143.5 santimetre
Çok tuhaf
bir şey öğrendim.
Tren raylarıyla ilgili.
Evet, bildiğiniz
tren rayları...
Meğer trenlerin üzerinde hareket ettiği o rayların
birbirine uzaklığı, dünyanın her yerinde aynıymış: 4 fit ve 8.5 inç.
Yani hep ve daima 143.5 santim.
Burada bir duralım.
Size
tuhaf gelmiyor mu?
Bana geliyor da.
Neden yuvarlak bir sayı değil
de, 143.5 santim.
Niye 150 değil mesela.
Kimin ne zoru varmış ki,
iki ray arası 143.5 santim olmuş.
Nerede böyle lüzumsuz soru var, benim
kafamı meşgul ediyor.
Ve mantıklı bir yanıtı varsa da, öğrendiklerim beni
baştan çıkarıyor.
***
İşte bu yazı, baştan çıkmış bir kadının
yazısıdır!
Çünkü Coelho'nun son kitabı Záhir'de bu sorunun
cevabını öğrendim.
Efendim, insanlar ilk tren vagonlarını yaptıklarında,
at arabalarını yaparken kullandıkları aletlerin aynısını kullanıyorlarmış. O
yüzden vagonların tekerleklerinin arası, tıpkı at arabalarındaki gibi 143.5
santim olmuş.
Peki at arabalarında neden öyleymiş?
Çünkü
arabaların geçtiği eski yolların genişliği bu
kadarmış.
Neden?
Çünkü o eski güzel insanların savaş arabaları,
iki atla çekiliyormuş.
Eeeee?
Atlar yan yana durduğunda,
genişlikleri 143.5 santim oluyormuş.
Yani bugün gördüğünüz bütün
trenlerin -en en son teknoloji ürünü hızlı trenler dahil- üzerinde ilerlediği
rayların arasındaki uzaklık, Romalılar tarafından belirlenmiş.
Çok
acayip değil mi?
Bitmediiiiiii.
Amerika kıtası
keşfedildiğinde ve tren yolları inşa etmeye başladığında, bu sihirli 143.5
santimlik genişlik korunmuş.
Neden?
Öyle işte.
İnsanlar
bir takım şeyleri muhafaza etmeyi seviyorlar.
Bu durum, uzay mekiklerinin
yapımını bile etkilemiş.
Şöyle ki Amerikalı mühendisler, yakıt
tanklarının daha geniş olması gerektiğini düşünmüşler fakat yakıt tankları
Utah'da imal ediliyor ve Florida'daki uzay merkezine trenle
nakledilmeleri gerekiyormuş.
Yolda da tüneller
varmış.
Bildiniiiiiiz...
Yakıt tankları daha geniş olursa,
tünellerden geçemiyormuş, o zaman da ulaşım gerçekleşemiyormuş.
Madem
öyle, işte böyle demişler, Romalıların ideal olduğuna karar verdikleri bu
ölçüyü onlar da kabul etmişler.
Şimdi yeryüzündeki bütün tren raylarının
arası 143.5 santimetre.
Nereden nereye değil mi?
***
Daha
da acayibi...
Coelho'nun roman kahramanı, tren raylarıyla evlilik
arasında bir ilişki kuruyor, gelin birlikte okuyalım:
"Şimdi ne alakası
var bütün bunların evlilikle demeyin, var. Tarihte bir noktada birisi dönüyor ve
diyor ki: İki insan evlendiğinde hayatlarının geri kalanı boyunca, donmuş gibi
bir arada kalmalılar.' Aynı iki ray gibi yan yana uzayıp gideceksin, daima
aranda aynı uzaklığı bırakarak. Zaman zaman biriniz daha uzağa gitmeyi ya da
biraz yakınlaşmayı istese bile, bu kurallara aykırı. Kurallar diyor ki,
'Mantıklı ol, geleceğini düşün, çocuklarını düşün. Değişemezsin, hareket
noktasından varacağın yere kadar, birbirileriyle aralarında aynı uzaklığı
koruyan iki tren rayı gibi olmak zorundasın... Çocukların da sizin öyle
kalmanızdan mutlu olacaktırlar: 143. 5 santimetre uzaklıkta... Komşularını
düşün. Onlara mutlu olduğunu göster, pazar günleri kızarmış biftek ye,
televizyon seyret. Toplumu düşün...Etrafına asla bakma, bu boşanmak, kriz ve
depresyon demektir... Üstelik biri seni izliyor olabilir, bu onu da
ayartabilir... Bütün fotoğraflarda gülümse, fotoğrafları salonu koy, böylece
herkes onları görebilir... Bir sporla uğraş, uzun süre hareketsiz kalacağın için
mutlaka spor yapmalısın... Unutma, bu kurallar çok yıllar önce ortaya çıktı,
onlara saygı göstermek gerekiyor. Bu kuralları kim koydu? Bu önemli değil.
Onları sorgulamayın, çünkü insanlar daima bu kuralları uygulayacaklar, hatta siz
istemesiniz bile..."
***
Acı değil mi?
İnsanın içine
oturuyor değil mi?
Katılırsınız katılmazsınız, bu tür konularda genelleme
yapmak salakça dersiniz demezseniz, bence doğruluk payı var.
Bazen bana
"Nasıl olur da kocana hálá sevgili muamelesi yapabiliyorsun?" diye
soruyorlar. Hani "Numara mı, gerçekten böyle mi hissediyorsun?" sorusu.
Gerçekten böyle hissediyorum.
Pek çok sebebi olabilir ama bence
şunun çok etkisi var:
Biz her şeyden, herkesten uzaktayız.
Ben
bunun bir ilişkiye çok iyi geldiğini düşünüyorum.
Birbirine
kenetleniyorsun.
Yabancı bir yerde, bambaşka bir gündemle bir başına
oluyorsun.
Bu da seni bir dolu tehlikeden koruyor.
O kermekeşin
içinde yer almıyorsun.
Ama tabii hayat boyu yurt dışında yaşayacak
halimiz yok.
Bir gün Türkiye'ye dönersek, ilişkimize ne olur bilmiyorum.
Bildiğim şu:
Kimseyle -özellikle de sevdiğim erkekle- arasında 143.5
santim mesafe olan ve sonsuza kadar uzanan tren raylarına dönüşmek istemem.
Ayşe ARMAN