Six Feet Under
Cenaze levazımatçısı ailenin yaşadıklarını anlatan bir dizi, yani ölüm üzerine düşünüyor, düşündürtüyor.
Ölüm gibi üzerine düşünüldüğünde ürküten,
korkutan hatta akıl kaybettiren bir şey ile karşı karşıya bırakan ama
ürkütmeyen, korkutmayan hatta akıl kaybettirmeyen; aksine ölüm üzerine düşünerek
kendini var hissettiren bir dizi.
Evet, evet ölümü düşünerek kendini insan
hissediyorsun.
Final bölümünü izledikten sonra ağlamayan bir Allahın
kulu varsa hayata dair korkularını çok büyütmüş ya da hayatı hiç ciddiye almamış
demektir.
Hemen hemen bütün bölümlerinde bedenime, ruhuma ve
yaşantı biçimime aykırı gelen birçok şey vardı, belki de ölüm gibi bir temanın
üzerine düşünürken aykırılığı kışkırtıcılık niyetine kullandılar. Merakımı
çimdikleyip benim gibi olmayan hayatları onlardan habersiz gözleme (hatta
dikizleme) şansını vererek beraberinde ölümü sorgulattılar.
İnsanların sevdikleriyle birlikte olmak adına
hangi yaşam olasılıklarını teptiğini ya da onlardan fersah fersah kaçmak için
pireyi deve yaptıklarını o kadar güzel gözüne sokuyor ki dizi, sormayın gitsin.
Cinsellik üzerine o kadar çok şeyi sorguluyor ki
bazen bu sorgulama yöntemlerine karşı bakışıma ve duruşuma şaşırdım. Daha
doğrusu cinsel ıssızlığımızdan kaçarken tutulduğumuz, hapsolduğumuz bedenlere
duymadığımız saygıyı gördüm. Bu dizinin cinsellik ile ilgili bütün
sorgulamalarına şaşırdığıma şaşırıyor ya da bazen tam tersi olarak şaşırmadığıma
şaşırıyorum.
Ezcümle: güzeldi, hoştu ve beni bir adım öteye
götürdü diyebilirim. İnsan bir sanat eserinden başka ne bekleyebilir ki?
Bir kaç yıl sonra eğer fırsat bulabilirsem ( ki bu
fırsatı bulmak istiyorum ) bir daha seyretmek istiyorum. Kısa bir süre önce
ablamı kaybettiğim için daha bir sarılarak seyrettim diziyi. Bir kaç yıl sonra
bende uyandıracağı duygular farklı olabilir.
Hadi bir fırsatını bulun, buluşturun da seyredin
hatta hatta seyrettiriniz.
Nevzat TEKİN