TÜRK’ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -10- / Özkan BOSTANCI
Yazımıza yine Atatürk'ün sözüyle
başlayarak kaldığımız yerden, yaptığı zulümle öğünen YANYALI bir
yerli Rum'un mektubundan kısaltılmış alıntılarla ve
bir Yunan kumandanın mektubundan alıntılar ile devam ediyoruz…
- "Millî hayatımızda yediden
yetmişe hepimizin bilmesi gereken zafer günlerimiz olmakla beraber, ACISINI
DÜNYA DURDUKÇA İÇİMİZDEN ATAMIYACAĞIMIZ MİLLÎ FELAKET GÜNLERİMİZ DE VARDIR...
1877 Rus Harbi sonu büyük muhaceretleri! ..
TÜRK'ÜN AVRUPA'DAN ÂDETA KÖKÜNÜN KAZINMASI İSTEĞİYLE HORTLAYAN HAÇLI
ZİHNİYETİNİN GİRİŞTİĞİ TOPLU KATLİAMLAR!..
1912 Balkan Savaşı ve TÜRKLER'e reva görülen zulüm ve İŞKENCELER!..
Tarihin bu acı mirasları her TÜRK'ün kalbinde unutulmamak üzere dünya durdukça
muhafaza edilmelidir.
Milletimizin kalbinde HİSS-İ İNTİKAM olmalı!..
Bu alelâde bir intikam değil; hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların
mazarratlarını izaleye matuf bir intikamdır"
(16.3.1923) Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
- "Miralay beni çağırdı.
Esirleri türlü türlü uydurma bahanelerle ecnebilere sezdirmeksizin mahvettiğimi bildiği için bana iltifat etti!
Buradaki 3.000 esir (asker) ve 120 genç subayın yok
edilmesi için zekâma, dirayetime müracaat etti!"
- "Bütün Türk esirlerini kurmay subayları ile beraber yanımızdaki
kışlaların üst kısmına balık istifi denecek bir halde birbiri üstüne yığdım!..
Zemin katında zaten patlayıcı madde ile 30 barut fıçısı ve bir miktar top cephanesi vardı.
Muhafazalarına memur olan Yunan neferlerinin yerine, TESELYA Müslümanlarından 10 kişi seçtim.
Gece herkes yatsı namazında iken, verdiğim işaret üzerine zemin ve sema alevler içinde kaldı.
Müthiş bir tarraka koptu!
Etrafa baş, kol, bacak, gövde tufanları, kan serpintileri yağıyordu!..
İmamlar bile namaz ve ibadeti unutarak can havliyle dışarı fırladı!..
Bu izdiham arasında süngülerimiz güzel iş gördü."
- "Hemen bir şayia çıkardık!..
Türkler'in katliam ettiklerini, Yunan askerlerine ansızın hücum ettiklerini yaydık!..
Muhabirler korkudan dışarı çıkamaz oldular. 4-5 saat
bu güzel fırsattan istifade ederek toplu bir halde bulunan Türkler'in üzerine
aslan gibi atıldık!"
- "Kendilerini kurtarabilenler büyücek bir camiye sığınarak kapıları
kapamış, mandallarını sürmüşlerdi.
Caminin dört tarafına gazyağı dökerek ateşledik.
Kapıdan çıkanlar derhal süngüleniyordu!"
- "Gece, her taraf karanlık!..
Bu kırmızı alevler içinde siyah bir başın fırıldak gibi nasıl döndüğünü, kadınların saçlarından tutuşunca pervane gibi nasıl dansettiklerini görmeli!..
Hele Türkler'in vücudu tutuştuktan sonra çıtırtılardan daha müthiş sedalar çıkartıyor.
Büsbütün zevk verici bir zafer musikisi teşkil
ediyor!"
21 Aralık 1912
- "Şimdi bütün kızgınlığım, bütün düşmanlığım TÜRK KADINLARI'na intikal
ediyor!..
SELÂNİK'te bulunduğum esnada ipekli çarşafların ılık ve kokulu süsleri içinde kızaran, terleyen bu gönül alıcı ruhlar, benden o kadar irkilir, o kadar kaçarlardı ki, irademin o siyah kirpiklerin altındaki iri gözlere mağlup olduğunu hissederdim.
Fakat mutaassıp hainler, kat'iyyen benim aşkıma ehemmiyet vermezlerdi!..
peçelerini örtüp vakur bir edê ile çıkar
giderlerdi."
- "(Şimdi ise) Dr. İSTEFANO ile beraber müslüman evlerinde kadınların
muayene bahanesi ile çarşaflarını, peçelerini yırtarak güzel gençlerin göğsünü,
memelerini muayene için anadan doğma çırılçıplak soyardık.
(Ancak) onları soyuncaya kadar (üzerlerinde) 5-6 değnek kırmalı!
Hele bazıları, 'Öldürün beni! ALLAH'ın, Peygamber'in huzuruna bâkire olarak çıkarak sizi şikâyet edeceğim!' diye bizi tehdit ediyorlar!
Kahkahalarla gülüyoruz!" (aynı eser)
BİR YUNAN KUMANDANIN MEKTUBU :
- "Günahkâr teğmen!
Kimbilir, benden ne kadar uzun alkışlar ümit
ediyordun!"
- "(Halbuki) Yunan milletini hatırına getirmeyerek, beceriksizce bir
nezaket eseri göstermek için hedefi, gayeyi unuttun!"
- "Türkler'in cenazelerinden, kemiklerinden, kanlarından doğacak BİZANS
ihtişam ve idaresini bırakıp, sadece bir Türk kadının yalancı alkışlarına
aldandın!"
- "Senin böyle sersem olduğunu bilseydim, emin ol Konstantin, İSTANBUL'dan
geldiğin zaman seni yedek subay olmaktan menederdim!"
- "Yalnız TÜRK MİLLETİ'nin değil;
TÜRK sözünün de tarihten, lugattan, coğrafyadan silinmesi için her fırsattan istifade edeceğine; yeminine nasıl ihanet ettin!..
Düşündükçe çıldıracağım geliyor!.."
- "700 er, 25 subay, 60 kadın, 30 çocuk...
Bunlar ele geçmez bir esir kafilesidir!..
Sen deli misin be yavrum, kızarmadan 'bunları SELÂNİK'e gönderdiği'ni nasıl yazabiliyorsun?..
Size mektepte böyle mi terbiye verdik?"
- "Eğer sen bu kafileyi ovalarda boğazlayarak kanlı, şanlı ellerinle
memleketine avdet etseydin, bütün güzel genç kızlar nazarında bir HERAKLİS
kadar şâyân-ı tebcil olacaktın!"
- "90 esiri, yolda bazı bahanelerle boğazlatmışsın!..
Bunu o kadar parlak cümlelerle yazıyorsun ki, TRUVA muharebesinin kahramanı kadar gururun kabarmış!..
Bunu yapacağına SUBAYLAR'ı, KUMANDANLAR'ı ortadan kaldırsaydın!..
Bir subayın kaç senede meydana geleceğini bilmez değilsin!. (Onun yerine) erlere kabadayılık yapmışsın!..
Biz 90 değil, 9.000 de değil; 90.000'i kasaturadan
geçiriyoruz da, yine âdi bir vak'a halinde naklediyoruz!"
- "Kadınlar meyanında, babaları muharebede telef olmuş bir Türk generali
ile, iki binbaşının kızlarından bahsediyorsun...
Birer birer bekâretlerini izâle etmişsin.
Hele birisi 11 yaşında imiş!..
Bravo!"
- "60 kadının içinden hâmisiz 3 kızla zevk ve sefa edebilmeye muvaffak
olabilmişsin!..
Öbür dilber kadınlarla eğlenmeye erkekler mâni olmuş imiş!..
Hah hah ha!..
Hangi erkekler?..
Onlar hayvan, dostum, hayvan!..
Senin elinde esir Türk subayları!..
Bunlar mı mâni oluyor?.."
- "Ahmak Kosti!..
Tabancan yok muydu?..
Milletin sana Türk kafası patlatmak için verdiği
silahların hiçbiri yanında değil miydi?"
- "Yunanlığın affetmeyeceği bir hata varsa, o da eline geçmiş iken genç
Türk binbaşısını öldürmemekliğindir!..
Bu aile ile aranızda bir tanışıklık varmış!..
Bu derece şefkat TÜRKLER'den başka kimsede
bulunmaz!.."
- "Yalnız paralarını gasbetmekle yetinmişsin.
Kendilerine nezaket göstermişsin.
Türk kızları ayrılırken, 'Mersi, nazik subay' diye teşekkür etmişler!..
O vakit aklın başına gelmiş.
Bunları yarı yolda becermediğine pişman olmuşsun!..
Yunan lugatında menfaatten başka nezaket yoktur!
(Bilmez misin?)"
- "Bak, (anlatayım da gör) ben senin gibi avanaklık yapmış mıyım?..
İki kardeşim BEYOĞLU'ndaki ticarethanemizi satarak Yunan ordusuna gönüllü yazıldıkları zaman, ben onları kendi taburuma yazdırdım.
Bizi MİDİLLİ'ye yolladılar.
Taburumuzun askerlerini, GİRİTLİ çetelerden takviye etmiştim. MİDİLLİ'yi zapteder etmez, oradaki OSMANLI SANCAĞI'nı indirip yaralılara sargı bezi yaptırdım.
İlk işim esirleri ortadan kaldırmak oldu."
- "Sıra ahaliye gelince, evleri basmaya başladım! (Liberal) PRENS
SABAHATTİN partisinden iki (hain) genç, ahaliyi müdafaaya teşvik eden İTTİHAK
VE TERAKKİ âzâlarını birer birer gösteriyordu!
Ekserisine âsi kulpu takarak kurşuna dizdirdim.
İTTİHATÇI domuzlardan birisi kaçarken yine o iki
gencin yardımıyla tevkif ettirmeye muvaffak oldum."
- "Meğer bu (adam), eski kumandanlardan bir doktor binbaşı imiş!
İSTANBUL'a gittiğim zaman buna bizim amcazâdelerin ticarethanelerinde tesadüf
etmiştim.
Hatta bir gün bir çiçek kadar güzel üç kızını da
görmüştüm. En küçüğünün kirpiklerinden bir elektrik yayılıyormuş gibi vücudumun
titrediğini hissettim..."
- "8 ay sonra MİDİLLİ'de bütün ailesine tesadüf ettim.
Doktoru hapishaneye yolladım.
Türk perilerini de himaye bahanesiyle odama yılladım.
Zaten evleri ararken tesadüf ettiğim güzelleri, hep boş bir konağa toplamış idim.
Şehrin bütün diğer kadınlarını, neferlerle Giritli
çetelere bağışladık."
- "Akşam hanımları birer birer çağırdım.
Sözümona soruşturma yapıyordum.
En nihayet sıra küçük hanıma geldi.
Babasını çok sevdiğimi, tahliyesinin elimde olduğunu anlattım.
Zeki kız, (niyetimi) anlamıştı.
Gittikçe rengi soluyordu.
Hissiyatımı açıkça söyledim.
Kabul ederse, kendisi ile evleneceğimi bile teklif ettim.
Ne beis var?
Hristiyan olursa, bana lâyık bir şark perisi idi.
Gözlerinden yağmur gibi yaşlar akmaya başladı."
- "Bir bûse, bir temas diye yalvardım...
'Efendi, beni öldürünüz,' mukabelesinde bulundu.
Gönül rızası ile muvaffak olamayacağımı anladım.
Ertesi günü, bizim doktor YORGİ'ye müracaat ettim.
Bir mayi verdi. İçtikleri suya döktüm.
Az bir müddet sonra üçü de leş gibi serilmiş, uykuya
dalmışlardı."
- "NEZİHE!..
Ne kadar nefis bir ruh!..
Baygın bir kraliçe gibi uyurken dudaklarını öptüm.
Hiç bir şiddet, hiç bir mâni yok!..
Sonra sıra ile öbür kardeşlerine gittim...
Ertesi gün beni görünce başlarını çarşaflarının içine
alarak ağlamaya koyuldular!""
- "Bir gün fazlaca sarhoş idim.
Taarruz ettim.
Hakaret etti!..
O hiddetle hemen hapishaneye giderek doktoru ipe çektim...
Bak, mülâzım doktor ne yazmış:
'Kızım, hayatın değeri yoktur!
En kıymetli şey ismet ve iffettir.
Ben seni bâkire ve mazlum bıraktım, öylece bulmak isterim.' ... (Dönüp) babasının vasiyetini suratına fırlattım.
Saçlarını yolarak kendisini pencereden atmak istedi.
İki er çağırdım ve kendisini bağlattım."
- "Sabahleyin ziyarete gittiğimde taş gibi dönmuş, dudakları sapsarı
olmuştu!..
Cenazesini attırdım!..
Şimdi iki kızkardeşi deli bir halde bulunuyorlar.
Hele birisi hamile!.."
İMZA : MİDİLLİ Merkez Kumandanı ALEKSANDR
(aynı eser, sf.21)
**********************
Burada çok önemli bir hususu dile
getirmek istiyoruz...
Görüyorsunuz, bu zalim komutan bile sevdiği kızla evlenmek için;
"Ne beis
var? Hristiyan olursa..." diyor!
Son on yıldır (1996'dan beri) ülkemizde çok sinsi bir faaliyet sürdürülüyor.
Bir kaç yıl yıl önce, sanırız MARDİN'de, MÜSLÜMAN bir TÜRK KIZI, (Nasıl Müslüman'sa, ve nasıl bir Müslüman bir aileden geliyorsa), Hıristiyan bir erkekle kilisede evlendiriliyor...
Bu törene de bir İMAM (nasıl Müslüman ve nasıl imamsa!) iştirak ediyor...
Ve bu olay boyalı basında
manşet, televole kanallarda baş haber oluyor, defalarca yayınlanıyor!
Sonra bazı Müslüman din adamları (nasıl
Müslüman ve nasıl din adamı iseler), KUR'AN-I KERİM'in "MÜMİN kadınları
MÜMİN erkeklerle evlendiriniz" hükmünü, "buradaki MÜMİN ifadesi,
EHL-İ KİTAP demektir" diye yorumlayarak, kadınlarımızı HIRİSTİYAN VE
YAHUDİLER'le evlenmeye teşvik ediyor!
Nereden teşvik ve finanse edildiği
bilinmez, televizyon kanalları YABANCI DAMAT gibi dizilerde, MÜSLÜMAN bir TÜRK
KIZI'nı, hem de muhafazakâr GAZİANTEP gibi bir ilden bir kızı, HIRİSTİYAN bir
RUM'la evlendiriyorlar!..
Üstelik çoğunluğu esmer olan RUMLAR'ı halka şirin göstermek için, aygın baygın bakışlı, sarışın ve yakışıklı bir herifi bu RUM rolünde oynatıyorlar!..
O da yetmiyor, iyiniyetli TÜRK halkını, bu GAZİANTEPLİ ailenin şahsında RUM oğlanı "sünnet olmuş" göstererek kandırıyorlar!..
Enayi yerine koyuyorlar!
HALİT REFİĞ hep söyler!..
YURTDIŞI'NDA ÖDÜL ALAN SÖZDE "TÜRK" FİLİMLERİNİN istisnasız HEPSİ, TÜRKİYE VE TÜRKLER ALEYHİNEDİR!..
Aynı şekilde ORHAN PAMUK'un
hangisi olduğu belli olmayan kitabına verilen NOBEL ÖDÜLÜ de öyle!..
Bu kadar da değil!..
YURT DIŞINDA ÖDÜL KAZANAN BÜTÜN "TÜRK"LER ASLINDA TÜRK DEĞİLDİR!..
EROVİZYON şampiyonu SEVTAP ERENER, meselâ, YAHUDİ asıllı DÖNME'dir!
Parçası da zaten TÜRKÇE değildi!..
Yani TÜRK olan hiç bir şey BATILILAR tarafından makbul görülmez!..
BATILILAR ancak TÜRK OLMAYAN'a ÖDÜL ve MADALYA verirler!..
Meselâ AMERİKA'da bir YAHUDİ kuruluşunun Başbakan ERDOĞAN'a verdiği CESARET MADALYASI gibi!..
Hangi savaşta cesaret göstermiş ki??..
Orada takdir edilen cesaret, TÜRK MİLLETİ'ni karşısına alarak AVRUPA BİRLİĞİ'ne, A.B.D.'ye ve İSRAİL'e yarayan işler yapma CESARET'idir!..
MÜSLÜMAN AFGANLAR, MÜSLÜMAN IRAKLILAR, MÜSLÜMAN
FİLİSTİNLİLER ve MÜSLÜMAN TÜRKMENLER onbinlerle KIYIM'a uğrarken; SES
ÇIKARMAMA, hatta BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ'NDE İŞBİRLİĞİ YAPMA, EŞBAŞKAN OLMA, ve
AMERİKA'NIN STRATEJİK ORTAĞI OLDUĞUNU İLÂN ETME CESARETİ'dir!
TÜRKLER'e, İSLAM'a ve Hz. MUHAMMED'e
hakaret eden SALMAN RÜŞDİ'ye de bu yüzden şövalyelik ünvanı verdiler!
>>>DEVAM EDECEK
Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
Hiç bir "TÜRK"ün bu dünyadaki görevi sona ermez!..
Sadece ölürken bu vazifeyi bir başka "TÜRK"e devreder.
Bu bir "BAYRAK YARIŞI"dır!..
Sonradan gelen bayrağı daha ileri bir "BURÇ"a dikmekle
yükümlüdür.
Bu bir "ÜLKÜ"dür!..
Her "TÜRK"ün son nefesi göklere ulaşırken;
"TÜRK MİLLETİ'NİN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ"nün bir nişanesi olarak bir başka
"TÜRK"e nefes olur.
"TÜRK" milliyetçileri, ülkemizin ve "TÜRK DÜNYASI"nın
aydınlık ve güzel yarınlarının sigortasıdır.