Selamlar, bir süredir süreci dışarıdan takip ediyorum, "kardeşiniz" veyahut "meyhane arkadaşınız" olarak değil, genç bir gazete çalışanı olarak bu gibi süreçlerin doğrudan içerisinde bulunmak istemiyorum. İnsanlarla "örgütlenebilme" pazarlığı yapmak örgütlenmenin ve bence gazetecilik etiğinin kendisine aykırı bir durum. Bu sebepten doğrudan bu tarz durumların ortasında bulunmak, tartışmak, tartışmak ve koltuklara yapışmış insanların "tekellerini" savunmalarını dinlemek, ağız kokularına tahammül etmek benim motivasyonumu ve mesleğe verebileceğim enerjiyi doğrudan düşüren bir durum.Süreci Gelecek Gazetesi' nden doğru takip eden ben, (tabi bu gazetenin değil benim kişisel görüşlerimdir) metni gayet yerinde ve ihtiyaç buluyorum. Ne zaman ki değerli meslektaşlarım araç ve amaç arasındaki farkı ayırabildiklerini gösterirler, o vakit derneğin her türlü etkinliğinde, çalışmasında doğrudan rol almaya, çalışmaya hazırım.Hepimize kolay gelsin, hoşçakalın :)
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "ÇGD İSTANBUL" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için cgdistanbul...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.
Gülşah'a katılıyorum.
Merhaba,
Öncelikle emeğinize sağlık, düşüncelerim ise şöyle:
Başlıkta, “ÇGD’de örgütlenme hakkımız engellendi” dememiz daha doğru olur bence. Metnin de yorumdan ziyade yaşadığımız süreci anlatan, bilgi veren bir niteliği olması gerek.
Bu haliyle kamuoyuyla paylaşsak genel merkezden yapılacak açıklamayı tahmin etmek zor değil: “ÇGD Uğur Mumcuların vb. başkanlığını yaptığı 35 yıllık bir örgüt, ilkeleri var. Bu metni kaleme alan kişiler, bu ilkeleri çiğnediler, ÇGD ile kurumsal ilişkisi bile olmayan bu insanlar bizim İstanbul’da şubemizin kapalı olması nedeniyle fırsatçılık yapıp ÇGD İstanbul adıyla eylem yapacaklarını duyurdular, biz bunu basından öğrendik, bu kabul edilemez” vb.
Halbuki biliyorsunuz, biz Yürüyüş dergisi ziyaretini iki günde hızlı bir şekilde organize ettik ve ÇGD İstanbul ismini kullanıp kullanamayacağımızı ÇGD İstanbul’un halen resmi başkanı olan Hakan Gülseven’e sorduk. Kendisi bu isimle açıklama yapmamızın sakıncasının olmadığını söyledi. Ayrıca kurumsal ilişkimiz olması, yani üyelik için aylar öncesinden dilekçelerimizi vermiştik. İşleme koymamışlar. Genel merkez tepki gösterince de "gazeteciler" olarak yaptık açıklamayı zaten. KCK Basın eylemini de. İşte bu yüzden, bu deklarasyonu yaptığımızda alacağımız cevabı da öngörerek daha bilgiye dayalı bir metne ihtiyacımız var.
“Şubemiz” olacaktı ama olamadı, o yüzden şubemiz demeyelim bence. Neden üye yapılmadığımızı anlamadık meselesine gelince… Zaten bir dilekçe yazıp bunu sorduk (ya da soracağız yakın zamanda) ve son toplantıda yanlış hatırlamıyorsam dilekçenin cevabını bekleyelim diye konuşmuştuk (yanılıyorsam düzeltin). Dolayısıyla cevap gelirse eğer ona göre yeniden düzenleriz metni, gelmezse de sorduk, cevap vermediler deriz.
Gülşah, sana şu noktada katılmıyorum ben. ÇGD 35 yıllık bir gazeteci örgütü. Tüzüğü belli üyelik şartları belli. Dolayısıyla ortada yasal bir engel yoksa, tüzüğe, üyelik şartlarına aykırı bir durum yoksa, bu ülkede gazetecilik yapan herkesin, hatta yine tüzüğe göre yalnız gazetecilerin değil, tüm basın emekçilerinin bu örgütte örgütlenmek hakkıdır. Kişilerin keyiflerine, inisiyatiflerine bağlı bir durum olamaz bu. O zaman Cemiyet gibi, bilmem kaç yıl deneme süresi, bilmem kaç referans gibi şartlar koysalardı üyelik için. Ama genel merkez kendi tüzüğünü çiğneyerek keyfi şekilde bizim ÇGD’de örgütlenme hakkımızı engelledi. Kaç kere gelin konuşalım, ne sorun varsa çözelim dedik, onu bile kabul etmediler. Bize karşı hakarete kadar varan bir üslup kullandılar. Yalnızca bizim de değil Diyarbakır’daki gazetecilerin de şubeleşme talebini geri çevirdiler.
Bunu deşifre etmek neye yarar? Gazetecilerin örgütlülüğünün önüne set çeken bu örgüt yöneticilerinin, yöneticileri de geçtim bu zihniyetin deşifre olmasına yarar. Bu da bu zihniyetin değişmesine, örgütlerin bu zihniyetten kurtularak güçlenmesine, dolayısıyla gazetecilerin örgütlülüğü için verdiğimiz mücadeleye ufak da olsa bi katkı sağlar diye düşünüyorum.
Ama bizi gazeteciden saymadılar tespitinin doğru olduğuna emin değilim ben. Kanımca, bizi üye yapmak ve şubeyi feshetmek istemelerinin başka nedenleri var (bu örgütlenmenin kendi kontrollerinden çıkacağı, ÇGD'yi ele geçireceği, rahatlarının bozulacağı endişesi filan gibi). O yüzden bence bu konuya hiç değinmesek daha iyi, onlar açıklasın nedenini, biz tahminde bulunmayalım derim ben.
Son olarak ben deşifre etmemiz gerektiğini düşünüyorum (tartışmaya devam edelim isterseniz) ama, bence de ÇGD’de ısrarcı olmanın ve metinde de ısrarcıyız demenin çok anlamı yok. O yüzden “kimse bunu engelleyemez” gibi ifadeler kullanmasak sanki daha iyi olur.
Sevgiler