LAWRENC'İ ÖLDÜRMEK

17 views
Skip to first unread message

YILMAZ KARAHAN

unread,
Jan 4, 2008, 4:49:18 PM1/4/08
to

Lavrens'i öldürmek onu kahraman yapmak olurdu ( 5 )

Şerif Hüseyin isyanını hazırlayan İngiliz casusu Lavrens, Osmanlı'nın dikkatini 1914 yılı başlarında çekti. Yemen'de görevli bir Teşkilat-ı Mahsusa ajanı, Bedevi kılığında dolaşan Lavrens'i tespit etti.

Bugünkü Suud-i Arabistan sınırları içinde başlayan Şerif Hüseyin İsyanı'nı hazırlayan İngiliz casusu Edward Thomas Lawrence'ydi, Lavrens, Teşkilat-ı Mahsusa'nın dikkatini ilk defa ne zaman çekmişti? Kuşçubaşı Eşref, bu sorunun cevabını Cemal Kutay'ın neşrettiği anılarında veriyordu. Lavrens'i ilk ifşa eden Yemen'de görevli bir nüfus memuru olan Ahmet Hamdi Bey'di. Hamdi Bey Teşkilat-ı Mahsusa

sema bzgn

unread,
Jan 5, 2008, 7:52:04 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

arkadaşlar hatırla sevgili adlı dizinin dünkü bölümünde ülkücülere hitaben
hakaret edilmiştir şöyle bi kelime geçti çakalların uluduğu yerde diye
bozkurtlar ne zaman çakal oldu bu dizinin yayından kaldırılmasını nasıl
sağlarız çünkü daima ülkücüleri yerip deniz geçmiş gibi kişiler övülmekte


Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 5, 2008, 8:09:28 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Değerli arkadaşım bu diziden zaten ziyadesi ile rahatsızım ve izlemiyorum izletmiyorum ve hatta o kanalı hiç açmıyorum ve bazı baska dizilerde aleni bir şekilde marksizm amblemleri chee resimleri bulunmaktadır RTÜK  ün ne yaptığı belirsizdir, dünün banka hırsızı çapulcusu teröristi d.g. bugun idol yapılmaya çalışılıyor ve yapıldıda şimdide bazı densiler tarafında tv lerde iyi insan rolu oynatılmakta bunlar kime hangi akla hizmet ediyorlar bilemiyorum, hayatında yazılı bir eseri bir satırı olmayan bir mahalle serserisini nerelere koyacaklarını şaşırdılar ayrıca şu pkk sitelerini ermeni sitelerini forumlarını bir dolaşın uyelerin 10/4"ü denizgezmiş resmini profil yapmış diğer 10/6 sıda yarı yarıya chee ve apo resimlerini profil resimleri yapmışlar durum ortadadır kimin ne mal oldugu bellidir, RTÜK ü mail bombardımanına tutmamız gerekiyor, gereken mail adresine ulasıp sizlerte gerekli metin ile birlikte ulaştıracağım ve mail bombardımanına başlayacagız dostlar.

M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir. Haymatloslu
http://www.youtube.com/watch?v=ylrG_7l8pSg
--
haymatloslu
--
BAZI GRUPLARDAN MAiL ALIMIM YOK LUTFEN OZELDEN BiR KOPYA GONDERiNiZ
--

Memduh yagmur

unread,
Jan 5, 2008, 8:24:45 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sevgili Dostlar.
Hatırla Sevgili Dizisi'nın Ülkücülerle ilgili senaryo konsept danışmanı,  Prof.Dr.Mümtazer TÜRKÜNE'dir.
Karısı AKP milletvekili olan TÜRKÖNE, Türkiye'de saf Türk olmadığını, Bozkurt'un Türklerin sembolü olmadığını, Diyarbakır isminin Amed olabileceğini diyen, Tansu ÇİLLER'in danışmanlarından da olan  oportünist eski bir Ülkücüdür.
Geçen yıllarda saf Türk yoktur açıklamalarına binaen mesajlaştığım Türköne; Ünv. yıllarında Ank.Ünv.Siyasal Bilg. Fak. yakasında Bozkurt rozeti ile gittiğini övünerek söylüyordu.
Nasıl bir Ülkücü karekteri haline gelmiş artık sizler düşünün.
Memduh YAĞMUR




Türköne sanırım geçen haftalarda Zaman'daki açıklamadında 'Dizide Yaşar'dan sorumlu danışmanım.' diyen Mümtaz'er Türköne, "Gençliğimde ben de militandım. Yaşar dünyanın fikirle değişeceğine inanan biri. İşte o benim." diyor.
Röportajı dikkatinize sunarım.

Yaşar, sağ görüşlü gençleri iyi karakterize ediyor mu?

Umut'un (Kurt) oyunculuğunu çok beğeniyorum. Sağ görüşlü adam nasıl durur, yürür, konuşur, nasıl cool takılır… Bunların hepsini Yaşar'da görüyoruz. Mimiklerde, vücut dilinde iyi gözlemler yapmış. Sağ görüşlü öğrenciler hakikaten Yaşar gibi davranır. Dizide zaten solcu ve sağcı militanların vücut dili çok iyi işleniyor.

Siz de gençliğinizde öyle miydiniz?

Cool ve derin bakardık. Bakışlarımıza sanki bir şey varmış gibi hava verirdik. Mesela Harun, Deniz ve Yaşar karşılaşıyor, birbirlerini kesiyorlar. Hakikaten o dönemin bakışmaları öyleydi.

Sizin de Harun ya da Deniz gibi arkadaşlarınız var mıydı?

Lisedeyken vardı. Üniversite yıllarında karşı kamplara düştük. Dizide Yaşar'ın çocukluk arkadaşı Harun'u kaçırıyorlar. Yaşar, Harun'la konuşuyor. Bu çok manidar bir sahnedir. Benzer trajedileri o dönemlerde ideolojik kampların içindeki çoğu genç yaşamıştır. Harun'un Rus ruleti oynadığı sahnenin aynısına şahit oldum. Kara sevdaya düşmüş bir arkadaşımız, kız yüz vermemiş. İntihar etmeye kalkan o arkadaşın elinden silahı çekip aldım.

Senaryoya nasıl bir katkınız var?

Yaşar'la ilgili sahnelerde diyalog önerilerinde bulunuyorum. Ben biraz da dizide Yaşar'dan sorumlu danışmanım. O dönemlerde ben de militandım. Gençlik lideri deniyor bizim gibilere. Sonra Genç Arkadaş diye bir dergi vardı, onu hazırlıyordum. Kavga devam ederken ben yazma çizme işleriyle uğraşmaya başladım.

Yaşar'ın sizin gençliğinizle bir ilgisi var mı?

Yaşar, fikrî problemleri olan, dünyanın fikirle değiştirileceğine inanan birini temsil ediyor. O işte benim. O dönemlerde 'kavga var, hadi gidelim' denildiği zaman herkes gelirdi peşinizden, ama 'fikri tartışmalar yapalım ya da dergileri taşıyalım' dediğinizde kimseyi bulamazdınız. Solda da, sağda da durum aynıydı. Dolayısıyla gençler kavga ederek, dövüşerek bir şeyleri değiştireceklerine otomatik olarak inanıyorlardı, oysaki dünya düzenini ören fikirdir. Fikirle bir şeylerin değişeceği imajı dizide Yaşar'la anlatılıyor.

Yaşar'la Işık'ın evliliği, sağ ve sol arasında kalan bir aşk olması nedeniyle öne çıkıyor. Işık gibi aşkınız var mıydı?

Vardı ama sol görüşlü bir kızdı. Menekşe gözlüydü, kumraldı ve çok güzeldi. İdeolojik kamplaşma ve kutuplaşmalar ortaya çıktıktan sonra ayrıldık, 'faşist oldum' diye bana çok kızdı. Ayrılmayı bir kenara bırakın birbirimize düşman olduk. Solcu gençlerden biriyle görüşmeye başladı. Olaylar sırasında karşılıklı sloganlar atardık. Benim karşıma geçer, en önde bağırırdı.

Yaşar sizden daha şanslı görünüyor…

Yaşar tabii ki çok şanslı. Yaşar'a benim yaptığım hataları yaptırmıyorum çünkü. O hatalardan çıkardığım dersler var. Bir gün hiç unutmuyorum, çok gergin bir atmosferdeyiz, kavga çıkmak üzere… Kimse yerinden kıpırdamaya cesaret edemiyor, o kadar insanın arasından, o geldi, arkamdan yumrukladı beni. "Pis faşist, pis faşist" dedi. Arkamı döndüğümde menekşe gözleriyle karşılaştım, o gözler hâlâ aklımdadır.

Ne gibi hatalar yaptığınızı düşündünüz?

Kör olmak, önyargılı olmak, bu kadar düşman olmak sanıyorum sadece psikolojiyle açıklanabilir. 12 Eylül'den sonra hayatımın geri kalan kısmını o dönemi anlamaya ayırdım. 'Neydi bizim yaşadıklarımız, bunları niye yaşadık?' sorularına cevap aradım. Çok düşündüm, analiz ettim ve şu sonuca vardım; bizim hatamız değildi. Ne solcuların ne de sağcıların hatasıydı. Bizim de üzerimizde devletin yukarılarında bir iktidar oyunu. Sağ-sol düşmanlığının, provokasyonlarla oluştuğunu, iktidar mücadelesine destek olmak üzere üretildiğini anladım.

Somut bir örnek var mı?

Dizinin sol karakterlerden sorumlu danışmanlarından biri şöyle bir hikaye anlattı: Deniz Gezmiş ve arkadaşları tutuklanırlar ve yargılanmak üzere mahkemeye çıkartılır. Anlatan da yargılananlardan… 'Davaya bakan yaşlı bir hâkimdi, mahkeme sırasında uyur kalırdı, biz birbirimize kâğıttan uçaklar yapıp atardık. Çünkü hepimiz çocuktuk.' Bu çocuklar kendilerini sınıfta zannediyorlar; aynı zamanda silah taşımaktan, eylemden yargılanıyorlar. Bunların hepsi 20-25 arasında delikanlılar. Bu, provokasyondan başka bir şey değil.

Dizide Yaşar'ın dışındaki sağ görüşlü gençler kavgacı gösterildiği için eleştiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bence kavgacı gösterilmiyor. Solcular da kovboy gibi dolaşıyor ortalıkta, silahlar ellerinde, adam kaçırıyorlar. Çok dikkatli bakıldığında sağcı ve solcu gençlerin sunumu arasında çok ciddi farklar yok. Sağcılar, sağ tiplere bakıyorlar, solcular da sol tiplere. Kimseyi memnun etmek mümkün değil. Aslında yönetmen de, senarist de fotoğrafı tarafsız bir şekilde vermeye çalışıyor. Buna yapacak bir şey yok.

Sağ görüşlü gençlerin kız arkadaşları olmuyordu o dönemde değil mi?

Evet olmuyordu ama ülkücüler evlenecek kız bulmakta zorluk çekmezdi. Çünkü 68 kuşağı döneminde, orta yaşlı kadınlar, sağcı gençlere potansiyel damat adayı olarak bakarlardı. Ülkü Ocakları'nın ilk genel başkanından dinlemiştim. Eskişehirli hanımlar, ülkü ocaklarına üye olmuş. Çocuklar da sormuş, 'Siz milliyetçiliği biliyor musunuz?' diye. Tabii ki hiç alakaları yok. Demişler ki: "Burada çok iyi gençler var, bizim de kızlarımız var…" vs. Bu çocuklar Anadolu'dan gelmiş, hiçbirinin gözü açılmamış, hepsi birer gelincik yavrusu. Çok iyi eş olabilir gözüyle bakılıyor. Benim yaşadığım şey de bu. Şehirde yozlaşan ilişkiler vardır, taşradan gelen delikanlı saftır, temizdir, doğaldır. Şehirli kızlar bundan etkilenir...


Solcular, Yaşar'ı Deniz'den daha çok seviyor

Yaşar'ı nasıl buluyorsunuz?

Yaşar, bana göre o dönemde yaşamış birçok karakterin doğrularından elde edilmiş sentez bir karakter... İlk başlarda Yaşar sekiz bölümde oynayacaktı. Biraz kafa karıştırıp gidecekti. Ama çok sevildiği için kalmasına karar verildi. Işık'la evlenmesi sonradan eklendi senaryoya. Aslında Harun'la beraber olacaktı.

Bugünkü gençliğe çok uzak bir atmosfer o yıllar. Arkadaşlarınızla o dönemleri tartıştığınız oluyor mu?

Türkiye'deki gençlere asosyal ve apolitik gözüyle bakıyorlar. Asosyal olduklarını düşünmüyorum, apolitik hiç değiller. Bugünkü gençlik birbirlerine karşı daha hoşgörülü, insanî yönleri daha ön planda. Bir de eskisi gibi kimse onları yönlendiremiyor. Çünkü anne babalar kendi hatalarını çocuklarının yapmasını istemiyor.

Yaşar'la Işık evlendiler ve Yaşar namaz kılarken, Işık kocasını endişe dolu gözlerle bekledi. Bu sahneleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim setin kuaförü müezzinlik yapmış. Namaz hareketlerini onu gözlemleyerek yaptım. Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı romanında böyle bir sahne vardır. 'Namaz kılsam mı, kılmasam mı?' diye tereddüt eder ve onu da çok güzel bir şekilde anlatır. Böyle bir gece bir adam acele kılar namazını, ama Yaşar çok huşu içinde kılıyor. Hem de eşini uflatacak kadar yavaş… Işık'ın o bakışlarıyla iki ayrı dünya vurgulanmak isteniyor aslında. Işık hayatında namaz kılan birini hiç görmemiş, endişeli gözlerle bakmasını doğal karşılamak gerek.

Bıyığın size yakıştığı söyleniyor...

Kendimi bildim bileli bıyıklıyım. Bıyığı seviyorum, hoşuma gidiyor. Eskiden bıyık ideolojik bir tarz olarak algılanırdı. Artık böyle bakışlar kalmadı.

Yaşar'ın fan kulüpleri var. Size en çok kimler ilgi gösteriyor?

Dizideki dönemde yaşamış 40-60 yaş arasındaki bayanlar çok ilgi gösteriyor. Ama bu bayanların çoğu sol görüşlü. 'Biz o dönemleri yaşadık, gerçekten de senin gibi insanlar vardı.' diyorlar. Yaşar'dan etkileniyorlar. 'Yaşar'ı Deniz'den daha çok seviyorum, Harun'dan daha haklı buluyorum.' diyenler var. Solcu bayanların Yaşar'ı beğenmesi beni gerçekten mutlu ediyor.

Dizinin gençlerin tarihe ilgisini artırdığı söylenmişti. Siz ne öğrendiniz?

Dizi, bugüne tarihin bir parçası olarak bakmayı öğretti bana. O günü yaşayanların büyük kısmı hayatta. Aslında Hatırla Sevgili, o kuşak için bir geçmişle hesaplaşma, yeni kuşaklar için ise geçmişi anlama imkânı sunuyor. Ben gençlerin, yani benim kuşağımın bu diziyi daha yakından izlediklerini, kendi hayatları ile karşılaştırmalar yaptıklarını biliyorum. Sanıyorum bizlere de yaşananlardan dersler çıkartmak kalıyor.

--
Memduh YAĞMUR

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 5, 2008, 8:37:48 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

Prof.Dr. Mümtazer TÜRKÖNE

 


 

 

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Uluslar arası İlişkiler Bölümü

Öğretim Üyesi

Tel: 0-312-212 68 53
E-mail :
tur...@gazi.edu.tr


          Özgeçmiş

| Sayfa Başı |

 


1956 yılında İstanbul'da doğdu.İlkokulu,Erzurum Ömer Duygun İlkokulunda, Ortaokulu Lüleburgaz Lisesinde,Liseyi Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesinde Bitirdi. 1978 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari şube'den mezun oldu.Aynı Fakülte'den 1986'da master,l990'da doktora ünvanı aldı.1993 yılında doçent oldu. 1984-2002 yılları arasında beri Gazi Üniversitesi,İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde, 2002'den sonra da Uluslararası İlişkiler Bölümünde,  Siyaset Bilimi dalında öğretim üyesi olarak çalışıyor.
İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

 

      Yayınları

 Türkiye'nin Kayıp Halkası, Etkileşim Yayınları, İstanbul, 2005

 Siyaset, Lotus Yayınları, Ankara, 2003,2004,2005

 Türk Modernleşmesi, Lotus Yayınları, Ankara, 2003

 İslamcılığın Doğuşu, İletişim Yayınları, 1991,1993, Lotus,2003

 Modernleşme,Laiklik, Demokrasi, Ark Yayınları, 1993

 Cemaleddin Efgani, TDV Yayınları, Ankara, 1992

 Osmanlı'da Islahat ve Teceddüt, Yeni Şafak Yayınları, İstanbul, 1991

 

 

 

     Uzmanlık Alanı

Türk Modernleşmesi,

Milliyetçilik

Laiklik,

Siyasî Partiler

İslam Dünyası

Siyasî Düşünce Tarihi

--
--
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. H.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk

Yaşar Sıdkı Ateş

unread,
Jan 5, 2008, 8:27:37 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Değerli Arkadaşlar; 'Hatılra Sevgili' adlı diziyi Türkiye'nin siyasi hayatınada temas etmesi açısından daha fazla da birdönem yaşadığım ve yaşadığımız hadiseleri yad etmemiz açısından seyrediyorum. Fakat dizide Ülkücüler için sadece arkadaşımızın bahsettiği cümleler yok. 'Yaşar' adlı karakterin üstünden ülkücülerin ihbarcı oldukları, bazı cuntacılarla işbirliği içinde oldukları anlatılmaya çalışılmaktadır.
Diziyi yayına sokan kanala ve yapımcı firmaya göndereceğimiz elektronik postalarla, açacağımız telefonlarla bunu protesto edebiliriz. Birde geçmişlerinde ülkücü olan ve şimdide yaptıkları bazı filim ve dizilerde vatan sevgisini, vatan için ölmeyi anlatmaya çalışan yönetmen, yapımcı kişilere ulaşarak, vatanları için canlarını seve seve ortaya koyan, istikballeri mahvolan arkadaşlarımız hakkında filim yapmalarını isteyebiliriz.
Yaşar Sıdkı Ateş
www.inanclarsozlugu.com
www.yasarsidkihost.com
 


Tamamıyla yeni Windows Live Messenger ailesine katıl Buraya tıkla!

marty febwert

unread,
Jan 5, 2008, 8:44:15 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bu şerefsiz komünistler azdı zaten kaşıntıları varsa alırız yine.

marty febwert

unread,
Jan 5, 2008, 8:47:21 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
son osmanlı , umut adası gibi mükemmel sinema eserleri yapan gerçek Milliyetçi yönetmen abilerimize seslenmeliyiz.Bu dizilere şikayet için e mail telefon nereden bulabiliriz bulan buraya gönderebilirmi ?

Memduh yagmur

unread,
Jan 5, 2008, 10:49:35 AM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sevgili Dostlar,
Mİlliyetçi sinema olarak bu zamana kadar tek Güneş Ne Zaman Doğacak (1977,Yön.Mehmet KILIÇ, C.ARKIN-Oya AYDOĞAN) var. Maraş olayları da 1978 de film gösterisi esnasında sinema bombalanınca başlamıştı.
1990 ların başında Türkuaz Tv (Sahibi Oaman KARA) C-5 ve Ozan Arif sinema filmleri için hazırlıklar yapmasına rağmen çekilemedi. Hala da Ülkücü Hareket'in geçmişini anlatan ve 12 Eylül ü sorgulayan bir sinema filmi yok. O kadar devlet yardımı ve rant kazanan  bir parti ve teşkilatlar olmasına, aşırı zengin iş adamları partide ve adaylar arasında olmasına  rağmen  ( NOT, şahsımın malum partiler  ve yan kuruluşları ile ilgisi yoktur) maalesef bu sanat kullanılamadı, halen de kullanılmamakta.
İsmail GÜNEŞ ve bazı millliyetçi yönetmenlerin çabalarıda bu konuda yetersiz kalmakta.
Tabi maddi meseleler de var. Fakat 1982 de Sol hesaplaşmanın ilk filmi olan Prenses'in  (Yön.Sinan ÇETİN) yapımcısı kim dersiniz?
Varlık Film-Lokman KONDAKÇI :) Eskilerden bir Ülkücü.
20 yıl önce bazı arkdaşlarımız, hayalimiz olan Bozkurtların Ölümünün bir kaç farklı senaryosunu hazırlamışlardı, fakat uygulama safhasına geçmesi mümkün olmadı.

Kuruluş, Küçük Ağa, 4.Murad, Hacı Arif Bey, Aliş İle Zeynep gibi unutulmaz dizilerin ve onlarca filmin yönetmeni Yücel ÇAKMAKLI,  Fırat Üniversitesi II.Kariyer Günleri kapsamında İletişim Fakültesi davetlisi olarak geldiği Elazıg'da 27 Mayıs 2007 günü yaptığım sohbette şöyle diyordu:

"Türk sineması son yıllarda büyük aşama kaydetti ve teknik olarak dünya standartlarında filmler yapılmaya başlandı. Yıllardır yapılamayan Nihal ATSIZ'ın ölümsüz eseri Bozkurtların Ölümü romanının  filmini yapmanın zamanı geldi.

Dünya sinemasında tarihi filmlere dönüş var ve konusu çok basit bile olsa çok büyük prodüksiyonlarla filmler yapmaktalar. Türk Cumhuriyetlerinde eski dönemden kalma çok iyi bir sinema altyapısı var. O altyapı da değerlendirilerek, iş gücünün de daha ucuz olduğu o mekanlarda Bozkutların Ölümü ve Diriliyor, Manas Destanı gibi bir çok ortak değerlerimizin  filmini yapıp, dünyaya pazarlamamız mümkündür.

Bu tür filmleri yapmak için Euro İmage gibi Türk İmage da oluşturmak gerekmekte  ve Türk Dünyası ile ortak sinema projeleri hazırlamaya başlamak lazım. Şahsım olarak bu  konuda gerekli girişimlerde de bulunmaktayım."

Yücel Agabey böyle der.
İsmail GÜNEŞ, Nazif TUNÇ.... gibi yönetmenlere gerekli maddi kaynak sağlansa çok şey yapılacaktır.

Saygılaımla.

Memduh YAĞMUR




05.01.2008 tarihinde marty febwert <martyf...@gmail.com> yazmış:
son osmanlı , umut adası gibi mükemmel sinema eserleri yapan gerçek Milliyetçi yönetmen abilerimize seslenmeliyiz.Bu dizilere şikayet için e mail telefon nereden bulabiliriz bulan buraya gönderebilirmi ?






--
Memduh YAĞMUR

marty febwert

unread,
Jan 5, 2008, 12:23:52 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Memduh Yağmur sinemamızın içinde olduğu durumu çok iyi bir şekilde sentezlemişsiniz teşekkürler.Maalesef vaziyet içler acısı.

Cezm Mirac

unread,
Jan 5, 2008, 1:48:11 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Che resimlerini görünce zaten ne oluyor? diyor insan.
ne kısa sürede bitsin bu dizi. 
Aşkın altına neler gizliyorlar. 
Pembe dizi olmaktan çıktı.
 


 
05.01.2008 tarihinde Mertkan Özkan ULUSU <hayma...@gmail.com> yazmış:

Memduh yagmur

unread,
Jan 5, 2008, 1:49:46 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın arkdaşım.
Keşke Türk Mİlliyetçileri de bu sanata gereken önemi verseler.
Sol gruplar hala filmlerine devam ediyorlar. Babam ve Oğlum da, Eve Dönüş'te ... hala geçmişle hesaplaşmalar devam eder.
Ülkücü Hareket ten hala  ses gelmez. Sinema, Tiyatro ve diğer sanatlara önem vermezler.
Sanırım Ülkü Ocakları ve MHP nin kültür ve sanattan sorumlu birimleri vardır, bunlar konserlerden ve gecelerden başka ne yaparlar düşünmüşümdür hep.
Önkuzu, Özmen, İmamoğlu gibi efsane şahitlerin filmleri yapılmazsa unutulacak gibi. 1970'lerin mücadeleleri ve 80  sonrası yaşananları, cezaevlerini, işkenceleri, bunların ailelerini ve dışardaki parçalanmışlıkları, üzerindeki oyunları ancak bu şekilde Türk Mİlletine anlatmak ve haklı olunduğunu göstemek mümkün.
Yoksa insanlarımız  Hatırla Sevgili dizisinden Mümtazer TÜRKÖNE yaklaşımları ile farklı bir şekillde hatırlarlar ancak.
Saygılarımla.
Memduh YAĞMUR

05.01.2008 tarihinde marty febwert <martyf...@gmail.com> yazmış:
Sayın Memduh Yağmur sinemamızın içinde olduğu durumu çok iyi bir şekilde sentezlemişsiniz teşekkürler.Maalesef vaziyet içler acısı.






--
Memduh YAĞMUR

marty febwert

unread,
Jan 5, 2008, 3:38:13 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
HEle ki beyaz melek diye bir film var kesinlikle çok tehlikeli.Çünkü bu adam yönetmenlikten kazandığı parayı bize kurşun olarak döndürecek potansiyel terörist.

anunnaki

unread,
Jan 5, 2008, 4:11:56 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
film provakasyon yaratarak sağcılar ile solcuları catıştırmayı hedefliyor...konsepti türk öne gibi azılı akp liler hazırladıdığına göre varın düşünün biraz..

 
05.01.2008 tarihinde sema bzgn <despot...@hotmail.com> yazmış:

Nilüfer Arat

unread,
Jan 5, 2008, 5:35:55 PM1/5/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sevgili Dostlar,
 
Bu bir tuzaktır. Bu Atatürkçüleri kamplaştırmaya yönelik bir tuzaktır. Yeniden kardeşi kardeşe kırdırmak amaçlı bir tuzaktır. Milletimizi Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Sünni, Hanefi, Alevi, Hristiyan, Musevi...diye böldükleri yetmezmiş gibi şimdi de o günlere atıfta bulunarak geri getirme çabasıdır. Tıpkı ''Kurtlar Vadisi'' isimli ve benzeri dizilerle ekilmeye çalışılan kin tohumları gibi ''Hatırla Sevgili'' ile de aynı amaç güdülmektedir. Yoksa sanır mısınız ki ATV gibi mandacı bir kanalın bunu ülkenin hayrına yaptığını?
 
Bunlar psikolojik savaştır. Psikolojik Savaş işte böyle birşeydir. Bunu toplum mühendisleri itina ile düşünür hazırlarlar. Günümüzde sağın, solun kalmadığını, devinime uğradığını öğrenmemiz gerek. Bugün içinde bulunduğumuz durum sağ sol meselesi değil, emperyalizmle savaştır. Çünkü sorun emperyalizmin ta kendisidir! Ustelik yalnızca bizim ulusumuz hedef alınmamakta olup bütün Orta Doğu, Kuzey ve Güney Asya ülkeleri topyekun emperyalizmin kuşatması altındadır. Son Pakistan örneğini de mi görmediniz? Sırayla değiştirilmesi hedeflenen haritalar yavaş yavaş hayata geçirilmektedir.
 
Şimdi bir an önce aklımızı başımıza devşirip geçmişteki yanlışların muhasebesini yanlış bakış açıları ve öfkeyle yapmaktan vaz geçip, bugün ne yapmamız gerektiği konusunda iyice araştırıp okuyarak, fanatizm düzeyindeki inanç ve ideolojileri bir kenara bırakmamızı ve bugünün tablosunu görüş açımızı genişleterek ortaya koymamızı ivedilikle sizlerden rica ediyorum. Lütfen bilimin ışığından ayrılmadan, kayıtsız kanıtsız tezler ortaya dökmeden, mümkünse vizyonumuzu genişletecek sosyoloji, tarih ve felsefe kitaplarından yararlanarak yeni baştan bir değerlendirme yapalım.
 
Olay SÖMÜRÜDEN ibarettir. Yoksa ne odur ne şudur ne de budur!!! Adaletin olduğu yerde kavga olmaz!!! Haksızlığın, yoksulluğun, eğitimsizliğin, hastalıkların olduğu yerde de düzen oturmaz!!! Bugün gerçekleri görememenin temelinde yoksulluk, eğitimsizlık, huzursuzluk, güvensizlik, ruh ve beden hastalıklarının çığ gibi artışı kısaca çaresizlik yatmaktadır. Çare şuursuz kamplaşmalarda değil, emperyalizme karşı duruştadır! Çare nelerin emperyalizme hizmet edip nelerin etmediğini iyi saptamaktadır! Çare Adalettir! Çare çalışanın kazandığı bir dünya kurmaktır! Çare şuursuz tüketimden kaçınmak, şuurlu üretime yönelmektedir! Çare Bilimin Işığından sapmamaktır! Çare Vicdan ve Akıldadır! Çare Mantıktadır! Çare Empatidedir!!!!!

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 6, 2008, 12:51:14 PM1/6/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Nilüfer hanım, yazınızın ana teması için teşekkür ederim, araya sıkıştırmalar hariç, konumuz tv dizilerinden bazıları  ön konu hatırla sevgideki sağ sol çatışması ülkücülere hakaret edilmesi, kötü gösterilmesi solcuların denizgezmişlerin masum vatan çocukları rolunde oynatılması duvarlarda chee resimleri üstlerinde boz yeşil parkalar ayaklarda askeri botlar, kötü katil katliamcı gösterilen ülkücüler, aile çocuğu gariban birde bakın vaaaay miiliyetçiliğide ele almış parkalı çeteler yk kanlı pazarmışda falan filan, siz tutmuş bu ve bu tarz dizilere karsılık bizden bir örnek göstermmek amaclı KURTLAR VADiSi"ni yazmışsınız, şimdi soruyorum size bu iki dizi arasında nasıl bir benzerlik var, bence hiç bir benzerlik yok biri kamplasma ayrıcılık sag sol çeteleşme vatan çocuklarını bölme ideolijilerle beyin yıkamalar bu ülkeye en buyuk kötülüğü etmiş kominist rejim yayıcıları mahhalle serserileri, banka soyguncuları masum vatandas rolu oynuyor  dierinde ise biz ülkücülere yakıştırdığını KURTLAR VADiSi, soruyorum size Kurtlar Vadisinde herhangi bir bölümünde kurt resmi 3 hilal resmi, Türkçülük ile ilgili bir resim konuşma yayın ülkeyi kamplasmalara ayırma sagcılık solculuk ayırımı varmı ? veya camiden cıkmayan bir kesim şeriatcı nurcu vb. tabiki yok hatta polatın babası rolundeki sahsın kacırılısında Cuma namazından cıktığı bölüm hariç cami dahi yok ve o bolumdede caminin sadece bahçesi gozukuyor neymiş  neymiş demekki kurtlar vadisi konumuza muhattab olabilecek bir dizi değilmiş bu diziyi örnek gösteremezmişsiniz, doğrumudur ? DOĞRUDUR.
Gelelim bu dizi hakkında farklı bir konuya, biz ülkücülere örnek olarak gösterdiğiniz bu dizide işlenen konular neler; mafyayı çökertmek isteyen sokaktta esrar eroin satılmasına karsı duran organ mafyasına hırsıza haramiye çapulcuya haksızlığa karsı duran ülke refahını bozmak isteyen dış güçlere sizin belirttiginiz sözünüz emperyalizme içerden karşı duruşu sergileyen masumu mazlumu koruyan kollayan adalet çağırdığında adalete ayağıyla gidip teslim olan idade veren şaşalı ihale olaylarını bozan emperyalistlere bu ihaleleri kaptırmayan, devlet birimlerinin haber alma ve müdahele etme goevinde olan, bayrak vatan millet bölünmez bir Türkiye Cumhuriyeti sevdasındagönlü vatana hizmet aşkıyla dolu olan bir grup insan, ( bu cümlemde BURSA NUTKU"nu hatırlayınız).Siz biz ülkücüleri bu vasıflarla birleştirdiğiniz için bunu takdir ettiğiniz için çok teşekkür ederiz, artık yıllardır biz ülkücülerin neye hizmet ettiği sizlerinde beyninize işlemiş  ulusalcıların agzından cıkan sözler farklı olsada beyinlere nakşedenşler böyle bir vesile ile ortaya çıkar, basiret bağlanır ve bir şekilde itiraf edercesine agızdan çıkar bir vesile ile ima edilirek itiraf edilmiş olur, çünkü biz ülkücüler gönlü vatan millet bayrak aşkı ile dolu Türkoğlu Türküz, Türk"çüyüz, Atatürk"çüyüz, bu konuya açıklık getirdikten sonra diğer tüm yazdıklarınıza hem fikirim, lakin arada bir cümle daha var psilolojik savaş diye bu cümleyi kullandığınız bölümde bu cümleyide kullanıp onaylattırarak perinçek apo aşkının da psikolojik savaş olduğunu heryerde üflüyorlar kulaklara minareyi çalan kılıfını uydurur misali, bu bağlamda onudamı onaylatmaya öçalışıyorsunuz haaa burada psikolojik savaşı kabul ediyorsunuzda perinçek apo aşkını psikolojik savaş olarak kabul etmiyorsunuz demek içinmi !!!
Konunun muhattabları ve sayın okurlar hepiniz Allah"a emanet olunuz.
Mertkan Özkan ULUSU
-- 
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. H.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir. Haymatloslu
http://www.youtube.com/watch?v=ylrG_7l8pSg
--
Mertkan Özkan ULUSU
--


M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir. Haymatloslu
http://www.youtube.com/watch?v=ylrG_7l8pSg
 --
 Mertkan Özkan ULUSU

uzay babil

unread,
Jan 6, 2008, 3:45:06 PM1/6/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
EFENDIM,YAZINIZI OKUYABILDIM,DOGRU CÜMLELERİNİZE TESEKKÜR EDERİZ.
*K.VADİSİ KONUSUNDA, FİKRİM;BİZ ORADAN GAYET GÜZEL AYDINLANIYORUZ.GAYET GÜZEL, GERCEKLERİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR.TÜM DÜNYADA NELER SEYREDILIYOR..NEDEN K.VADİSİ BU KADAR MERCEK ALTINA ALINIYOR?ANLAYAMADIM.
*H.SEVGİLİ İLE İLGİLİ, MÜDAHELEMİ YAPMISTIM.DİZİLER BÖLÜMÜNDE KRİTİKEMİ YAPMISTIM.VE SİMDİ, YASAR TİPLEMESİNE YAPILAN HATALI YÜKLEMEYİ KALDIRDILAR:)
AMA O DİZİ ZATEN O DÖNEMİ ANLATIRKEN, YAPANLAR/YAPTIRANLAR BU SEKİLDE BAKIYORLAR.N.ILICAK DİZİ EKİBİYLE ÖZEL PROGRAM YAPMISTI.SANIRIM O VAR ARKASINDA.SANIRIM..B.BAKANDA..AYNI DÜSÜNÜYORLAR.
*CÜNKÜ ONLARIN CIKIS NOKTASI O!:( YANİ ONLARIN KURTULUSU BU!!BENİ ETKİLEYEN ;MİLLİ DUYGULARIN İYİ TARAFLARININ TAMAMEN!!SOL..A YAKINLASTIRILMASIYDI..SAGI İSE TÖHMET ALTINDA BIRAKMALARIYDI..HERKES ORAYA YANLIS BULUYORSA, YAZABILIYOR!SİZDE YAZIN, TAKDİR+TEKDİR..SERBEST.
www.diziler.com.ORADA BEN 'BURKA'rumuzuyla yazdım.
3.bölümdür, en azından yasar tiplemesini yumusattılar:) ve sagın oradaki kususrunu cekmeye gayret ettıler:) bu 3 bölüm önce oldu.
 
 
HOSKALIN
 
z*




Date: Sun, 6 Jan 2008 00:35:55 +0200
From: nil...@gmail.com
To: cihan-tu...@googlegroups.com
Subject: ..::CTO::.. hatırla sevgili

tuncay demirbaş

unread,
Jan 6, 2008, 1:59:37 PM1/6/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
80 ÖNCESİNİ YAŞAYANLAR ÇOK İYİ BİLECEKTİR
ŞİMDİKİ SAHTE ATATÜRK'CÜLER VE ULUSALCILAR
O ZAMAN AZILI BİR KOMİNİST İDİLER
HER MİTİNGLERİNDE STALİN'İN VE LENİN'İN
POSTERLERİ İLE GELİRLER İDİ
HER SEFERİNDE ATATÜRK'ÜMÜZE SÖĞERLER İDİ
SEBEB ATATÜRK'ÜN KOMİNİZM İDEOLEJİSİNİ RET ETMESİ İDİ
ATATÜRK'ÜN BÜTÜN DEVRİMLERİ TÜRK DEVRİMLERİYDİ
YABANCI HER İDEOLEJİYE KARŞIYDI
BU ULUSALCI BOZUNTULARI SAHTE ATATÜRK'CÜLER
ATATÜRK'Ü HİÇ ANLAYAMADILAR
OYSA'Kİ BAŞBUĞ ATATÜRK ŞÖYLE DEMİŞTİ
MİLLİ VE MANEVİ GELENEKLERİMİZE SIMSIKI SARILARAK
BATININ MUHASSIR MEDENİYETİNİ YAKALAYIP ÇOK ÖNÜNE GEÇMELİYİZ
BU ULUSALCI BOZUNTULARI NE ANLADI?
BATILI GİBİ YAŞAMAK BATININ TÜĞKETİM MODELİNİ ALMAK
DİNİ VE MİLLİ GELENEKLERİMİZİ YOK SAYARAK
YANİ TAM KELİME ANLAMIYLA GARDORAP ATAÜRKCÜLÜĞÜ
ŞİMDİ BUNLARIN TELAŞLANDIKLARINA BAKMAYIN
BUNLARIN DERDİ MEMLEKET MESELESİ DEĞİLDİR
SADECE NEMALARI KESİLMİŞTİR
BATILI GİBİ BİR HAYAT YAŞAYAMAMAKTAN KORKUYORLAR
BU SAHTE ATATÜRKCÜ GÜRUHUN AĞZINDAN BİR KERE
MİLLİYETCİLİK ÇIKMAZ ATATÜRKCÜLER YA HANİ
OYSA BAŞBUĞ ATATÜRK NE DİYORDU
BİZ DOĞRUDAN DOĞRUYA VATAN PERVERİZ
VE TÜRK MİLLİYETCİSİYİZ
SAKIN BU ULUSALCI BOZUNTULARINA KANMAYIN
İNANIN BANA BUNLARDA AKP VE FEOŞCULAR KADAR
VATAN SEVMEZ İŞBİRLİKCİLERDİR

uzay babil

unread,
Jan 6, 2008, 6:23:07 PM1/6/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
EFENDİM, YAZDIKLARINIZ FEVKALADE GEREKLİ+YARARLIDIR!
AMA ELESTIRMEKTEN BASKA..KESKE;ELDE TUTULUR BIRSEYLER OLSAYDI?YAPILACAK..
*ARTIK, CONCOR HIZIYLA GELISMEKTE HERSEY:(
*VE KİM HIZLI CEKERSE!!
*ONLARIN MEYDAN..NE YAPILIR?
-YAZDIKLARINIZI 'LANET PARAYA'CEVIRIP, SENARYOYLA
KARSIT DİZİ YAPMAK?MÜMKÜNMÜ?
-HAYIR:( ZATEN DİKTATÖRLÜKLE YÖNETILIYOR ÜLKE..
PEKİ NE YAPILMALIYDI?
-UNUTMAMAK!!VE SÜREKLİ TEKRARLAMAK!!HEMDE HİC SEFAHATA DALMADAN!
*AMA ÖYLEMİ YAPILDI?
O HALDE?..SONUCLARA KATLANILIYOR:(
 


 


> Date: Sun, 6 Jan 2008 10:59:37 -0800
> Subject: ..::CTO::.. Re: hatırla sevgili
> From: tuncayde...@gmail.com
> To: cihan-tu...@googlegroups.com

Resül KARA

unread,
Jan 6, 2008, 6:35:09 PM1/6/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
adam doğru diyor o günlerde atatürkün kurduğu cumhuriyete yıkmaya yönelik faaliyet yapan deniz gezmişin yanında yer alanlar bu gün en hızlı Atatürkçü oldular bunu görüyoruz bu insanlarla aynı havayı teneffüs ediyoruz. hala yaşıyorlar ve yaşıyoruz aynı toplumdayız yine Ülkücülere kin duyuyorlar bunu bilmiyormuyuz sanki unutmayın bu memlekete rusya işgal etmesin diye ülkücüler 5 000 şehit verdi o canları alanlar bu gün atatürkçü olmadılarmı dün neden koministtilerde bu gün ulusalcı oldular biz bu dolmayı yutmayız. Ülkü ocaklarında hamaset Milliyetçiliği öğretilmiyor beyler oralarda 4 4 lük Milliyetçilik öğretiliyor bizler dün milliyetçi olmadık doğuştan Milliyetçi Atatürkçü olarak Türk gibi doğduk öyle yetiştirildik bu günde öyleyiz yarında öyle olacağız zaman Turan ülküsünün dirilme zamanıdır 21.yy. Türkün Yüzyılı olacak inşallah

Müge Gülses

unread,
Jan 7, 2008, 2:18:33 AM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
sn nilufer arat cok guzel ozetlemis yuregine aklina saglik once kendimizi gelistirecegiz ne kadar az tv seyredip nekadar cok kitap okursak  ne kadar az  tuketip ne kadar cok toplumsal calismada yer alrsak ve bunlari empati ve sevgi ile yaparsak  ozguvenimizi gelistirip tuttugumuz elleri  cogaltirsak umutlarimiz gozle gorulur hale gelecek  bunu basarabiliriz yuzlerce yildir turklerin basardiklarina bir bakin  NE MUTLU TURKUM DİYENE

uzay babil <buhar...@hotmail.com> wrote:

Yahoo! kullaniyor musunuz?
Istenmeyen postadan biktiniz mi? Istenmeyen postadan en iyi korunma Yahoo! Posta'da
http://tr.mail.yahoo.com

tuncay demirbaş

unread,
Jan 7, 2008, 4:26:34 PM1/7/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
bu deniz gezmiş denen adamın 1978 te en yakın arkadaşı
kimdi biliyormusunuz Aptullah öcalam şerefsiziydi
eğer deniz gezmiş asılmasaydı bugün pkk nın başındaki
isim kesinlikle deniz gezmişti
ulusalcı arkadaşlara duyrulur
isteyen isteyen araştırsın gelsin yanıma
hodri meydan diyorum buradan..

şimdi deniz gezmiş ve nazım hikmet gibi dönemin
vatan hainlerini eleştirdiğimiz zaman neden
gocunurlar ulusalcılar anlamıyorum
deniz gezmiş deyilmiydi bu devletin askerine
polisine kurşun atan
benim en çok anlayamadığım olay ise
bu ulusalcı geçinen arkadaşların
bir adi banka soyguncusunu idol seçmeleri
nazıma gelince sadece şairliğinden başka
ele sapa alanacak tarafı yoktur
dönemim enbüyük vatan hainidir
Türliyeyi kominist ruslara pazarlamak istemiştir
bu gün orhan pamuğa eleştiren ulusalcılar
nazım hikmete söz söyletmemektetirler
halbukı nazım hikmet Pamuktan
yüz kat daha vatan hainidir

Yahu Allah aşkına hayatlarında birkez bile
Milli olamamış bilakis her davranışlarıyla
gayri milli olmuş adamları savunmayı bırakın artık
böyle davrandıkca hiç samimi gelmiyorsunuz insanlara
daha Cumhiriyet mitinglerinde her pkk toplantılarında
baş solist olarak katılan edip akbayramı getirttiğinizden
bahsetmiyoruz bile

EYY ULUSALCILAR
BIRAKIN ARTIK ŞU YABANCI İDEOLEJİLERİ
TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR
TÜRKÜN KENDİ DEVRİMİNDEN DE BAŞKA DEVRİMİ OLAMAZ
YILLARDIR MARX DEDİNİZ LENİN DEDİNİZ
MAO DEDİNİZ STALİN DEDİNİZ
NE ZAMAN ANLAYACAKSINIZ
İZLEYECEĞİNİZ TEK YOL VARDIR
BAŞBUĞ ATATÜRKÜN YOLU

YÜKSEK TÜRK!SENİN İÇİN YÜKSELMENİN HUDUDU YOKTUR
BİZ ANLAMAYIZ ELİN EJNEBİSİNİN İDEOLEJİSİNDEN

BİZ DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLET PERVERİZ VE
TÜRK MİLLİYETCİSİYİZ



On 7 Ocak, 01:35, "Resül KARA" <karares...@gmail.com> wrote:
> *adam doğru diyor o günlerde atatürkün kurduğu cumhuriyete yıkmaya yönelik
> faaliyet yapan deniz gezmişin yanında yer alanlar bu gün en hızlı Atatürkçü
> oldular bunu görüyoruz bu insanlarla aynı havayı teneffüs ediyoruz. hala
> yaşıyorlar ve yaşıyoruz aynı toplumdayız yine Ülkücülere kin duyuyorlar bunu
> bilmiyormuyuz sanki unutmayın bu memlekete rusya işgal etmesin diye
> ülkücüler 5 000 şehit verdi o canları alanlar bu gün atatürkçü olmadılarmı
> dün neden koministtilerde bu gün ulusalcı oldular biz bu dolmayı yutmayız.
> Ülkü ocaklarında hamaset Milliyetçiliği öğretilmiyor beyler oralarda 4 4 lük
> Milliyetçilik öğretiliyor bizler dün milliyetçi olmadık doğuştan Milliyetçi
> Atatürkçü olarak Türk gibi doğduk öyle yetiştirildik bu günde öyleyiz
> yarında öyle olacağız zaman Turan ülküsünün dirilme zamanıdır 21.yy. Türkün
> Yüzyılı olacak inşallah*
> > > Empatidedir!!!!!- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

tuncay demirbaş

unread,
Jan 7, 2008, 4:49:48 PM1/7/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
SİZE KISA BİR SÖZÜM DAHA OLACAK
KİTAP OKUMAK ELBETTE ÇOK GÜZEL AMA
BÜYÜKLERİN BİR SÖZÜ VARDIR
AKLINLAN DÜŞÜN
GÖNLÜNLEN KARAR VER DİYE
BİZ TÜRKLER DE GÖNÜL ÇOKTUR
ONUDA BİTİRMEYİN LÜTFEN

On 7 Ocak, 09:18, Müge Gülses <mugegul...@yahoo.com.tr> wrote:
> sn nilufer arat cok guzel ozetlemis yuregine aklina saglik once kendimizi gelistirecegiz ne kadar az tv seyredip nekadar cok kitap okursak  ne kadar az  tuketip ne kadar cok toplumsal calismada yer alrsak ve bunlari empati ve sevgi ile yaparsak  ozguvenimizi gelistirip tuttugumuz elleri  cogaltirsak umutlarimiz gozle gorulur hale gelecek  bunu basarabiliriz yuzlerce yildir turklerin basardiklarina bir bakin  NE MUTLU TURKUM DİYENE
>
> uzay babil <buharaba...@hotmail.com> wrote:      .hmmessage P  {  margin:0px;  padding:0px  }  body.hmmessage  {  FONT-SIZE: 10pt;  FONT-FAMILY:Tahoma  }    EFENDİM, YAZDIKLARINIZ FEVKALADE GEREKLİ+YARARLIDIR!
>
> AMA ELESTIRMEKTEN BASKA..KESKE;ELDE TUTULUR BIRSEYLER OLSAYDI?YAPILACAK..
> *ARTIK, CONCOR HIZIYLA GELISMEKTE HERSEY:(
> *VE KİM HIZLI CEKERSE!!
> *ONLARIN MEYDAN..NE YAPILIR?
> -YAZDIKLARINIZI 'LANET PARAYA'CEVIRIP, SENARYOYLA
> KARSIT DİZİ YAPMAK?MÜMKÜNMÜ?
> -HAYIR:( ZATEN DİKTATÖRLÜKLE YÖNETILIYOR ÜLKE..
> PEKİ NE YAPILMALIYDI?
> -UNUTMAMAK!!VE SÜREKLİ TEKRARLAMAK!!HEMDE HİC SEFAHATA DALMADAN!
> *AMA ÖYLEMİ YAPILDI?
> O HALDE?..SONUCLARA KATLANILIYOR:(
>
>
>
>
>
> > Date: Sun, 6 Jan 2008 10:59:37 -0800
> > Subject: ..::CTO::.. Re: hatırla sevgili
> > From: tuncaydemirba...@gmail.com
> ---------------------------------
> Yahoo! kullaniyor musunuz?
> Istenmeyen postadan biktiniz mi? Istenmeyen postadan en iyi korunma Yahoo! Posta'dahttp://tr.mail.yahoo.com- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Akkartal

unread,
Jan 7, 2008, 5:48:08 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sayın Demirtaş,
Apo ile Deniz Gezmiş'in arkadaş olduklarını iddia ediyorsunuz.
Bu doğru olabilir. Lakin verdiğiniz tarih 1978 bana çok geç gibi geldi.
Ne için geç derseniz, çünkü, tahminime göre Deniz Gezmiş o zamanlar
çoktan öteki dünyayı boylamamış mı idi? Zira, Gezmişler varken, biz henüz
ilkokul talebesi idik. 1978  ise bizim en hızlı ülkücülük zamanlarımız idi..
Umarım bu tarih konusunda yanılmıyorsunuzdur. Henüz araştırmadım, ama
şimdi bir net taraması yapıp, D.Gezmiş ve arkadaşlarının asıldıkları zamanı
bulmağa bakacağım...
Selamlar

--
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. böyle doğdum, böyle öleceğim.
M.Kemal Atatürk

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 7, 2008, 6:17:35 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ben bu konuda hemen araya gireyim sanırım 68 yazacagına dalgınlık veya klavye hatası olarak 78 yazmış olabilir çünkü anlatmak istediği olaya vakıfım, 1968 tarihli bir konudur, gerisini Tuncay beye bırakayım , konusunu ve yorumunu elinden almış gibi olmak istemem, Allah"a emanet olunuz.

2008/1/8, Akkartal <akkar...@gmail.com>:



--
--
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. H.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir. Haymatloslu
http://www.youtube.com/watch?v=ylrG_7l8pSg
--
haymatloslu

Akkartal

unread,
Jan 7, 2008, 5:55:04 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

 Sayın Demirtaş, demin ki, D.Gezmiş  konusuna dair tahminim doğru imiş... Lütfen daha dikkatli araştırıp, sonra iddialı görüş beyan edelim...


Yakalanışı ve İdam Edilişi [değiştir]

12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü.

Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK 'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.

Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi 'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur. [1]



2008/1/8, Akkartal < akkar...@gmail.com>:

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 7, 2008, 6:20:00 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Ben bu konuda hemen araya gireyim sanırım 68 yazacagına dalgınlık veya klavye hatası olarak 78 yazmış olabilir çünkü anlatmak istediği olaya vakıfım, 1968 tarihli bir konudur, gerisini Tuncay beye bırakayım , konusunu ve yorumunu elinden almış gibi olmak istemem, Allah"a emanet olunuz.

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 7, 2008, 6:24:14 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
(WORD EKTE)
 
Deniz Gezmiş kimdir?

Özetle bir kaçını sayayım; 
 
- 31 Ağustos 1966'da İstanbul - Taksim'de, Çorum'dan İstanbul'a kadar yürüyen adamlarıyla birlikte ayaklanma başlatan ve ortalığı birbirine katan. Bu kargaşada çok vatandaşın yaralanmasına sebep olan 
 
- 19 Ocak 1967'de o zamanki bir öğrenci yurdunun devir edilmesi sırasında adamlarıyla birlikte ayaklanma yapan ve yine çok sayıda vatandaş yaralanmasına sebep olan. 
 
- 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesini adamlarıyla birlikte işgal edip pek çok öğrenciyi öldüren.  
 
- 7 Mart 1968'de İstanbul Üniversitesi'nde yapılan AIESEC Genel Kurul toplantısında adamlarıyla birlikte salonu savaş alanına çeviren.  
 
- 16 Mart 1969'da karşıt görüşlü bir öğrenci hareketinin İstanbul'da bir miting yapması üzerine adamlarıyla birlikte bu miting yapan öğrencilere saldıran... 
 
- 31 Mayıs 1969'da İstanbul Üniversitesi'ni adamlarıyla birlikte işgal eden. Bu işgal sırasında polisle girdikleri çatışmada yaralanan 
 
- Üniversitede yapılan bir aramada dürbünlü tüfekle (
suikast tüfeği, bu tüfek türü kesinlikle savunma amaçlı kullanılamaz) yakalanan 
 
- 11 Ocak 1971'de adamlarıyla birlikte İş Bankası, Ankara - Emek Şubesini soyan 
 
Bunların yanı sıra bu çapulcu vatan haini bir dönem Türkiye'den kaçıp, Filistin'deki kamplarda eğitim görerek geri Türkiye'ye döndü. 
 
Nihayet 6 Mayıs 1972'de Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.
İdam sehpasına götürülürken ayakkabılarının askerlere kesinlikle bırakılmamasını özellikle isteyen. Bu derece de ordu ve asker düşmanı bir soysuzdur. Yalan deyin yazdıklarıma, diyemezsiniz hepsi gerçek değil mi?

Deniz gezmiş eline silah alıp kurtarılmış bölge dediği komünist çöplüklerinde bekleyip gelenden geçenden haraç kesen, polis ve jandarma karakollarını bombalayan bir cani değil midir? Bugün gördüğümüz tinerci, balici sokak çocuklarından farkı var mıdır?. Davranış olarak da farkı yoktur; onlar gibi önüne gelenden haraç keser, evleri taşlar, kurşunlar, geceleri sabaha kadar sokaklarda bağırarak gezer.  

Kanunu, yasayı tanımayan ve zorbalığı hak bilen birisi.

 
Silah zoruyla sistemi değiştirebileceğini sanan ayrıca orduya, polise, millette silah doğrultarak kendini kahraman ilan eden.

 
Tam bağımsızlık diyerek Türkiye'yi rusyanin kuklası haline getirmek isteyen.

 
Soygun, yaralama, haraç alma, dövme ve cinayete sebebiyet verme, cinayete teşvik etme, cinayet işleme ve işkence suçlarını isleyen birisi.

Giyimi,kuşamı ve ideolojisi tamamen zorbalık üzerine kurulu. 
Bu milleti solcu, sağcı diye bölmeye çalışan, ülkeye, ekonomiye, siyasete kısacası her şeye zarar veren biri. Yakalanmasaydı şehir eşkiyalığından dağda teröristliğe terfi edecekti.
 

Bu nasıl Atatürk"çülüktür böyle, hangi Atatürk"çünün resimleri pkk sitelerinde ermeni sitelerinde denizden ve hranttan başka; TSK düşmanı, Atatürk düşmanı ve Atatürk"çülük karşıtı sitelerde yayınlanıp bu insan adeta idol olarak lanse ettiriliyor bu nasıl Atatürk"çülük sorarım size? Bu arada yeni idolünüz hrantınızda hayırlı olsun. Bu nasıl Atatürk"çülüktür ki son nefesinde bile ayağındaki o lanet botlarını askere vermek istemiyor sen kimin askerinden neyini sakınıyorsun sen kimsin? işte bu kadar vatan ve asker ordu düşmanı birisi.

Atatürk"çülük bumuydu, kardeşlik bumuydu hangi şehit ailesine gidersen git yine de vatan sağ olsun der üstünde başında ne varsa çıkarır verir bu vatan için bu asker için.  

Hangi Atatürkçüler deniz gezmiş gibi ölürken dahi son nefesinde"Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! der.

Atatürkçülük ve Leninizm marksizim nasıl aynı cümlede telaffuz edilebilir ? Dehşet içindeyim. 

(idamı haklı mıdır değil midir, o ayrı hukuki tartışma konusudur) Abuk subuk demagojilerle hiç bir şeylerin üstünü örtmeye kimse çalışmasın.  

Son bir söz 6.filoya abd"ye kafa kaldırmakla, 2 taş atmakla Rusların altına girmekle vatansever olunmuyor, Türkiye'ye Türklüğe bir damla dahi hayrı olmamıştır bu insanın aksine derin yaralar bırakmıştır. Kardeşi kardeşe düşürmüştür, ne çabuk unuttunuz o günleri.

Hadi selametle.

Mertkan Özkan ULUSU 

DENiZ GEZMiŞ KiMDiR.doc

Akkartal

unread,
Jan 7, 2008, 6:29:15 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Arkadaslar,
Malum, eskiden solcu-enternasyonalist dedigimiz (kendileri de zaten oyle tanimliyorlardi kendilerini)
vatandasarimizin pek cogu once ki, utopik yaklasimlarini kismen terk etmis ve Turk ulusalciliginin
somut gercekliginde demir atmis, bu bakimdan klasik anlada ki ulkuculere has Turkculukte  hayli
hizli adimlar atmaktadirlar. Ne var ki bazi saplantilari olanlar da az degildir. Bunlain basinda N.Hikmet
sevgi-saygilari gelmektedir. D.Gezmis'e gelince, bence o daha bir farkli ve istisnai durumu vardir.
Bazi ozel mektuplarini, tutumlarini okuyunca bu kaniya vardim. Apo ile tanisikliklarinin olmasi, hatta
arkadas olmakliklari da muhtemeldir. Lakin Deniz Gezmisin aslen Turk oldugunu ve nihai hedefinde
Kurtculuk ola bilecegini itima harici sayiyorum. Bu zamanda, kendilerini Ulusalci olarak niteleyen arkadaslar ile
farkliliklar degil, asgari musterekler soz konusu edilmesi gerekti kanisindayim.
Selam ve esenlik dileklerimle...
 
08.01.2008 tarihinde Mertkan Özkan ULUSU <hayma...@gmail.com> yazmış:

Mertkan Özkan ULUSU

unread,
Jan 7, 2008, 6:45:24 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Degerli arkadaslar, pkk sitelerini, forumlarını şöyle bir göz gezdirin ve oraların forumlarını okuyun forum uyelerinin profil resimlerine bakın, resimler su sahıslardan olusuyor uyelerin profil resimleri, denizgezmiş, apdullahöcalan,chee, eski rus bayrağı, orakçekiç şekilleri, nazımhikmetran çeşitli resimleri, sözde kürdistan haritaları ve türk askerine hakaret içeren çeşitli haritalı resimler, bunu belirttikten sonra, akkartal arkadasimiz yorumunun içindenazım hikmetide belirtmiş, hatırlattığı için teşekkür ederim kendisine 1-2 gün önce onun haklkında bir yazarımızın konusunu gruba atmıştım tekrar ekliyorum bir inceleyin, kiimiş n.hikmetran
------------------------------------------------------------

BİR HAİNİN ÖLÜSÜ İLÂHLAŞTIRILIRKEN


Nasıl adamdır Nazım Hikmet?

Kime derler sanatçı?

Hele şu mahut basının yaptığı (!) demagoji! Nedir o?

1921 yılında Rusya'ya giderek, hak ve hürriyetin ölüsü üzerine kızıl diktatörlüğün oturtulma usül ve taktiklerini öğrendikten sonra Türkiye'ye gelen Nazım Hikmet, "sanat sanat içindir" anlayışından yoksun şiir ve piyesleriyle yerli komünistler için bir nirengi noktası.

Kanun dışı bir aldanmış ve aldatılmış serseriler idealini, kızıl sultayı, belirli muhitlere zerk ederek millî ve manevî her müesseseyi öldüren bir enjektör.

Türk varlığı aleyhine ve ezelî düşman Moskof lehine gayret gösteren bir casus.

"Kan olan yerde hareket olur" tekerlemesinin tüm motif ve çizgilerinde gerçek manasını bulan, yaşantının gayesi kan olan bir vampir, bir sadist.

Türk bahriyesinde, kirli inancının propagandasını yaparak orduyu, o kutsal müesseseyi isyana hazırlamak isteyen, damarlarında dolaşan mai, mavi olduğu için kızıla tutkun bir anarşist...

Türk milletinin hayatına kasdeden kurulmuş bir bomba...

Kanun karşısında otuz yıl hapse, halk vicdanında ebediyen hiçliğe ve lânetlenmişliğe mahkûmedilmiş bir halk düşmanı...

Genel aftan sonra, Anadolu Kavağı açıklarında Romanya'ya gitmekte olan bir şilebe atlayarak demirperdeye kaçan, beni Stalin yarattı diyen büyük ve manasız bir boşluk ve hiçlik...

Ve nihayet kızıl mikrofonlardan bütün Dünyaya Türk vatanı ve Milleti aleyhinde kusmuk sıçratan ezel kadar sonsuz ebed kadar hudutsuz bir Günahkâr...

İşte kaba çizgilerle Nazım Hikmet budur.

Bir sanat endişesi ile mi; yoksa komünizmin insanlık dışı gayesini gerçekleştirmek için mi yan yana dizdiği kelimeleri en yaldızlı ambalâjlarla sanat diye yutturmağa çalışıyordu Nazım?

24 saatte 24 saat Lenin

24 saat Marks

24 saat Engels

Yüz dirhem kara ekmek

20 ton kitap

Balık çorbası,

Tüfenk talimi.

Diye öterken bir sanatçılık ruhu mu, yoksa kızıl rejimin materyallerini sağa sola fırlatma fikri mi hakimdi Nazım Hikmet'te?

Yarısı burdaysa kalbimin doktor

Yarısı Çin'dedir

Sarı nehre doğru akan

Ordunun içindedir

Ve her sabah vakti doktor

Her şafak vakti kalbim.

Şeklindeki mısraları (!) gevelediği günler. Yunanistan'da komünistler kurşuna dizilirken, uzak doğudaki Kızıl Çin askerlerini tahayyül eden Nazım Hikmet'in yine sanatçılığı mı tutmuştu?

İşte, bazı politik yakınlaşmaları hemen değerlendirmesini bilen bir kısım basınımızın son günlerde göklere çıkardıkları sanat (!) ve sanatçı (!)...

Yazık, çok yazık. Fena, çok fena...

Komünizmi sosyalizm tezgâhında işlemekle meşgul, sosyalizm tüccarlığı gerisinde bal gibi komünist propagandası yapan, yönleri genellikle bilinen bir kısım basın, 1964 Türkiyesi'nde, Nazım Hikmet gibi mezarı Kremlin'in avlusunda çakılı vatansız bir adamın şiirlerini neşrediyor ve yüksek sanatçılığından (!) bahsediyor.

Ceza kanunumuzun 141/142 inci maddelerinden devamlı müşteki, özellikle viskiye müptelâ ve ruhanî inanç, gelenek, millî şuur, tarih ve batı aleyhtarı bazı fıkra yazarları da ayni paralele ayak uydurmak için adeta finişe geçiyor. Nazım Hikmet'in meziyetlerini (!) saya saya bitiremiyorlar.

Ve bu davranışın adına da bir demogojinin yıkılması diyerek işin içinden sıyrılıyorlar.

Gariptir ki anti-komünist ve milliyetçi müesseselerin gösterdiği reaksiyondan başka, bu iğrenç rejimin sanat adına propagandasının yapılmasına karşı bir tutum görülmüyor.

Etrafta çıt yok...

Ne bir ses ne de bir nefes var?

İnsanın, Yassı Ada mahkûmlarının sanat'ı, mesleği ya da politik şahsiyetleri lehinde yazılan yazı ve söylenen sözlerin yasaklandığı bir memlekette bir vatan haininin, bir komünist leşinin ilahlaştırılması bu kadar ucuz mudur? diyeceği geliyor.

Gemi azıya alan bu sosyalist esnaflarına dur!... Sinyalinin verilme zamanının geldiği değil, geçmek üzere olduğu kanısındayız.

Biz böyle görüyoruz.

İlhan Darendelioğlu


 
2008/1/8, Akkartal <akkar...@gmail.com>:

Abdulvahit Cuma DEMİRCİ

unread,
Jan 7, 2008, 6:33:43 PM1/7/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Sn.İlgili ,
 
BEKLENEN KİTAP ÇIKTI !!!   VEE  ,  ÖDÜLE   ADAY   GÖSTERİLİYOR !!!
 
"  Kerkük  Gönlümde Aşk ,  Yüreğimde  Sızıdır "  isimli  Roman ' ın   TürkBirDev'in     Proje  yarışmalarında  iyi   bir  derece   alması  için  ,  siz  değerli  insanlarımızdan   destek  alınması  ve  bundan  mutlu  olacağımızı  ifade  etmek isteriz .
 
Irak  Türklerinin  zulmünü  ve  çilesini  konu  alan  bu  Romanı  hedef  kitleye  tanıtılması  ve ulaşması  konusunda  Yarışmaya  aday gösterilmesi için ,  bu  konuda  siz   ve  sizin  gibi   değerli  kişi veya  kişilerin yüksek  desteklerinizden de   istifade  etmek  arzu  ve  azmi niyetindeyiz. Bu  desteği  vereceğinize  hiç  şüphemiz  yok .
Roman'ın  ,  uzak Kıta  da ki  ( Amerika , Avustralya  v.s. ) Türklere    ve  de  Dünyaya  ulaşmasını sağlarsak , başımız  Asumana  değer . 
Roman 'ın  , Arapçası  bitmek  üzere ,   Farsça  ve Rusçası  yazılmaktadır .  Pek  yakında  ise  , İngilizcesi de   yazılacaktır . 
Ayrıca ,  Dizi  film  ve  Uzun  Metrajlı  Sinema  Filmi  için , Senaryo  çalışmaları  başlamıştır .
 
 
 
  

 

  Devlet   Operaları   Oyuncusu  

 

Ercan   SOYDAN 

 

 ( http://www.youtube.com/watch?v=v9bGPajXUI0&eurl=http%3A%2F%2Fwww%2Ekerkuk%2Enet%2Fvideos%2F%3FID%3D7   )

 

tarafından , yazıldırılması için  ,   fitili  ateşlenen  bu Roman   ;

 

Çocukluk günlerinden beri Türklük davası  yüzünden şehit olan ve gazi  olanlardan   ,  binlerce  kişilerden  biri  ise ; 17  yıl , Irak  Hapisanelerinde işkence , zulum  ,  çile  çeken biri  de  bu  Dava peşinde yılmadan  koşan ve  Saddam rejimi tarafından akıl almaz işkencelere tabi tutulan Kerküklü

Sadun KÖPRÜLÜ 'nün   bilgi , belge ve  hatıralarından  faydalanılarak  kaleme  alınması  ricasında  bulunulan  

 Osman OKTAY , yazdığı bu belgesel  Romanda , ayrıca Irak'ın genel tarihini, orada bin yıl öncesine kadar uzanan Türk varlığını, Kerkük, Musul, Erbil ve çevresinin nasıl Türk yurdu olduğunu, Türkmenlerin dillere destan mücadelesini anlatmaktadır !

Yine bu eserde, uluslar arası güçlere alet olarak kendi halklarını kandıran Kürt liderlerin kirli geçmişlerini Dünya kamuoyunun  önüne  sunmak gibi  bir  gayret  içinde  olan  bu  Roman 'ın ;

 

   Sn. Ercan  SOYDAN  tarafından  Proje Yarışması girişiminde  bulunulmuştur .

 DAVAMIZIN  DÜNYAYA  TANITILMASI  İÇİN  , BU  ROMAN  LA  , AŞAĞIDA Kİ  PROJE YARIŞMASINA  KATILMIŞTIR .

 

2007 PROJE YARISMASI (3.GELENEKSEL BASARI ODULU - 2007):
 
 
LISTE 2:
 
2007 PROJE YARISMASI 2.listesi (2007-2008 BASARI ODULU) Oyunuzu, 2.Listede bulunan  projeler    içerisindedir  .  OY KULLANAN ARKADASLARIMIZDAN ONEMLI BIR RICA: Belirli bir projeyi oylariniz ile desteklediginizin nedenlerini oyunuzu kullandiktan hemen sonra yazip turkb...@yahoogroups.com obek adresimize lutfen gonderiniz.
 
OZET BiLGi: 2007 yilinin sonuna kadar topluluga sunulmus olan
butun projeler , Ocak'08 ayi boyunca oylamaya acik olacaktir.

 

BU  PROJE  KAPSAMINDA 

 

ÖZET    KURALLAR:
1- *7 bagimsiz Turk devleti arasinda bir  Turk Birligi'nin kurulmasi ile ilgili olan her
proje degerlendirilecek ve oylamaya sokulacaktir;
2- projeyi tanitmak, anlatmak ve gecerliligini savunmak proje sahibine ait olacaktir.
3- Yil icinde belirlenen projeler, yil sonunda toplu olarak obek
uyelerinin oylamasi icin listeye alinacaktir.
4- Oylama suresi bir ay olacak, gerekirse proje kurulu tarafindan uzatilabilecektir.
5- Obek oylamasinda 100'un ustunde oy alan projeler, proje kurulu tarafindan degerlendirilmeye alinacaktir. Proje sahipleri dilerlerse projelerini TurkBirDev obegi disinda da tanitip oy/destek isteyebileceklerdir.
6- En cok oy alan ve proje kurulu tarafindan uygun kabul edilen projelerin proje
sahib(ler)i tarafindan hemen tatbikata gecirilmesi istenecektir.
7-  Tatbikatdaki gelismelerin ve sonuclarin duzenli bir sekilde obek
uyelerimiz ile paylasilmasi gerekecektir. ...
 
 
                                                  OYUNUZU KULLANMAK ICIN:
                                       http://groups.yahoo.com/group/TurkBirDev/polls

 

 

OY   VERECEĞİNİZ   PROJE !!!

 

  "  ERCAN   SOYDAN  "  

 

ADINA  

VERİLMİŞ  OLAN

 

"KERKÜK  GÖNLÜMDE  AŞK , YÜREĞİMDE  SIZIDIR "

 

PROJESİDİR !!!

 

 

 

LÜTFEN  DAVAMIZ   İÇİN  , OY  VERİN ! OY  VERDİRMEK İÇİN  KAMUOYU   OLUŞTURUN !!!   

BU  İLETİYİ   OLABİLDİĞİNCE   ÇOOOK   KİŞİLERE  DAĞITIN

 

 

 
İlgi  ve  bilgilerinize  en  derin   sevgi  dolu  saygılarımla ,  selamlar .
 
 
 

RUHUMLA  ,  TEŞEKKÜRLER  ! 

 


08.01.2008 tarihinde Akkartal <akkar...@gmail.com> yazmış:

baky baky

unread,
Jan 8, 2008, 4:43:27 AM1/8/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
YA ARKADASLAR NEDİR BU HALİNİZ NEYİ PAYLAŞAMIYORUZ
ATAÜRKÜMÜ YOKSA MİLLETİMİ YOKSA VATANIMI MADEMKİ
HEPİMİZ VATANSEVER VE ATATÜRKÇÜYÜZ BIRAKINDA HERKES
SEVSİN ATAÜRKÜ DAHA ŞİMDİDEN SAHTE ULUSALCILAR GİBİ
SÖYLEMLERLE İNSANLARI KUTUPLAŞTIRMAYIN BU ÜLKEYE SAHİP
CIKACAKSAN MILLET OLARAK ÇIKACAĞIZ BENDE ESKİ BİE
KOMİNİST OLARK YAZIYORUM O DÖNEMLERDE AMERİKAN
EMPERYALİZMİNE KARŞI ÇIKMAKTAN BAŞKA BİR AMAÇ YOKTU
TAM BAĞIMSIZ BİR TÜRKİYE İÇİN Dİ HERŞEY ŞİMDİDE AYNI
BEN BİR KEMALİSTİM AMA HALA KOMİNİST VE HALA
MİLLİYETÇİYİM BEN TÜRKÜM KOMİST TÜRK OLAMAZMI
MİLLİYETÇİ TÜRK OLAMAZMI VEYA DİNADAR TÜRK OLAMAZMI
BIRAKIN ARTIK LENİNDEN ŞUNDAN BUNDAN ESKİ
KOMİNİSTLERDE BUGÜN ATATÜRK İLKELERİNİ HEDEF ALMIŞ
MÜCADELE EDİYOR ESKİ MHP MİLLİYETÇİLİĞİDE NEDEN BİR
ARADA BU KAVAGAYI VERMİYORUZ MADEMKİ İLKELERİMİZ AYNI
O ZAMAN BIRAKALIM EMPARYALİZMİN BİZE YAPTIĞI BU
AYRIMCILIĞI BİZ TÜRKÜZ BİRLİK ZAMANI BİRLİKTE HAREKET
ETME ZAMANI BEN ÇOK İYİ BİLİYORUM ESKİ MİLLİYETÇİ
BOZUNTULARIN NELER HİZMET ETTİĞİN AÇTIRMAYIN AĞZIMI
DENİZ GEZMİŞ BU KADAR KARALAMAYIN O ZAMANLARDA DENİZ
GEZMİŞ VE ARKADAŞLARINI AĞZINDA ARIMÇILIK ADINA BİR
TEK SÖZ BİLE YOKTU BIRAKIN ADAM ÖLDÜRMELERİ SANKİ ESKİ
MİLLİYETÇİLERDEN YOKMU BU KIRI TAŞIAYANLAR YAPMAYIN
ARTIK DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞALARI TAM BAĞIMSIZ BİR
TÜRKİYE TÜRK VE KÜRT HALKININ BİRLKTE YAŞAYACAĞI ÖZGÜR
BİR ÜLKE SLOGANIYLA YOLA CIKMIŞTIR VE EMPERYALIZME
KARŞI MUCADELE EDERKEN ADAMLARI SÖZDE BU ÜLKENİN
MİLLİYETÇİLERİ OLARAK LANSEDENLER TARAFINDAN ANARSİT
OLARAK İLAN EDİLDİ KENDİLERİ EN BÜTÜK ANARŞISTİ O
ZAMANLAR ŞİMDİKİ MİLLİYETÇİLK KAVRAMINDA AYRIMCILIK
YOK DİMİ TÜRK KÜRT KARDEŞTİR SÖYLEM BU DİMİ DENİZ
GEZMİŞ ASILMADAN ÖCEKİ SÖYLEMİDE BUYDU ARKADAŞLLAR
AKLINIZI BAŞINIZA ALIN BU OYUNLARA GELMEYİN ARTIK
BİRLİK ZAMANI VE ULU ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN
İLKELERİ DOĞRULTUSUNDA BİRLEŞMELİYİZ GEÇMİŞTE
HEPIMIZIN HATALARINI TEKRAR TEKRAR YAŞAMAYALIM SELAM
SAYGILAR HEPNİZİ YÜREKTEN SEVİYORUM
--- Mertkan Özkan ULUSU <hayma...@gmail.com> wrote:

> *Degerli arkadaslar, pkk sitelerini, forumlarını


> şöyle bir göz gezdirin ve
> oraların forumlarını okuyun forum uyelerinin profil
> resimlerine bakın,
> resimler su sahıslardan olusuyor uyelerin profil
> resimleri, denizgezmiş,
> apdullahöcalan,chee, eski rus bayrağı, orakçekiç
> şekilleri, nazımhikmetran
> çeşitli resimleri, sözde kürdistan haritaları ve
> türk askerine hakaret
> içeren çeşitli haritalı resimler, bunu belirttikten
> sonra, akkartal
> arkadasimiz yorumunun içindenazım hikmetide
> belirtmiş, hatırlattığı için
> teşekkür ederim kendisine 1-2 gün önce onun
> haklkında bir yazarımızın
> konusunu gruba atmıştım tekrar ekliyorum bir

> inceleyin, kiimiş n.hikmetran*
>
*------------------------------------------------------------*
>
> *BİR HAİNİN ÖLÜSÜ İLÂHLAŞTIRILIRKEN*
>
>
> *Nasıl adamdır Nazım Hikmet?

> Biz böyle görüyoruz.*
>
> *İlhan Darendelioğlu*


>
>
> 2008/1/8, Akkartal <akkar...@gmail.com>:
> >
> > Arkadaslar,
> > Malum, eskiden solcu-enternasyonalist dedigimiz
> (kendileri de zaten oyle
> > tanimliyorlardi kendilerini)
> > vatandasarimizin pek cogu once ki, utopik
> yaklasimlarini kismen terk etmis
> > ve Turk ulusalciliginin
> > somut gercekliginde demir atmis, bu bakimdan
> klasik anlada ki ulkuculere
> > has Turkculukte hayli
> > hizli adimlar atmaktadirlar. Ne var ki bazi
> saplantilari olanlar da az
> > degildir. Bunlain basinda N.Hikmet
> > sevgi-saygilari gelmektedir. D.Gezmis'e gelince,
> bence o daha bir farkli
> > ve istisnai durumu vardir.
> > Bazi ozel mektuplarini, tutumlarini okuyunca bu
> kaniya vardim. Apo ile
> > tanisikliklarinin olmasi, hatta
>

=== message truncated ===

____________________________________________________________________________________
Looking for last minute shopping deals?
Find them fast with Yahoo! Search. http://tools.search.yahoo.com/newsearch/category.php?category=shopping

RESUL KARA

unread,
Jan 8, 2008, 3:16:05 AM1/8/08
to cihan-tu...@googlegroups.com



AĞZINA SAĞLIK TUNCAY GARDAŞIM. DOĞRU SÖZE NE DENİR


From:  "tuncay demirbaş" <tuncayde...@gmail.com>
Reply-To:  cihan-tu...@googlegroups.com
To:  "CiHAN TÜRK OLSUN" <cihan-tu...@googlegroups.com>

Subject:  ..::CTO::.. Re: hatırla sevgili
Date:  Mon, 7 Jan 2008 13:26:34 -0800 (PST)

Nilüfer Arat

unread,
Jan 8, 2008, 4:51:37 AM1/8/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Az bekleyin, anlatacağım!
 


---------- Forwarded message ----------
From: baky baky <bak...@yahoo.com>
Date: 08.Oca.2008 11:43
Subject: ..::CTO::.. Re: hatırla sevgili

Karabey Eroglu

unread,
Jan 8, 2008, 2:01:00 AM1/8/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
12 EYLÜL ÖNCESİ-ATATÜRK Ü FAŞİSTLİKLE SUÇLAYANLAR;ONUN MİLLİYETÇİLİĞİNİ ANLAYAMAYAN GERİ ZEKALILAR-ŞİMDİ ULUSALCILIK ADI ALTINDA ATATÜRKÇÜLÜK YAPMA GAYRETİNDELER.AMA BUNLARIN KANINDA NE OLDUĞUNU BİLİYOR BİLENLER.KİMSE BİLMESEDE BEN BİLİYORUM.BU DENİZ GEZMİŞ DENEN BANKA HIRSIZI-KOMÜNİST UŞAĞINI BÖYLE BÜYÜTMELERİNE BAKMAYIN SİZ! BAŞKA ÖRNEK ALACAKLARI,SAVUNACAKLARI,KİM VARKİ? GEÇMİŞLERİNDE MUTLAKA BİR TARAFTAN BİR KARIŞIKLIK VARDIR BUNLARDA.. KOMÜNİZMİN UŞAKLARININ-SAVUNDUKLARI İDEOLOJİNİN SONUÇLARINI GÖRDÜ HERKES.FAHİŞE PAZARI;ONLARCA YILDAN BERİ RUS KADINLARIYLA DOLU..BU NAZIM DEDİKLERİ POLONYALI BİR YAHUDİDİR!!!ORHAN PAMUK GİBİ..OĞLUNA YAZDIĞI ŞİİRDE:RUBLE İÇİN YAZDIĞINI İFADE ETMİŞTİR..BU KOMÜNİST-AFFEDİLMESİ İÇİN ATATÜRKE YALVARAN MEKTUPLAR YAZMIŞTIR..İŞİN GARİBİ ŞİMDİ KENDİNİ ATATÜRKÇÜ MASKEYE SOKANLARIN NAZIM DENEN KOMÜNİST UŞAĞINIDA SAVUNUYOR OLMASIDIR!!OYSA ATATÜRK;"SAPINA KADAR TÜRK OĞLU TÜRKTÜR" BU FARKI BİLDİKLERİ İÇİN BU DÖNMELER-KOMUNİST UŞAKLARI, GÜYA ATATÜRKÜ SAVUNUYOR GÖRÜNEREK KENDİ KONUMLARINI KORUMA PEŞİNDEDİRLER!!BUNU SAKIN UNUTMAYIN!!! NECİP FAZILIN DEDİĞİ GİBİ:Türk Milleti;Allah'ın alnından öptüğü millettir!! BUNU BİLELİM-BUNA GÖRE YAŞAYALIM.

--
Karabey EROĞLU  Y.T.Ü.-F.E.F.Kimya bölümü Davutpaşa kampüsü Topkapı-İSTANBUL  02124491946

tuncay demirbaş

unread,
Jan 8, 2008, 5:37:35 AM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
uyardığınız için teşekkür ederim dün aceleyle
yanlış yazmışım tarih 1968 olacak
kaynağı öğrenmek istyeyenler için
Altemur kılıçın kitabı-Büyük kürdisan Küçük Türkiye
saygılar

On 8 Ocak, 00:48, Akkartal <akkarta...@gmail.com> wrote:
> Sayın Demirtaş,
> Apo ile Deniz Gezmiş'in arkadaş olduklarını iddia ediyorsunuz.
> Bu doğru olabilir. Lakin verdiğiniz tarih 1978 bana çok geç gibi geldi.
> Ne için geç derseniz, çünkü, tahminime göre Deniz Gezmiş o zamanlar
> çoktan öteki dünyayı boylamamış mı idi? Zira, Gezmişler varken, biz henüz
> ilkokul talebesi idik. 1978  ise bizim en hızlı ülkücülük zamanlarımız idi..
> Umarım bu tarih konusunda yanılmıyorsunuzdur. Henüz araştırmadım, ama
> şimdi bir net taraması yapıp, D.Gezmiş ve arkadaşlarının asıldıkları zamanı
> bulmağa bakacağım...
> Selamlar
>
> M.Kemal Atatürk- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Nilüfer Arat

unread,
Jan 8, 2008, 8:21:35 AM1/8/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Bakın Kardeşlerim,
 
Dizinin etkisinde kalmışsınız belli!! Amacına ulaşmış!
Bizim kimseye kin duyduğumuz yok! Amacımız kurumuş pisliğe su sıkmak değil! Bunu birtürlü anlamamışsınız! Bizim düşmanımız kişiler ya da toplumlar değil. Bizim düşmanımız EPERYALİST ZİHNİYET! Bir kere bunu kafanıza iyice yerleştirin.
 
Söylemediğinizi bırakmamışsınız. Hiç birine doğrudan cevap verip açıklama gereği bile duymuyorum! Başka bir pencereden göstermeye çalışacağım size ne olup bittiğini.  
 
Herkesin anlayacağı bir dilden anlatacağım. Çünkü ben de bu dilden anlıyorum. Önce biraz kendim hakkında bilgi vereyim.
 
Ben iki kız çocuğu annesi sıradan bir kadınım. Özgeçmişimde parlak işlere ve başarılara imza atmadım. Çünkü bu gibi hırslarım hiç olmadı. Doğrudur ya da yanlıştır, bilemem. Ne kadarını başarabildim bilmiyorum, sakin ve düzgün bir hayat yaşamaya çalıştım. Bütün derdim huzurdu, başka bişey değil. Azıcık aşım kaygısız başım derler ya işte o türden.
 
Şu anda tam 50 yaşımdayım. Deniz Gezmişleri de 12 Eylülleri de çok iyi hatırlarım. O yıllarda ben anamın babamın kanatları altında Ankara'da gençliğimin gereklerini yerine getiriyordum. Hiç bir şekilde siyasetten anlamaz ve ilgilenmezdim. Bizim evde çoğunlukla tıp konuşulurdu. Anam ve babam doktordu. Onların çok siyasetçi dostları vardı. Evimize girip çıkarlardı. Kulağım siyasete ancak oradan biraz aşinaydı hepsi bu! Arkadaşlarımın büyük bir kısmı olayların içindeyken ben hafta sonlarımı kışın karlı dağlarda kayak yaparak ya da bana benzeyen arkadaşlarımla o zamanın popüler mekanlarına giderek geçirirdim. Kısacası o günlerin gerilimine rağmen ailemin sevgisi ve imkanlarıyla güven içinde, renkli bir gençlik yaşadım. Ama ne yazık ki 23 yaşıma geldiğimde ikisini de kaybettim. Artık hayatla kızkardeşimle birlikte tek başımıza başa çıkmak zorundaydık. Tam da annemin ölümünden dokuz ay sonra 1982 yılının hiç unutmam 15 Şubat tarihinde gece yarısı (12 Eylül dönemi) evimizi yedi asker ve polis bastı. Hiç birşekilde adımız hiçbir olaya karışmadığı halde biz de 12 eylül'den nasibimizi aldık. Evi didik didik etmektelerdi ki kızkardeşim, o anda bir köşeden çıkardığı,  babama yıllar yıllar önce, devlet tarafından hükümet tabipliği sırasında verilmiş, ve o ölünce de başımıza kalmış olan silahı ''bunu mu arıyordunuz?'' diye uzattı. O anda, (nedenini hala bir türlü anlayamadık), ikimizi değil de onu o kışın en soğuk gününde alıp götürdüler. Güçlükle kendimi kaybetmemeye çalışıp onun bir bilinmeze gidişini izlemek üzere perdeyi açtım. Apartmanın tamamı namlularını bizim pencereye tutmuş iki kamyon asker tarafından kuşatılmıştı. Sanki bir manga terörist almaya gelmişlerdi! Silahın balistik incelemesi tamamlandı ve kardeşim serbest bıraklıdı ama hayatı boyunca yenemeyeceği bir korkuya tutsak edilerek! Şimdi nereden hangi tehlikenin geleceğini kestiremez durumda bekleyip durmakta! İçine işleyen güvensizlik ve korkular yüzünden hayatı bir anlamda zindan oldu. Benimse tepkim tam tersine gelişti ve kimsenin küçücük canımdan ummayacağı bir cesarete sahip oldum. Ve bu cesaretimi en faydalı biçimde kulanmaya and içtim.
 
Bu olaydan bir süre sonra evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum. Şimdi sıkılmadan lütfen iyi dinleyin.
 
Gençliğimde maddi sıkıntı hiç yaşamadım. Ancak dediğim gibi ailemin de meslekleri gereği, okuduğum okul, çevrem ve dışarıdaki karmaşa gibi etkenlerden ve ailemin zamansız kaybından dolayı oldukça hareketli bir çocukluk ve gençlik geçirdim. Bu durum beni yormuş olmalı ki evlendiğimde içe dönük bir yaşamı tercih ettim. Daha küçük bir şehirde kendi ailemi kurup kabuğuma çekildim. Evimden dışarısı ile bir alıp veremediğim yoktu. Bazı ufak tefek zorluklar hariç çok huzurlu bir yaşama adım attım.
 
Çocuklarım büyüyüp benim kucağımdan inmeye başladıkları andan itibaren birşeylerin ters gitmekte olduğunu sezmeye başladım. Kızlarımdan biri 1985 doğumlu. Onun doğduğundan kısa bir süre sonra yanılmıyorsam topu topu iki kanallı televizyon gündüz kuşağına daha sonra da renkli yayına geçti. Bütün dünyam evim, kızım ve eşimdi. Bir de uzakta bir şehirde bıraktığım kızkardeşimle birkaç arkadaşım. Ancak...adını koyamadığım, nedenini bulamadığım, hızla gelişmekte olan bir takım değişikliker dikkatimi çekmeye başladı. Diyordum ya domestik bir hayatı tercih etmiştim, evden bakıyordum dünyaya - Korunaklı bir yerden. Bu durumda dışarıya açılan tek pencere televizyon oluyor. Ve tabii okuduklarım-- çoğunlukla magazin, dedikodu, moda, dekorasyon, yemek konularını içeren dergilerden ya da bazı hoşça vakit geçirten romanlardan ibaret. Şimdi... mümkün olabildiğince hatırladığım kadarıyla ve kronolojik bir sırayla neler beni şaşırtmaya ve rahatsız etmeye dolayısı ile hayatı sorgulamama neden olmaya başladı onu anlatmaya çalışacağım. Ancak bu tesbitlerim hafızamı şu an çok zorlayamayacağımdan kopuk kopuk olabilir, şimdiden özür diliyorum. Gene de anlamamanız için bir sebep olamaz çünkü bunları hep beraber yaşadık, şahit olduk ve katlanarak gelişen bu tuhaflıkları yaşamaya devam etmekteyiz. Hatırladığım her acaiplikten sadece birer örnekle yetineceğim.
 
Dört duvarımın arasında kurduğum dünyamda okuduğum dergilerden başlayalım:
 
Elele dergisi: Sevgilisi evli olan kadınlar erkeklerini nasıl ellerinde tutmalı (1990 yılı öncesi herhangi bir tarih)
 
Başka kadın dergileri: Her alanda her ay değişen İN ler OUT lar. Dünyanın parası verilerek alınmış bir ayakkabı ya da kazak, palto, saat..... her neyse en az birkaç yıl dayanmaz mı? (IN lerin OUT ların her ay değişmesine ne gerek var??? Her yıl bile değişmeleri ne korkunç bir israf! Buna para mı yetişir? Yetişti diyelim, ne fayda getirecek çevreye getireceği zarardan başka? Üstelik IN ler OUT lar yalnızca objelerde değişmiyor, davranışlar da IN ve OUT olarak belirleniyor(du). Evlilik, Boşanmak, Birlikte Yaşamak, Az ya da Çok Eş Değiştirmek gibi fevkalade hassas konular da buna dahil!!!
 
Dedikodu Dergileri: Malumunuz şimdi tv lerde canlı olarak yayınlanma boyutuna kadar varan kimin eli kimin cebinde?? (Bize ne, bize neeee????)
 
Dekorasyon Dergileri: Gene IN ler OUT lar. Mobilyadan beyaz eşyaya yılda bir değişen IN ler OUT lar. Arabadan, oturulacak semte, yazlık alınacak bölgeye IN OUT!! (Düşünün ki bir mobilya takımı en az on yıl gider, beyaz eşya en az onbeş yıl çalışır) Durmadan kırılan duvarları, değiştirilen banyoları, mutfakları hiç saymıyorum. Yurt İçi ve Yurt Dışında gezilecek, yiyip içilecek, alışveriş yapılacak yerler bile IN ya da OUT!!!
 
Bu arada ben kısa süreli çalıştığım bir şirketten ayrılıp yeni bir iş aramaya başladım. Gazete ilanından buldum. O zaman Türkiye'nin en yüksek gökdelini bulunduğum şehre dikilmişti. Öyle bir semte dikildi ki, çevresindeki hiç bir yapı beş kattan fazla değildi. Üstelik şehrin kanımca böyle bir gökdelene henüz hiç ihtiyacı yoktu. Çok afedersiniz bir deyim vardır ''at''....la başlar ve kelebek konmuş diye devam eder... Bu atın... kelebek konmamış hali desek sanırım daha doğru olur, işte öyle bir manzaraydı gökdelenin çevreye yaşattığı. Çevresinde abartmayım :-) sekiz tane güvenlik görevlisinin olduğu döner ya da dönmez tam hatırlamadığım o heybetli kapıdan içeri girmeden hemen evvel üzerine bastığım çürümüş lahana ve ıspanak yapraklarını temizledim. 52 katlı gökdelenin ilk dört ve sondan 16 katı yabancı bir şirkete beş yıldızlı bir otel olarak işletsin diye verilmiş. Bulduğum iş bu gökdelendeki beş yıldızlı otelde. Otelin asal elemanları başta genel müdürü olmak üzere sanki o ilimizde iş arayan kalmamış gibi Avrupa'nın bilindik ülkelerinden artı İstanbul'dan getirilmiş birtakım zevat!
 
Bu konuyu neden bu kadar uzattığıma gelince... Bu otelin hayatımdaki yeri çok önemlidir zira burada yaşadıklarım benim Türkiye'ye ve Avrupa'ya ve Dünya'ya bakışımda ufkumu genişletti. Bu mümkün mü mümkün! Bakmayı bilene mümkün. Çünkü Orası AB nin, Türkiye'nin o günlerinin, hatta emperyal tutsaklığa gidişatın çok güzel bir izdüşümüydü. Oarada yenliyor, içiliyor, uyunuyor, eğleniliyor, ticari ya da insani ilişkiler kuruluyor, sözümona spor yapılıyor, geziliyor, konferanslar düzenleniyor, işe alımlar çıkarımlar, terfiler oluyor... gerisini artık siz hayal edin...kısacası hayatın ve uluslararası ilişkilerin iz düşümü o binanın sınırları dahilinde pek çok şekilde yaşanıyordu.
 
Ayrıntılara girmeden kısaca anlatayım otelin hayatıma olan katkısını. Orada bizi Türkleri de AB lileri de, kimin kimden ne gibi beklentileri olduğunu, olabileceğini, kimin kimlerden daha çok maddiyata önem verdiğini, kimlerde insanlık kalıp kimlerde kalmadığını çok net bir biçimde öğrendim. Söyleyim mi? Söyleyim.
 
Hepimiz ve hiçbirimizde. Orada herkes insanlıktan çıkmıştı çünkü esas olan paraydı. P A R A. Çil çil akacak olan dolarlar tek derdimizdi sanki bizim cebimize girecekmiş gibi. Ancak o şartlarada tutanabilir her an kapının önüne konma korkusuyla ancak o şartlarda barınabilirdik. Otele kim ne kadar çok kazandırırsa o kraldı orada.
 
Kazan kazan çöpleri boylayan yemekler, gürül gürül akan sular, yaz kış çalışan klimalar (Çünkü açılır kapanır tek bir pencere yoktu, camların hepsi sabit; malum gökdelen orası) Allah'ın dışarıda mis gibi havası var ama sen soluyamazsın! Dünya kadar yakıt harcanır yazın serinletmek kışın ısıtmak için içeriyi.
 
Dahası işe alınıp iki ay deneme süresi sonunda gözünün yaşına baklımadan atılan personelin sayısı bir hayli kabarık. Sonra yenilerinin alımı, o mutlu umutlu gözlerin de iki ay sonra büyük bir hayal kırıklığı ile durup dururken işten çıkarılaması. ''Avrupalı medeni olur, hak yemez'' diye büyük umutlarla girdiğim ve her birimde joker olarak kullanıldığım, İngilizce Almanca tercüme yaparak çalışanların arasında iletişimi sağlamaktan başka bir zararım dokunmayan bu işyerinden birkaç ay sonra atılma sırası bana geldiğinde masamdaki eşyalarımı toparlayıp bir an evvel oradan defolup gitmem için başıma diktirilen güvenlik görevlisi orada en sevdiğim insanlardan biriydi. Her ikimiz de içimizdeki öfkeyi ve gözlerimizdeki yaşları tutarak o anın bir an önce son bulması için dua ediyorduk.
 
Bu arada aman unutmadan söyleyim, oradaki iki İngiliz bana İngilizlerin ne mal olduğu konusunda az da olsa bir fikir verdi. Bunlardan biri otel personelini eğitmek hususunda orada konuşlanmış olan bir moruk, diğeri de pembe suratlı, durmadan yemek yediği ve alkol tükettiği için şişkoluktan patlamaya her an müsait genç bir adam.
 
Moruğun verdiği dersler turizmden ziyade saptırlmış tarih dersleriydi ki, tarihte Doğu ve Güneydoğu'da bir Kürdistan Devletinin varlığını konu olarak işemişti. Diğer konular ise cinsellik ve o yaşa kadar nasıl sağlıklı yaşamş olduğu üzerineydi.
 
Üzerine siyah ceket takım giydirilmeye çalışılmış pembe uçan bir balonu andıran Liverpool takımı Holiganı--diğerinin ise hırsızlıkta eline hiç kimse su dökemedi!!
 
Yıl 1991 kızım okula başladı. Koleje verelim dedik, verdik. Diğer şaşkınlıklarımı bundan sonra yaşamaya başladım. Fark ettim ki artık öğrenci müşteri olmuş! Hatta öyle bir müşteri ki bütün tüketici haklarından faydalanmasını bilen bir müşteri. Gereğinde ''babam bu okula para veriyor beni hoş tutacaksın'' mesajını öğretmene iletmekten çekinmeyen bir müşteri ordusu. Ve onu mümkün olduğunca hoş tutan, pek çok yanlışını düzeltmekten korkan bir öğretmenler topluluğu. Veli de geri kalmaz, öğretmene aba altından sopa göstermeyi ihmal etmez! Okul idaresi ise kasasına giren paraları saymaktan daha önemli bir görev düşünemez. Bu arada çocuğunu koleje verip hiç beklemediği anda dara düşerek okul taksitlerini ödeyemeyen veli mi yoksa bunu ondan koparamayan okul idaresi mi daha haklıdır bilinmez! Bu nokta feci bir muamma olarak sürer durur! Bu arada olan da öğrenciye pardon müşteriye olur! Buraya kadar anlattığım acaipliklerden henüz yırtmış durumdayız. Daha bize intikal eden bir durum yok! O ana kadar şanslıyız çünkü ne taksidi ödeyemez duruma geldik, ne öğretmene aba altından sopa göstermek zorunda! kaldık.
 
Yıl 1994 ikinci kızım doğdu. Onun doğumuyla birlikte değişiklikler ivme kazandı. Artık özel tv kanallarının sayısını takib edemez hale geldik. Televizyon programlarına henüz değinmedim. Cep telefonu, bilgisayar, ardı ardına açılan gros, mega, ultra marketler. Ardı ardına dikilen gökdelenler. Gökdelenlere de değineceğim, hatırlatın? Oturduğum şehirde katledilen ve en güzelleri kıyıda yetişen narenciye ağaçlarını yerine inşaa edilen denize sıfır olduğu yetmezmiş gibi ortasına kondurulan devasa havuzlu sitelerdeki evlerden bir tane de biz alıp içine kurulduk! Özverili, çalışkan ve idealist bir Öğretim Üyesi olan eşimin meslek hayatında yaşadığı sorunlardan bahsetmeye şimdi kendisinden ayrı olduğum için yetkim olmadığını düşünüyor ve o konuya hiç girmiyorum. Kaldı ki o konu da başlıbaşına kendi indinde haksızlıklarla doludur!! Nerede kalmıştık? Devam ediyorum: Birşey daha vardı ki bence hepsinden beter bir şekilde olumsuz yönde gelişmekte olan...TRAFİK!!
 
Bütün bunlar benim küçük dünyamdan bir başıma görebildiklerim ve korunaklı yaşamaya çaba sarfettiğim halde kaçınamadığım önüme konan, korunaklı dünyama sızan değerlerdi yalnızca. Bunu tekrar hatırlatıyor, tam göbeğinde yaşadığı ve ceremesini bizzat çektiği halde hala hiç bir sorunun farkına varamayanlara ithaf ediyorum!!!
 
Şimdi sırasıyla yukarıda değindiğim diğer tuhaflıkları başlıklar halinde verip açılımını yapmaya çalışayım:
 
Televizyon yayınları: 1990'dan günümüze:
 
Hepiniz televizyon izliyorsunuz. Bunları biliyorsunuz. Ama gene de özetle değinmemde yarar buluyorum. 
 
1. madde: Reklamlar- Reklamlar tanıtım amacını aşmış ürünü insanların alması için bilinçaltlarına işleyecek beceride zorlama yapar hale gelmiştir. İnanın, yemin ediyorum rüyalarımın arasına bile reklam girer oldu!!!
 
2. madde: Artık dağıtımı işportalara düşen kredi kartları: Reklamların da marifetiyle bilinçsiz tüketime alıştırılan halka sokaklarda bile borç dağıtılmıştır. Bu iyiliğin sonrası, borcunu ödeyemez hale gelen vatandaşın içler acısı hali hepimizce malumdur!
 
Televizyon programlarının zerafeti, asaleti!!!:
 
Gittikçe çığırından çıkan, şirazesi her geçen gün daha da bozulan, etik değerleri alt üst eden, insanları birbiriyle kavga ettirip bunu halka izlettirip o halkın da ahlakını ve insanı değerlerini, psikolojisini alt üst eden seviyesi sıfırın altında seyreden pespayelikleri izlettirerek ne yapılmaya çalışıldı??? Dahası hiç birşekilde ehil olmadığı konularda halka bilgi ya da mesaj veren kişiler neden tanrılaştırıldı??
 
Televizyonda haber programları:
 
Haber değeri sıfır, tamamen safsata, hatta genellikle bozuk insan ilşkilerinin sonucunda ortaya çıkan facia içerikli, vakit harcamaya ve düşünmeye ve ders almaya değmeyecek konular haber yapılarak halka ne gibi mesajlar verilmeye çalışıldı(yor)? Bu arada bir haber programından ziyade kalitesiz bir gerilim filminin ardına yakışacak bitmek tükenmek bilmez fon müziği eşliğinde sunumunun insanların ruh sağlığını nasıl etkileyebileceği konusunda en ufak bir fikirleri yok mu??
 
Televizyonlarda sanat anlayışı:
 
Bunu artık uzun uzun anlatmayım isterseniz. On yıllardır kimlerin sanatçı olduğu kimlerin sanatçı olmadığı konusu diğer programcılar kadar değerli! filozof, sanatçı, gazeteci, herbişey! bir kişinin programlarında bile işlendi. Bu arada o belli bir avuç kişilerin yüce! sanatından çok her gün ne yiyip içtiklerine varana kadar öğrenmeye ve bilgilenmeye devam ediyor hatta sonunda sözlüye bile alınıyoruz. Müzik müzik olmaktan, film film olmaktan kısacası sanat sanat olmaktan tamamen uzaklaşmıştır!!! Ve hala ne kadar çok manken, şarkıcı, oyuncu, dansöz açığı varmış ki ülkemizde, hiç durmadan yarışmalar düzenlenerek her Allah'ın günü bir yenisi piyasaya sürülüyor! Miyadını doldurunca da bir kenara atılıyo. Çünkü ürün kaliteli olmadığı için kısa sürede miyadını dolduruyor. Çin malı gibi işte!
 
Televizyonları burada geçelim, çünkü acayiplikler saya saya bitmeyecek.Sonu gelmeyecek. Gelelim ucube şehirleşmeye:
 
Gökdelen demiştik:
 
Yukarıda biraz bahsettim o sırada bulunduğum şehir için gökdelenin ne kadar da gerekli bir unsur olduğundan! Bereket ki bu gökdelen sadece At şeyi vazifesi görüyor, bir de o şehrin mis gibi havasını solumamak konusunda insanlara katkı sağlıyordu. Bunların başka şehirlerde bir de tamamen koyu renk yansıtıcı camla kaplanmış olanları var ki evlere şenlik. O çirkinlikleri yetmezmiş gibi zaten yazları sıcaktan bunalan şehri bir de üzerlerine çarpan güneş ışığı ile büsbütün ısıtarak ortamı yaşanamaz bir hale getirmişler. Klimalardan şehre üfürdükleri sıcak havalardan, şehrin kanalizasyon sorununa verdikleri katklılardan ve diğer yüzlerce meseleleri tartışmayı zaten mimarlarımız yapıyorlar ve konunun devamını onlara bırakarak başka bir soruna geçiyorum.
 
Mega, ultra, gross marketler:
 
Çok merak ediyorum, bunlar açılmazdan önce halkımız ne yiyip ne içiyor, nerelerde geziyordu! Tamam çok güzel ve derli toplular. Halkın birçok ihtiyacını içlerinde barındırıyorlar. Buna bir diyeceğim yok. Benim bu merkezlere kızgınlığımın başlangıcı, pek de iyi niyetli olmadıklarını anlamış olduğum güne denk gelir. İyi niyetli değiller. Çünkü az elemanla çok iş yapmaya çalışıyorlar. Hiç değilse onların yüzünden kepenk kapatıp kaderine terk edilen esnafa öncelik tanısalar buna da razıyız. Hadi diyelim olmuyor. O zaman ön raflara saçma sapan, temel ihtiyaç maddesi olmayan ürünleri allayıp pullayıp neden diziyorlar? Sokaklarda bedava dağıtılan kredi kartlarıyla yaptığı alışverişin de bedava olabileceği yanılsamasını yaşayan halkın bu ürünleri niye öncelikle gözlerine sokuyorlar?
 
 
Küçük kızımı pusetine koyup pazarda alışveri yaptığım bir günü hiç unutmam. Ben farkında değilim, bir tezgahtan birbuçuk yaşındaki kızım bir havuç yürütmüş arabasında oturduğu yerde yeni çıkmakta olan dişleriyle tavşan gibi kemirmeye başlamıştı. Hemen havucu elinden alıp esnafa özür dileyerek uzattım. Adam bana özür dilediğim için kızmakla kalmayıp bir torbaya ''çocuk sevmiş madem bunları da al'' diyerek birkaç havuç daha koyup elime tutuşturdu. Benzeri bir olay bir mega markette de başıma geldi. Alışveriş arabasına oturttuğum kızım, ben kasanın başınadayken, torbadan domatesin birini çıkarmış yiyormuş. Ben henüz fark etmemiştim ki aldığım mallar kasadan bir bir geçti paramı ödedim. Kasiyer kız, çocuğun elindeki domatesi hesap kapandıktan sonra fark edip onu da istedi ve kasayı o kenarı ısırılmış küçük domatesi hesaplamak için üşenmeden yeniden açtı!!!
 
Bunu da uzatmadan gelelim en kabusum konuya: TRAFİK
 
Medarıiftiharımız otoyolların yapımından sonra piyasaya sürülen otomobilleri ve bunları hangi acil amaçlar için ne şekilde kullananaları nasıl anlatmaya başlasam bilmiyorum. Biliyor musunuz çok yoruldum size dil dökeceğim diye. Ama başka türlü de anlamaya hiç niyetiniz yok! Öyle görünüyor! Hala olayın ''sağında'' ''solunda'' gezinip duruyor, bana ve birbirinize hakaretler yağdırıyorsunuz. Ve şunu da belirteyim ki bunlar benim gördüklerimin sadece küçük bir bölümü, tamamını anlatmaya kalksam roman olacak! Keşke bunun yerine bir roman yazsaydım da azıcık para kazansaydım. Ama öyle değil işte! Nerede kalmıştık, trafik demiştik ama izin verin biraz ara vereceğim:
 
Düşündüm taşındım, yazımın başına geri oturdum. Neden bunları tanımadığım insanlarla paylaşıyorum, buna gerek var mı diye düşündüm? Değer mi değmez mi? bunca şahsi hikayeyi anlatmama onu düşündüm. Anlamayacak olanlara isyanımı anlatmanın ne anlamı olur ki bana getireceği zarardan başka bunu da düşündüm. Ama bir de anlayacak olanları ve bunları zaten gözlemleyebilmiş olanları düşündüm. Ve herşeyeden önemlisi yargısız infaz yapanları, hakaret yağmuruna tutanları düşündüm. Vizyonu dar olup da buradan belki de binlerce insana seslenerek kafaları karıştıranların verebileceği yanlış mesajları düşündüm. Ortama saçılacak olası yıkıcı öfkeyi düşündüm. Ve bütün bunlardan dolayı kendimi sorumlu hissettim. O umulmadık cesaretimi topladım ve kendimi birçok insanın eleştirisine açık hale getirerek yazıma devam etmeye karar verdim.
 
Trafikte takıldım durdum, bu en önemli sorunu artık işleyelim de bitirelim:
Gene özetle:
 
Her eve bir otomobil yetmez oldu artık. Oğlana da otomobil elzem, kıza da. Hanıma zaten en başta. O gros marketlerden aldığı malları neyle evine götürecek ıngıl ıkış? Çocuğu dersaneye, çeşitli kurslara ve aktivitelere nasıl götürüp getirecek başka türlü. Okulla bitmiyo ki iş. Okul yalnızca dersi eve ödev olarak vermeye yarayan bir şirket! Gerisi onu ilgilendirmez, velinin işi bu, okul ne düşünsün, veli bulsun biryerlerden takviye dersaneler, hocalar, kurslar. Yok herşey okulda öğrenilsin diyorsa eğer bastırır binlerce doları (Türk parası kalmadı ya) gönderir adam gibi!! bir koleje. Çocuk orada kendi dili ve kültürü haricinde herşeyi mükkemmel bir biçimde öğrenip üniversite için tutar yurt dışının çoğunlukla ABD nin yolunu. Oradan da vatana millete hayrılı bir fert olarak ya geri döner ya da dönmez.!!
 
Konuyu büsbütün dağıtmadan geri dönüyorum.
 
Her eve fert sayısı kadar otomobil demiştik az önce. Bu otomobiller genellikle rahat rahat dört kişi alacak kapasitede olur ama nedense direksiyon başındakinin dışında başka kimse pek bulunmaz. Asgari dört kişilik otomobille tek kişi gün boyu seyreder durur şehrin bütün cadde ve sokaklarında. Üstelik park yeri bulamamakta şikayet etmekten dolayı da çok haklıdır.
 
Bir de şu yayalar var ya ayaklarına takılıp hızlarını kesmelerine, frene basmalarına neden olan! Allah onları kahretsin! Nereden çıkıyolar ki arabaların karşısına böyle durup duruken! Ne işleri var sokaklarda? Bir de benzin fiyatları anasını ağlatır. Ama nasıldır bilinmez gene de para yetiştirir.
 
Bu arada kanı kaynayan gençlik için otomobilin içinde artık takib edilemez yenilikte hoparlörler yardımıyla dinledikleri o korkunç sesler müzik olarak tüm şehrin semalarına yükselir. İstersen sev istersen sevme, dinleyeceksin o şarkıları. Açma radyoyu, tv yi çocuğunun bir şekilde aldırmayı başardığı (istersen alma, çocuk arkadaşları arasında dışlansın mı?!!) ipotunu fark etmez. Gece yarısı bu gezen diskolar ve barlar (sürücü gencin alkollü olma ihtimali yüksektir çünkü) seni uykundan zıplatır gene de dinletir. Neyse bana vereceği bu tür bir zarara razıyım. Yeter ki o bangır bangır gürültünün eşliğinde sürdüğü otomobiliyle kanı büsbütün delirip gaza bastıkça ya birinin, birilerinin ya da kendinin canına kıyarsa, bu yüzden işte uykum kaçar!
 
Benim güzelim trenlerime ne oldu? O güzelim demiryollarım nereye gitti? Yük vagonlarıma ne oldu? Toplu taşıma araçları neden çoğaltılıp geliştirilmiyor? Üç tekerlekli bisikleti bile altına veremekten imtina edeceğimiz magandalara ehliyetleri kimler neden veriyor? Ha babam birileri otomobil alsın, bir yıl kullansın, bir üst modeliyle her yıl yenileyerek taa ki birilerinin hayatına mal olana kadar ortalıkta cirit atsın diye mi?
 
Otomobil reklamları ise inanılır gibi değil! Asfaltı ağlatmaktan bahsederek yarış pistlerindeki gösterilere, hatta şehir içindeki numaralara hadi buyrun siz de yapın bunu dercesine ölüme yolculuğa teşvik ettiğinin hiç mi farkında değil? Havaya yayılan zehirin, tüketilen yakıtın miktarının haddi hesabı yok! Ayranları olmayanlar içmeye, ferrari ile giderler....maya!! Ayranı olanları bir başka dersimizde işleriz arzu ederseniz!
 
 
Sağlık sektörüne hiç girmiyorum, çünkü onun içinden hele hiç çıkamayız!!!! Yıllarca çıkamayız!!!!
 
 
Şimdilik tabloyu önümüze bu kadarıyla sermemiz yeter sanırım.
 
Tekrar söylüyorum bu sıradan bir insanın araştırıp etmeden burnuna sokularak gözlemleyebildiklerinin küçük bir özetidir yalnızca.
 
Gelelim bundan yedi yıl evveline. Yıl 2000. Oktay Sinanoğlu, aynı liseden ondan çok sonra mezun olduğum bir değer. Kitapçıda dolaşırken gözüme ilişti. Bye Bye Türkçe (Oktay Sinanoğlu) Hiç tereddüt etmeden aldım ve bir solukta okudum. Yaşanmakta olan bütün acayipliklerin nereden nasıl ve neden kimler tarafından çıkarılmakta olduğu konusunda bazı parçalar yerine oturmaya başladı. Sonra onun diğer kitaplarını gördüm, hepsini aldım ve onları da bir solukta okudum ve UYANDIM!!!
 
Bunlar bana yetmedi ve daha çok öğrenmeye ihtiyaç duydum. Metin Aydoğan, Vural Savaş, Bertan Onaran, Atilla İlhan, Soner Yalçın, Fikret Başkaya, Düşünce Tarihi, Afşar Timuçin.....artık utanıyorum saymaya pek çok kitabı ardı ardına okudum. Yıl 2005. Tablo kafamda iyice netleşti. Parçalar hemen hemen tümüyle yerine oturdu. Kanal Seçimi yapmadan pek çok tartışma programı izledim. Hiç kimse hakkında hiç bir fikrim olmadığı ve önyargı ile hareket etmek istemediğim için herkesin fikrini dinledim. Doğru bulduklarımla yanlış bulduklarımı birbirinden ayırdıktan sonra seçici davranmaya başladım. Bilimin Yolundan giderek, ahlaki değerlerinden taviz vermeyen ve davalarını para ya da çıkar gözetmeden sürdürenleri tesbit etmeye çalıştım. Tamamen tarafsız, sezgilerimi, duygularımı, o ana kadar edindiğim bilgilerimi, yaşamsal deneyimlerimi öğrendiklerimle örtüştürmeye çalıştım ve mücadele etmek için içinde akabileceğim aradığım damarı bu şekilde buldum. Ne arkamda ne önümde, ne gelmişimde ne geçmişimde beynimi yıkayan, beni şuurum dışında bir yola yönelten kimse olmadığı gibi olmayacak da. Ben, bilimi kim doğru bir şekilde referans alırsa onun ardına takılırım. Dinle, sadaka ile, etnik bölücülükle, medya ile, sözüm ona sanatla...... her kim ya da kimler neleri sömürürüyorsa ve daha da sömürmeyi planlıyorsa buna karşı çıkan birinin peşine takılır ve ona inanırım ancak. Mazlumdan yana olanın peşine takılırım!!! Zalimin değil!!
 
Şucu bucu diye tartışmalarınız hiç birşey ifade etmiyor, çünkü sizler çözümden yana davranmak şöyle dursun yalan yanlış muhasebelerle kırık plak gibi takılmış gitmektesiniz. Bütün duygularınız, öfke ve intikamdan ibaret. Bu şekilde nereye varabileceğinizi sanıyosunuz? Hiç mi niyetiniz yok aklınızı başınıza devşirip gerçekleri gömeye. Bakın tane tane anlatmaya çalıştım. Bunlara benzer şeyleri siz yaşamadınız mı? Yoksa yaşatanlardan mısınız? Yaşatanlardansanız gerçekten diyecek bişey kalmıyor!! Sözün işlemediği noktadayız o zaman!
 
Hiç kimseye tapmıyorum Atatürk'ten başka! Şu anda onun yolundan giden ve bunun için and içmiş bir liderin şemsiyesi altına girmiş olmaktan da her geçen gün daha çok memnunluk duyuyorum. İstediğinizi söylemeye düşünmeye devam edin, önemli olan eninde sonunda  Atatürk'ü doğru tanımak. Geç kalmadan Atatürk'ü anlamış olmak. Bu benim için yeterli bir donedir!  Atatürk'ün fikirlerini Labaratuar ortamında inceleyip, yüzlerce bilim adamı, felsefe insanı, siyasetçi ve aydının bir araya gelerek yapmış olduğu bu araştırmaya güvenirim ben ancak! Aatürk'e ait çarpıtılmış ne varsa kanıtlarıyla ortaya dökülmüş. Okumanızı öneririm ama ne gezer? Atatürk'ün Bütün Eserleri isimli cilt cilt kitabı. Onu okuyamıyosunuz madem ''Gizlenen Atatürk'' vcd sini alıp izleyin bir zahmet! Topu topu 6 vcd 75 ytl (Kaynak yayınları)
 
 
Son kez hatırlatmak istiyorum. Geçmişteki tezlerin şimdi hükmü yok. Zaman aşımına uğradı!! Geçmişteki yanlışlar bize ders verdiği sürece işe yararlar. Geçmişteki hatalar şimdi işlenmemeli. Sizin yaptığınız, her iki tarafın geçmişte yaşamış olduğu hataları yeşertmekten başka bir işe yaramıyor. Üstelik sağ sol isimli taraflardan artık eser kalmadı. Ancak ortalık bulandıran birkaç kişi dışında. Davamız sadece memleket değil dünya davası. EMPERYALİZM! Her türlü Sömürü!! Her yolla yapılmaya çalışılan Sömürü.  
 
Gözünüzü seveyim bu zokayı yutmayın, bu oltaya gelmeyin artık!! UYANIN!!! Ümitsiz vakka olduğunuzu bile bile bunu sizden istiyorum!!!
 
Şunu da itiraf etmeden geçemeyeceğim; Artık insanların ve toplumların sömürülmesinden ziyade bu gezengede varlığını sürdürmeye çalışan diğer canlı ve cansız varlıklar için inanın içim daha çok acıyor!
 
Suçlayıcı, yargılayıcı bakış açılarıyla hakaret edenlere herşeye rağmen saygılarımı iletiyorum.
Beni anlamış olanlara da sevgi ve saygılarımı birlikte gönderiyorum.
 
Nilüfer Arat 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


---------- Forwarded message ----------
From: Resül KARA < karar...@gmail.com>
Date: 07.Oca.2008 01:35
Subject: ..::CTO::.. Re: hatırla sevgili

tuncay demirbaş

unread,
Jan 8, 2008, 11:27:49 AM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Uyardığınız için çok teşekkür ederim
dün acele ile yazarken tarihi yanlış yazamışım
tarih 1968 tir kaynağı merak edenler için
Altemur Kılıçın yazdığı kitabı
Büyük kürdistan Küçük Türkiyedir
ayriyeten Merkan beyede çok teşekkürler
tarih hatası aynen dediği gibi olmuştur

Allaha emanet olun

On 8 Ocak, 00:48, Akkartal <akkarta...@gmail.com> wrote:
> Sayın Demirtaş,
> Apo ile Deniz Gezmiş'in arkadaş olduklarını iddia ediyorsunuz.
> Bu doğru olabilir. Lakin verdiğiniz tarih 1978 bana çok geç gibi geldi.
> Ne için geç derseniz, çünkü, tahminime göre Deniz Gezmiş o zamanlar
> çoktan öteki dünyayı boylamamış mı idi? Zira, Gezmişler varken, biz henüz
> ilkokul talebesi idik. 1978  ise bizim en hızlı ülkücülük zamanlarımız idi..
> Umarım bu tarih konusunda yanılmıyorsunuzdur. Henüz araştırmadım, ama
> şimdi bir net taraması yapıp, D.Gezmiş ve arkadaşlarının asıldıkları zamanı
> bulmağa bakacağım...
> Selamlar
>
> M.Kemal Atatürk- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

tuncay demirbaş

unread,
Jan 8, 2008, 12:46:55 PM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Sayın akkartal
beni neyle suçladığınızı anlayamadım kusura bakmayın
neyi daha dikketli araştırıp iddea edeyim biraz açarmısınız
doğru olmayan deniz gezmişin hainliğimi
yoksa
apo şerefzsizinin samimi arkadaşı olduduğumu
eğer arkadaş deyildir diyosanız
gerçi bugün kaynak söyledim diğer arkadaşlara ama
size tekrar söyleyim
altemur kılıçın kitabı
büyük kürdistan küçük Türkiye
bi okuyun isterseniz
altemur bey konuyu detayıyla anlatmış
siz deniz gezmişin savunmasını incelemişsiniz galiba
benim dediğim olay 1968 te yaşanan gerçekler
ayrı bir kürt devleti kurmayı o yıllarda deniz gezmişle
apo o yıllarda kafaya koymuş
lütfen siz iyi araştırın
birde
bana koministlerden,ulusalcı bozuntularından
fetoşculardan yani kısaca nekadar gayri millici
varsa hepsinden eleştiri gelsin hiç gocunmam
onlarla boğuşmaya alıştık biz
fakat sizin gibi
ülkücü tahmin ettiğim kişilerin
bana bilmeden iddea ediyorsun demesi
beni üzmüştür

Allaha emanet olun

On 8 Ocak, 00:55, Akkartal <akkarta...@gmail.com> wrote:
>  Sayın Demirtaş, demin ki, D.Gezmiş  konusuna dair tahminim doğru imiş...
> Lütfen daha dikkatli araştırıp, sonra iddialı görüş beyan edelim...
> Yakalanışı ve İdam Edilişi
> [değiştir<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Deniz_Gezmi%C5%9F&action=ed...>
> ]...
>
> tamamını oku »
>
> 12 Mart darbesinin <http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Mart_darbesi> ilk
> günlerinde Yusuf Aslan <http://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Aslan> ile
> birlikte Sivas <http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivas>'a gitmekte iken
> motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan
> çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16
> Mart <http://tr.wikipedia.org/wiki/16_Mart>
> 1971<http://tr.wikipedia.org/wiki/1971>salı günü Sivas'ın
> Gemerek <http://tr.wikipedia.org/wiki/Gemerek> ilçesinde yakalandı ve
> Kayseri <http://tr.wikipedia.org/wiki/Kayseri>'ye getirildi. Buradan
> Ankara'ya zamanın İçişleri
> Bakanı<http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C3%A7i%C5%9Fleri_Bakan%C4%B1>
> Haldun
> Menteşoğlu<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Haldun_Mente%C5%9Fo%C4%9Flu...>'nun
> makamına götürüldü.
>
> Mahkemesi 16 Temmuz <http://tr.wikipedia.org/wiki/16_Temmuz>
> 1971<http://tr.wikipedia.org/wiki/1971>günü Altındağ Veteriner Okulu
> binası'nda
> Tuğgeneral <http://tr.wikipedia.org/wiki/Tu%C4%9Fgeneral> Ali
> Elverdi<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ali_Elverdi&action=edit>başkanlığında
> Baki
> Tuğ <http://tr.wikipedia.org/wiki/Baki_Tu%C4%9F>
> savcılığında<http://tr.wikipedia.org/wiki/Savc%C4%B1>Ankara
> Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9
> Ekim <http://tr.wikipedia.org/wiki/9_Ekim>
> 1971<http://tr.wikipedia.org/wiki/1971>günü bitti. Deniz ve
> arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1
> Davası'nda TCK <http://tr.wikipedia.org/wiki/TCK>'nin 146. maddesini ihlal
> ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim <http://tr.wikipedia.org/wiki/9_Ekim> 1971'de
> idam <http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0dam> cezasına çarptırıldı.
>
> Yusuf Aslan <http://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Aslan> ve Hüseyin
> İnan<http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCseyin_%C4%B0nan>ile birlikte
> 6
> Mayıs <http://tr.wikipedia.org/wiki/6_May%C4%B1s>
> 1972<http://tr.wikipedia.org/wiki/1972>tarihinde, gece 1:00-3:00
> arası, Ankara
> Merkez Kapalı Cezaevi<http://tr.wikipedia.org/wiki/Ankara_Merkez_Kapal%C4%B1_Cezaevi>'nde
> idam edildi. İdama giderken imam
> <http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0mam>istemedikleri bilinmektedir,
> fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.
> [1] <http://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_Gezmi%C5%9F#_note-0>
>
> 2008/1/8, Akkartal <akkarta...@gmail.com>:
>
>
>
>
>
> > Sayın Demirtaş,
> > Apo ile Deniz Gezmiş'in arkadaş olduklarını iddia ediyorsunuz.
> > Bu doğru olabilir. Lakin verdiğiniz tarih 1978 bana çok geç gibi geldi.
> > Ne için geç derseniz, çünkü, tahminime göre Deniz Gezmiş o zamanlar
> > çoktan öteki dünyayı boylamamış mı idi? Zira, Gezmişler varken, biz henüz
> > ilkokul talebesi idik. 1978  ise bizim en hızlı ülkücülük zamanlarımız
> > idi..
> > Umarım bu tarih konusunda yanılmıyorsunuzdur. Henüz araştırmadım, ama
> > şimdi bir net taraması yapıp, D.Gezmiş ve arkadaşlarının asıldıkları
> > zamanı
> > bulmağa bakacağım...
> > Selamlar
>
> > > > > > yapmamız gerektiği- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Av.Fuat Turgut

unread,
Jan 8, 2008, 8:24:17 PM1/8/08
to Nilüfer Arat, Av.Fuat Turgut1
Saygıdeğer Nilüfer Hanm!
Çağımızın BİLGE KAĞAN'I Ulu Önderimiz Atatürk'ü "Ebedi Başbuğ" kabul eden bir Türkçü/Turancı olarak,emekle serdettiğniz tespitlerinize katılıyorum!
K(ereta) Evren başkanlığındaki "Beyaz Saray oğlanları"ndan oluşan"BEŞLİ" tarafından hayata geçirilen 12 Eylül zulmünün/felaketinin ("sağ"dan,"sol"dan...)bütün Türk gençliğini "yerlebir" ettiği ayniyle vakidir. Ancak,fikir ufkumuzu artık o günlere,o ortamların söylemlerine  "göç"ürmenin hiçbir anlamı yoktur. Üreteceğimiz yeni düşüncelerimizin uygulama alanlarınıı;geçmişteki aynı merkez(ler)den şekillendirilen yapmacık/sığ nitelemelere (Ör."Sağ"a/sol"a...) göre belirlemek hatasına düşmemeliyiz.
Canımız/kanımız... Kutlu vatanımız Türkiye'mizin ve  "Milli namusumuz" KKTC'mizin,KARABAĞ'ımızın ve KERKÜK'ümüzün ; ABD/AB/Vatikan/İsrail piyonları
R(ezil),T(erbiyesiz),E(depsiz) ABDullah G(ülmeyesi)ler, "Kirakıtan K(emal'e erememiş)"ler,
Rum(laşmış)MAT'lar... eliyle "Kuşatmadan(Ekonomik/Askeri)işgale" sürüklendiğinin apaçıklığı karşısında "Milli Başkaldırı"lara,"Sathı müdafa"lara hazırlanmamız
gerekirken;biribirimizi suçlamalarla dolu kavram kargaşalarında boğulup kalmak esasen, 
KAN EMİCİ ETNİKÇİ KÜRESELCİLERin senaryolarına figuranlık yapmaktan başka bir anlam taşımayacaktır!    
Artık Biz Türkler; Yüce Ata'mızın; "Ne mutlu Türk'üm diyene" özdeyişinden ilham alarak ve milliyetçi/devrimci fikirlerle donanmış olarak Türk Vatanı'nın,Türk Milleti'nin,Türk Devleti'nin ebedi "BİR"liği ülküsünden taviz vermeden elele,omuzomuza "Çağlar ötesi"ne yürümeliyiz!  
Saygılarımla...Türkçe/Türk'çe selamlar. Av.Fuat TURGUT

 

tonyukuk yolu

unread,
Jan 8, 2008, 2:10:25 PM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
Bu yergi yerine, neredeyse ülke gerçeklerini birebir anlatan Kurtlar
Vadisinin tanıtımını yaparsanız amacınıza ulaşmış olursunuz.

On 5 Ocak, 14:52, "sema bzgn" <despotic_1...@hotmail.com> wrote:
> arkadaşlar hatırla sevgili adlı dizinin dünkü bölümünde ülkücülere hitaben
> hakaret edilmiştir şöyle bi kelime geçti çakalların uluduğu yerde diye
> bozkurtlar ne zaman çakal oldu bu dizinin yayından kaldırılmasını nasıl
> sağlarız çünkü daima ülkücüleri yerip deniz geçmiş gibi kişiler övülmekte

tuncay demirbaş

unread,
Jan 8, 2008, 12:51:54 PM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
bence fazla güvenmeyin bunlara
arkanızı ilk döndüğünüzde
sizi ilk vuracak kişi bunlardır
bunların tek hazm edemedikleri kesim
ülkücülerdir benden söylemesi

On 8 Ocak, 01:29, Akkartal <akkarta...@gmail.com> wrote:
> Arkadaslar,
> Malum, eskiden solcu-enternasyonalist dedigimiz (kendileri de zaten oyle
> tanimliyorlardi kendilerini)
> vatandasarimizin pek cogu once ki, utopik yaklasimlarini kismen terk etmis
> ve Turk ulusalciliginin
> somut gercekliginde demir atmis, bu bakimdan klasik anlada ki ulkuculere has
> Turkculukte  hayli
> hizli adimlar atmaktadirlar. Ne var ki bazi saplantilari olanlar da az
> degildir. Bunlain basinda N.Hikmet
> sevgi-saygilari gelmektedir. D.Gezmis'e gelince, bence o daha bir farkli ve
> istisnai durumu vardir.
> Bazi ozel mektuplarini, tutumlarini okuyunca bu kaniya vardim. Apo ile
> tanisikliklarinin olmasi, hatta
> arkadas olmakliklari da muhtemeldir. Lakin Deniz Gezmisin aslen Turk
> oldugunu ve nihai hedefinde
> Kurtculuk ola bilecegini itima harici sayiyorum. Bu zamanda, kendilerini
> Ulusalci olarak niteleyen arkadaslar ile
> farkliliklar degil, asgari musterekler soz konusu edilmesi gerekti
> kanisindayim.
> Selam ve esenlik dileklerimle......
>
> tamamını oku »
>
> 08.01.2008 tarihinde Mertkan Özkan ULUSU <haymatlo...@gmail.com> yazmış:
>
>
>
>
>
> > *Ben bu konuda hemen araya gireyim sanırım 68 yazacagına dalgınlık veya
> > klavye hatası olarak 78 yazmış olabilir çünkü anlatmak istediği olaya
> > vakıfım, 1968 tarihli bir konudur, gerisini Tuncay beye bırakayım , konusunu
> > ve yorumunu elinden almış gibi olmak istemem, Allah"a emanet olunuz. *
>
> > 2008/1/8, Akkartal <akkarta...@gmail.com>:
>
> > > Sayın Demirtaş,
> > > Apo ile Deniz Gezmiş'in arkadaş olduklarını iddia ediyorsunuz.
> > > Bu doğru olabilir. Lakin verdiğiniz tarih 1978 bana çok geç gibi geldi.
> > > Ne için geç derseniz, çünkü, tahminime göre Deniz Gezmiş o zamanlar
> > > çoktan öteki dünyayı boylamamış mı idi? Zira, Gezmişler varken, biz
> > > henüz
> > > ilkokul talebesi idik. 1978  ise bizim en hızlı ülkücülük zamanlarımız
> > > idi..
> > > Umarım bu tarih konusunda yanılmıyorsunuzdur. Henüz araştırmadım, ama
> > > şimdi bir net taraması yapıp, D.Gezmiş ve arkadaşlarının asıldıkları
> > > zamanı
> > > bulmağa bakacağım...
> > > Selamlar
>
> > > 07.01.2008 tarihinde tuncay demirbaş <tuncaydemirba...@gmail.com >
> > > > > > görememenin- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

Turhan Feyizoğlu

unread,
Jan 9, 2008, 3:12:56 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Yakın tarih yeterince bilinmemekte.
Bir bilgi aktarayım.
Hatırla Sevgili'nin sadece bir bölümünü izleyebildim.
Deniz Gezmiş övülmemekte hatta yanlış aktarılmaktadır.
Bu konuda çok eleştiri oldu.
Her iki hareket de (sol ve sağ), kişiler de yanlış aktarılmaktadır.
Reyting nedeniyle yapılan TV dizilerden tarih  öğrenilmez.
Bu dizinin danışmanları var.
Şimdiki danışmanlarından bir tanesi de Mümtaz'er Türköne'dir.
Zaman gazetesi yazarı.
Gazi Üniversitesi'nde öğretim üyesi.
İkinci hanımı Özlem Türköne biliyorsunuz AKP milletvekili.
En son açıklaması şöyleydi: Dıyarbakır'ın adı Amed olarak değiştirilebilir.
vs, vs.
diğer  bilgileri internetten öğrenebilirsiniz.

tuncay demirbaş

unread,
Jan 8, 2008, 1:26:19 PM1/8/08
to CiHAN TÜRK OLSUN
KOMÖNİST EFENDİ
KENDİ ARANDA EDEBİTAY PARÇALAMŞSIN DA
HEM KONİSİTİM HEM ATATÜRKCÜYÜM DİYE
BÖYLESİ NASIL OLUNUR HİÇ ANLAYAMADIK

SİZE ÖNCE ATATÜRKÜN AĞZINDAN KOMİNİSTLİĞİ ANLATALIM

BU MEMLEKETTEKİ KOMİNİSTLER SADECE BİZİM TEVFİK VE
HAPSETTİKLERİMİZDEN İBARET DEYİLDİR.
BU İŞLERLE BİZZAT YAKINDAN ALAKADAR OLACAĞIM.
ŞURASI UNUTULMAMALIDIR Kİ,"TÜRK ALEMİNİN EN BÜYÜK
DÜŞMANI KOMİNİSTLİKTİR HER GÖRÜNDÜĞÜ YERDE
BAŞI EZİLMELİDİR".
(8 ağustos 1929, hakimiyeti milliye,Ankara )

KOMİNİZİM TOPLUMSAL BİR MESELEDİR.MEMLEKETİMİZİN HALİ
MEMLEKETİMİZİN TOPLUMSAL ŞARTLARI.DİNİ VE MİLLİ ANANELERİ
KOMİNİZMİN BİZE TATBİKİNE MÜSAİT OLMADIĞI KESİN BİR KANAATTİR.
(1921 Atatürkün S.D.V.,C III s 20)

BAŞBUĞ ATATÜRKÜN AĞZINDAN CEVABINIZI ALDINIZ SANIRIM

ŞİMDİ SIRA BENDE

KENDİNİZE HİÇ MİLLİYETCİLER ARASINDAN
TARAFTAR BULMAYA ÇALIŞMAYIN
KOMİNİZM DÜNYADA İFLAS ETTİ KARDEŞİM
SİZLER NEYE YAPIŞACAĞINIZI İYİCE ŞAŞIRMIŞINIZ
ATATÜRKCÜLÜĞE SARILMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ
PARDON ŞİMDİKİ YENİ MODANIZ
ULUSALCILIK
SAHTE ATATÜRKCÜLÜKTEN SONRA
ŞİMDİDE
SAHTE ULUSALCILIK
YEMEZLER ARTIK
NEYMİŞ SEKSEN ÖNCESİ
ABD EMPERYALİZMİNE KARŞILARMIŞ
PEKİ SOVYET RUSYA EMPERYALİZMİ NE OLACAK
CAN ATIYORDUNUZ TÜRKİYEYİ RUSLARA MANDA YAPMAK İÇİN
SİZİN 68 KUŞAĞININ ESKİLERİ ŞİMDİ NE YAPIYOR BİLİYORMUSUNUZ
HEPSİ ABD YE GÖBEKTEN BAĞLI
HEPSİDE SOROSLARIN PARALI UŞAĞI
SİZİN BU ÜLKEYE YAPTIĞINIZ KÖTÜLÜKLER
SAYMAKLA BİTMEZ
BAŞIMIZA BU AKP VE FETOŞCULARIDA SİZLER
MUSALLAT ETTİNİZ.
CUMASINA GİDEN İNSANIMIZADA YOBAZ DEDİNİZ
ALLAHA DUA EDEN İNSANIMIZADA GERİCİ DEDİNİZ
AVUSTURALYANIN BİLMEM NERESİNDE CIPLAK DUA EDEN
YERLİLERİ BÜYÜK SAYGIYLA ALKIŞLADINIZ
%99 U MÜSLÜMAN OLOAN TÜRKİYEDE CAMİYE GİDENLERE
BUNLAR İLTİCACI GERİCİ YOBAZ DEDİNİZ
DEDİNİZDE NE OLDU
SİZİN SAHTE ATATÜRKCÜLÜĞÜNÜZ GİBİ
SAHTE DİNCİLER ÇIKTI İNSANLARIN
DİNİ DUYGULARINI KULLANARAK ABD YE UŞAK ETTİLER
TIPKI SİZİN BİR ZAMANLAR RUSYAYA UŞAK ETMEK
İSTEDİĞİNİZ GİBİ

EYY FOSİLLENMİŞ KOMİNİST KAFALAR
DÜŞÜN ARTIK MİLLİTİN YAKASINDAN
BU Mİ,LLET SİZİN GİBİ
GAYRİ MİLLİLERİN ELİNMDEN ÇOK ÇEKTİ
> > 2008/1/8, Akkartal <akkarta...@gmail.com>:
>
> > > Arkadaslar,
> > > Malum, eskiden solcu-enternasyonalist dedigimiz
> > (kendileri de zaten oyle
> > > tanimliyorlardi kendilerini)
> > > vatandasarimizin pek cogu once ki, utopik
> > yaklasimlarini kismen terk etmis
> > > ve Turk ulusalciliginin
> > > somut gercekliginde demir atmis, bu bakimdan
> > klasik anlada ki ulkuculere
> > > has Turkculukte  hayli
> > > hizli adimlar atmaktadirlar. Ne var ki bazi
> > saplantilari olanlar da az
> > > degildir. Bunlain basinda N.Hikmet
> > > sevgi-saygilari gelmektedir. D.Gezmis'e gelince,
> > bence o daha bir farkli
> > > ve istisnai durumu vardir.
> > > Bazi ozel mektuplarini, tutumlarini okuyunca bu
> > kaniya vardim. Apo ile
> > > tanisikliklarinin olmasi, hatta
>
> === message truncated ===
>
>       ___________________________________________________________________________­_________
> Looking for last minute shopping deals?  
> Find them fast with Yahoo! Search.  http://tools.search.yahoo.com/newsearch/category.php?category=shopping- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

baky baky

unread,
Jan 9, 2008, 4:33:07 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
AKKARTAL ARKADASIM ÇOK GÜZEL BİR ARAŞTIRMA YAPMIŞ
KENDİSİNİ CANI YÜREKTEN KUTLUYORUM ÖNCELİKLE ŞUNU
BELİRTEYİM KİMSE YANLIŞ ANLAMASIN TÜRKİYE SEVDALISI
KİM OLURSA OLSUN BU ÜLKE İÇİN BİR KURTTUR BU MİLLİ
DUYGUYU KİMSE SAHİPLENMESİN DENİZ GEZMİŞTE BU ÜLKENİN
BİR KURDUYDU YALAN YANLIŞ VEYA ORTALIKTAN DUYMA
BİLGİLERLE BURADA BU ÜLKENİN BAĞIMSIZLIĞI İÇİN CANINI
VEREN BİRİNE HAKARET ETMEK VATAN HAİNİ DEMEK YANLIŞ
OLUR UNUTMAYALIMKİ O DÖNEMİN SAHTE KURTLARININ FAŞİST
BİR DÜŞÜNCEYE HAKİM OLMASI İDİ VE O DÖNEM KURTLARIN
KEMALİZMİ HİÇMİ HİÇ BENİMSEMEMİŞ OLMASI DA AYRI BİR
KONU BUGUN İSE KURT DİYE TANIMLAYAN BİRİLERİ KENDİNİ
NEREDEYSE KEMALİSTİM DİYE LANSE ETMEYE ÇALIŞIYOR
OLAMAZ ARKADAŞIM OLMAZ BAŞBUĞ DEDİĞİNİZ ATATÜRK BU
ÜLKEYİ TÜRK KÜRT ÇERKEZ LAZ ALEVİ SUNNİ OLAN
İNSANLARIMIZLA BERABER 7 CİHANA SAVAŞ VEREREK
SINIRLARINI ÇİZDİ ŞİMDİ KİMSE ÇIKIPTA BU ÜLKEYE
KENDİLERİNE MAAL EDİPTE KENDİNDEN OLMAYANLARI
DIŞLAYARAK SAHİP ÇIKMASIN UNUTMAYINIZKİ MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK BU ÜLKENİN SINIRLARINI ÇİZERKEN HİÇ BİR AYRIM
YAPMADAN BİR ULUS KAVRAMIYLA ÇİZDİ ŞİMDİ KİMSE KALKIP
SAHTE ULUSALCILAR SAHTE ATATÜRKÇÜLER GİBİ SÖYLEMLERLE
BURDA AHKAM KESMESİN DENİZ GEZMİŞİN ATAÜRK DÜŞÜNCESİNİ
BESLEMEDİĞİNİ SÖYLEYENLERE SESLENİYORUM 1 Kasım
1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB,
ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya
Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım
1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında
Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri
nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest
bırakıldı. ATATÜRK YÜRÜYÜŞÜNÜ YAPANLARDANDI

LÜTFEN KİMSE ÖNYARGILARLA KİMSELERE YAKLAŞMASIN BU
ÜLKE HEPİMİZİN SAHİP ÇIKMA HAKKIDA HEPİMİZİN OLMASİ
GEREKİR İDEOLOJİK SAPMALARLA BİR YERE VARAMAYIZ
SELAM SAYGILAR
--- tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com>
wrote:

=== message truncated ===

____________________________________________________________________________________
Never miss a thing. Make Yahoo your home page.
http://www.yahoo.com/r/hs

fulya turkoglu

unread,
Jan 9, 2008, 4:51:16 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Fertlerin hafızaları gibi toplumlarında hafızaları olmalı Eğer
yaşadıklarınızı unutuyorsanız, hafıza kaybı yaşıyorsunuz demektir. Bu
ciddi bir hastalıktır. Ne zamandır çevrem, Atv de yayınlanan "hatırla
sevgili" dizisini izle diyor. Bende bu telkinler üzerine denk geldiğim
sürece bazı bölümlerini izledim. Gördüm ki bazıları "bıraktığımız
yerde kalmışlar".

Dün bizi: Devletin sivil gücü Sermayenin bekçileri Amerikan Uşağı
görenler bu diziyle birlikte bizi bir şey yapacaklardı belliki "
ispiyoncu" lugu uygun görmüşler.

Soygun yapıp idama gidenleri kahramanları (!) ülkücüleri de ispiyoncu
yapmışlar..

Cuntayla ilişkilerimiz de unutulmamış "itina" ile dizide işlenmiş.(!)

Şimdi sorulması gerekilen soru şu: Ülkenin içinde bulunduğu durum
ortada iken yer altı yer üstü zenginliklerimiz peşkeş çekilirken
Ülkenin üniter yapısı tarihin en sıkıntılı döneminden geçerken, niye
bu dizi?..

Ülkücüleri karalama neden?...
İflas etmiş Sol'a nostaljik destek neden?...
Sermaye Sol'a niçin ilgi duyar?...
Bu ilgi karşılıksız mı dır?...

Bir zamanlar ellerinde "Türk bayrakları" ile "Bağımsız Türkiye"
diyenlerin daha sonra ellerine "orak çekiçli bayrak",ve marx"engels"
ve "Lenin"in posterlerini almaları "halklara kardeşlik" sloganı ile
nereden nereye geldikleri unutulmamalı..

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bazı" fraksyonların" KGB,
bazılarının Alman, Fransız ve İngiliz İstihbaratı ile çalıştığı hangi
örgütlerin" taşaronluk"yaptıkları anlaşılmıştır..

"Amerikanın Eyaleti" dedikleri "Türkiye'de!!!" ise bazı
"görevlilerin"" iç "lerinde nasıl fink attıkları, Marksist
yetiştirdiklerini anlamak için "Apo'ya"ilk sayın diyen "Mit Artığı"
Mahir Kaynak'ın eserlerine ibretle bakılmalıdır..

Sol sağlıklı bir şekilde kendi iç muhakemesini yapmalı ve tarihiyle
yüzleşmelidir. Yoksa: Eline silahı alıp kendini Devlet yerine
koyanların,1944 de "tabutluklarda" 12 Eylülde "zindanda ve
darağaçlarında" yok edemediği Türkiye'nin tek bağımsız ve bağlantısız
siyasi organizasyonuna karşı "sivil bir operasyonun alt yapı çalışması
olur...

" İspiyonculuk Türk toplumunda çok kötü bir şeydir. Hele
mahpushanelerde "i...... likten de kötüdür." Yer: Ankara Mamak askeri
ceza evi Ülkücülerin yurdun dört köşesinden getirilip konulduğu yer. 5
idamın verildiği 3'ünün Ülkücü olduğu yer. Karıştır - barıştır
modeline göre "sol" birkaç "akıncı" ve birkaç "hizbu tahrir" üyeleri
ile birlikte kalıyoruz. Yani testiyi dolduranla kıran aynı!...

Ülke çapında o yıllar da Sol ceza evlerin de eylem başlatıyor...

Bu kalemin yazarı A.blok 4.koğuşun kıdemlisi (sorumlusu). Eylem
başlayınca "idareye" çağrılır. İdareye niçin gidildiğini herkes bilir.
İdare başı çeken eylemcilerin ismini ister benden. Yani istedikleri
isimler aynı zaman da ülküdaşlarımızın katilleridir. Vermeyince...

Kendimi "hava boşluğunda" bulurum...

Aldığım darbelerin gördüğüm işkenceyi bir ben bilirim birde Allah.
Yediğim "falaka" sonucu ayakkabılarım ayağıma olmamış koğuşa
ayakkabılarım elimde girmiştim. Doğruca Sol'un bulunduğu tarafa gidip
"Bu hale niçin geldiğimi biliyorsunuz değil mi?" Dediğimde sessizlik
ve mahcubiyetlerini unutamam!...

5 dakika sonra idare kendilerinden birini aldıklarında nasıl
çözüldüklerini yaşayarak öğrenmişlerdir. Hele: 1984 yılında itiraf
yasası çıktığında arkadaşlarını nasıl "ispiyonladıkları" ispiyonculara
ayrı koğuşlar tahsis edilmek suretiyle başları dik bir şekilde(!) ceza
evi avlusunda "volta" attıklarını bugünün solcu adayları ağabeylerine
sorabilirler...

Birçok olaydan sorumlu örgüt liderlerinin örgütlerini çökerttikten
sonra estetik ameliyatlarla nerelere gönderildiklerini unutanlar
olabilir...

Mahir Çayan operasyonunda sağ kaldığı için ispiyoncu yaftasından
kurtulamayan "Ertuğrul Kürkçü'yü" unutma SOL!...

Dün Kapitalizme karşı mücadelede başı çekenlerin bu gün "Tüsiad ın"
yönetimiyle ödüllendiklerini unutma SOL!..

Bir çoğunun sermayenin elinde yazar ve tv programcısı olduğunu unutma
SOL!...

Dünü unutma ama birçok yönüyle Hatırla SOL!!...
Operasyonların parçası olma...
Bir defada "milli" ol SOL!...

Cafer YAYLAN

baky baky

unread,
Jan 9, 2008, 6:35:00 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
sanırım benim yazıma karsı bu yazıyı yazmış arkadaşım
cihan sol her zaman millidir bu milliyetçi kimliğini
her halanda da göstermiştir bakın baştanda söyledim
ideolojik sapmalarla bir yere gidilmez evet o zamanın
sağında olduğu kadar solundada sapmalar oldu deniz
gezmişin savunduğu davayı başka ideolojilere lanse
ettiler bunu elbette inkar etmiyoruz deniz gezmişin
başlattiği devrimci gençlik başka ideolojilere hizmet
etmeye başladığını bende söyleyebilirm bunları
savunmak kimsenin haddine düşmez aynı şekilde de sağ
ideolojide de bu tür sapmalar olmuştur örneğin
türkiyede mafyacılık oyununu başlatan o dönemin
milliyetçi gruplarındandı mafyacılık derken günümüze
kadar uzanan kısmından bahsediyorum bu ülkeye hizmet
amacıyla oluşan oluşumlar daha sonra kendi menfaatleri
doğrultusunda çalışmışlardı bunu gerek yurt içi gerek
yurt dışı faliyetleri çeşitli kaynak ve dökümanlarla
ispatlayabilirim gene söylüyorum bu ülke ne sağın nede
solun eski ideolojisini savunanların değil yeniden hem
sağın hemde solun milli değerlerini ortaya koyan
gerçek kemalistlerin oluşturduğu birlik ve beraberliğe
ihtiyacı var umarım ne söylemek istediğimi doğru
algılayıp yorumlarsınız selam saygılarımla
--- fulya turkoglu <fulya....@gmail.com> wrote:

> >
> > *Fertlerin hafızaları gibi toplumlarında


> hafızaları olmalı Eğer
> > yaşadıklarınızı unutuyorsanız, hafıza kaybı
> yaşıyorsunuz demektir. Bu
> > ciddi bir hastalıktır. Ne zamandır çevrem, Atv de
> yayınlanan "hatırla
> > sevgili" dizisini izle diyor. Bende bu telkinler
> üzerine denk geldiğim
> > sürece bazı bölümlerini izledim. Gördüm ki
> bazıları "bıraktığımız
> > yerde kalmışlar".

> > *
> >
> > *Dün bizi: Devletin sivil gücü Sermayenin


> bekçileri Amerikan Uşağı
> > görenler bu diziyle birlikte bizi bir şey
> yapacaklardı belliki "
> > ispiyoncu" lugu uygun görmüşler.

> > *
> >
> > *Soygun yapıp idama gidenleri kahramanları (!)
> ülkücüleri de ispiyoncu
> > yapmışlar..
> > *
> >
> > *Cuntayla ilişkilerimiz de unutulmamış "itina" ile
> dizide işlenmiş.(!)
> > *
> >
> > *Şimdi sorulması gerekilen soru şu: Ülkenin içinde


> bulunduğu durum
> > ortada iken yer altı yer üstü zenginliklerimiz
> peşkeş çekilirken
> > Ülkenin üniter yapısı tarihin en sıkıntılı
> döneminden geçerken, niye
> > bu dizi?..

> > *
> >
> > *Ülkücüleri karalama neden?...


> > İflas etmiş Sol'a nostaljik destek neden?...
> > Sermaye Sol'a niçin ilgi duyar?...
> > Bu ilgi karşılıksız mı dır?...

> > *
> >
> > *Bir zamanlar ellerinde "Türk bayrakları" ile


> "Bağımsız Türkiye"
> > diyenlerin daha sonra ellerine "orak çekiçli
> bayrak",ve marx"engels"
> > ve "Lenin"in posterlerini almaları "halklara
> kardeşlik" sloganı ile
> > nereden nereye geldikleri unutulmamalı..

> > *
> >
> > *Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bazı"


> fraksyonların" KGB,
> > bazılarının Alman, Fransız ve İngiliz İstihbaratı
> ile çalıştığı hangi
> > örgütlerin" taşaronluk"yaptıkları anlaşılmıştır..

> > *
> >
> > *"Amerikanın Eyaleti" dedikleri "Türkiye'de!!!"


> ise bazı
> > "görevlilerin"" iç "lerinde nasıl fink attıkları,
> Marksist
> > yetiştirdiklerini anlamak için "Apo'ya"ilk sayın
> diyen "Mit Artığı"
> > Mahir Kaynak'ın eserlerine ibretle bakılmalıdır..

> > *
> >
> > *Sol sağlıklı bir şekilde kendi iç muhakemesini


> yapmalı ve tarihiyle
> > yüzleşmelidir. Yoksa: Eline silahı alıp kendini
> Devlet yerine
> > koyanların,1944 de "tabutluklarda" 12 Eylülde
> "zindanda ve
> > darağaçlarında" yok edemediği Türkiye'nin tek
> bağımsız ve bağlantısız
> > siyasi organizasyonuna karşı "sivil bir
> operasyonun alt yapı çalışması
> > olur...

> > *
> >
> > *" İspiyonculuk Türk toplumunda çok kötü bir


> şeydir. Hele
> > mahpushanelerde "i...... likten de kötüdür." Yer:
> Ankara Mamak askeri
> > ceza evi Ülkücülerin yurdun dört köşesinden
> getirilip konulduğu yer. 5
> > idamın verildiği 3'ünün Ülkücü olduğu yer.
> Karıştır - barıştır
> > modeline göre "sol" birkaç "akıncı" ve birkaç
> "hizbu tahrir" üyeleri
> > ile birlikte kalıyoruz. Yani testiyi dolduranla
> kıran aynı!...

> > *
> >
> > *Ülke çapında o yıllar da Sol ceza evlerin de
> eylem başlatıyor...
> > *
> >
> > *Bu kalemin yazarı A.blok 4.koğuşun kıdemlisi


> (sorumlusu). Eylem
> > başlayınca "idareye" çağrılır. İdareye niçin
> gidildiğini herkes bilir.
> > İdare başı çeken eylemcilerin ismini ister benden.
> Yani istedikleri
> > isimler aynı zaman da ülküdaşlarımızın
> katilleridir. Vermeyince...

> > *
> >
> > *Kendimi "hava boşluğunda" bulurum...
> > *
> >
> > *Aldığım darbelerin gördüğüm işkenceyi bir ben


> bilirim birde Allah.
> > Yediğim "falaka" sonucu ayakkabılarım ayağıma
> olmamış koğuşa
> > ayakkabılarım elimde girmiştim. Doğruca Sol'un
> bulunduğu tarafa gidip
> > "Bu hale niçin geldiğimi biliyorsunuz değil mi?"
> Dediğimde sessizlik
> > ve mahcubiyetlerini unutamam!...

> > *
> >
> > *5 dakika sonra idare kendilerinden birini


> aldıklarında nasıl
> > çözüldüklerini yaşayarak öğrenmişlerdir. Hele:
> 1984 yılında itiraf
> > yasası çıktığında arkadaşlarını nasıl
> "ispiyonladıkları" ispiyonculara
> > ayrı koğuşlar tahsis edilmek suretiyle başları dik
> bir şekilde(!) ceza
> > evi avlusunda "volta" attıklarını bugünün solcu
> adayları ağabeylerine
> > sorabilirler...

> > *
> >
> > *Birçok olaydan sorumlu örgüt liderlerinin


> örgütlerini çökerttikten
> > sonra estetik ameliyatlarla nerelere
> gönderildiklerini unutanlar
> > olabilir...

> > *
> >
> > *Mahir Çayan operasyonunda sağ kaldığı için


> ispiyoncu yaftasından
> > kurtulamayan "Ertuğrul Kürkçü'yü" unutma SOL!...

> > *
> >
> > *Dün Kapitalizme karşı mücadelede başı çekenlerin


> bu gün "Tüsiad ın"
> > yönetimiyle ödüllendiklerini unutma SOL!..

> > *
> >
> > *Bir çoğunun sermayenin elinde yazar ve tv
> programcısı olduğunu unutma
> > SOL!...
> > *
> >
> > *Dünü unutma ama birçok yönüyle Hatırla SOL!!...


> > Operasyonların parçası olma...
> > Bir defada "milli" ol SOL!...

> > *
> >
> > *Cafer YAYLAN*

=== message truncated ===

____________________________________________________________________________________
Be a better friend, newshound, and
know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

E. Behçet

unread,
Jan 9, 2008, 8:41:36 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
Selamünaleyküm, bakınız hiç demogoji yapmanın kardeşlik rolleri oynamanın manası yoktur, koministlerin dünü neki bugünü ne olsun, kimse deniz gezmiş, apo, perinçek aşkını unutmuş değildir denizgezmiş sokak serserisi bu gün yaşıyor olsaydı pkk oluşumunun başında dağda apo yerine o olurdu bu bilinen bir gerçektir, denizgezmiş apo yoldaşlığı herkezce bilinen bir gerçektir, Mertkan bey ne güzel toparşlayıp yazmış deniz gezmiş kimdir yazısını ve tabiki nazım hikmeti ne güzel tanıtmış, ellerinden öperim, konuyu toparlayıp kaleme aldığı için, küçüğümdür büyüğümdür bilemem lakin yinede öperim ellerinden, gelelim perinçeke perinçekin geçmişide bilinmektedir şimdi farklı bir milliyetçilik anlayışı ile 180 derecelik bir dönüşle meydanlara çıkmıştır, ne bu perhiz ne bu lahana turşusu derler buna, Atatürkçülük kimsenin tekelinde değildir lakin kimsede ulusalcılar gibi sahte Atatürkçü değildir, masonluk falan herşey ulusalcıların içinde sebatayistlikten tut herttürlü abuk subuk işler ulusalcıların içinde, bugun gidin ADD"lere cogu masondur, kmse buna itiraz edemez gerçekler bir şamar gibi iner yüzlere, olayın farklı bir boyutu nilüfer arkadaş hayatından kesitler sunmuş, peki şunlarıda biliyormu acaba, o dnemlerde ve öncelerinde14 yasında çocukların evlerinden polis tarafından alınıp 2-3 hafta sonra sokakta gözleri oyulmuş bir şekilde kominisler tarafında günlerce süren işkencelerle öldürüldüğünü, 17 yaşına anasının koynundan alınanların ihtilalde sorgusuz sualsiz idam edildiklerini ümraniyede 5 ülkücünün yine tüm vucutları tüm organları keslip canlı canlı gözlerinin oyularak öldürüldüğünü, elinde ekmeğiyle evine giderken komini,stler tarafından kızının gözleri önünde sırtından kurşunlanan Allah sevdalılarını, demogojilerini bırakın bunları konuşun tutupta kardeşlikten bahsetmeyin, ne kardeşliği, hangi kardeşlik eski koministim diyorsun, koministken bizleri doğradın şimdi bana kardeş diyorsun, buna döneklik denir, nasıl benim sana kardeş dememi beklersin, köprüyü gecene kadar ayıoya dayı denir misali kimi neyi yağladığınızı sanıyorsunuz, ilk yazınızda sizleri seviyorum kardeslerim yazmışsınız ardından gelen yorumla 2 ci yazınızdakısaca cumhuriyet mitinglerinde gördük yamışsınız, sizin kardesliğiniz bumu damarınıza basınca kardese demişsiniz kalleş, işte sizin gerçek yüzünüz bu, hem söyleyin bakalım cumhuriyet yürüyüşlerinde neyi görmüşsünüz soyleyinde bilelim, sizler gibi şehit kanından prim sevdasınamı düşmüşüz.
 
Konunun aslına dönelim şimdi,perinçek apo aşkı tüm hızıyla sürdüğü dönemde, aponun tüm bağlantılarını yapan perinçek, apo yakalanınca bir donem sonra aponun finas kaynaklarına ve para depolarına çöküp bu paraları vatandaşımızın askerimizin kanı olan bu paraları birşekilde çökerek ele gecirip, ulusal tv gazete satılık kalemşörlere bu paraları akıtarak para aklamıyormu, ulusal kanal neden incelemeye alındı, bu değirmenin suyu nereden akıyor, her grupta her forumda her platformda özellikle ülkücülerin bulundukları platformlarda ücretliişleyiciler yokmu, bakını tüm ülkücü gruplara m.b.gültekin hepsine üye, ve özelden tüm dişinin sökmediklerine küfürler yağdırıyor, kim bu mb.gültekin ankara çankayada sizler iyi bilirsiniznetteki diğer gizl, sinsi kalemlerinizide iyi bilirsiniz, nadir eyinnen 2 slayt 3 sarkı araya hemen 1 perinçek yerlestiriyor, emceto desen hakeza, siz milleti uyuyormu sanıyorsunuz, sizin gittiğiniz yollar yanlış yollar cok dikkatli olun cok, kimse yemez bu numaraları, gelip birde kardeslik türküleri okumayın, siz şehit kanı kokan aponun paralarını aklayan perinçekin kucagında oturun hala, gerçekler acıdır zor gelir acıtır can yakar ama gerçek daima gerçektir, aslında yazacak cok sey varda zamanım yok, zaten ne kadar yazsamda anlamak istemediğiniz, işinize gelmediği için anlamazsınız, anlatmak içinde çok ugrasmayacagım görünen köy klavuz istemezgeçmiştede bugunde gelecektede , her doğan çocuk altına pislemeden büyümez, dününüz neki bugününüz ne olsun
 
Mertkan beyde yazmış, girin pkk forumlarına forum üye resimlerine bakın deniz gezmiş, apo, nazım hikmet, perinçek, chhecuveramı neyse o hatta işçi partisini amblemi  dahi var, şöyle bir turlayın bakın, işte sizin geçek yüzünüz, sahte Atatürkçüler.
Haydin Allah"a emanet olun, tabi Allah"ınız varsa.
 
Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE


--
Allah"im bizleri, vatanımızı, dinimizi, teroristlerden, tarikatlardan, cemaatlerden, vatan hainlerinden, dinsizlerden, din tüccarlarından, bizleri yıkıp bölmeye çalışan tüm şer"lerden kardeşi kardeşe düşman edenlerden koru Kuran-ı Kerim"den, senin yolundan ayırma yolumuzu saptırma, senin yolunda tek kaynagımız Kuran-ı Kerim, Kuran adı altında yazılmış kendini bilmez cahillerin din düşmanlarinin uydurma tüm kitaplardan risalelerden vb. uzak tut bizleri, şer"i bize yaklaştırma, Türk"ü koru ve Yücelt yarabbim. AMİN.
e.behcet

baky baky

unread,
Jan 9, 2008, 6:58:07 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com
BEN KOMİNİSTİM DEMEDİM BİRKEREE TUNCAY BEY İYİ OKU
ESKİ KOMİNİST DEDİM SİZ ATATÜRKÜ NE ZAMAN BAŞBUĞ İLAN
ETTİNİZ BEN SİZİN 1978-79-80- VE 85 YILINA KADAR OLAN
TARİHİNİZİ ÇOK İYİ BİLEN BİRİYİM BİZ NE KADAR KOMİNİZM
ÇEVRESİNDE DOLAŞSAK BİLE ATATÜRKÇÜLÜĞÜMÜZ HER ZAMAN ÖN
PLANDAYDI YA SİZ FAŞİST EMPARYALİZMİN GÖLGESİNDE VE
SİZE SAĞLADIĞI SİLAHLARLA MEMLEKETİ KAN GÖLÜNE
CEVİRDİNİZ YURDUMUZA EROİN KAÇAKÇILIĞINI SİZ SOKTUNUZ
AVRUPADAKİ TÜRK VATANDAŞLARIMIZ İYİ BİLİR AVRUPADAKİ
YUVALANMANIZI SİZ NEDEN CUMHURİYET MİTİNGLERİNE
ELİNİZDE TÜRK BAYRAĞI GÖĞSUNUZDE ATATÜRK RESİMLERİYLE
İNMEDİNİZ ÇÜNKÜ SİZİN BABANIZ İSTEMEDİ ANCAK O ELİNDE
İPLE MEYDANLARDA AHKAM KESMEYİ BİLİR MECLİSE GİRİNCEDE
PKK KÖPEKLERİYLE TOKALAŞIR BUMUDUR MİLLİYETÇİLK YA
SİZİN BU ÜLKEDE Kİ AMACINIZ BELLİ BÜYÜK TÜRKİSTAN
DEĞİLMİ BU ÜLKE SADECE TÜRKLERDEN OLUŞMUYOR BENDE BİR
TÜRKÜM AMA ATAMIN SÖYLEDİĞİ GİBİ ULUS KAVRAMIYLA
CUMHURİYET OLUR SİZİN GİBİ FAŞİST DÜŞÜNCELERLE DEĞİL
EVET ATATÜRK KOMİNİST OLMASAYDI CUMHURİYET HALK
PARTİSİNİ KURMAZDI MHP KURARDI AMBLEMİNİDE KURT
YAPARDI AMA GERÇEK SENİN GİBİLERİN YÜZÜNE BİR TOKAT
GİBİ PATLADI 6 OKLA VE SOSYALİZM İLKELERİYLE
CUMHURİYET HALK PARTİSİNİ KURDU BİLMİYORSAN TARİHİ
BİRAZ ARAŞTIR OLDUMU ARKADAŞIM TUNCAY

--- tuncay demirbaş <tuncayde...@gmail.com>
wrote:

>

hayriye ozg

unread,
Jan 9, 2008, 9:09:09 AM1/9/08
to cihan-tu...@googlegroups.com

21. Yüzyılın Mervanları İş Başında !

Sizin hazımsızlığınız nedir ismini dahi bilmediğimiz baky baky, ciddi bir hazımsızlık yaşıyorsunuz, komisttim diyorsunuz şimdi değilim diyorsunuz ne dir anlayamadım nesiniz siz kıvırıp duruyorsunuz, ya koministsiniz ya değilsiniz , eskiden koministdim şimdi değilim demeniz ideolojinize ihanettir, ideolojisine ihanet eden herşeye ihanet eder asla güven teşkil eden biri olarak görülmez, bunu perinçek duymasın İP"inizi çeker, okuyun bakalım anlayabilecekmisiniz, hani bir söz var sivrisinek saz işte o hesap
21. Yüzyılın Mervanları İş Başında ! Mervan, İslam tarihinde Kur'an'ı ilk defa tahrif etmeye çabalayan kişidir. Al-i İmran (yani İmran oğulları) Suresi'nin adını Al-i Mervan (Mervan oğulları) olarak değiştirmeye kalkışmıştır. Mervan, ayrıca İslam Peygamberi'nin torunu Hazreti Hüseyin'i zorla yerinden göç ettirmiş Kerbela çölünde akraba çevresi ve sevenleriyle şehit olmasına sebep olmuştur.

            Yıllardır AB tarafından kural(!) dayatılan fakat bir türlü kendi kurallarını koyamayan Türkiye'ye 2002 yılında yine AB tarafından bir dayatmada bulunuldu. Tabi AKP Hükümeti de hemen bu dayatmayı yasalaştırdı. Her zamanki gibi... Dayatmanın bir maddesi: Kürtler'in kendi isimleri(!)ni kullanabilmeleriydi. Diğer maddeleri de "Anadilde yayın ve eğitim"di... Olmayan bir millet yaratıldığına göre, bu millet(!)e olmayan bir dil(!), dolayısıyla da o dilin ürünü olan isimler(!) yaratılabilirdi.

            Bu bağlamda ülkemizin doğu ve güneydoğusunda alfabe birliğimize tamamen aykırı olmasına rağmen kimi "naylon vatandaşlar" içinde X'li, W'li harfler bulunan isimler almak için kampanya başlatmışlardı. Bu kampanyada "öncülük" görevi yapan Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, ismini "Merwan" olarak değiştirmek için mahkemeye başvurmuştu.  Yani Hazreti Hüseyin'in katili "Merwan"ın ismini  almak için mahkemeye başvurmuştu.



             Sanki bu zamana kadar "Hüseyin" ismini zoraki taşıyormuş gibi. O Hüseyin Kalkan ki yakın zamanda Şemdinli iddianamesi sürecinde Amerikan Los Angeles TimesGazetesi'ne yapılan bir söyleşide "Abdullah Öcalan Kürt halkının lideridir" ifadesini kullanmış ve bundan dolayı hakkında 10 yıl'a kadar hapis cezası istenen bir idiianame hazırlanmıştır. Fakat hiç bir ceza almamıştır, yani söz konusu suçu sadece iddia(!) olarak kalmıştır. Yani gerçekte ne o gazeteye demeç vermiştir, ne de o ifadeyi kullanmıştır(!) birisi böyle bir iddia ortaya atmıştır(!).

 

              Yukarıdaki; siyasette, bize göre asla olmaması gereken bir yerde bulunan bir "Mervan"dı. Bir de toplum mühendisliğine soyunup, her birinin ruhunda bir Bozkurt barınan Türk gençliğinin, önemli bir kısmını mankurtlaştıran, velhasılı kelam etki ajanlığı yapan Mervanlar var...

            İşte bu Mervanlardır ki bugün milletimizin üzerinde egemen olan işbirlikçi düzenin en önemli unsurlarından olan bir kesimdir.

Bu milletin soyundan kaynaklanan özgüvenini çok büyük ölçüde kaybettiren, sömürgecilerin işbirlikçisi soyu-kanı bozuk çeşitli kesimlerin içierisindeki özellikle bu kesim, bu sefer de bu milletin "dinler arası diyalog" adı altında dininden kaynaklanan özgüvenini yıkmaya çalışıyor.

            Halbuki Mehmet Emin Yurdakul da yaklaşık bir asır önce bakın ne diyordu;


            "Ben bir Türküm; dinim, cinsim uludur!.."

            İşte biz bu özgüvenle Bağımsızlık Savaşı verip yedi düveli yenmiştik ! 

            Sömürgecilerin en büyük hedefi bizdeki bu özgüvendir, en büyük amaçları ise bizdeki bu özgüveni yıkmaktır. Çünkü bu özgüven demirden dağları bile erittirir ! Bu kesimden özel eğitimli bir kişi çıkmış, İslam tarihinde belki de bir ilki gerçekleştirerek sanki Kur'an yetersiz geliyormuş gibi o Kur'an ayetlerini onaylayıcı(!), teyit edici(!) İncil ve Tevrat ayetlerini kutsal kitabımızın içine sokuşturmuştur.

İslam inancına göre Allah'ın koruyuculuğu üzre olan Kur'an kıyamete kadar asla tahrif edilemez, hükümsüzleştirilemez. Yine o Kur'an da buyurulur ki; "Allah indinde tek din İslam'dır".

           Yapılan kalkışmaya bir başka düzlemden baktığımızda bu çalışma hemen hemen tamamı Müslüman olan Türkiye'deki Türk toplumu nezdinde İncil'e ve Tevrat'a meşruiyet (geçerlilik) kazandırma çalışmasıdır. Son tahlilde bunu da misyonerlik faaliyetleri çerçevesinde değerlendirebiliriz.

            O zaman bu gayretkeşlik nasıl sıfatlandırılabilinir? Bunun sıfatlandırmasını İslam tarihinden yapabiliriz; 21. yüzyılın Mervanlarıdır bunlar! Ve o günkü Mervan'dan da daha cüretkardırlar. Çünkü o günkü Mervan'ın arkasında kapağını atacağı, sırtını dayayacağı bir Sam Amcası yoktu. Ama bunların var! Çağlar değişti, dünya değişti, Mervanlar da değişti... O gün Hazreti Hüseyin'i Kerbela Çölü'ne sürükleyen Mervan gibi bugünkü Mervanlar da Türk Milleti'ni yıkılışa, çözülmeye, yok oluşa sürüklemektedirler.

           Herkesin sahibi var da, dayanacağı var da bir tek bu milletin bir sahibi yokmuş gibi görünüyor. Halbuki bu milletin bütün değerleri eksiksiz bir şekilde kendi içinde temayuz etmiştir. Sahibi de O'nu var eden ve dünyaya düzen versin diye gönderen Allahıdır...Aklıma bu arada ister istemez bir Kazak Türk Atasözü geliyor:

           "İtin sahibi varsa *Gökbörü'nün Tanrısı var".

           Ulu Önder Atatürk'ün bizi özgüvenin doruklarında yaşatan milli şairimiz Mehmet Emin Yurdakul'a da atıfta bulunduğu şu sözlerince bu Mervanlara karşı duruşumuzu belirlemek zorundayız; "Milli varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı bir Türk şairin dediği gibi, "Türküm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi" diyelim. Düşmanlarımıza bu gerçeği ifade ettiğimiz gün, kanaatimize, idealimize, geleceğimize yan bakan her ferdi düşman kabul ettiğimiz gün, milli bütünlüğe uzanacak her eli şiddetle kırdığımız, milletin önüne dikilecek her engeli derhal devirdiğimiz gün, gerçek kurtuluşumuza ulaşacağız. Ve sizler gibi aydın, azimli, imanlı gençler sayesinde bu kurtuluşa ulaşacağımıza emin olabiliriz."

 

            Bugün Asil Türk Milleti Kerbela Çölü'nde bir yudum su arayan Hazreti Hüseyin gibi; yana yakıla özgürlüğünü, bağımsızlığını aramaktadır... Kaybettiklerini bulabilmesi için de her şeyden önce "özgüveni"ni -tam anlamıyla- kuşanması gerekmektedir. 

            *Gökbörü: Gök yeleli bozkurt



09.01.2008 tarihinde baky baky <bak...@yahoo.com> yazmış:
Hayriye Özgüvenir
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages