M. Kemal Atatürk’ün Ingiliz Istihbaratı ile gizli ilişkisi deşifre oldu
M. Kemal Atatürk’ün Ingiliz Istihbaratı ile gizli ilişkisi deşifre oldu
Bilindiği gibi M. Kemal, Filistin Cephesi’nde Ingiliz Ordusu
Kumandanı General Allenby’e karşı savaşmak yerine kaçmayı tercih etmiş
ve ardında 75 bin Mehmetçik esir bırakmıştı. Gariptir, Filistin
Cephesi’ndeki bu hezimetten takriben 4 yıl evvel yani 1913 yılının
sonuna doğru General Allenby ile Pixton Park’ta bir öğle yemeği yemişti…
Daha da garibi, M. Kemal’i yemeğe davet eden kişi, meşhur Tapınakçı
Aubrey Herbert idi. M. Kemal bu Ingiliz ajanı Aubrey Herbert ile de, çok
değil takriben 2 sene sonra, Çanakkale’de gizlice görüşecektir.[1]
Hatırlatalım, Mondros Mütarekenamesi’ni, M. Kemal’in Filistin
Cephesi’nden kaçması ve cephenin çökmesi üzerine imzalamak
mecburiyetinde kalmıştık. Mütarekenameyi imzalayan Rauf Orbay ise M.
Kemal’in dostuydu.
Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için bir ara Italya Dışişleri
Bakanlığı görevinde bulunmuş olan Kont Sforça’nın Mondros Mütarekenamesi
hakkında söylediklerine yer vermemiz gerekiyor. Az evvel de ifade
ettiğimiz gibi, Mondors Mütarekenamesi’ni Osmanlı Devleti adına
imzalayan Rauf Orbay’dır. Rauf Orbay’ın daha sonra M. Kemal Atatürk
tarafından Başbakan yapıldığını aklınızın bir köşesine yazınız, az sonra
bu noktaya tekrar temas edeceğiz.
Kont Sforça, Mondros Mütarekenamesi’nden bahsederken Ingilizlerin
kara ordusuna karşı mutedil davrandıklarını söylüyor. Donanma’nın hemen
teslimi istendiği halde kara ordusunun ilgasından veya hemen terk-i
silah etmesinden bahsedilmiyormuş. Bilakis sadece seferberliğin ilgası
talep olunurken, dahilde asayişin temini ve hududların muhafazası ve
bunun için lazım gelen ordu miktarı terhisten istisna ediliyormuş!..
Kont Sforça, bunda bir gizli maksad görüyor ve diyor ki:
“Ingiltere Hükümeti, Osmanlı Devleti’nin mirascıları arasında
şimdiden bir ihtilaf görüyor ve mutad olan ikiyüzlü siyasetiyle şunu
istiyor:
Eğer müttefiklerin talebleri Ingilizleri sıkacak bir şekil alırsa,
henüz mukavemet kabiliyeti olan Türkler’i kendi menfaatleri için
kullanabilir bir mevkiye koyabilsinler.”[2]
Bu durumdan anlaşılıyor ki, daha mütarekenin (Ateşkesin) imzası günü
yani Padişah’ın Anadolu’da bir kuvvet teşkilini hayalinden bile
geçirmediği zamanda Ingilizler, (Kont Sforça’nın fikrine göre) bu
kuvvetin teşkilini düşünmeye başlamışlar, hatta bunun için M. Kemal’i,
Sultan Vahidüddin’den evvel bulmuşlardır. Sultan Vahidüddin ve Sadrazam
Ferid Paşa, M. Kemal’i, “Memlekette büyük şöhreti vardır. Itimad
edilecek namuslu bir adamdır!..” diye Ingilizlere karşı müdafaa edip
Anadolu’ya göndermeye çalışırken M. Kemal de Istanbul’da Itilaf
Hükümetleri ileri gelenleri ile münasebette bulunuyor ve onlardan
talimat alıyordu.[3]
Bundan başka, Ingilizlerin Istanbul’da hafiye teşkilatını yapan,
“Ingiliz Muhibler Cemiyeti”ni kuran hülasa Şark’ta Ingilizlerin siyasi
emellerini temine çalışan Rahip Frew, daha evvel M. Kemal ile temasa
geçmişti. Hatta M. Kemal, Pera Palas Oteli’nin müdürü, Fransız fakat
Ingiliz ajanı Mösyö Martin vasıtasıyla müteaddid defalar vaki olan
mülakatlarında Rahip Frew’yu, “insaniyete hadim adalete hizmetkar bir
zât-ı faziletkâr telakki etmiş olduğunu” bizzat ifade etmektedir.[4]
M. Kemal’in entelijans servis elemanı olan Rahip Frew ile daha
Anadolu’ya gitmeden önce görüştüğünü Rauf Orbay da ifade etmektedir:
“M. Kemal Paşa’nın Istanbul’da asker arkadaşlarından başka
sivillerden ve bilhassa yabancılardan pek tanıdığı yoktu. Yalnız Ismail
Canbulat Bey’i vaktiyle hapishaneden kaçırmış olan Italyan uyruklu
müteahhid Dinari vasıtasıyla Istanbul’daki Italyan fevkalade murahhası
-sonraları Dışişleri Bakanı olan- Kont Sforça ile birkaç defa temas
etti.
Pera Palas Oteli’nde bulunurken de bu otelin müdürü Mösyö Martin
delaletiyle Ingilizlerin sonradan yaman bir entelijans servis elemanı
olduğu anlaşılan Papaz Frew ile iki-üç defa görüştü.”[5]
Dahiliye Nazırı Ahmet Reşid (Rey) Bey diyor ki; “Türkiye’nin harbe
girmekteki acelesi düşmanlığını kamçılamış olan (Ingiliz Başvekili)
Lloyd George, harpten sonra Hind Müslümanlarının, hilafete sahip olan
Türkiye saltanatı lehindeki ısrarlı teşebbüslerinden korkarak hilafetin
Osmanlı soyundan alınmasını ve Osmanlı saltanatının imhasını iyice
kurmuştu. Fakat müttefiklerinin bu amaca katılmamalarından endişe
ediyordu. Bunun için gayrimeşru yollara müracaatta tereddüt etmiyordu.
Bu yollardan biri Venizelos, diğeri de Frew isminde Hint hizmetinden
Istanbul hizmetine aldığı casus bir papazdı. Böylece Yunanlıları
Anadolu’ya saldırttı. Rahip Frew vasıtasıyla, birbirlerinden haberdar
olmayarak hem Damad Ferid Paşa’yı kontrol altında tuttu, hem de M.
Kemal’i yönlendirdi.
M. Kemal’in Anadolu’ya gönderilmesi işini Damad Ferid’e yaptırttı.
Sonra ikisini birbirine düşman ederek, saltanatı yıpratmaya çalıştı.
Damad Ferid Paşa, bu oyundan habersiz olduğu için, zaman zaman işleri
karıştırırdı. Lloyd George, Frew ile bu işin bitmeyeceğini anlayıp,
Istanbul’u işgal ederek, Sevr’i tasdik etmeyeceği kat’i olan meclisi
dağıtarak bunun Anadolu’da (M. Kemal’in emri altında) toplanmasını
sağladı. Bir yandan da Istanbul hükumetinden, Anadolu hareketini
kınamasını istedi. Kınasa, ‘öyleyse bastırın’ diyecek; kınamasa, mesul
tutacak ve Yunanlıları içeri sürecekti. O sırada kuva-yı milliye, buna
cevap verebilecek seviyede değildi. Bu sebeple Istanbul hükumeti
Ingilizleri oyalamak maksadıyla, Kuva-yı Inzibatiye’yi kurarak
göstermelik bir tavır aldıysa da, Lloyd George’u ikna edemedi. Zira
Ingilizler, bir yandan Ankara ile de temas halindeydi.”[6]
M. Kemal’i her fırsatta göklere çıkaran yaveri Cevat Abbas da hatıralarında şunları yazmaktadır:
“Atatürk, Istanbul’da bulunduğu ayların sonlarına doğru Italya
mümessili Kont Sforzia ve Papaz Mister Frew ile de ayrı ayrı ve fasılalı
tarihlerde görüşmüştü.”[7]
M. Kemal’in henüz Istanbul’dan ayrılmadan, Ingiliz istihbaratına
mensup bazı kimselerle gizlice görüştüğünü Von Mikusch da
doğrulamaktadır.[8]
Nitekim Stanford Shaw’un Türk Tarih Kurumu tarafından Ingilizce
basılan 6 ciltlik eserinin birinci cildinde, M. Kemal’in, Osmanlı Savaş
Bakanlığı’nda Ingiliz Kontrol Subayı olarak görev yapan ve aynı zamanda
Ingiliz Istihbaratının (M.İ.G) Istanbul’daki başı olan J. G. Bennett’e,
-sıkı durun- şu çarpıcı planı önerdiği yazmaktadır:
“Ingiliz kontrolü altında bir Türk ordusu kurmak.”[9]
Evet, yanlış okumadınız… M. Kemal Atatürk, “Ingiliz kontrolü altında bir Türk ordusu kurmak” istiyor.
Ingilizcesi aynen şöyle:
“…to whom he suggested the idea to organize a Turkish army under British officers…”
Bu hakikatleri yaklaşık bir asırdır Milletimizden gizlediler. Fakat
hakikatin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğu
unutulmamalıdır.
Ingiliz kontrolünde bir Türk ordusu… Bildiğiniz gibi, Kurtuluş Savaşı’nın hedefi Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmekti[10],
ancak bu hedefe ulaşılmadan M. Kemal’in orduya “dur” demesiyle duruldu.
Peki ona orduyu “durdur” emrini kim verdi? Lozan’a kim çağırdıysa onlar
vermiş olsa gerek.[11]
Bir bilgi daha…
M. Kemal Atatürk 14 Kasım 1918 günü, Ingilizlerin Daily Mail Gazetesi’nin muhabiri G. Ward Price’ı aracı yaparak General Harrington’la da görüşmek istemişti.
Price, M. Kemal’le Pera Palas’ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor:
“M. Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini” bildirmemi rica etti.
“Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz
Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik… Biliyoruz, partiyi
kaybettik… Anadolu’nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini
tamamen biliyordum… Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o
kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir.”
Anadolu’da Ingiliz idaresinden o kadar da rahatsızlık duyulmaması
gerektiğini söyledikten sonra M. Kemal, bu topraklar üzerindeki Ingiliz
idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci
aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir:
“Eğer Ingilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa
Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği
halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde
hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını
bilmek isterim…”[12]
Dikkat ettiyseniz, G. Ward Price ile yaptığı görüşmede Vali olmak
istediğini söylüyor, yani Ingilizlerden “siyasi/idari” makam
istemektedir. J. G. Bennett’e yaptığı teklifte ise “askeri” makam talep
ediyor.
Şimdi, M. Kemal’in Ingilizlerden talep ettiği siyasi ve askeri makamları alıp alamadığına bakalım…
*
***Ingilizlerin M. Kemal’e verdiği siyasi destek***
1 – Ingilizlerin M. Kemal’in adamı için girişimde bulunmaları
M. Kemal Atatürk Samsun’a çıktığı sırada Sadrazam Ferid Paşa ve
Erkan-ı Harbiye Reisi Cevad Paşa’ya yazarak Samsun Müfettişliği’ne Hamid
Bey isminde birini tayin ettirmiştir.[13] Bu zatın
daha sonra Dahiliye Nazırı ile arası bozulduğu için azline karar
verildiği halde Ingilizler yerinde bırakılması için Istanbul Hükümeti’ne
müracaat etmişlerdir.[14]
*
[13] no’lu dipnot ile alakalı… M. Kemal, Sadaret’ten, Samsun Müfettişliği’ne Hamid Bey’in tayin edilmesini istiyor…***
Belgenin latinize edilmiş hali:
*
2 – 16 Mart 1920’de Istanbul’un işgali ve Osmanlı Mebusan Meclisi’nin basılıp dağıtılması
M. Kemal, Filistin Cephesi’ndeki hezimetten sonra Sultan Vahidüddin’e
gönderdiği bir telgrafta ingilizlerle barış yapılmasını, yeni bir
hükümetin tesis edilmesini ve bu hükümette (Mondros Mütarekenamesini
imzalayacak olan) Rauf Bey’e ve kendisine Bakanlık verilmesini talep
etmiştir.[15] Yazının hemen başında, Mondros
Mütarekenamesi’ni imzalayan Rauf Orbay’ın daha sonra M. Kemal tarafından
-adeta ödüllendirilircesine- Ankara’da Başbakan yapıldığını “aklınızın
bir köşesine yazmanızı” rica etmiştik. Ingilizler, işte bu
Mütarekename’nin 7. maddesine dayanarak Istanbul’u resmen ve fiilen
işgal etmişler ve Osmanlı Meclisi’ni basıp dağıtmışlardır.
*
[15]
no’lu dipnotta bahsi geçen telgraf… M. Kemal, Sultan Vahidüddin’e
gönderdiği bu telgrafta ingilizlerle barış yapılmasını, yeni bir
hükümetin tesis edilmesini ve bu hükümette (Mondros Mütarekenamesini
imzalayacak olan) Rauf Bey’e ve kendisine Bakanlık verilmesini talep
etmektedir:
Çok mahremdir
14.x. 1918
{Bu telgraftan once, 7 Ekim, 1918'de Sultan'a, dogru durust savasmadan cepheden kacmasina mazeretler iceren ve sucu, kendisi disinda, herkese yukleyen, ve baris istemekten baska bir sey kalmadi denilen bir telgraf ta cekmisti. Kacarken, Sam'da Araplara ve Lawrence'e esir dusuyor. Onlara 'Arap topraklarinda gozumuz yok' sozunu verip canini kurtariyor. Soz verdigi Ingilizler ve Seyh Faisal Mustafa Kemal'in hayat boyu bir numarali destekcileri arasinda oluyorlar; (J. Wilson-Lawrence of Arabia, p. 558). Zaten, bir ay sonra da Istanbul'a gidip, Pera Palas'ta Harrington komutanligindan is istiyor (Lord Kinross, Ataturk, ss 241-242)/Gunes}
{Bu telgraftan once, 7 Ekim, 1918'de Sultan'a, dogru durust savasmadan cepheden kacmasina mazeretler iceren ve sucu, kendisi disinda, herkese yukleyen, ve baris istemekten baska bir sey kalmadi denilen bir telgraf ta cekmisti. Kacarken, Sam'da Araplara ve Lawrence'e esir dusuyor. Onlara 'Arap topraklarinda gozumuz yok' sozunu verip canini kurtariyor. Soz verdigi Ingilizler ve Seyh Faisal Mustafa Kemal'in hayat boyu bir numarali destekcileri arasinda oluyorlar; (J. Wilson-Lawrence of Arabia, p. 558). Zaten, bir ay sonra da Istanbul'a gidip, Pera Palas'ta Harrington komutanligindan is istiyor (Lord Kinross, Ataturk, ss 241-242)/Gunes}
Ser Yaver-i Hazret-i Şehriyârî Naci Beyefendi’ye
Talât Paşa Kabinesi’nin mefluç bir
halde, Tevfik Pasa Hazretleri’nin muayyen bir kabine teşkilinde
müşkülâta maruz bulunmakta olduğunu haber alıyorum. Ordular muharebe
kudretinden mahrum ve zaten kuvay-i mevcude müdafaadan âciz bir hâk
getirilmiştir. Düşman her gün daha müsaid ve ezici şartlar ibraz
etmektedir. Müttefikan olmadığı takdirde münferiden ve behemehal sulhu
takarrür ettirmek lâzımdır ve bunun için fevt olunacak bir an dahi
kalmamıştır. Aksi takdirde memleketin kamilen elden çıkması ve
devletimizin gayri kâbil-i telâfi mehâlike maruz kalması baid-ül-ihtimâl
değildir. Muhterem Padişahımıza olan sadakat ve merbutiyetim ve
vatanımın temin-i selâmeti itibariyle arz ederim ki Tevfik Paşa
Hazretleri filhakika müşkülâta tesadüf etmişlerse Sadaretin derhal Izzet
Paşa Hazretleri’ne tevcihi ve müşarünileyhin de esası Fethi, Tahsin, Rauf (Orbay), Ismail Canbolat, Azmi, Şeyhülislâm Hayri ve âcizlerinden (kendisini kastediyor) mürekkep bir kabine teşkil etmesi zaruridir.
Zevât-ı mezkürenin vücude getireceği kabinenin vaziyete hâkim
olabileceği zan ve itikadındayım. Tevfik Paşa Hazretleri, size
isimlerini söylediğim zevata müracaat ettiği takdirde mazhar-ı teşkilât
olabilir zannederim. Mümkünce bu zevatın Şevket-meap Efendimiz ‘e arzını
rica ederim.
Fahrî Yâver-i Hazret-i Şehriyârî
Mustafa Kemal
Mustafa Kemal
***
Ingilizlerin Istanbul’daki Osmanlı Meclisini yani “Meclis-i
Meb’usan”ı basıp dağıtmaları, mebusların, M. Kemal’in Ankara’da kurduğu
Meclis’e gitmelerini ve bu suretle Istanbul’u çökerterek orasının
takviyesini temin içindi. Hatta bazı mebusları kendileri götürmüşlerdir.
Örneğin Miralay Selahaddin Bey’i Anadolu’ya bir Ingiliz gemisi
götürmüştü.[16] Böylece M. Kemal, Ingilizler tarafından siyasi bir aktör olarak ön plana çıkarılmıştır.
Bu baskında başta Rauf Orbay olmak üzere birçok meb’us Ingilizlerce
tutuklanmıştır. Hiç şüphemiz yok ki, Ingilizler, bu hareketi M. Kemal ve
Rauf Orbay ile anlaşarak yapmışlardı.
Nitekim Mebusan Meclisi üyesi Yunus Nadi, anılarında, Rauf Bey’in,
kaçıp kurtulmasını telkin edenlere şu cevabı verdiğini yazıyor:
“Kararımız karar. Ancak biz hadisenin bu kadarını kafi görerek
savuşursak Meclis’in alt tarafı panik yaparak dağılır gider. Ben
istiyorum ki Meclis dağılmasın, fakat dağıtılsın… Bunu bilhassa kendim
için vazife görüyorum…”[17]
Rauf Orbay, bu anlaşmayı adeta ifşa ediyor:
“Ingilizlerin Meclis’i basmalarını sağlamak için burada kalacağım.”[18]
Daha açık bir ifadesiyle;
“Istanbul’a, Meclis’e gideceğim ve dediğiniz olmazsa **Anadolu’da milli bir hükümet kurmanız için** Meclis’in ortasında bomba patlatarak kendimi feda edeceğim!”[19]
Fevkalade ilginçtir ki M. Kemal, 22 Ocak 1920 tarihinde, şifreli bir
telgrafla Konya’daki XII., Sivas’taki III. ve Erzurum’daki XV. Kolordu
Kumandanlarına, Ingilizlerin Istanbul’a tecavüzlerini arttırarak bazı
nazırları ve meb’usları bilhassa Rauf Beyi tevkif etmeleri ihtimalinden
bahsetmiş…[20]
16 Mart’ta vuku bulacak olan hadiseleri 22 Ocak’ta nerden biliyor??
Bunların M. Kemal’in elini güçlendirmeye yönelik önceden planlanmış
hamleler olduğu apaçık ortada.
Istanbul’un işgali hakkında Atatürkçü Sabahattin Selek şunları yazıyor:
“Itilaf Devletleri, 16 Mart 1920 günü Istanbul’u resmen ve fiilen
işgal etmek suretiyle Anadolu ihtilalinin başarısına büyük ölçüde yardım
etmişlerdir.”[21]
Von Mikusch ise bu konuda şunları yazmaktan kendini alamamıştır:
“(Ingilizler) M. Kemal’i öyle bir neticeye isal ettiler ki; M. Kemal
bizzat kendi dostları vasıtasıyla böyle bir neticeye vasıl olamazdı.”[22]
Prof. Dr. Halil Inalcık da, işgalin, M. Kemal önderliğindeki hareketi güçlendirdiğini yazmaktadır.[23]
Bu babta yazılacak daha çok şey olmasına rağmen bu kadarla iktifa
ediyoruz, ancak şu kadarını söyleyelim ki, M. Kemal’in hayali,
Ingilizlerin Istanbul’daki Osmanlı Meclisi’ni basıp dağıtmalarıyla
gerçekleşmiştir. Böylece Ingilizler, futbolda “al da at” diye tabir
edilen bir pasla M. Kemal’in Osmanlı kalesine gol atmasını sağladılar.
Artık M. Kemal’in önünde bir engel kalmamıştır… Devlet içinde Devlet
kurmuştur…[24] Sıra Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmaya gelmiştir ve onu da gözünü kırpmadan yapacaktır.
***
3 – Yunanlılara verilen desteğin geri çekilerek M. Kemal’in “kurtarıcı” “kahraman” yapılması
M. Kemal Atatürk, Ingilizlerin Yunanlılara verdikleri desteği çekip
kendisine yardım edecekleri hakkındaki vaatlerini “Nutuk”ta şöyle
anlatıyor:
“13 Haziran 1921 de Kuvayi Itilâfiye Başkumandanı General
Harrington’un mukarribininden olduğunu ifade eden Binbaşı Henry ve
Sturton namında iki zâbit motörle Ineboluya geldiler. Bu zâbitler;
General Harrington tarafından şu tebligatta bulundular: Ben, bir torpito
ile Ineboludan Istanbulda Boğaziçinde Harrington’un yalısına gideyim.
Orada General ile sulh esasatı üzerinde anlaşayım. Ingilterenin
istiklâli tanımımızı kabul ettiğini ve Yunanlıların topraklarımızdan
çıkarılacaklarını ve mesaili saire üzerinde münakaşanın mümkün olduğunu
söylemişler. Bu zâbitlere verilen cevapta, benim Istanbula gitmiyeceğim
(Çünkü, kendi hesabına çalıştığı için Ankara’dan ayrılmaya korkuyor.
Cepheye bile Başkumandanlık kanunuyla Meclis yetkilerini üzerine alarak
gitmişti.) ve General Harrington’un Ineboluya gelip o sırada orada
bulunan Refet Paşa ile görüşmesinin münasip olacağı bildirilmişti.”[25]
***
M. Kemal Atatürk’ün bu görüşmeyle ilgili Nutuk’ta bahsetmesinin
sebebi, kesinlikle kendi ihsanı değildir, bilakis, bu hadisenin
başkalarınca duyulması üzerine kendini savunmak amacıyla Nutuk’ta yer
vermiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira Nutuk’ta bu meseleye; “suitefehhümü
mucibolmuş bulunan bir meseleyi zikredeceğim”, yani “yanlış anlaşılmaya
yol açmış bulunan bir meseleyi zikredeceğim” diyerek girmiştir.
Binaenaleyh, bu görüşmenin Nutuk’ta yer almasının sebebi, kendini
savunmak ihtiyacı hissetmiş olmasından kaynaklanmıştır.
[26] no’lu dipnotla ilgili… M. Kemal Atatürk’ün kendini savunmak amacıyla Nutuk’ta yaptığı izahat
***
*
***Ingilizlerin M. Kemal’e verdiği askeri destek***
1 – Ingilizlerin M. Kemal Atatürk’e cephane yardımı yapmaları
13 Haziran 1921’de Inebolu’ya gelen bir Ingiliz hey’eti, General Harrington’un emriyle M. Kemal Atatürk’e “cephane” getirdi![26] Dikkatinizi
çekerim, cephaneyi gönderen General, “10” no’lu dipnotta belirtildiği
üzere, M. Kemal’in G. Ward Price’ı aracı yaparak görüşmek istediği General Harrington’dur.
***
2 – Ingilizlerin Kuva-yı Milliye’ye müdahale etmeyeceklerine dair güvence vermeleri
25 Eylül 1919 tarihinde, yani daha Kuva-yı Milliye’nin kayda değer
bir mevcudiyeti görülmeden General Sally Clade, Fuad Paşa nezdine bir
Erkân-ı Harb Binbaşısı ile Eskişehir’e, Ingiliz kontrol zabitanından
mürekkep bir hey’et göndermişti. Bu hey’et, “Ingilizlerin ahvâl-i
dâhiliyeye ve Kuva-yı Milliye’ye kat’iyen müdahale etmeyeceklerine” dair
söz vermiştir![27]
***
3 – Merzifon’da bulunan Ingiliz kuvvetlerinin çekilmesi
Yine aynı tarihlerde Ingilizler, “Merzifon’da bulunan kuvvetlerinin
geriye alınması” halinde, “Kuva-yı Milliye’nin memnun olup olmayacağını”
sordular!
Kemalcilerin verdikleri “pek memnun oluruz” cevabından sonra hemen
Merzifon’daki kuvvetlerini ağırlıkları ile birlikte evvela Samsun’a
oradan da Istanbul’a çektiler![28]
[27] ve [28] no’lu dipnotlarla ilgili… M. Kemal Atatürk, Nutuk’ta,
Ingilizlerin Kuva-yı Milliye’ye müdahale etmeyeceklerine dair
verdikleri güvenceden ve Merzifon’daki Ingiliz kuvvetlerinin
çekilmesinden böyle bahsetmiştir…
***
Benzer bir şekilde bir Ingiliz yüzbaşı da
Ali Fuad Paşa’ya “Ankara’da bulunan Ingiliz bölüğünün çekileceğini”
söylemiştir. Bunun üzerine Ali Fuad Paşa, bu “müjdeli haberi” bir
telgrafla Genelkurmay’a bildirmiştir.[29] Böylece Ingilizler, Anadolu’yu M. Kemal’e teslim etmiş oldular.
Ingilizler sürekli Kuva-yı Milliye’yi dağıtması için Padişah’a baskı
yapmıyor muydu? Öyleyse neden kendileri el altından destek veriyorlar?
Bunun cevabını yine biz verelim: Çünkü Padişah’ı Kuva-yı Milliye’nin
aleyhindeymiş gibi göstererek halk ve asker nezdindeki itibarını
zedelemek istiyorlardı. Kemalistlerin Sultan Vahidüddin’e “hain”
diyebilmelerini sağlamak amacıyla yapıyorlardı bunu. Sahi, kemalistler
Sultan Vahidüddin’e neden hain diyor? Ingiliz baskısıyla Kuva-yı Milliye
aleyhine beyanda bulunduğu için degil mi? Ama gördüğünüz gibi
Ingilizler, diğer taraftan M. Kemal’e yardım ediyordu.[30]
*
[29] no’lu dipnot ile alakalı… Ali Fuad Paşa’nın, Ingiliz bölüğünün Ankara’dan çekileceğini Genelkurmay’a bildiren telgrafı…
***
Belgenin latinize edilmiş hali:
Von Mikusch, bu hususa dikkat çekerek:
“Hakikaten hayret verici bir şey!” diyor ve ilave ediyor:
“Galipler, General’e (yani M. Kemal’e) hazırlıklarını yapması için
lazım gelen bütün rahatı ve kâfi vakti verdiler ki, bunun neticesi kendi
sulh muahedelerinin bozulmasını mucip olacaktı.”
Ingiliz siyasetinin zahir görünüşüne zıt düşen bu hadiseler, niçin ve nasıl oluyor da bu tarzda cereyan ediyordu?
Dagobert Von Mikusch’a bakarsanız:
“M. Kemal’in Ingilizler’le gizli bir anlaşma yapmakta olduğunu ve bu anlaşmanın daima da gizli kalacağını”[31] kabul etmek gerekmektedir.
Fakat inşaallah hepsi deşifre olacak.
Sonuç olarak diyebiliriz ki;
Ingilizlerin M. Kemal Atatürk’e hem siyasi, hem de askeri destek
sağladıklarını “Nutuk”ta dahi görüyoruz… Özetle söylemek gerekirse
Ingilizler, M. Kemal’in daha sonra Ankara’da -adeta ödüllendirircesine-
Başbakan yaptığı Rauf Orbay ile imzaladıkları mütarekeye dayanarak
Osmanlı Devleti’nin başkenti Istanbul’u işgal ettiler ve ülkenin tek
hakimi yaptıkları M. Kemal Atatürk’e gönül rahatlığıyla teslim edip
gittiler.
Kaçmadılar…
Güle oynaya gittiler…
Tıpkı Şerif Hüseyin’e Arabistan’ı teslim edip gittikleri gibi…
Bizim kemalistler Şerif Hüseyin’e “hain”; M. Kemal Atatürk’e ise
“kahraman” diyorlar. Oysa yaptıkları aynı şey. (Kaldı ki, Ingilizler
Şerif Hüseyin’i kandırmışlardı. Ayrıntıya giremiyoruz.)
Bu jestlerine mukabil Şerif Hüseyin’den petrol aldılar. Peki M. Kemal’den ne aldılar dersiniz?
Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı cevaplasın:
“Lozan’da bedeninizi geri vereceğiz, buna karşılık ruhunuzu bize teslim edeceksiniz denilmiştir.
Ruhun teslim edilmesi teklifinin gerektirdiği bütün öldürücü hamleler
(ameliyeler) eksiksizce yerine getirildi: Halifeliğin ilgası, yazı ile
dil devrimi ve nihayet köklü bir Islamsızlaştırma hareketi gibi.
Işte uğramış olduğumuz ruhi manevi soykırımın serencamı. Peki,
bedenimizi kurtarabildik mi? Ruhu uçup gitmiş vücuda ceset diyoruz. O
halde kurtarabildiğimiz, cesedimizmiş.”[32]
Isterseniz sır perdesini biraz daha aralayalım…
Rauf Orbay, Lozan’a giden Türk heyetindeki Hahambaşı Haim Naum
efendinin Ingilizlerle arabuluculuk yaparak Ismet Paşa’yı (dolayısıyla
M. Kemal Atatürk’ü) Hilafet’i kaldırmaya ikna ettiği kanaatindedir![33]
Bunu M. Kemal’in Başbakan yaptığı Rauf Orbay söylüyor… Başka söze gerek var mı?
16 Mart 1920’de Istanbul’u işgal eden
Ingilizler, Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu basıp 4 askerimizi
şehit ettiler. Çok sayıda askerimizi de yaraladılar
***
2 Ekim 1923’de Istanbul’u Ankara hükümetine teslim eden Ingilizler, güle oynaya gittiler (3 Ekim 1923 tarihli Vatan Gazetesi)
***
.
**********
.
KAYNAKLAR:
.
[1] Rosita Forbes, Appointment with destiny, E.P. Dutton & Co., New York 1946, sayfa 192, 193.
Ayrıca bakınız;
M. Kemal Atatürk Tapınakçı mıydı? Kemalist Türkiye’yi Tapınakçılar mı kurdu?
[2] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 149.
[3] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 164.
[4] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 302.
[5] Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz Yayınları, Istanbul 1965, sayfa 31, 32.
[6] Ahmet Reşid Rey, Gördüklerim Yaptıklarım, (Hazırlayan: Nur Özmel Akın), 2. Baskı, Istanbul 2014 sayfa 341, 342 ve devamı.
[7] Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden
Meclise Büyük Önder ile 24 Yıl, (Derleyen Turgut Gürer), Gürer
Yayınları, 6. Baskı, Istanbul 2008, sayfa 214.
[8] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 164.
[9] Stanford Shaw, From Empire to Republic, The
Turkish War of National Liberation, cild 1, Türk Tarih Kurumu, Ankara
2000, sayfa 358, 359. (Ricamız üzerine bu kitabı temin eden Bünyamin A. kardeşimden Allah razı olsun. Kendisine hayır duada bulununuz)
Ayrıca bakınız;
– J.G. Bennett, Mustafa Kemal, Contemporary Review no 122 (November 1922), sayfa 590 – 594.
– J.G. Bennett, Witness: The Story of a Search, Hodder, London 1962, sayfa 22 – 112.
– Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, Yayına
Hazırlayan: Semih Nafiz Tansu, Ararat Yayınevi, Istanbul 1969, sayfa
259 – 425. (Hüsamettin Ertürk, Milli Mücadele yıllarında Istanbul’da
Anadolu hareketini (örneğin Anadolu’ya silah kaçırmak suretiyle)
destekleyen meşhur “Mim Mim” adlı gizli kuruluşun başkanıydı.)
– Robert F. Zeidner, The Tricolor over the Taurus: The French in Cilicia and Vicinity, 1918-1922, sayfa 321.
[10] Hamza Eroğlu, Türk Inkılâp Tarihi, Yeniden Düzenlenmiş, Genişletilmiş, Yeni Baskı, Savaş Yayınları, Ankara 1990, sayfa 138.
Ayrıca bakınız;
Bilal N. Şimşir, Türk-Irak Ilişkilerinde Türkmenler, Bilgi Yayınevi, Ankara 2004, sayfa 50, 51.
Bilal N. Şimşir, Atatürk ve Cumhuriyet, Ileri Yayıncılık, Istanbul 2006, sayfa 230.
[11] Okumanızı tavsiye ederim;
[12] Price’ın Extra-Special Correspondent (Çok Özel
Yazışmalar) adlı kitabından (1957, sayfa 104) aktaran Gotthard Jaeschke,
Kurtuluş Savaşı ile Ilgili Ingiliz Belgeleri, Çeviren: Cemal Köprülü,
Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1991, sayfa 98.
[13] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 53.
M. Kemal’in talebi için bakınız; Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Babıali Evrak Odası, Dahiliye Gelen nr: 343077.
Sadaret, M. Kemal’in teklifini uygun bulup gerekli tayin işlemini
yapmıştır; Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi,
nr: 99/305; 99/308; 99/319. M. Kemal’in teklifi ile Samsun mutasarrıfı
tayin edilen Hamid Bey bir Ingiliz harp gemisiyle Samsun’a hareket
etmiştir. Bakınız; Zekeriya Türkmen, Yeni Devletin Şafağında M. Kemal, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2002, sayfa 101.
[14] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi
Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa
60’da yer alan Refet Paşa’nın telgrafı.
[15] Tevfik Bıyıklıoğlu, Türk Istiklâl Harbi,
Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, Genelkurmay Başkanlığı Yayınları,
Ankara 1962, sayfa 49.
Ayrıca bakınız;
– Atatürk’ün Bütün Eserleri, cild 2, Kaynak Yayınları, Istanbul 2003, sayfa 232.
– Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk, Hayatı ve Eseri, Ankara 1963, sayfa 164.
[16] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 51.
[17] Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı Anıları, Çağdaş Yayınları, Istanbul 1978, sayfa 179, 180.
[18] Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni – Siyasi Hatıralarım, Truva Yayınları, Istanbul 2004, sayfa 334 – 340.
[19] Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni – Siyasi Hatıralarım, Truva Yayınları, Istanbul 2004, sayfa 303, 304.
[20] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Vesikalar No: 226/a.b.
[21] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Kastaş Yayınları, 8. baskı, Istanbul 1987, cild 1, sayfa 333.
Ilginizi çekebilir:
[22] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 273.
[23] Prof. Dr. Halil Inalcık, Atatürk ve Demokratik Türkiye, Kırmızı Yayınları, 3. Baskı, Istanbul 2009, sayfa 16.
[24] Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Ankara’da kurulan
hareketi, Sultan Ikinci Abdülhamid’i darbeyle tahttan indiren Ittihat
ve Terakki’nin idaresine benzetmekte ve “paralel yapı” olarak tavsif
etmektedir. Bakınız;
Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı’nın Çöküşü, Timaş Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 44.
[25] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 643.
[26] Nurettin Peker, Istiklal Savaşının Vesika ve Resimleri, Gün Basımevi, Istanbul 1955, sayfa 348.
Ayrıca bakınız;
– Yusuf Hikmet Bayur, Türkiye Devletinin Dış Siyasası, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1973, sayfa 95.
– Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Arşiv III – 7, Dosya 18, Fihrist 84/13.
Tafsilat için bakınız;
[27] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 169, 170.
[28] M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 1, sayfa 169, 170.
[29] Münir Aktepe, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve
Samsun / Cumhuriyetin 50. Yılına Armağan, Edebiyat Fakültesi Basımevi,
Istanbul 1973, sayfa 15, 16.
[30] Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için bakınız;
[31] Dagobert Von Mikusch, Ghazi Mustapha Kemal (la
Résurrection d’un peuple), Gallimard, Paris 1931, sayfa 224’den aktaran:
Kadir Mısıroğlu, Geçmişi ve Geleceği İle Hilafet, [İlk Baskı 1993],
Sebil Yayınevi, Genişletilmiş Dördüncü Basım, Istanbul 2010, sayfa 232.
[32] Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı, Omurgasızlaştırılmış Türklük, Dergâh Yayınevi, Istanbul 2010, sayfa 133.
[33] Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz Yayınları, Istanbul 1965, sayfa 95 – 98.
.
**********
.
Kadir Çandarlıoğlu
.
**********
.
Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:
*
*









