İMC TV'de işten çıkartılan sendika üyeleri, iş bıraktı. Çalışanlar yayınladıkları açıklamada, "Arkadaşlarımızın ve bizlerin asıl kaybı, işsiz kalmak bir yana, inandığımız ve inandırıldığımız değerlere sahip olunamaması" dedi.
Etkin Haber Ajansı / 25 Şubat 2013 Pazartesi, 16:21
İSTANBUL- IMC TV'de işten çıkartılanların sayısı 12'e ulaştı.
Daha önce 4 çalışanın işten çıkartılmasının ardından son olarak Türkiye Gazeteciler Sendikası üyesi 8 çalışan daha işten çıkartıldı. Bunun üzerine çalışanlar iş bıraktı.
İşten çıkartılan çalışanlar ile yönetim arasındaki görüşme sürüyor.
Normal yayınını sürdüremeyen kanalda, daha önce yayınlanan programların tekrarları yayına veriliyor.
IMC TV çalışanları tarafından yapılan yazılı açıklamada, televizyon kanalında yaşanan gelişmeler anlatıldı.
IMC çalışanlarının açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Yayın
çizgisiyle, kurulduğu ve yayın hayatına başladığı ilk andan itibaren
farklı bir yerde durdu İMC. Ona bağlanan umutlar, sahiciydi. Zira, 1
Mayıs günü yayın hayatına başlaması tesadüf değil. Ancak geldiğimiz
noktada, bizi hayal kırıklığına uğratan olumsuzluklarla karşı
karşıyayız. İMC'nin misyonuyla taban tabana zıt bir davranış, şahit
olduğumuz. Sorun yönetiliş biçimimizle ilgili hoşnutsuzluğumuzdu.
Sorunlarımıza yaklaşım biçimi, çoğu zaman çözüm odaklı olamadı. Sağlıklı
ve saygılı bir iletişim kurulamadı. Mesleki yeterliliği ya da
yetersizliğine bakılmaksızın, kolayca işten atılabilen arkadaşlarımız
oldu. Bunların yanında taleplerimiz, düzelmesini istediğimiz
koşullarımız vardı. Örgütlü olmaya, birlikte hareket etmeye karar
verdik. İlk seçenek sendikalı olmaktı. Zira, İMC TV gibi bir yerde,
sendikalı olmak bir başkaldırı değil, bir hak olmalıydı. Ama olamadı."
Sendika girişiminin yöneticiler tarafından önce olumlu karşılandığını ancak daha sonra "biraz bekleyin" denildiğini belirten İMC çalışanları, "Beklemedik. Çünkü, belki herkes olmasa bile bu hareketi başlatan arkadaşlarımızın birer birer işten atılacağı kanaatine sahiptik. Güvenemedik. Ve sendikaya üye olma işlemlerini hızlandırdık. Amacımız herşeye rağmen sendikayı arkamıza alıp, pazarlık masasına oturmak, sendika temsilcilerini yönetimin karşısına çıkarmak değildi. Üstelik; 'Sendikalı olmak, İMC'nin anayasasına ters, örgüt istemiyoruz' dediler. 'Sendika ağaları bu kapıdan diremez' tavrını takındılar. Üstelik bizim 'emek dünyası' diye bir programımız, hemen her gün sendikal mücadeleye desteğimizi gösterdiğimiz haberlerimiz varken ve emek dünyasından konuklarımız kendilerine ses ve yer bulurken... Ve hatta kendi aramızda temsilcilerimizin olmasını dahi kabul etmediler" diye belirtti.
İlk önce iki arkadaşlarının işten çıkartıldığını ve kendilerine
tatmin edici hiçbir açıklama yapılmadığını kaydeden IMC çalışanları,
şunları söyledi:
"Başka iki arkadaşımız arasında yaşanan bir tartışma
ve sarfedilen sözler ise, o insanlar arasında çözülebilecek bir
sorunken büyük bir krize dönüştü. Nihayetinde iki arkadaşımız daha işten
atıldı. Bu olay sonrası Eyüp Bey'in istifasını isteyen, yönetim
anlayışı ve biçiminin değişmesi gerektiğini seslendiren arkadaşlarımız
oldu. Yönetim bunu bir restleşme olarak algılamayı seçerek, 8 kişinin
daha işten çıkarılmasına karar verdi. Bu noktada İMC TV yöneticilerine
düşen görev, biraz çuvaldızı kendisine batırmak, özeleştiri yapmak,
süreci bu noktaya getiren yaşanmışlıkları gözden geçirmek, sorunu çözme
iradesi göstermekti. Hiç yanaşılmadı. Eyüp Bey, bu kanalın temizlenmesi
gerektiğine inanıyordu, işten çıkarılan arkadaşlarımızın bir zehir
olduğunu açıkça dillendiriyordu. Kanal yönetimiyle yaşanan
olumsuzluklar, biriken kırgınlık ve kızgınlıklar, İMC TV'yi hak etmediği
bir sona hazırlıyor. Hazırlarken, burayı var eden değerler aşınıyor.
Bir yapıyı ayakta tutan ilkeler çatırdamaya başlıyor. Arkadaşlarımızın
ve bizlerin asıl kaybı, işsiz kalmak bir yana, inandığımız ve
inandırıldığımız değerlere sahip olunamaması. Biz bu nedenle sizden
destek istiyoruz. Herşeye rağmen yıkıcı değil yapıcı olunabilmesi için
yöneticilerimizden de hassasiyet bekliyoruz. İMC herhangi bir işyeri
değildir. Siz de buna inanıyor ve gerçekten öyle olmasını diliyorsanız,
sizi ses vermeye çağırıyoruz. Her ne yaşanırsa yaşansın, 'emek kazansın'
diyoruz."