İlet: KAYSERİ HİKAYESİ

4 views
Skip to first unread message

Sukran Erkahraman

unread,
Mar 17, 2010, 7:55:42 AM3/17/10
to cele...@googlegroups.com


Siz ne yapardınız????

Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yaşanmıştır.
Olay Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde
bırakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiğiniz otomobilde direksiyonda
kimse yoksa ne yapardınız?
  Kendisi Bünyan'li olmayan, politikayla uğraşmis ve halen Kayseri'de
yaşayan işadamı, Bünyan sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde,
bir benzin istasyonuna girer. Lokantaya oturur ve orada kalabalık
toplulukla birlikte bir ufak rakı içer. Yürüyüş mesafesindeki Bünyan'a
gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlik hem de
korkunç bir kar-tipi fırtınası baslamıştır.
Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs yolu
kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip Bünyan'a ulasma derdindedir.
Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir kaç adım ötesini bile görememektedir.
Gelip geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet
gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farıni fark eder.
Arabanin, tam önünde yavaslamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve
arabaya biner. Kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder. İçeridekilere
merhaba demek ister.
Ama o da ne? Araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok.
Birden paniğe kapılır. Korkuyla, hemen arabadan atlayıp oradan kosarak
uzaklasmak ister ama hem araba hızlanmış, hem de korku ile dizleri
baglanmış, hareket edemez hale gelmiştir. Araba keskin bir viraja dogru
yaklaşır. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayı
durdurması için Allaha yalvarır.
Tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak, sert
virajdan arabanın dogru yola dönmesini sağlar. Her tehlikeli dönemece
yaklaştıkça, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de
bir el dişarıdan uzanır direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. "Ya Allah
koru beni..." deyip kapıyı açmasıyla birlikte, kendisini arabadan
dişarı fırlatır. Bir kaç takla attıktan sonra, şarampolde kendisine
gelir. Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek
ulaşırr ve bir kahvehaneye girer. Üstübaşı ıslak ve şok haldedir.
Kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına alırlar. Eline bir çay
verirler. Bir müddet sonra kendisine gelir. sesi tireyerek, başına
gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler inanmak
istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk
taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir
sessizlik olusur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki
kişi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada,
gelenlerden birisi, diğerine şunları söyler :

- Baksana, şu sobanin başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda
kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip-inen kişi değil mi?
______________

Aşk gelicek cümle eksikler biter ; bitmez ise ko ki kalsın nolusar... Yunus
Emre.


--
Hayat bir gün bitecekse, bugün bitmiş gibi davranmak niye?
Yola bir kez çıkılmışsa, zorluklar karşısında yılmak, yoldan geri dönmek
niye?
Hayat bize birçok gol atmışsa, maç bitmiş gibi davranmak niye?
Maç bizim için bitmemişse, oynayalım oyunumuzu,
Atalım gollerimizi hayata, işimiz daha bitmedi diye...

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages