SİNAN MEYDAN IHANET DEDIGIN OYLE DEGIL BOYLE OLUR

111 views
Skip to first unread message

gti...@aol.com

unread,
Feb 19, 2019, 11:36:48 AM2/19/19
to turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, turkiye-i...@googlegroups.com
Sinan Meydan Vahidettin haindi diyor.

Lakin, kendisi bir Kemalist, ve Kemalistler birbirlerini sahit gosteren yalancilardir. Mustafa kemal'i aklamak icin soylemeyecekleri yalan, yapmayacaklari sahtekarlik kalmamistir.

***

Vahidettin koskoca bir imparatorlugun basindaki liderdi; kendi devletine mi, ailesine mi. milletine mi ihanet etti?
Yoksa, kendisine ve Osmanli'ya ihanet eden Mustafa Kemal gibi Ingiliz-Siyonist isbirlikcilerine mi?

Ikincisi ise, ki oyledir, ona ihanet denmez, nefsi mudafa-veya-vatan mudafasi denir.

Bak iste su yaptigim arastirmayi okursaniz hainlerin kimler oldugunu anlarsiniz.

INGILIZ ve SIYONISTLERIN ADAMI

Jon Turkleri Ingiliz istihbarati ve Siyonist Yahudiler kurmustu. Finansmani Rus Siyonistlerince temin ediliyor, organizasyonunu Yahudi dernegi B'nai Brith deruhte etmisti. Cikardiklari dergilerin ve gazetelerin masrafi da Avrupa Siyonistlerinden geliyordu. Uye olma sarti Mason olmakti. Uyelerinin cogu Selanik Sabataycilari ve diger Yahudilerdi. Mustafa Kemal Jon Turk uyesi bir Sabetayist Mason'du. (bunu soyleyen bircok referanslar verebilirim)

Balkan teror guruplari ile birlikte bir ordu kurdular; Hareket Ordusu.

Ingiliz istihbarati 31 Mart kalkismasini baslatti. Hareket ordusu bunu bahane ederek Istanbul'a gitti ve Yildiz sarayini basip, yagma ettiler, Abdulhamidi de tahttan indirdiler. (Jon Turkler, isim degistirip Ittihat-terakki cemiyeti oldu. Aralarinda Turk pek yoktu bunlarin. Abdulhamid'i indirdikten sonra, Birinci Cihan Harbine dahil oldular; Ermeni kiyimini yaptilar. Talat Pasa ve bir cok diger liderler Yahudi idiler. Cumhuriyet te liderlik kadrosu Sabetayist Yahudi agirlikli kuruldu).
ISTE EJDADIMIZA BUNU YAPANLAR IHANET ICINDEYDILER!
 
Mustafa Kemal bu ihanet ordusunun kurmay subayi idi. Ingiliz istihbarati ile uzun ve surekli bir gecmisi vardir. Bilindigi kadariyla, bu iliski 1905'de baslamisti:
 
Ingiliz casusu ve Balkan teroristleri ile birlikte 1905'te Selanik'te Ingiliz casusun evinde cektirdigi resmi var:

https://www.google.com/search?q=Mustafa+kemal+Selanik%27te+Ingiliz+casusunun+evinde+fotograf&client=firefox-b-1&tbm=isch&source=iu&ictx=1&fir=LU2juMOg-zm3bM%253A%252COjpWhzzIND1lSM%252C_&usg=AFrqEzcjRsjci-FiPgKlUBWBEIZPfBQTAw&sa=X&ved=2ahUKEwis4rqD38_cAhVC_4MKHfBsCbIQ9QEwAHoECAQQBA#imgrc=LU2juMOg-zm3bM:
 
Bu konuda etraflica bir Kaynak:
 
MKA'nin ilk Ingiliz isbirligi suphesi Filistin Cephesini cokertmesiyle acikca ortaya cikmistir.

Cephede uc Osmanli ordusundan birisinin kumandani MKA'dir. 7. orduya kumanda ediyor. Ingilizler, neredeyse butun guclerini cephenin Batisindaki 8. ordu karsisina aktardiklari halde, yani 7. ordunun karsisinda cok zayif Ingiliz gucu mevcutken, catismalarin ciktigi ikinci gun, MKA, kimseye haber vermeden, geri cekilin emri veriyor ve cephede koskoca bir delik aciliyor. Basta MKA, 7. ordu kacarken kalan iki ordu yok ediliyor. 7. ordu da buyuk olcude kacarken yok ediliyor.

MKA, Halep civarinda Araplara esir dusuyor; ve Ingiliz casusu T. E. Lawrence'in karsina cikariliyor.
 
MKA ile Ingiliz casusu Lawrence birlikte birkac toplanti yapiyorlar. Genellikle esir alinan Turk subaylari kursuna dizilirken, MKA serbest kaliyor. Kaynak: J. Wilson, Lawrence of Arabia, page 558.
 
MKA, Adana'da birkac gun kaldiktan sonra Istanbul'a gidiyor, ve ilk isi olarak, 14 Kasim 1918'de, Pera Palace'taki Ingiliz Isgal Kuvvetleri Komutanliginda yetkili istihbarat albayiyla gorusuyor. Yaninda Pele Pasa da var.

Bir Ingiliz gazeteciyi de araci olarak kullaniyorlar. ' Mustafa Kemal, "biz, Anadolu'da, Fransizlarin degil, sizin mustemlekeniz olmayi tercih ediyoruz" diyor Mustafa kemal Ingiliz istihbarat albayina. "Oyle olursa, oralari bilen ve sizin altinizda calisacak valilere ihtiyaciniz olacak; acaba nasil bir prosedurle ben sizin valiniz olabilirim" diye soruyor. Kisalttim konuyu, bir-iki sayfa anlatiliyor su kaynakta:
Lord Kinross, Ataturk, The Rebirth of a Nation, 1965, page 140-141.
 
Artik MKA'nin Ingilizler icin bulunmaz kaftan oldugu anlasilmistir. Bu videoda MKA'nin nasil bir Ingiliz yanlisi oldugu anlatiliyor: https://www.youtube.com/watch?v=IDOkptUbHEc
 
Birinci Cihan Harbi'nden sonra Orta-dogu petrolleri bolgesini paylasirlarken, Bati, kurduklari devletlerin basina kendilerine yakin kisileri lider olarak getirmislerdir. Bunlar da daha ziyade azinliklardan tercih edilmistir. Yahudi olanlar arasinda Turkiye, Yunanistan, Suudi Arabistan (Turkiye'den gitme bir Sabetayist ailedir kral ailesi), ve belki de Irak var.
 
Butun bunlar ve dahalari da var, kisa kesiyorum, Ingilizlere MKA'nin islerine yarayabilecegini yeterince gostermistir ki, birkac kisiye bile vize vermezlerken 38 kisilik bir subay kafilesine Anadolu'ya gecme vizeleri veriliyor. http://belgelerlegercektarih.com/tag/ataturk-ingiliz-vizesi/
 
Kurtulus savasi esnasinda dusmana karsi savasan halk ceteleri Ruslari, Fransizlari, Italyanlari Ulkeden cikariyorlar. Dogu'da da Kazim Karabekir'in ordusu Rus-Ermeni isgaline son veriyor. Ingilizler artik notr olacagiz diyip Yunan ordusuna yardim etmeyi birakiyorlar. Kaynak: http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-76/itilaf-devletlerinin-turk-yunan-savasinda-tarafsizlik-ilani-13-mayis-1921
 
Kurtulus savasinda Yunan'a karsi muzaffer olan 190,000 kisilik Turk ordusu, 3,500 kisilik Ingiliz kuvvetlerini bir kasik suda bogabilecekken, onlara tek kursun dahi atmamis, hatta, Turkiye, sanki savasi kaybetmis gibi Ingiliz-Siyonist isteklerinin her birisini yerine getirmistir. Halifeligi de bu nedenle kaldirmislardir. LOZAN'da her istedikleri verilmis, kucuk bir Turkiye'ye razi olunmus, butun petrol bolgeleri, Bu acikli durumu LOzan anlasmasina bakarak kolayca gorebilirsiniz.
 
LOZAN anlasmasinin 16. maddesinde bilhassa, Osmanli'ya hala bagli olan topraklardan ve adalardan vaz gectigimizi deklere etmisizdir. Iki ada haric. Yani, bugunlerde ortaya cikan Kemalist sarlatanlarin dediklerinin aksine, Ege'deki adalarin hepsini, kayaliklar da dahil LOZAN'da vermisiz zaten. Kita saganligimiz olan 3 millik serit icindeki kayaliklar haric, hepsi gitmis. Bogazlar'in ve Marmara denizinin egemenligine de sahip degiliz anlasmaya gore. Buyurun okuyun, okuyun ki uykulariniz kacsin ve Kemalistlerin yaptiklarini unutmayin: http://www.abchukuk.com/arsiv/lausanne.html
 
Ingiliz-Siyonist proje olan MKA, yine ayni ortakligin projesi olan Islami gucsuzlestirmek, parcalara ayrilmasini saglamak (ki bu Halifeligin kaldirilmasini da icerir) icin ne lazimsa yapmistir. Bunlarin sonucu olarak, savasci Turkler Orta-dogu’da somurgecilere engel olmaktan cikarilmis, Israil kurulmus, bolge Bati somurgecilerin somurdugu simdiki, kukla hukumetlerle idare edilen, halini almistir. Bu yuzden, bugun Orta-dogu'yu somuren ulkelerin ileri gelen devlet adamlari Mustafa Kemal'i ove ove bitiremediler. Bunlarin da %40'i ayni zamanda Yahudidir. Ovgunun manasi aslinda Mustafa Kemal'e kendileri icin yaptigi iyiliklerden dolayi tesekkurdu.

Cumhuriyet'i kurdular dedigimiz bes kisinin ucu Sabetayist Yahudi, dordu Mason'du. Sadece Kazim Karabekir bunlardan degildi. Bu yuzden oteki dordun hismina ugradi. Bilhassa Mustafa kemal'in.

Mustafa Kemal'in Cankaya'da raki sofrasinin 10 mudaiminin yedisi de Sabetayist Yahudidir.

Kurulan Cumhuriyet'in tepe kadrolari da daha ziyade Masonlardan olusmustu. (O zamanlar, Mason liderlerin bircoklari Selanik Yahudilerinden olurlardi.) http://www.haber7.com/siyaset/haber/96669-cumhuriyetin-mason-kuruculari

Gunes Ecer

--------------------

"Adalet mulkun temelidir" (Hz. Omer)
"En hakiki mursit ilimdir" (Hz Ali)
"Ya istiklal ya olum" (Kazim Karabekir)
"Koylu milletin efendisidir" (Kanuni Sultan Suleyman)
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"  (Jean Jacques Rousseau)
"Saglam kafa saglam vucutta bulunur" …(Decimus Iunius Iuvenalis, eski Romali bir Sair)
 
***10. yil marsi - J. J. Rousseau: Le Devin du Village - I/2 Air [Colette]: J'ai perdu tout mon bonheur’den kismen calintidir
 
***Izmir Marsi – Asli Kafkasya Marsi-bir Osmanli marsidir. Kafkas sehitlerinden calinip, sozleri degistirilip sehitler unutulsun diye Ataturk’e mal edilmistir
Marşın bestecisi İzzettin Hümayi Elçioğlu'nun o günlerde 38 yaşında olduğu halde bu cephede savaştığı tahmin ediliyor.
 
***Dag Basini Duman Almis….Uc genc kiz icin yazilmis bir Isvec sarkisidir
                https://www.youtube.com/watch?v=fbhy2hP8AsE
 
***Izci Marsi – Amarikan Ordusuna ait “Battle Hymn of the Republic”ten calinti
 
***Memleketim sarkisi Israildendir.
***Cenaze Marsi – Chopin’den

Mustafa Kemal'i cephede savas sahnelerinde gosteren bes tane resmi var; besi de sahte ve duzmece. Bunu Internet'te kendiniz kolayca kanitlayabilirsiniz.

Bunlari yaparak Turk milletinin haysiyetini ayaklar altina alanlara guvenilir mi?

gti...@aol.com

unread,
Feb 25, 2019, 11:42:39 AM2/25/19
to nen...@yahoo.com, 0raj....@neomailbox.net, ahmetdog...@gmail.com, AtaturkMil...@googlegroups.com, gercek....@hotmail.com, zkent...@yahoo.com, zke...@gmail.com, sinan....@hotmail.com
Artik yavas yavas ortaya cikan Orta-dogu petrollerine cokme ve Israil'in kurulmasini saglama plani su idi:

Osmanli devleti icimizdeki isbirlikci hainler ve Balkan ceteleri (Yahudi-Sirp-Makedon-Bulgar-Ermeni) her gruba has irkcilik cercevesinde kullanilarak, yikilacak, yerine Ingiliz-Siyonist kuklasi bir cumhuriyet kurulacak;

ve somurgeciler, basimiza getirilen Mustafa Kemal'in guclenmesi icin butun hasimlarinin (etnik-ve-Musluman tahmini 1-1.5 milyon) katledilmesine goz yumacaklar,

overek kahramanlasmasini, vazgecilmez olmasini saglayacaklar,

ve gunumuze kadar uzanan kalici bir hain sebekesi somurgecilerin usagi olacak. Millet iradesi hakim olmasin diye darbe ustune darbeler yapacaklar.

Bu plan, somurgecilerin kullandigi populer bir plandi.

Bunun icin de Islam'in gucunun kirilmasi, Osmanli'nin kotulenmesi, Mustafa Kemal'in butun kotuluklerinin tarihten silinmesi, Turk milletine gerceklerin ogretilmemesi gerekiyordu.

Hepsini yaptilar.

O zaman, ilk once bu ihanetin bilinmesi, gundeme getirilmesi, Ataturk'u koruma kanunun kaldirilarak her seyin acikta tartisilmasi lazim.

Bunu yapacak olan merci hukumettir; Erdogan'dir.

Yapmadilar simdiye kadar.

Bu yuzden acaba onlar da mi alttan alttan bu isin icindeler suphesi olustu bende.
Bilhassa, Erdogan'in Ataturk milli bir degerdir konusmasindan sonra.

Aleyhindeki iddia ve gercekleri bilmiyor olamazlar. Butun dunya biliyor.
Biliyorlarsa, ki sanirim biliyorlar, demek ki saklamayi tercih ediyorlar.

Yani Turk milletini aldatmayi; yalanlarla avutmayi; Ataturk ismini-resimlerini politik cikarlari icin kullanmayi tercih ediyorlar.

Turk milletinin haysiyetini ve ozgurluklerini hedef alan organize ve pis isler bunlar.

Demedi demeyin.

Gunes Ecer




-----Original Message-----
From: Necati Engec <nen...@yahoo.com>
To: 0raj.p0yraz <0raj....@neomailbox.net>; ahmetdogan.simsek <ahmetdog...@gmail.com>; AtaturkMilliyetcileri <AtaturkMil...@googlegroups.com>; gercek.demokrat <gercek....@hotmail.com>; nengec1 <nen...@yahoo.com>; zkentel2001 <zkent...@yahoo.com>; zkentel <zke...@gmail.com>; gtiecer <gti...@aol.com>
Cc: sinan.meydan <sinan....@hotmail.com>; GTIecer <GTI...@aol.com>
Sent: Mon, Feb 18, 2019 5:44 pm
Subject: Re: SİNAN MEYDAN IHANET DEDIGIN OYLE DEGIL BOYLE OLUR

Aslinda iki laf ta Vahdettin'e soylemek lazim. O zaman herkes Mehmet Akif bile vahdettine sakin M.Kemal'i gorevlendirme de kimi gorevlendirirsen gorevlendir dedikleri halde M Kemali gorevlendiriyor.
Eceli gelen kopek cami duvarina isermis.
Aynen oyle.
Zeval vakti iste batacak koca Osmanli.
Zaferi aranizda dondurur dururuz ayetinin geregi Osmanli da batacak.
Mustafa Kemal gibi Suuidiler gibi Esed gibi fasis diktatorlere ingiliz yemi oluyor koca imparatorluk. 6 ayda taksi ediyorlar..
Su insani bogar ates yakarmis.
Su karsi binanin ustune cikip kendini atarsan yuzde 99olursun aya sakat kalirsin.
Sen Mustafa Kemal'in ne oldugunu bilmez deonu gorevlendirirsen iste boyleolursun.
Sen Mesut Yilmaz gibi birine karinin agzina bakip ta partiyi teslim edersen aha iste boyle olur.
Amerikan ruzgarlarina kapilip partiyi Davudoglu na teslim etti Erdogan ama bereket cabuk toparladi.
neyse sozu Kemal Tahir'e birakayim:
Düşündün mü hiç bir dünya imparatorluğu nasıl tasfiye olunur, tarihin herhangi bir döneminde herhangi bir nesil tasfiyeye karar verebilir mi? Veririm derse bu kararın meşruluğu hangi vesikalarla ispatlanır. 1908'in padişahçı ittihatçıları, imparatorluğu yıktılar,1923'ün Kuva-yi Milliyecileri de bir dünya imparatorluğunu miras hesaplarıyla tasfiyeye oturdular... Yedi yüz yıllık imparatorluk.1908'de İttihatçıların ele geçirip on yılda yıktığı imparatorluk tam dört milyon üç yüz seksen üç kilometre kare toprağa sahipti. Nüfusumuz kırk üç milyonu aşkındı. Bu topraklar üzerinde malımız olan yedi bin km. demiryolu döşeliydi. Evet, oturuldu masaya karşımızda yirmi iki devlet. Tasfiye beş buçuk ayda tamamlandı. Mahzenler dolusu arşivi düşünün. Delegelerimiz inceledi mi bunları? Hayır. Çünkü İstanbul hükümeti delegeleri yani asıl uzmanlar, bizim isteğimizle sokulmadı bu konuşmalara. Bu iyiliğimize karşı İngiliz generali Harrington'un teşekkürünü hatırlarım. Dört milyon kilometre karelik Osmanlı toprağı, yüz yıllık hesapları, tasfiye edildi beş ay içinde. Buna tasfiye denmez, mirası reddettik.
Biz hiç bir zaman milli devletimizi yitirmedik, er geç batıyla ister istemez hesaplaşmak zorundayız. Bunu gerçekten yapmadıkça belayı başımızdan defedemeyiz...'Kemal Tahir 'Yol Ayrımı'


--------------------------------------------
On Mon, 2/18/19,  <gti...@aol.com> wrote:

Subject: SİNAN MEYDAN IHANET DEDIGIN OYLE DEGIL BOYLE OLUR
Date: Monday, February 18, 2019, 7:24 PM


 
  Vahidettin koskoca bir imparatorlugun basindaki
liderdi; kendi devletine mi, milletine mi ihanet
etti?

Yoksa, kendisine ve Osmanli'ya ihanet eden
Mustafa Kemal gibi Ingiliz-Siyonist isbirlikcilerine mi?







Ikincisi ise, ki oyledir,
ona ihanet denmez, nefsi mudafa-veya-vatan mudafasi
denir.







Bak iste su yaptigim arastirmayi oku
hainlerin kimler oldugunu anlarsin.
-----Original
Message-----

From: Oraj POYRAZ at neomailbox.net

To: ahmetdogan.simsek <ahmetdog...@gmail.com>;
AtaturkMilliyetcileri
gercek.demokrat <gercek....@hotmail.com>; gtiecer
zkentel2001 <zkent...@yahoo.com>; zkentel

Sent: Mon, Feb 18, 2019 7:50 am

Subject: SİNAN MEYDAN : “KARA SULTAN”I AKLAMAK





 
   
 
 

   
SİNAN
MEYDAN : “KARA
SULTAN”I
          AKLAMAK
   

19 Kasım
            2018

   
Vahdettin'in
hainliği sonradan mı uyduruldu?
   

“Vahdettin en son
                    melanetini de gösterdi ve hilafet
makamından firar
                    ile İngilizlerin kucağına atılmak
hıyanetini de
                    irtikab etti. ' (…) ‘Hilafet
makamından İngiliz
                   
kucağına”
(Hâkimiyeti
Milliye 19 Kasım
1922)

   



   

Bundan
tam 96
yıl önce 17 Kasım 1922'de
-Türkiye'de meşruti
monarşinin son temsilcisi-
Halife Vahdettin İngilizlere sığınıp
Türkiye'den
        kaçtı.
          (Sürgün
          edilmedi kaçtı. ) Çünkü Milli Mücadele
yıllarındaki
“ihanetinin” hesabını vermeyeceğinin
          farkındaydı. 

   

Ancak
Mevlanzade Rıfatlar Necip
            Fazıllar ve günümüzün
gerçeği eğip büken anlı
şanlı
“eyyamcı
tarihçileri”
Vahdettin'in
“hain” olmadığını iddia ettiler
          ediyorlar. 

   

Oysaki
“Vahdettin'in
hainliği”
cumhuriyetin
            ilanından sonra
Kemalistlerce
            veya resmi
tarih
            tarafından uydurulmadı;
Vahdettin
Milli
            Mücadele sırasında –Bu mücadeleye yönelik
düşmanca tavrı
            nedeniyle- daha 1920
sonlarından
            itibaren I. TBMM‘de
“hain”
            ilan edildi. Yani
Padişah
Vahdettin'i
            sonradan tarihçiler
            değil o dönemde
meclis/millet
ve
          tarih
“hain” ilan etmişti.
 

   
VAHDETTİN
AKLAYICILARINA
SORULAR
   

“Atatürk'ü Samsun'a
                    Vahdettin
gönderdi”
            diyerek Milli
Mücadele'yi
“Vahdettin'in
eseriymiş” gibi göstermeye
çalışanlar aşağıdaki sorulara
hep kaçamak cevap verirler:

   

1 –
            İstanbul Hükümeti
ve Vahdettin Atatürk'ü Samsun'a
niye gönderdi?
Milli Mücadele'yi
başlatmak için mi yoksa İngilizlere
yaranmak için mi?

   

2 –
            Milli Mücadele'yi başlatmak için
gönderdiyse (!) Atatürk'ü
Samsun'a
          gönderdikten bir ay
sonra (Haziran 1919) niye geri çağırdı
iki ay sonra (Temmuz
1919)
niye görevden aldı?

   

3 –
            Atatürk 23 Nisan 1920'de
Ankara'da TBMM'yi açınca
Padişah Vahdettin sırtını İngiliz işgal
          kuvvetlerine dayayan Damat
Ferit'le birlikte
Milli Mücadele'ye ve
Atatürk'e adeta
savaş ilan etmedi
mi?

   

a)
            Atatürk ve arkadaşlarının
katledilmesinin
“dinen caiz
olduğunu” söyleyen
fetvalar yayımlamadı
mı?

   

b)
            Atatürk'ü ve arkadaşlarını gıyaben
idama mahkûm etmedi
mi?

   

c) Atatürk'ün
rütbelerini ve
nişanlarını sökmedi
mi?

   

d)
            Yurtsever valileri komutanları görevden
almadı mı?

   

e) Kuvayı
Milliyecilerin
telgraflarının çekilmesini
yasaklamadı mı?

   

f)
            Kuvayı Milliye'ye karşı
İngiliz desteğiyle paralı
Kuvayı İnzibatiye
Ordusu (Halifelik Ordusu) kurup
          Anadolu'ya gönderip
Mehmetçik'e saldırtmadı
mı?

   

g)
            Türk
Milleti'nin idam fermanı
Sevr
Antlaşması'nın imzalanmasına
izin vermedi
mi?

   

h) Milli Mücadele'yi sona
erdirmek
          için Anadolu'ya
“nasihat
heyetleri” göndermedi
mi?

   

i) Türkiye'nin
yönetimini 15 yıllığına
İngilizlere
bırakmayı teklif etmedi mi?
İngilizlerle gizli
antlaşmalar yapmadı
mı?

   

j) İngiliz temsilcileriyle
gizli görüşmeler yaparak onlardan
Atatürk'ü ve Milli
Hareketi ortadan kaldırmalarını istemedi
          mi? Bu görüşmelerde Atatürk'e ağır
hakaretler etmedi mi? Büyük
Taarruz'dan 20 gün
önce bile Atatürk'ü ve
milliyetçileri İngilizlere
şikâyet etmedi
mi?

   

k) Bu fetvalar idam kararları
          nasihat heyetleri Kuvayi İnzibatiye (Halifelik
Ordusu) gibi
          girişimler sonunda Anadolu'da Mili Mücadele'ye
karşı 20'den fazla iç
isyan çıkmadı mı?

   

l) Milli Mücadele
sonrasında
“Hayatımı tehlikede
                   
hissediyorum” diyerek İngilizlere
sığınıp
          ülkeden kaçmadı
mı?

   

(Vahdettin
          konusunda bakınız: Salahi R Sonyel
Gizli Belgelerde Mustafa Kemal
            Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı
Ankara 2007)

   
Vahdettin'i biz
değil meclis “Hain”
          ilan etti
   

Tarih 25 Eylül 1920

   

Yer:
TBMM

   

Saltanat ve
        hilafet
          konusu
          görüşülüyor. 

   

Görüşmeler
          uzayınca Atatürk söz alıp şunları
söylüyor:

   

“İkide birde Meclisi
                    Âlinizin bu mesele üzerinde müzakere
ve münakaşa
                    açması caiz değildir kanaatindeyim.
Bugün bu makamı
                    işgal eden zat (Vahdettin) bu millet ve
memleket
                    için hain bir adamdır. (Alkışlar)
Müsaade buyurunuz
                    beyim. Hain bir adamdır. (Alkışlar
bravo
sedaları)” (TBMM Gizli Celse Zabıtları
C.1 s. 135)

   

Saltanat ve
          hilafet tartışması devam edince
Atatürk bu sefer de şunları
söylüyor:

   

     



     

Vahdettin'in
            besmeleyle taşlanmasını isteyen önerge.
TBMM Zabıt
            Ceridesi C. 24 s. 291.
 

   

   

“Esir olan adam padişah
                    olamaz. (…) haince hareket
ediyor…”
(TBMM Gizli Celse Zabıtları
C.1 s. 136)

   

TBMM'de 8 Şubat
1921 tarihli gizli oturumda
Muş Milletvekili Hacı Ahmet
            Efendi Halife Sultanın
Sevr
Antlaşması'nın imzalanmasını kabul
ederek
“ecnebilere boyun eğen
                    bir mahlûktan (yaratıktan) başka bir
şey
                   
olmayacağını” söylüyor.
(TBMM Gizli Celse Zabıtları
C.1 s. 412)

   

TBMM'nin 23 Nisan
1921 tarihli
oturumunda Saruhan Milletvekili Mahmut Celal
Bey
“Papaz Fru isminde bir
                    casus maalesef Sultan Osman'ın
tahtında oturmakta
                    olan bugünkü padişahı avucunun
içine
almış…“ deyince İstanbul
Milletvekili Neşet Bey
“O da onun gibidir.
                   
Kahrolsun!” diye bağırıyor.
(TBMM Zabıt Ceridesi
C. 10 s. 71)

   

TBMM'nin 9 Temmuz
1921 tarihli oturumunda da
Antalya Milletvekili Rasih Efendi
Bursa'da Osmanlı'nın
          kurucularının türbeleri
üzerine Venizelos'un oğlunun ayak
            basarak fotoğraf
çektirmesine sessiz kalan
Padişah
Vahdettin'e
“Muzuriddin”
            adını takıyor. Bunun üzerine İstanbul
Milletvekili Neşet Bey
“Bunu yaptıran o
domuzdur” diye bağırıyor.
(TBMM Zabıt Ceridesi
C.11 s. 208)

   

TBMM'de 30 Ekim
1922
pazartesi günü
saltanatın kaldırılması için
          görüşmelere başlanıyor. 

   

O
          görüşmelerde Antalya Milletvekili Hoca
Rasih Efendi Padişah
Vahdettin'e
“cani ve
hain”
            diyor. Bütün İslam dünyasının
ona
“lanet
ettiğini” söylüyor.
(TBMM Zabıt Ceridesi
C.24 s. 272)

   

Rasih
            Efendi bir ara Vahdettin
için
“zavallı”
            diyor. Konya Milletvekili Refik Bey
“haindir”
            diye bağırıyor.
Meclisten
“haindir” sesleri yükseliyor.

   

   

Mardin
            Milletvekili Necip Bey
ve Kırşehir Milletvekili Yahya
            Galip Bey
“O Papaz Fru'nun
                   
halifesidir” diye bağırıyorlar.

   

   

Hüseyin
          Avni Bey “yabancıların tutsağı
                    olan birinin halife değil ancak kendine
patrik süsü
                    veren Papa'nın
dostu”
            olabileceğini
söylüyor.
“Saltanat
makamında
Vahdettin
değil
Vahimeddin
adında aciz biri
                   
oturuyor”
            diyor. Hüseyin Avni
Bey
            sözlerini şöyle
bitiriyor:
“Kendileri Sevr
                    Antlaşması'nı imza ederken
halifenin hukuku ne
                    olduğunu okusaydı keşke bacağı
kırılsaydı da o
                    halife lütfen ayağa kalkamasaydı.
Bacakları
                    kırılsaydı.


   

Çorum
          Milletvekili Haşim Bey
“Hutbelerde isminin
                   
anılmamasını” teklif ediyor.


   

Muş
            Milletvekili Hacı İlyas
Efendi de
“Bütün İslam dünyasının
                    mukadderatına kayıtsız kalan
Vahdettin'e biat ettiği
                    için sağ elime nefretle
bakıyorum”
diyor.
           
Vahdettin'in
“böyle haince hareket
                   
etmesinin”
nedeni
“esirliği değil
                   
kişiliğidir”
diyor.
“Bir an önce zavallı
                    mabetlerimizi mescitlerimizi şu
alçağın adıyla
                    kirletmemek için buna bir son verelim.
” diye de ekliyor.

   

   

Kırşehir
          Milletvekili Yahya Galip Bey de
“İstanbul'da bulunan ve
                    ismine halife denilen (Kahrolsun
sedaları) o herifle
                    kim temas ederse mutlaka insanlıktan
çıkar.

diyor.
            Şöyle devam
ediyor:
“İstanbul'da halife
                    denilen adam İslam diniyle alâkadar
değildir. (…) O
                    halife olsa olsa daima nasihat aldığı
Papaz Fru'nun
                    halifesi olabilir. Müslümanların
böyle bir
                    halifeleri yoktur. Biz bunu açık
olarak
                    söylemeliyiz. (Yoktur sedaları).


   

Ankara
            Milletvekili Ali Fuat
Paşa da padişahı
sarayı ve Babıaliyi
“Milli Mücadele'nin
                   
düşmanları” olarak adlandırıyor.

   

   

İstanbul
          Milletvekili Neşet Bey
“Hepsinin Allah belasını
                   
versin” diye ekliyor.


   

Dahası da
          var!

   

Şimdi
            sıkı durun!

   

Diyarbakır
            Milletvekili Hoca Şükrü Efendi
meclise verdiği bir önergede
“Padişah
Vahdettin'in
besmele ile şeytan gibi
                   
taşlanmasını” istiyor.
(TBMM Zabıt Ceridesi
C.24 s.272- 291)

   

30 Ekim
            1922'de saltanatı
kaldırmak için Büyük Millet Meclisi
          Başkanlığı'na verilen 78
imzalı
önergede de açıkça Padişah
Vahdettin'in Milli Mücadele'de
vatana millete
“ihanet
ettiği”
            ifade ediliyor.
“Türk Milleti saray ve
                    Babıalinin ihanetini gördüğü zaman
anayasayı
                    değiştirerek egemenliği millete
verdi” deniliyor.
(TBMM Zabıt Ceridesi
C.24 s.292 293)

   
Atatürk'e göre de
Vahdettin haindi
   

Atatürk
          ilk
          olarak
            25 Eylül 1920
tarihli meclis gizli
oturumunda
“Vahdettin bu millet için
                    hain bir
adamdır” diyerek Vahdettin'in
ihanetinden söz ediyor.


   

1 Kasım
            1922'de saltanatın kaldırılması
dolayısıyla mecliste yaptığı
konuşmada da
          Vahdettin'in
“hain”
            olduğunu söylüyor.
Atatürk
bu
            konuşmanın el yazısı
              notlarında
            Vahdettin'den
“bilinçsiz bir
hain”
“insanlık duygularından
                    arınmış bir
yaratık”
“aşağılık bir
araç”
“alçak” diye söz ediyor.
(Atatürk Belgeler El Yazısıyla
            Notlar Yazışmalar s. 322-329)

   

Atatürk 1927'de
kaleme alıp okuduğu Nutuk'ta da
Vahdettin'den
“hain”
“alçak”
            ve
“soysuzlaşmış aşağılık
                   
yaratık” diye söz ediyor.

   

   

     



     

Atatürk
              1 Kasım 1922'de saltanatın
kaldırılması dolayısıyla
            yapacağı konuşmanın el yazısı
taslaklarında Vahdettin'in
            ihanetinden ‘Vahdettin'in (…) bu
hareketi denaatkaranesi'
            yani ‘bu alçakça hareketi' diye söz
ediyor.
     

   

   

Şu cümleler
        Nutuk'taki
            Atatürk'e ait:

   

“Saltanat ve hilafet
                    makamında oturan Vahdettin mütereddi
(soysuzlaşmış)
                    şahsını bir de tahtını
koruyabileceğini hayal ettiği
                    alçakça tedbirler araştırmakta.
(…) Vahdettin gibi
                    özgürlüğünü ve canını kendi
ulusu için tehlikede
                    görebilecek derecede aşağılık bir
yaratığın bir
                    dakika bile olsa milletin başında
bulunduğunu
                    düşünmek ne
acıklıdır?”

   

Demem
            o ki; bugünlerde
birileri
“Yeni
Türkiye”
            dedikleri yapıya uygun
yeni bir
tarih
            yazıyorlar. Bu doğrultuda öncelikle Padişah
Vahdettin'i –Ziya
Gökalp'in
            ifadesiyle
“Kara
Sultanı”-
            aklamak istiyorlar.
Ancak
“Kara Sultanı
Aklamak”
            mümkün değildir.
Çünkü
“Kara
Sultan”a sonradan
kara çalınmadı o yapıp ettikleriyle
kendi kendini kararttı.
Aklanmaz.
   

   
Gazetelere yansıyan
ihanet
   

1 Kasım
            1922'de saltanat
kaldırıldı. Vahdettin
artık sadece halifeydi.
   

   

Halife
            Vahdettin 17 Kasım 1922'de
İngilizlere sığınıp
kaçtıktan sonra
birçok gazete Vahdettin'in
“hain” olduğunu yazdı.

   

   

Tevhid-i
            Efkâr Gazetesi Vahdettin'in
kaçışını “din ve millet düşmanı
                    padişahın misli görülmemiş
alçaklığı”
            olarak duyurdu.
Hâkimiyet-i
Milliye Gazetesi
“Hilafet makamından
                    İngiliz
kucağına”
            diye başlık atıyordu. Yeni Gün
Gazetesi
“Türk ulusunun utkusu hain
                    padişahı tahtını ve tacını
bırakmaya zorlamıştır (…)
                    Cehenneme gitsin.
” diye yazdı.


   

Falih
            Rıfkı Atay hâkimiyet-i Milliye
Gazetesi'ndeki
“Korkak
Kaçtı”
            başlıklı makalesinde
Vahdettin'e
“Senin kanına hangi kirli
                    su karıştı? (Senin adın Mehmet)
peygamberin ve
                    İstanbul fatihinin adı değil
miydi?” diye sesleniyor.

   

   

     



     

Vahdettin

   

   

Süleyman
            Nazif 21 Kasım 1922'de
İleri Gazetesi'nde
“Malta'daki”
            başlıklı yazısında
Vahdettin'i
“lanetli”
            diye adlandırıyor. Dünyanın her
yerinde
“Vahdettin'in adı
                    lanetlerle
anılsın”
diyor.
            İlkokuldan
üniversiteye
“her okulda her kışlada
                    her fabrika ve dükkânda sefil mahlûk
olan
                    Vahdettin'in resmini teşhir
etsinler” diyor. 

   

Süleyman
            Nazif 30 Kasım 1922'de
İleri Gazetesi'nde
“Vahdettin'e
Mektup”
            başlıklı yazısında ise
Vahdettin'e
“Başınızı yukarıya göğe
                    doğru da sakın
kaldırmayınız”
diyor.
            Tüm ecdat ruhları
sizden
“utanacaktır”
            diye yazıyor.
“Kızarmak bilmeyen
                    yüzünüze gökten lanetler
yağar”
diyor.
“Yere daima yere… Yerin
                    dibine geçeceğiniz dakikaya kadar yere
bakınız ey bu
                    dünyanın en soysuz
adamı…” diyor. 

   

17 Kasım
            1922 tarihli İleri Gazetesi'nde
Ziya Gökalp
“İstida
(Dilekçe)”
            başlıklı şiirinde
            Vahdettin'e
“Kara
Sultan” diye sesleniyor.

   

   

6 Kasım
            1923'te Hüseyin Cahid
(Yalçın) da Tanin Gazetesi'nde
“Vahdettin Osmanlı
                    padişahları arasında ilk defa olarak
vatana ihanet
                   
etti” diye yazıyor.
 

   

           
IwAR3b-CNOAQBP7EP7loHDub8AbCpNB_mI8RaaGE3FfANlr_iWvRNr2mq7vTk

    --
a45UyF587661
   


 




Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages