Eger bir meslek grubu uzun vadeli cikarlarini dusunmeksizin gunu kurtarmaya yonelik davranirsa aciklari artar.Sonunda bunun cezasina katlanmak zorunda kalir.Saglik calisanlari (burada doktor ve eczacilari kastediyorum)ne yazik ki cumhuriyetin kurulusundan itibaren gunu kurtarmaya yonelik calisma prensiplari yuzunden
giderek halkin ve devletin sevgisini kaybetmistir.Bunda devlet politikasinin da buyuk etkisi olmustur. Hukumetler Cumhuriyetin ilk yillarinda memurlarina oldukca yeterli maas verirken sonra
bu politikasindan vazgecmis ve maaslari giderek kisarak memurun sikintiya dusmesine neden olmustur.Bunun sonucundaysa memurlari dolayisiyla devlet kapisi disinda is yeri olmayan doktoru basinin caresini arama yolarina itmistir.Memurlar rusvete yonelirken doktor kendisine verilen hakla bu isi muayenehanede cozmustur. Bu hakki kullanma sirasinda yaptigi duygusal ve vergisel yanlisliklar yuzunden giderek toplumdaki sayginligini yitirmistir.Ozellikle SSK emekli sandigi ve Bagkurun Hukumetlerin yanlis politikalari sonucu iflas etmesi ve tum yukun devletin uzerine cokmesi hukumetlerin masrafi azaltma yollarini aramaya yoneltmis,bunun icin once eczanelerin girtlagina cokulmus onlar tarumar
edildikten sonra sira doktorlara gelmistir.Universiler ve devlet saglik kuruluslarindaki doktorlarin gelecegi gorememesi hukumetleri hakli durumuna getirmis ve simdi doktorlarin saglik harcamalarindaki bedeli ufaltilmaya calisilmaktadir.doktorlarin muayeneden gecmeyen hastayi tedavi etmemesi profosorlerin universite hastanelerinde hizmet vermeyip sadece ozel hastanelerde calismasi sadece fakultelere ders vermek icin gitmesi.iste doktorlarin ipinin cekilmesindeki bir iki nedeni.Yapilacak nedir. Haklarimizi kanuni yoldan aramak.Hayat standartlarinin dusmemesi icin hastadan aciktan para almaya kalkmayip yasal yollardan insanca yasayacak geliri elde edecek yollari aramaktir.Yoksa doktora kizan hastalarin ihbari ve hastanelerde saglik baqkanliginin gorevlendirdigi sivil polislerin yakalamasi sonucu fuhus yapmis kadinlar gibi yuzunu orten doktorlarin medya goruntuleriyle karsilasmamiz mukadderdir.Saygilarimla.
Bu arada sayin basbakana elden gonderdigim bir mektubu da ilisikte sunuyorum.
Sayın Recep Tayip ERDOĞAN
T.C. BAŞBAKANI
TBMM ANKARA
Sayın Başbakanım,
Ben 1948 doğumlu bir hekimim.1972 de mezun oldum ve o zamandan beri kesintisiz mesleğimi icra ediyorum. Şu anda Bursa’da Uludağ Üniversitesinde Tıp Fakültesi Genel Cerrahisinde öğretim üyesiyim.
38 senedir devletin benim
için uygun gördüğü maaşla şikayet etmeksizin yaşıyorum.2015 de emekli olacağım.2 yavrum okullarını bitirdiler ve evli olarak kendilerini idare ediyorlar. Şimdiye kadar, bundan sonraki yaşamımız hakkında bir fikrimiz varken, son zamanda günlerimiz karardı, şu anda büyük bir belirsizlik içindeyiz. Ne yazık ki kendisi de doktor olan sağlık bakanının anlaşılmaz doktor düşmanlığı bizi derin bir depresyona soktu.
Bu konuları size yansıtmamın nedeni, hükümet uygulamalarında son kararın sizde olması ve şu anda birçok kötü etkileri olacağını hissettiğim bir durumu doğru mecrasına sokacak kişinin de siz olacağına inancımdır.
Sayın Başbakanım, sizin için muğlak olabilecek bazı noktaları açıklamak istiyorum. Hekimlik de tüm
meslekler gibi insanların yaşamlarını idame ettirmek için yetiştikleri ve uyguladıkları bir iştir. Sonuçta doktorlar bu mesleği icra ile kazandıkları parayla geçinir, çocuklarını yetiştirir ve emeklilikleri için birikim sağlarlar. Doktorların diğer mesleklerden farkı ve özelliği ise konularının insan olmasıdır. Mesleğin uygulanması sırasındaki yanlışlıklar hastalarda araz bırakabilir, hatta hasta ölebilir. Dolayısıyla doktorun hatasız çalışması gerekir.
2
Hatayı en aza indirecek faktörler, mesleği seçeceklerin akıllı ve becerikli ve ahlaklı olması yanında iyi yetişmesidir. Adayın akıllı olması için meslek şartlarının iyi olması gerekir. Aslında ahlaklı olmak da buna bağlıdır. Meslek seçim tercihinde, öncelikle
mezun olduktan sonra iş bulma olasılığı, mesleğin çalışma şartlarının uygunluğu ve elde edilecek gelir rol oynar. Yani en akıllı ve başarılı çocuklar en iyi şartlara sahip olan mesleği seçerler. Bu, üniversite imtihanlarında senelere göre tercih edilen fakültelerle mesleklerin sağladığı olanaklar karşılaştırılırsa açık olarak görülür. Doktorluğun şartlarının iyi olduğu dönemlerde tıp fakültelerinin istek sırası yükselir. Daha zeki çocuklar tıp fakültelerini tercih eder. İyi yetişmeyse iyi tıp fakülteleri iyi öğretim üyelerinin varlığına bağlıdır.
Mutsuz, bilimsel ve mesleki yönden yeteneksiz öğretim üyelerinin olduğu fakültelerden yetişecek doktorlar ne kadar zeki olurlarsa olsunlar mesleklerinde yeterli olamazlar. Doktorluk bir usta çırak mesleğidir, yalnız okuyarak
öğrenilmez.
Doktorluk son 30 senedir ne yazık ki giderek artan bir oranda itibar yitiriyor. Hem hükümetler hem de halk gözünde doktor, hırslı, paragöz ve hatta hırsız bir meslek gurubu. Bu nedenle, doktorların üzerinde giderek artan bir baskı mevcut.
Bu düşünce tarzı, yani doktorluğu görüş açısı haklı sebeplere mi dayanıyor. Aslında ben çok doğru olduğuna inanmıyorum. Bana göre doktorların bu günkü duruma gelmesi hükümetlerin yanlış uygulamaları nedeniyledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren doktorlara az ücret verilirken, ihtiyaçları için gerekli parayı muayenehanelerden elde etmelerini devlet teşvik etmiştir. Böylece devlet kar etmiş gibi görünüyorken aslında zarar etmektedir. Hastaların doktorlara kendi arzularıyla
verebildikleri para aslında devlet kanalıyla alınsa bundan devlet de karlı çıkacaktır. Ama doktorlara ve devlete ait nedenlerle bu yasal yol daima atlanmış ve vatandaş arzu ettiği sağlık hizmetini almak için parayı doktora muayenehanede vermiştir. İşte bana göre devletin ve vatandaşın doktora kızma nedeni budur.
CHP-MSP iktidarı döneminde kanunlaşan TAMGÜN uygulaması bir dönem doktorların yeterli bir gelir elde etmesini sağlamış ve o dönemde en zeki çocuklar tıp fakültelerini tercih etmiştir. Ama bu yasa,12 eylül paşalarının “benim tümgeneralim sağlık başçavuşundan az maaş alıyor” felsefesiyle ortadan kaldırılmıştır. Bunda, ne yazık ki muayenehanelerde daha çok para kazanmayı düşleyen doktorların da rolü olmuştur.
Ben
yaşamım boyu tam günü savunmuş ve imkanım olmasına rağmen muayenehane açmayı düşünmemiş bir hekimim. Uzun süredir uygulanan döner sermaye sistemiyle rahat bir yaşam sürüyorduk. Bu sistemde, bizden hizmet almak isteyen hastalar yasal yollardan para yatırıyor ve bu sayede bu paradan hem devlet hem üniversite hem de biz gelir elde ediyorduk. Ama ne yazık ki sağlık bakanlığının anlaşılmaz popülist tavrıyla, iyi işleyen sağlıklı bir sistem aniden yok ediliyor. Bu nedenle en fazla zarar görecek olan devlet ve üniversitedir. Vatandaşın istediği sağlık hizmetini elde etmek için gönülden verdiği geliri devlet tepmektedir. Anlaşılır şey değildir.
Neden burada sadece devletin adını saydım. Çünkü doktor bir şekilde geçinmesi için gereken parayı kazanacaktır. Halk arasında kaba ama gerçek bir söylem vardır
”ERKEĞİ AÇ BIRAKIRSAN HIRSIZ, KADINI AÇ BIRAKIRSA FAHİŞE OLUR” Zor durumda kalan doktor bir süre sonra imkanı varsa muayenehane açacak yoksa elden para alacaktır. Sizin de sağlık sorunlarınız var. Bilirsiniz hastalıklı zaman insanın en zayıf zamanıdır. Sağlığını kazanmak için insan imkanı nisbetinde her şeyi gözden çıkarır. Eğer doktor isteksiz davranırsa sağlığını elde etmek için doktora teklifte bulunur. Kurulması istenen sistem bu mudur?
Sizden istirhamım, işleyen bir sistemi pat diye silmeyin. Bu sistemi daha iyi duruma getirin. Doktorlar mutsuz olursa zarara girecek olan yine hastalardır. Lütfen devlet hastanelerinin durumunu araştırtın. Yapılan baskılar nedeniyle oradaki doktorların şevklerinin kırıldığını ve hastalara eski hevesleriyle bakmadıklarını saptayacaksınız. Üniversitedeki döner sermaye
mesai dışı limitlerini de kaldırtırsanız becerikli ve reytingi yüksek öğretim üyeleri de geri döner. Belki bazı doktorlar başbakandan çok para kazanır ama devlet de daha çok gelir elde eder. Bununla fakültelerin ihtiyaçları karşılanır. Elde edilen vergilerle memurların maaşları ödenir.
Benim bir saptamam var.” BATI TOPLUMLARINDA DEVLET VATANDAŞINA GÜVENİR, ONU NAMUSLU OLARAK GÖRÜR ŞEFKATLE YAKLAŞIR. AMMA! KURAL DIŞINA ÇIKAN VATANDAŞINI DA EN ŞİDDETLİ ŞEKİLDE CEZALANDIRIR. BİZDE İSE
3
DEVLET, VATANDAŞINI HIRSIZ, VERGİ KAÇAKÇISI, NAMUSSUZ OLARAK GÖRÜR ONA BU DÜŞÜNCEYLE DAVRANIR, AMA NAMUSSUZLARA DA FAZLA BİRŞEY YAPMAZ”
Sayın Başbakanım, lütfen, ülkemde yerleşmiş bu gerçeklerin tersine, namusuyla meslek icra eden doktorları hırpalamayın. İyi şartları sağladıktan sonra kural dışı davrananlara da hak ettiği cezayı verecek uygulamaları yapın. Unutmayın ki, bir gün, bu şartlar nedeniyle iyi yetişmemiş ve mutsuz doktorlara siz de rastlayabilirsiniz. Namuslu doktorlara zulüm eden bir iktidar olarak tarihe geçmeyin. Ben 63 yaşında bir öğretim üyesi olarak çok huzursuzum ve geleceğe çok karamsar olarak bakıyorum. Bu problemi çözerseniz size, benimle aynı durumda olan tüm öğretim üyeleri gibi çok minnettar kalacağım. Allah size sağlıklı, mutlu ve uzun bir yaşam nasip etsin.
ılığı