1 — Birinci Cihan Harbinde İmparatorluğun çöküşü, Filistin cephesinin
birdenbire yıkılmasiyle olmuştur.
2 — Evet, Birinci Cihan Harbinde Filistin cephesi birdenbire yıkılmış;
bu cephe üzerinde her şey, müthiş bir bozgun ve misilsiz bir panik kasırgasiyle
altüst olmuş ve neticede bu iş, bütün felâketler bilançosunun yekûn hattını
çekerek Türk vatanının istilâsına ve Mondros esaret senedinin imzasına kadar
götürmüştür.
3 — Acaba Filistin cephesinin âni çöküşü, 4 küsur yıllık Birinci Cihan
Harbinin her gün üstüste yığılan faciaları sonunda zuhura gelmiş tabii bir
netice midir; yoksa bununla beraber ve bilhassa bundan kuvvet alarak araya
giren bir kast ve menfi irade mahsulü müdür???
4 — Biz, bütün bir tarih seyrini değiştirecek kadar mühim bu sualin
cevabını şöylece veriyoruz ki, imparatorluğu birdenbire dize getiren Filistin
cephesinin çöküşü, üstüste yığılı facialar neticesinde, fakat bu faciaların
kötü akıbetini biraz daha uzatmanın pekâlâ mümkün bulunduğu bir anda, bulanık
şartlardan kuvvet alarak araya girici bir kast ve menfi irade neticesi olarak
meydana gelmiştir. Yani, imparatorluğun, o günkü Türk vatanının çöküşünü
çabuklaştırıcı bir kast ve menfi irade karşısındayız. Artık siz bunun mânasına
ne isim verirseniz veriniz!
5 — Cephenin çöküş tarihi 31 Ağustos 1918 dir. Filistin cephesinde üç
ordumuz vardır: 4 üncü, 7 ncı ve 8 inci ordular... 4 üncü ordu kumandanı
Mersinli Cemal Paşa merhum, 8 inci ordu kumandanı ArapKirli Cevat Paşa merhum,
7 nci ordu Kumandanı da Mustafa Kemal Paşadır. Üç ordunun birden teşkil ettıgı birlik ise
Yıldırım Orduları ismındedir ve General (Ley-man von Sanderes) kumandasındadır.
6 — 7 nci ordu merkezi Nablus, 8 inci ordu merkezi Tul-ü Kerem, 4 üncü
ordu merkezi Salt kasabalarında... Ordular grubu kumandanlığı da Nâsırada...
Arkanızı Anadoluya vererek düşünürseniz, Şeria nehrinin sağında 4 üncü, solunda
da 7 nci ve 8 inci ordular... Karşılarındaysa General (Allenbi) kumandasında
İngiliz ordusu...
7 — Günün birinde Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları Levazım Reisi Merzifonlu Miralay
Ömer Lütfi Bey (İstiklal Harbi esnasında Nafia Vekili) ile yine ordular grubu
erkân-ı harb reisi Diyarbakırlı Kâzım Paşayı nezdine çağırıyor ve şöyle diyor:
«Enver Paşanın idaresi orduyu ve vatanı her yerde felâkete sürüklüyor! Bu
vaziyetten kurtulmak için tek çare İngilizlerle anlaşmaktır! Başka hiçbir çıkar
yol kalmamıştır!..» Her iki asker de bu teklifi şiddetle reddediyor ve böyle
bir hareketin korkunç bir şey olacağını söylüyorlar ve yerlerine gidiyorlar.
Teklif neticesiz kalıyor. (İşbu Ömer Lûtfi Bey, iman ve namusiyle tanınmış bir
zattır ve elyevm, çok şükür, sağdır.)
8 — Bu arada Mustafa Kemal Paşanın, herhangi bir maddi menfaat bahis mevzuu
olmaksızın, İngiliz kumandanı (Allenbi) ile hususi temaslarda bulunduğunu da
bir gün tarih tesbit edecektir.
9 — Nihayet 31
Ağustos 1918.(Tarih yanlis).. 7 nci ordu, ne sağındaki 4 üncü orduya, ne de
solundaki 8 inci orduya ve bilhassa Ordular Grupuna hiçbir haber vermeden ve
hiçbir şey sızdırmadan, birdenbire Bisan istikametinde son süratle çekilmeye
başlıyor!!!
10 — Nagihan cephe üzerinde müthiş bir yarık hâsıl olmuş ve 4 üncu ordu
ile 8 inci ordular birbirinden uzakta ve temassız halde kalmışlardır!!!
11 — İngiliz ordusu hemen bu yarıktan içeriye dalarak 8 inci ordunun
gerisine düşüyor ve bu orduyu kuşatıp kamilen esir ediyor. Ancak Tul-ü Kerem
mevkiindeki Cevat Paşa, birkaç Kişilik maiyetiyle zor belâ kurtulabiliyor!!!
12 — İngiliz tazyiki, oradan, derhal 4 üncü ordu üzerine dönüyor;
vaziyeti birdenbire ve tepeden inme haber alan 4 üncü ordu ise, tarih boyunca
misli görülmemiş bir bozgun seli halinde Haleb'e doğru akmaya başlıyor!!!
13 — Vaziyet tek kelimeliktir; Kahkarî hezimet!!! 4 üncü ordu bakiyeleri
Şam'a doğru mahşeri bir ana baba günü akışiyle kulaç atarken, 7 nci ordu hiçbir
tazyik görmeden Haleb'e çekilmiş ve orada karargâh kurmuştur!!!
14 — İşte bunun üzerine memleket tek kalemde tepetaklak olmuş ve
Mondros'un imzası zarureti doğmuştur. Öyle bir cephe çöküşiydi ki, bu, eğer tam
o anda imparatorluk, esaretini kabul edip mahut mütarekeyi imzalamasaydı,
İngiliz ordularının Halep önüne değil, Haydarpaşaya kadar ilerlemesi lâzımdı.
15 — Bir taraftan Yıldırım Orduları Kumandanı (Leyman fon Sanderes),
öbür taraftan 4 üncü ve 8 inci ordular kumandanları çırpınadursun; Mustafa Kemal Paşa derhal İstanbula müracaat ederek şu teklifte
bulunuyor: «Ordumuz mahv-ü
perişan olmuştur! Eğer Yıldırım Orduları Kumandanlığını bana verir ve Mersinli
Cemal Paşayı bertaraf ederseniz vaziyeti kurtarırım!..» Ve o hengâmede
hiçbir şeyi doğru haber almak ve düşünmek kabiliyetinde olmıyan İstanbul, bu
teklifi kabul etmekten başka çare bulamıyor!!!
16 — Yeni Yıldırım Orduları Kumandanı birkaç basit oyalama
muharebesinden sonra Adanaya çekiliyor ve Adanadan da îstanbula şu yeni
teklifte bulunuyor: «Vaziyet
tam bir faciadır! Beni Harbiye Nazırı yaparsanız durumu kurtarabilirim!..»
Artık vaziyet; bilhassa şahısların vaziyeti, İstanbulca malûm olmaya
başladığından Müşir İzzet Paşa bu telgrafa cevap vermiyor; ve Yıldırım Orduları
Kumandanı İstanbula gelmekten başka çare bulamıyor!!!
17 — Mustafa
Kemal Paşanın Harbiye Nazırlığını
isteyişi telgrafı, Toroslarda Bilemedik mevkiinden çekilmiş; ve erkân-ı harb
miralayı merhum Fuat Ziya Beye çektirilmiştir. Zira merhum Fuat Ziya'nın Müşir
İzzet Paşa ile arası son derece iyidir. Elbette ki, tarih bir gün bu telgrafın
da müsveddesini bulacaktır!!!
18 — İşte Türk milletini imparatorluk enkazı altından kurtarma hareketi
mazide böyle bir istinat noktasına dayanır!!!
19 — Sadece realiteleri tesbite memur olan biz, kıymet hükmünü umumi
vicdana ve tarihe terkediyoruz!!!
Büyük Doğu Dergisi - 8 Eylül 1950 - Sayı: 25, sayfa 3