Dünya emtia ve metal fiyatlarında yaşanan sert yükselişler artık “piyasa dalgalanması” olarak açıklanamayacak bir safhaya geldi. Altın, gümüş, bakır ve platin gibi temel emtialar eş zamanlı biçimde değer kazanırken, dünya iktisadı büyümekte zorlanmakta; ticaret hacimleri daralmakta ve mali tehlikeler artmaktadır. Bu manzara bize açık bir gerçeği göstermektedir: Emtia fiyatları yükselmiyor, piyasaların güveni çöküyor.
Bugün değerli maden piyasalarında yaşanan yükseliş, sanayi üretimindeki canlılığın değil; piyasaların geleceğe duyduğu güvensizliğin fiyatlanmasıdır. Bu güvensizliğin merkezinde, giderek daha öngörülemez hale gelen küresel siyaset ve özellikle ABD bulunmaktadır.
Altın dünya merkez bankalarına karşı sessiz bir referandumdur.
Altın fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca enflasyon endişesiyle açıklanamaz. Altın bugün, dünya para sistemine karşı verilmiş sessiz ama toplu bir güvensizlik oyudur. ABD Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankaları salgın sonrası tarihin en katı parasal genişlemesini gerçekleştirmiş, ardından faiz artışlarıyla bu genişlemeyi geri toplamaya çalışmıştır. Ancak piyasalar şunu açık şekilde görmüştür: Para basmak kolay, güven tesis etmek zordur.
Bu güvensizliğin siyasi tarafı da göz ardı edilemez. Donald Trump ile kendini gösteren yeni ABD siyaseti; ticaret savaşları, yaptırım tehditleri ve ani politika değişiklikleriyle yeni dünya düzeninin tahmin edilebilirliğini ciddi şekilde aşındırmıştır. Bugün altın yükseliyorsa, bu ABD’nin artık “istikrar sağlayıcı” değil, belirsizlik üreten bir güç olarak algılanmasının sonucudur.
Gümüş, platin ve oynaklık gerçeği
Gümüş ve platin gibi kıymetli metaller, dünyadaki belirsizliğin daha oynak yüzünü temsil etmektedir. Gümüş; güvenli liman ile sanayi metali kimliği arasında gidip gelirken, dedikodulara son derece açık hale gelmiştir. Platin ise arzının büyük ölçüde Güney Afrika ve Rusya gibi tehlikelerin yüksek olduğu ülkelere bağlı olması sebebiyle fiyatlanmaktadır. Bu metallerdeki yükseliş, piyasalardaki gerginlik seviyesinin kalıcı hale geldiğini göstermektedir.
Bakır: Yeşil dönüşümün zorunlu bedeli
Bakır fiyatlarındaki artış çoğu zaman “kontrolsüz” olarak nitelense de gerçekte bu artış kaçınılmazdır. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji altyapısı, veri merkezleri ve savunma sanayii yatırımları bakırı stratejik bir girdi haline getirmiştir. Talep hızla artarken, yeni maden yatırımları çevresel baskılar ve finansman sorunları nedeniyle gecikmektedir. ABD–Çin rekabeti sertleştikçe bakır yalnızca bir sanayi girdisi değil, küresel güç mücadelesinin dolaylı bir aracı haline gelmektedir.
Türkiye ekonomisi açısından tehditler
Türkiye için emtia fiyatlarındaki artış, doğrudan enflasyon ve sanayi maliyetleri anlamına gelmektedir. Bakır, gümüş ve platin gibi ithal girdilere bağımlı bir sanayi yapısında, bu yükselişler üretim maliyetlerini yukarı çekmekte; kur oynaklığı bu baskıyı katlamaktadır. Netice itibarıyla maliyet enflasyonu kalıcı hale gelmekte, fiyat istikrarı daha da zorlaşmaktadır.
Elektrik-elektronik, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, savunma ve makine sektörleri bu artışları doğrudan bilançolarında hissetmektedir. Türkiye iktisadı açısından en büyük tehdit, yüksek maliyet–düşük öngörülebilirlik sarmalının kalıcılaşmasıdır.
2023 – 2025 – 26 Ocak 2026 emtia fiyat karşılaştırması (Ons/USD)
Altın – güvenli liman
-2023 ortalama: ~2,600 USD/ ons (tahmini baz)
-2025 sonu: Altın ~4,988– 5,086 USD/ons civarında işlem gördü — 2025’te yaklaşık %65+ artış yaşandı.
-26 Ocak 2026: Altın onsu ~5,079–5,091 USD sınırında rekor seviyelerde seyretti.
Sonuç: 2023 2025’te %65 civarı, 2025 2026 başında ise rekor seviyelerle artış devam ediyor.
Gümüş – yüksek oynaklık
-2023 ortalama: ~30 USD/ ons (kabaca)
-2025 sonu: ~108–110 USD/ ons dolayında — 2025’te yaklaşık %150+ artış kaydedildi.
-26 Ocak 2026: ~115 USD/ons civarında yeni tarihi zirveler görüldü; gümüş günü %14’ün üzerinde yükseldi.
Sonuç: 2023 2026 başı arasında gümüş, altına göre daha yüksek ralli yaşadı ve çok daha oynak seyrediyor.
Platin (Platinum) – stratejik ama volatil
-2023 ortalama: (tahmini) ~1,000 USD/ons çevresi
-2025 sonu: ~2,892 USD/ons olarak 2025’te ~%200 civarı artış kaydedildi.
-22 Ocak 2026: ~2,626–2,772 USD/ons civarında işlem gördü; yıllık %150+ artış trendi devam ediyordu.
Sonuç: Platin 2023’ten itibaren yapısal yükselişini koruyor ancak daha oynak.
Bakır (Copper) – sanayi metalinin seyri
-2023 ortalama: (tahmini) ~4.0–4.5 USD/lb civarı
-2025 sonu: 2025’te bakır endeksi yaklaşık %30+ artış gösterdi.
-22 Ocak 2026: ~5.78–5.91 USD/lb civarında işlem görüyordu; son 1 yılda %30+ seviyelerinde artış kaydedildi.
Sonuç: Bakır sanayi talebi ve jeopolitik risklerle sağlam artış trendini sürdürdü.
Bu rakamlar niye mühim?
-Altın sadece finansal krizlerde değil, sistem güvensizliğinin zirvede olduğu dönemlerde de güçlü yükseliş eğilimi gösterir.
-Gümüşün ikili rolü (sanayi + güvenli liman) onu benzerlerinden daha oynak kılar, bu da yatırımcı davranışlarını etkiler.
-Platin ve bakır, küresel arz-talep dinamiklerinin şekillendirdiği, ancak politik risklerin tetiklediği güçlü trendler sergiliyor.
Rakamların kısaca sonuç değerlendirmesi
-Altında 2026 başı ~5,080 USD/ons, gümüşte ~115 USD/ ons seviyesi, yıllar itibarıyla rekor düzeylerde konsolide yükselişi işaret ediyor.
-Platin 2,600–2,700 USD/ons bandında güçlü seyrederken, bakır ~5.8–5.9 USD/lb ile sanayi metal taleplerini yansıtıyor.
-2023 2026 başı arasındaki yükselişler; emtia trendlerinin artık sadece arz-talep değil, aynı zamanda küresel güven ve jeopolitik risklerle şekillendiğini gösteriyor.
Türkiye sanayisi için fırsatlar ve 5 maddelik tedbir tavsiyesi
Ancak bu tablo yalnızca tehditlerden ibaret değildir. Doğru stratejilerle emtia şoku, sanayi için yapısal dönüşüm fırsatına çevrilebilir. Türkiye sanayisi için öne çıkan 5 temel tadbir şunlar olmalıdır:
1- Girdi ve tedarik çeşitlendirmesi
Tek ülke ve tek kaynağa bağımlı tedarik yapısından çıkılmalı; alternatif tedarik coğrafyaları ve uzun vadeli kontratlar öne alınmalıdır.
2- Geri dönüşüm ve ikincil hammadde yatırımları
Bakır, alüminyum ve değerli metallerde geri dönüşüm kapasitesi artırılmalı; hurda ve ikincil hammadde kullanımı stratejik öncelik haline getirilmelidir.
3- Finansal riskten korunma (hedging) disiplini
Emtia ve kur riskleri “şansa bırakılan” değil, sistematik olarak yönetilen finansal riskler haline getirilmelidir.
4- Fiyatlama ve sözleşme yapılarının güncellenmesi
Uzun vadeli sabit fiyatlı sözleşmeler yerine, emtia ve kur endeksli fiyatlama modelleri yaygınlaştırılmalıdır.
5- Yerlileşme ve ara malı üretimi
Kritik ara mallarında yerlileşme, maliyet avantajından çok stratejik güvenlik meselesi olarak ele alınmalıdır.
Altın ve toplumsal güven sorunu
Altın fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’de yalnızca yatırım tercihini değil; toplumsal güven düzeyini de yansıtmaktadır. Finansal sisteme duyulan mesafe arttıkça altın, yeniden en temel tasarruf aracı haline gelmektedir. Bu durum, ekonomik belirsizliğin toplumsal yansımasıdır.
Sonuç: Yeni dönem, yüksek fiyat ve zorunlu dönüşüm
Bu dönemin asıl mesajı açıktır: Ucuz girdi, öngörülebilir kur ve düşük maliyet devri kapanmıştır. Yeni devirde ayakta kalacak sanayi yapıları; fiyatlama gücü olan, finansal risklerini yöneten, tedarik zincirini çeşitlendiren ve teknoloji–verimlilik ekseninde dönüşebilen yapılardır. Emtia piyasaları bugün yalnızca fiyat sinyali vermiyor; dönüşmeyen sanayinin tasfiye edileceğini açıkça ilan ediyor.
Bugün yaşanan emtia fiyat artışları kısa süreli - geçici bir balon değildir. Bu artışlar, küresel sistemin kendi geleceğine duyduğu güvensizliğin kalıcı fiyatıdır. Türkiye açısından bu süreç hem ciddi tehditler hem de kaçınılmaz bir dönüşüm fırsatı sunmaktadır. Ancak şurası nettir: Güven inşa edilmeden ne emtia fiyatları düşer ne de sanayi rahatlar.
---
Son sözler:
“ Geçmişe dönüp başlangıcı değiştiremezsiniz, ama bulunduğunuz yerden başlayıp sonu değiştirebilirsiniz”
Anonim
“Sevilmesi zor olduğunuz günlerde sizi seçen insanları seçin”
Anonim
Şevket Sayılgan, İktisat Uzmanı