Psikolojik Danışma Ve Psikoterapi Kuramları

0 views
Skip to first unread message

Ariel Wascom

unread,
Aug 5, 2024, 12:19:53 AM8/5/24
to braganperloo
Danışanınhayatında değişim yaratarak onun mutlu olmasını, isel huzuru yakalamasını, farkındalığının artmasını, kendisiyle ve evresiyle barışık yaşamasını, kapasite ve potansiyelini maksimum dzeyde kullanabilmesini, uyumlu, verimli, retken olmasını ve psikopatolojilerin tedavisini amalayan psikoterapiler, insana ynelik farklı bakış aılarını ifade eden kuramlardan doğmuşlardır.

Her kuramın gl ve eksik yanları bulunabilir. Kuramlar, btncl bir yaklaşımla ele alınarak, danışanı bir kuramla sınırlamadan, insanın bilişsel, duyuşsal ve davranışsal ynleri olan karmaşık bir varlık olduğu bilinerek danışana uygun bir sentez yapıldığında en başarılı sonulara imza atılabilir.


En temel kişilik kuramı olup, ilk bilişsel ve psikopatoloji yaklaşımı olarak bugn de değerini koruyan bir psikoterapi yntemidir. Diğer tm kuramlar ya bu kuramı desteklemek ya da eleştirmek zere ortaya ıkmıştır.


Psikanalitik psikoterapide ama, danışanın kişiliğindeki bilindışı zelliklerin farkına varmasını sağlayarak atışmalarını zmek, bu sayede kendini geliştirebilmesinin nndeki engelleri atlatmaktır.


Freud, psikopatolojilerin gelişiminde en hassas dnemin ilk 6 yaş olduğunu belirtir. Ergenlik ağının ikinci bir şans ve yeniden yapılanma dnemi olduğuna dikkat eker. Bu dnemde dzelme olmadığı taktirde ruhsal sağlığın ancak psikoterapi ile dzeleceğini savunur.


Psikanalitik terapide terapist aktif rol alarak danışanı ynlendirir. Transferans (danışanın anne babaya karşı beslediği bilindışı olumlu ya da olumsuz duygularını terapiste aktarması), karşıt transferans ( terapistin danışana karşı duyduğu derin duygusal tepkiler), diren (tedavinin ilerlemesini engelleyen her trl etken olup, sorunlu noktayı işaret eder) ve dil srmeleri, isim ve yer unutma, sakarlık, seans saatini şaşırma gibi her trl hatalı eylem (bilindışı istek ya da drtlerin dışa vurumu olarak değerli bilgi verir) teraptik srecin ana hatlarını oluşturur.


Gd kuramı (bireyin temel yaşam enerjisi ile temel lm igdsnden doğan cinsellik ve saldırganlık drtleri ile hareket etmesi), bilin-bilin ncesi-bilin dışından oluşan zihinsel sre, id-ego-sperego kavramlarını ieren yapısal kişilik kuramı, ego savunma mekanizmaları, oral-anal-fallik-latans ve genital dnem olarak sınıflanan psikoseksel gelişim dnemleri psikanalitik kuramın temel kavramlarıdır.


Subjektif duyguların biyolojik drtlerden daha nemli olduğunu savunan Alfred Adler, insanın toplumsal bir varlık olduğunu, kişiliğin gelişiminde bilinli ynlerin daha etkili olduğunu syler. Davranışların hedefi ve amacı olup, kişi başarılı olma, byme ve gelişme arzusundadır. Ayrıca her insanda aşağılık duygusu yaşama eğilimi olup, bunu yenemediğinde aşağılık kompleksi geliştirir. Tersini yaşayarak stnlk kompleksi de geliştirilebilir. Her ikisi de bireyi verimsizleştiren, nevrotik sorunlardır.


Adlerci terapide sosyal ilginin bir i potansiyel olduğu ve bilinli olarak geliştirilebileceği inancıyla danışanın igrs desteklenir. Birey insani kusurlarına rağmen kendini z bakımından değerli grmelidir. Yaşama ve topluma ilişkin kendini zayıf ve aşağı hissettiğinde davranış bozuklukları gelişir. Psikoterapi srecinde gven, umut ve sevgi zerinde alışılır.


Adler doğum sırasına nem vermiş, kişisel gelişimdeki rolleri zerinde ayrıntılı durmuştur. İlk ocuk ailenin tm ilgisini zerinde toplayarak saltanat sren bir padişah durumunda, iyi sosyalleşmiş, başarılı, uyumlu ve sorumluluk sahibidir. İkinci ocuk doğduğunda tahtını kaybetmesinden dolayı ya ksknleşecek, ya da g ve otoritenin nemini daha iyi kavrayacaktır.


İkinci ocuklar dışa dnk, zgr, yaratıcı ve kurallarla pek ilgilenmeyen bir yapıda olup, byk kardeşin aldığı rolleri stlenmez ve genelde zıt zelliklere sahip olurlar. Ortanca ocuklar ise aile iinde sıkışmışlık duygusu yaşar, kendilerine adil davranılmadığını dşnebilirler. Ancak kendi isteklerini yapma ve yaptırmada etkili bireylerdir.


En kk ocuklar glk ve fırsatları aynı anda yaşarlar. Şımarık ocuk olma riski yksek olsa da ok başarılı olma olasılıkları vardır. Tek ocuklar ise abuk olgunlaşıp ok başarılı olurlar. Zengin bir hayal gleri olma potansiyelleri yksektir. Ancak şımarık, bencil ve sosyalleşmede zayıf kalabilirler.


İnsan davranışlarının duygusal yn ve igrye hi girmeyen Skinner, uygun ğrenme durumları sağlanıp, egzersiz yaptırıldığında uygunsuz davranışların değiştirilebileceğini gstermiştir. Davranışı kuramda uyumlu ya da uyumsuz tm davranışların ğrenildiği var sayılır.


Klasik koşullanma, bağ kuramı (deneme-yanılma yolu) ve edimsel koşullanma davranışı terapinin ana kavramlarıdır. Pekiştirme, şekillendirme, sndrme, cezalandırma, evresel planlama, sistematik duyarsızlaştırma, taklit, dşnmeyi durdurma gibi teknikler davranışı terapi srecinde kullanılır.


Birey merkezli terapide bireyin kendi gerek kavramı ile algıladığı kendilik kavramı arasındaki uyumu sağlama amalanır. Kişi kendi z kaynaklarını, potansiyelini tanıyıp btnleştirdiği ve kendilik algılarında gereki, gvenli ve olgun hissettiğinde sağlıklı bir ruh haline sahip olacaktır. Kendisi ve başkalarını olduğu gibi kabul edip, olumlu dşncelere sahip olma durumu ruhsal ynden sağlıklı olma halidir.


Kendine gven, bireyin kendini gl ve yeterli bulmasıdır. Kendine saygı ise bireyin sahip olduklarına değer vermesi, sahip oldukları ve konumu itibariyle kendini değerli bulması, beğenmesi ve nemsemesidir. Olumlu benlik saygısını tarif edecek olursak, başka insanların tutumlarına bağlı olmadan bireyin kendi benliğine ynelik iyi duygulara sahip olma diyebiliriz.


Kişinin psikolojik rahatsızlıklarının temelinde yaşantılar ile benliğin btnleşmemesinden kaynaklanan uyum bozukluğu vardır. Gemiş yaşantıların şimdiki yorumu ve kişinin znel anlayış biimi, şimdiki davranışları etkileyen primer etkendir.


Duyguların, aktifleştirildikleri taktirde doğal uyum potansiyeline sahip olduğunu, bu sayede istenmeyen kendilik yapısının iyileştirilebileceğini, duygusal sorunların zmlenebileceğini savunan Leslie S. Greenberg duygu odaklı terapinin kurucusudur.


Duygular davranışlarımızı ynlendiren primer etkendir. Birey birincil duygularının farkında değilse ve kaınılan veya sembolize edilmeyen birincil işlevsel duygu ve gereksinimleri fark edemiyorsa davranış bozukluklarının gelişmesi kaınılmazdır. Her duygunun altında bir ihtiya vardır ve her ihtiya bir davranışa dnşr. Duyguyu bir sonu değil, şu anki durumun nedeni olarak grmeliyiz.


Sonu olarak duygu odaklı terapi duygusal farkındalık, duyguların dışa vurumu, duyguların dzenlenmesi, duyguların dnştrlmesi gibi teknikleri kullanarak ruhsal sağlığı yakalamaya alışan bir psikoterapi yntemidir. Bireysel ve ift terapilerinde gnmzde en tercih edilen psikoterapi eşitlerindendir.


Varoluşu terapinin temel amacı bireyin eyleme geme zgrlğ ve sorumluluğunun risklerini kabul etmelerini sağlamak, yaptıklarının farkındalığını kazandırmaktır. Kişisel farkındalığını kazanan birey o derece zgr olacaktır. Yaşam tarzımızın ve geldiğimiz konumun seimlerimizin bir sonucu olduğunu bilmeli, bunun sorumluluğunu kabullenmeliyiz. Psikopatoloji insanın anlamlı seimler yapamayıp potansiyelini kullanamama başarısızlığıdır.


Birey kendi potansiyelini reddederse varoluş suu işlemiş olur. İindeki gc harekete geiremeyen, karşısına ıkan olanakları değerlendiremeyen kişi, yaşaması gereken varoluşsal sululuk duygusundan kaarsa nevrotik sululuk duygusu oluşabilir, birey yaşamda anlamsızlık iine dşebilir.


Gestalt terapide şimdi ve burada ilkesine gre insanın btnlk iinde olması hedeflenir. Ama, bireyin btnlğe kavuşmasını sağlamaktır. Yaşamın ve işlerin bitmemiş ya da tamamlanmamış kısımlarının tamamlanması bu bağlamdadır. Tamamlanmamış işler kırgınlık, fke, acı, sululuk gibi olumsuz duygular yaratacak, bunlar da tam olarak ifade edilemediğinde kişinin kendisi veya diğerleri ile olan ilişkilerinde ortaya ıkacak, zamanla sabit bir hareket tarzına dnecektir.


İnsanın dşnme tarzını değiştirebilirsek, duygu ve davranışlarını da değiştirebiliriz. Bu psikoterapi yntemindeki temel ama danışanlara işlevsel olmayan duygu ve dşnceleri sağlıklı ve işe yarar olanlarla nasıl değiştirebileceğini ğretmektir.


Kendi duygusal problemlerimizin yaratılmasında kendimizin sorumlu olduğunu kabul eder, bu rahatsızlıkları değiştirebileceğimize inanır, duygusal problemlerimizin byk lde mantık dışı irrasyonel inanlardan kaynaklandığını anlar ve değişim inancıyla alışırsak işlevsel olmayan kişilik yapısını değiştirebiliriz.


Depresyonun bir duygulanım bozukluğu değil bilişsel bozukluk olduğunu ileri sren, bireyin dşnce tarzı bozulduğunda ruh sağlığının da bozulacağını syleyen, duygusal tepkilerin olaylara yklenen anlamlara bağlı ortaya ıktığını belirten Aaron Beck, bilişsel terapinin atasıdır.


Bilişsel terapide danışanın dşnce yapıları ve buna bağlı olarak ortaya ıkan davranışların değiştirilmesi amalanır. Sorunlu davranışlar deneysel bir yaklaşımla ele alınır, hipotez kurulur ve bir formlasyon oluşturulur. Bireyin dşnce ve inanlarına şimdi ve burada bağlamında yaklaşılarak zme gidilir.


Zihin okuma (insanların ne dşndğn varsayma), geleceği okuma (kt şeyler olacak gibi), felaketleştirme (yapamazsam sonu korkun olur gibi), etiketleme (o yozlaşmış biri gibi), olumluyu yok sayma (kolaydı, yapılması gereken buydu gibi), sadece olumsuza odaklanma, aşırı genelleme (birok konuda başarısızım gibi), ya hep ya hi tarzı dşnme, meli-malı tarzı dşnme (başarısız olmamalıyım, hep sevilmeliyim gibi), kişiselleştirme (olayları orantısız şekilde kendine bağlama), sulama (tm sorunlarımın kaynağı ailem deyip işin iinden ıkarak sorumluluk almama), haksız kıyaslama (başkalarını gerek dışı standartlarda değerlendirme), pişmanlık eğilimi (bunu sylememeliydim gibi), cevaplardan tatmin olmama (ya olursa, ya ters giderse gibi), duygusal ıkarsama (kknm demek ki iş hayatım ve evliliğim başarısız gibi), yargılamaya odaklanma (kendini ve diğerlerini iyi, kt, stn, aşağılık gibi sıfatlarla damgalama) sıklıkla yapılan bilişsel arpıtmalardandır. Bu arpıtmaların znde bireyin kendisini, dnyasını, geleceğini olumsuz ve hatalı algılaması yatar.

3a8082e126
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages