- Sorunları genelde olağan, sıradan ve yaşamın kaçınılmaz olayları olarak görürler.
- Sorunları, kaçınılması gereken göz korkutucu olaylar olarak görmektense, kendilerini geliştirmeleri (yeni bir şey öğrenme, yaşamı daha iyi yolda değiştirme, kendini daha iyi hissetme gibi) bir uğraş için bir fırsat olarak görürler.
- Sorunların bir çözümü olduğuna ve bunu kendi başlarına bulabilecek yeterlikte olduklarına inanırlar.
- Soruna neden oldukları için kendilerini suçlama eğiliminde olurlar, ‘yetersiz, yeteneksiz, işe yaramaz, kötü, talihsiz’ diye genellikle kendilerini olumsuz tanımlarlar.
- Sorundan kaçmaya ya da herhangi bir tasarı kurmaksızın saldırmaya çalışırlar.
- Sorunun üstesinden gelme beklentileri düşüktür, çünkü ya sorunu çözülemez olarak görürler ya da sorunu başarıyla çözebilecek yeterliliklerinin olmadığını düşünürler.
-Sorunu, yeterli birinin, çok çaba harcamadan hemen çözmesi gerektiğini düşünürler. Bir başkasının sorunu çözmesini yeğlerler.
YAPILMASI GEREKENLER :1. Aşama: Tutum: Bir sorunu çözmeye kalkışmadan önce, söz konusu soruna karşı ve bununla baş edebileceğinize dair olumlu ve iyimser bir tutum takınmalısınız.
2. Aşama: Tanımlama: Tüm verileri elde ederek, sorunu çözmenin önündeki engelleri belirleyerek ve gerçekçi bir amacı belirterek, sorunu doğru bir biçimde tanımlamalısınız.
3. Aşama: Seçenekler bulma, alternatifler üretme.
4. Aşama: Öngörme: Olumlu ve olumsuz sonuçları öngörme ve en az zararla,en çok yarar getireceğini düşündüğümüz en iyi seçeneğin seçimi
5. Aşama: Deneme: Bir eylem tasarısı oluşturduktan sonra bulduğunuz çözümü gerçek yaşamda dener ve işe yarayıp yaramadığını görürsünüz. Elde ettiğiniz sonuçla yetinebiliyorsanız sorunu çözmüşsünüz demektir. Yetinemiyorsanız, başa dönüp daha iyi bir çözüm arayışına girmelisiniz.”