden bu kriz dönemi çabuk atlatılmış ve Türkiye bölgede büyük bir güce ve etkinliğe erişmişti. Balkan Antantı ve Sadabad Paktı bu gücün zirveye ulaştığı noktalardı. Görüldüğü gibi Türkiye içine kapanan pasif bir devlet değil aksine bölgnin lideri olan ve oradaki ülkeleride etkisi altına alan o zamanın süper güçleri olan İngiltere ve Fransa'ya kafa tutan bir konumagelmiş. Tutsak vatan toprağı Hatay'da yurdumuza katılmıştı. Hatta Atatürk manevi kızı Afet İnan'a Kerkük ve Musul'u da Türk Vatanın sınırları içerisine dahil etmek arzusunda olduğunu açıklamıştı. Atsız'ın "Milli Siyaset" adlı makalesindeki:

"Türkiye, Atatürk'ün ölümünden beri pasif bir devlet siyaseti gütmektedir. Atatürk'ün zemin ve zaman icabı olarak, sırf o devir için söylediği " yurtta sulh, cihanda sulh" sözlerini, edebi düsturmuş gibi benimsemiş görünerek siyasetini bu esas üzerinde yoğunlaştırmıştır.

Barış uğruna kimseyi gücendirmemek zihniyeti hakim olmuş ve bu zihniyet, siyasi sınırlar dışındaki Türkler'in ihmalini doğurmuştur. Herhangi bir devlette yaşayan Türkler'le ilgilenmek o devleti gücendirir, tedirgin eder, kızdırır diye âdeta cihan Türklüğü inkar olunmuştur."

cümleleriyle düşüncelerini açıkça ifade etmiştir. Atsız ve Atatürk'ün fikirlerinin tamamen birbirine paralel olduğunu Atsız 3 Mayıs 1944 olayları sonrasındaki polis sorgusundan anlıyoruz:

"Emniyet amiri Atsız'a sorar: "Cumhuriyete taraftar mısınız?

Atsız: Tabiî, hiç taraftar olmaz olur muyum.

E A : Halkçı mısınız?

Atsız: Elbette

E. A : Laik misiniz?

Atsız: Şüphesiz

E. A : Devletçi misiniz?

Atsız: Evet

E. A :İnkılâpçı mısınız?


Atsız: Hayır. Belki bir fikir sonsuz olarak devam edebilir ve mahiyeti bozulamaz. Fakat inkılâpçılık ebediyyen devam edemez. Çünkü mevcut olan düzeni değiştirmek demek olan inkılâpçılık devam edecek olursa ortalıkta değiştirilecek birşey kalmadıktan sonra evvelce değiştirilmiş olanları da yeniden değiştirmek icap eder ki bu da inkılâbı bozmaktan başka birşey olamaz. Onun için inkılâp artık durmalıdır. Artık değiştirilecek bir şey kalmamıştır".

Atatürk ile alakalı bir diğer makalesinde:

"Şunu da unutmamalı ki O Sakarya ve Dumlupınar Meydan Savaşları'nı kazanmış bir kumandan, mahvoldu sanılan bir milleti kalkındıran devlet adamıydı. Tehlike anlarında ülkesini bırakıp gitmiş ve ünvanını durup dururken almış değildi" demektedir. Sonuç olarak Atsız'ın Atatürk düşmanı olduğu iddiasının ne kadar çürük ve temelsiz olduğu ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir eleştiri konusu ise Atsız'ın ırkçı bir yaklaşımda olmasına rağmen başka milletten kadınlarla evlenen Osmanlı hanedanına sahip çıkmasıdır. Atsız TÜRK tarihini bir bütün olarak kabul ediyordu. Şimdiki bazı yobazların İslam'dan önce ya da Atatürk'ün arkasına sığınan bazı sahtekarların Cumhuriyet önceki Türklüğü şanla ve kahramanlıkla dolu tarihini inkar etmelerine karşı çıkması gayet doğaldır. Osmanlı padişahlarının çoğunun yabancı kadınlarla evlenmiş olması Osmanlının bir Türk hanedanı olduğu gerçeğini değiştiremez. Avrupa'daki bir çok hanedanda tarihte farklı milletlerden evlilikler yapmıştır. Mesela Rusya'da Komünizm öncesi hüküm süren Romanov Hanedanından pek çok Çar Alman prenseslerle (mesela I.Katerina ve II.Katerina) evlenmiştir ve de bu prensesler ya Alman prensliklerinden ya da Avusturya Macaristan İmparatorluğu hanedanı olan Habsburglara mensuptular. Bunun haricinde Avusturyalı Habsburg hanedanı Fransa'daki Bourbon Hanedanına (Fransız İhtilalinde Fransa Kraliçesi olan Marie Antoinette Habsburg Hanedanından olup Avusturyalıdır) kız vermiştir ya da kız almıştır. Şimdi hal böyle iken bu milletlere mensup hiçbir tarihçi mesela Ne bir Rus kalkıp Romanovlar Rus değildir, Fransızlar Bourbonlar Fransız değildir veyahut Avusturyalılar Habsburglar Avusturyalı değildir diye gülünç iddialarda bulunmamışlardır. Osmanlı hatalarıyla sevaplarıyla bizimdir , TÜRK Milletine aittir. Çünkü o muhteşem uygarlığı yaratanda Öz TÜRK unsurudur. Ecdadımızın hamam tellaklığını, dalkavukluğunu, soytarılığını, halayıklığını, cariyeliğini, kapatmalığını, iç oğlanlığını kısacası köpekliğini yapan; mensubu oldukları topluluklar tarih boyunca herkesin ayakları altında çiğnenmeye alışmış; devlet kuramayan, medeniyet yaratamayan kanı bozuk kırma devşirmelerin değildir; yalnızca bizimdir. Zaten Çetin Yetkin bu konuda referans kaynaklarından biri Ali Kemal Meram adlı şahsın yazdığı"Padişah Anaları" adlı ilim dünyasında kibarca porno kitabı olarak görülen hiçbir değeri olmayan gayrı ciddi bir eserdir.

Türklerin Din inancı konusunda da Atsız'ın bir makalesinde alıntı yapılarak çarpıtılmış. Atsız Türk-İslam sentezcisi gibi gösterilmeye çalışılmış. Söz konusu makalede de Atsız eğer zorlama olmazsa dış Türklerinde bir gün Müslümanlığı kabul edeceğini yazmış. Fakat Çetin Yetkin bunu değiştirerek bütün Türklerin Müslüman olmasının bir zorunluluk olarak yazmış ve de dolayısıyla çarpıtmıştır. Atsız'ın hiçbir zaman din ile ilgili önyargılı yazıları yoktur. O sadece Cumhuriyet Düşmanı ve Türkler arasında din ayrıca da mezhep kavgasını körükleyenlerin karşısına dikilmiştir. Kürtçü bölücülere karşı "Bağımsız Kürt Devleti Propagandası" makalesinde de şöyle yazıyor: "Bizim burada Doğan Kılıç'tan öğrendiğimiz en önemli husus Şafii, Şii ve Hristiyan Kürtlerin birlikte çalışıp mücadele etmeleridir. Bunu bizim yobazlara ithaf ediyorum. Şamani, Musevi ve Hristiyan Türkler şöyle dursun, Şii Kürtleri bile reddeden bu kaba softaların nasıl bir gaflet, cehalet ve hamakat içinde bulundukları bir kere daha ortaya çıkmış bulunuyor." Ayrıca Çetin Yetkin sadece bununlada kalmıyor Atsız'ın yobazlara askeri okullara ve mülkiyeye girmeleri konusunda ilham verdiğini iddia edecek kadar alçalıyor. Atsız bunu Türkçü gençlere tavsiye etmiştir. Türkçü gençlerde yobazlar yada komünistler gibi TÜRK Devletinin ve Milletinin düşmanı değil aksine onu her türlü davadan üstün tutan insanlardır. Türkçüden anarşist, terörist ya da yobaz çıktığı görülmemiştir. Ama solcuların, yobazların ve etnik özürlülerin bu konuda bayağı bir sabıkası mevcuttur.

Çetin Yetkin yazısının bir yerinde de Atsız'ın Yahudiler hakkındaki görüşlerine yer vermiş ve bunların çarpık gene çelişkili olduğunu öne sürmüş. Atsız'ın önceki makalelerinde Yahudilere ve Siyonizme karşı çıktığını fakat daha sonra Arapları yenip İsrail'i kuran Yahudileri övdüğünü iddia etmiş. Atsız'ın Yahudiler,Siyonizm ve Masonluk konusundaki görüşleri açıktır ki bunlar olumsuzdur ve karşıttır. Ancak Yahudilerin koskoca Arap dünyasını karşılarına alarak yenmeleri, İsrail'i kurarak ekonomik açıdan dünyanın ekonomik güçlerinden biri haline getirmeleri, ondan da önemlisi yok olmuş olan kültürlerini ve dillerini yeniden diriltmeleri takdire şayan bir olaydır. Her dürüst insan bu kadar imkansız işi başaranlara saygı duyar ve takdir eder. Atsız sadece bunu yapmıştır. Yahudilere ve vasiyetinde belirttiği diğer milletlere düşmandır. Fakat bu onların iyi yanlarını da görmesine engel teşkil etmemektedir.

Dr. Rıza Nur ise Atsız için yöneltilen sıradan suçlamalardan biridir. Dr. Rıza Nur, Kurtuluş Savaşında TBMM'de Sinop Milletvekili olarak daha sonra da Maarif ve Sıhhiye Bakanlıklarında görev yapmış ayrıca Lozan Barış Konferansında Türkiye'yi temsil eden heyette İsmet İnönü ve Hasan Saka ile beraber ikinci üye olarak katılmıştır. Daha sonra İsmet İnönü ile anlaşmazlığa düşerek yurtdışına gitmiş ve bir süre Paris'te yaşamış daha sonra Mısır'a geçerek İskenderiye şehrine yerleşerek "Türk Bilik Revüsü" adlı bir mecmua çıkarmış. Bu mecmuada Türk tarihi ve diliyle ilgili makaleler yazmıştır.1940'ta Türkiye'ye dönerek Fakat Paris'te iken yazdığı "Hayat ve Hatıratım" adlı eserinde bilhassa Atatürk'e ve Kurtuluş Savaşına katılmış diğer kişilere içerisinde küfür, hakaret barındıran ağıza alınmayacak iftiralarda bulunmuştur. Bu eseri British Museum'e teslim ederek 1960 yılına kadar açılmaması şartını koşmuştur. Türkiye'ye döndüğü zaman kimse bu eserden haberdar değildi. Döndüğü vakit çıkarmaya başladığı Tanrıdağı adlı dergide de Atatürk'e yönelik bir iftirası ya da ithamı olmamıştır. Dolayısıyla kendisine itibar edilmiş ve öldüğü zamanda onu övücü makaleleri yazılmıştır. Eser Hatıratı ortaya çıkarıp Türkiye'de yayınlatan kişi İslamcı yazar Kadir Mısıroğlu'dur. Atsız'da bu eseri gördükten sonra Rıza Nur'dan kesinlikle bahsetmemiş ve adınıda anmamıştır. Atatürk'e sövenleri Atsız hiç savunmamıştır. Aksine onlarla da polemiklere girmiştir. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet bunlara en iyi misallerdir. Nedense günümüzde kendilerini Atatürkçü olarak ifade belli bir kesim tarafından durmadan yüceltilmişler halanda yüceltilmektedirler.

Türk insanına Atsız dendiği zaman sanki korkunç, ya da gerilim filmlerindeki katillere benzer bir izlenim verilmeye çalışılmaktadır. Basın yayın yoluyla bizlere dayatılmaya çalışan başını eski kızıllar ya da yobazlar şimdinin Liberalcileri, Atatürkçüleri ve Demokrasi Savaşçılarının propagandalarıdır. Atsız'ı en iyi öğrenmenin yolu onun eserlerini okumaktır. Biz Türkçüler de Atsız'ı her yerde tanıtmalı ve ona yönelik iftiralara karşı sessiz kalmamalıyız. Çünkü biz sessiz kaldıkça muarızlarımız gittikçe küstahlaşmakta ve diğer Türkleri de etkileri altına almaktadırlar.



30 Eylül 2008 Salı 19:46 tarihinde Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

Korgun MAVİ

unread,
Sep 30, 2008, 1:11:07 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Vahdettine iadei itibar çalışmaları bakın nerelere vardırıldı. Hem Atatürk hem de Atsız Ata'ya saldırılar oluştu.
 
Elinizi zihninize sağlık sayın Bostancı
 
Saygıyla...


30 Eylül 2008 Salı 20:02 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <ozkanbos...@gmail.com> yazdı:



--
Korgun MAVİ

tuncay demirbaş

unread,
Sep 30, 2008, 1:28:50 PM9/30/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Sizler ne zaman iflah olacaksınız acaba..Her vesile ile ama aralıksız
her dönem Türkçülere Türkün şanlı tarihine hemen saldırıya geçersiniz..
1944 lerde Türkçüleri tabutlukta yatırdınız yetmedimi? Hemde ne için
İnönü'nün staline hoş geçmesi için..Yani Stalin'in paşa gönlü razı
olsun diye..Biraz kendinizden utanın..Vahiddedine İngiltereye kaçtığı
için ağzınızdan küfürler savunarak hain dersiniz ancak sovyet rusya'ya
iltica eden yahudi asıllı nazım hikmeti yere göğe sığdıramaz ve birde
utanmadan sizin deyiminizle yurtsever sayarsınız..eğer vahideddin hain
ise yahudi nazım milyar kere hain oğlu haindir..Birde utanmadan Atsız
hocaya iftira atıyorsunuz..Yazıklar olsun sizin zihniyetinize..Hain
olan bir durum var ise Türkiye'de oda sizin iflah olmaz bu komonist
zihniyetinizdir..
> ...
>
> tamamını oku »

recep demir

unread,
Sep 30, 2008, 1:10:08 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com



Date: Tue, 30 Sep 2008 20:02:29 +0300
From: ozkanbos...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com
arkadaşım slm ya bu ctodan sizlerden bana sürekli  mail gelio bunu nasıl  kapatcaz_?cto die bi yere üye olmadım mail atmazsan sewinirim


Tamamıyla yeni Windows Live Messenger ailesine katıl Buraya tıkla!

Dr.Taþkýn Ögel

unread,
Sep 30, 2008, 1:04:18 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

Değerli araştırmacı kardeşim,
Bilmem mailim size ulaştımı?
 
Tarih okumakta yetersizler böylesi bahtsızlıklar,yaşıyorlar.
Cahillik de ama, boş geçme !!
 
 Osmanlı'yı yıpratmak isteyenler;
 
Atalarımıza ,sövenlerdir.
Hunlar'a, Gökktürklere, uygurlar'ada da sövelim,
 
 Binlerce yıllık tarihimize sövenlere ortam vermeyelim. .
 
 Bunlar entel geçinen bahdsızlardır.
 
Deli'den bir ince nağme.
 
özel  not;
 Bu cahiller,yazdıklarına taraf ararlar.
 
sonra da aldıkları cevaplara göre, agalarına istatistik yaparlar.
 
 
 
 
 

--- On Tue, 9/30/08, Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> wrote:
From: Av.MBH <mbhatt...@gmail.com>
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

Dr.Taþkýn Ögel

unread,
Sep 30, 2008, 1:11:44 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, bandirm...@yahoogroups.com, Bayram ANKARALI, ozel...@tr.net, ozgur...@hotmail.com, psikoloji...@yahoogroups.co.uk
Değerli arkadaşım
Halk olarak ,sürekli medine fukarası gibi himmet bekler ve komu oyunda ses vermezsek. Çingene çalar-Kürt ve Türk oynar.
Sonunda golu Türk yer.
 
 Yan gelip yatmış bir milletiz.
şimdi ağzımızda bir sakız.
 
çiğne dur,işin ne?
mantığı ile batıyoruz.
Entellerin ,ALLAH BELASINI versin.
 sağmalcılar cezaevi eyleminde entelleri gördük.

--- On Tue, 9/30/08, Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com> wrote:

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 30, 2008, 1:40:26 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, tuncayd...@gmail.com
Gercekten dogru ,Nazım nerdeyse kahraman olaccak,Aziz Nesin vatandası vatandas kırdırdı,adam hakkında hic laf yok.Ya pamukcugum,Miami de ev alır,ama bu bir kahramandır.
 
Agzına saglık.
 
Gurbuz

----- Original Message ----
From: tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com>
To: CiHAN TÜRK OLSUN <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Tuesday, September 30, 2008 8:28:50 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.


Sizler ne zaman iflah olacaksınız acaba..Her vesile ile ama aralıksız
her dönem Türkçülere Türkün şanlı tarihine hemen saldırıya geçersiniz..
1944 lerde  Türkçüleri tabutlukta yatırdınız yetmedimi? Hemde ne için
İnönü'nün staline hoş geçmesi için..Yani Stalin'in paşa gönlü razı
olsun diye..Biraz kendinizden utanın..Vahiddedine İngiltereye kaçtığı
için ağzınızdan küfürler savunarak hain dersiniz ancak sovyet rusya'ya
iltica eden yahudi asıllı nazım hikmeti yere göğe sığdıramaz ve birde
utanmadan sizin deyiminizle yurtsever sayarsınız..eğer vahideddin hain
ise yahudi nazım milyar kere hain oğlu haindir..Birde utanmadan Atsız
hocaya iftira atıyorsunuz..Yazıklar olsun sizin zihniyetinize..Hain
olan bir durum var ise Türkiye'de oda sizin iflah olmaz bu komonist
zihniyetinizdir..

On 30 Eylül, 19:46, "Av.MBH" <mbhattato...@gmail.com> wrote:
>     Bu görüşler Vahideddin'in hain olmadığını değil, Nihal Atsız'ın (haydi
> "hainliğini" demeyeyim) Atatürk düşmanlığını gösterir.
>
> ----- Original Message -----
> From: "tuncay demirbaş" <tuncaydemirba...@gmail.com>
> To: "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
> Sent: Tuesday, September 30, 2008 4:34 PM
> Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi
> Vahidettin Milli Eğitim'de.
>
> > > Date: Mon, 29 Sep 2008 14:50:04 -0700> Subject: ..::CTO::.. Re:
> > > VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.> From:
> ...
>
> tamamını oku »

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Sep 30, 2008, 1:45:00 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
nazım hikmet hakında İlhan Darendelioğlu dostumuzun dilinden geniş bir bilgi sunayım yeri gelmişken Tuncay beğ, lütfen okuyunuz;

BİR HAİNİN ÖLÜSÜ İLÂHLAŞTIRILIRKEN

Nasıl adamdır Nazım Hikmet?
 
Kime derler sanatçı?
 
Hele şu mahut basının yaptığı (!) demagoji! Nedir o?
 
1921 yılında Rusya'ya giderek, hak ve hürriyetin ölüsü üzerine kızıl diktatörlüğün oturtulma usül ve taktiklerini öğrendikten sonra Türkiye'ye gelen Nazım Hikmet, "sanat sanat içindir" anlayışından yoksun şiir ve piyesleriyle yerli komünistler için bir nirengi noktası.
 
Kanun dışı bir aldanmış ve aldatılmış serseriler idealini, kızıl sultayı, belirli muhitlere zerk ederek millî ve manevî her müesseseyi öldüren bir enjektör.
 
Türk varlığı aleyhine ve ezelî düşman Moskof lehine gayret gösteren bir casus.
 
"Kan olan yerde hareket olur" tekerlemesinin tüm motif ve çizgilerinde gerçek manasını bulan, yaşantının gayesi kan olan bir vampir, bir sadist.
 
Türk bahriyesinde, kirli inancının propagandasını yaparak orduyu, o kutsal müesseseyi isyana hazırlamak isteyen, damarlarında dolaşan mai, mavi olduğu için kızıla tutkun bir anarşist…
 
Türk milletinin hayatına kasdeden kurulmuş bir bomba…
 
Kanun karşısında otuz yıl hapse, halk vicdanında ebediyen hiçliğe ve lânetlenmişliğe mahkûmedilmiş bir halk düşmanı…
 
Genel aftan sonra, Anadolu Kavağı açıklarında Romanya'ya gitmekte olan bir şilebe atlayarak demirperdeye kaçan, beni Stalin yarattı diyen büyük ve manasız bir boşluk ve hiçlik…
 
Ve nihayet kızıl mikrofonlardan bütün Dünyaya Türk vatanı ve Milleti aleyhinde kusmuk sıçratan ezel kadar sonsuz ebed kadar hudutsuz bir Günahkâr
 
İşte kaba çizgilerle Nazım Hikmet budur.
 
Bir sanat endişesi ile mi; yoksa komünizmin insanlık dışı gayesini gerçekleştirmek için mi yan yana dizdiği kelimeleri en yaldızlı ambalâjlarla sanat diye yutturmağa çalışıyordu Nazım?
 
24 saatte 24 saat Lenin
 
24 saat Marks
 
24 saat Engels
 
Yüz dirhem kara ekmek
 
20 ton kitap
 
Balık çorbası,
 
Tüfenk talimi.
 
Diye öterken bir sanatçılık ruhu mu, yoksa kızıl rejimin materyallerini sağa sola fırlatma fikri mi hakimdi Nazım Hikmet'te?
 
Yarısı burdaysa kalbimin doktor
 
Yarısı Çin'dedir
 
Sarı nehre doğru akan
 
Ordunun içindedir
 
Ve her sabah vakti doktor
 
Her şafak vakti kalbim.
 
Şeklindeki mısraları (!) gevelediği günler. Yunanistan'da komünistler kurşuna dizilirken, uzak doğudaki Kızıl Çin askerlerini tahayyül eden Nazım Hikmet'in yine sanatçılığı mı tutmuştu?
 
İşte, bazı politik yakınlaşmaları hemen değerlendirmesini bilen bir kısım basınımızın son günlerde göklere çıkardıkları sanat (!) ve sanatçı (!)…
 
Yazık, çok yazık. Fena, çok fena…
 
Komünizmi sosyalizm tezgâhında işlemekle meşgul, sosyalizm tüccarlığı gerisinde bal gibi komünist propagandası yapan, yönleri genellikle bilinen bir kısım basın, 1964 Türkiyesi'nde, Nazım Hikmet gibi mezarı Kremlin'in avlusunda çakılı vatansız bir adamın şiirlerini neşrediyor ve yüksek sanatçılığından (!) bahsediyor.
 
Ceza kanunumuzun 141/142 inci maddelerinden devamlı müşteki, özellikle viskiye müptelâ ve ruhanî inanç, gelenek, millî şuur, tarih ve batı aleyhtarı bazı fıkra yazarları da ayni paralele ayak uydurmak için adeta finişe geçiyor. Nazım Hikmet'in meziyetlerini (!) saya saya bitiremiyorlar.
 
Ve bu davranışın adına da bir demogojinin yıkılması diyerek işin içinden sıyrılıyorlar.
 
Gariptir ki anti-komünist ve milliyetçi müesseselerin gösterdiği reaksiyondan başka, bu iğrenç rejimin sanat adına propagandasının yapılmasına karşı bir tutum görülmüyor.
 
Etrafta çıt yok…
 
Ne bir ses ne de bir nefes var?
 
İnsanın, Yassı Ada mahkûmlarının sanat'ı, mesleği ya da politik şahsiyetleri lehinde yazılan yazı ve söylenen sözlerin yasaklandığı bir memlekette bir vatan haininin, bir komünist leşinin ilahlaştırılması bu kadar ucuz mudur? diyeceği geliyor.
 
Gemi azıya alan bu sosyalist esnaflarına dur!… Sinyalinin verilme zamanının geldiği değil, geçmek üzere olduğu kanısındayız.
 
Biz böyle görüyoruz.
 


30 Eylül 2008 Salı 20:28 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

tuncay demirbaş

unread,
Sep 30, 2008, 1:59:53 PM9/30/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Teşekkürler Özkan kardeşim..İlhan Derelioğlu kandaşında yüreğine
beynine sağlık olsun..Kendisine Allah razı olsun diyorum..

On 30 Eylül, 20:45, "(c) Özkan BOSTANCI (tm)(R)" <ozkanbostanci...@gmail.com>
wrote:
> *nazım hikmet hakında İlhan Darendelioğlu dostumuzun dilinden geniş bir
> bilgi sunayım yeri gelmişken Tuncay beğ, lütfen okuyunuz;
>
> BİR HAİNİN ÖLÜSÜ İLÂHLAŞTIRILIRKEN
>
> **Nasıl adamdır Nazım Hikmet?*
> * *
> *Kime derler sanatçı?*
> * *
> *Hele şu mahut basının yaptığı (!) demagoji! Nedir o?*
> * *
> *1921 yılında Rusya'ya giderek, hak ve hürriyetin ölüsü üzerine kızıl
> diktatörlüğün oturtulma usül ve taktiklerini öğrendikten sonra Türkiye'ye
> gelen Nazım Hikmet, "sanat sanat içindir" anlayışından yoksun şiir ve
> piyesleriyle yerli komünistler için bir nirengi noktası.*
> * *
> *Kanun dışı bir aldanmış ve aldatılmış serseriler idealini, kızıl sultayı,
> belirli muhitlere zerk ederek millî ve manevî her müesseseyi öldüren bir
> enjektör.*
> * *
> *Türk varlığı aleyhine ve ezelî düşman Moskof lehine gayret gösteren bir
> casus.*
> * *
> *"Kan olan yerde hareket olur" tekerlemesinin tüm motif ve çizgilerinde
> gerçek manasını bulan, yaşantının gayesi kan olan bir vampir, bir sadist.*
> * *
> *Türk bahriyesinde, kirli inancının propagandasını yaparak orduyu, o kutsal
> müesseseyi isyana hazırlamak isteyen, damarlarında dolaşan mai, mavi olduğu
> için kızıla tutkun bir anarşist...*
> * *
> *Türk milletinin hayatına kasdeden kurulmuş bir bomba...*
> * *
> *Kanun karşısında otuz yıl hapse, halk vicdanında ebediyen hiçliğe ve
> lânetlenmişliğe mahkûmedilmiş bir halk düşmanı...*
> * *
> *Genel aftan sonra, Anadolu Kavağı açıklarında Romanya'ya gitmekte olan bir
> şilebe atlayarak demirperdeye kaçan, beni Stalin yarattı diyen büyük ve
> manasız bir boşluk ve hiçlik...*
> * *
> *Ve nihayet kızıl mikrofonlardan bütün Dünyaya Türk vatanı ve Milleti
> aleyhinde kusmuk sıçratan ezel kadar sonsuz ebed kadar hudutsuz bir Günahkâr
> ...*
> * *
> *İşte kaba çizgilerle Nazım Hikmet budur.*
> * *
> *Bir sanat endişesi ile mi; yoksa komünizmin insanlık dışı gayesini
> gerçekleştirmek için mi yan yana dizdiği kelimeleri en yaldızlı ambalâjlarla
> sanat diye yutturmağa çalışıyordu Nazım?*
> * *
> *24 saatte 24 saat Lenin *
> * *
> *24 saat Marks*
> * *
> *24 saat Engels *
> * *
> *Yüz dirhem kara ekmek*
> * *
> *20 ton kitap *
> * *
> *Balık çorbası,*
> * *
> *Tüfenk talimi.*
> * *
> *Diye öterken bir sanatçılık ruhu mu, yoksa kızıl rejimin materyallerini
> sağa sola fırlatma fikri mi hakimdi Nazım Hikmet'te?*
> * *
> *Yarısı burdaysa kalbimin doktor*
> * *
> *Yarısı Çin'dedir*
> * *
> *Sarı nehre doğru akan *
> * *
> *Ordunun içindedir*
> * *
> *Ve her sabah vakti doktor*
> * *
> *Her şafak vakti kalbim.*
> * *
> *Şeklindeki mısraları (!) gevelediği günler. Yunanistan'da komünistler
> kurşuna dizilirken, uzak doğudaki Kızıl Çin askerlerini tahayyül eden Nazım
> Hikmet'in yine sanatçılığı mı tutmuştu?*
> * *
> *İşte, bazı politik yakınlaşmaları hemen değerlendirmesini bilen bir kısım
> basınımızın son günlerde göklere çıkardıkları sanat (!) ve sanatçı (!)...*
> * *
> *Yazık, çok yazık. Fena, çok fena...*
> * *
> *Komünizmi sosyalizm tezgâhında işlemekle meşgul, sosyalizm tüccarlığı
> gerisinde bal gibi komünist propagandası yapan, yönleri genellikle bilinen
> bir kısım basın, 1964 Türkiyesi'nde, Nazım Hikmet gibi mezarı Kremlin'in
> avlusunda çakılı vatansız bir adamın şiirlerini neşrediyor ve yüksek
> sanatçılığından (!) bahsediyor.*
> * *
> *Ceza kanunumuzun 141/142 inci maddelerinden devamlı müşteki, özellikle
> viskiye müptelâ ve ruhanî inanç, gelenek, millî şuur, tarih ve batı
> aleyhtarı bazı fıkra yazarları da ayni paralele ayak uydurmak için adeta
> finişe geçiyor. Nazım Hikmet'in meziyetlerini (!) saya saya bitiremiyorlar.*
> * *
> *Ve bu davranışın adına da bir demogojinin yıkılması diyerek işin içinden
> sıyrılıyorlar. *
> * *
> *Gariptir ki anti-komünist ve milliyetçi müesseselerin gösterdiği
> reaksiyondan başka, bu iğrenç rejimin sanat adına propagandasının
> yapılmasına karşı bir tutum görülmüyor.*
> * *
> *Etrafta çıt yok...*
> * *
> *Ne bir ses ne de bir nefes var?*
> * *
> *İnsanın, Yassı Ada mahkûmlarının sanat'ı, mesleği ya da politik
> şahsiyetleri lehinde yazılan yazı ve söylenen sözlerin yasaklandığı bir
> memlekette bir vatan haininin, bir komünist leşinin ilahlaştırılması bu
> kadar ucuz mudur? diyeceği geliyor. *
> * *
> *Gemi azıya alan bu sosyalist esnaflarına dur!... Sinyalinin verilme zamanının
> geldiği değil, geçmek üzere olduğu kanısındayız.*
> * *
> *Biz böyle görüyoruz.*
> **
>
> 30 Eylül 2008 Salı 20:28 tarihinde tuncay demirbaş <
> tuncaydemirba...@gmail.com> yazdı:
> ...
>
> tamamını oku >>

Füsun orhan

unread,
Sep 30, 2008, 2:05:26 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
nazim hikmet 20 yasinda rusyaya lenini kutlamaya gittiginde Turkiyede ondan kucukler isgale karsi mucadele veriyordu.
 
Ataturk icin o igrenc siiri yazdiginda onun yasitlari cumhuriyet devrimlerini uygulamaya calisiyordu.
 
hapisten cikmak icin yazdigi kuvayi milliye siirinde ise savasa uzaktan dahi ilgi gostermedigini cozebiliyoruz.
 
hangi dusunen akil nazim hikmeti yurtsever sanir ki?
 
ancak vahidettinin hainligi daha padisah olmadan bellidir. dun sormustum, padisah olmadan once birinci dunya savasinda ne yapiyordu diye, ona cevap vermemissiniz.
 


 
30 Eylül 2008 Salı 20:28 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

Grbuz Guvendag

unread,
Sep 30, 2008, 2:15:14 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, mbhhat...@gmail.com
Sayın Avukat arkadasım,
Bn hayatı gercekten cesaretle yasadım.
Bir yandan ögrtemenik yaparken,Yazarlık yapmıya kalktım.
Binlerce kitab aldım,yüzlerce,makale fotokopisi topladım.Bir kac daire parası harcadım.
Su anda emekliyim ,bu tür konularla ugrasıyorum.
 
Elimde,su anda okudugum,Paulinin ''Personel Knowledge''  kitabı var,ayrıca,onun Nihilizmin  temeli makalesini de
dikkatle okumustum.Pauli,Batı Medeniyetini  Kopernikle baslatır.Kopernik,Islam alimlerinin calısmalarındanda,
yararlanıp,dünyanın hareketini matematikle acıkladı der.Bu ,sürekli gelismis0 ülkelerin   yoludur.
Matematik hesablar yapan bir  medeniyet olusmustur.
Iste geri kalmıs ülkelerin eksikligi burda.Matematik acıklama yok.Bos laf  var.
 
Arkadasım.Ben bir yerde yanlıs yaptım,kendi meslegimle ilgilenmedim.Fzik ciyim ,cok daha güzel konular
ile ugrasabilirdim.
 
Sizin cok güzel bir mesleginiz var.Avukatlık.Türkiyede  ,Adalet konusunda sorunlar var.Biz gündeme getiremeyiz.
Arif olan anlar.Cok  ilginc yapılanmalar var.
Hatta ,benimde hic ilgim olmıyan konuda  yargılanıyorum.
 
Bir tanıdıgım ,ihaleye fesat karıstırmaktan yargılandı.4sene agır hapis aldı.Yargıtay esastan bozdu.
 
Ben cok sey biliyorum,fakat  herseyi           söyliyemem.
 
Bana göre,hic kızmayın,oturun mesleginizde en iyi olun.Bildiginiz konuda yazın.Mantık yürütün.Ülkeye böyle yararlı                olun.
Adalet  bir toplumun temelidir.
Hem maddi,hemde manevi  tatmine ulasırsınız.
 
Ben yanlıs yaptım.Ama  ögretmenligimde adil oldum.Sag -Sol kavgası varken ,kimse beni rahatsız etmedi.Cünki adildim.Ögrencilerimi sevdim.
 
Simdi Deniz dalgalarından elektrik üretme projeleri yapmıya calısıyorum.Yas gecti.Bizden pek bir sey olmaz.
 
Siz benim   yaptıgım hatayı yapmayın.
 
Ben de bir Hukuk ögrencisini finans yönünden destekledim.Avukat oldu.
Bir iskurması icin yardımcı olmaya calısıyorum.Fizgin temel  kurallarından birisi,zamanın  gercek boyut olmasıdır.
Kuran-ı Kerimde ,Yüce Allah zamana      yemin eder.Bunu Fizikciler anlar.Baskası pek anlamaz.
 
Kuran-ı Kerimde,biz hicbir yeri bos bırakmadık ifadesi gecer.Dogrudur.Kainatta bosluk yoktur.Her yer enerji ile Kuantumla doludur.
Gravite ,cekim bir enerjidir.Enerji maddeye esdegerdir.
M.Kemal bir Komutandır.Türkiyeyi yönetmistir.O,zaman icinde gerektigi gibi davranmıstır.Baska zamanda ,o günkü konusmalar,davranıslar anlam tasımaz.Demokrasinin önde oldugu bu gün ,O kıymetli Komutan ,yasasadı,bugüne göre konusur ve hareket ederdi.
Ingiliz düsmanı ile,Rusyayla iyi gecinmistir.Gerektiginde taviz de vermistir.Kerkük ,Musula yüklenememistir.
Suriye de Lazkiye Türktür,Halep     Türk tür.        stedigi halsde ilerlememistir.
 
Inönü,Adalar yüklenememistir.Batı Trakya konusunda israr edememistir.
 
Size mesleginizde basarılar.
 
Gurbuz

----- Original Message ----
From: Av.MBH <mbhatt...@gmail.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Sent: Tuesday, September 30, 2008 7:46:48 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.


> > 21.07.2005 - 02:02 .> > "Halka ve Olaylara TERCÜMAN" gazetesinin 10
> > Nisan 1976 günkü> > sayisinda "Maresal Fevzi Çakmak in Anilari"ndan bir
> > bölümü birlikte> > okuyalimmi?..> > Vahdettin, Fevzi Pasa ya Pasa durumu
> > görüyorsun. Bu isler ancak> > Anadolu da teskilatlanarak kurtarilabilir.
> > Bana Anadolu da teskilat> > kuracak pasalarin listesini yapip getirin
> > der.> > Fevzi Pasa ertesi Cuma listeyi takdim eder. Vahdettin dikkatle>
> >  > inceledikten sonra sorar:> > - Pasa, Mustafa Kemal hirsizmi?> > -
> > Hayir Padisahim.> > - Bir namussuzlugu, ahlaksizligi var midir?> > -
> > Hayir Padisahim.> > - Beceriksiz ve kabiliyetsizmi?> > - Hayir efendim.>
> >  > - O halde bu listeye niçin onun adini almadiniz?> > - Padisahim,
> > Mustafa Kemal Pasa yenilikçi, öteden beri cumhuriyet> > taraftaridir,
> > der.> > Bunun üzerine Vahdettin, elindeki kâgidi masanin üzerine
> > birakir,> > ayaga kalkar, pencereye yönelir, limandaki gemileri
> > göstererek der ki:> > - Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor.
> > Bu memleket> > kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine
> > selamlarimla birlikte> > teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal
> > Pasa yi görecegim.> > SAHBABA> > Murat Bardakçi nin Sahbaba adli
> > eserinden de bir bölümle bu> > konuyu gelistirelimmi?..> > Ordunun önde
> > gelenleri 1919 Mart inda bir gece Erenköy de bir> > köskte toplanirlar
> > ve geç saatlere kadar tartisirlar. Direnisin Nuri> > Pasa liderliginde
> > yürütülmesine karar verirler. Toplanti dagilmak> > üzere iken köske
> > Rafet Pasa gelir ve Nuri Pasa nin liderligine itiraz> > eder. O ise
> > geçmisinde Çanakkale gibi bir basarisi olan Mustafa Kemal> > Pasa nin
> > liderligini savunur. Toplanti sil bastan tekrar baslar ve> > sonunda
> > Mustafa Kemal Pasa nin liderliginde karar kilinir. Toplantinin> >
> > kararlari yazili olarak Sadrazam Ferit e, o da Vahdettin e Askerler> >
> > Mustafa Kemal Pasa yi istiyorlar diye sunar.> > Vahdettin listeyi yegeni
> > Sami Bey´le istisare eder o da:> > ´Cumhuriyetçi oldugu söyleniyor,
> > hanedaninizi düsünün´ der.> > Vahdettin;> > ´Nerede hanedan? Hepsi
> > hanendegân oldu. Madem ki en iyi> > askerimizdir, diyorlar onun gitmesi
> > lazim. Eski pasalar kiskaniyorlar> > onu. Bu adam bir is yapacak´
> > demistir."> > Iki Kader Iki Lider adiyla Harun Özdemir in yazdigi kitabi
> > bu> > günlerde okudum. Bu bilgileri de o kitaptan aldim.> > Vahdettin'in
> > Nerede hanedan? sözüne dikkat etmeli. Akilli bir> > adamin akilci bir
> > yaklasimidir.> > NE HAINI?> > Evet Osmanli hanedani için dünya tarihinde
> > en uzun süre hüküm> > süren hanedan derler... Ama artik bitmisti,
> > tükenmisti, yozlasmisti,> > gücü mecali kalmamisti.> > Vahdettin, Türk
> > için bir sonu temsil ediyordu.> > Mustafa Kemal Pasa ise taze bir
> > baslangiçti. Gelecekteki Türk ün> > yeniden dogusuydu.> > Mustafa Kemal
> > Pasa o adamdi ki, karar vermisti ve kurtulusu> > basaracakti. Yeniden
> > kurulusu da...> > Ama yine de Servet Kabakli dostumun sordugu soruyu da
>
> ...
>
> tamamını oku »


tuncay demirbaş

unread,
Sep 30, 2008, 4:20:46 PM9/30/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Sayın Füsün Orhan eğer vahidedin'in saltanattan önceki durumunu merak
ediyorsanız ŞAH BABA kitabını okuyunuz..Burada herşey belgeleri ile
Murat Bardakçı tarafından yazılmıştır..

Vahidedin tahta çıkana kadar yaşadığı evi yandığı için Ağabeyi
Abülhamid saltanatında çengelköyün tepesinde bir köşke yerleştirilmiş
ve sade bir hayat yaşamış ve şehre ayda yılda bir sade merasimler için
inmiştir..Sabiha Sultan babasının hayatının bir hayli sade olduğunu
yazmaktadır..

On 30 Eylül, 21:05, "Füsun orhan" <fusor...@gmail.com> wrote:
> nazim hikmet 20 yasinda rusyaya lenini kutlamaya gittiginde Turkiyede ondan
> kucukler isgale karsi mucadele veriyordu.
>
> Ataturk icin o igrenc siiri yazdiginda onun yasitlari cumhuriyet
> devrimlerini uygulamaya calisiyordu.
>
> hapisten cikmak icin yazdigi kuvayi milliye siirinde ise savasa uzaktan dahi
> ilgi gostermedigini cozebiliyoruz.
>
> hangi dusunen akil nazim hikmeti yurtsever sanir ki?
>
> ancak vahidettinin hainligi daha padisah olmadan bellidir. dun sormustum,
> padisah olmadan once birinci dunya savasinda ne yapiyordu diye, ona cevap
> vermemissiniz.
>
> 30 Eylül 2008 Salı 20:28 tarihinde tuncay demirbaş <
> tuncaydemirba...@gmail.com> yazdı:
> ...
>
> tamamını oku »

Cıhan EREN

unread,
Sep 30, 2008, 4:33:21 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
1905 te osmanlı meclisinde alınan karar gereği ABDÜLHAMİD han aldırmıstır devletin işkal edilmesi halinde devleti ali osmaninin karar vericileri bir araya gelip kendi aralarında bir isim belirleyip o kisiye kutsal emanetleri teslim edip ve o kişinin emrine tüm devlet kurumları girecek oda savası verecek kazanacak 16 mayıs 1919 sabahı o kişi saraya gitti emanetleri aldı o saaten sonra VAHİDETTİN hande değildi halifede hanlığı devlet sancağı halifeliği peyganber efendimizin sancağı temsil eder ikisinede layık ve sahip olamayan biri hain olsa ne olur olmasa ne olur VAHİDETTİN han sürgünde asla TÜRKİYE ye ihanet etmemiştir paşaya karsı hiç bir olusum içinde yer almamıstır

30 Eylül 2008 Salı 23:20 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:



--
Devlet-i ebed müddet

Levent Kalem

unread,
Sep 30, 2008, 4:32:37 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ne gereksiz bir tartışma.
İnsan kendi yönetteği ülkeye neden ihanet etsin.
Başbakan olarak yönetmiyor resmen kral olarak yönetiyor.
Vahdettin korkmuştur,kurtuluşu teslimiyette bulmuştur.
Eğer mandacılığı isteyen herkese hain diyebiliyorsanız oda okadar haindir.
Atatürk tek adamdı ve çevresindeki hiç kimse ülkenin kurtuluşuna inanmıyordu.
En yakın arkadaşları bile.
Zaten ülkenin bu durumuda bu yakın arkadaşları sayesinde oldu.
Mason localarını Atatürk kapattı arkadaşları ölümünden sonra açtı.
Vahdettini falan bırakın rahat uyusunlar ama ATATÜRK'ü ALLAH bu ülkeye nasip ettiği için dua edin .
Atatürk bir mücizedir..
ALLAH biz TÜRKlere nasip etmiştir.
Gerisi hikaye.

> > > düşmanlar bu şehri bir daha Türklere vermezlerdi... Şehzadeleri de
> > > On 30 Eylül, 10:59, turkmen turaneli <buyuk-turk....@hotmail.com>

> > > wrote:
> > > > SELAM,
>
> > > > BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK
> > > > EDEN OLMAMISDIR SANIRIM
> > > > EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI(
> > > > ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK
> > > > GITMEZDI....
>
> > > > YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI........

tuncay demirbaş

unread,
Sep 30, 2008, 4:58:22 PM9/30/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Çok mantıklı bir yorum yapmışsınız teşekkürler..

On 30 Eylül, 23:32, Levent Kalem <canak_ka...@yahoo.com> wrote:
> Ne gereksiz bir tartışma.
> İnsan kendi yönetteği ülkeye neden ihanet etsin.
> Başbakan olarak yönetmiyor resmen kral olarak yönetiyor.
> Vahdettin korkmuştur,kurtuluşu teslimiyette bulmuştur.
> Eğer mandacılığı isteyen herkese hain diyebiliyorsanız oda okadar haindir.
> Atatürk tek adamdı ve çevresindeki hiç kimse ülkenin kurtuluşuna inanmıyordu.
> En yakın arkadaşları bile.
> Zaten ülkenin bu durumuda bu yakın arkadaşları sayesinde oldu.
> Mason localarını Atatürk kapattı arkadaşları ölümünden sonra açtı.
> Vahdettini falan bırakın rahat uyusunlar ama ATATÜRK'ü ALLAH bu ülkeye nasip ettiği için dua edin .
> Atatürk bir mücizedir...
> > > olsun diye...Biraz kendinizden utanın..Vahiddedine İngiltereye kaçtığı
> > > için ağzınızdan küfürler savunarak hain dersiniz ancak sovyet rusya'ya
> > > iltica eden yahudi asıllı nazım hikmeti yere göğe sığdıramaz ve birde
> > > utanmadan sizin deyiminizle yurtsever sayarsınız..eğer vahideddin hain
> > > ise yahudi nazım milyar kere hain oğlu haindir..Birde utanmadan Atsız
> > > hocaya iftira atıyorsunuz..Yazıklar olsun sizin zihniyetinize..Hain
> > > olan bir durum var ise Türkiye'de oda sizin iflah olmaz bu komonist
> > > zihniyetinizdir..
>
> > > On 30 Eylül, 19:46, "Av.MBH" <mbhattato...@gmail..com> wrote:
> > > >     Bu görüşler Vahideddin'in hain olmadığını değil, Nihal Atsız'ın
> > > (haydi
> > > > "hainliğini" demeyeyim) Atatürk düşmanlığını gösterir.
>
> > > > ----- Original Message -----
> > > > From: "tuncay demirbaş" <tuncaydemirba...@gmail.com>
> > > > To: "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
> > > > Sent: Tuesday, September 30, 2008 4:34 PM
> > > > Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN
> > > HAİNMİYDİ?İşbirlikçi
> > > > Vahidettin Milli Eğitim'de.
>
> > > > NİHAL ATSIZ'IN VAHİDEDDİN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ VE SÖYLEDİKLERİ
>
> > > > Osmanlı Padişahlarının en talihsizidir..Bu yüzden kendisine hain
> > > > damgası vurulmuştur. Fakat hain değil, bütün Osmanlı Padişahları gibi
> > > > vatanseverdir. Velihat iken Almanya'ya gittiği zaman, batı cephesinde
> > > > ateş hattı siperlerini gezmiş, her hangi bir umulmadık tehlikeye karşı
> > > > başını eğmesi söylendiği zaman "Türk başı düşman karşısında eğilmez"
> > > > demiştir.
>
> > > > Neden İstanbul'u terkedip te Anadolu daki milli hareketin geçmediği
> > > > sorulabilir.
>
> > > > Sultan Vahideddin bunu yapamazdı. İstanbul'u bıraktığı takdirde,
> > > > düşmanlar bu şehri bir daha Türklere vermezlerdi.. Şehzadeleri de
> > > > On 30 Eylül, 10:59, turkmen turaneli <buyuk-turk...@hotmail.com>
> > > > wrote:
> > > > > SELAM,
>
> > > > > BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK
> > > > > EDEN OLMAMISDIR SANIRIM
> > > > > EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI(
> > > > > ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK
> > > > > GITMEZDI....
>
> > > > > YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI.......
>
> > > > > HAIN DIYE MHÜRLÜYENLER TÜRKIYEYE SIMDIYE KADAR NE YAPTILAR.
>
> > > > > 1: KARPUZCULUK
>
> > > > > 2: MILLI SOLCULUK
> > > > > 3: BATI JÖN ÜRKCÜLÜK
> > > > > 4: TÜRK BAYRAGI YERINE ............
> > > > > 5: SEVDALARI TÜRK'e GIBI GÖRÜNDÜLER MÜNAFIKLAR.
> > > > > 6: TÜRK MILLETINI 1950 YILINDAN BERI SOYMAYA BASADILAR ALA BITIREEDILER
> > > > > YAGMACILAR
> > > > > DAHA SAYABILIRIM...
>
> > > > > ALLAHA EMANED OLUN
>
> > > > > RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN NE MUTLU TÜRKÜM DIYEBILECEK VE
> > > > > DIYE
>
> ...
>
> tamamını oku »

Cıhan EREN

unread,
Sep 30, 2008, 5:16:46 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
canak_ka...@yahoo.com mailli arkadasım paşa tek adam değildi seçilen kişi idi inananlar olmasa olmazdı paşanın dehası savası kazanacak sistemi inancı yaratmaktır arada sırada bu tür mailler yazılır osmanlının son dönemi ile alaklı hatta f tipi örgüt ve nakşibendi dergahlarında derlerki osmanlı yıkılmadı paşa yıktı osmanlı neyle neyi temsil ediyorsa T.C de odur korkanlar savas meydanında olamayacaklar yabancı hayranları iradesini gururunu kaybetmişler gitti savasan inanan devletten milletten baska hiç bir şeyi olmayanlar başka hiç bir şeyi düşünmüyenler geldi hayatlarımızı ortaya koyarak kurduk devletimizi yeniden harp meydanında olmayanların fikri düşmanın fikridir

30 Eylül 2008 Salı 23:58 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:

Cem KILIÇ

unread,
Sep 30, 2008, 6:27:55 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

"İnsan kendi yönettiği ülkeye neden ihanet etsin?"
 
Levent Kalem'in bu cümlesi/sorusu ile başlayan yorumunun neresi mantıklı?
 
Ben şimdi Levent Kalem'den şüphelenecek olsam, "Mustafa Kemal'i takdir ediyormuş gibi yaparak aslında hain Vahdettin'i hoş göstermeye kalkışıyor" diyebilirim, ama demeyeyim...
 
Ülkenin topraklarını peşkeş çekmek ülkeye ve de millete ihanet değil midir?
 
Ülke topraklarına giren silahlı düşmanı, kendi vatandaşına karşı korumak ihanet değil midir?
 
 

 


--- On Tue, 9/30/08, tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> wrote:

Bedia Has

unread,
Sep 30, 2008, 11:50:37 PM9/30/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
 Millî mücadele görevini Ulu Önder Atatürk'e Vahdettin verdi.


Mustafa Kemal'in Anadolu'ya milli direnişi örgütlemek amacıyla bizzat Sultan Vahdettin tarafından gönderdiğini vurgulayan tarihçiler," Atatürk çok geniş yetkilerle donatılmıştı. Atatürk'le Vahdettin'i birbirlerine yakınlaştıran nedenlerden biri ise Enver Paşa'ya karşı paylaştıkları olumsuz hislerdi" diyorlar.


Nuriye Akman'ın 11-14 Haziran 1995′de Sabah'ta İsmet Bozdağ'la yaptığı söyleşinin önemli bir kısmı Sultan Vahdettin hakkındadır. Akman'ın röportajında Bozdağ, Abdulhamit'in kızı Şadiye Sultan'dan dinlediği bir iddiaya göre Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'ya 40 bin altın vermiştir. Vahdettin bu parayı kıymetli atlarının satışından elde etmiştir. Bozdağ, Ahmet İzzet Paşa ve Sebahattin Selek'in de kabul ettiği gibi Mustafa Kemal Paşa'ya verilen yetkilerin çok geniş olduğunu, hatta böyle bir görev Osmanlı tarihinde sadece Köprülü Mehmet Paşa'ya verildiğini ifade eder. Sultan Vahdettin'in hain olmadığı görüşünü savunanların başında ünlü tarihçi Yılmaz Öztuna geliyor. Öztuna, halen tartışılan ve sorumluluğu son Osmanlı Padişahı Vahdettin'e yüklenen Sevr Anlaşması


hakkındaki resmi tarihçilerden kaynaklanan yaygın görüşlerin aksini savunur. Öztuna "Devletler ve Hanedanlar" isimli eserinin ikinci cildinde Sultan Vahdettin ve Sevr Anlaşması hakkında şunları söylüyor: "Sevr'i yalnız Yunanistan Hükümeti, parlamentosu ve Kralı tasdik etti. Sultan Vahideddin, topladığı Saltanat Şurası'nda tek çekimser oya karşılık ittifakla muahedenin kabul edilmesine rağmen muahedeyi imza ve tasdik etmedi. Böylece diğer karşı taraf devlet başkanlarınca tasdikini de önlemiş oldu ve bu yüzden muahede yürürlüğe girmedi, kadük kaldı ve o andan itibaren tadili için çalışmalara başlandı." Öztuna geçtiğimiz günlerde gündeme gelen tartışmalarla ilgili olarak bir gazeteye verdiği görüşte şöyle diyordu: "Sultan Vahdettin'in hain olmadığını ben 40 senedir yazıyorum zaten. Kaldı ki, tarihçiler 'hain' kelimesini kullanmaz. Çünkü bu siyasi bir kelimedir. Kuruluş yıllarının ateşli dönemlerinde kullanılmış bir kelimedir bu ve öyle bir dönemde de mutlaka kullanılması gerekirdi. Bu Fransız İhtilali'nden sonra da böyle olmuştur, Rus Devrimi'nden sonra da böyle olmuştur. Ama aradan zaman geçip yeni rejim yerleştikten sonra, geçmiş dönemleri daha dikkatle tetkik etmek ve inceleme yaparken de böyle kavramlara yer vermemek gerekir. Ecevit'in böyle düşünmesi ve düşüncelerini cesurca söylemesi, bence önemlidir."


Atatürk ile Vahdettin'in ortak paydası
Enver Paşa'ymış!


Mirliva Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya milli bir direnişi örgütlemek amacıyla Sultan Vahdettin'in gönderdiğine inananların arasında Sultan Vahdettin'in Mustafa Kemal Paşa'ya sempatiyle bakan Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa da vardır. Ahmet İzzet Paşa, Mondros Mütarekesi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'a davet eder. Amacı kuracağı kabinede Mustafa Kemal Paşa'ya Harbiye Nazırı olarak görev vermektir. Bu görevlendirme bazı nedenlerden dolayı gerçekleşmez. Mustafa Kemal Paşa, Vahdettin'in şehzadeliği döneminde yaptığı Almanya seyahatinde yaveri olarak bulundu. Atatürk, mütarekeden sonra İstanbul'a giderek pek çok siyasi temaslarda bulundu. O günlerde özel yazışmalarını "Fahri Yaveri Hazreti Şehriyari Sabık Yıldırım Grubu Kumandanı Mirliva Mustafa Kemal" ünvanıyla yapıyordu.


Anadolu İhtilali isimli iki ciltlik eserinde Sabahattin Selek, Vahdettin'in Mustafa Kemal Paşa'ya büyük bir itimat duyduğunu, bu nedenle geniş yetkileri içeren 9. Ordu Müfettişliğine ilişkin iradei seniyenin ivedilikle çıkarıldığını kaydeder. Hatta atamayla ilgili muamelelerin tamamlanmasında çok acele edildiğine dikkat çeker. Selek, Atatürk'ün siyasi kıskançlık yahut saltanat ve hükümet nazarında kuşkulu bir kişi olduğu iddiasıyla ordu müfettişliği gibi bir bahaneyle İstanbul'dan uzaklaştırıldığı şeklindeki iddiaları son derece çürük bulduğunu belirterek, "Kendisine verilen görevin önemi ve geniş yetki, bu kabil iddiaları çürütmektedir" der. Selek, Vahidettin ile Atatürk'ün en azından Enver Paşa'ya karşı aynı olumsuz hisleri paylaştıklarına dikkat çekerek, "Bu ortak his onları az çok birbirine yaklaştırmış olmalıydı. Kaldı ki Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'nın ancak büyük işlerle tatmin olacak mizacını biliyor ve muhtemelen onun şahsında mevcut güçlüklerin yenilmesinde iki taraf için de karlı neticeler sağlayacak bir müttefik görüyordu" der.


Mareşal Çakmak'ın sır gibi sakladığı gerçek


Araştırmacı-Yazar Vehbi Vakkasoğlu, TİMAŞ Yayınlarından 1990 yılında neşredilen "Son Bozgun" adlı araştırmasının birinci cildinde, Mareşal Fevzi Çakmak'ın ağzından Vahdettin'in Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya milli mücadeleyi başlatması için gönderdiğini yazar. Hatta Mareşal'in bu olayı uzun yıllar sır gibi sakladığını söyler. Kitapta yer aldığına göre Çakmak Paşa, eşi Fitnat Hanım'a ´Fitnat. Öyle birşey biliyorum ki ortaya çıkıp söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranışlarımız müsait değil. Mecburum, bu sırrı kendimle beraber mezara götürmeğe." Fevzi Paşa'nın Fitnat Hanım'a anlattıkları şöyle yer alır sözkonusu kitapta: "Mütareke senesinde, bir Cuma selamlığından sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti.


"Paşa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu işler anca Anadolu'da teşkilatlanarak kurtarılabilir. Bana Anadolu'da teşkilat kuracak, memleketi şu karanlık durumdan kurtarabilecek Paşaların bir listesini yapıp getirin."


Ertesi Cuma, yine selamlıktan sonra huzuruna girip hazırladığım listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. Sonra yarı kapalı gözleriyle ağır ağır, tane tane konuşmaya başladı:


"Paşa, Mustafa Kemal Paşa hırsız mıdır?"
"Haşa Padişahım."
"Bir namussuzluğu, ahlaksızlığı var mıdır?"
"Haşa Padişahım."
"Beceriksiz ve kabiliyetsiz midir?"
"Hayır efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir."
"O halde bu listeye niçin onun adını yazmadınız?.."


Hiç düşünmeden cevap verdim:


"Padişahım, Mustafa Kemal Paşa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftarıdır."


Padişah elindeki kağıdı atar gibi masanın üzerine bıraktı… Ayağa kalkıp pencereye döndü. Limanda demirli İtilaf devletleri (İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan) gemilerini göstererek:


"Paşa, Paşa… Bu gemileri görmek kanıma dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun… Kendine selamla birlikte tebliğ ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Paşa'yı göreceğim."


Ay-Yıldız'ı da desteklemiş


"Anadolu İhtilali" isimli iki ciltlik eserinde Sabahattin Selek de Sultan Vahidetttin'in Mustafa Kemal Paşa'yı görevlendirmesiye ilgili tartışmalara değinir. Selek, Sultan Vahideddin'in Mustafa Kemal Paşa'ya milli mücadeleyi açmak üzere bir Hattı Hümayun verdiğine ilişkin belgenin varlığını kabul eder, ancak bu belgenin Atatürk tarafından kullanılmasına gerek olmadığı şeklinde bir yoruma gider. Vahdettin'in Atatürk'e olumlu hisler beslediğini belirten Selek, Mevlanzade Rıfat'tan yaptığı bir alıntıda, Atatürk'ün mütareke döneminde Ay-Yıldız isimli bir teşkilat kurduğundan bahseder. Alıntıda, "Bu cemiyetin kulaktan kulağa fısıldanan programı yer yer başlayan ve Osmanlı devletinin taksimini hedef tutan, ecnebi işgallerine karşı durmak, ordunun Harbi Umumideki mağlubiyet şerefsizliğini kaldırmaya çalışmak idi. Sultan Mehmet Vahideddin hazretleri bu cemiyetten dahi haberdar olmuş ve bu cemiyetin riyasetinde, veliahtliğinden beri yaveri olan Mirliva Mustafa Kemal Paşa'nın bulunmasından memnun olarak -bütün mesaisi neşriyat ve propogandaya münhasır olan- Vilayat-i Şarkiye Müdafaai Hukuk Cemiyeti'yle bu cemiyetin temas edip ittihadını arzu eylemişti" ibareleri yer alıyor.


Vahdettin parasızlıktan ilaçlarını alamamıştı


Yakın tarih konusunda ün kazanmış tarihçilerden Cemal Kutay da Vahdettin konusunda Resmi Tarih'e aykırı tespitlerde bulunanlardan. Nuriye Akman'ın 11-14 Haziran 1995′de Sabah'ta Kutay 'la yaptığı söyleşilerin önemli bir kısmı Sultan Vahdettin hakkındadır. Kutay, Akman'ın "Siz bugün Vahdettin'i vatan haini kategorisine sokmuyorsunuz?" sorusuna, "Elbette hain değildi. Dünyanın en namuslu adamlarından biriydi. Ölürken yastığının altından parasızlıktan alamadığı ilaçlarının reçeteleri çıktı. Bunu Tarık Mümtaz Göztepe anlatıyor. Ve cenazesini rehin ettiler San Remo'da. Akrabaları, arkadaşları cenazeyi kaçırdılar da gömüldü. Bunlar hakkında hüküm verebilmek için önce bilgili olmak lazım. Bakın Hazine-i Hassa Reisi Refik Bey'i çağırıp sayım yaptırdı gitmeden evvel. Nuriye Hanım, oradan kaşıkçı elmasını alıp gidebilirdi. Hakkıydı, ailesinin çünkü. Kesinlikle bunlar namusu müeccem" şeklinde cevap veriyordu.


( 1918′de Sadrazam, 1921′de de Hariciye Nazırı olan Ahmet İzzet Paşa, Atatürk'ü Anadolu'ya Sultan Vahdettin'in gönderdiğinden çok emin olduğunu ifade etmektedir. İzzet Paşa, Nehir Yayınları'ndan çıkan "Feryadım" isimli hatıratının 214. sayfasında bu konuyu şöyle dile getirir: "Bu hususta kanaatim sağlamdır. Çünkü kendisine verilen yetki, şimdiye kadar hiçbir faniye nasip olmamış bir genişlikteydi. Kendi teftiş dairesindeki askeri kıtalardan başka komşu kolordulara ve bütün Anadolu vilayetlerine emri geçerli olacak, memurları istediği gibi görevinden alacak veya tayin edecektir. Benim bildiğim Babıali bu gibi işlerde, özellikle askerlerin yöneticileri hükmü altına alması meselesinde çok kıskançtır. Hele gurur ve kıskançlığı delilik derecesinde olan Ferit Paşa'nın Sadaret makamında olmayan yetkileri başkasına bahşetmek istemesi, doğal olmayan bir durumdur. Bu tarihlerde eski politikasının ilkelerini değiştirerek güya halka hoş görünmek ve güven vermek için, Tevfik Paşayla benim kabinelerimizin seçtiği ve tayin ettirdiği on iki nezaretsiz bakanın katılmasıyla oluşturulan kabinenin içinde ben de vardım. Mustafa Kemal Paşa'nın müfettişliğe tayinini içine alan ve yetkilerini belirleyen belge görüşülüp tasdik olunmak üzere Vükela Meclisi'ne verildiği tarihten bir hafta on gün önce Paşa fermanını, yetki mektubunu taşıyarak hareket etmiş bulunuyordu. Bu haller açıkça gösterirki bu memuriyet resmi hükümetin değil, Padişahın düşüncesinin ürünü ve tedbirinin eseridir. Babıali ve Harbiye Nezareti Saray'dan aldıkları işaretle bunu uygulamaya koymuşlardır." )




01 Ekim 2008 Çarşamba 01:27 tarihinde Cem KILIÇ <ikinci_...@yahoo.com> yazdı:

Grbuz Guvendag

unread,
Oct 1, 2008, 1:37:31 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, bedi...@gmail.com
Agzınıza Saglık,
 
 
Ben sunu düsünmüstüm.Niye Canakkalede 250.000 cogu yedeksubay sehit verdik.Silahlarımızla  Anadoluya cekilseydik.
Bir genc bana sunu söyledi.Hocam,olay öyle degil      dedi.       Rus Carı          ile          ile Ingilizler anlastı.
Müttefikler ,Rus Carını kurtarırsa,Bogazlar  ve Anadolu isgal edilecekti     diye ilave etti.Anadolu Türklügü bitirilicekti.
Canakkale dünyada devrim yaptı.Bolsevikler iktidar geldi.
Almanyanın istedigi oldu.
Batı tek hakimiyet kuramadı.
Osmanlı hep saldırı altındaydı.Sarayın Anadoluya gecis planları hep vardı.Eskisehir düsünüldü.
 
M.Kemal in basarısı,Ingilizleri idare etmesi oldu.
Ingilizler ise,Sömürgelerini korumak istiyordu.
Enver Pasa   gibi  Maceracı olmadı.Kin tutmadı.Türk toplumunun kendi
 kabuguında,sakin bir sekilde gelismesii öngördü.
Batılılasma hareketleri       ile         Batıyı oyaladı.Saldırma sını engelledi.
 
Anadolu Türk halkı büyük sıkıntılar cekti.
 
Ama güclenmemiz,kendimize gelmemiz gerekiyordu.
 
Bunu da zamanla yapmalıyız.
Komutan,siyasetini  uyguladı.
Saddamın yaptıgı hataya düsmaedi.Posta atmadı.
 
Ben her zaman Inönünün niye müslümanlara iskence yaptıgını merak etmisimdir.
 
Belki   Stalin             dizginlemek icin bir taktiktiBinlerce müslüman  Türk harcandı.
 
Inönün annesinin,Cevriye Hanımın cok  katı bir müslüman oldugunu okuyorum.
 
Fakat Cihan Harplerini gören, Samda      Yemende         bulunan bu askeri zat gercekleri biliyordu fakat konusamadılar.Lordlar ülkesi,Ingilizleri tanıyorlardı.
 
Emperyalizm azgındı.
M.Kemal  e hak veriyorum.Bakın Irak a  ,acımasızca  1 milyon insan öldü.Ulke yagmalandı.2.5 milyon cocuk,öksüz.
 
Gürcistana  bakın.Rus orduları 2 saatte isgal edebilirdi.
 
Cerkezler,acımasızca  etkisiz hale getirildi.
 
Orat Asya cumhuriyetleri bitirildi.
 
Gecen gün    Uzbekhistan diye  Internete   girdim.Sadece  ,Orat Doguda Masaj isinde calısan Özbek kadınalarından           bahsediyor.
 
Bir Türk olarak cok üzüldüm.
 
Islamın Büyük alimi  Yesevi Hazretlerinin ülkesi bu durumda olmamalıydı.
 
Dolayısı ile  M.Kemal ile Vahdettin arasında  özel bir calısma olmustur.Ve bir Türk sultanına   hain diyenler ancak hainlerdir.
 
Gurbuz

Grbuz Guvendag

unread,
Oct 1, 2008, 1:42:50 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, evdek...@gmail.com
Sagolun,
Sizler mücadele ettikkce ,Müslüman Türk Milleti yükselecektir.
 
Bir Suriyeli arkadasım.Siz Türkler ,kendiniz tanımıyorsunuz derdi.
Sizler büyük devletler kurmus bir ırksınız diye bize saygı gösterirdi.
Biz asil bir milletiz.
Dünya tarihi bizden sorulur.
Avrupayı isgal eden orayı yöneten tek dogu milleti,Türklerdir.
Gurbuz

----- Original Message ----
From: Cıhan EREN <evdek...@gmail.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Sent: Tuesday, September 30, 2008 11:33:21 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

1905 te osmanlı meclisinde alınan karar gereği ABDÜLHAMİD han aldırmıstır devletin işkal edilmesi halinde devleti ali osmaninin karar vericileri bir araya gelip kendi aralarında bir isim belirleyip o kisiye kutsal emanetleri teslim edip ve o kişinin emrine tüm devlet kurumları girecek oda savası verecek kazanacak 16 mayıs 1919 sabahı o kişi saraya gitti emanetleri aldı o saaten sonra VAHİDETTİN hande değildi halifede hanlığı devlet sancağı halifeliği peyganber efendimizin sancağı temsil eder ikisinede layık ve sahip olamayan biri hain olsa ne olur olmasa ne olur VAHİDETTİN han sürgünde asla TÜRKİYE ye ihanet etmemiştir paşaya karsı hiç bir olusum içinde yer almamıstır

30 Eylül 2008 Salı 23:20 tarihinde tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com> yazdı:
> > olsun diye..Biraz kendinizden utanın..Vahiddedine İngiltereye kaçtığı

> > için ağzınızdan küfürler savunarak hain dersiniz ancak sovyet rusya'ya
> > iltica eden yahudi asıllı nazım hikmeti yere göğe sığdıramaz ve birde
> > utanmadan sizin deyiminizle yurtsever sayarsınız..eğer vahideddin hain
> > ise yahudi nazım milyar kere hain oğlu haindir..Birde utanmadan Atsız
> > hocaya iftira atıyorsunuz..Yazıklar olsun sizin zihniyetinize..Hain
> > olan bir durum var ise Türkiye'de oda sizin iflah olmaz bu komonist
> > zihniyetinizdir..
>



--
Devlet-i ebed müddet

Grbuz Guvendag

unread,
Oct 1, 2008, 1:49:44 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, canak...@yahoo.com
Sagolun.
Anlamak mümkümn degil.Türkiyede bir grup,Rus saldırılarını,Ingiliz saldırılarını,Fransız saldırılarını,Ermeni ,Rum ve Bulgar saldırılarını görmez,bizimle ugrasır.
 
Bu ,Fransız Nisanına sahip Cetin Latan Politikasıdır.
O na göre  Avrupa sütten cıkmıs kasıktır.Hep biz hatalıyız.
Ulan   K....Güney Komsuda  1 milyon insan ,isgalden sonra öldü.Cıkda bir konus.
Hergün üc bes                  mehmetcik,Emperyalist lerin destekledigi cetelerce öldürülüyor.Bu konuda bir sey yaz.
 
Deniz Feneri hata yapmıs ,cezalandırıldı.
 
Almanya nın  ,Katil Cetelere verdigi destek niye yazılmıyor?
 
Niye onların topladıgı paralar aklanıyor.
Adalet isen herkesi     kogustur.
Gurbuz

----- Original Message ----
From: Levent Kalem <canak...@yahoo.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Sent: Tuesday, September 30, 2008 11:32:37 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

Ne gereksiz bir tartışma.
İnsan kendi yönetteği ülkeye neden ihanet etsin.
Başbakan olarak yönetmiyor resmen kral olarak yönetiyor.
Vahdettin korkmuştur,kurtuluşu teslimiyette bulmuştur.
Eğer mandacılığı isteyen herkese hain diyebiliyorsanız oda okadar haindir.
Atatürk tek adamdı ve çevresindeki hiç kimse ülkenin kurtuluşuna inanmıyordu.
En yakın arkadaşları bile.
Zaten ülkenin bu durumuda bu yakın arkadaşları sayesinde oldu.
Mason localarını Atatürk kapattı arkadaşları ölümünden sonra açtı.
Vahdettini falan bırakın rahat uyusunlar ama ATATÜRK'ü ALLAH bu ülkeye nasip ettiği için dua edin .
Atatürk bir mücizedir..
ALLAH biz TÜRKlere nasip etmiştir.
Gerisi hikaye.
----- Original Message ----
From: tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com>
To: CiHAN TÜRK OLSUN <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Tuesday, September 30, 2008 11:20:46 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.


> > > düşmanlar bu şehri bir daha Türklere vermezlerdi... Şehzadeleri de
> > > On 30 Eylül, 10:59, turkmen turaneli <buyuk-turk....@hotmail.com>

> > > wrote:
> > > > SELAM,
>
> > > > BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK
> > > > EDEN OLMAMISDIR SANIRIM
> > > > EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI(
> > > > ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK
> > > > GITMEZDI....
>
> > > > YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI........

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 1, 2008, 2:33:59 AM10/1/08
to ..::CTO::.. ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
Arkadaşlar bir tarihi notu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ağzından sizlere fikir vermesi açısından buraya not düşeyim, belki zihinlerinizde farklı şeyler düşünmenize vesile olabilir (!)

MUSTAFA KEMÂL PAŞA dahi, Sultan VAHDEDDİN'in vatana ihanet edeceğine, sırf tahtını muhafaza için düşmanla işbirliği yapacağına inanmazdı.

Şeyhülislam DÜRRİZÂDE'nin kendisi hakkında idam fetvası vermesinden 2 hafta sonra, T.B.M.Meclisi'nde yapılan bir gizli celsede PADİŞAH'ın vatanı kurtarmaktan başka bir şey düşünmediğine inandığını, şu ifadelerle dile getirmişti:
- "İSTANBUL, resmen ve fiilen işgâl altındadır!.. İSTANBUL'da maateessüf bütün İSLÂM ÂLEMİ'nin tapınırcasına bağlı olduğu HALİFE'miz, ve büyük ecdâdımızın bize en kıymetli yâdigârı olan PADİŞAH'ımız kalmuş bulunuyor!"

- "Mukaddes HALİFEMİZ HAZRETLERİ, namaz için camiye gittikleri zaman, kendilerini koruyan askerî kıt'alar, İSLÂM askeri değildir, İngiliz askeridir!"

- "Bu elîm şartlara düçâr olmuş olan PADİŞAH'ımızla hususî temas dahi mümkün olamaz... Farzedelim ki, resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Bu temastan (çıkacak sonucu) MİLLET; İSTİKLÂLİNİ, BÜTÜNLÜĞÜNÜ, HİLÂFET VE SALTANAT MAKAMLARININ MÜSTAKİL VE DOKUNULMAZ (OLMASINI) BİR EMEL SAYMIŞTIR!"

- "MÜSLÜMANLARIN HALİFESİ'nin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur (hayal) ediyor musunuz?"

- "Ben şahsen (böyle) hiç bir şey düşünmem!.. ZÂT-I ŞÂHÂNE'nin ağzından işitsem, bunun ZORLAMA ve BASKI ALTINDA olduğuna hükmederim!"

DÜRRİZÂDE'nin fetvaları, MUSTAFA KEMÂL PAŞA'ya göre "PADİŞAH'ın hürriyetinin olmamasının işareti"dir!.



01 Ekim 2008 Çarşamba 08:49 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> yazdı:

Eyup YALCIN

unread,
Oct 1, 2008, 6:09:09 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
              Atatürk'ü ( Ülkesini kurtarmak için savaşan birisinin idam fermanını imzalayan tabiki haindir. Alt bölümde kırmızı ile belirttiğim gibi )   
              Ekli dosyada gizli kalmış meclis tutanakları vardır, lütfen okuyunuz....
           Burada 5 ve 6. sayfayı okursanız Vahdettin'in Vatan Haini olduğunu ve aşağıda taşıdığım emri kendisinin verdiğini okuyabilirsiniz!!!
 
 

Sadrazam Ferit Paşa’nın emriyle, Mustafa Kemal Paşa’nın hemen yakalanıp İstanbul’a gönderilmesi istenir.

 

Padişah Vahdettin’in Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öldürülmesi için 10 Nisan 1920 tarihinde fetva yayınlar.

 

4 Mayıs 1920 tarihinde İstanbul Birinci Sıkıyönetim Harp Divanı verdiği kararla Mustafa Kemal Paşa’nın resmi rütbe ve nişanlarının alınıp idamla cezalandırılmasını kararlaştırır. İdam kararı 24 Mayıs 1920 tarihinde padişah Vahdettin tarafından onaylanır.


Saygılarımla,
E.YALÇIN

--- On Tue, 9/30/08, © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> wrote:

Atatürkün konuştuğu Gizli Kalmış Meclis Tutatanakları..doc

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 1, 2008, 7:26:16 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Eyüp beğ, benim eklediğim yazıda haindir veya değildir diye bir iddiam yok, tümüyle Atatürk'ün ağzından, kaleminden bir bölüm var, kırmızı renkle puntalı olan bölüm, şu an son cümlesini farklı ton kırmızı ile puntalayacağım, lütfen dikkatli okuyun, kimse tutanaktaki yazıyı inkar etmiyor dikkatinizden kaçtı veya okumadınız yazıyı yoksa daha ilk satırda şu an mavi ile puntalıyorum idam fetvası yazısı görürsünüz, önceki eklememde aşağıda ikiside aynı cümleleri içeriyor, kontrol edin. takıldınız tutanağa, siz Atatürk'ün kendi ağzından, kaleminden dökülenleri bir okuyun lütfen, amaç sen haklısın ben haklıyım davası değil, gerçeğe ulaşıp doğruyu bulabilmek. bilgi akışını hep aynı kanaldan alırsanız sürekli olduğunuz yerde sayarsınız bu kaçıncı kez aynı yazıyı gönderiyorsunuz, herkes buna vakıuf ve bu fetvaya kimse hayır demiyor, siz bir kanal değiştirip tek yönlü değil çok yönlü bilgi akışı alsanız, dağarcığınızda bulunsa faydası olur diye düşünüyorum, haindir veya hain değildir demeyin demiyorum, sadece çok yönlü herkanaldan araştırın diyorum. Selamlar.


Şeyhülislam DÜRRİZÂDE'nin kendisi hakkında idam fetvası vermesinden 2 hafta sonra, T.B.M.Meclisi'nde yapılan bir gizli celsede PADİŞAH'ın vatanı kurtarmaktan başka bir şey düşünmediğine inandığını, şu ifadelerle dile getirmişti:- "İSTANBUL, resmen ve fiilen işgâl altındadır!.. İSTANBUL'da maateessüf bütün İSLÂM ÂLEMİ'nin tapınırcasına bağlı olduğu HALİFE'miz, ve büyük ecdâdımızın bize en kıymetli yâdigârı olan PADİŞAH'ımız kalmuş bulunuyor!"

- "Mukaddes HALİFEMİZ HAZRETLERİ, namaz için camiye gittikleri zaman, kendilerini koruyan askerî kıt'alar, İSLÂM askeri değildir, İngiliz askeridir!"

- "Bu elîm şartlara düçâr olmuş olan PADİŞAH'ımızla hususî temas dahi mümkün olamaz... Farzedelim ki, resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Bu temastan (çıkacak sonucu) MİLLET; İSTİKLÂLİNİ, BÜTÜNLÜĞÜNÜ, HİLÂFET VE SALTANAT MAKAMLARININ MÜSTAKİL VE DOKUNULMAZ (OLMASINI) BİR EMEL SAYMIŞTIR!"

- "MÜSLÜMANLARIN HALİFESİ'nin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur (hayal) ediyor musunuz?"

- "Ben şahsen (böyle) hiç bir şey düşünmem!.. ZÂT-I ŞÂHÂNE'nin ağzından işitsem, bunun ZORLAMA ve BASKI ALTINDA olduğuna hükmederim!"

DÜRRİZÂDE'nin fetvaları, MUSTAFA KEMÂL PAŞA'ya göre "PADİŞAH'ın hürriyetinin olmamasının işareti"dir!.



01 Ekim 2008 Çarşamba 13:09 tarihinde Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com> yazdı:



--
..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

Grbuz Guvendag

unread,
Oct 1, 2008, 8:15:01 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, eyupy...@yahoo.com
Eyüp Bey ,Ozkan bey size cevap verdi.
M.Kemal  Bir Siyasi ve Askeri Liderimizdir.
Kendisi konusurken sadece Mecis veya halk dinlemiyor.O,dısarıya da mesaj veriyor.
Türkiye yi ,Kendi kafasına göre yönetmiyor.Yabancı gücleri de dikkate alıyor.Onun Tek bir amacı var.Bagımsız,onurlu Türk Milleti.
Türkiyeyi  Yabancı,Emperyalist saldırılardan korumak.
O ,yaptıgı bazı islerde,Türkiyeyi Türk milletini ,saldırılardan korumak icin yapmıstır.Istiyerek veya istemiyerek.
O bir Türk Milliyetcisidir.
Bazı Kesimler var Milliyetci dediginiz zaman sacları dikiliyor.
Onlar ,M.Kemal inandıkları gibi anlamak istediler.
O,Müslüman Türklerin Lideri dir..O,Batıya teslim olmus,herseyi Batıdan bekliyen ,Kendi halkını ezmek istiyen bir grubun Lideri gibi görülmek isendi.Bu yanlıstır.
 
Müslüman Türkler sanki Gazi Mustafa Kemal e karsı gibi gösterilmek istendi.Bu da yanlıstır
Gazi Mustafa Kemal,Bir Osmanlı subayıdır:Ve Halkı Müslüman olan bir Milletin ,Bagımsız devletini kurma mücadelesi vermistir.
Bizde bazı ,hain geri zekalılar.Hep Türkiye ,dünyadan izole edilmis gördüler.
Tükler ,Müslümanlar kötü,Yabancının Pisligi bile selam durulacak kadar kıymetli.
Vazgecin artık,Bizi kücük görüp,yabancını pisligine asırı saygı göstermeyi.
Dünyaya bakın.Afrika niye ac.Vahdettin mi ac bıraktı.
Orta Asyayı Vahdettin mi?Sefil bıraktı?
Irakta 1milyon kisiyi Vahdettin mi öldürdü?
 
Uzaydan Türkiyeye bakın.
Istanbul  da Sahte Türklerin,Bizans Dükalıgından Türkiyeye  bakmayın.
 
Gurbuz

----- Original Message ----
From: Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com>
To: cihan-tu...@googlegroups.com

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 1, 2008, 10:56:03 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu konu pek açıklığa kavuşamaz herkesin farklı konuştuğu bir ortamdaız ama bilgi edinilmesi açısından canlı bir kaynak daha:
 
"II. Abdulhamit'in torunu Ertuğrul Osman, bir röportajda Vahdettin'in yaptığı fedakarlığın iç harp çıkmasını engellediğini savunur. Vahdettin'in Anadolu hareketine destek verdiğini belirten Osman şöyle konuşuyordu: "Sultan Vahdettin, eğer fedakarlık yaparak yurtdışına çıkmasa idi iç harp çıkardı. İleriki safhalarda birtakım gelişmelerden sonra, içeride kalması halinde iç savaş çıkabileceği düşüncesi ile fedakarlık yaparak vatanından ayrılmayı tercih etti. Vahdettin, başından beri Mustafa Kemal Paşa'ya destek veriyordu. Mustafa Kemal, sultanın bilgisi ve emirleri ile hareket ediyordu. İstanbul'daki işgal kuvvetlerine karşı, 'Biz Anadolu'daki hareketi desteklemiyoruz' demesine rağmen, sürekli olarak Anadolu'daki gelişmelerden haberdar oluyor, maddi ve manevi destek veriyordu. Hatta Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkabilmesi için, İngilizlerden ve Fransızlardan izin bile almıştı."
Kaynakça: II. Abdulhamit'in torunu Ertuğrul Osman'ın röportajından

01 Ekim 2008 Çarşamba 15:15 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> yazdı:



--
              ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 1, 2008, 11:14:47 AM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
CHP ve DSP eski lideri Rahmetli Bülent Ecevit'in son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin hakkında söyledikleri bir anda gündemi değişmişti, uzak değil çok yakın bir zamanda, Ecevit'in Vahdettin'in vatan haini olmadığını söylemesi, resmi tarih tartışmalarını da yeniden canlandırmıştı. Vahdettin Olayı'na çeşitli boyutlardan bakmayı tercih eden orta yolcu tarihçi ve aydınlara göre Vahdettin hatalı bir siyaset izlemekle birlikte vatan haini değildir.görüşünde birleşmişlerdi, Prof. Dr. Murat Belge de fikirleri yüzünden Vahdettin'i vatan haini ilan etmenin yanlış olduğunu açık ve net olarak ifade etmişti. bu tartışmalar esnasında Vahdeddin'e hiç bir tarihçi hain dememişti ve hain diyemeyeceklerini açık ve net olarak söylemişlerdi, bu konuda beni şüpheye düşüren tek şey apo sevdalısı pkk terörist eğitmeni afişlerinden tanıdığımız yalçın küçükün Vahdeddin hain değildir demiş olmasıdır, onu da artık yalçın küçükün Atatürk düşmanı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum!

 
01 Ekim 2008 Çarşamba 17:56 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:

Av.MBH

unread,
Oct 1, 2008, 1:41:46 PM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
    Merhaba sayın Özkan bey,
 
    Ben bu yazınızı daha önce yayımladığınızda da okumuştum, yanıt veremememin sebebi, âcil dilekçelerimin olmasıydı. Açıklamalarımı şöylece arzedeyim :
 
    1) Ben Nihal Atsız'a Atatürk düşmanlığı izafe edenlere kısmen katılırken, yalnızca Rıza Nur'dan hareket etmemiştim. O sıradaki yazımı tekrar okursanız veya hatırlıyorsanız göreceksiniz ki, ben, ırkçılığın Atatürkçülük'le asla bağdaşmadığını beyan etmiştim. Yalnız Atatürkçülük'le değil, aynı zamanda Türkçülük'le de. Sebebini de anlatmıştım, Türk tarihinde ırkçılık hiç ama hiç olmamıştır. O koskoca imparatorlukları kurmak ve yabancı halkları eski deyişle "temessül etirmek", kendine benzetmek, Türk'leştirmek, ırkçılıkla olacak şey değildir. Sırf ırkçı olması, Nihal Atsız'ı Atatürk'ten ve Türkçülük'ten uzaklaştırır.
 
    2) Bu son yazımı da, Nihal Atsız'ın Vahideddin hakkındaki görüşlerini yazmış bir arkadaş, ona yanıt olarak yazdım. Gürbüz beye yazdığım yanıtta açıklamaya çalıştığım üzere, bu konu bir siyasî saflaşmayı göstermektedir. Nihal Atsız da o saflaşmada cumhuriyet karşıtları safında yeralmıştır ki, onun bu durumunun tek delili bu yazısı da değildir. Diğer taraftan, Atatürk'ün devrimcilik ilkesini kabul etmediğini, bizzat sizin aktardığınız yazıya göre kendisi beyan etmekteydi. Devrimcilik birşeyi habire tersine çevirecek şekilde değiştirmek midir? "Devrimcilik" ile "deviricilik" arasında çok fark vardır. Devrimci yeniyi kurabilecek tasarımı yapamaksızın eskiyi yıkamaz, zaten böyle birşey maddeten olanaklı da değildir. Türk halkının uluslaşma süreci o zaman veya şimdi, tamamlanmış mıydı? "Çağdaş uygarlık" ("Batı uygarlığı" değil!) düzeyine ulaşılmış mıydı? Bizzat Atatürk "arasız devrimler"den bahsetmişken, "İnkılâp bitmiştir, artık değiştirilecek birşey yoktur" demek, Atatürk'ü hiç anlamamaktır. Pekiyi, Atatürk'ü ve cumhuriyeti lâyıkıyla anlamaksızın, Türkçü olunabilir mi? Kısacası, ben Nihal Atsız'ı, Türkçü olduğu için değil, tam tersine, Türkçü olmadığı için eleştirmiş oluyorum.
 
    3) Bunları kabul etmeseniz de lütfen anlayınız. Derdim(iz) futbol takımı fanatikleri gibi birbirimize (af buyrun) "Nasıl geçirdim?!" tarzında üstün çıkmak değil ki? Düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Siz de takdir edersiniz ki, her düşüncemiz zıt olmadığı gibi, hemfikir olduğumuz çok da konu var. Ama bu konu da, çok önemli ve esasa ilişkin konulardan biri. Sayın Gürbüz beye yazdığım gibi, saflaşma aslında bugünün saflaşması. Emperyalizmin oyununa gelmememiz gerektiği izahtan varestedir.
 
    4) Aktardığınız şu görüşe ise tamamen katılıyorum ve her zeminde de dile getiriyorum :
     ""Ben TÜRK değilim, benim kimliğimi tanıyın" diyene yapılacak bir tek şey vardır: Onu TÜRK sayan NÜFUS KÂĞIDI'nı, yani KİMLİK belgesini elinden alıp, "Tamam, şimdi istediğin kimliğe bürün, git kendine başka bir yer bul," demek!.. "Bu devlet benim devletim değil... biz ayrıyız... biz ayrılmalıyız... bize de özel haklar verilsin" diyenlerin hepsi, kendilerine TÜRK KİMLİĞİ bahşeden NÜFUS KÂĞIDI'ndan arındırılmalıdırlar!.. "
 
    Anayasa md. 66'nın I. fıkrası aynen şöyle der : "Madde 66 - Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." Türk kimliğini kabul etmeyen biri, İçişleri Bakanlığı'na vereceği basit bir dilekçeyle yurttaşlıktan çıkar, sonra ister gider, isterse Türkiye'de yabancı hukukuna tâbi olarak kalır.
 
    5) Benim sorunum Atsız'la değil, Atsız'a çamur atmakla uğraşacak biri de değilim. Bana göre önemli olan görüşler ve tutumlardır. Benim yegâne derdim, tasam, kaygım, "Nasıl ederiz de, emperyalist egemenliğini kırıp bağımsızlığımızı geri alabileceğimiz bir örgütlenme yaratabiliriz ve bu ulusal kurtuluş programının arkasına yeterli kuvvet yığabiliriz?" sorusuna yanıt bulmaktır. Bu yanıtı internet öbeklerinde bulacak değiliz elbette, ama "belki birisi okur, düşünür, faydam olur" diye yazıyorum hep.
 
    6) Sosyalist ve komünistlere her defasında bir olumsuzluk atfetmenize gerek bulunduğunu ise sanmıyorum. Daha önce bir yazımda, dünyanın her yerinde ulusal kurtuluşçuların hep sosyalistler arasından çıktığını, ulusallığı reddeden birinin sosyalizmi de anlamamış olacağını, zaten bu tavrın da sosyalistlerden değil, anarşistlerden kaynaklandığını belirtmiştim. Birliğe engel olabilecek her söyleme karşıyım.
 
    Selamlarımla, bayramınız kutlu olsun.
    Av.Murat
 
----- Original Message -----
Sent: Tuesday, September 30, 2008 8:02 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi Vahidettin Milli Eğitim'de.

   Bu görüşler Vahideddin'in hain olmadığını değil, Nihal Atsız'ın (haydi
"hainliğini" demeyeyim) Atatürk düşmanlığını gösterir.
----- Original Message -----
From: "tuncay demirbaş" <tuncayde...@gmail.com>
To: "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>
Sent: Tuesday, September 30, 2008 4:34 PM
Subject: ..::CTO::.. Re: FW: ..::CTO::.. Re: VAHDETTİN HAİNMİYDİ?İşbirlikçi
Vahidettin Milli Eğitim'de.



NİHAL ATSIZ'IN VAHİDEDDİN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ VE SÖYLEDİKLERİ

Osmanlı Padişahlarının en talihsizidir..Bu yüzden kendisine hain
damgası vurulmuştur. Fakat hain değil, bütün Osmanlı Padişahları gibi
vatanseverdir. Velihat iken Almanya'ya gittiği zaman, batı cephesinde
ateş hattı siperlerini gezmiş, her hangi bir umulmadık tehlikeye karşı
başını eğmesi söylendiği zaman "Türk başı düşman karşısında eğilmez"
demiştir.

Neden İstanbul'u terkedip te Anadolu daki milli hareketin geçmediği
sorulabilir.

Sultan Vahideddin bunu yapamazdı. İstanbul'u bıraktığı takdirde,
düşmanlar bu şehri bir daha Türklere vermezlerdi.. Şehzadeleri de
On 30 Eylül, 10:59, turkmen turaneli <buyuk-turk...@hotmail.com>

wrote:
> SELAM,
>
> BENCE VAHIDEDDIN#e HAIN DAMGASINI VURANLAR KADAR TÜK MILLETINE HAINLIK
> EDEN OLMAMISDIR SANIRIM
> EGR VAHIDEDDIN HARETLERI ISTESE IDI PAHA BILICLMEYEN DEGERLI TASLARI(
> ALTIN-PIRLANTA VE CESITLI KIYMETLI ESYALRINI TOPKAPIDA BIRAKARAK
> GITMEZDI....
>
> YURT DISINDA KRALLARA ALYIK YASAR SELSEFALET CILE CEKMEZDI.......
>
> > göstererek der ki:> > - Pasa! Pasa! Bu gemileri görmek kanima dokunuyor.

> > Bu memleket> > kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun. Kendisine
> > selamlarimla birlikte> > teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal

Av.MBH

unread,
Oct 1, 2008, 12:56:16 PM10/1/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
l    Sayın Gürbüz bey,
 
    Yazınıza sen-ben dâvası şeklinde veya "kim kimi mat etti?" gibi futbol taraftarlığı tarzında değil de, hasbıhal mahiyetinde yanıt vereceğim. Diğer tarzı sevmiyorum zaten, siz de sohbet eder şekilde yazdığınıza göre üslûpta anlaşacağız gibi.
 
    "oturun mesleginizde en iyi olun.Bildiginiz konuda yazın." buyurmuşsunuz. Eğer bu ibare, "kendi mesleğinle uğraş, başka işe karışma, tarihi filan da hiç bilmiyorsun, bilmediğin konuda yazma" anlamına geliyorsa, epeyce itirazım olacak.
 
    Tarih, felsefe, mitoloji, sosyoloji, sosyal psikoloji, siyaset bilimi ile ilgilenmeyen, bunları akademik uzman derecesinde bilmese dile bunlardan "nasibini alamamış" olan kişilere, "hukukçu" denmiyor. Fakültelerde ilk öğretilen şey, "hukukçu"luğun bir "meslek" olmadığı, bir bilgi düzlemi ve düzeyi idiğidir. Avukatlık meslektir, hâkimlik-savcılık-noterlik de öyle. Hukukçuluk meslek değildir. Her avukat-hâkim-savcı-noter de hukukçu değildir. Öyle olmalılardı, ama fiiliyatta görüyoruz ki öyle değil hepsi. Fakültelerde yine, "hukukçuluk" ile "hukuk zanaatkârlığı, hukuk teknisyenliği" arasındaki kocamaaaan farkı öğretmeye çalışırlar. Sözün kısası, bu saydıklarımı bilmeyen veya ilgilenmeyen hukukçu, o sıfatı pek haketmez. Dolayısıyla, benim hukukçuluğumun da avukatlığımın da varoluş zeminidir bunlar, sıyırıp attığımda geriye "teknisyen" kalacağı unsurlardır ki teknisyenden onbinlerce var. Yani, bu konular benim tam da kendi "mesleğimin" konularıdır, eh, "fazla tevazu kibirden gelir" ve "gereksiz tevazuda bulunma, gerçek sanırlar" özdeyişleri gereğince itiraftan kaçınamayacağım ki, anılan konular benim "bilmediğim konular" hiç değildir. Kısacası, bendeniz "bildiğim konuda" yazıyorum efendim !
 
    Yok eğer, "bu konular yanısıra hukukla da ilgili uğraşınız olsun" anlamındaysa, hiç merak buyurmayınız, hukuk konusunda da avukatlık konusunda da çoook çalışmam var ve devam etmekte. Mesleğimde "en iyi" kimdir, bunu tesbit ve tayin çok zordur, çünkü ölçütler çok fazlacadır; ancak "en iyiler arasında" bulunduğumu, meslektaşlarım bilir. ("En iyiler"den kasdımın "en çok kazananlar" olmadığını tekrara hacet yok!). Burada hukukla ilgili bir tartışma ('münazara' anlamında, 'münakaşa' anlamında değil) açılmadı, ben açsam ilgilenileceğini de sanmıyorum, belki bu yüzden belirtilen konularda yazışmış olamadık.
 
    Sizin de öğretmenliğinizde sosyal bilimlerle ilgilenmişliğiniz bence kayıp değildi. Tam olarak hangi tür deneyiminizden bahsettiğinizi bilemem doğal ki, ancak, dünyamızda fen bilimlerinin de sosyal bilimler ışığında, başka deyişle, "birer ideoloji ve siyaset içinde belirlenmiş politikalara göre" icra edilegeldiğini bilemeyenlerden değiliz. Safınız benim görüşlerime ters konumlanmış da olsa, bu ilkeyi reddetmem ben.
 
    Gelelim şu (aslında gereksiz) tartışma konusuna... Biz başka yazımda yazdığım gibi, "gerçek" değil tartıştığımız. Gerçek belli ve 1 tane çünkü. Neden tartışıyoruz? Çünkü doğrularımız farklı. " 'Vatan haini' neye denir?" diye bir tartışmaya girsek, somut olaylar dışında tanımlar getirdiğimiz takdirde derhal anlaşırız. O tanımı Vahideddin'e uyarladığımızda işler değişiyor. Neden? Çünkü sizin safınız Vahideddin'i hain olarak nitelendirdiğimiz zaman kabullenilmesi gerekecek diğer önermelerin tam karşısında konumlanmış. İnsan düşündüğü gibi yaşamayıp tam tersine yaşadığı gibi düşündüğünden, bu sizin düşünceniz ve devamla artık itikadınız olmuş. Ben ne yazsam bunu değiştiremem. Çünkü itikadın gerekçesi yoktur, gerekçeye dayanmaz, gerekçesi çürütüldüğünde bile değişmemesi de bu yüzdendir. Neyse, değiştirmeye çalışmıyprum, yalnızca kendi görüşümü (bir kez daha) açıklamış oluyorum.
 
    Belgelerin, kanıtların, tanıkların, olayların oluş ve akışının, hepsi, ama hepsi, Vahideddin'in ihanetini liste liste dökmekte. Karşısında ileri sürülenler, (şahsınızı tenzihen söylüyorum) ya sahte belge olup sahteliği de meydana çıkarılmış kanıta, ya Osman Ertuğrul vs. gibi, emperyalizm hizmetinde rol düşerse kapabilme umuduyla ve şahsî bakımdan de kendi dedesini temize çıkarma saikıyle davranan adamların tamamen kendinden menkul beyanlarına, veyahut Rıza Nur filan gibi Atatürk düşmanı birtakım "eşhas"ın yalan ve iftiradan ibaret "hatırat"ına dayanmakta.
 
    Maddî gerçek tabak gibi meydanda durduğuna göre, bu konu neden tartışma gündemini işgal edebiliyor? Çünkü emperyalizmin "Türk tarihindeki antiemperyalist mücadeleyi toplumsal bellekten silmek" gibi bir sorunu ve zorunluluğu var. Atatürk'ü küçümsettirmek, tam bağımsızlıkçılığını, ilkelerini azımsattırmak, O'nu ve ezilen dünyada kapitalizm emperyalizme evrileli beri ilk başarılı tokadı atmış bulunan programını gitgide unutturmak, Türkiye'de ve ezilen dünyanın diğer halklarında örnek alınmasını, bayraklaştırılmasını önlemek, o tokadın rövanşını almak...Bu yüzdendir ki, Atatürk'ün mücadele ettiği ve Nutuk'ta da açıkça hain olarak nitelendirdiği bir adamı, sözde saltanat hayatı kendilerine köpeklikle geçmiş birini, Atatürk'e karşı bir tarihsel figür olarak tekarar meşrulaştırmak, iade-i itibar etmek istiyorlar. Atatürk'ün dedikleri, "zamana ve zemine göre söylenmiş şeyler" denilerek es geçilirse, çok büyük yanılgıya düşülmüş olunur. Atatürk'ün, zamanı gelmediği için söylemedikleri vardır, Kurtuluş Savaşı'da zamanı gelene dek "Saltanat ve Hilâfet'in düşman elinde esir bulunması sebebiyle iradesi yoktur, biz vatanı kurtaralım" dediği vâkidir. Ama yaptıklarına bakalım, 23.Nisan'da Meclis'i açması zaten cumhuriyet demektir. Saltanat ve Hilâfet'in adı geçmez orada. Halkçılık Beyannâmesi'nde de geçmez. Kongre kararlarında da geçmez. "Milleti, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" sözü yeterli şeyi yalnızca bugün değil, gözüaçıklar için o gün de anlatıyordu. O dönemde bölünmeye değil birleşmeye gereksinim vardı, ayrıca Atatürk, kitlelerin eylem içinde devrimcileşeceğini çok iyi bilen bir dehaydı.
 
    İşte bu yüzden bu konu, diğer birçok konu gibi, "teknik tarihsel" bir konu değildir; tarihsel her konunun bugünkü saflaşmalarda oynatılacak bir rolü vardır ve olmaktadır. "Vahideddin'in hain olmadığını" iddia edenlerin hep ve daima, cumhuriyet karşıtları olması tesadüf değildir. Bu savlar, tarihten-zamandan-zeminden-özellikle de ideolojilerden ve siyasetten kopuk ve soyut, havada gezer tümceler değildir; dediğim gibi, bugünkü saflaşmada oynayacağı/oynatılacak rolü vardır. Ermeni sahte soykırımı niçin 1965'ten beri yeniden gündeme kondu? Neden şimdi habire ağırlaştırılarak getiriliyor üstümüze? Cumhuriyetimizin kuruluşunun ve kurucularının soykırım yaptığını, soykırımla/soykırım sayesinde kurulduğumuzu iddia edip bunu kamuoylarında yerleştirerek, bizi en sonunda silahla yıkmaya başladıkları zaman bu işin kültürel ve psikolojik sözde "meşruiyeti" hazır olsun diye değil mi? Matt Bryza mı dedi, başka bir noktanokta mı, "Biz her iki tarafın da arşivleri açmasını desteklerken, soykırımı tartışmaya açıyor değiliz, amacımız, soykırımın yapıldığını gösterir belgelerin korunmasına yardımcı olmaktır" !! Sırf bu beyan bile göstermiyor mu, emperyalist Batı'nın "tarihsel gerçek nedir?" diye bir derdinin hiçbir zaman olmadığını? Tâcire sormuşlar : 3x3 kaç eder? "Alırken mi, satarken mi?" demiş!
 
    Vahideddin'in hain olmadığını iddia etmenin ve edenlerin de konumlanması aynen böyle. Siz veya daha birçok kişi, anlatılan yalanlara safiyane inanıyor ve inanmak istiyor olabilir, ama bu konumlanma, öznel niyetlerden soyut olarak, nesnel bakımdan emperyalizmin yanıdır, maalesef gerçek bu.
 
    Atatürk'ün dış politikada yapmak isteyip de gücünün yetmediği şeyler olmasının, bu konuyla ilgisini ise, ben kuramadım. Bunlar Vahideddin'in hain olmadığını göstermekte delil mi oluyormuş sizce? Ben o kanıda olamadığımı belirteyim.
 
    Selamlar, sağlıcakla kalın, bayramınız da kutlu olsun.
    Av.Murat
 
 
----- Original Message -----

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 5:17:08 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sürekli bir kasıt üzerine gitmeniz sebebi ile bu taş banamıydı sayın Hattatoğlu.


 
01 Ekim 2008 Çarşamba 19:56 tarihinde Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 7:00:25 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Merhaba sayın HATTATOĞLU, işlerinizde kolaylıklar dilerim, altı (6) şıkla verdiğiniz yanıtla birlikte yaptığınız göndermelere altı (6) şıkla  göndermelerinizi yanıtlayayım.
Bu arada şunuda belirteyim eskiden ortada bir konu oluyordu, buna ak ve kara diyenler çıkıyordu, şimdi ise ak ve kara diyenlerin dışında yeşil, turuncu, mavi, pembe vs. diyenlerde var, bunlarıda göz önünde bulundurmak gerekiyor, artık her konuda iyice yozlaştırılıyoruz, uyuşturuluyoruz, her şeyin bilincinde olmalıyız.
 
1- Zaten size rıza nura hakaret ettiniz demedim, etsenizde rıza nur beni bağlamıyor, diğer konu ise, benimde bu konu üzerine defalarca yazmış olduğum gibi Türk tarihinde hiç bir Türk toplumunun ırkçılık yaptığını göremezsiniz, Türkçülük fikriyatında geçmişten geleceğe ırkçılık diye bir şey yoktur aksi durumda toplumları birleştiremez asırlarca hüküm süremezdi, heleki Atatürk döneminde böyle bir durum yaşanmadı yaşanamazdı ve yaşanmayacakta, Nihal Atsız'ıda ırkçı olarak tanımlayamayız, 2. şıkta oradaki bağlamla birlikte bunun açıklamasını yapacağım.
 
2- Şimdi konuyu şöyle açayım Nihal Atsız Cumhuriyet karşıtları arasında yer almamıştır ve ırkçılık üzerine yazılmış bir kaç makalenin sebebide şudur, kürt ve çerkez ırkçı ayaklanmaları üzerine onlara kürtlerle çerkezlerin kışkırtma politikası güdtükleri bütünlüğümüz içinde ayaklanma dedikodularının çıktığı diğer ırklara gözdağı niteliğinde yazılmış bir kaç makale idi, bunu ırkçılık olarak değerlendirmek mümkün değildir, aksine Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin idamesine destek amaçlıdır çünkü iyi biliniyor ki Atatür Türkiye Cumhuriyetinin en büyük dayanağının Türk Milleti olduğunu kendi ağzıyla belirtmişti, işte burada ortaya en başta bahsettiğim ak, kara, yeşil turuncu, mavi, pembe vs. ler çıkıyor ortaya, önemli olan bakış açısı, olaya nereden bakarsanız oradan görürsünüz bu sebeple bakış açısını biraz değiştirmek gerekiyor, şunuda belirteyim ki, Nihal Atsız Devrimciliğe karşı değildir yazıyı dikkatli okuduğunuzda bunu çok daha net kavrayacağınıza eminim, sadece bakış açınızı biraz genişletin, inkilap bitniştir derken ise o günün şartlarında bitmiştir mevcut inkilapları önce bir oturtalım diğerlerine öyle devam edelimdir oturmamış inkilaplar üzerine inkilaplara bir yandan devam ederseniz spakülasyonlar çoğalır ve dallanıp budaklanan bu çok yönlü spakülasyonların altından kalkamaz bütün devrimlerin çökmesine sebep olursunuz, burada Nihal Atsızı çok iyi anlamak gerek, Nihal Atsız çok iyi bir Atatürkçü idi, Atatürk'ü çok iyi anlıyor ve Atatürk'ü Türk Milletine yaradanın bir mucizesi olarak görüyordu, Nihal Atsız'ı çok iyi süzmek, anlamak gerekiyor, bu da tümüyle bakış açısını genişletmekle ilgili bir durum, tümüyle sol bir fikriyatla bakıldığı zaman zaten Nihal Atsız'ı anlamak mümkün olamaz.
 
3- Bu bölümde yazdığınız ilk üç (3) cümleden artık gına geldiğini bilmenizi isterim, ben böyle bir tavır içinde değilim her defasında bu veya buna benzer cümleler kuruyorsunuz, diğer konu ise mutabık olduğumuz bir çok nokta bunda haklısınız, ortak noktalarımız çok, ben sizin bakış açınızıda değerlendiriyor ve oradanda görmeye çalışıyorum konuları, birazda siz farklı bir bakış açısıyla değerlendirebilseniz arada zaten bir pürüz kalmayacak, amaçlarımız aynı sadece aynı amaca farklı yollardan gitmeye çalışıyoruz, burada pencerelerimizi genişletebilirsek aynı amaca aynı yoldanda gidebiliriz.
 
4- Sizi bu konudaki desteğiniz için tüm samimiyetimle alkışlıyorum.
 
5- İşte bizlerde bu amaçla buradayız, gayemiz bu, yoksa fişini çektiğimde bir kablo bağlantısından başka bir şey olmayan bu sanal ortamda işimiz ne ki !
 
6- TBMM gizli celse zabıtları, devre: ı, içtima ı, tarih: 22.1.1921.i, 31, c: 3. sayfa 334... "komünizmin memleket için, milletimiz için, dinimiz için, kabul edilmez olduğunu anlatmak, yani kamuoyunu aydınlatmak en yararlı çare görülmüştür" M.Kemal Atatürk
 
Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultan'ı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum Vladimir İlyiç Lenin
 
Bu söz size değil geneledir tenzi ederim;
Sana Türkmüsün, Kürtmüsün, Ermenimisin, Lazmısın diye sormuyorum. Ekmek yediğin Vatanını seviyor musun diye soruyorum?
 
Bilmukabele bende sizin bayramınızı kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim, selamlar.
 
Özkan BOSTANCI


 
01 Ekim 2008 Çarşamba 20:41 tarihinde Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

Eyup YALCIN

unread,
Oct 2, 2008, 7:43:26 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Gürbüz Bey;
            Afrika'nın açlığını, Orta Asyayı Vahdettin ile karıştırmayın. Ben açık bir soru sordum. Vahdettin Atatürk ve arkadaşlarını hilafete karşı ayaklanmış ilan edip idam fermanını imzalamış mı imzalamamış mı ????
 
            Baskılardan korkmuş vs vs diye yazanlar oldu. Bir lider korkmaz, korkaksa o mevkide oturamaz. Atatürk mandacılığa karşı  çıkarken Halide Edip ve bazı komutanlar ( yanlış hatırlamıyorsam İsmet Paşa da dahil ) mandacılığı savunuyorlardı. Ama Atatürk tam bir liderdi. '' Ya istiklal ya ölüm'' dedi. Yani ya bağımsız başı dik, hür oluruz ya da ölürüz dedi. İşte Lider!!!
 
Gazi Mustafa Kemal,Bir Osmanlı subayıdır:Ve Halkı Müslüman olan bir Milletin ,Bagımsız devletini kurma mücadelesi vermistir.
Bizde bazı ,hain geri zekalılar.Hep Türkiye ,dünyadan izole edilmis gördüler.
Tükler ,Müslümanlar kötü,Yabancının Pisligi bile selam durulacak kadar kıymetli.
Vazgecin artık,Bizi kücük görüp,yabancını pisligine asırı saygı göstermeyi.
 
               Diye yazmışsınız. Ben farklı bir şey mi diyorum? Atatürk; bir taraftan ülkeyi bölmeyi, parçalamayı hedeflemiş emperyalistler ile savaşırken içeride de hilafeti savunan,yabancı devletlerle işbirliği içinde olan halife mandacılara karşıda savaşmıştır diyorum. Hatta bazıları TV lere çıkıp; Atatürk Osmanlı Halkı'ndan  vekalet almasına ( maaş+rütbe ) rağmen Osmanlı'ya ve hilafete karşı savaş açmış haindir diyecek kadar aşağılık hale gelmiştir. O hainlerden buğünde vardır.
 
              Vahdettin iç savaş çıkmasın diye dışarıya kaçmış!!! Nasıl olurda bir lider ülkesini, haalkını bırakıp kaçar ? Atatürk'e destek veriyormuş!!!! Neden açık açık destek verip halkı yaanına almamışta Atatürk ve arkadaşlarına karşı kışkırtmış!!!
 
             Tekrar soruyoyum arkadaşlar, tarihçiler var ise aranızda bana cevap verebilir. Bu tarihi belgeler Osmanlı arşivlerinde yer alıyor mu? Bu belgeler gerçek ise, Vahdettin'in desteği nasıl inanılır kabul edilir???
 
             1- Padişah Vahdettin'in Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öldürülmesi için 10 Nisan 1920 tarihinde fetva yayınlamış mı yayınlamamış mı? 
 
             2-Vahdettin Atatürk ve arkadaşlarını hilafete karşı ayaklanmış ilan edip idam fermanını imzalamış mı imzalamamış mı ????            
 
 

Saygılarımla,
E.YALÇIN

tuncay demirbaş

unread,
Oct 2, 2008, 8:48:44 AM10/2/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Türkçülük ile ilgili Nihal Atsız ile Başbuğ Atatürk'ün söyledikleri
arasında hiçbir fark yoktur arasanızda bulamazsınız.. Hattizatinde
Başbuğ Atatürk'ün Türklük hakkındaki sözleri daha keskindir..

Nihal Atsıza olan düşmanlık sadece Atsız hocanın hayatı boyu komunizme
karşı verdiği mücadeleden ötürüdür..Bu yüzden Atsız'a ve Türkeş'e
karşı hınçları hiç bitmez ve her seferinde bu iki büyük Türkçüye
iftira atmaktan çekinmezler..

Av.Bey Yaşınızı bilmiyorum ancak 1980 öncesini yaşamadıysanız
bilmezsinizde ben yaşayıp şahit olduğum için söylüyorum..Komunistler
1980 öncesi Başbuğ Atatürk'e de alenen söverlerdi..Onlar için varsa
yoksa lenin,stalin, mao, marx vardı....Şimdi Atatürkçü gibi
görünmeleri sadece takiyyedir..Çünkü başka dayanacakları milleti
kandıracakları dal kalmamıştır..Başbuğ Atatürk'ün Kurtuluş savaşını
kazanıp Cumhuriyet kurup ve kurucu ideolojiyi Türk milliyetçiliği
yaptığı ve Anayasaya da eklettiğin den beri, komunistler Atatürk
düşmanı olmuşlardır..Onlara göre Atatürk Bolşevikliği kabul ederek
komunist rejime geçmeliydi..Yine 1980 öncesini iyi bilecektir,
solcular Başbuğ Atatürk için şu ifadeyi sıkça kulanmışlar hatta
şiirlerine kadar bu deyimi sokmuşlardı.."Ben senin Mustafa Kemali ni
sevmiştim Atatürk'ünü deiğil!" diyebilmişlerdi...Şimdi bu zumre
Atatürkçü geçiniyor..Hiç kusura bakmayın bize yediremezsiniz...Nihal
Atsız'ın dediği gibi, "MİLLİYETÇİLİĞİN BAŞ ŞARTI GEÇMİŞE
SAYGIDIR...Oysa komunistler sadece sovyet rusya ya saygı
göstermişlerdir..Türk'ün şanlı tarihine ve Türkçülere hep
sözmüşlerdir..
> ...
>
> tamamını oku »

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 8:20:01 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Arkadaşlar bu yazıyı konunun en başında eklemiştim, sanırım gözden kaçıranlar olmuş, gereği üzerine tekrar ekliyorum lütfen okuyunuz;
 
Hz. MUHAMMED, "Ben de sizin gibi bir insanım. Yerim, içerim, uyurum," der; kendisinin kusursuz ve insanüstü gösterilmesini, putlaştırılmasını önlemeye çalışırdı!

Bütün peygamberler, bütün veliler, bütün tarikat şeyhleri, bütün padişahlar ve bütün önderler İNSAN'dır. Daha uygun tabirle BEŞER'dir. Yani iyi işler de yaparlar, hata da yaparlar... Günah ve sevaplarının hesabını ancak ALLAH bilir, O dahi KIYAMET GÜNÜ gelmeden mizân kurmaz, hesap sormaz!..

Bir kişi öldüğünde, artık tarihe gömülmüştür. Artık onu her türlü dalkavukluktan veya dedikodudan uzak değerlendirmek, bir ibret vesilesi saymak gerekir.

Maalesef biz bunu hiç yapamıyoruz. Ölmüş büyüklerimizi ya göklere çıkarıyor, putlaştırıyoruz; ya da yerin dibine batırıyor, lânetliyoruz.

"Biz" derken tarihçilerimizi, politikacılarımızı, aydınlarımızı kastediyoruz. Çünkü çocuklarımızı eğiten, halkı yönlendiren onlar!.. Onlar bu işi doğru-dürüst yapamayınca; iş Yalçın Küçük'lere, Doğu Perinçek'lere, kendilerini Ulusalcı olarak adlandıranlara kalıyor! Ve yargısız infaz başlıyor (!)

Meselâ Sultan 2. ABDÜLHAMİD... Yıllarca bu zâtı, ülkede isyan çıkaran, Türk ve Müslüman öldüren Ermeni çetecilerin ağzıyla "Kızıl Sultan" diye anmadık mı?.. Yahudiler'e Filistin'i vermedi diye, Yahudi tarihçilere uyup yerden yere vurmadık mı? Onun "istibdat" denilen 33 yıllık saltanat döneminde ayakta duran OSMANLI DEVLETİ, onun tahttan indirilmesinden 10 yıl sonra çöküp gitmedi mi? Onu tahttan indiren ENVER PAŞA, cenazesinde hüngür hüngür ağlamadı mı?.. Yine İttihatçılar'dan SEVR Antlaşması'na imza koyan RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI, onun için:

TARİHLER İSMİNİ ANDIĞI ZAMAN,
SANA HAK VERECEK, HEY KOCA SULTAN!
BİZDİK UTANMADAN İFTİRA ATAN,
ASRIN EN SİYÂSÎ PÂDİŞÂHINA!

DİVÂNE SEN DEĞİL, MEĞER BİZMİŞİZ!
BİR ÇÜRÜK İPLİĞE HAYÂL DİZMİŞİZ!
SÂDE DELİ DEĞİL, EDEPSİZMİŞİZ!
TÜKÜRDÜK ATALAR KABRİGÂHINA!
 

diyerek pişmanlığını dile getirmedi mi?.. Niye ders almıyoruz?

Maalesef MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK te, hep söylediğimiz gibi, bu akıbetten kurtulamamıştır. Dönmeler, yani dışı "türk" ve "müslüman", ama içi Yahudi veya Hıristiyan, Ermeni veya Rum, veya bölücü Kürt olanlar, hep sahte Atatürkçülük yapmışlar, ATATÜRK'ün kendine has özelliklerini ve gerçek devrimlerini bırakıp; Hıristiyan emperyalist BATI'ya hayran bir uyduruk "atatürk" icat etmişlerdir. Bu "atatürk", sadece "demokrat" ve "lâik"tir!.. Ne MİLLİYETÇİ, ne TÜRKÇÜ, ne TAM-İSTİKLÂLCİ, ne MAZLUM-MİLLETÇİ, ne CUMHURİYETÇİ, ne DEVLETÇİ, ne HALKÇI, ne de İNKILÂBÇI'dır!.. Onun ağzından lâf uydururlar!.. Onu dinsiz, imansız, kitapsız tanıtırlar!.. Ve onu kullanarak birilerini "gerici" ilân ederler; öldürmeye niyetlendiği birisini de, "İkinci Adam" sayıp, her yere heykelini dikerler!

İşte bu uygulamanın bir parcası olarak, Sultan ABDÜLHAMİD'in kardeşi Sultan VAHDEDDİN de, yarım yamalak bilgilerle "aptal, geri zekâlı, hain" diye damgalanmıştır... Öyle mi, değil mi, bunu tesbite çalışacağız. Yalnız bunu yaparken, bazı gözden kaçırılmış hususları da ortaya dökmek mecburiyetinde kalacağız (!)



02 Ekim 2008 Perşembe 14:00 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 8:58:03 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
- "Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK çok büyük bir insan, büyük bir asker, dâhi bir siyasetçi ve başarılı bir iktisatçıdır. Ama MEVLÂNA, FATİH, YAVUZ ve daha niceleri gibi nihayet bir İNSAN'dır. Yüce meziyetlere sahip bir İNSAN'dır. 
 
MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK bizim için hâlâ son dönemdeki en büyük TÜRK'tür. Geleceğin TÜRKİYE'sinin temeli, yine onun tesbit ettiği esaslara dayanmaktadır. Ama onu göklere çıkaracağız diye başkalarını tarihten silenlerin, başkalarını yerin dibine batıranların yalan ve dolanlarına da artık bir "DUR!" demek gerekir!..
 
Yazdıklarımızın tarih ve belge kısımlarının çoğu Murat Bardakçı'nın ŞAHBABA adlı eserinden, ve çoğu yerde aynen alınmış, ancak sıralama değiştirilmiştir... O dönemde yaşamış olan zatların hatıralarından da çok yararlandık. Kemâl Tahir'in Tarih Notları ve Hasan İzzettin Dinamo'nun 15 ciltlik muazzam eseri Kutsal İsyan ve Kutsal Barış ta zikre değer kaynaklarımızdandır...
 
VAHDEDDİN, Sultan ABDÜLMECİD'in 42. çocuğu olarak, 4 Ocak 1861 günü dünyaya geldi. Annesi GÜLİSTÛ HANIM idi. Şehzadeliğinde edebiyat, musikî ve hat sanatıyla meşgûl oldu. Şeyhliğini DAĞISTANLI ÖMER ZİYAEDDİN EFENDİ'nin yaptığı, Gümüşhanevî Dergâhı'na bağlanıp, NAKŞİHÂLİDÎ oldu.
 
Sultan ABDÜLHAMİD'in saltanatı sırasında onun padişah olması hayal gibiydi. Çünkü önünde 4 şehzade daha vardı. Bunlardan önce KEMÂLEDDİN EFENDİ 1905 senesinde vefat etti. 1909'da MEHMED REŞAD tahta geçtikten bir kaç ay sonra da SÜLEYMAN EFENDİ öldü.... YUSUF İZZEDDİN EFENDİ ise, Cihan Savaşı'nda Almanya safından ayrılıp barış yapılmasını istiyordu. İttihatçılar tarafından, tıpkı Sultan ABDÜLAZİZ gibi, bilek damarları kesilerek intihar süsü verilip öldürüldü!.. (1 Şubat 1916)... Böylece, yaşlı MEHMED REŞAD'ın vefatı üzerine de kardeşi olan VAHDEDDİN tahta geçti.
 
MUSTAFA KEMÂL ile VAHDEDDİN'in ilk karşılaşmaları 13 Aralık 1917 tarihinde idi. Alman Kayzeri 2. WILHELM, OSMANLI Hükümdarını memleketine davet etmişti. Ancak Sultan REŞAD yaşlı ve dermansız olduğu için, davete Veliaht VAHDEDDİN EFENDİ'nin icabet etmesine karar verildi... VELİAHD'e refakat edecek olan heyette Miralay NACİ BEY (ELDENİZ, sonradan paşa), Başmabeyinci LÜTFİ SİMAVİ BEY, Teşrifatçı İHSAN BEY, Doktor REŞAT BEY, ve Mirliva (tuğgeneral) MUSTAFA KEMÂL vardı.
 
MUSTAFA KEMÂL, Almanya hatıralarında bu ilk karşılaşmayı (kısaltılmış olarak) şöyle anlatır:
 
- "İSTANBUL'da PERA PALAS Oteli'nin bir dairesine yerleşmiştim... Bir gün bana, PADİŞAH'ın vekili sıfatiyle ENVER PAŞA bilvasıta müracaatta bulundu... Sonra bizzat şifâhen dedi ki:
 
- 'Alman İmparatoru Zât-ı Şahâne'yi karargâh-ı umumisine davet etti. Düşündük ki, VELİAHD Hazretleri bu seyyahati yapsın. Kendisine refakatte bulunmayı kabul eder misiniz?'
 
- "Böyle bir seyyahati enteresan gördüğümden, derhal mavafakat cevabı verdim... Bir gün, hareketimizden evvel, (heyette olanlar) VELİAHD Hazretleri ile birleştik.... Bizi redingotlu adamlarla dolu, bir kanape, iki koltuk olan bir odaya soktular. Henüz girdiğimiz bu odada ayakta dururken, çok lâubâli görünen redingotlu adamların içinde, diğer redingotlu bir adam peydah oldu!.. Bizim bulunduğumuz tarafa teveccüh etti. Kanapenin sağ köşesine oturdu. Ben karşısındaki koltuğa oturdum. Mütenâzır koltuğu NACİ PAŞA işgâl etti. Bu zat bir defa gözlerini kapattı, derin bir vecde daldı. Neden sonra gözlerini açtı ve bize iltifat etti:
 
- 'Sizinle müşerref oldum.'
 
- "Tekrar gözlerini kapattı. Bihûş (şaşkın) bir şahsiyetin huzurunda olduğumu farkettim. Cevap vermek mi, yoksa vermemek milâzım geldiğinde tereddüt ettim. NACİ PAŞA'nın yüzüne baktım, o da çok durgundu. Beklemeyi tercih ettim. Bir müddet sonra gözlerini açtı:
 
- 'Seyyahat edeceğiz, değil mi?'

- "Ben, çok sıkılmış, çok muazzep bir halde:

- 'Evet, seyyahat edeceğiz,'

- "dedim... İtiraf edeyim ki, bir mecnunla (deli) karşı karşıya bulunduğumuzu derakap (derhal) hissetmiş, fakat mantıkî mükâlemeye girişmekten kendimi menetmiştim. Hemen ayağa kalkıp dedim ki:

- 'Efendi Hazretleri, beraber seyyahat edeceğiz. Seyyahat iki gün sonra başlayacaktır. Perşembe akşamı garda bulunacaksınız. Oradan hareket edeceğiz."

- "Veda ettik ve çıktık... Mükellef bir saray arabasına binmiştik. NACİ PAŞA ile aramızda şöyle bir muhavere oldu:

- 'Zavallı bedbaht!.. Şâyân-ı merhamet!..' Bunlarla ne olabilir?

- 'Öyledir.'

- 'Bu zavallı yarın PADİŞAH olacaktır. Kendisinden ne beklenebilir?'

- 'Hiç!.. Biz ki, aklımız, mantığımız vardır... Biz ki, memleketin mukadderatını, hâlini ve âtisini (geleceğini) anlamış insanlarız, ne yapabiliriz?'

- 'Güç!'

- "Perşembe akşamı gara gittim. Daha evvel VAHİDEDDİN'in etrafındaki adamlara haber göndermiştim ki, bizim seyyahatimiz bir yerde askerî bir seyyahat olacaktır. Zât-ı Âlîleri üniformasını giymelidir... Gara geldiğim vakit, VAHİDEDDİN'in sivil giyinmiş olduğunu gördüm... (Meğer) VELİAHD'e feriklik (korgenerallik) tevcih olunmuş, (ama) sonra mirliva (tuğgeneral) olduğunu bildirmişler!.. O da muğber olarak 'ikinci rütbeye tenezzül etmem' demiş... ve hiç bir rütbeye lâyık olmayan VAHDEDDİN, işte bu sebeple gara sivil gelmiş!.."

-"Bineceğimiz tren hazırdı. Bir askerî müfreze, saff-ı harb nizamında VELİAHD'ı teşyie muntazırdı. Başkumandan Vekili ENVER PAŞA da orada idi."

- 'Bu asker sizi teşyi (uğurlama) için hazırdır. kendilerini selamlayınız,'

- "VAHDEDDİN yüzüme baktı, 'Nasıl?' demek istiyordu. İşaret ettim."

- 'Siz yürüyünüz, arkanızdan biz geleceğiz.'

- "VAHDEDDİN, askerin önünden geçerken, iki eli de yukarıda, gayrıtabiî ve gayrışuurî selâm vererek yürüdü!.. Geriye dönüp trene bindik... İçine girdiğimiz salonun pencerelerini açtırarak, tren hareket edeceği sırada VAHDEDDİN'e:

- 'Bu pencereden askeri ve ahâliyi selâmlayınız.'

- "dedim... VAHDEDDİN benim bîperva ihtarıma râm (teslim) olmuş gibi görünerek, dediğimi yapıyordu... Tren İSTANBUL'u terketti. VAHİDEDDİN diğer bir salonda, kendine hazırlanan kompartımana gitti. Beni bıraktığı salon bana aitti."

İşte bu hatıratta yer alan yukardaki ifadeler, sahte Atatürkçüler'in, sözde aydınların dilinden düşmez!.. Sık sık kelimesi kelimesine tekrarlıyarak Sultan VAHDEDDİN'i "aptal, salak, zavallı, durgun veya geri zekâlı, mecnun, beceriksiz" gösterirler!

Unuttukları bir şey vardır: VAHDEDDİN'in 2. ABDÜLHAMİD'in kardeşi, ve onun gibi bir SİYASET ADAMI olduğu!..
 
Bilmedikleri veya kasten dile getirmedikleri bir şey vardır: MUSTAFA KEMÂL'in HATIRAT'ının bundan sonraki kısmı!..
 
Şimdi bir de o kısmı okuyun:
 
- "Trenimiz İSTANBUL'dan bir hayli uzaklaşmış, TRAKYA topraklarında ilerliyorduk. Bir zat geldi:
 
- 'Efendimiz sizi salona davet ediyor,'
 
- "dedi. Doğrusu, bu davet beni memnun etti. Yarınki padişahı yakından tetkik etme fırsatlarından birincisi bahşediliyor demekti."

- "VAHDEDDİN'in salonuna girdiğim vakit kendisini ayakta, bana muntazır buldum. Oturdu... Bana da oturmak için yer gösterdi... BU DAKİKADA, SARAYIN EKSERİYA GÖZLERİ KAPALI KONUŞAN ZÂTI(NI), BÜSBÜTÜN BAMBAŞKA BİR VAZİYETTE BULDUM!.. BİLÂKİS, GÖZLERİNİ ÇOK KUVVETLE AÇMIŞ VE BANA DİKKATLE BAKIYORDU!.. Bir nutuk irâdeder tarzda, beyanatta bulundu:

- 'Afedersiniz Paşa Hazretleri!.. Bir kaç dakika evveline kadar kiminle seyyahat etmekte olduğumu bana izah etmemişlerdi. Ancak trenin hareketinden sonra aldığım malûmat üzerine, gıyâben çok tanıdığım ve takdir ettiğim bir kumandanımızla beraber bulunduğumu anladım.'

- 'Ben sizi çok iyi bilirim. ARIBURNU ve ANAFARTALAR'da yaptığınız bütün icraat, kazandığınız muvaffakiyetler tamamen mâlûmumdur. Siz İSTANBUL'u ve herşeyi kurtarmış bir kumandansınız. Beraber seyyahat etmekte olduğum için çok memnun ve müftehirim (iftihar ediyorum).'

- "VAHDEDDİN bu sözleri çok ağır fakat muntazam söylüyordu. HAYRET ETTİM!.. İcabettiği gibi cevaplar verdim. ARAMIZDA MÜKEMMEL CİDDÎ VE SAMİMİ MUSAHABELER OLDU!"

- "O gece için görüştüklerimizi kâfi addederek 'kendisini fazla rahatsız etmek istemediğimi' söyleyip müsaade aldım. Salona avdet ettiğim zaman inşirah (ferahlık) hissediyordum. DÜŞÜNDÜM Kİ, BU ZAT AKILLI OLMALIDIR!.. İSTANBUL'DA ilk buluştuğumuz vakit, O DEVRİ BİLENLERCE ANLAŞILMASI KOLAY OLAN ESBAB VE ŞERÂTİN (SEBEPLER VE ŞARTLARIN) TESİRİ ALTINDA GARİP BİR HAL GÖSTEREN VELİAHD, İSTANBUL'U TERKETTİKTEN, KENDİSİNİ TAMAMEN SERBEST GÖRDÜKTEN VE BİLHASSA MUHATAPLARININ ŞÂYÂN-I EMNİYET (GÜVENİLİR) ADAMLAR OLDUĞUNU ANLADIKTAN SONRA, ŞAHSİYETİNİ OLDUĞU GİBİ GÖSTERMEKTE ARTIK BEİS (ZARAR) GÖRMÜYOR!.. BUNA GÖRE BEN DE KENDİSİNE BÜTÜN AHVÂLİ VE ZARURETLERİ ANLATABİLİRİM!.. HATTA KENDİSİNCE YAPILABİLECEK BAZI ZEMİNLER ÜZERİNDE FAALİYETE GEÇEBİLİRİM, ÜMİDİNE KAPILDIM!"

- "Seyyahat günleri birbirini takip ediyor ve her gün biz kısa veya uzun bir mülâkat yapıyorduk. BENDE HÂSIL OLAN KANAAT ŞU İDİ Kİ, BU ADAMLA KENDİSİNİ TENVİR ETMEK VE KENDİSİNE YAKINDAN VE SAMİMİ MÜZAHERET ETMEK DESTEKLEMEK VE KORUMAK) ŞARTİYLE, BAZI İŞLER YAPMAK MÜMKÜNDÜR!.. BU NOKTA-İ NAZARIMI (GÖRÜŞÜMÜ) GEREK NACİ PAŞA'YA, GEREK DİĞER ZEVATA SÖYLEDİM VE VELİAHD'I BU ŞEKİLDE HAZIRLAMAK, MEMLEKET MENAFİİ NÂMINA BİR VAZİFE OLDUĞUNU İŞARET ETTİM."


(Murat Bardakçı , Şahbaba , Pan Yayıncılık , İstanbul, 1998 , sf. 68-72... Murat Bardakçı bu kısmı 19 Mart 1926 tarihinden itibaren Milliyet gazetesinde yayınlanan MUSTAFA KEMÂL'in Hatırat'ından aldığını belirtmiş.)
 
Gördünüz mü?.. Bizzat MUSTAFA KEMÂL beyan ediyor, "VAHDEDDİN benim öyle ilk görüşte sandığım gibi aptal, mecnun falan değilmiş!.. Çok akıllı bir adammış," diye!.. Sonra da sebebini açıklıyor, İSTANBUL'daki durum ve şartlar!..
 
Peki, neydi o o durum ve şartlar?.. MASON YENİ OSMANLILAR 1876'da SULTAN ABDÜLAZİZ'i tahttan indirmişler, yerine ilk ve tek MASON Padişah 5. MURAD'ı çıkarmışlar!.. Sonra ABDÜLAZİZ'in bağırta bağırta bileklerini keserek intihar süsü verip öldürmüşler!.. Bunun üzerine Sultan MURAD delirmiş!.. Tahta çıkışının 93. gününde tahttan indirilmiş, yerine Sultan 2. ABDÜLHAMİD geçmiş!.. O da bir süre MİTHAT PAŞA'nın tehdidi altında kalmış!.. Sonra ondan kurtulmuş, SKELİARİ CLEANTİ adındaki bir Rum ile ALİ SUAVİ adındaki bir yazar, ikisi de MASON, onu tahttan indirip tekrar MURAD'ı tahta çıkarmak için sarayı basmışlar!.. Ondan da kurtulmuş, 1908'de bu sefer JÖN TÜRKLER, ENVER PAŞA hariç hepsi MASON, isyan etmiş, dağa çıkmış, 2. MEŞRUTİYET'i ilân ettirmiş!.. Sonra 31 Mart Vak'ası yaşanmış, çoğu Yahudi, hepsi MASON, bir heyet gelip ABDÜLHAMİD'i tahttan indirmiş!.. Sonra Cihan Savaşı sırasında barış isteyen ŞEHZADE YUSUF İZZEDDİN EFENDİ yine bilekleri kesilerek öldürülmüş!..
 
Bütün bunlardan haberdar olan VAHDEDDİN, kendini durgun hatta aptal göstermesin de, ne yapsın!.. Tıpkı ROMA sarayında zalim NERON ve çılgın GALİGULA'nın elinden, kendini aptal göstererek hayatını kurtarabilen CLADIUS gibi!.. O da sonradan imparator olmuştu. Hem de çok iyi ve akıllı bir imparator!.. (Bu kişinin hayatı "Ben CLADIUS" adlı dizi olarak 1987 yılında TRT'de yayınlanmıştı.)
 
MUSTAFA KEMÂL, sezgisi ve zekâsiyle VAHDEDDİN'in çok akıllı ve iyi bir siyasetçi olduğunu derhal farketmiş, hatta onunla İŞBİRLİĞİ yapmayı tasarlamıştır!
 
Burada dikkati çeken bir husus, bu HATIRAT'ın 1926 senesinde yayınlanması!.. Yani SALTANAT ve HİLÂFET kaldırılmış... HANEDAN yurt dışına gönderilmiş... CUMHURİYET ilan edilmiş!.. Yani MUSTAFA KEMÂL'in VAHDEDDİN'e herhangi bir yaranma veya kötüleme ihtiyacı yok!.. Olduğu gibi düşüncelerini yazmış!



 

02 Ekim 2008 Perşembe 15:20 tarihinde © Özkan BOSTANCI ™® <bostan...@gmail.com> yazdı:

alparsla...@gmail.com

unread,
Oct 2, 2008, 9:00:17 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
inönü de yıllardır milli eğitimde

02 Ekim 2008 Perşembe 14:43 tarihinde Eyup YALCIN <eyupy...@yahoo.com> yazdı:



--
Barış adını; savaşın var olduğunu ima edenler kullanır.

 _|_|      _|       _|_|_|        
_|     _|   _|       _|   _|      
_|_|_|_|   _|       _|_|_|      
_|     _|   _|       _|    
_|     _|   _|_|_|  _|

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 9:16:02 AM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Eyüp beğ merhaba, sizde plak takıldı galiba hep aynı yerdesdiniz, yazdılanları hiç okumuyorsunuz sanırım siz daha bu konuyu yazmadan önce idam fetvasının verildiği defalarca yazıldı en azından ben sizin bu yazılarınıza hitaben üç kez yazdım, bunlara riayetende yazılar ekledim hiç okuma zahmetine katlandınız mı acaba (!)

Yazdıklarınız gale alınıp okunuyor cevaplanıyor ama siz gale alıp yazılanları okumadan aynı soruyu defalarca gönderiyorsunuz, takılmış kırık plak gibisiniz (!)

Bir zahmet yazılanları okuma zahmetine katlanın diyeceğim aksi durumda bende sizin yazdıklarınızı okuma zahmetine katlanmayacağım. Şaka gibisiniz!

tuncay demirbaş

unread,
Oct 2, 2008, 11:08:38 AM10/2/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Ağzına sağlık olsun Özkan bey kardeşim, iyiki varsın..

Türk milletine ençok zararı olan iki büyük zümre vardır.

1-Dinin kendisine tümden karşı olanlar Atatürk'ü de dinsiz gibi
gösterip Atatür'ü istismar edenler(komunistler)

2-Dinden kendi çıkarlarına menfaat sağlayıp dini istismar edenler..
(dinci yobazlar)

İşte asil Türk milleti bunların zihniyetnden çektiğini hiç kimselerden
çekmemiştir.

Biz de Türk milliyetçileri olarak diyoruz ki, Biz hem sapına kadar
gerçek manada Atatürkçüyüz, hemde Atatürk'ün deyimiyle dinimizin
hürmetkarıyız..

Şunu kafamıza iyice sokmalıyız..Akp hükümetine karşı olmak, dine karşı
olmak değildir..Zaten akp dindar bir parti değildir de..Onlar sadece
dini istismar eden din bezirganlarıdır..Abd, İsrail ve AB ülkeleri ile
Müslüman Türk milletinin hangi manada çıkarları örtüşebilir ki onlarla
işbirliği yapılsın..Batılı haçlı ve siyonist ülkeler asırlardır Türk'e
ve İslam düşman değilmidirler?

Ben şahsen inandığım düşünce şudur..Bu tezgahları hazırlayanlar mason
localarıdır..Bugün akp'nin arkasında ki güç de mason localarıdır..Dün
de sosyalizm'in arkasında ki güç yine onlardır..Bu iki ideoloji de ucu
dışardan beslenen ideolojilerdir..Tek yerli olan düşünce akımı olan
ideoloji ise Türk milliyetçiliği ideolojisidir..Gerçek Atatürkçülük
ise zaten Türk milliyetçiliği ideolojisine sımsıkı
sarılmaktır....Geriye kalan tüm ideolojiler empreyalizme hizmet etmek
demektir....

On 2 Ekim, 15:58, "(c) Özkan BOSTANCI (tm)(R)" <bostancioz...@gmail.com>
wrote:
> *- "Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK çok büyük bir insan, büyük bir
> asker, dâhi bir siyasetçi ve başarılı bir iktisatçıdır. Ama MEVLÂNA, FATİH,
> YAVUZ ve daha niceleri gibi nihayet bir İNSAN'dır. Yüce meziyetlere sahip
> bir İNSAN'dır. *
> *** *
> *MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK bizim için hâlâ son dönemdeki en büyük
> TÜRK'tür.Geleceğin TÜRKİYE'sinin temeli, yine onun tesbit ettiği
> esaslara
> dayanmaktadır. Ama onu göklere çıkaracağız diye başkalarını tarihten
> silenlerin, başkalarını yerin dibine batıranların yalan ve dolanlarına da
> artık bir "DUR!" demek gerekir!.. *
> * *
> *Yazdıklarımızın tarih ve belge kısımlarının çoğu Murat Bardakçı'nın ŞAHBABA
> adlı eserinden, ve çoğu yerde aynen alınmış, ancak sıralama
> değiştirilmiştir... O dönemde yaşamış olan zatların hatıralarından da çok
> yararlandık. Kemâl Tahir'in Tarih Notları ve Hasan İzzettin Dinamo'nun 15
> ciltlik muazzam eseri Kutsal İsyan ve Kutsal Barış ta zikre değer
> kaynaklarımızdandır...*
> * *
> *VAHDEDDİN, Sultan ABDÜLMECİD'in 42. çocuğu olarak, 4 Ocak 1861 günü dünyaya
> geldi. Annesi GÜLİSTÛ HANIM idi. Şehzadeliğinde edebiyat, musikî ve hat
> sanatıyla meşgûl oldu. Şeyhliğini DAĞISTANLI ÖMER ZİYAEDDİN EFENDİ'nin
> yaptığı, Gümüşhanevî Dergâhı'na bağlanıp, NAKŞİHÂLİDÎ oldu. *
> * *
> *Sultan ABDÜLHAMİD'in saltanatı sırasında onun padişah olması hayal gibiydi.
> Çünkü önünde 4 şehzade daha vardı. Bunlardan önce KEMÂLEDDİN EFENDİ 1905
> senesinde vefat etti. 1909'da MEHMED REŞAD tahta geçtikten bir kaç ay sonra
> da SÜLEYMAN EFENDİ öldü.... YUSUF İZZEDDİN EFENDİ ise, Cihan Savaşı'nda
> Almanya safından ayrılıp barış yapılmasını istiyordu. İttihatçılar
> tarafından, tıpkı Sultan ABDÜLAZİZ gibi, bilek damarları kesilerek intihar
> süsü verilip öldürüldü!.. (1 Şubat 1916)... Böylece, yaşlı MEHMED REŞAD'ın
> vefatı üzerine de kardeşi olan VAHDEDDİN tahta geçti. *
> * *
> *MUSTAFA KEMÂL ile VAHDEDDİN'in ilk karşılaşmaları 13 Aralık 1917 tarihinde
> idi. Alman Kayzeri 2. WILHELM, OSMANLI Hükümdarını memleketine davet
> etmişti. Ancak Sultan REŞAD yaşlı ve dermansız olduğu için, davete Veliaht
> VAHDEDDİN EFENDİ'nin icabet etmesine karar verildi... VELİAHD'e refakat
> edecek olan heyette Miralay NACİ BEY (ELDENİZ, sonradan paşa), Başmabeyinci
> LÜTFİ SİMAVİ BEY, Teşrifatçı İHSAN BEY, Doktor REŞAT BEY, ve Mirliva
> (tuğgeneral) MUSTAFA KEMÂL vardı. *
> * *
> *MUSTAFA KEMÂL, Almanya hatıralarında bu ilk karşılaşmayı (kısaltılmış
> olarak) şöyle anlatır: *
> * *
> *- "İSTANBUL'da PERA PALAS Oteli'nin bir dairesine yerleşmiştim... Bir gün
> bana, PADİŞAH'ın vekili sıfatiyle ENVER PAŞA bilvasıta müracaatta bulundu...
> Sonra bizzat şifâhen dedi ki: *
> * *
> *- 'Alman İmparatoru Zât-ı Şahâne'yi karargâh-ı umumisine davet etti.
> Düşündük ki, VELİAHD Hazretleri bu seyyahati yapsın. Kendisine refakatte
> bulunmayı kabul eder misiniz?' *
> * *
> *- "Böyle bir seyyahati enteresan gördüğümden, derhal mavafakat cevabı
> verdim... Bir gün, hareketimizden evvel, (heyette olanlar) VELİAHD
> Hazretleri ile birleştik.... Bizi redingotlu adamlarla dolu, bir kanape, iki
> koltuk olan bir odaya soktular. Henüz girdiğimiz bu odada ayakta dururken,
> çok lâubâli görünen redingotlu adamların içinde, diğer redingotlu bir adam
> peydah oldu!.. Bizim bulunduğumuz tarafa teveccüh etti. Kanapenin sağ
> köşesine oturdu. Ben karşısındaki koltuğa oturdum. Mütenâzır koltuğu NACİ
> PAŞA işgâl etti. Bu zat bir defa gözlerini kapattı, derin bir vecde daldı.
> Neden sonra gözlerini açtı ve bize iltifat etti: *
> * *
> *- 'Sizinle müşerref oldum.' *
> * *
> *- "Tekrar gözlerini kapattı. Bihûş (şaşkın) bir şahsiyetin huzurunda
> olduğumu farkettim. Cevap vermek mi, yoksa vermemek milâzım geldiğinde
> tereddüt ettim. NACİ PAŞA'nın yüzüne baktım, o da çok durgundu. Beklemeyi
> tercih ettim. Bir müddet sonra gözlerini açtı: *
> * *
> *- 'Seyyahat edeceğiz, değil mi?' *...
>
> *- "Ben, çok sıkılmış, çok muazzep bir halde: *
>
> *- 'Evet, seyyahat edeceğiz,' *
>
> *- "dedim... İtiraf edeyim ki, bir mecnunla (deli) karşı karşıya
> bulunduğumuzu derakap (derhal) hissetmiş, fakat mantıkî mükâlemeye
> girişmekten kendimi menetmiştim. Hemen ayağa kalkıp dedim ki: *
>
> *- 'Efendi Hazretleri, beraber seyyahat edeceğiz. Seyyahat iki gün sonra
> başlayacaktır. Perşembe akşamı garda bulunacaksınız. Oradan hareket
> edeceğiz." *
>
> *- "Veda ettik ve çıktık... Mükellef bir saray arabasına binmiştik. NACİ
> PAŞA ile aramızda şöyle bir muhavere oldu: *
>
> *- 'Zavallı bedbaht!.. Şâyân-ı merhamet!..' Bunlarla ne olabilir? *
>
> *- 'Öyledir.' *
>
> *- 'Bu zavallı yarın PADİŞAH olacaktır. Kendisinden ne beklenebilir?' *
>
> *- 'Hiç!.. Biz ki, aklımız, mantığımız vardır... Biz ki, memleketin
> mukadderatını, hâlini ve âtisini (geleceğini) anlamış insanlarız, ne
> yapabiliriz?' *
>
> *- 'Güç!'*
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> *- "Perşembe akşamı gara gittim. Daha evvel VAHİDEDDİN'in etrafındaki
> adamlara haber göndermiştim ki, bizim seyyahatimiz bir yerde askerî bir
> seyyahat olacaktır. Zât-ı Âlîleri üniformasını giymelidir... Gara geldiğim
> vakit, VAHİDEDDİN'in sivil giyinmiş olduğunu gördüm... (Meğer) VELİAHD'e
> feriklik (korgenerallik) tevcih olunmuş, (ama) sonra mirliva (tuğgeneral)
> olduğunu bildirmişler!.. O da muğber olarak 'ikinci rütbeye tenezzül etmem'
> demiş... ve hiç bir rütbeye lâyık olmayan VAHDEDDİN, işte bu sebeple gara
> sivil gelmiş!.." *
>
> *-"Bineceğimiz tren hazırdı. Bir askerî müfreze, saff-ı harb nizamında
> VELİAHD'ı teşyie muntazırdı. Başkumandan Vekili ENVER PAŞA da orada idi." *
>
> *- 'Bu asker sizi teşyi (uğurlama) için hazırdır. kendilerini selamlayınız,'
> *
>
> *- "VAHDEDDİN yüzüme baktı, 'Nasıl?' demek istiyordu. İşaret ettim." *
>
> *- 'Siz yürüyünüz, arkanızdan biz geleceğiz.' *
>
> *- "VAHDEDDİN, askerin önünden geçerken, iki eli de yukarıda, gayrıtabiî ve
> gayrışuurî selâm vererek yürüdü!.. Geriye dönüp trene bindik... İçine
> girdiğimiz salonun pencerelerini açtırarak, tren hareket edeceği sırada
> VAHDEDDİN'e: *
>
> *- 'Bu pencereden askeri ve ahâliyi selâmlayınız.' *
>
> *- "dedim... VAHDEDDİN benim bîperva ihtarıma râm (teslim) olmuş gibi
> görünerek, dediğimi yapıyordu... Tren İSTANBUL'u terketti. VAHİDEDDİN diğer
> bir salonda, kendine hazırlanan kompartımana gitti. Beni bıraktığı salon
> bana aitti." *
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> **
>
> *İşte bu hatıratta yer alan yukardaki ifadeler, sahte Atatürkçüler'in, sözde
> aydınların dilinden düşmez!.. Sık sık kelimesi kelimesine tekrarlıyarak
> Sultan VAHDEDDİN'i "aptal, salak, zavallı, durgun veya geri zekâlı, mecnun,
> beceriksiz" gösterirler!*
> *Unuttukları bir şey vardır: VAHDEDDİN'in 2. ABDÜLHAMİD'in kardeşi, ve onun
> gibi bir SİYASET ADAMI olduğu!.. *
> * *
> *Bilmedikleri veya kasten dile getirmedikleri bir şey vardır: MUSTAFA
> KEMÂL'in HATIRAT'ının bundan sonraki kısmı!.. *
> * *
> *Şimdi bir de o kısmı okuyun: *
> * *
> *- "Trenimiz İSTANBUL'dan bir hayli uzaklaşmış, TRAKYA topraklarında
> ilerliyorduk. Bir zat geldi: *
> * *
> *- 'Efendimiz sizi salona davet ediyor,' *
> * *
> *- "dedi. Doğrusu, bu davet beni memnun etti. Yarınki padişahı yakından
> tetkik etme fırsatlarından birincisi bahşediliyor demekti." *
>
> *- "VAHDEDDİN'in salonuna girdiğim vakit kendisini ayakta, bana muntazır
> buldum. Oturdu... Bana da oturmak için yer gösterdi... BU DAKİKADA, SARAYIN
> EKSERİYA GÖZLERİ KAPALI KONUŞAN ZÂTI(NI), BÜSBÜTÜN BAMBAŞKA BİR VAZİYETTE
> BULDUM!.. BİLÂKİS, GÖZLERİNİ ÇOK KUVVETLE AÇMIŞ VE BANA DİKKATLE
> BAKIYORDU!.. Bir nutuk irâdeder tarzda, beyanatta bulundu: *
> *- 'Afedersiniz Paşa Hazretleri!.. Bir kaç dakika evveline kadar kiminle
> seyyahat etmekte olduğumu bana izah etmemişlerdi. Ancak trenin hareketinden
> sonra aldığım malûmat üzerine, gıyâben çok tanıdığım ve takdir ettiğim bir
> kumandanımızla beraber bulunduğumu anladım.' *
>
> *- 'Ben sizi çok iyi bilirim. ARIBURNU ve ANAFARTALAR'da yaptığınız bütün
> icraat, kazandığınız muvaffakiyetler tamamen mâlûmumdur. Siz İSTANBUL'u ve
> herşeyi kurtarmış bir kumandansınız. Beraber seyyahat etmekte olduğum için
> çok memnun ve müftehirim (iftihar ediyorum).' *
> *- "VAHDEDDİN bu sözleri çok ağır fakat muntazam söylüyordu. HAYRET ETTİM!..
> İcabettiği gibi cevaplar verdim. ARAMIZDA MÜKEMMEL CİDDÎ VE SAMİMİ
> MUSAHABELER OLDU!" *
>
> *- "O gece için görüştüklerimizi kâfi addederek 'kendisini fazla rahatsız
> etmek istemediğimi' söyleyip müsaade aldım. Salona avdet ettiğim zaman
> inşirah (ferahlık) hissediyordum. DÜŞÜNDÜM Kİ, BU ZAT AKILLI OLMALIDIR!..
> İSTANBUL'DA ilk buluştuğumuz vakit, O DEVRİ BİLENLERCE ANLAŞILMASI KOLAY
> OLAN ESBAB VE ŞERÂTİN (SEBEPLER VE ŞARTLARIN) TESİRİ ALTINDA GARİP BİR HAL
> GÖSTEREN VELİAHD, İSTANBUL'U TERKETTİKTEN, KENDİSİNİ TAMAMEN SERBEST
> GÖRDÜKTEN VE BİLHASSA MUHATAPLARININ ŞÂYÂN-I EMNİYET (GÜVENİLİR) ADAMLAR
> OLDUĞUNU ANLADIKTAN SONRA, ŞAHSİYETİNİ OLDUĞU GİBİ GÖSTERMEKTE ARTIK BEİS
> (ZARAR) GÖRMÜYOR!.. BUNA GÖRE BEN DE KENDİSİNE BÜTÜN AHVÂLİ VE ZARURETLERİ
> ANLATABİLİRİM!.. HATTA KENDİSİNCE YAPILABİLECEK BAZI ZEMİNLER ÜZERİNDE
> FAALİYETE GEÇEBİLİRİM, ÜMİDİNE KAPILDIM!" *
>
> *- "Seyyahat günleri birbirini takip ediyor ve her gün biz kısa veya uzun
> bir mülâkat yapıyorduk. BENDE HÂSIL OLAN KANAAT ŞU İDİ Kİ, BU ADAMLA
> KENDİSİNİ TENVİR ETMEK VE KENDİSİNE YAKINDAN VE SAMİMİ MÜZAHERET ETMEK
> DESTEKLEMEK VE KORUMAK) ŞARTİYLE, BAZI İŞLER YAPMAK MÜMKÜNDÜR!.. BU NOKTA-İ
> NAZARIMI (GÖRÜŞÜMÜ) GEREK NACİ PAŞA'YA, GEREK DİĞER ZEVATA SÖYLEDİM VE
> VELİAHD'I BU ŞEKİLDE HAZIRLAMAK, MEMLEKET
>
> tamamını oku >>

Grbuz Guvendag

unread,
Oct 2, 2008, 1:09:43 PM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com, alparsla...@gmail.com

Vahdettin Hain Degildi,
Canım Dısarıyı karıstırma diyorsunuz.Rahatsı mı olunuyor?
Simdi Türkmenler in,ellerinden  hakları göz göze alınıyor.Biz ne yapabiliyoruz?
Simdi biz hainmiyiz.
TC bir hata yaptı,Abdülhamit Han vakfı   olan bu arazi vakıflıgını iptal etti.Simdi de eskiya sahip cıkıyor.Hemen bir yorum mu yapalım.

Sincanda  Belediye Baskanı ,Kalktı,Isllamın ikinci kutsal sehri hakkında toplantı,yaptı.Tanklar yürüdü.Baskan hapse atıldı.
Burda hain varmıydı?Kimse sesini cıkarabildimi.?
 
Alman ya mahkemesi,Deniz Fenerini yargıladı.Sucluları iceri attı.Katil örgüt ,malı Bulgaristan dan alıyor.Avrupanın her yerine dagıtıyor.Santaj yapıyor.tehdit ediyor.Sesimiz cıkmıyor.
 
Bugün bir arkadasım,Marmariste,insanların malına ve Namusuna saldırı yapan ,gruplar oldugunu yazdı.
Kimse sesini cıkaramıyor.Cıkaramıyanlar hainmi?
 
Gazi MustafaKemal  cok sey söylemis.Dedigi bir söz var.Kimsenin isine gelmiyor.
Sadece heykelciler var ortada.
 
Hattı Müdafaa yoktur,sathi müdafa vardır.Bu satıh bütün vatandır.
 
Nerde bizim tosunlar ? göreve?
Hadi bakalım göreve!
Hemen  bahane hazır.Az maas veriliyor.Destek yok.Yolunu bulursan kacarsın dısarıya.
 
Niye hep aynı nakarat.Yasamadıgımız dönemdeki bir zatı muhtereme   yükleniyoruz.

Su  anda Türkiye de o kadar cok hainlik varki,onu göremiyoruz.Iki cümleyi alıp yorum yapıyoruz.
 
Peki,Siz niye cevap vermiyorsunuz?
Kazım Kabekir Pasa,A.Fuad Cebesoy,Rauf Orbay gibi nice Kuvayi Milli Kahramanı,ekarte
edildi ve hatta idama kadar Götürlüyordu,Gazi M.kemal tek adam olarak kaldı.Bu olaydaki ifadeyi kullanmak istemiyorumSimdi ,hemen kahve kültürü ile yorum yapalım veya  Bu o gün icin bir gerekti,Devlet Basa mı diyelim.
 
Ben Devlet basa derim.
Türkiye in Sultanlık tan kurtulması gerekirdi.Kurtuldu.Bazı bahaneler de uyduruldu.
 
Bunlar hikaye.
TC kurulması gerekiyordu.Sultanın da yurt dısına gitmesi Okadar.
Ingilizlerle  anlasıldı.Ankara dan,yakın  zevat Istanbula gitti.Ve yurt dısına cıkarılıs gerceklesti bu kadar.
G.Mustafa Kemal,Bolseviklerin yaptıgını yapmadı.Isi efendice cözdü.
 
siz  Topal Osman Hikayesini bilirmisiniz.Kardenizden ,Rumları temizlemis,kahraman kisidir.Sakarya savasında  askerinin yarısı sehit olur.
Muhafız alayı komutanıdır.Sehirde cok havalı gezer.Gazi Mustafa Kemale yan bakanı temizler.
Fakat cok tepki ceker.Etkisiz hale getirilmesi gerekir.Bir Gün Emniyet Gen.Md. lügünün ordaki evi basılır ve öldürülür.
 
Cünki Devlet basadır.Ben de bunu destekliyorum''.Devlet Basa Kuzgun Lese.''
TVC döneminde  ,Osmanlıyı Karalamak icin öyle,yalanlar uydurulduki,haddi hesabı yok.
 
Bir gün bir yabancı kitabda ,OIsmanlı tarihini okurken utandım.Bu kadar da olmazdıki.

Simdi bu yanlısların sonucunu görüüyoruz.Azgın Ermeniler,hain sahte Türkler,Emperyalistler ,onların usakları,Osmanlıya saldırıp aslında Müslüman Türklerden  intikam alıyor.
 
O , K....ler ,Iraka baksın diyorum.
 
Irak a bakın.
Gercegi göreceksiniz.
Niye hainler Ittihad terakki icindeki  hainleri  görmüyorda ,Sultanla ugrasıyor.
hainleri görmüyorda ,Sultanla ugrasıyor?
 
Gurbuz
--- On Thu, 10/2/08, alparsla...@gmail.com <alparsla...@gmail.com> wrote:

Av.MBH

unread,
Oct 2, 2008, 1:06:16 PM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
    Sayın Özkan bey, gerçekten taş atmaya filan kalkışmıyorum, ne diyeceksem dosdoğru söylüyorum. Sizin katıldığım görüşlerinize destek veriyorum, katılmadıklarımı eleştiriyorum. Lütfen incinmeyiniz.
    Saygılarımla,
    Av.Murat
----- Original Message -----

© Özkan BOSTANCI ™®

unread,
Oct 2, 2008, 1:50:54 PM10/2/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Selamlar sayın HATTATOĞLU, her gelecek gününüz, geçmiş gününüzden daha güzel olsun, sağlık ve huzurla.

02 Ekim 2008 Perşembe 20:06 tarihinde Av.MBH <mbhatt...@gmail.com> yazdı:

Cem ERCIN

unread,
Oct 4, 2008, 4:57:47 AM10/4/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Isbirlikci veya hain arasinda bir fark yok.
 
Turkmen'lerin ellerinden topraklari alinirken bunun vebalini nicin kendimize aliyoruz? Bunun vebali ve hainligi tarihi es gecip, mevcut haklari kapi aralarinda vaadlerde bulunup Turk menfaatleri yerine dis ulkelerin menfaatleri icin yapilan planlara uymakta sakinca gormeyenlerdir.
 
Konuyu bu sekilde genellestirirsek Vahideddin degil o donemde yasayan tum Osmanli tebasi vatan hainidir dememiz mi mumkun?
 
Elindeki davulun tokmagini baskasina verip sonra aglamak haklilik getirmez. Bu konuda herseye hakim, elinde fetvalar verme yetkisi varken Istanbul'a Ingilizler, Izmir'e Yunanlilar girmis vilayet vilayet kuffar tarfindan paylasilmasina ses cikarmaz iken bu durum once eldeki topraklari verelim sonra geri aliriz gibi bir A ve B planlari mi uygulandi?
 
Gecin bunlari lutfen. Yanina Ingiliz generalini al, olum fetvalari cikar sonra kaybolan, yokluk icinde sefalet icinde yasayan tebani kaybettigin icin agla. Oldu. Bu isin tarafi marafi yok.
 
Kimse de inanci, halifelik ozlemi ile karistirmasin. Ayri bir konu ancak Yavuz Sultan Selim Kutsal Emanetleri aldigi zaman "halifelik bende" demedi. Ne zaman ki kotu yonetim basladi o zaman "halifelik" kullanilmaya baslandi.
 
Sen elindeki guc, kuvvetle Peygamberin fethiyle mujdeledigi Istanbul'u kuffara teslim et ardindan soyle boyle de. Savas, mucadele et, ol ve kaybet. Olmeyi bilmeyen teslimiyeti sec ama kahraman olarak kal. 
 
Iyisiyle kotusuyle tarih bizimdir ama gercekleri oldugu gibi gorerek.   
  
 
 

--- On Thu, 10/2/08, Grbuz Guvendag <gurbu...@yahoo.com> wrote:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages